Mossad’da neler oluyor? 2021’de siyasi ağırlığını koruyacak mı?

Önceliklerin sırası, güvenlik, stratejik ve siyasi görevlerin belirlenmesi, hükümetin zayıflığı ve istikrarsızlık konusunda çatışan iki akım rolünü artırıyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
TT

Mossad’da neler oluyor? 2021’de siyasi ağırlığını koruyacak mı?

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)

Tarık Fehmi
Mossad’a İsrail içerisinde karar alma konusunda büyük bir rol verilmesiyle birlikte önümüzdeki dönemde siyasi ağırlığının nasıl olacağına ilişkin kafalarda bazı soru işaretleri oluşmaya başladı. Özellikle de bu rol, yalnızca İsrail’de değil, dünya ülkelerinin pek çoğunun yeni tip koronavirüs (Kovid-19) krizinin yanı sıra kendilerine zarar veren pek çok engeller, sıkıntılar ve tehlikelerle mücadele etmek için istihbarat servislerine ve ordularına güvenmesi açısından siyasi ve istihbarat tartışma konusu olarak karşımıza çıkıyor.

Kulislerin arkası
Şu anda Mossad’ın içerisinde liderlik pozisyonlarını kapsayan çok büyük değişimler yaşanıyor ve bunun bir kısmı da bir dizi ülkede hayati öneme sahip bazı istasyonların görevlerini değiştirmeyle ilgili. Mesele istihbarat birimi başkanı Yossi Cohen’in varlığı ya da duyuru yapılmadan başka bir pozisyonda kalmaya devam etmesi ihtimalleri ışığında resmi olarak emekliye ayrılmasından ibaret değil. Zira Cohen’in emekliye ayrılma ihtimali temelde uzun yıllar onunla birlikte çalışan ve etkilediği diğer liderlerle ilişkili başka değişiklikleri de beraberinde getirebilir.
Bölgedeki en önemli dosya ve sektörlerde Mossad uzmanlarının siyaset ve diplomasi uzmanlarından daha önemli bir rolü olduğu açık bir şekilde görüldü. Bunun bir sonucu olarak hedef, birimin liderlerinin ve operasyonlardan sorumlu olan subayların rollerinin kapsamını genişletmekti. Bu da dışarısı ile birlikte İsrail’deki siyasi düzeyde meydana gelecek bir çatışmayı temsil ediyor. Nitekim İsrail diplomasi temsilciliği son yıllarda bir temizleme operasyonuna maruz kaldı. Ulusal Güvenlik Araştırmaları Merkezi'nin yanı sıra Begin-Sadat Stratejik Araştırmalar Merkezi ile Herzliya Kamu Siyaseti Merkezi’ne katılan pek çok uzman ihraç edildi ve siyasi-stratejik analizler yapmaya başladı.
Aynı zamanda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bilgi servislerinin rolünü artırmaya yöneliyor ancak “güvenlik” askeri istihbarat liderleri ile Netanyahu arasında siyasi bağ yok. İstihbarat liderleri siyasi arenadan uzak durmaya ve İsrail’deki bütün bilgi servislerinin yaşadığı krizin ortasında son zamanlarda yaşanan büyük çatışmalara rağmen istihbarat birimlerinin tipik rolünü oynamaya özen gösterdi. Nitekim bilgi servisleri şu an kendi içlerinde bölünmüş durumda ve her birim kendi başına hareket etmeye çalışıyor. Bu da örneğin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) dosyasının yönetilmesini etkiledi. Bunun sonuçları barış anlaşmaları dosyasına ve bölgede gerçek başarılara ulaşma hedefine yansıyacak. Özellikle de İsrail’deki istikrarsızlık durumu ve dördüncü kez seçimlere gidilmesi siyasi karar alma mekanizması üzerinde daha olumsuz yansımalara yol açacak. Aslında bu, Arap ülkeleriyle yeni anlaşmalar imzalama konusundaki başarı adımlarını engelleyebilir.
İsrail Genel İstihbarat Kompleksi "Mossad Lee", tüm birimlerin en tepesinde bulunduğu için neler olup bittiğini izliyor, koordine ediyor ve takip ediyor. Ancak İsrail Başbakanı Netanyahu, bu birimin liderleri ile açıklanmayan tartışmalara girmiş ve henüz çözüme kavuşmamış çatışmacı bir strateji izlemeye çalışmıştı. Yapılacak herhangi bir değişiklik sadece Mossad’ı değil aynı zamanda Netanyahu’yu görevi devralmaya ve devam etmeye layık birisi olarak görmeyen, yolsuzluk ile suçlandığını ve yargılanmasına rağmen İsrail’in onun hükümetinin dairesi içinde kalmak zorunda olmadığını düşünen diğer tüm birimleri de etkileyecek. Sonuç olarak, birimlerin liderleri maruz kaldıkları tüm baskılara rağmen büyük seçeneklerden oluşan dairenin içinde hareket ediyor ve Netanyahu bunlara yatırım yapmaya çalışıyor.

Çatışan iki akım
Mossad’ın içerisinde istikrarı sağlamak için iki akımın varlığına dayanan mevcut sahnenin çözülmesi gerekiyor. İlk akım başta Mossad olmak üzere istihbarat birimlerinin rolünün övülmesi, dünyaya açılınması, duyurulan rollerin yerine getirilmesi, gölgede kalmaması ve her cephede savaşan, İsrail güvenliğinin korunmasına hizmet etme rolünü oynayan, silah ve ilaç anlaşmaları imzalayan ve her türlü görevi yerine getiren Mossad’ın rolünü yücelten hikayelerin ve dizilerin üretilmesi gerektiğini savunuyor. Bu nedenle Mossad liderlerinin isimlerini duyurmak, istikrarsızlıktan musdarip olan, siyasi ve ekonomi alanlarında büyük çatlaklar yaşayan İsrail halkının moralini yükseltmek için önemli sayılıyor. Zira hükümet, sahada elde edemediği gerçek başarılarla halka hitap ediyor. Bu nedenle istihbarat servisleri, hükümetin zayıf performansı ve partilerin devam eden mücadelesinin gölgesinde kaybolan siyasi ve ekonomik boşluğu yönetmek ve doldurmak için çeşitli görevlerde yer alıyor.
İkinci akım fiili olarak duvarların içine geri dönmeyi, siyasi alanda üzerine yüklenen dahili rolü oynamaktan vazgeçmeyi ve özellikle de birimin karar alma merkezlerindeki rolünü yeniden tanımlarken öncelikler konusunda çatışmak yerine karar verirken meseleleri siyasi düzeye bırakmayı savunuyor. Bu nedenle isimlerin ortaya atılması ya da liderliklerin değiştirilmesinin üzerinde durulması gerekmiyor çünkü bu yeni çatışmaları sürdürmek Mossad’ın yararına değil.
Ancak bu akım, İran ile yaşanan en büyük çatışmanın devam etmesi ve İsrail’in kısa vadede ulusal güvenliği tehlikeye atabilecek yeni tehlikelere maruz kalma ihtimalinin ışığında birimin her seviyede karşıt tarafları caydırmak için daimi galip rolünü geri alarak medyatik ve siyasal açıdan övülmeye devam edilmesinde bir sorun görmüyor.
Bu yüzden mesele, geçtiğimiz yıllarda gerçek krizlere, isyanlara, ayaklanmalara ve siyasi düzeyde çatışmalara girilmesine tanıklık eden birimin içerisindeki sorunlar, krizler, çatışmalardan ziyade Mossad’ın önümüzdeki dönemde yapacağı çalışmalar, İsrail’in karşı karşıya olduğu zorluklar ve bunlara derhal cevap verilmesini öncelikleri arasına koyacak olmasıdır.

2021 görevleri
Mossad her yıl İsrail’in güvenliğine yönelik en önemli tehlikeleri gözlemlediği pozisyonu değerlendiriyor. Bu da birimin liderlerinin kısa ve uzun vadede nasıl düşündüklerinin anlaşılmasına katkı sağlayabiliyor. Bu yüzden orta menzilli füze savunma sistemi olan Davud Sapanı ve Demir Kubbe dönemi sona erdikten sonra Kızıl Gökyüzü adıyla bilinen tam savunma sistemine erişene kadar Gazze Şeridi ile sukuneti koruma ve Filistinli gruplarla çatışmama seçeneğinin izlenmeye devam edilmesi bekleniyor.
Bu sisteme ulaşana dek sükunet devam ediyor. Ayrıca İsrail ile barış ve uzlaşma anlaşmaları imzalayan ülkelerle birlikte başta doğalgaz hatları, limanların birbirine bağlanması, Hayfa’da sıvılaştırma tesisi kurulması, Arap ülkeleri ile İsrail arasında tıbbi ve bilimsel kuruluşların birbirine bağlanması, barış yolunun hızla tamamlanması, yatırım anlaşmalarının uygulanmaya başlanması ve önümüzdeki dönemde Fas’ın rolünün sadece ikili düzeyde değil tüm bölgede etkinleştirilmesi olmak üzere uzlaşma sağlanan noktalar geliştirilmeye ve uygulanmaya devam ediyor. Aynı zamanda Mossad tarafından olayların merkez noktasında Fas’ın olacağına işaret eden güvenlik ve stratejik öneriler geliyor.
Bu da 2021 yılının Mossad adına mevcut durumda yaşananları atlatacağı ve belki de Arap medyasını belirli basın ayrıntıları ile boğmaya çalışıp olup bitenler karşısında Arapların verdiği tepkiyi inceleyeceği başarılarla dolu bir yıl olacağını gösteriyor.
Öyleyse, Mossad’ın ve hatta diğer bilgi servislerinin içerisinde var olan bölünmenin devam etmesi ya da bir bütün olarak İsrail’deki istikrarsızlık durumu ışığında devam etmemesi önemli değil. Önemli olan şey Mossad liderlerinin devleti dize getirip boyun eğdirmek ve yalnızca İsrail’in güvenliğine tehdit oluşturan ülkelere karşı değil, aynı zamanda bölgedeki tüm ülkelere yönelik güvenlik, siyasi ve stratejik başarılar elde etmeye çalışmak için nasıl plan yaptığı. Bu da Arap ülkelerine karşı gerçekte yapılan planların tekrar takip edilmesini ve her şeyden önce İsrail’in çıkarlarının dayatılmaya çalışılmasını gerektiriyor.

Sonuç
Neyin geldiğini görmek için birden çok öngörü ile ortaya atılan Mossad’ın siyasi ve stratejik değerlendirmeleri, şu anki bilim servisleri krizi çıkmazından kurtulmak için krizi dışarı göndermek ve Mossad’ı daha büyük bir şekilde tekrar gösterecek olan başarılara doğru yönelmek gerektiğini gösteriyor.
Bu yüzden Mossad, dikkatleri aslında yeni yılda hedeflenen başarılara yönelik planlardan başka bir yöne çekmek için elinden geldiği kadar daha büyük “renkli” haberler yayınlamaya yönelebilir ki bu da, Mossad’ın kolayca çözülemeyecek ihtilaflara aldırmaksızın sahnenin ön saflarında kalacağını gösteriyor. Tüm bunlara rağmen bunun birimin lehine olacağına şüphe yok. Ancak bu, bir bütün olarak İsrail’e son derece pahalıya patlayacak ve siyasi alandan tutun güvenliğe ve stratejik alanlara kadar etkisini gösterecektir.

* Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan tercüme edilmiştir.



Şi Cinping, Çin-Kuzey Kore ilişkilerini geliştirmek için Kim Jong-un ile çalışmaya hazır olduğunu vurguladı

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Kang Kon destroyerindeki silah testlerini denetlerken (Reuters)
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Kang Kon destroyerindeki silah testlerini denetlerken (Reuters)
TT

Şi Cinping, Çin-Kuzey Kore ilişkilerini geliştirmek için Kim Jong-un ile çalışmaya hazır olduğunu vurguladı

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Kang Kon destroyerindeki silah testlerini denetlerken (Reuters)
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Kang Kon destroyerindeki silah testlerini denetlerken (Reuters)

Kuzey Kore devlet medyasının dün aktardığına göre, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile ikili ilişkileri ‘uzun vadeli, sağlıklı ve istikrarlı’ bir şekilde geliştirmek için birlikte çalışmaya hazır olduğunu bildirdi. Bu gelişme, Şi Cinping’in geçen ay Kuzey Kore’ye gerçekleştirdiği ve nadir görülen ziyaretin ardından geldi. Söz konusu ziyarette iki lider, Kore Yarımadası’nda gerilimin tırmandığı ve Pyongyang’ın Rusya ile askerî iş birliğini genişlettiği bir dönemde ikili ilişkileri güçlendirme taahhüdünde bulunmuştu.

Sosyalizm davası

Şarku’l Avsat’ın Kuzey Kore Merkezi Haber Ajansı’ndan (KCNA) aktardığına göre, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 1 Temmuz tarihli mektubunda, Çin Komünist Partisi’nin kuruluşunun 105’inci yıl dönümü dolayısıyla gönderdiği kutlama mesajı nedeniyle Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’a teşekkür etti. Şi, Kim’in mesajının, iktidardaki İşçi Partisi ve Kuzey Kore halkının Çin’e duyduğu ‘derin ve içten duyguları’ yansıttığını belirtti.

fdefg
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, 8 Haziran’da Pyongyang’da Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile tokalaşırken (Reuters)

AFP’nin aktardığına göre Şi, “Çin Komünist Partisi ile Kore İşçi Partisi, iktidardaki iki Marksist partidir” ifadesini kullanarak, iki ülkenin nesiller boyunca sosyalizm davasını ilerletmek için omuz omuza çalıştığını söyledi. Şi, “İki tarafın ilgili kurum ve birimlerini, üzerinde mutabakata vardığımız önemli ortak anlayışları eksiksiz şekilde hayata geçirmeye yönlendirmeye ve Çin ile Kuzey Kore arasındaki ilişkileri uzun vadeli, sağlıklı ve istikrarlı bir gelişim çizgisine taşımaya hazırım” dedi.

Şi ayrıca, Pyongyang’a gerçekleştirdiği son resmî ziyarete atıfta bulunarak, Kim’e ziyaret sırasında gösterilen ‘samimi ve sıcak misafirperverlik’ dolayısıyla teşekkür etti. Söz konusu mektup, Kim Jong-un’un iki liderin Pyongyang’daki zirvesini ‘tarihi’ olarak nitelendirdiği ve Kuzey Kore’nin Pekin ile ilişkilerini güçlendirmeyi sürdürme konusundaki ‘kararlı tutumunu’ vurguladığı mesajına yanıt olarak kaleme alındı.

Yeni savaş gemisi

Bu arada Kim Jong-un, 5 bin tonluk Kang Kon muhribinde gerçekleştirilen silah testlerini bizzat denetledi. Resmî medya, testler kapsamında seyir füzelerinin ateşlendiğini ve ‘elektronik harp sistemlerinin’ denendiğini bildirdi. AFP’nin aktardığına göre, söz konusu savaş gemisi geçen yıl denize indirilmesi sırasında kısmen alabora olmuş, daha sonra ise onarılarak yeniden hizmete hazır hale getirilmişti.

t87ıl9
Kuzey Kore destroyerinden bir seyir füzesinin fırlatılması anı (Reuters)

KCNA, testlerin cuma günü gerçekleştirildiğini duyurdu. Denemeler, yine 5 bin tonluk Choe Hyon muhribinin yaklaşık iki hafta önce resmen hizmete girmesinin ardından yapıldı.

Kim Jong-un, Choe Hyon muhribinin hizmete alınması töreninde donanmayı nükleer silahlarla donatma ve 10 bin tonluk yeni savaş gemileri geliştirme sözü vermişti. KCNA’ın haberine göre Kim, cuma günkü silah testlerinin ardından Kang Kon muhribinin iki ay içinde donanma envanterine katılması talimatını verdi. KCNA’nın yayımladığı fotoğraflardan birinde Kim Jong-un’un, üst düzey yetkililerle birlikte kıyıdaki bir gözlem noktasından testleri takip ettiği görüldü.

Askeri caydırıcılık

KCNA’nın aktardığına göre Kim Jong-un, ülkesinin ‘askeri caydırıcılığını’ hızla güçlendirmesi gerektiğini vurgulayarak, Kuzey Kore’nin ‘mutlak askerî güce’ sahip olma kararlılığını yineledi. Kang Kon muhribi, mayıs ayında düzenlenen denize indirme töreni sırasında Kim’in de katıldığı etkinlikte kısmen alabora olmuş ve hasar görmüştü. Kim, olayı ‘tam bir ihmalin yol açtığı suç teşkil eden bir eylem’ olarak nitelendirmiş ve sorumluların hesap vermesi talimatını vermişti. Analistler ise Kim’in geminin iki ay içinde hizmete alınması yönündeki talimatının siyasi takvimle bağlantılı olabileceğini değerlendiriyor.

ertyh
Kang Kon destroyerinin savaş sistemlerinin test edilmesi sırasında, stratejik seyir füzesinin deneme fırlatılışını da içeren bir tatbikat gerçekleştiriliyor. (Reuters)

Seul’deki Kore Ulusal Birleşme Enstitüsü’nden Hong Min, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Kuzey Kore’nin siyasi takvimi dikkate alındığında, en güçlü ihtimal geminin ülkenin kuruluşunun 78’inci yıl dönümü olan 9 Eylül’de hizmete alınmasıdır” ifadesini kullandı.

Hong, savaş gemisinin hizmete girmesinin ardından Kore Yarımadası’nın doğu kıyısında konuşlandırılmasının beklendiğini belirterek, “İlk aşamada önceliğin, düşük riskli kıyı operasyonlarına yönelik kabiliyetlerin geliştirilmesi olması muhtemel” değerlendirmesinde bulundu. Pyongyang yönetimi, 2019’da Kim Jong-un ile ABD Başkanı Donald Trump arasında Hanoi’de gerçekleştirilen zirvenin, nükleer silahsızlanmanın kapsamı ve yaptırımların hafifletilmesi konusundaki anlaşmazlık nedeniyle sonuçsuz kalmasının ardından nükleer silahlardan vazgeçmeyeceğini sürekli vurguluyor. Resmî olarak hâlâ savaş hâlinde bulunan Kuzey ve Güney Kore arasındaki 1950-1953 Kore Savaşı, bir barış anlaşmasıyla değil ateşkesle sona ermişti. Güney Kore donanmasının 5 bin tonun üzerinde deplasmana sahip 10’dan fazla savaş gemisi bulunurken, Kuzey Kore envanterinde bu sınıfta yalnızca iki gemi yer alıyor.


Yerleşim noktalarından ‘Süleyman'ın Göletleri’ne: İsrail Batı Şeria'nın ilhak haritasını çiziyor

İsrailliler, büyük bir askeri güç eşliğinde Süleyman'ın Göletleri’ni ziyaret etmeye başladı (Vikipedi)
İsrailliler, büyük bir askeri güç eşliğinde Süleyman'ın Göletleri’ni ziyaret etmeye başladı (Vikipedi)
TT

Yerleşim noktalarından ‘Süleyman'ın Göletleri’ne: İsrail Batı Şeria'nın ilhak haritasını çiziyor

İsrailliler, büyük bir askeri güç eşliğinde Süleyman'ın Göletleri’ni ziyaret etmeye başladı (Vikipedi)
İsrailliler, büyük bir askeri güç eşliğinde Süleyman'ın Göletleri’ni ziyaret etmeye başladı (Vikipedi)

Emel Şehade

İsrailli partiler ile Benjamin Netanyahu’nun aşırı sağcı hükümetini, diğer kesimlerin ‘ayırt edici ve istisnai’ olacağını öngördüğü parlamento seçimlerine sadece dört ay kaldı. Siyasi arenada, merkez sağ partiler ile iktidardaki Likud Partisi ve koalisyon partileri arasında, genişleme ve yerleşim yoluyla Yahudilerin mutlak çoğunluğuna ve mümkün olduğunca az sayıda Arap nüfusa sahip bir İsrail vizyonunu gerçekleştirecek aşırı uçtaki rekabet ve gelecek projelerinin öne çıktığı bir seçim kampanyası yaşanıyor.

Batı Şeria ve Kudüs'teki çeşitli yerleşim projelerinde olduğu gibi bu süreç de Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in önderliğinde yürütülüyor. Smotrich, Filistin toprakları üzerinde İsrail egemenliğini genişleterek pekiştirmek amacıyla çeşitli yerleşim projeleri ve egemenlik dayatması araçlarını kullanıyor. Özellikle yüz yeni yerleşim noktası kurma planı, siyasi ve hukuki hesap verebilirlik talepleri ile Amerikan ve uluslararası muhalefete karşın sürdürülüyor. Smotrich ve İsrail hükümeti bu planı uygulamaya devam ediyor. Böylece Filistin halkı, her kesimin sağ oyların daha büyük payını kapabilmek için birbiriyle yarıştığı İsrail iç rekabetinin rehini olmaya devam ediyor. Üstelik tüm taraflar, çoğunluğun Filistin topraklarının müsaderesi ve orada yerleşim kurulması pahasına sağlanabileceğinin tam olarak farkında.

‘Siyasi şantajın ustası’ olarak nitelendirilen Smotrich, hükümette kalarak Savunma Bakanlığı bünyesinde bakan pozisyonu talebini kabul ettirdi. Bu görevle Batı Şeria'daki sivil yaşamdan, planlama ve inşaattan, yerleşim kurulmasından, arazi düzenlemesinden ve altyapı yatırımlarından sorumlu oldu. Elde ettiği bu yetkilerle işgal altındaki bölgelerdeki tabloyu köklü biçimde dönüştürmeyi başardı.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Batı Şeria'daki yerleşim durumuna ilişkin bakanlık istatistiklerine göre Smotrich'in görev süresi boyunca 160 yeni yerleşim noktası ve kibbuz kuruldu, 103 yeni yerleşim bölgesinin inşasına onay verildi ve yerleşimlerin güçlendirilmesi, duvar inşaatı, askeri araç alımı ve yol yapımı için milyarlarca dolar yatırım yapıldı. Tüm bunlar, ‘iki devletli çözüm’ fikrinin kalıcı olarak tasfiye edilmesi amacıyla hayata geçirildi.

100 yerleşim birimi planı

Yüz yerleşim birimi planı, Batı Şeria’nın kuzeyini güneyinden koparmayı ve bu sayede coğrafi sürekliliği engelleyerek Filistin devletinin kurulmasını kalıcı olarak imkânsız kılmayı amaçlıyor. Planın bir bölümü, Kuzey Şeria'da daha önce tahliye edilen Homesh ve Sanur gibi yerleşim birimlerinin yeniden kurulmasını kapsıyor.

Ekonomi analisti Nehemya Shtrasser'e göre bu plan, Smotrich'in hükümetin değişmesinden duyduğu kaygıyla doğrudan ilişkili. Shtrasser, “Bu durum mevcut muhalefetin iktidara gelmesi halinde yerleşim inşaatını durdurabileceğine işaret ediyor. Bu nedenle Smotrich, daha önce onay verilmiş ancak henüz inşa edilmemiş yerleşimlerin inşaatı için şimdi baskı uyguluyor ve bu projelere büyük bütçeler tahsis ediliyor. İsrail kontrolündeki alanların coğrafi sürekliliğini korumak ve Filistinlileri yalıtılmış ceplere hapsetmeyi hedefliyor” dedi.
Bazı İsrailli çevreler daha da ileri giderek yüz yerleşim noktası planının İsrail'i tecrit edebileceği, boykotları derinleştirebileceği ve aşırılık politikası ile Filistin topraklarına el konulması gerekçesiyle ülkeye uluslararası ya da Avrupa yaptırımları uygulanabileceği konusunda uyarıda bulundu.

Sağ kanat yerleşimci hırsı bununla da sınırlı kalmadı. Smotrich, aktif yerleşimci hareketlerle yüz noktanın kurulmasını ortak ve yoğun bir çalışmayla gerçekleştirmeyi ve bu amaçla geniş bütçeler tahsis etmeyi kararlaştırdı.

Plan, şu an Filistin Otoritesi'nin kontrolündeki A Bölgesi'nde hayata geçirilecek. Shtrasser'e göre bu, "Oslo Anlaşması'nın fiilen sona erdirilmesine ve tüm İslam dünyasına karşı kıyamet savaşına yol açacak. Mesyanik vizyonunda bu, tüm Filistinlileri sürgün etmek ve tüm Batı Şeria'yı İsrail'e ilhak etmek için bir fırsat olacak."

“Süleyman'ın Göletleri”

Bu plan, İsrail egemenliğini genişletmek amacıyla yalnızca yerleşim noktaları kurmakla sınırlı değil, A, B ve C Bölgeleri arasındaki sınırları silmeyi de hedefliyor. Bunu gerçekleştirmek için İsrail, arkeolojik el koyma planlarına başvurdu. Öyle ki Beytullahim yakınlarında Hirodes'in inşa ettiği Süleyman'ın Göletleri’ni İsrail egemenliğine dahil etme noktasına kadar gidildi. Bu amaç için milyonlarca şekel tahsis edildi ve askeri varlığın güvence altına alınması üzerinde mutabık kalındı. Karşılığında Filistinliler hem topraklarını hem de en önemli tarihi eserlerden birini yitiriyor. Sebastiye ve Fasayil'de yaşandığı gibi arkeoloji, Oslo anlaşmalarını geçersiz kılma hareketinin bir parçası haline getirilecek.

Büyük taş havuz, işsiz Filistinlilerin günlük ekmeklerini beklemek için etrafında toplandığı bir mekân. Bölgede üç havuz yer alıyor: biri tamamen kuru, ikincisinde az miktarda su, üçüncüsü ise görece dolup taşıyor. Küçük miktarda balık var. Bunlar Kudüslü Filistinliler tarafından Taberiye Gölü'nden getiriliyor.

dfregrt
Süleyman'ın Göletleri, Herod tarafından Beytullahim yakınlarında inşa edildi (Wafa Ajansı)

Mimarlar, su olmasa bile bu mekânı dünyanın en güzel tarihi eserlerinden biri olarak nitelendiriyor ve ‘Hirodes'in inşa ettiği su mühendisliğinin harikası’ şeklinde tanımlanıyor.

Bu yerin etrafında pek çok efsane ve dini hikaye dolaşıyor. Bunlardan birine göre Osmanlılar göletlerin yanına taş bir bina inşa ederek içine motorlar ve pompalar yerleştirdi, ardından İngilizler, büyük kazanlar ekleyerek suyu hem tarımsal amaçlarla kullanıma hem de içmeye uygun hale getirdi. İngilizlerden sonra Ürdünlüler geldi, ardından onların yerini İsrailliler aldı. 1990'larda Oslo Anlaşmaları'nın bir parçası olarak hazırlanan haritalar bölgeyi böldü ve Süleyman'ın Göletleri’nin Filistin Otoritesi'nin tam sorumluluğundaki A Bölgesi'ne dahil edilmesine karar verildi.

Güvenlik koşullarını bahane ederek ve İsrail'in bir yıldan kısa bir süre önce tarihi çarpıtmasının ardından havuzların tescili Filistin A Bölgesi'nden İsrail'in tam güvenlik sorumluluğuna ve denetimine sahip olduğu C Bölgesi'ne aktarıldı.

Bölge bu günlerde sürtüşmelere sahne oluyor. İsrailli vatandaşlar büyük askeri güçler eşliğinde göletleri ziyaret etmeye başladı. Onlardan önce Smotrich'in Bakan Orit Struk ile birlikte mekânı ziyaret ettiği ve Bakan Elkin'in de buraya geldiği görüldü. Bakan Yardımcısı Sharren Haskel ise göletin kenarında durarak bulanık suya işaret edip kameraya "Yazım hatası yüzünden, bir milimetre farkla A Bölgesi sınırları içinde kalıyor” diye bağırdı.

Konuya hakim kişilerle hazırlanan bir İsrail raporu, bu projelerin büyük çaplı mera ve tarım arazilerini Filistinlilerin erişimine kapatarak yaşam alanlarının giderek daralmasına yol açtığına dikkati çekiyor. Filistin köy ve kentlerinin giriş-çıkışlarına yerleştirilen 925 barikat ve toprak seti sakinleri geçim kaynaklarından yoksun bırakıyor. Tüm bunlar geniş bir nüfus kesimini yoksulluğa ve açlığa sürüklüyor. Yüzlerce kilometre yeni yol ve güzergah el konularak asfaltlandı, güvenlik, elektrik ve su altyapısına dev yatırımlar yapıldı.

İsrail raporunda, İsrail hükümetinin, Otzma Yehudit Partisi’nden Amihay Eliyahu’nun yönettiği Miras Bakanlığı’na, Batı Şeria’daki tarihi alanların restorasyonu ve geliştirilmesi için çeyrek milyar şekel ayırdığı belirtildi. Öte yandan hükümet, özel arazileri kamulaştırarak, duvarlar inşa ederek ve İsrail’in askeri varlığını artırarak Filistinlileri bu bölgelerden ayrılmaya zorluyor. İsraillilere göre bu varlık, çatışmaları alevlendiriyor ve Filistinlilere artık orada hiçbir varlıklarının kalmadığını teyit ediyor.


Mali'deki isyancılar askeri konseyi kıskaca alıyor

Son saldırılar sırasında Kidal şehri Azawad Kurtuluş Cephesi güçlerinin kontrolüne geçmesi, Yönetim Konseyi’ne ağır bir darbe indirdi (AFP)
Son saldırılar sırasında Kidal şehri Azawad Kurtuluş Cephesi güçlerinin kontrolüne geçmesi, Yönetim Konseyi’ne ağır bir darbe indirdi (AFP)
TT

Mali'deki isyancılar askeri konseyi kıskaca alıyor

Son saldırılar sırasında Kidal şehri Azawad Kurtuluş Cephesi güçlerinin kontrolüne geçmesi, Yönetim Konseyi’ne ağır bir darbe indirdi (AFP)
Son saldırılar sırasında Kidal şehri Azawad Kurtuluş Cephesi güçlerinin kontrolüne geçmesi, Yönetim Konseyi’ne ağır bir darbe indirdi (AFP)

Mali'de iktidardaki askeri konsey, ülke genelinde radikal grupları ve Tuareg müttefiklerinin koordineli saldırılarının ardından gerek başkent Bamako'da gerek kalesi olan başkent yakınlarındaki askeri kışlanın bulunduğu Kati beldesinde her zamankinden daha zayıf ve tecrit edilmiş görünüyor.

Askeri konseye ağır bir darbe indiren kapsamlı saldırının üzerinden yaklaşık iki ay geçerken el-Kaide bağlantılı Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin (CNIM) ve Tuareg ayrılıkçı hareket Azavad Kurtuluş Cephesi (FLA) cumartesi günü ülkenin kuzeyinden güneyine uzanan yeni saldırılar düzenledi. Bu durum, yönetimi zorlu olan geniş Sahel bölgesinde merkezi hükümet üzerindeki baskıyı sıkıştırma kapasitelerini ortaya koydu.

İsyancılar cumartesi günü ülkenin kuzeyi ve orta kesimlerindeki başlıca şehirlere ve başkent Bamako'nun yaklaşık 70 kilometre güneyindeki Mali'nin en büyük cezaevlerinden birine saldırılar düzenledi.

Kuzeydeki Kidal bölgesinde Azavad Kurtuluş Cephesi, Rusya’nın Afrika Kolordusu (eski adıyla Wagner Grubu) kuvvetlerinin bir askeri kışlada mevzilendiği Anefis şehrini kontrol altına aldığını duyurdu; çatışmaların pazar sabahı da sürdüğü bildirildi.

Anefis ve Aguelhok, 25-26 Nisan 2025 saldırılarının ardından Kidal bölgesinde ordunun varlık gösterdiği son iki mevzi.

İktidardaki askeri konsey için ağır bir darbe niteliği taşıyan Kidal şehri, söz konusu saldırılar sırasında FLA güçlerinin eline geçmişti. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına cumartesi sabahı gerçekleştirilen saldırılar aynı zamanda kuzeyin denetiminde kilit stratejik öneme sahip Gao şehrini ve büyük bir askeri üssün bulunduğu orta kesimde bulunan Sifari şehrini de kapsadı.

Ordunun yorulması

Fas merkezli düşünce kuruluşu Yeni Güney için Politika Merkezi’nin araştırmacısı Rıza el-Yamuri AFP’ye yaptığı açıklamada, CNIM ile FLA’nın koordineli saldırıları Mali ordusunu ve Afrika Kolordusu kuvvetlerini yıpratmayı hedefliyor ve bunu başardıkları görülüyor" değerlendirmesinde bulundu.

Merkezi Abidcan'da bulunan Uluslararası Terörle Mücadele Akademisi'ne bağlı Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nden bir araştırmacı ise "Mevcut hedefin güneye daha fazla ilerlenmeden önce kuzeyin denetim altına alınması ve tahkim edilmesi olduğu görülüyor" yorumunda bulundu.

Mali, 2020 ve 2021 yıllarında peş peşe yaşanan darbelerden sonra iktidarı ele geçirerek güvenliği yeniden sağlamayı ve geniş topraklarda devlet bütünlüğünü korumayı taahhüt eden ordu tarafından yönetiliyor. Ülke, radikalizm kaynaklı isyanın yanı sıra başta Tuareglerin yoğunlukla dile getirdiği ayrılıkçı taleplerle de karşı karşıya.

General Assimi Goita önderliğindeki askeri konsey, eski sömürgeci güç Fransa'ya sırtını çevirerek en yakın müttefiki haline gelen Rusya'ya yöneldi. Bamako, Moskova ile enerji, savunma ve yükseköğretim alanlarında iş birliği yapıyor.

Yıpratma stratejisi karşısında askeri konsey, kontrolündeki topraklar üzerindeki hâkimiyetini sürdürmekte güçlük çekiyor.

Dakar merkezli Timbuktu Enstitüsü Müdürü Bakari Sambe, AFP’ye “Devlet yalnızca Bamako'yu ve ülke içinde birkaç stratejik noktayı kontrol ediyor; hepsi bu. Geri kalan bölgeler istikrarsızlık içinde” açıklamasında bulundu.

Başkent de tehlikede

Ancak başkent Bamako da çatışmadan nasibini aldı. Bamako, radikal grupların aylardır tekrarlayan kuşatmaları altında ve bu durum ekonomiyi boğarken yakıt kıtlığına yol açıyor.

2024 eylülünde Bamako'daki askeri havalimanını ve Jandarma Koleji'ni hedef alan görülmemiş ölçekteki saldırıda güvenlik kaynaklarına göre 70'ten fazla kişi hayatını kaybetti, 200'den fazlası yaralandı.

Radikal gruplar, geçtiğimiz nisan ayının sonlarında Savunma Bakanı Sadyo Camara'yı Kati'deki evinde öldürerek sistemi tam kalbinden vurma kapasitelerini kanıtladı. Camara'nın ölümünün ardından askeri konseyin lideri General Goita, bizzat savunma bakanlığı görevini devraldı ve ülkenin güvenliğini sağlamak amacıyla çeşitli tedbirleri devreye soktu.

Goita'nın aldığı önlemler arasında aşırılık yanlısı grupların tercih ettiği ulaşım aracı olan motosikletlerin büyük şehirler dışında kullanımının yasaklanması ve bunların tescilinin zorunlu hale getirilmesi yer alıyor. Sivillerin, aşırılık yanlısı grupların sığınak olarak kullandığından şüphelenilen ormanlara girişi de yasaklandı.

Afrika Sahel Bölgesi Uzmanı Julien Hoffman, "Bu tedbirler Bamako'daki düşman silahlı grupların bazı kapasitelerini kısıtlayabilir; ancak yeni bir saldırı dalgasını önlemeye yetmez" yorumunda bulunudu.

Öte yandan Askeri konsey, Mali'nin tamamı üzerinde kontrolü elinde tuttuğunu ısrarla savunarak bu yargıyı sorgulayan herkese suçlama yöneltiyor.

Haziran ayı başlarında bir gazeteci, Tuareg ayrılıkçılarının kalesi olan Kidal şehrinin CNIM lideri tarafından kontrol edildiğini söylemesinin ardından ‘yanlış bilgi yaymak’ suçlamasıyla tutuklandı.

Kamuoyu üzerindeki şu an uygulanan sıkı denetimin, tam siyasi kontrol varmış gibi bir yanılsama yarattığı uyarısında bulunan Sambe, "Askeri yetkililer mevzilere çekilerek iktidarda kalmaya çalışıyor; ancak bu tablo uzun vadede sürdürülebilir değil” ifadesini kullandı.