Netanyahu, Likud Partisi üzerindeki kontrolünü artırmaya çalışıyor

Likud’dan ayrılan Gideon Saar. (Reuters)
Likud’dan ayrılan Gideon Saar. (Reuters)
TT

Netanyahu, Likud Partisi üzerindeki kontrolünü artırmaya çalışıyor

Likud’dan ayrılan Gideon Saar. (Reuters)
Likud’dan ayrılan Gideon Saar. (Reuters)

İsrail Parlamentosu Knesset, mevcut hükümetin 2020 yılı bütçesini belirleyememesi üzerine çarşamba sabahı kendisini feshetti. Bu çerçevede İsrail, iki yıl içerisinde dördüncü kez seçimlere gidecek.
Mevcut Knesset, Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi ve Savunma Bakanı Benny Gantz liderliğindeki Mavi- Beyaz İttifakı arasında zorlu bir süreç sonrasında varılan bir anlaşma ve sayısız sorunla oluşturulan bir hükümet ile yalnızca 9 ay 6 gün boyunca faaliyet gösterdi.
Knesset Başkanı Yariv Levin, Knesset’in feshedildiğini ve yeni seçimlerin ya 23 Mart’ta yapılacağını ya da 10 Nisan’a ertelenebileceğini duyurdu. Levin, Knesset feshedilmeden önce ‘hassas dönem’ olarak tanımladığı seçim süreci için Knesset’e yeni bir hukuk danışmanı atandığını bildirdi. Knesset, bütçe sürecini 22 Aralık yerine 5 Ocak’a erteleme girişimini bir önceki oturumda düşürmesinin ardından feshedilmişti.
Netanyahu, Likud’un seçimlere gitmemeyi tercih edeceğini belirterek Knesset’in feshedilmesini önlemeye çalıştı. Ancak sağın, sol ve ılımlı bir hükümet oluşturulmasını engelleyeceğine ve  büyük bir zafer elde edeceğine dikkat çekti.
Netanyahu, eski müttefiki Gantz’ı İsrail’i gereksiz seçimlere sürüklemenin arkasında olmakla suçladı. Gantz ise Netanyahu’nun yalan hikayeler uydurduğunu ve yargılanmaktan kaçmaya çalıştığını belirtti. Kendine yöneltilen suçlamaları yalanladı. Gantz ayrıca Netanyahu’yu kişisel nedenlerle bütçeyi onaylamayı reddetmekle de suçladı.
İsrail’de 3 yıllık bir süre için imzalanan koalisyon anlaşmasında, Netanyahu’nun hükümete 18 ay liderlik etmesi ve Kasım 2021'de başbakanlık pozisyonunu Gantz’a devretmesi öngörülüyordu. Kovid- 19 salgını nedeniyle tarihinin en kötü krizinine ve ekonomik çöküntüye sahne olan İsrail’in istikrara ihtiyaç duyduğu göz önüne alındığında, Benny Gantz 2021 bütçesi de dahil olmak üzere iki yıllık bir süre için koalisyonun genel bütçeyi onaylamasında ve rotasyonun sağlanmasında ısrar etti. Ancak Netanyahu, Gantz’ın koalisyonu istikrarsız bir durumda tutmak için siyasi bir taktik ortaya koyduğunu iddia ederek 2021 bütçesini onaylamayı reddetti. Bu durum da iktidarı Gantz’a devretmeden önce hükümetin feshedilmesini kolaylaştırdı.
Ancak Netanyahu konuya dair şu açıklamalarda bulundu:
“Gantz, partisindeki iç çatışmalar nedeniyle anlaşmalardan çekildi. Nissenkorn’a (Mavi- Beyaz İttifak’tan Adalet Bakanı ve Netanyahu’nun yerini almak istedi) halkın iradesini çiğneyen sol görüşlü yetkililerin diktatörlüğünü teşvik etmesine izin verilmesi hususundaki ısrarı nedeniyle geri adım attı.”
Binyamin Netanyahu ayrıca taraftarlarına “Solcu olmayan bir sağ hükümeti kurmanın tek yolu Likud’u seçmektir” çağrısı yaptı.
Mavi- Beyaz İttifak’ın Netanyahu’nun suçlamalarına yanıtı ise gecikmedi. Parti, ‘üç iddianameyle suçlanan sanığın ülkeyi dördüncü seçimlere sürüklediğini’ vurguladı. A Açıklamada ayrıca “Duruşma olmasaydı bütçemiz olurdu. Tabii ki seçim de olmazdı” denildi.
Netanyahu ise seçim sürecinde Likud kontrolünü artırmak istiyor.
Likud yetkilileri, partinin Knesset belirlenmeden önce, özellikle de başta Likud’dan ayrılan ve yeni bir parti kuran Gideon Saar olmak üzere Netanyahu’nun içerideki düşmanlarından kurtulmadan önce ön seçim yapmayacağını belirttiler. Kanal 7’ye göre ise Netanyahu, durumu olduğu gibi korumayı tercih ediyor ve ön seçimlerin, parti listesine yeni isimlerin girmesine veya mevcut kişilerin çıkmasına yol açabileceğinden korkuyor.
Eski Başbakan Ariel Şaron’un oğlu Gilad Şaron, seçimlerin yapılmasını engellemeye yönelik her türlü harekete karşı olduğunu bildirdi. Şaron, “Biz (Likud), son demokratik parti olarak kalacağız. Seçimlerden önce ön seçimler yapmalıyız. Yoksa tüm diktatör partiler gibi oluruz” dedi. Likud, şu an İsrail’deki diğer partilere karşı üstünlüğünü koruyor. Ancak yeni bir hükümet kurma konusunda zorluklarla karşı karşıya. İsrail’deki kamuoyu yoklamaları Likud’dan ayrılan Gideon Saar’ın hükümeti belirli ittifaklarla kurmaya en yakın kişi olduğunu gösteriyor.
‘Kan’ radyo, ‘103 FM’ ve ‘Kanal 12’ başta olmak üzere İsrail’deki farklı yayın kuruluşlarının yaptığı anketler, bugün seçimlerin yapılması halinde Likud’un Saar olmadan hükümet kuramayacağını ortaya koydu. Ancak yine de Saar’ın, Likud ve Binyamin Netanyahu olmadan bir hükümet kurabileceği belirtiliyor.
Anketlere göre Likud gücünü koruyarak 28 koltuk elde edecek. Saar (Netanyahu’nun düşmanı) başkanlığındaki ‘Yeni Umut’ partisi18 ila 20 koltuğa ulaşırken, Yair Lapid (Netanyahu’nun düşmanı) başkanlığındaki Yesh Atid de (Gelecek Var) 15 koltuk kazanacak. Aynı şekilde Naftali Bennett liderliğindeki Yeni Sağ (Netanyahu’ya karşı) 14 koltuğa, Ortak Liste de (Netanyahu’ya karşı) 11 koltuğa ulaşacak. İki radikalizm yanlısı, Shai ve Birleşik Tevrat Yahudiliği partileri de 8’er koltuk elde edecek. Avigdor Liberman (Netanyahu’ya karşı) liderliğindeki Evimiz İsrail Partisi 7, Meretz de (Netanyahu’ya karşı) 6 koltuk kazanacak. Dağılmaması halinde Mavi- Beyaz İttifak’ın ise yalnızca 5 koltuk elde etmesi bekleniyor.
Anket sonuçlarına göre Saar, Likud olmadan bir hükümet kurma kapasitesine sahip. Ancak hükümeti kurma görevini elde etmek için Meretz’e ve hatta belki de Ortak Liste’nin desteğine ihtiyacı olacak. Yeş Atid, Yeni Sağ ve Haredi partilerinin koalisyona katılması halinde Likud olmadan 63 Knesset üyesinden oluşan bir koalisyon kurabilecek. Böyle bir koalisyon, Evimiz İsrail’in de dahil olması halinde 70 Knesset üyesinden oluşacak. Yapılan açıklamalar söz konusu tablonun her an değişebileceği yönünde.



Putin ve Şi zirvesi, Moskova-Pekin-Washington ekonomik denge üçgenini yeniden şekillendiriyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (Reuters)
TT

Putin ve Şi zirvesi, Moskova-Pekin-Washington ekonomik denge üçgenini yeniden şekillendiriyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (Reuters)

Gözler, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında Pekin’de yapılması beklenen zirveye çevrildi. Zirve, yalnızca siyasi ve jeopolitik boyutları nedeniyle değil; aynı zamanda Çin, Rusya ve ABD arasındaki küresel dengelerin yeniden şekillendiği bir dönemde verdiği derin ekonomik mesajlar nedeniyle de önem taşıyor.

Putin’in Çin ziyareti, ABD Başkanı Donald Trump’ın Pekin ziyaretinin sona ermesinden bir haftadan kısa süre sonra gerçekleşiyor. Bu durum, Çin’in Moskova ile stratejik ortaklığını korurken Washington ile hassas ekonomik ilişkilerini sürdürmeye çalıştığını gösteren dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.

Kremlin’e göre Putin ve Şi görüşmelerinde ekonomik iş birliği, enerji ve ticaret dosyalarının yanı sıra büyük uluslararası ve bölgesel meseleler ele alınacak. Ziyaret aynı zamanda 2001 yılında imzalanan Çin-Rusya Dostluk Anlaşması’nın 25’inci yılına denk geliyor.

Putin, ziyaret öncesinde yaptığı açıklamada iki ülke arasındaki ilişkilerin “benzeri görülmemiş bir seviyeye” ulaştığını belirterek, Moskova ile Pekin arasındaki iş birliğinin küresel sistem için “denge ve istikrar unsuru” oluşturduğunu söyledi.

Çin, Rus ekonomisinin can damarı

2022’de Ukrayna savaşının başlamasından bu yana Çin, Batı yaptırımları nedeniyle Avrupa ve ABD ile ticari ve mali ilişkilerinin önemli bölümünü kaybeden Rusya için fiilen en önemli ekonomik çıkış kapısı hâline geldi.

Pekin, Rusya’nın en büyük ticaret ortağı ve Rus petrolü ile doğal gazının en büyük alıcısı konumuna yükselirken, iki ülke arasındaki ticaret hacmi son iki yılda rekor seviyelere ulaştı.

vfdvdv
Rusya'nın başkenti Moskova'da bir hediyelik eşya dükkanında Çin ve Rusya başkanlarını temsil eden tahta kuklalar sergileniyor (AFP)

Rus resmi verilerine göre iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında 320 milyar doların üzerine çıktı. Bu rakam, savaş öncesi 2021’de yaklaşık 147 milyar dolar seviyesindeydi.

Rusya Devlet Başkan Yardımcısı Yuri Uşakov, 2026’nın ilk çeyreğinde Rus petrol ihracatının Çin’e yüzde 35 arttığını, Moskova’nın Pekin’in en büyük doğal gaz tedarikçilerinden biri hâline geldiğini söyledi.

Bu rakamlar, Orta Doğu’daki savaşın sürmesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimlerin devam etmesi nedeniyle ayrıca önem kazanıyor. Çin, jeopolitik risklere daha az açık ve daha istikrarlı gördüğü Rus enerji kaynaklarına bağımlılığını artırıyor.

Uşakov, Moskova’nın Çin’i “sorumlu bir enerji tüketicisi” olarak gördüğünü belirtirken, Pekin’in de Rusya’yı küresel petrol piyasalarındaki dalgalanmalar karşısında güvenilir bir tedarikçi olarak değerlendirdiğini ifade etti.

Petrol ve doğal gaz zirvenin merkezinde

Putin ile Şi görüşmesinde enerji dosyasının en önemli ekonomik başlık olması bekleniyor. Özellikle petrol, doğal gaz ve gelecekteki tedarik hatlarına ilişkin kapsamlı anlaşmaların tamamlanmasına yaklaşıldığı belirtiliyor.

Putin kısa süre önce yaptığı açıklamada, Moskova ile Pekin’in petrol ve doğal gaz sektörlerinde “çok büyük ilerleme” kaydettiğini ve “neredeyse tüm temel meselelerde anlaşmaya varıldığını” söyledi.

İki ülke arasındaki en önemli enerji projelerinden biri ise “Sibirya’nın Gücü 2” doğal gaz boru hattı projesi olarak öne çıkıyor. Söz konusu proje, Rus gaz ihracatının Avrupa’dan Asya’ya yönlendirilmesinde stratejik bir adım olarak görülüyor.

Projenin, Batı Sibirya’daki sahalardan Çin’e Moğolistan üzerinden yılda yaklaşık 50 milyar metreküp doğal gaz taşıması hedefleniyor. Bu miktar, Rusya’nın Ukrayna savaşı öncesinde Avrupa’ya gönderdiği gaz hacmine yakın seviyede bulunuyor.

Henüz nihai onayı verilmeyen proje konusunda Putin, enerji müzakerelerinde tarafların “önemli ilerleme” kaydettiğini söyledi. Moskova, Avrupa pazarındaki kayıplarını telafi etmek için projeyi hızlandırmak isterken, Pekin ise Rusya’nın Çin pazarına artan ihtiyacını kullanarak daha uygun fiyat ve koşullar elde etmeye çalışıyor.

Uzmanlara göre Rusya bu projelerle Avrupa pazarındaki kayıplarını telafi etmeyi hedeflerken, Çin de Körfez ve Güney Çin Denizi gibi gerilimli bölgelerden geçen deniz taşımacılığına bağımlılığını azaltarak enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye çalışıyor.

dsvrg
Çin'in Şanghay kentindeki bir hediyelik eşya dükkanında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Donald Trump'ın portreleri (EPA)

Görüşmelerde ayrıca ikili ticarette yerel para birimlerinin kullanımının artırılması da gündeme gelecek. İki ülke, ABD dolarına bağımlılığı azaltmak amacıyla yuan ve ruble kullanımını son yıllarda önemli ölçüde artırırken, Batı merkezli finans sistemine alternatif ödeme mekanizmalarını da genişletti.

Çin’in denge politikası

Çin, Rusya ile iş birliğini derinleştirirken aynı zamanda ABD ile açık bir ekonomik çatışmadan kaçınmaya özen gösteriyor. Bu yaklaşım, Trump ile Şi arasında Pekin’de gerçekleştirilen son zirvede de açık şekilde görüldü.

Trump’ın ziyareti sırasında Şi, Çin-ABD ilişkilerini “dünyanın en önemli ilişkisi” olarak tanımlarken, taraflar “istikrarlı ve yapıcı” bir ilişki çerçevesi oluşturulması konusunda mutabakata vardı.

Analistler, Pekin yönetiminin bir yandan Moskova ile stratejik ortaklığını sürdürmeye çalışırken diğer yandan Batı pazarlarına büyük ölçüde bağlı olan Çin ekonomisi nedeniyle Washington ile ekonomik istikrarı korumayı hedeflediğini belirtiyor.

Pekin merkezli Çin ve Küreselleşme Merkezi Genel Sekreter Yardımcısı Wang Zichen, “Trump’ın ziyareti dünyanın en önemli ikili ilişkisini istikrara kavuşturmayı amaçlarken, Putin’in ziyareti uzun vadeli stratejik bir ortağa güvence verme amacı taşıyor” dedi. Wang, Çin’in iki yaklaşım arasında çelişki görmediğini ifade etti.

Teknoloji, yaptırımlar ve çok kutuplu dünya

Zirvenin arka planında teknoloji alanındaki iş birliği de Batı’nın en büyük endişe kaynaklarından biri olarak öne çıkıyor.

Pekin yönetimi Ukrayna savaşında tarafsız olduğunu savunsa da Washington ve müttefikleri, Çin’i Rusya’nın yaptırımları aşmasına yardımcı olan bileşen ve teknolojileri sağlamakla suçluyor. Çin ayrıca, Rus savunma sanayisinde kullanılan bazı elektronik parçaların ve ileri teknolojilerin ihracatını durdurması yönündeki Batılı talepleri de görmezden geldi.

Buna karşılık Çinli şirketler, savaşın başlamasından bu yana çok sayıda Batılı şirketin çekildiği Rus pazarında önemli fırsatlar elde etti.

Zirve aynı zamanda küresel ekonomik sistemin yeniden şekillenmesine ilişkin daha geniş bir boyut da taşıyor. Moskova ve Pekin, Batı’ya ve geleneksel finans kurumlarına daha az bağımlı yeni bir küresel düzen oluşturulmasını savunurken, BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi oluşumların rolünü genişletmeye çalışıyor.

İki ülke ayrıca alternatif ödeme sistemlerini güçlendirmek ve yuan-ruble ticaretini artırmak için çalışmalar yürütüyor. Böylece ABD yaptırımlarının etkisini azaltmayı hedefliyorlar.

vfbv f
Çin'in Şanghay kentindeki bir nehir kıyısı boyunca geleneksel Rus süs bebekleri sergileniyor (Reuters)

Gözlemcilere göre Putin-Şi zirvesi, küresel ekonomide yaşanan dönüşümün açık bir göstergesi niteliğinde. Çin, tüm taraflarla ilişki kurabilen küresel bir güç olarak konumunu sağlamlaştırmaya çalışırken, Rusya ise Batı’daki kayıplarını telafi etmek için giderek daha fazla Doğu’ya yöneliyor.

Ukrayna savaşının sürmesi, Orta Doğu’daki gerilimler ve ABD-Çin rekabetinin derinleştiği bir dönemde, Putin ile Şi arasındaki zirve yalnızca ikili bir görüşme değil; aynı zamanda küresel ekonomi ve siyasette güç dengelerinin yeniden çizildiği sürecin yeni bir aşaması olarak değerlendiriliyor.


İki devden yapay zeka bulut şirketi atılımı

Alphabet çatısı altındaki Google yapay zeka çağını ıskalamamak istiyor (AP)
Alphabet çatısı altındaki Google yapay zeka çağını ıskalamamak istiyor (AP)
TT

İki devden yapay zeka bulut şirketi atılımı

Alphabet çatısı altındaki Google yapay zeka çağını ıskalamamak istiyor (AP)
Alphabet çatısı altındaki Google yapay zeka çağını ıskalamamak istiyor (AP)

Dünyanın en büyük alternatif varlık yöneticisi Blackstone ve en popüler arama motoru Google güçlerini birleştiriyor. İki dev, yeni bir yapay zeka bulut şirketi kuracaklarını duyurdu.

Yapay zeka asistanlarının giderek daha fazla ihtiyaç duyduğu hesaplama gücüne yönelik talebi karşılamayı hedefleyen girişim, 2027'de 500 megavatlık veri merkezi kapasitesini çevrimiçi ortama sunmayı planlıyor. 

Orta ölçekteki bir şehrin elektrik ihtiyacına yetebilen bu rakamın sonrasında daha da artması hedefleniyor.

Çoğunluk hissesine sahip olacak Blackstone'un ilk etapta 5 milyar dolarlık bir özsermaye yatırımı yapacağı ABD merkezli girişimde Google'ın geliştirdiği TPU çipleri kullanılacak. 

Yapay zeka bağlantılı altyapılara yönelik yatırımlarını artıran Blackstone, uzun süredir Google'da yöneticilik yapan ⁠Benjamin Sloss'u adı açıklanmayan yeni girişimin CEO'su yaptı. 

Wall Street Journal, Google'ın kendi çiplerini diğer şirketlerin kullanımına sunarak sektör lideri Nvidia'yla rekabeti kızıştırdığını bildiriyor. 

Halihazırda çoğu yapay zeka şirketi, Nvidia'nın çiplerini kullanan CoreWeave'in hesaplama gücü altyapısından istifade ediyor. 

Google da son dönemde TPU'ların satışı için WhatsApp, Facebook ve Instagram'ın sahibi Meta ve Claude'un sahibi Anthropic'le önemli anlaşmalar imzaladı.

Blackstone'un CoreWeave, Anthropic ve OpenAI'a da önemli yatırımları var. 

Şirketin veri merkezlerine yaptığı yatırımın miktarı 150 milyar doları geçiyor. Yeni projelere de 160 milyar dolar civarında yatırım yapılması planlanıyor. 

ABD merkezli bilgi teknolojisi endüstrisinde önde gelen 5 büyük şirketin (Alphabet, Amazon, Meta, Apple, Microsoft) 2026'da yapay zeka altyapısına yapacakları harcamanın 700 milyar doları geçmesi bekleniyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters


Trump yönetimi, Güney Afrika'dan 10 bin beyaz mülteci daha istiyor

21 Mayıs 2025'teki Beyaz Saray ziyareti sırasında Cyril Ramaphosa'ya "soykırım" kanıtı olduğu iddia edilen haberler ve videolar gösterilmişti (AP)
21 Mayıs 2025'teki Beyaz Saray ziyareti sırasında Cyril Ramaphosa'ya "soykırım" kanıtı olduğu iddia edilen haberler ve videolar gösterilmişti (AP)
TT

Trump yönetimi, Güney Afrika'dan 10 bin beyaz mülteci daha istiyor

21 Mayıs 2025'teki Beyaz Saray ziyareti sırasında Cyril Ramaphosa'ya "soykırım" kanıtı olduğu iddia edilen haberler ve videolar gösterilmişti (AP)
21 Mayıs 2025'teki Beyaz Saray ziyareti sırasında Cyril Ramaphosa'ya "soykırım" kanıtı olduğu iddia edilen haberler ve videolar gösterilmişti (AP)

Donald Trump yönetimi, gelecek aylarda 10 bin beyaz Güney Afrikalının daha ABD'ye taşınması için harekete geçti. 

ABD Dışişleri Bakanlığı pazartesi günü ABD Kongresi'ne gönderdiği bildirimde eylülle birlikte bitecek mali yılın sonuna kadar 17 bin 500 beyaz Güney Afrikalının mülteci olarak alınacağını belirtti. 

Trump, ABD'nin 2026 mali yılı boyunca tüm dünyadan yalnızca 7 bin 500 mülteciyi kabul edeceğini söylemişti. Bunların çoğunun beyaz Güney Afrikalı olacağı da ifade ediliyordu.

1980'de başlatılan mülteci programındaki en düşük sayı, 7 bin 500 olmuştu. Diğer yandan Joe Biden yönetimi, 2024'te 125 bin kişilik bir sınır belirlemişti. 

ABD Dışişleri Bakanlığı, son açıklamasında "Güney Afrika'daki beklenmedik gelişmeler acil bir mülteci durumu yarattı" diyerek yeni hamlesini gerekçelendirdi. 

Trump yönetimi, Güney Afrika hükümetinin ABD'nin yeniden iskan programına yönelik eleştirileri ve beyaz Güney Afrikalılara yönelik saldırıları üzerine bu adımın atıldığını bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, 10 bin mülteciyi yeniden iskan etmenin maliyetinin 100 milyon dolar civarında olacağını hesaplıyor. 

Güney Afrika yönetimi, beyazların ayrımcılığa uğradığı iddialarını reddetse de Washington bu konuda ısrarcı. 

"Beyaz çiftçilere soykırım uygulandığı" iddialarını geçen sene Oval Ofis'te ağırladığı Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa'nın yüzüne karşı dile getiren Trump, sonrasında Johannesburg'da yapılan G20 zirvesini de boykot etmişti. 

ABD'nin Mayıs 2025'te başlattığı yeniden iskan programından 31 Ocak itibarıyla yalnızca 2 bin beyaz Güney Afrikalı faydalandı.

ABD'deki Güney Afrika Ticaret Odası, 67 bini aşkın kişinin ülke değiştirmeye sıcak baktığını geçen sene bildirmişti. 

Güney Afrika'nın "2024 tarihli Toprak Kamulaştırma Yasası", İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) açtığı "soykırım" davası ve "İran'la yakın ilişkilerini" gerekçe gösteren Donald Trump yönetimi, geçen sene bu ülkeye yönelik yardımları durdurma kararı almıştı.

"2024 tarihli Toprak Kamulaştırma Yasası" hükümete tarım arazilerinin kamulaştırması için geniş yetkiler tanıyor.

Güney Afrika'da 2025 itibarıyla yaklaşık 44 bin beyaz çiftçinin, ülkenin 100 milyon hektarlık tarım arazilerinin yüzde 61'ine sahip olduğu ifade ediliyor.

Pretorya yönetimi, 2030'a kadar siyah çiftçilere 8 milyon hektar tarım arazisi dağıtılarak ırksal eşitsizliğin azaltılmasını hedefliyor.

Independent Türkçe, New York Times, AP