‘İnsani Dayanışma’ günü pratikte nasıl olur?

Dünya nüfusu 2050 yılına kadar 9,6 milyara ulaşırsa insanlığa gerekli olan doğal kaynakları sağlamak için hemen hemen “dünya” gibi üç gezegene daha ihtiyaç duyulacak

Dünya nüfusunun barış içinde yaşaması için sürdürülebilir kalkınma konusunda işbirliği yapılmazsa insanlığın kurtulması mümkün değil (AFP)
Dünya nüfusunun barış içinde yaşaması için sürdürülebilir kalkınma konusunda işbirliği yapılmazsa insanlığın kurtulması mümkün değil (AFP)
TT

‘İnsani Dayanışma’ günü pratikte nasıl olur?

Dünya nüfusunun barış içinde yaşaması için sürdürülebilir kalkınma konusunda işbirliği yapılmazsa insanlığın kurtulması mümkün değil (AFP)
Dünya nüfusunun barış içinde yaşaması için sürdürülebilir kalkınma konusunda işbirliği yapılmazsa insanlığın kurtulması mümkün değil (AFP)

Fidel Spiti
Günümüzde özellikle yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sırasında dünyanın gidişatını beğenmeyen herhangi bir kişiye bugün 20 Aralık “Uluslararası İnsani Dayanışma Günü” desek bize cevabı şu olacaktır: “Bu ‘insanlığın hayrı’ için çalışan Birleşmiş Milletler’in (BM) ve uluslararası kuruluşların ortaya attığı cafcaflı sloganlardan başka bir şey değil. Aslında pratikte insani dayanışma diye bir şey yok. Aksine ortada sadece devletlerin ve halkların özel çıkarlarını elde etmek için savaşması ve rekabet etmesi var”. Bu karamsar cevap, özellikle Kovid-19 krizi sırasında bugün zengin ülkelerin fakirler ülkelerden, zengin kişilerin de fakirlerden önce aldıkları aşıların dağıtımı sırasında görülen zayıf uluslararası dayanışma örnekleri ışığında doğru gelebilir.

Dayanışma ve sürdürülebilir kalkınma
“İnsani dayanışmaya” yönelik bu itiraz, dayanışma kavramını geniş ve abartılı bir anlamı olan yani gerçekçi bir açıklaması olmayıp pratikte uygulanması mümkün olmayan bir kelime olarak aldığımızda geçerli olur. Ancak BM’nin bugünü kutlamasının arkasında ulaşmak istediği şey insani dayanışma hakkında mecazi ve yapıcı ifadelerden daha ziyade  “sürdürülebilir kalkınma” başlığı altında gerçek planların sahada uygulanmasıdır. Yani insanlar arasındaki dayanışma, çatışmaların ve anlaşmazlıkların yatıştırılmasına ve toplumlarda istikrarın sağlanması için ticari ve ekonomik değiş tokuştan başlayarak çeşitli alanlarda ve eğitim ve sağlık gibi gelişmekte olan sektörlerde kalkınma planlarının ilerlemesine katkıda bulunan kalkınma kavramı ile ilişkilidir. Aynı zamanda çevresel değişikliklerin hem bireylerin hem de insanların hayatları üzerindeki etkilerini hafifletmek için küresel çapta çevresel işbirliği ile de ilişkisi vardır.
BM Uluslararası İnsani Dayanışma Günü farklılık çerçevesinde birliğimizi kutlamak, hükümetlere uluslararası anlaşmalardaki yükümlülüklerine saygı duymaları gerektiğini hatırlatmak, dayanışmanın önemi konusunda kamuoyunda farkındalık seviyesini yükseltmek ve yoksulluğun ortadan kaldırılması için yeni girişimlerin oluşturulmasını teşvik etmek için insanlığa adanmış bir gündür.
BM Genel Kurulu tarafından tüm üye ülkelerin onayı ile çıkarılan Milenyum Deklarasyonu’nda “İnsani Dayanışma”, küreselleşmeden yararlanmayan kimselerin bundan daha çok yararlananlardan yardım ve destek almayı hak ettiği 21. yüzyılda uluslararası ilişkilerin temel değerlerinden biri olarak tanımlanıyor. Bu yüzden gelişmekte olan ülkelerde, özellikle nüfuslarındaki en yoksul kesimlerin arasında yoksulluğu ortadan kaldırmak ve insani ve sosyal kalkınmayı teşvik etmek için küresel bir dayanışma fonu oluşturuldu.

Salgın döneminde dayanışma
İnsani dayanışma gösterilmesi gerekiyorsa bu, ülke ve halk ayırt etmeksizin tüm insanlığı kırıp geçiren salgınlar sırasında olacaktır. Kovid-19 salgını, insani dayanışmanın en üst düzeyde gösterilmesi gereken bu salgınlardan yalnızca biri.
Zira bu salgın dünya çapındaki bütün hükümetlerin temel sağlık hizmetlerinin devam etmesini sağlamak, sağlık sistemlerini korumak ve aynı zamanda sosyal koruma, temel hizmetler, işleri koruma ve küçük ve orta büyüklükte işletmeleri (KOBİ) destekleyerek insanların zorluklarla mücadele etmesine yardımcı olmak zorunda olduğunu göstermiştir.
Kovid-19 salgınının, ülkelere daha az kaynak kullanarak daha fazla çalışma planı oluşturma, ekonomik büyümeyi çevresel bozulmadan ayırma ve kaynakların verimliliğini artırma fırsatı sunması gerekiyor. Uluslararası kurumların uyarılarının başında Kovid-19 salgınının etkisinin yoğun nüfuslu şehirlerde, özellikle de dünyanın dört bir yanında çarpık kentleşmenin olduğu yerlerde ve yoksul mahallelerde yaşayan bir milyar insan için oldukça yıkıcı olacağı geliyor. Zira aşırı kalabalık, sosyal mesafe ve şahsi karantina gibi önlemleri takip etmeyi zorlaştırıyor.
Kovid-19, halihazırda var olan eşitsizlikleri derinleştirerek ekonomik eşitsizlikleri ve özellikle dünya çapında işsizliğin büyük oranda artması ve işçilerin gelirlerinin oldukça azalmasının ardından krizin yükünü zayıf kesimlerin omuzlarına yükleyen kırılgan sosyal güvenlik ağlarını gün yüzüne çıkardı.
Elbette bugünün hedeflerinin arasında kriz anında herkesin sorumluluklarını yerine getirmesini sağlamak ve bunları, dünyayı daha sürdürülebilir bir kalkınma sürecine sokup küresel ekonomiyi gelecekteki sürprizler ile mücadele ederken daha dayanıklı bir hale getirme doğrultusunda kazanımları korumak ve uzun zamandır beklenen önlemlerin uygulanmasını hızlandırmak için bir teşvik aracı olarak kullanmak yer alıyor.

Bireysel düzeyde
Sefalete bir son verilmesi, eşitsizlik ve adaletsizlikle mücadele edilmesi ve iklim değişikliğine direnilmesi gibi sloganlar veya kalkınma planları, bir değişiklik olmasını sağlamak için hükümetlerin işbirliği yapmasını gerektirdiğinden bireylere yönelik görünmüyor olabilir. Ancak İnsani Dayanışma günü her birey hayatında ve etrafını saran toplumun yaşam tarzında küçük bir değişim yapabileceği için dünyanın dört bir yanındaki bireylere ve vatandaşlara hitap ediyor. Dünya çapında yapılan bireysel girişimlerin hepsi gerek fakirlik gerek çevresel gerekse eğitim düzeyinde elle tutulur bir değişimin olmasını sağlayacak. Aynı şekilde diğer sektörlerdeki etkili ve özenli bireysel girişimler de yerel toplumlarda önemli değişiklikler olmasına yol açabilir.
Örneğin evsel atıkları ayırmak dünyanın her yerindeki bireyler için günlük bir alışkanlığa dönüşürse çevresel düzeyde büyük bir ilerleme kaydedilebilir. Diğer bir örnek de gıdaların dağıtımı. Zenginler ya da gıda tüccarları, sofralarında ve depolarında kalan gıdaları fakir komşularına dağıtmaya özen gösterse bu küçük hareket, gıda dağılımında adaleti sağlamak açısından büyük bir sıçramaya sebep olabilir. Örneğin rakamlarla konuşursak her yıl üretilen gıdaların neredeyse üçte biri -ki bu yaklaşık 1 trilyon dolar değerinde 1,3 milyar tona tekabül ediyor- kötü taşımacılık ve hasat uygulamaları yüzünden tüketici ve perakendecilerin depolarında çürüyor ya da bozuluyor.
Diğer bir örnek de dünyanın dört bir yanındaki insanlar, enerji tasarruflu ampul kullanmaya başlarsa dünyada yılda 120 milyar dolar tasarruf edilebilir.
Dünya nüfusu 2050 yılına kadar 9,6 milyara ulaşırsa, şu anki yaşam şeklini sürdürmek için gerekli olan doğal kaynakları elde etmek için neredeyse dünya gibi üç gezegene daha ihtiyacımız olacak.
Virüslerin yayılmasını ve hastalığa yol açan mikropların çoğalmasını engellemeye yardımcı olabilecek kişisel hijyen konusuna gelince rakamlarla konuşursak her üç kişiden birinin temiz içme suyuna ulaşamadığını, beş kişiden ikisinin ellerini sabun ve suyla yıkamak için elinin altında herhangi bir temel tesisat olmadığını ve 673 milyondan fazla kişinin tuvalet ihtiyacını dış mekanlarda giderdiğini görüyoruz.



BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
TT

BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bugün (perşembe) Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, konuşmasını protesto ederek salonu terk eden delegelerin temsil ettiği birçok ülkeyi İsrail’in savunduğunu söyledi. Netanyahu, İsrail’i eleştirenlere sert tepki gösterirken İran, Gazze, Suriye ve Türkiye’nin yanı sıra İngiltere ve Fransa’yı da hedef aldı.

Netanyahu konuşmasına başladığında onlarca delege salonu terk etti. Salonda tezahürat ve yuhalama sesleri yükselirken toplu çıkışın ardından koltukların büyük bölümünün boş kaldığı görüldü.

Reuters’ın aktardığına göre Netanyahu, salonu terk edenleri “ahlaken korkak” olarak nitelendirdi ve kendileriyle aynı görüşte olan diğer kişilere de konuşmasına başlamadan önce salonu terk etmeleri çağrısında bulundu.

Genel Kurul Başkanı Halil Rahman ise salonda düzenin korunması çağrısını defalarca yineledi.

İran ve Gazze

Netanyahu, Ortadoğu’daki savaşa değinerek İran’a saldırı düzenleme kararının “almak zorunda kaldığım en kolay kararlardan biri” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “İsrail kendini savunurken, az önce delegeleri bu salonu terk eden birçok ülkeyi de savunuyor. Aslında şunu bilmenizi istiyorum: Liderlerinin birçoğu İran’ın nükleer kapasitesini yok etmemiz nedeniyle bize gizlice teşekkür ediyor” dedi.

6yj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (Reuters)

Netanyahu, Gazze’de soykırım işlendiği yönündeki suçlamaları reddederek bunları “bu yüzyılın en büyük yalanı” olarak nitelendirdi.

İsrail’in işgali altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerinde bulunan genç İsrailli yerleşimcileri de “yaklaşık 150 kişiden oluşan, taş atan ve zeytin ağaçlarını kesen bir avuç sapkın genç” olarak tanımladı.

Netanyahu, “Bundan nefret ediyorum. Bireysel adalet uygulama mantığını benimsemeyeceğim” diyerek bu tür eylemlerin hukuk dışında gerçekleştirilmesine karşı olduğunu söyledi.

Netanyahu, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’ya hitaben “Suriye Cumhurbaşkanı’na şunu söylüyorum: Yahudiler Musa döneminden beri Golan Tepeleri’nde bulunuyor” dedi. Netanyahu’nun açıklaması, Şara’nın BM’de yaptığı konuşmada İsrail’in 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’nden çekilmesi çağrısında bulunmasının ardından geldi.

Türkiye’yi hedef alan Netanyahu,  “Antisemitik yalanların yayılması için merkez haline gelen son ülke Türkiye oldu... Hamas terör örgütünün liderlerini ağırlıyor” dedi.

hyjuk
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

Netanyahu, İngiltere ve Fransa’yı sömürgecilik geçmişleri üzerinden de eleştirdi. “İsrail’i sömürgecilikle suçluyorlar. Ne sömürgeciliği? Bizi kim suçluyor? Aralarında İngiltere ve Fransa’dan bazıları var” diyen Netanyahu, bu iki ülke gibi devletlerin “bu kavramı ortaya çıkaranlar” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “Devletimizi savunmak zorundayız çünkü başka seçeneğimiz yok” ifadelerini kullandı.

Trump’a övgü, Mamdani’ye mesaj

Netanyahu, İsrail’in ABD Başkanı Donald Trump’tan daha büyük bir ortağı olmadığını belirterek Trump’a teşekkür etti.

Netanyahu ayrıca New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’ye de seslenerek “Beni susturamayacaksın” dedi. Bu açıklama, Mamdani’nin Netanyahu’yu hedef alması ve İsrail’i Gazze’de soykırım yapmakla suçlamasının ardından geldi.

cdfvgthyj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde yaptığı konuşmanın ardından ayrılırken (AP)

Netanyahu, Mamdani’ye yönelik açıklamasında “Zohran Mamdani’nin New York Belediye Başkanı seçilmesinden bu yana çok sayıda Yahudi artık New York’ta kendini güvende hissetmiyor” dedi.

Netanyahu, “İsrail defalarca ve haksız yere soykırım yapmakla suçlanıyor... Sizin ve diğer antisemitik kişilerin Yahudiler ve Yahudi devleti hakkında yaydığı yalanların gerçek sonuçları var” ifadelerini kullandı.


Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
TT

Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’le kurduğunu söylediği büyük dostluğa övgüde bulundu. Şi’nin  ABD’ye düzenlendiği resmi ziyaret üç gün sürdü.

Trump, Çinli mevkidaşını olağanüstü bir törenle karşıladı. Karşılama, çarşamba akşamı Trump’ın Washington yakınlarındaki Andrews Hava Üssü’ne bizzat giderek Şi’yi karşılamasıyla başladı. Bu, 60 yılı aşkın süredir bir ABD başkanının yabancı bir devlet başkanını askeri üste karşılaması bakımından bir ilk oldu.

Perşembe günü ise Beyaz Saray’da resmi karşılama töreni düzenlendi. Törende şeref kıtası hazır bulunurken ABD ve Çin bayrakları göndere çekildi, iki ülkenin milli marşları çalındı ve ardından Gül Bahçesi’nde askeri gösteriler düzenlendi. Tören, bir “B-2 Spirit” bombardıman uçağı ile dört “F-22 Raptor” savaş uçağının uçuşuyla sona erdi.

rgthy
ABD Başkanı Donald Trump, Çinli mevkidaşı Şi Cinping’i 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’a gelişi sırasında karşılarken (AFP)

Görüşme masasında çok sayıda anlaşmazlık konusu bulunmasına rağmen Trump, açılış konuşmasında Çinli mevkidaşıyla ilişkilerinin güçlü olduğuna vurgu yaptı. Trump, “2016’daki ilk seçimimden bu yana Başkan Şi ile gerçekten büyük bir dostluk kurduk. Bu dostluk, karşılıklı saygıya ve halklarımızın hayati çıkarlarına dayanıyor” dedi.

Trump, geçen mayıs ayında Pekin’e yaptığı ziyareti de hatırlatarak bunu “büyük bir onur” olarak nitelendirdi ve Şi’nin gösterdiği “olağanüstü ve son derece güzel misafirperverliği” övdü. Trump, Çin Devlet Başkanı ve eşini Beyaz Saray”da ağırlamanın da kendisi ve First Lady Melania Trump için bir “onur” olduğunu söyledi.

ABD Başkanı ayrıca görüşmenin iki liderin ilk kez Beyaz Saray’da bir araya gelmesi açısından önem taşıdığını belirterek “Dünyanın farklı yerlerinde birlikte zaman geçirdik” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin gündeminde İran savaşı, Tayvan, ABD’nin Çin’e gelişmiş çip ihracatına yönelik kısıtlamaları, ticaret ve yapay zekâ başta olmak üzere birçok kritik dosya bulunuyor.

Sağlıklı rekabet

Şi, ABD’ye varışının ardından yaptığı konuşmada Çin ile ABD arasındaki rekabetin sağlıklı bir rekabet olması ve sınırları içinde kalması gerektiğini söyledi. Şi, “Bu, birbirimizi yakalamak için yapılan bir yarış olmalı; taraflardan birinin kazanıp diğerinin kaybetmek zorunda olduğu bir güreş değil” dedi. Şi, Trump’ı Tayvan meselesinde “temkinli ve ihtiyatlı” davranmaya çağırdı.

vgth
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AP)

Çin’in ayrıca ABD ile İran’ın savaşı sona erdirmek ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak amacıyla haziran ayında vardığı mutabakat zaptının uygulanmasına dönülmesini desteklediğini belirtti.

Trump, yapay zekânın insanlık için tehdit oluşturabileceği yönündeki endişeleri defalarca küçümserken Şi bu konuda daha temkinli bir yaklaşım benimsedi. Çin Devlet Başkanı Beyaz Saray’da yaptığı konuşmada “Yapay zekâyı kamu yararına hizmet edecek şekilde geliştirme ve yönetme kapasitesine ve sorumluluğuna birlikte sahibiz. Gelişiminin her zaman insan denetimi altında kalmasını sağlamalıyız” dedi.

Şi, “Çin ve ABD, büyük devletler olarak insanlığın gelişimini ve ilerlemesini destekleme konusunda tarihi bir sorumluluk taşıyor” diyerek iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

İki ülkenin maliye bakanları da haftanın başında bir araya gelirken Washington, yapay zekâ alanındaki olaylarla ilgili iki ülke arasında yeni bir “bildirim mekanizması” kurulmasını önerdi.

Bunun yanı sıra iki taraf, daha önce 10 Kasım’da sona ermesi planlanan ticari ateşkesi iki ay uzatarak 10 Ocak’a kadar sürdürme konusunda anlaşmaya vardı. Taraflar bu süreçte daha kalıcı bir anlaşmaya ulaşmak için çalışmalarını sürdürüyor.

cdfvgthy
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in 24 Eylül 2026’da Washington’a gelişi sırasında Beyaz Saray yakınlarında Çin ve ABD bayrakları taşıyan kişiler (AFP)

Çin Devlet Başkanı ayrıca ülkesinin önümüzdeki beş yıl içinde 100 bin Amerikalı genci Çin’de eğitim görmeleri ve değişim programlarına katılmaları için davet edeceğini açıkladı. Şi, Atlanta Hayvanat Bahçesi’ne de iki panda gönderileceğini duyurarak onları dostluk elçileri olarak nitelendirdi.

Yapay zekâ da iki liderin açılış konuşmalarında önemli yer tuttu. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, teknolojinin istihdam ve toplumlar üzerindeki etkisine ilişkin küresel endişelerin arttığı bir dönemde yapay zekânın görüşmelerin başlıca gündem maddelerinden biri olacağını söyledi.

Yumuşak diplomasi

Başkan Trump ve First Lady Melania Trump, perşembe akşamı Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda resmi akşam yemeği verecek. Yemek programı ve salonun düzenlemesi Amerikan ve Çin geleneklerini bir araya getirecek şekilde hazırlandı.

Melania Trump, çiçek ve masa dekorasyonlarında kırmızı rengi öne çıkarırken müzik programında Amerikan askeri bandoları ile opera sanatçısı Christopher Macchio yer alacak.

Melania Trump, zirveye eşlik eden yumuşak diplomasi faaliyetlerinde de önemli bir rol üstlendi. Trump ve Şi siyasi görüşmelere devam ederken First Lady, Çin Devlet Başkanı’nın eşi Peng Liyuan’a Smithsonian Enstitüsü’ne bağlı Ulusal Asya Sanatı Müzesi’ni gezdirdi. Ziyaret, Çin ile ABD arasındaki sanatsal miras ve kültürel alışverişe odaklandı.

fnjy6um
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşini 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (Reuters)

Melania Trump ayrıca akşam yemeğinin hazırlıkları ve ayrıntılarıyla da bizzat ilgilendi. Program cuma günü de devam edecek. Trump ve Melania, Çin Devlet Başkanı ve eşini yeniden Beyaz Saray’da ağırlayarak Kırmızı Oda’da çay içecek. Ardından iki çift, ABD ile Çin ilişkilerine ilişkin tarihi belge ve kayıtları incelemek üzere Ulusal Arşiv’e gidecek.

Trump ve Melania, burada Şi ve Peng’i uğurlayarak devlet ziyaretini tamamlayacak. Bu buluşma, ABD’nin kuruluşunun 250. yılını kutladığı dönemde ayrıca sembolik önem taşıyor.

Zirve öncesinde gelen sonuçlar

Zirvenin ilk somut sonucu, iki liderin müzakere masasına oturmasından önce geldi. ABD ile Çin arasındaki ticari ateşkes 10 Kasım’dan 10 Ocak 2027’ye kadar iki ay uzatıldı.

Bu adım, taraflara daha kapsamlı bir ekonomik anlaşma üzerinde müzakere etmek için ek süre sağlarken iki ülke arasındaki yapısal anlaşmazlıkları henüz çözmüş değil.

cdfvgth
Trump ve Şi, eşleriyle birlikte 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da düzenlenen tören sırasında (Reuters)

New York Times, kararı müzakerecilere ek süre tanıyan iki aylık bir uzatma olarak duyurdu. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise görüşmelerin küçük çaplı anlaşmalar dizisiyle yetinmek yerine daha kapsamlı bir anlaşmaya ulaşma ihtimalinin ele alınmasına dönüştüğünü söyledi.

Bu durum, tarafların yeniden gerilimi tırmandırmama konusunda ortak bir karar aldığı anlamına geliyor.

Önceki ateşkes, ticaret savaşı sırasında karşılıklı tarifelerin son derece yüksek seviyelere çıkmasının ardından gümrük vergilerini düşürmüş ve bunun karşılığında Çin’in nadir toprak elementleri, ABD tarım ürünleri alımları ve yatırımlara ilişkin taahhütlerde bulunmasını öngörmüştü. Ancak uygulamada tarafların performansı farklılık gösterdi.

“Fox News” ise zirvenin, Pekin’in geçen mayıs ayında yapılan anlaşma sırasında verdiği taahhütleri gerçekten yerine getirip getirmediğinin test edilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Özellikle nadir toprak elementleri, tarım ve ticaret alımları ile yatırımlara ilişkin taahhütler öne çıkıyor.

Tarifeler, ileri teknoloji, fikri mülkiyet, yapay zekâ ve Tayvan gibi başlıklar ise hâlâ çözüme kavuşturulmuş değil.

Çin’in baskı kozu

Trump’ın önceki başkanlık dönemindeki ilk ticaret savaşıyla kıyaslandığında müzakere dengesindeki en önemli değişimlerden biri, Washington’ın Pekin’in sahip olduğu nadir toprak elementleri kozunun gücünü fark etmesi oldu.

sfrgth
Şi, 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da Trump’ın konuşması sırasında alkışlarken (Reuters)

ABD’de savunma, teknoloji ve otomotiv sektörleri dahil birçok sanayi kolu, Çin’in üretim ve işleme zincirlerinin önemli bölümünü kontrol ettiği minerallere ve mıknatıslara ihtiyaç duyuyor.

Dolayısıyla denklem artık yalnızca ABD tarifelerine karşı Çin ihracatı şeklinde işlemiyor.

Washington tarifeler, gelişmiş çipler ve finansal piyasalar üzerinden baskı kurabilirken Pekin de tedarik zincirleri ve kritik mineraller üzerinden karşılık verebiliyor.


İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor
TT

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran, yeni ABD ve İsrail saldırılarına maruz kalması halinde çatışmanın coğrafi kapsamını genişletme tehdidinde bulunarak Hint Okyanusu’na ve hatta daha ötesine ulaşabileceği mesajını verdi. Bu açıklama, Pakistan ve Katar’ın arabuluculuğuyla savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimlerin sürdüğü bir dönemde geldi.

Askeri ve siyasi gerilimin tırmanmasına paralel olarak yeni ABD yaptırımları da İran’ın havacılık sektörünü doğrudan etkilemeye başladı. Uluslararası uçuşlar iptal edilirken İranlı havayolu şirketlerinin bölgedeki başlıca destinasyonlara erişimi engelleniyor.

İran’daki gerilimin tırmandığı bir ortamda, Dini Lider Mücteba Hamaney’in danışmanı Yahya Rahim Safavi dün yaptığı açıklamada, askeri çatışma alanının halihazırda Körfez ve Hürmüz Boğazı’ndan Kızıldeniz’e kadar uzandığını belirtti. Safavi, “Olası bir savaşa karşılık bu alanın Hint Okyanusu’na, hatta belki daha ötesine genişlemesi mümkün” dedi.

Hint Okyanusu’na yapılan atıf, İran’ın önceki tehditlerinde dile getirdiği coğrafi kapsamdan daha geniş bir bölgeye ilk kez işaret ediyor. Bölge, İran kıyılarından yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıkta bulunan ABD-İngiltere ortak askeri üssü Diego Garcia nedeniyle stratejik önem taşıyor.