BM'nin Libya diyaloguna ilişkin çabaları sürüyor

Williams, siyasi süreçte aylardır yaşanan tıkanıklığın üstesinden gelmek için bir danışma komitesi kurulduğunu açıkladı (AFP)
Williams, siyasi süreçte aylardır yaşanan tıkanıklığın üstesinden gelmek için bir danışma komitesi kurulduğunu açıkladı (AFP)
TT

BM'nin Libya diyaloguna ilişkin çabaları sürüyor

Williams, siyasi süreçte aylardır yaşanan tıkanıklığın üstesinden gelmek için bir danışma komitesi kurulduğunu açıkladı (AFP)
Williams, siyasi süreçte aylardır yaşanan tıkanıklığın üstesinden gelmek için bir danışma komitesi kurulduğunu açıkladı (AFP)

Zayed Hediyye
Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Vekili Stephanie Williams, misyonunun desteklediği siyasi yol haritasını bu yılın sonunda genel seçimler doğrultusunda uygulamak için geri sayımın başladığını duyurdu.
BM misyonu, siyasi süreçte askıdaki yükümlülükleri yerine getirme ve diğer süreçlerde imzalanan anlaşmaların uygulanması önündeki engelleri aşma amacıyla diyalog taraflarına baskı uyguluyor. Türkiye'nin ise ‘çatışan taraflara silah tedarikinin durdurulmasını, yabancı savaşçıların ülkelerine gönderilmesini ve Libya’nın doğu ve batısındaki askeri unsurlara yönelik eğitim faaliyetlerinin dondurulmasını’ öngören askeri komite anlaşmalarını ihlal ettiği öne sürülüyor.

Williams diyalog komitelerine baskı yapıyor
Williams, Libya Siyasi Diyalog Forumu üyelerine kapalı devre yayın üzerinden yaptığı açıklamada, “Libya’da geçiş aşamasını ve onu yöneten tüm organları sonlandırmak için geri sayım, Tunus’ta kabul edilen yol haritasında belirtildiği üzere 21 Aralık’ta başladı” dedi. Yetkili, seçim tarihinden (24 Aralık 2021) ise vazgeçilmeyeceğini vurguladı.
Siyasi süreçte aylarca süren tıkanıklığın üstesinden gelmek için mevcut sorunların çözülmesine katkı sunacak bir danışma komitesinin kurulduğunu belirten Williams, “Libyalıların, tüm tartışmalı konularda uzlaşıya varmalarına yardım etmek için 15 üyeden oluşan bir danışma komitesine ihtiyaçları var” dedi.
Stephanie Williams, söz konusu danışma komitesinin adaylarını tanıtma mekanizması hakkında da şunları söyledi:
“Her adaylık üç imza ile desteklenmelidir. Misyon daha sonra, cinsiyet dengesi, gençlerin temsili ve çeşitli etnik kesimler de dahil olmak üzere tüm bileşenler arasında bir denge sağlama ihtiyacını dikkate alarak komite üyeliğini tamamlayacaktır.”
Williams, komite çalışmalarının ‘danışma niteliğinde olacağını ve bir zaman çerçevesi belirleneceğini’ vurgularken askıdaki meseleleri tartışmak, genel oturum için somut ve gerçek önerilerde bulunmak ve bu konularda karar almak için iki hafta müddet verileceği bilgisini paylaştı.

Zor bir görev ve kasıtlı bir baskı
Trablus’taki Devlet Yüksek Konseyi üyelerinden Saad bin Şerade, “Libya Siyasi Diyalog Forumu aracılığıyla kurulması önerilen danışma komitesi, Başkanlık Konseyi ve yeni hükümeti kurma mekanizmaları hakkında görüşleri birleştirmekle görevlendirilecek” dedi.
Şerade, danışma komitesinin, Siyasi Diyalog Forumu üyeleri arasındaki anlaşmazlıkları, sınırlı basit bir zaman çizelgesinde çözme yeteneğinden şüphe duyduğunu belirttiği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Temel olmadan inşa edilen her şey yanlıştır. Siyasi diyalog komitesindeki bölgeler arası eşitsizlik kriz oluşturdu. Diyaloga üye 75 isim arasında devam eden bu anlaşmazlık, söz konusu kusurun sürmesi nedeniyle 15 kişilik danışma kuruluna taşınacak. Danışma Komitesi, 1 Ocak’ta göreve başlayacak ve bağımsız yürütme pozisyonlarını üstlenme hususundaki oylama mekanizmasına dair anlaşmazlığı aşmak için çözümler arayacak. Çalışmaları iki hafta boyunca devam edecek.”
Libyalı araştırmacı ve akademisyen Farac el-Carih de Stephanie Williams’ın Siyasi Diyalog Forumu üyelerine hitaben yaptığı açıklamaları, ‘anlaşmazlıkların üstesinden gelmeleri ve anlayışlara ulaşmaları için bir baskı girişimi’ olarak değerlendirdi.
Carih açıklamasına şöyle devam etti:
“Stephanie, diyalog komitelerinde sahada kalmak ve seçimlere ilişkin yol haritasını sabote etmek için kasıtlı olarak siyasi yolu engellemeye çalışan Libyalı taraflar olduğuna inanıyor. Zira seçimler, siyasi arenadaki varlıklarının sonlandığı anlamına geliyor.”
BM Temsilcisi'nin siyasi süreçteki her türlü müzakereden sonra oluşan inanç nedeniyle, birkaç kelimeyle özetlenebilecek bu mesajı gönderdiğini belirten Farac el-Carih, Stephanie’nin mesajının ‘siz kabul etseniz de etmeseniz de seçimler zamanında yapılacak ve siyasi arenada varsayılan ömrünüz kısa” anlamı taşıdığını vurguladı.

Türk askeri tatbikatları
BM misyonunun siyasi süreçte kapsamlı bir anlaşmaya varma çabalarına paralel olarak Türkiye, Cenevre ve Gadames’te imzaladığı askeri komiteler anlaşması ve hükümlerine yönelik adımlarına devam ediyor.
‘Çatışma taraflarına yönelik eğitim niteliği taşıyan tüm faaliyetlerin dondurulmasını’ öngören Cenevre Anlaşması’nın 2’inci maddesinin ihlali olduğu öne sürülen yeni bir adımla Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Savunma Bakanı Selahaddin en-Nimruş ve Genelkurmay Başkanı Muhammed el-Haddad, Türkiye ile ortak bir eğitim programı hazırlıklarına başladılar ve Trablus’un doğusundaki el-Hums şehrinde bulunan deniz üssünü denetlediler.
UMH’ye bağlı Burkan el-Gadab (Öfke Volkanı) Operasyon Odası da sosyal medya aracılığıyla şu açıklamalarda bulundu:
“Ziyaret, iki taraf arasında imzalanan askeri ve güvenlik iş birliği muhtırası çerçevesinde, Türk ordusu tarafından denetlenen UMH unsurlarına yönelik ortak eğitim programlarının uygulanmasına hazırlık olarak Hums Üssü'nün donanımlarının tamamlanmasını takip etmeyi amaçlamaktadır.”
İtalyan medya kaynakları açıklamayla eş zamanlı olarak, Libya’nın batısındaki el-Vatiyye Üssü'ne inen, Türkiye’den gelen iki askeri kargo uçağıyla ilgili haberlere yer verdiler.
Libya arenasında bir süredir rutin hale gelen kargaşa durumunun tek nedeni söz konusu haberler değil. Ancak İtalyan haber ajansı Nova, ‘bu uçaklardan birinin, yalnızca Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne (NATO) üye devletlere ait olan gelişmiş hava savunma sistemleri taşıdığını’ iddia etti. Ajans haberinde, “İkinci uçak, Suriye’nin kuzeyindeki Türkmen azınlığa ait unsurların yanı sıra bir dizi lojistik malzeme ve gıda malzemesi taşıyor” ifadelerini kullandı.
Bu noktada, el-Vatiyye’nin Libya ve Afrika’daki en büyük askeri üslerden biri olduğunu belirtmekte fayda var. Türk ordusuna ait birlikler, bir yılı aşkın süredir Misrata şehrindeki bir deniz üssünde bulunuyordu.

Suriyeli savaşçıların isyanı
Trablus’taki Libyalı kaynaklar, Libya Ulusal Ordusu’na (LUO) karşı yürütülen savaşlarda UMH kuvvetlerini desteklemek için ülkeye gelen Suriyeli savaşçılar arasında bir hoşnutsuzluk atmosferinin olduğunu aktardılar.
Kaynaklar, sosyal medya organları aracılığıyla, Trablus’taki polis kolejinde onlarca Suriyeli paralı askerin, maaşlarının 5 aydır gecikmesini protesto ettiğini gösteren videolar yayınlandığına dikkat çektiler.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Libya’ya silah ve savaşçı tedarikine yönelik uluslararası ambargo ihlallerine yanıt olarak yaptığı açıklamada ülkedeki ateşkesi desteklemek için uluslararası gözlemcileri görevlendirme hususunda Güvenlik Konseyi (BMGK) üyelerine bir öneri sundu.
Guterres BMGK’ya Afrika, Avrupa Birliği (AB) ve Arap Birliği gibi bölgesel kuruluş ve örgütlerden sivil ve askeri personelleri de içeren bir izleme grubunun oluşturulması için mesaj gönderdi.
Mesaj ile tüm ülkelere ‘BM’nin Libya’ya uyguladığı silah ambargosuna saygı duyulması’ çağrısı da yapılıyor. Zira yapılan açıklamalar ambargonun daha önce açık şekilde ihlal edildiği yönünde.



Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.


Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
TT

Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)

Yemen’in Taiz’in batısı, Lahic ve batı kıyısı cephelerinde askeri çatışmalar sürerken, askeri kaynaklar dağlık bölgelerdeki çatışmalar ile hava saldırılarının Husilerin kayıplarını artırdığını belirtti.

Hükümete bağlı güçler, Kahbub Dağları’nda Husilerin düzenlediği bir saldırının püskürtüldüğünü ve bazı mevzilerin geri alındığını açıkladı. Açıklamada ayrıca bölgede üç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü, Vaziye bölgesinde ise Husi unsurlarına ait toplanma alanları ve araçların hedef alındığı belirtildi.

Taiz’in güney kırsalında ise hükümet güçleri, Harad Cirdad bölgesindeki Karfan Dağı’nın kontrolünün tamamen sağlandığını duyurdu. Açıklamaya göre çatışmalarda 5’ten fazla Husi öldürüldü, yaklaşık 20 kişi de yaralandı.


 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
TT

 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)

ABD’li yetkililer dün, aralarında DEAŞ’ın Palmira antik kentini tahrip ettiği dönemde yasa dışı yollarla ülkeden çıkarılan bir taş heykelin de bulunduğu 36 çalıntı tarihi eseri Suriye’ye iade etti. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre eserler, ABD makamlarının yürüttüğü soruşturmalar kapsamında ele geçirildi.

Toplam değeri 5 milyon doların üzerinde olan eserler, New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nin yanı sıra çeşitli antika koleksiyoncularından ele geçirildi.

Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg, “Tarihi eserlerin iadesi, kültürel mirasın korunmasının sınırları ve ulusları aşan bir sorumluluk olduğunu güçlü biçimde hatırlatıyor” dedi.

Açıklamaya göre söz konusu heykel, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Palmira antik kentinden, DEAŞ mensuplarının 2015-2017 yılları arasında kentin büyük bölümünü tahrip etmesinden önce çıkarıldı.

Ağırlığı 450 kilogramdan fazla olan kireçtaşı heykelde, uzanmış durumdaki bir erkek ile etrafında bir kadın ve üç çocuk tasvir ediliyor.

ABD daha önce de Çin, Yunanistan ve İtalya dahil olmak üzere çeşitli ülkelere çalıntı tarihi eserler iade etmişti.

Suriye’nin Washington Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Muhammed Kanatiri yaptığı açıklamada, iade işleminin “kültürel mirasın korunmasına yönelik ortak bağlılığın iki ülke arasında kalıcı köprüler kurabileceğini” gösterdiğini belirtti.

Kanatiri, “Suriye-Amerikan işbirliği sayesinde, Manhattan Bölge Savcılığı’nın çabalarıyla Suriye tarihinin bir parçası nihayet ülkesine dönüyor” ifadelerini kullandı.

İade edilen eserlerden dördü, Amerikalı antika koleksiyoncusu Michael Steinhardt’tan ele geçirildi. Steinhardt, 2021 yılında ABD hükümetiyle yaptığı anlaşma kapsamında dünyanın çeşitli bölgelerinden çalınan yaklaşık 180 eseri iade etmişti. Bu eserlerin toplam değerinin 70 milyon dolar olduğu belirtildi.

Manhattan Bölge Savcılığı, Metropolitan Sanat Müzesi’nden ele geçirilen 13 eserin, 2017’den bu yana kurumdan el konulan toplam 402 tarihi eser arasında bulunduğunu açıkladı. Bu eserlerin toplam değerinin 98,7 milyon dolar olduğu bildirildi.