Yemenli bakanlar Şarku’l Avsat'a konuştu:“Büyük zorluklar var, öncelik güvenliği sağlamak”

Yemenli bakanlar Şarku’l Avsat'a konuştu:“Büyük zorluklar var, öncelik güvenliği sağlamak”
TT

Yemenli bakanlar Şarku’l Avsat'a konuştu:“Büyük zorluklar var, öncelik güvenliği sağlamak”

Yemenli bakanlar Şarku’l Avsat'a konuştu:“Büyük zorluklar var, öncelik güvenliği sağlamak”

Yeni Yemen hükümetinden 3 Bakan, Şarku’l Avsat’a yaptıkları özel açıklamalarda hükümetin güvenlik, hizmet ve sağlık düzeylerine ilişkin duyurduğu çalışma yönergelerine dikkat çektiler. Bu çerçevede hükümet çalışmalarını entegre etmenin ve bakanlıkların başarısı için uygun koşulları yaratmanın önemini vurgulayarak başkent Aden’de vatandaşlara hizmet vermek ve kurumları yeniden düzenlemeye başlamak için sabırsızlandıklarını belirttiler. 
Yemen Bayındırlık ve Yol Bakanı Mühendis Mani Yeslem Salih Bayemin, siyasi liderliğin kendisine olan güvenini boşa çıkarmamayı umut ettiğini söyledi. Bakanlığının karşılaştığı bazı zorlukları ve bunların üstesinden gelme planlarını anlattı.
Bakan Bayemin, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Çok fazla ve birçok biçimde zorluklar mevcut. Ancak Bayındırlık Bakanlığı olarak bu zorlukların hızla üstesinden gelebilecek ve saha çalışmasının hızını artırabilecek yeteneklere sahibiz. Başkent Aden ve diğer tüm valiliklerde halka güneşin parlak yüzünü gösterebileceğiz. Ayrıca vatandaşların hükümetine olan güvenini geri kazanana kadar bunu garanti edecek şekilde yol ve konut gibi alanlarda temel hizmetlerin oluşturulmasını sağlayacağız. Sorumluluk duygusu, kazanımların ve ülkenin iyileştirilmesine katkı sağlayan tüm yolların korunmasında etkin olacak.”
Yeni hükümetin üyelerinin göreve başlar başlamaz ülkede vatandaşın açık bir şekilde görebileceği bir fark yaratacağı sözü veren Bakan,  "Kabinedeki tüm meslektaşlarımız arı gibi çalışacak. Hepimiz bunun için taahhütte bulunduk” dedi.
Yeni Yemen hükümetinin Bayındırlık Bakanı, "devlet kurumlarının yeniden canlandırılması" olarak nitelendirdiği ve "son krizler nedeniyle parlaklığını yitirdiğini" söylediği bu aşamada, meşruiyeti destekleyen Koalisyon ülkelerine destek vermenin önemine dikkat çekti.
Bakanlığın, Suudi Arabistan Yemen Kalkınma ve Yeniden Yapılandırma Programı ve BAE Yardım Kuruluşu ile temas halinde olduğunu belirten Bakan Bayemin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Suudi Yemen Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Programı Genel Müdürü Büyükelçi Muhammad bin Said Al Cabir'in oynadığı rol büyük. Biz de programın verimliliğini artırmak için çalışacak denetim kontrol sistemlerini geliştirdik. Ülkesini seven ve onu geliştirmeye ve yeniden inşa etmeye kararlı olan, yurtsever Yemenlinin gerçek yüzünü göstermek için çalışacak Bakanlık personellerinden oluşan seçkin ve tanınmış bir kadro var.”
Yeni hükümetin Halk Sağlığı ve Nüfus Bakanı Dr. Kasım Muhammed Kasım Buheyb de bir sonraki aşamaya dair bakanlığın başlıca çalışmaları ve öncelikleri hakkında bilgi verdi. Bakan Buheyb, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şunları aktardı:
“Sağlık Bakanlığı’ndaki ve sektörlerindeki kurumsal çalışmaları iyileştirmek, sağlık personelini sürekli ve modern bir şekilde geliştirmek ve eğitmek için çalışmak için çalışacağız. Özellikle sağlık sektöründe büyük bir sorun teşkil eden çok sayıda bulaşıcı hastalık ışığında, sağlık sektörünün ve kadrolarının hastaya karşı görevlerini yerine getirmelerine yardımcı olacak hak ve ekipmanlarla güçlendirmek gibi önceliklerimiz var.”
Bakan açıklamasında, "Gözetim ve muhasebe rolünün artırılmasının ve özellikle Yemen'deki ekonomik ve siyasi durumun zorlukları ışığında sağlık işlerini yöneten düzenlemeleri etkinleştirmenin önemini” vurguladı.
Yemen Sağlık Bakanı, birlik olup anlaşmazlıkları aşmanın önemine dikkat çekerek, “Yemen halkının omuzunda yük" olarak nitelendirdiği sağlık sorunlarını ele almak ve mümkün olan en büyük başarıyı elde etmek amacıyla hükümetin ve Koalisyon’un desteğine güvendiğini vurguladı.
Yemen Sanayi ve Ticaret Bakanı Muhammed Hizam el-Eşvel de yeni hükümetin kurulmasıyla birlikte Yemenlilere umut olacak olumlu mesajlar vermenin önemini vurguladı. Karşı karşıya olunan bir takım zorluklara dikkat çekti.
 
Bakan Eşvel, Şarku’l Avsat’a şu açıklamalarda bulundu:
“Aslında tüm çapında büyük zorluklar var. Hükümet bu zorluklarla mücadele edecek. Bunun için hükümetin, Başbakan Muin Abdulmelik'in de belirttiği gibi tek bir ekip olarak çalışması gerekiyor. Genel yönergeler ve temel sorunlar olması kaçınılmazdır. Bunlar arasında güvenlik, istikrar, savaş ve ekonomik durum yer alıyor. Bugün görevin bakanlık düzeyinde, sadece bireysel bir sorumluluk olmadığını söylüyorum. Ancak hükümet tarafından tamamen üstlenilmesi gereken zorluklar ve görevler var. Ticaret ve Sanayi Bakanlığı'na gelince; ülkenin istisnai bir durumdan geçtiği bilinen bir gerçektir. Ancak belirlenen plana, yönergelere ve ana hedeflere doğru ilerlemek için bakanlık ve denetlediği kurumlar bünyesindeki çalışmaları normalleştirmeye çalışacağız.”
Bakan Eşvel açıklamasının devamında “Ticaret ve Sanayi Bakanlığı’nın ticaret, ithalat ve üretim başlıklarıyla ilgilendiğini, bu sebeple vatandaşların endişelerine ve geçim kaynaklarına dair büyük görevleri olduğunu” söyledi.

Eşvel açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Bakanlıkta güçlü bir ekip var. Bakanlığın vizyonunu gerçekleştirmek ve zorlu koşullardan geçen vatandaşlar için insani ve adil bir yaşam standardı sağlayan sürdürülebilir ekonomik kalkınma sağlamak amacıyla herkesle iş birliği yapacağız. Herkes ekonomik büyüme, sanayileşme ve ithalat için uygun bir ortam yaratmak için çalışmalı. Bunlar genelde hükümet düzeyinde merkezi ve büyük, özelde ise bakanlık düzeyinde zorluklardır. Bununla birlikte yönetimin nasıl yeniden inşa edileceğini de kapsayan öncelikli konular mevcut.”
Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi, Riyad Anlaşması’nın uygulanması, Abyan vilayetindeki askeri ve güvenlik durumunun sona erdirilmesi ile güçlerin ayrılması ve yeniden konuşlandırılması amacıyla geçen cuma günü bir cumhurbaşkanlığı kararnamesi yayınladı. Kararnamenin hedefinde Yemen Başbakanı Muin Abdulmelik başkanlığında ve Yemen’in kuzeyinden ve güneyinden 24 bakanın yer alacağı bir hükümetin kurulması vardı.
Yeni Yemen hükümetinin ilan edilmesi, yerel düzeyde, Körfez'de, Arap dünyasında ve uluslararası alanda memnuniyetle karşılandı. Yemenliler genel olarak kurtarılmış bölgelerdeki durumu normalleştirmek, hizmetlerin iyileştirilmesi için çalışmalara başlamak, ekonomide kötü gidişatı ve yerel para biriminin düşüşünü durdurmak ve Husi milisleriyle mücadelede çabaların birleştirilmesini sağlamak konularında yeni hükümete güven duyuyor.



Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)

Suriye resmi kaynakları, çoğunluğu Dürzi olan Suveyda vilayetinde konuşlu Ulusal Muhafızlar ile Suriye hükümeti arasında yürütülen görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini ve taraflar arasında tutuklu ve esir değişimi yapılmasını öngören bir anlaşmanın önümüzdeki hafta tamamlanmasının beklendiğini bildirdi.

Suveyda Valiliği Medya İlişkileri Birimi Müdürü Kuteybe Azzam yaptığı kısa açıklamada, “Tutuklu ve esir değişimi konusundaki görüşmelerde ilerleme kaydedildi” ifadesini kullandı.

Azzam, anlaşmanın tamamlanacağı kesin tarihi belirtmedi, ancak değişim işleminin önümüzdeki hafta gerçekleşmesinin muhtemel olduğunu söyledi. Takas esnasında Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) temsilcilerinin de hazır bulunacağını ifade eden Azzam, teslim alma ve teslim etme işlemlerine ilişkin düzenlemelerin şu anda yürütüldüğünü belirtti.

Görsel kaldırıldı.Geçtiğimiz ekim ayında Suveyda’da Dürzi gruplar ve Arap kabileleri arasında gerçekleştirilen takastan (Anadolu Ajansı – AA)

Azzam 19 Şubat’ta Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suriye hükümeti ile Ulusal Muhafızlar arasında esir değişimi anlaşmasına varmak amacıyla ABD aracılığıyla yürütülen dolaylı görüşmelerin sürdüğünü belirtmişti. O dönemde Azzam, görüşmelerin üçüncü taraf olarak ABD üzerinden dolaylı şekilde yürütüldüğünü kaydetmişti.

Raporlara göre, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, anlaşmanın tamamlanması için her iki taraftan da onay aldı. Anlaşma kapsamında, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Adra Hapishanesi’nde tutulan 61 sivil serbest bırakılacak; karşılığında, Ulusal Muhafızlar tarafından Suveyda’da gözaltında tutulan 30 Savunma ve İçişleri bakanlıkları personeli teslim edilecek.

Görsel kaldırıldı.Şeyh Hikmet el-Hicri (AFP)

Gözlemcilere göre bu açıklama, Suriye hükümeti ile Şeyh Hikmet el-Hicri ve ona bağlı Ulusal Muhafızlar arasında aylardır süren siyasi çıkmazda bir gevşemeyi yansıtıyor. Söz konusu çıkmaz, Temmuz 2025’te yaşanan ve onlarca kişinin hayatını kaybettiği kanlı çatışmalarla patlak veren Suveyda kriziyle bağlantılı. O dönemde Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi aşiretleri ve Suriye güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşanmış, İsrail ise Dürzileri koruma gerekçesiyle askeri müdahalede bulunmuştu.

Temmuz 2025 olaylarında gözaltına alınan tüm kişilerin serbest bırakılması, eylül ayında Şam’dan ABD ve Ürdün desteğiyle açıklanan ‘yol haritasının’ maddelerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak yol haritası ve krizle ilgili tartışmalar son dönemde gündemden düşmüş durumda.


Gazze’de gönüllüler, savaşın yıkıntıları arasından yazılı mirasın geriye kalanlarını kurtarmaya çalışıyor

UNESCO, savaşın patlak vermesinden bu yana Gazze Şeridi'ndeki 114 bölgede meydana gelen hasarı belgeledi (AFP)
UNESCO, savaşın patlak vermesinden bu yana Gazze Şeridi'ndeki 114 bölgede meydana gelen hasarı belgeledi (AFP)
TT

Gazze’de gönüllüler, savaşın yıkıntıları arasından yazılı mirasın geriye kalanlarını kurtarmaya çalışıyor

UNESCO, savaşın patlak vermesinden bu yana Gazze Şeridi'ndeki 114 bölgede meydana gelen hasarı belgeledi (AFP)
UNESCO, savaşın patlak vermesinden bu yana Gazze Şeridi'ndeki 114 bölgede meydana gelen hasarı belgeledi (AFP)

Gazze'den bir grup gönüllü, Filistin topraklarındaki en eski ve en büyük kütüphanelerden birinin arazisinde, savaşın bedelini ödeyen ve zengin kültürel mirasın değerli bir parçasını temsil eden paha biçilmez eski kitapları kurtarmak için yoğun bir şekilde çalışıyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre diğer kültürel ve dini mekanlar gibi, Gazze Şeridi'nin en büyük ve en eski camisi olan Gazze Eski Şehri'ndeki Ömeri Camii'nin kütüphanesi de İsrail'in bombardımanında ciddi şekilde hasar gördü.

Bir zamanlar kilise olan 12’nci yüzyıldan kalma cami ise büyük ölçüde yıkıntıya dönüşmüş durumda.

Britanya Kütüphanesi'nin desteklediği bir miras koruma fonunu yöneten Hanin el-Umusi şunları söyledi:

“Kütüphanenin aldığı hasarın boyutunu görünce şok oldum. Çok acı bir manzaraydı. Kitapları kurtarmak için acele etmenin benim görevim olduğunu hissettim.”

AFP’ye konuşan Umusi, bir grup gönüllüyle birlikte kütüphaneyi kurtarmak için bir girişim başlattığını açıkladı.

Umusi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu kütüphanenin batı kısmı, İsrail ile Hamas arasında 2023 yılının ekim ayında Hamas'ın daha önce eşi ya da benzeri görülmemiş saldırısının ardından iki yıl süren savaş sırasında Büyük Ömeri Camii'nin üç kez bombalanması sonucu yandı.”

Kütüphanede yaklaşık 20 bin kitap bulunduğunu, bunlardan sadece üç veya dört bin tanesinin kurtulduğunu belirten Umusi, “Büyük Ömeri Camii kütüphanesi, El-Aksa Camii Kütüphanesi ve Ahmed Paşa el-Cezar Kütüphanesi'nden sonra Filistin'in üçüncü büyük kütüphanesiydi. Hukuk, tıp, İslam fıkhı, edebiyat ve çeşitli diğer konularda çok çeşitli kitaplar içeren önemli bir tarihi kütüphaneydi” ifadelerini kullandı.

Gazze'nin uzun bir geçmişe sahip. Bu da Filistin topraklarını Kenan, Mısır, Pers ve Yunan gibi ardışık medeniyetlerin eserlerinin hazinesi haline getiriyor.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) geçtiğimiz yılın ekim ayı itibarıyla, savaşın patlak vermesinden bu yana 114 bölgede hasar olduğunu belgeledi. İsrail, iki yıllık savaş boyunca Gazze Şeridi'ne abluka uygulayarak, yıkıma uğramış Filistin topraklarında felaket boyutunda bir insani kriz ve gıda ve temel ihtiyaç maddelerinde kıtlığa neden oldu.

“Küf ve barut”

Eski taş kütüphanenin odalarından birinde, bir grup gönüllü, bazı kısımları yanmış, sayfaları sararmış bir kitabın kalıntılarını toplarken, içlerinden biri ‘küf ve barut kokusunun’ yükseldiğini belirtiyor. Bitişik odada ise Hanin eski bir kitabın tozlarına üfleyerek, “Bu nadir ve tarihi kitapların durumu içler acısı. Çünkü 700 ila 800 günden fazla bir süredir terk edilmiş durumdalar. Kitaplarda büyük hasar ve barut izleri görebiliyoruz” diye ekliyor.

BM’den bağımsız bir komisyon, 2025 yılının haziran ayında yayınladığı bir raporda, İsrail'in Gazze'deki okullara, dini ve kültürel mekanlara yönelik saldırılarının savaş suçu teşkil ettiğini açıkladı.

BM İşgal Altındaki Filistin Toprakları Hakkında Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu raporunda, “İsrail, Gazze'deki eğitim sistemini tahrip etmiş ve Gazze Şeridi'ndeki dini ve kültürel mekanların yarısından fazlasına zarar vermiştir” ifadeleri yer aldı.

Bu rapora, BM komisyonunu ‘BM İnsan Hakları Konseyi'ne (BMİHK) bağlı, önyargılı ve siyasallaşmış bir mekanizma’ olarak nitelendirerek yanıt veren İsrail, raporu ‘Gazze savaşı hakkındaki yanlış anlatısını desteklemek için yapılan bir başka girişim’ olarak değerlendirdi.


İsrail'in Gazze'nin güneyine düzenlediği hava saldırısında bir Filistinli öldü

Filistinli sağlık çalışanları, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Filistin Kızılayı genel merkezinde tahrip olmuş ambulansların yanından geçiyor (AFP)
Filistinli sağlık çalışanları, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Filistin Kızılayı genel merkezinde tahrip olmuş ambulansların yanından geçiyor (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin güneyine düzenlediği hava saldırısında bir Filistinli öldü

Filistinli sağlık çalışanları, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Filistin Kızılayı genel merkezinde tahrip olmuş ambulansların yanından geçiyor (AFP)
Filistinli sağlık çalışanları, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Filistin Kızılayı genel merkezinde tahrip olmuş ambulansların yanından geçiyor (AFP)

Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerinde İsrail güçlerinin bugün düzenlediği topçu ateşi ve silahlı saldırıda bir Filistinli vatandaş öldü, birçok kişi ise yaralandı.

Filistin Haber Ajansı (WAFA) tıbbi kaynaklara dayandırdığı haberinde, Han Yunus'un güneyindeki Ard el-Limon bölgesini hedef alan bombalı saldırıda 27 yaşında bir adamın öldüğünü ve naaşının Nasır Tıp Kompleksi'ne kaldırıldığını bildirdi.

Ayrıca, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Ebu Hüseyin Okulu yakınlarında İsrail insansız hava aracı (İHA) ateşiyle bir Filistinli yaralandı; Han Yunus'un güneyindeki Kizan Ebu Reşvan bölgesinde ise bir kız çocuğu İsrail'in açtığı ateş sonucu yaralandı.

 Filistinliler, Han Yunus'ta 19 Şubat'ta İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden bir akrabaları için yas tutuyor (DPA)Filistinliler, Han Yunus'ta 19 Şubat'ta İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden bir akrabaları için yas tutuyor (DPA)

İsrail uçakları, Gazze şehrinin doğusunda ve Han Yunus'un doğusundaki "sarı hat"ın doğusunda hava saldırıları düzenledi. Bu saldırılar, savaş uçaklarının yoğun alçak irtifa uçuşlarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşti. İsrail güçleri, Han Yunus'un doğusundaki yerleşim binalarını yıktı ve Gazze şehrinin doğusundaki Şucaiyye mahallesinin doğusundaki ve Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc kampının doğusundaki bölgeleri bombaladı.

Güney Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus'ta, yerinden edilmiş Filistinlilerin barındığı derme çatma bir kampta, çocuklar sular altında kalmış bir sokaktan geçiyor (AFP)Güney Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus'ta, yerinden edilmiş Filistinlilerin barındığı derme çatma bir kampta, çocuklar sular altında kalmış bir sokaktan geçiyor (AFP)

İsrail güçleri ayrıca Gazze şehrinin güneydoğusundaki Zeytun mahallesinin doğusunda da defalarca ateş açtı, ancak şu ana kadar bu bölgede herhangi bir yaralanma veya ölüm bildirilmedi.

Şarku’l Avsat’ın WAFA'dan aktardığına göre 11 Ekim'deki ateşkesin ardından İsrail güçleri 615 Filistinliyi öldürdü ve bin 658 Filistinliyi de yaraladı.