İsrailli Bakan: Türkiye-İsrail ilişkilerinin düzelmesinin önünde Hamas engel oluşturuyor

İsrail’in eski Ankara Büyükelçisi Pini Avivi: Erdoğan’ın dilinde ayrı, kalbinde ayrı bir söz yoktur. Konuştuğu zaman, söylediği şeyi kasteder.

İsrail’in cumartesi Gazze’ye düzenlediği hava saldırısında yıkılan atölyesinde incelemelerde bulunan bir adam (DPA)
İsrail’in cumartesi Gazze’ye düzenlediği hava saldırısında yıkılan atölyesinde incelemelerde bulunan bir adam (DPA)
TT

İsrailli Bakan: Türkiye-İsrail ilişkilerinin düzelmesinin önünde Hamas engel oluşturuyor

İsrail’in cumartesi Gazze’ye düzenlediği hava saldırısında yıkılan atölyesinde incelemelerde bulunan bir adam (DPA)
İsrail’in cumartesi Gazze’ye düzenlediği hava saldırısında yıkılan atölyesinde incelemelerde bulunan bir adam (DPA)

İsrail’in başkenti Tel Aviv’deki siyasi kaynaklar, İsrail hükümetinin, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iki ülke ilişkilerini düzeltme girişimine olumlu yanıt vermediğini ve bunun olabilmesi için öncelikle Türkiye’nin Hamas Hareketi’ne yönelik desteğini hafifletmesi ve Hamas’ın askeri faaliyetlerini teşvik etmeye son vermesini şart koştuğunu bildirdi.
İsrail hükümetinden kıdemli bir bakan, isminin gizli kalması kaydıyla yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin Hamas Hareketi ile ilişkileri, iki devlet arasındaki siyasi ilişkilerin düzelmesinin önünde zorluklar çıkarıyor. İki devlet arasındaki ekonomik ve güvenlik ilişkilerinin iyi olduğu biliniyor. Ancak iki hükümet arasındaki siyasi ilişkiler kötü” ifadesini kullandı.

Azerbaycan, Ankara ve Tel Aviv arasında arabuluculuk rolü oynuyor
Azerbaycan, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin yeniden tamamen canlanması amacıyla son birkaç haftadır Ankara ve Tel Aviv arasında arabuluculuk rolü oynuyor. İki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler son iki yıldır en alt düzeyde tutuluyor. İsrail, Ankara’nın Tel Aviv’e yeni büyükelçi göndermesini onayladı. 40 yaşındaki yeni Büyükelçi Ufuk Ulutaş, Tel Aviv’de iyi bilinen bir isim. Ulutaş, Batı Kudüs’teki İbrani Üniversitesinde İbranice dili ve Ortadoğu Tarihi ile ilgili dersler aldı. Dikkatli bir seçim olan Ulutaş, diplomat kökenli olmamakla birlikte, 2013-2018 yılları arasında Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları (SETA) Vakfı’nda Dış Politika Direktörü olarak görev yapan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen bir isim.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz cuma günkü açıklamasında, Ankara ve Tel Aviv arasındaki ilişkileri ‘daha iyi bir noktaya’ taşımayı umduğunu söyledi. İstanbul’daki bir camide kıldığı cuma namazının ardından gazetecilere konuşan Erdoğan, “İsrail ile istihbari noktada münasebetimiz kesilmiş değil. En tepe noktadaki kişilerle bazı sıkıntılar yaşıyoruz. İsrail’in Filistin topraklarına yönelik takındığı tavırları kabul etmemiz mümkün değil. Bu, ülkelerin toprak bütünlüğüne yönelik yaklaşım noktasında bizim İsrail ile ayrıştığımız noktadır. Yoksa gönlümüz arzu eder ki onlarla da münasebetlerimizi daha iyi bir noktaya taşıyalım” ifadelerini kullandı.
İsrail, Erdoğan’ın açıklamasına resmi kanallardan herhangi bir yanıt vermedi. Ancak isminin açıklanmasını istemeyen İsrailli Bakan, “Türkiye’nin durumu, Türkiye’nin Hamas’ı desteklemesi nedeniyle İsrail ile barış anlaşmaları imzalayan 4 Arap ülkesinden temelde farklılık arz ediyor. Doğrusu Hamas’ın Türkiye’de bir merkezinin bulunması çok sorunlu bir durum. Meseleyi tamamen zorlaştırıyor. Türkiye’nin Hamas’a karşı tavrı değişmediği sürece iki devlet arasındaki ilişkiler düzelmeyecek” dedi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya yakınlığıyla bilinen Israel Hayom gazetesinde yer alan habere göre, İsrail’in eski Ankara Büyükelçisi Pini Avivi açıklamasında, “Erdoğan’ın İsrail ile daha iyi ilişkileri arzulamasına şaşırmadım. Bunu kendi sesiyle açıkladı. Bunun büyük bir önemi var. Tüm faktörler arasında iki merkezi nokta Erdoğan’a rehberlik ediyor: Birincisi, Neo-Osmanlıcılığı (Yeni Osmanlıcılık) yeniden canlandırmak ve tüm İslam alemine liderlik etme arzusu. İkinci nokta (Erdoğan’ın) seleflerinin döneminde olduğu gibi İsrail ile müşterek eğitimler ve güvenlik ilişkileri kurmayı sürdürmek değil bilakis ekonomik meseledir. (Türkiye’nin İsrail ile dış ticaret hacmi) İsrail ile kriz yıllarında 1 milyar dolardan 5,5 milyar dolara yükseldi. O (Erdoğan) bunu daha çok artırmayı arzuluyor” dedi.

Avivi: Erdoğan’ın dilinde ayrı, kalbinde ayrı bir söz yoktur
Avivi, Erdoğan’ın sözünü ettiği istihbarat alanındaki ilişkilerle ilgili soruya şu şekilde yanıt verdi, “Bugün istihbarat konusunda neler oluyor bilmiyorum. Fakat, Türk ordusunun Suriye’de içinde bulunduğu durumun, onu (Erdoğan’ı) etkilediğini idrak edebiliyorum. O (Erdoğan) da İsrail gibi İranlılardan çok korkuyor. İran ile Türkiye arasında 300 yıl boyunca savaş çıkmadığı doğrudur. Fakat ikisi arasında Şii ve Sünni mezheplerine liderlik etme konusunda rekabet var. Erdoğan’ın dilinde ayrı, kalbinde ayrı bir söz yoktur. Konuştuğu zaman, söylediği şeyi kasteder. Buna ek olarak, İsrail ile normalleşmeye yönelen Arap devletlerinin ve aynı zamanda ABD yaptırımları durumunun onu (Erdoğan’ı) etkilediğini düşünüyorum.”
Türkiye, İsrail’in iki buçuk yıl önce Gazze’de düzenlenen ‘Büyük Dönüş Yürüyüşü’ gösterilerini bastırmasının ardından İsrail’in Ankara Büyükelçisi’ni sınır dışı etmiş, İsrail’deki Büyükelçisi’ni geri çağırmış ve Tel Aviv ile diplomatik ilişkilerini en alt düzeye çekmişti. Türkiye Cumhurbaşkanı bugün bu ilişkileri yeniden canlandırmanın yolunu arıyor. Bunun birinci nedeni, Erdoğan’ın sert ekonomik krizle mücadele çabaları kapsamında İsrail ile ekonomik ilişkileri daha fazla geliştirme ihtiyacı duymasıdır. İkinci nedeni ise Erdoğan’ın, ABD yönetiminde beklenen değişikliklerle mücadelede İsrail ile aynı siperde olacağını hissetmesidir.
Haaretz Gazetesi Ortadoğu uzmanı Dr. Zvi Bar’el, yazısında, “Erdoğan da İsrail gibi, seçilmiş başkan Joe Biden’ın Beyaz Saray’a girmesi yaklaştıkça kendisine uygulanabilecek ABD baskısını hissetmeye başladı. Her iki tarafın da korkabileceği bir şey var” ifadesini kullandı.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.