İtalyan yetkililer Hizbullah’ın uyuşturucu sevkiyatını ele geçirdi

Napoli’de gerçekleşen uyuşturucu operasyonu.
Napoli’de gerçekleşen uyuşturucu operasyonu.
TT

İtalyan yetkililer Hizbullah’ın uyuşturucu sevkiyatını ele geçirdi

Napoli’de gerçekleşen uyuşturucu operasyonu.
Napoli’de gerçekleşen uyuşturucu operasyonu.

İtalyan yetkililer dün yaptıkları açıklamada, yaklaşık bir milyar dolar değerinde 15 ton uyuşturucu amfetamin ele geçirdiklerini duyurdular. İtalyan Nova haber ajansına göre yapılan incelemenin ardından sevkiyatın arkasında Hizbullah’ın olduğu anlaşıldı.
Napoli Savcılığı tarafından yürütülen soruşturmaya göre ele geçirilen haplar, endüstriyel kullanım ve demir tekerlek üretimine yönelik belgeye sahip üç şüpheli konteynere yerleştirilmişti.
İtalyan polisi, "Ortadoğu bölgesinde satılan bu uyuşturucunun korku ve acı hissini azaltmak için savaşçılar arasında popüler olduğunu" bildirdi.
Nova’nın haberine göre soruşturmalar, uyuşturucu kaçakçılığının Lübnan Hizbullahı’nın temel gelir kaynaklarından biri olduğunu gösterdi. Captagon üretiminin çoğu DEAŞ tarafından benzer amaçlarla üretiliyor.
BBC tarafından yayınlanan rapora göre İtalya Mali Suçlar Birimi, yürütülen soruşturmanın ve ele geçirilen sevkiyatın ayrıntılarını paylaştı. Açıklamada söz konusu sevkiyatın Suriye'den geldiğini ve türünün en büyüğü olarak nitelendirilen bir operasyonla ele geçirildiği kaydedildi. 
Habere göre İtalyan yetkililer uyuşturucunun kaynağının başlangıçta Suriye olduğuna ve olayın arkasında DEAŞ’ın bulunduğuna  inanıyordu. Ancak yapılan geniş çaplı araştırmada Esed rejimi ve yakın müttefiki Hizbullah’ı işaret eden bulgulara ulaşıldı.
Önceki raporlar, uyuşturucu kaçakçılığının Suriye ve diğer bölgelerdeki operasyonlarını finanse etmek için İran’ın desteklediği ve bölgedeki en güçlü silahlarından biri olan Lübnanlı milislerin temel gelir kaynaklarından biri olduğunu gösteriyordu. Özellikle ABD'nin İran'a uyguladığı yaptırımlar sonucu son iki yıl içinde mali gücü azalan Tahran’ın bölgedeki milisleri destekleme hamleleri de hız kaybetti.
Söz konusu uyuşturucu madde, 1990’lı yıllarda oldukça fazla kullanılıyordu. Bu uyuşturucu, 2015 yılında Paris’teki Bataclan konser salonuna yönelik saldırının ardından yapılan operasyonda da  teröristlerin gizlendiği yerlerde ele geçirilmişti.



Trump’tan müzakerelerin başarısızlığına “deniz ablukası” misillemesi

Trump’tan müzakerelerin başarısızlığına “deniz ablukası” misillemesi
TT

Trump’tan müzakerelerin başarısızlığına “deniz ablukası” misillemesi

Trump’tan müzakerelerin başarısızlığına “deniz ablukası” misillemesi

ABD Başkanı Donald Trump, Washington ile Tahran arasında İslamabad'da doğrudan yürütülen görüşmelerin anlaşmaya varılamadan sona ermesinin ardından müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanmasına Hürmüz Boğazı'na ‘deniz ablukası’ uygulamayı planladığını açıklayarak tepki gösterdi. Trump, müzakerelerin ‘son derece dostane’ bir ortamda gerçekleştiğini ve İran'ın nükleer alandaki emellerinden vazgeçmesi dışında ülkesinin ‘neredeyse istediği her şeyi’ elde ettiğini söyledi.

ABD Donanması'nın Hürmüz Boğazı’na girmeye veya çıkmaya çalışan gemileri durdurmaya başlayacağını ve İran'a ücret ödeyen gemileri takip edeceğini açıklayan Trump, deniz ablukasının ‘biraz zaman alacağını, ancak çok yakında yürürlüğe gireceğini’ belirterek, ülkesinin Hürmüz Boğazı’nda tam seyrüsefer özgürlüğü istediğini vurguladı.

İran'ı ‘deniz mayınlarını kullanarak trafiği aksatmakla ve dünyaya şantaj yapmakla’ suçlayan ABD Başkanı, Tahran'ın tutumunu sürdürmesi halinde askeri tırmanışa gideceği uyarısında bulundu.

Öte yandan İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), askeri gemilerin boğazı geçmeye yönelik herhangi bir girişimin ‘kararlılıkla’ karşılanacağı uyarısında bulunarak geçiş hakkının yalnızca sivil gemilere, özel kurallara uygun olarak verileceğini belirtti.

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance ise Pakistan'dan ayrılmadan önce İran'a ‘en iyisi’ olarak nitelendirdiği nihai bir teklif sunduğunu doğruladı. Vance, “Kırmızı çizgilerimizin ne olduğunu açıkça belirttik” dedi. Vance, Washington'ın İran'dan nükleer silah peşinde koşmayacağına dair ‘güçlü bir taahhüt almayı’ beklediğini de sözlerine ekledi.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf da İran heyetinin ‘168 ileriye dönük girişim’ sunduğunu belirterek, ‘güven kaybına’ işaret etti. Kalibaf, ‘Washington'ın Tahran’ın mantığını ve ilkelerini anladığını, şimdi ise güvenini kazanıp kazanamayacağına karar verme zamanının geldiğini’ ekledi.

İran Dışişleri Bakanlığı ise görüşmelerde Hürmüz Boğazı’nın, nükleer dosyasının, savaş tazminatlarının ve yaptırımların kaldırılmasının ele aldığını belirtti.

Bakanlık, diplomatik sürecin başarısının karşı tarafın ‘aşırı’ ve ‘hukuka aykırı’ taleplerinden kaçınmasına bağlı olduğunu da açıklamasına ekledi.


Tüm dikkatler yarın yapılacak İsrail-Lübnan müzakerelerinde

Güney Lübnan’ın el-Bazuriye beldesinde İsrail’in düzenlediği bombardıman sonucu yıkılan bir bina (AFP)
Güney Lübnan’ın el-Bazuriye beldesinde İsrail’in düzenlediği bombardıman sonucu yıkılan bir bina (AFP)
TT

Tüm dikkatler yarın yapılacak İsrail-Lübnan müzakerelerinde

Güney Lübnan’ın el-Bazuriye beldesinde İsrail’in düzenlediği bombardıman sonucu yıkılan bir bina (AFP)
Güney Lübnan’ın el-Bazuriye beldesinde İsrail’in düzenlediği bombardıman sonucu yıkılan bir bina (AFP)

Yarın ABD Dışişleri Bakanlığı'nda İsrail’in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter ile Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nada Hamadeh Moawad arasında başlayacak olan Lübnan-İsrail doğrudan müzakerelerinin ilk turu öncesinde temkinli bir bekleyiş hâkim.

Tel Aviv'de ise İsrail'in tutumu, İsrail yönetiminin Lübnan'daki mevcut durumun olduğu gibi kalmasını tercih ettiğini gösteriyor. Zira bir anlaşmaya varılması halinde, Litani Nehri’nin güneyinde kontrol ettiği bölgeden çekilmek zorunda kalacak ve nehrin kuzeyine çekilen Hizbullah'ın silahsızlandırılacağına dair gerçek bir garanti verilmiş değil.

Beyrut'ta ise, her iki tarafın da kendi şartlarında ısrar etmesi nedeniyle müzakerelerin başarısızlığa uğrayacağına dair endişeler söz konusu. Ayrıca, müzakerelerin başarılı olması durumunda bile, Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını veya sahada yeni dengelerin kurulmasını amaçlayan herhangi bir anlaşmayı kategorik olarak reddetmesi nedeniyle, olası bir uzlaşmanın Lübnan iç politikasına yansıyacağına dair endişeler de var. Bu durum, müzakerelerin daha başlamadan başarısızlığa uğrayacağına işaret ediyor.


Avustralya, Hürmüz Boğazı'nın herkese açık kalmasını istiyor

Avustralya Başbakanı Anthony Albanese (AFP)
Avustralya Başbakanı Anthony Albanese (AFP)
TT

Avustralya, Hürmüz Boğazı'nın herkese açık kalmasını istiyor

Avustralya Başbakanı Anthony Albanese (AFP)
Avustralya Başbakanı Anthony Albanese (AFP)

Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, Hürmüz Boğazı'nın açık kalması çağrısında bulundu ve Amerika Birleşik Devletleri'nin boğaza abluka uygulamak için Avustralya'dan yardım istemediğini belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump, ABD ve İran arasında Pakistan'da yapılan ateşkes görüşmelerinin anlaşma sağlanamadan sona ermesinin ardından, ABD Donanmasının Hürmüz Boğazı'na giriş ve çıkış yapan gemilere hızla abluka uygulayacağını belirtmişti.

Albanese bugün Nine Network'e verdiği demeçte, "Herhangi bir talep almadık. Bu duyuruyu gece boyunca tek taraflı olarak yaptılar. Katılmamız istenmedi" ifadelerini kullandı.

Albanese sözlerine şöyle devam etti: “Görmek istediğimiz şey, müzakerelerin devam etmesi ve yeniden başlamasıdır. Bu çatışmanın sona ermesini istiyoruz. Hürmüz Boğazı'nın herkese açık olmasını istiyoruz. Ayrıca uluslararası hukukun gerektirdiği gibi seyrüsefer özgürlüğünü görmek istiyoruz.”