Suriye: Rus ordusu, stratejik öneme sahip Ayn İsa’daki askeri varlığını artırdı

Geçtiğimiz hafta Rakka kırsalındaki Ayn İsa yakınlarındaki Rus güçleri (Şarku’l Avsat)
Geçtiğimiz hafta Rakka kırsalındaki Ayn İsa yakınlarındaki Rus güçleri (Şarku’l Avsat)
TT

Suriye: Rus ordusu, stratejik öneme sahip Ayn İsa’daki askeri varlığını artırdı

Geçtiğimiz hafta Rakka kırsalındaki Ayn İsa yakınlarındaki Rus güçleri (Şarku’l Avsat)
Geçtiğimiz hafta Rakka kırsalındaki Ayn İsa yakınlarındaki Rus güçleri (Şarku’l Avsat)

Moskova, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Rakka kırsalında yer alan ve stratejik öneme sahip olan Ayn İsa’ya bölgenin Ankara yanlısı gruplar tarafından yoğun bombardımanına tutulmasının ardından askeri polis takviyesi gönderdiğini duyurdu.
Bu gelişme Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu arasında bugün (Salı) Rusya'da yapılması planlanan görüşmeleri öncesinde yaşanırken iki bakanın görüşmesinde ele alınacak konular arasında Suriye dosyası da bulunuyor. Bu arada Türkiye’nin, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'e muhalif silahlı grupları desteklerken, Rusya’nın rejime sadık güçleri desteklediğini belirtilmeli.
Türkiye-Rusya Ortak Stratejik Planlama Grubu’nun sekizinci toplantısı, bugün Rusya’nın Soçi kentinde Çavuşoğlu ve Lavrov’un başkanlığında gerçekleştirilecek. Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndan dün (Pazartesi) yapılan açıklamada, toplantıda iki ülke arasındaki ilişkilerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası gelişmeler konusunda kapsamlı bir görüş alışverişinde bulunulacağı ve toplantı sonunda iki ülke arasında 2021-2022 yılları için bir istişare planının imzalanacağı bildirildi.
Ayn İsa bölgesi, doğudaki Haseke, Rakka ve Deyrizor, kuzeyde ise Halep şehrini bir birine bağlayan uluslararası karayoluna (M4) bakıyor. Bu hayati konumu nedeniyle bölge stratejik bir öneme sahiptir. Bölge ayrıca Fırat'ın doğusuna batısındaki büyük bir yol ağı ile bağlanıyor. Uluslararası ve bölgesel taraflarca desteklenen ve sahada savaşan taraflar, Halep'in doğu kırsalındaki Ayn el-Arab (Kobani) ve Menbiç şehirleri arasındaki kara yolunu kesmek için bölge üzerinde tam bir kontrol sağlamaya çalışıyorlar.
Bu ay Suriye’nin kuzeyindeki büyük şehirleri bir birine bağlayan kara yolu üzerinde bulunan Ayn İsa yakınlarında Türkiye destekli savaşçılar ile Kürt güçleri arasında çatışma çıktı. Türk güçleri ve onlarla birlikte hareket eden Suriyeli silahlı muhalif gruplar, geçtiğimiz yıl Suriye'nin kuzey ve doğusunu kontrol eden Kürtlerden oluşan Halk Koruma Birlikleri’ne (YPG) yönelik gerçekleştirdikleri bir saldırıda bölgenin kontrolünü ele geçirdiler.
Öte yandan Türkiye Milli Savunma Bakanlığı'ndan üst düzey bir kaynak, Ankara’nın bugünkü toplantıyı, terör örgütü olarak tanımladığı YPG’nin bölgeden geri çekilmesi talebini güçlendirmek için kullanacağını söyledi. Kimliğinin açıklanmasını istemeyen kaynak, “YPG, Ayn İsa'yı kesinlikle terk etmeli. Bunu başarmak için gerekli her türlü adımı atacağız” dedi.
YPG, son yıllarda Suriye'nin kuzeydoğusunda ABD’nin havadan yardımı ile DEAŞ’ı mağlup eden Suriye Demokratik Güçleri (SDG) koalisyonunun ana askeri bileşenidir. Ankara ise, YPG'nin Türkiye’nin güneydoğusunda Türk devletine isyan eden silahlı gruplarla yakın bağları olduğunu söylüyor.
Diğer yandan Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Pazar akşamı bölgeye askeri polis takviyesi gönderildiğini duyuruldu. Açıklamada, “Daha önce Türk tarafıyla yapılan müzakereler sırasında, Rusya-Suriye ortak nöbet noktalarının konuşlandırılması konusunda mutabık kalındı. Rus ordusunun yanı sıra bölgede istikrarın sağlanması amacıyla gönderilen askeri polis güçleri de bugün (Pazar) Ayn İsa’ya ulaştılar” ifadeleri yer aldı.
Uçakları bölgede devriye gezen Moskova, iki tarafı karşılıklı olarak gerçekleştirilen bombardımanları durdurmaya ve gerilimi azaltmaya çağırdı. Bununla birlikte son 24 saat içinde Türkiye destekli gruplar tarafından gerçekleştirilen herhangi bir bombardıman tespit edilmediğini bildirdi.
Rusya merkezli Sputnik Haber Ajansı, Suriye Milli Uzlaşı Heyeti üyesi Ömer Rahmun’un, SDG'nin Ayn İsa’yı önümüzdeki günlerde Suriye rejimine devretmeyi kabul ettiğini doğruladığını aktardı.
Sputnik’in haberine göre Rahmun, SDG'nin günlerce süren görüşmelerin ardından geçtiğimiz pazar günü Ayn İsa’da yapılan toplantıda bölgeyi Rusya ve Suriye rejimine devretme sözü verdiğini söyledi. Rahmun ayrıca SDG'nin Ayn İsa’yı Suriye rejimine teslim etmeyi kabul etmesinin Türkiye'nin bölgeye gerçekleştirmeyi planladığı operasyonu durdurduğunun da altını çizdi.
SDG’nin Ayn İsa’yı Suriye rejimine teslim etmesiyle ilgili anlaşmanın tüm şartları hakkında halen kesin bir bilgi bulunmadığına dikkati çeken Rahmun, ancak SDG temsilcilerinin, Rus tarafına, Ayn İsa'dan tamamen çekilmeye hazır olduklarını ve önümüzdeki birkaç saat içinde sahada pratik adımlar atmaya başlayacaklarını söylediklerini kaydetti.
Rus güçleri Rakka’nın kuzeyindeki Ayn İsa’nın güney kırsalındaki Kalata köyünde yeni bir askeri üs kurarken Ayn İsa’nın kuzeyindeki Cehbel ve el-Mişerfe köyleri, iki taraf arasında düzenlenen karşılıklı füze saldırıları sırasında SDG ve Türkiye yanlısı Suriye Milli Ordusu (SMO) grupları arasında çatışmalara tanık oldu.
Türkiye, bir hafta önce yaptığı toplantıda, Türk güçlerinin bölgede olası bir askeri operasyon düzenlemesini engelleyecek uzlaşılara varılması için ön şart olarak ‘SDG'nin Ayn İsa’dan tamamen çekilmesi’ gerektiğini belirtti.
Öte yandan Kürt kaynakları, Suriye ordusu ve SDG’nin, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve SMO içindeki Suriyeli gruplar tarafından M4 uluslararası karayoluna, kasabanın doğu ve batı girişlerine ve Cehbel,  Mişerfe,  Sayda ve Ayn İsa kampı dahil olmak üzere savaş cephelerine doğru uzanan bir saldırıya uğrayan, Rusya'nın himayesindeki Rakka'nın kırsal kesiminde yer alan Ayn İsa bölgesinin kaderini belirlemek için mutabakata vardıklarını açıkladılar. Kaynaklar, Suriye ordusu unsurlarının Ayn İsa’nın merkezine konuşlandırılmayacağını, alan dışında ve bölge sınırları içinde kalacaklarını vurguladılar.
Kaynaklar, Ayn İsa’daki SDG liderliği ve Özerk Yönetim yetkililerinin dün büyük bir toplantı düzenlediklerini ve bölgede bir güvenlik noktasının kurulması önerisinin ve Suriye ordusunun konuşlandırılmasına izin veren nihai bir anlaşma formüle etmek için Rusya’nın gözetiminde Suriye rejiminin temsilcileriyle görüşmelere devam eden Özerk Yönetim kurumlarının da dahil olduğu anlaşmanın şartlarını uygulama mekanizmalarını tartıştıklarını aktardılar. Anlaşmada ayrıca Rus askeri polisi eşliğinde devriyelerin düzenlenmesi ve M4 karayolunun sivillere ve ticari araç trafiğine açılması gibi konularda yer alıyor.
Kaynaklar, Moskova’nın SDG’li liderlerden, TSK ve onunla birlikte hareket eden Suriyeli gruplar tarafından düzenlenmesi beklenen olası askeri harekattan kaçınmak için tüm güçlerini çatışma bölgelerinden, savaş cephelerinden ve M4 karayolundan Ayn İsa'nın 5 kilometre güneyine çekmesini istediğini de söylediler.
Diğer yandan Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), geçtiğimiz gece yarısından sonra Cehbel, Mişrefe, Sayda ve Muallak cephelerinde Türkiye’nin gerçekleştirdiği bombardımanlar ve Ankara yanlısı gruplarla medyana gelen çatışmalar sonucu, 4 SDG üyesinin öldüğünü, 7 üyesinin ise yaralandığını aktardı.
Bir başka gelişmede ise Rus ve Türk güçleri dün sabah 5 Rus ve 4 Türk zırhlı aracının bulunduğu ortak bir devriye gezdi. Türkiye-Suriye sınırındaki Şenyurt (Derbesiye) Sınır Kapısı’ndan yola çıkan devriye, Ebu Rasin kırsalındaki Duleyk, Melik, Abbas, Aliye ve Kesra köy ve kasabalarını gezdikten sonra Derbesiye kırsalındaki Kayravan, Talak Kurkund, Şeyrik ve Atişan köy ve kasabalarından geçerek başlangıç noktasına geri döndü. Devriyeye iki Rus askeri helikopteri eşlik etti.
Bununla birlikte Türk güçleri dün, İdlib’in güneydoğu kırsalında yer alan ve İdlib kırsalında Cebel el-Erbain’e açılan giriş kapısı olan Kadura köyünde yeni bir askeri nokta inşa etmeye başladı. Söz konusu askeri nokta, Şam-Halep karayolu (M5) üzerinde bulunan Kefer Battih ve Dadih köylerini kontrol ediyor.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.