Sudan Müfredat Müdürü, Michelangelo’nun tablosu nedeniyle eleştiri oklarının hedefinde

Müfredat Müdürü Ömer el-Karray kendisine yapılan eleştirileri ‘haksızlık’ olarak niteledi. Kurray’ın görevine son verilmesi taleplerine karşın Eğitim Bakanı, Karray'ı görevden alma niyetinde olmadığını açıkladı

Sudan Müfredat Müdürü Dr. Ömer Ahmed el-Karray
Sudan Müfredat Müdürü Dr. Ömer Ahmed el-Karray
TT

Sudan Müfredat Müdürü, Michelangelo’nun tablosu nedeniyle eleştiri oklarının hedefinde

Sudan Müfredat Müdürü Dr. Ömer Ahmed el-Karray
Sudan Müfredat Müdürü Dr. Ömer Ahmed el-Karray

Sudan’da devrik Devlet Başkanı Ömer el-Beşir rejimine bağlı “İslamcılar” ve din adamları, Sudan Müfredatı ve Eğitim Araştırmaları Müdürü Dr. Ömer Ahmed el-Karray'ı hedef alan, ölümle tehdit etme ve akademin müfredatın yasaklanması talebi noktasına ulaşan kışkırtıcı ve sindirici bir kampanya başlattılar. Tüm bunlara, İtalyan ressam Michelangelo’nun çizdiği bir tablonun Sudan’da ilkokul 6. sınıf kitaplarında kullanılması neden oldu.
Kurray ve destekçileri, söz konusu tablonun sanat tarihinde incelenmeyi hak eden bir aşamayı ifade eden ‘önemli’ ve sadece dini yorumlardan ibaret olmayan bir sanat eseri olduğunu savunurken dini görüşlerine göre hazırladıkları eğitim müfredatına herhangi bir zarar gelmemesi için tabloyu bahane eden Beşir rejiminin destekçileri, tablonun yer aldığı müfredata karşı bir karalama kampanyası yürütüyor.
Ülkedeki tartışma sosyal medya platformlarındaki çeşitli kampanyalarla birlikte alevlenirken bu kampanyalardan ilki Müfredat Müdürü’nün görevden alınmasına yönelikti. Müfredat Müdürü Kurray, eski Sudan Devlet Başkanı Cafer Numeyri ile Dr. Hasan Turabi liderliğindeki İslami Hareket arasındaki ittifak döneminde idam edilen Mahmud Muhammed Taha'nın ‘cumhuriyetçi düşüncesini’ yaymaya çalışmakla suçlandı. Sosyal medyada ‘Kurray görevden alınsın’ etiketiyle Kurray karşıtı kampanya yürütülürken Kurray destekçileri de karşı bir kampanya başlatarak Sudan'ı yöneten İslamcı rejimi deviren devrimin hedeflerinden birinin ‘İhvancı’ (Müslüman Kardeşlere ait) müfredat yerine yeni bir müfredat yazmak ve devrik rejimin, Sudan’ın hoşgörülü din anlayışına dayatmaya çalıştığı ‘aşırılıkçılığın’ gölgesinden uzaklaştırmak olduğunu vurguladılar.
Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk, eğitim uzmanı Dr. Ömer el-Kurray’ı 17 Ekim 2019’da Sudan Eğitim Bakanlığı'na bağlı Milli Müfredat ve Eğitim Araştırmaları Merkezi Müdür olarak atadı. Kurray, müfredatı yeniden yazmak, geliştirmek ve otuz yıl boyunca Sudan'ı yöneten İslamcıların ortaya çıkardığı müfredatı ‘Müslüman Kardeşler (İhvan) ideolojisi’nden arındırmakla görevlendirildi.
Eğitim ve müfredat alanında zengin bir geçmişe sahip olan Kurray,  Ohio Üniversitesi’nde müfredat bilimi alanında doktora yaptı. Eğitim, kadın ve insan hakları alanında özel danışman olarak yaptığı çalışmaların yanı sıra birçok yerel ve uluslararası kuruluşta ve üniversitede doçent olarak görev aldı.
Müslüman Kardeşlerden ve devrik rejimin destekçilerinden bir kesim, Kurray’ı, eski Sudan Devlet Başkanı Cafer Numeyri döneminde mürted olma (dinden dönme) suçlamasıyla infaz edilen Muhammed Taha’nın ‘cumhuriyetçi’ ideolojisini müfredata sokmaya çalışmakla suçluyorlar. Buna karşın Kurray, müfredatı kendisinin yazmadığını defalarca kez ifade etti. Bu arada Numeyri rejiminin düşüşünden sonra açılan başka bir davada Taha’ya yapılan suçların düşürüldüğünü ve verilen hükmün geçersiz sayılarak hukuki olmayan siyasi nedenlere dayandırıldığını hatırlatmakta fayda var.
Kurray, İlahi yaratılışın somutlaştırılması olarak görülen ‘Adem'in Yaratılışı’ tablosunun ilkokul 6. sınıf tarih kitabında kullanılması nedeniyle haftalardır sert eleştirilere, camilerin ve sosyal medya platformlarının kullanıldığı karalama kampanyalarına maruz kalıyor. Ayrıca Müslüman Kardeşler ve müttefiklerinin, tablonun İslam dinine karşı olduğuna dair düşüncelerini kaleme aldıkları çok sayıda makale de yayımlandı.
Kurray geçtiğimiz hafta düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada, eleştirilerin hedefindeki kitabın Avrupa’daki Rönesans dönemindeki sanat tarihini anlatan bir bölüm içerdiğini ve tablonun o önemli tarihi dönemde yapılmış önde gelen sanat eserlerinden biri olduğunu söyledi. Kurray, tablonun kitapta yer almasına karşı başlatılan eleştiri kampanyasının, kendisinin ve ekibinin, belirli bir ‘ideolojiye’ bağlı olmadan değiştirmeye ve modern bir olarak hazırlamaya çalıştıkları müfredat yerine İhvancı müfredatın yürürlükte kalmasını sağlamayı amaçladığını belirtti.
Öte yandan hükümete bağlı olan İslami Fıkıh Meclisi, Kurray ve ekibi tarafından hazırlanan tarih müfredattan ders verilmesini yasaklayan bir fetva yayınladı. Fetvada kitabın, inanç, kültür ve tarihte yanlış bir mesaj ileten içeriğe ve simgelere sahip olmasının yanı sıra İslam dinin terör ve şiddet dini olarak gösterip, Batı medeniyetini ise İslam medeniyetinin üzerinde tasvir ederek İlahi Zat’a çirkin bir hakarette bulunulduğu belirtildi.
Fetva, vaizler, din adamları, Müslüman Kardeşlere bağlı siyasetçiler ve Beşir rejimi destekçileri tarafından, Kurray ve ekibinin hazırladığı müfredatı karalayan kampanyada kullanıldı. Kurray’ı sadakatsizlik ve sapkınlıkla suçlarken görevden alınması ve ekibi tarafından hazırlanan müfredatın iptal edilmesini talep ettiler. Ayrıca yeni müfredatı,‘cumhuriyetçi düşünceyi’ yayma çabası olarak tanımladılar.
Öte yandan Kurray, kendisini tekfir etmekle ve öldürülmesi için insanları kışkırtmakla suçladığı Müslüman Kardeşlere bağlı Mescid-i el-Kebir Hatibi Kemal Rızk ve Fethu'l-İslam Topluluğu Hatibi Muhammed el-Emin İsmail hakkında suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.
Kurray ayrıca kendisini hedef alan karalama kampanyasına rağmen görevinde kalacağını ve istifa etmeyeceğini söyledi.  Kendisine yönelik saldırıların gözünü korkutmayacağını vurgulayan Kurray, ancak Başbakan’ın kendisini görev alması halinde istifa edebileceğini veya yeni müfredatta bir değişikliğe gidilebileceğini söyledi.
Kendisine karşı yürütülen kampanyayı, ‘dürüst olmayan ve onursuz düşmanlar’ tarafından yapılan bir ‘haksızlık’ olarak nitelendirdi. Sudan resmi haber ajansı SUNA’nın haberine göre Kurray, “Adem'in Yaratılışı” tablosu öğretilmesi veya açıklanması için kitapta yer almadı. Daha ziyade beraberindeki bir çok sanat eseri örneği ile birlikte kitapta yer aldı. Tablo, Sudan müfredatında ilk kez yer almıyor. İslam Üniversitesi'nde okutulan sanat tarihi müfredatında da kimse tarafından eleştirilmeden yer alıyor ve bu müfredat okutuluyor” ifadelerini kullandı.
SUNA’nın haberine göre İslami Fıkıh Meclisi’nin müfredat çalışmalarına karışmasını eleştiren Kurray, müfredata onaylayan organın İslami Fıkıh Meclisi değil, Milli Müfredat Merkezi olduğunu vurguladı.
Öte yandan Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey'in (SPLM-N) Genel Sekreteri Yasir Arman Twitter hesabından paylaştığı tweette, “Kurray’a yönelik saldırı, birkaç nadir istisna dışında karşı-devrim tarafından yönetiliyor. Müfredat konusu, önceki rejimin sabotajlarından etkilendi. Tüm uzmanların katıldığı bir konferansa ve geniş kapsamlı bir diyaloga ihtiyaç var. Sudan Eğitim Bakanı Muhammed el Emin el-Tum, her zamanki cesaretiyle, Kurray’ı görevden almayı reddetti” yazdı.
Şarku’l Avsat’ın hükmet kaynaklarından edindiği bilgilere göre Kurray, ‘tablo’ tartışmasıyla hiçbir ilgisi olmayan nedenlerden ötürü görevden ayrılmaya niyetli. Bu niyetini ise görevinin doğasına aykırı olarak, medyada sık sık görünmesine müfredatla ilgisi olmayan tartışmalı konularda yer almasına bağlıyor. Ancak Şarku’l Avsat’a konuşan aynı kaynaklar, Sudan Eğitim Bakanı Tum’un, Kurray’ı görevden alma niyetinde olmadığını belirttiler.
Tüm bu tartışmalara yol açan, dünyanın en büyük sanat hazinelerinden biri olan ‘Adem'in Yaratılışı’adlı tablo, Vatikan'daki Sistine Şapeli'nin tavanındaki freskler arasında yer alıyor. Sanat eleştirmenleri tabloyu, ‘tanrının tasvir edildiği bölümün insan beyni-aklı olarak çizilmiş doğru bir anatomik görüntü’ olarak yorumluyorlar. Ayrıca beynin iç anatomik oluşumunu somutlaştırdığını ve ‘Adem’i temsil eden adama dokunmadan uzanan ‘Tanrı'nın elini’ ona canlılık ileten bir beyin sinyali gibi göründüğünü söylüyorlar.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.