Trump destekçileri, Biden’ın zaferinin onaylanmasını engellemek için ABD Kongresi'ni işgal etti: Trump, Başkan Yardımcısını son fırsat olarak görüyor

Trump destekçileri, başkan seçilen Joe Biden'ın zaferini onaylamaya hazırlanan ABD Kongresi’ni bastılar (AP)
Trump destekçileri, başkan seçilen Joe Biden'ın zaferini onaylamaya hazırlanan ABD Kongresi’ni bastılar (AP)
TT

Trump destekçileri, Biden’ın zaferinin onaylanmasını engellemek için ABD Kongresi'ni işgal etti: Trump, Başkan Yardımcısını son fırsat olarak görüyor

Trump destekçileri, başkan seçilen Joe Biden'ın zaferini onaylamaya hazırlanan ABD Kongresi’ni bastılar (AP)
Trump destekçileri, başkan seçilen Joe Biden'ın zaferini onaylamaya hazırlanan ABD Kongresi’ni bastılar (AP)

ABD Kongresi dün, Joe Biden'ın ABD’nin yeni başkanı olarak seçilmesinin onaylanmasını durdurmak için Kongre binasına baskın düzenleyen Başkan Donald Trump'ın destekçileri tarafından engellenmeye çalışılan, sıra dışı tarihi bir oturuma tanık oldu.
CNN televizyonu, dün akşam ABD Kongresi’nin alt kanadı Temsilciler Meclisi'nin kapısında silahlı bir çatışma yaşandığını bildirdi. ABD'nin başkenti Washington D.C'nin Belediye Başkanı Muriel Bowser, başkentte sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini duyurdu.
ABD Kongresi’nin üst kanadı Senato ve alt kanadı Temsilciler Meclisi, Joe Biden'ın 306 oyuna karşın ABD Başkanı Donald Trump'a 232 oy aldığı Seçiciler Kurulu başkanlık seçimi oylamasının sonucunu onaylamak için ortak oturum düzenledi. Tüm gözler, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence'in anayasal görevi olan protokol oturumunu denetleme görevini yerine getirmek için hazır bulunduğu salondaydı. Ancak bu yıl yapılan seçimlerdeki farklı ve katı bölünme, Kongre binası koridorlarına taşındığından, bazı Cumhuriyetçilerin seçim sonuçlarına resmen itiraz etme niyetinde olduklarını açıklamalarıyla Pence'in görevi hiçte kolay olmayacaktı. Bu durum, Pence'i vazgeçilmez bir konuma getirdi. Oturum öncesinde ABD Başkanı Başkanı Trump, Twitter hesabından ardı ardına yazdığı tweetlerle protokol prosedürlerini engellemesi için Pence’in üzerindeki baskıyı yoğunlaştırdı. Trump bir tweetinde, “Eyaletler oylarını düzeltmek istiyor. Yap şunu Mike, şimdi olağanüstü cesaret zamanı!” ifadelerini kullandı.

Trump, Başkan Yardımcısını son fırsat olarak görüyor
Anayasa uzmanlarının ve hatta Kongre'deki Cumhuriyetçilerin Pence’in rolünün sadece görüntüden ibaret olduğunu teyit etmelerine rağmen Trump, seçim sonuçlarını raydan çıkarmak için Başkan Yardımcısını sahip olduğu son fırsat olarak görüyor. Bu da Pence'i özellikle Trump'ın isteğinin ABD Anayasası karşısında imkansız bir talep olmasından ötürü son derece utanç verici bir duruma sokuyor. Zira ABD anayasası ve 1887 tarihli seçim yasası uyarınca Başkan Yardımcısının görevi, ‘salonda düzeni sağlamak’ amacıyla ortak oturuma başkanlık etmektir.
Aynı şekilde 12’inci Anayasa Değişikliği, Pence'in Senato başkanı olarak, eyaletlerin resmi onayını içeren tüm zarfları açması ve zarfın içindeki sayıya göre oyları sayması olduğunu öngörüyor. Bu sayım sonucunda başkanlık için en çok oyu alan kişi ABD başkanı olur. Bazıları, Pence'in görevini, Oscar Ödülleri sunucusunun sadece okumak için sonuç zarfını açmasına benzetti.
Ancak bu yasalar ve anayasal prosedürler, ortak oturumun açılmasından sonra, eyalet oylarının sonuçlarının eyalet isimlerinin alfabetik sıralamasına göre tek tek okunması sırasında Cumhuriyetçilerin, hem Senato’da hem de Temsilciler Meclisi’nde Arizona'dan başlayarak bazı eyaletlerin sonuçlarına yazılı itirazda bulunmalarını engelleyemedi.
ABD Anayasası’na göre yazılı itirazın bir senatör ve bir eyalet temsilcisi tarafından yapılması, ABD Başkan Yardımcısını, Temsilciler Meclisi kâtibinden itirazı alenen okumasını istemeye ve ardından ortak oturumun sona erdiğini ve hem Senato’da hem de Temsilciler Meclisi’nde her eyalet için ayrı ayrı tartışma oturumları yapılacağını duyurmaya itiyor. Kongre yasalarına göre her senatör ve temsilci, her eyalet için ayrılan iki saatlik oturumda beş dakikalık bir süre zarfında konuşma hakkına sahipler. Nihai onay süresi, Cumhuriyetçilerin itiraz etmek istedikleri en yüksek eyalet sayısına bağlıdır. Cumhuriyetçiler, Arizona, Georgia, Michigan, Pennsylvania ve Wisconsin eyaletlerine itiraz etmeye çalıştıklarını söylediler. Eğer bu itiraz yapılırsa ve karşı kanat da buna uyarsa, itiraz oturumun başlangıcından yaklaşık 10 saat veya daha uzun bir süre sonra onaylanabilir. Tüm bu prosedürler, resmi sonuçları onaylama sürecini geciktirebilir, ancak aksatmaz. Cumhuriyetçi Senatör Mitt Romney, Kongredeki oturum öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, “Başkan Trump, Amerikalı seçmenleri küçümsedi, seçim sistemine hakaret etti ve başkanlık makamına leke sürdü. Duymak isteseler de istemeseler de, anayasayı uygulayacağımızdan ve destekçilerimize gerçeği söyleyeceğimizden eminim” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Thomas Massie, tüm engelleme çabalarının başarısızlıkla sonuçlanacağını vurgulayarak, “Her cumhuriyetçi, oturumda Biden’a verilen her oyu geçersiz kılmak için oy verse dahi, Kongre sürecin sonunda Biden'ı kazanan ilan edecektir. Bu bir matematik meselesidir. Demokratlar çoğunlukta ve Biden'a oy verecekler” dedi.

Seçim sonuçlarının engellemeye yönelik girişimin ortadan kalkması için meclis oylaması yeterli
Massie, seçim sonuçlarına itiraz edenlerin karşı bir itirazda bulunulacağını ve seçim sonuçlarını engellemeye yönelik girişimin ortadan kalkması için yalnızca bir meclis oylamasının yeterli olduğuna işaret etti. Massie’ye göre her bir eyalette oylama işlemlerinin tamamlanmasının ardından hem Senato hem de Temsilciler Meclisi, eyaletlerin resmi oylarını saymak ve Biden'ı ABD'nin 46’ıncı başkanı ilan etmek üzere tekrar toplanacak.
Trump destekçilerinin Kongre'deki sonuçlara itiraz etme konusundaki ısrarı, Cumhuriyetçilerin de öfkesini çekti. ABD Temsilciler Meclisi üyesi Cumhuriyetçi Liz Cheney konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bizler Anayasayı savunmak için yemin ettik. Bu yemine sadece siyasi açıdan uygun olduğunda değil, her zaman uymalıyız” şeklinde konuştu. Kogre’nin rolü ile ilgili olarak ise Cheney, “Kongre, Seçici Kurul’a itiraz ederek seçim sonuçlarını tersine çevirme yetkisine sahip değildir. Bu, devlet yetkililerinin çalınması ve anayasanın ihlalidir” ifadelerini kullandı.
Mahkemenin davayla ilgili kararına rağmen protesto kararı veren Cumhuriyetçileri eleştiren ifadelerin yer aldığı açıklamalar ardı ardına gelirken Georgia Eyaleti’ndeki seçimlerin ön sonuçları, bu tür politikaların Cumhuriyetçi Parti'nin geleceği üzerindeki olumsuz etkisi konusunda uyarıda bulunan ılımlı Cumhuriyetçilerin endişelerini açıklar nitelikteydi.
ABD Kongresi tarihinde Seçici Kurul'un oylama sonuçlarına ilk kez itiraz edilmiyor. Daha önce de 2005 yılında Demokrat John Kerry ve Cumhuriyetçi George W. Bush arasındaki yarışta böyle bir durum yaşanmış, Temsilciler Meclisi üyesi Demokrat Stephanie Jones ve Demokrat Senatör Barbara Boxer, Ohio Eyaleti sonuçlarına itiraz etmişti.
O dönem eski Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Senato ve Temsilciler Meclisi’nde itirazın tartışılmasına ve ardından oylanmasına izin vermek yapılması planlanan ortak oturumu, oylama sonucu açık olduğundan askıya aldı. Çünkü seçim sonuçlarına itiraz eden 31 temsilciye karşın 267 temsilci itiraza karşıydı. Senato'da ise Boxer'ı destekleyen 1 oya karşı 74 karşı oy çıktı.
Ancak 2005’teki olayla şuan yaşanan olay arasında büyük bir fark var. O dönem Kerry, Demokratların itirazına ne katıldı ne de destekledi. Bush’a karşı yenilgisini kabul etti ve zaferinden dolayı onu tebrik etti. Trump ise sonuçlara itiraz etmeyi sürdürmekte kararlı görünüyor.



İran, füze programıyla ilgili ABD suçlamalarını "büyük yalanlar" olarak nitelendirdi

Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)
Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)
TT

İran, füze programıyla ilgili ABD suçlamalarını "büyük yalanlar" olarak nitelendirdi

Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)
Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)

İran Dışişleri Bakanlığı bugün, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'ı ABD'yi vurabilecek füzeler geliştirmeye çalışmakla suçlamasından saatler sonra, ABD'nin füze programıyla ilgili suçlamalarını "büyük yalanlar" olarak nitelendirerek reddetti.

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, X platformunda yaptığı paylaşımda, "İran'ın nükleer programı, İran balistik füzeleri ve ocak ayındaki ayaklanmalarda hayatını kaybedenlerin sayısı hakkındaki tüm iddiaları, büyük yalanların tekrarından başka bir şey değil" ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump dün, İran'ı Amerika Birleşik Devletleri'ni vurabilecek füzeler geliştirmeye çalışmakla suçladı.

Trump, Birliğin Durumu konuşmasında, "Avrupa'yı ve yurtdışındaki üslerimizi tehdit edebilecek füzeler geliştirdiler bile ve yakında Amerika Birleşik Devletleri'ne ulaşabilecek füzeler üzerinde çalışıyorlar" dedi.

2025 yılında ABD Savunma İstihbarat Teşkilatı, İran'ın "Tahran bu yeteneği geliştirmeye karar verirse" 2035 yılına kadar kıtalararası balistik füze geliştirebileceğini tahmin etmişti, ancak İran'ın böyle bir karar alıp almadığını belirtmemişti. Şarku’l Avsat’ın ABD Kongre Araştırma Servisi'den aktardığına göre Tahran şu anda yaklaşık 3 bin kilometre menzile sahip kısa ve orta menzilli balistik füzelere sahip. Amerika Birleşik Devletleri, İran'ın en batı noktasından 9 bin kilometreden fazla uzakta bulunuyor.

ABD Başkanı, İran ile olan çatışmayı diplomatik yollarla çözmeyi tercih ettiğini açıkladı, ancak Tahran'ın nükleer silah geliştirmesine asla izin vermeyeceğini de vurguladı. Konuşmasında, "Onlarla müzakereler yürütüyoruz ve bir anlaşma yapmak istiyorlar, ancak onlardan 'Asla nükleer silahımız olmayacak' gibi şifreli sözler duymadık" dedi. Trump sözlerine şöyle devam etti: "Bu sorunu diplomasi yoluyla çözmeyi tercih ediyorum, ancak bir şey kesin: Dünyanın önde gelen terörizm destekçisi devletinin, ki büyük ölçüde öyledir, nükleer silaha sahip olmasına asla izin vermeyeceğim."


Ukraynalı çocukların alarm sesine maruz kaldığı süre belirlendi

Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
TT

Ukraynalı çocukların alarm sesine maruz kaldığı süre belirlendi

Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)

Alex Croft 

Savaşın 4. yılını doldurduğu salı günü yapılan yeni analize göre Ukrayna'daki çocuklar, hayatlarının toplam 6 ayını hava saldırısı alarmı altında geçirdi.

2025'in son aylarında, Rusya'nın hava saldırılarını yoğunlaştırması ve Ukraynalı sivilleri hedef almak için drone kullanımını artırmasıyla birlikte, Ukrayna genelinde alarm sürelerinde artış görüldü.

Save the Children'ın sirenlerle ilgili resmi alarm verilerine dayanarak yaptığı analize göre Ukrayna'daki çocuklar, Vladimir Putin'in güçlerinin Şubat 2022'de topyekün istilaya başlamasından bu yana ortalama 4 bin saat hava saldırısı alarmına maruz kaldı; bu da 5 buçuk aydan fazla süren sürekli alarma denk geliyor.

8 yaşındaki Anastasiia'nın annesi Veronika, "Bu sürekli bir duygusal gerilim. Yetişkinler bunu hissediyor ancak çocuklar daha derinden hissediyor. Sinir sistemi tükenmiş halde" dedi.

Çocuklar bir patlama sesi duyduklarında endişeleniyor, geriliyorlar.

Ukrayna'daki yardım kuruluşları ve ebeveynler, Rusya'nın hava savaşının çocuklar üzerindeki psikolojik baskısından endişe duyuyor.

Bu durum, çatışma izleme grubu Silahlı Çatışma Konum ve Olay Verileri'nin (ACLED) verilerine göre, Moskova'nın 2025'te sivilleri hedef alan drone kullanımını yüzde 200'den fazla artırmasıyla giderek daha da kötüleşti. Bu, Ukrayna'da hiçbir bölgenin hava uyarılarından ve Rus saldırılarından uzak olmadığı anlamına geliyordu.

Kiev bölgesindeki ve diğer cephe bölgelerindeki çocuklar, Şubat 2022'den bu yana en çok etkilenenler oldu ve yaklaşık 9,5 aya denk gelen 7 bin saatlik hava saldırısı uyarısıyla karşı karşıya kaldılar.

Birçok Ukraynalı için hava saldırısı uyarıları günde birkaç kez çalıyor ve aileleri bodrum katlarına, metro istasyonlarına veya diğer sığınaklara sığınmaya zorluyor. Genellikle suya, elektriğe ve ısıtmaya kolay erişimleri yok.

Ukrayna'da savaş yorgunluğu, ailelerin daha güvenli, daha derin sığınaklardan kaçınmasına ve bazen binanın dışına çıkmadan, koridorları veya banyoları tercih etmesine yol açıyor.
 

Görsel kaldırıldı.Kiev'deki çocuklar yaklaşık 9 buçuk ay boyunca hava saldırısı sirenlerinin altında kaldı (Save the Children).

Sirenler birkaç dakikadan birkaç saate kadar, hatta bazen daha uzun süre devam edebiliyor. Save the Children, sirenlerin çocukların okula gitmesini engellediğini ve uyku düzenlerini de etkilediğini, sirenlerin yaklaşık yüzde 50'sinin akşam geç saatlerde veya gece saatlerinde çaldığını söylüyor.

Save the Children Ukrayna ülke direktörü Sonia Khush, "Savaşta hiçbir rol oynamamalarına rağmen, çocuklar psikolojik sağlıklarına verilen zarar da dahil en ağır bedeli ödüyor" dedi.

Ukrayna'da 4 yıldır süren topyekün savaş, çocukların hayatlarını paramparça etti ve evlerinden ve okullarından zorla uzaklaştırılmaları, sevdiklerini kaybetmeleri ve hava saldırısı uyarıları, drone ve patlamalar dünyalarını kasıp kavururken korku içinde yaşamalarıyla çocukluklarını ellerinden aldı.

Bazı çocuklar için bildikleri tek dünya, uykularını bölen, öğrenmelerini aksatan, oyunlarını durduran ve her gün sürekli, hayatı tehdit eden tehlikeyi işaret eden hava saldırısı uyarılarıyla dolu bir dünya.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news/world/europe


Washington: İran’la önce diplomasi... Güç kullanımı da masada

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
TT

Washington: İran’la önce diplomasi... Güç kullanımı da masada

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt dün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile ilişkilerde ilk tercihinin her zaman diplomasi olduğunu, ancak gerekli görülmesi halinde ölümcül güç kullanmaya hazır olduğunu belirtti. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin, bir önceki turda varılan mutabakatlar temelinde Cenevre’de ABD ile görüşmelere yeniden başlayacağını açıkladı. Arakçi, Tahran’ın mümkün olan en kısa sürede ‘adil ve hakkaniyetli’ bir anlaşmaya varma konusunda kararlı olduğunu ifade etti.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Arakçi, İran’ın tutumunun ‘tamamen açık’ olduğunu vurgulayarak, ülkesinin ‘hiçbir koşul altında nükleer silah geliştirmeyeceğini’, ancak aynı zamanda ‘halkının yararına barışçıl nükleer teknolojiden faydalanma hakkından asla vazgeçmeyeceğini’ kaydetti.

Arakçi ayrıca, karşılıklı endişeleri giderecek ve ortak çıkarları güvence altına alacak benzeri görülmemiş bir anlaşma için ‘tarihi bir fırsat’ bulunduğunu ifade ederek, diplomatik sürece öncelik verilmesi şartıyla anlaşmanın ‘erişilebilir’ olduğunu belirtti.

Arakçi, İran’ın ‘egemenliğini cesaretle savunma konusunda hiçbir çabadan kaçınmayacağını’ kanıtladığını belirterek, ülkesinin mevcut anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözümünü hedeflediği müzakere masasına da ‘aynı cesaretle’ oturduğunu ifade etti.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht-Revançi dün yaptığı açıklamada, iki ülke arasında yeni bir müzakere turunun başlamasına kısa süre kala Tahran’ın ABD ile anlaşmaya varmak için gerekli tüm adımları atmaya hazır olduğunu söyledi.

Öte yandan üst düzey bir ABD’li yetkili, görüşmelerin perşembe günü (yarın) Cenevre’de yapılmasının planlandığını açıkladı. Yetkili, ABD’li temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın müzakereleri yürütmek üzere İran heyetiyle bir araya gelmesinin beklendiğini kaydetti.

 Tahran’da ABD karşıtı duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın (EPA)Tahran’da ABD karşıtı duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın (EPA)

Leavitt, Beyaz Saray’da basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Başkan Trump’ın ilk tercihi her zaman diplomasidir, ancak kendisinin de ortaya koyduğu gibi, gerekli görülmesi halinde ABD ordusunun ölümcül gücünü kullanmaya hazırdır… Nihai karar her zaman başkana aittir” ifadelerini kullandı.

İki ülke, ABD’nin Ortadoğu’daki askerî kapasitesini artırdığı bir dönemde bu ayın başlarında müzakerelere yeniden başlamıştı. İran, olası bir saldırı durumunda bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı tehdidinde bulunmuştu.

Taht-Revançi, devlet medyasında yer alan açıklamasında, “En kısa sürede bir anlaşmaya varmaya hazırız. Bunu başarmak için gereken her şeyi yapacağız. Cenevre’deki müzakere odasına tam bir samimiyet ve iyi niyetle gireceğiz” dedi.

Taht-Revançi ayrıca, “İran’a yönelik bir saldırı ya da saldırganlık olması halinde savunma planlarımız doğrultusunda karşılık vereceğiz… ABD’nin İran’a yönelik bir saldırısı gerçek bir macera olur” ifadelerini kullandı.

İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani de Tahran’ın ABD ile ilişkilerinde savaşa kıyasla diplomasiyi tercih ettiğini belirtti. Muhacerani, her iki seçeneğin de ülkenin onurunu ve ulusal çıkarlarını koruma stratejilerinin bir parçası olduğunu vurguladı.

Müzakere sürecine ilişkin bir soruya yanıt veren Muhacerani, İran’ın tutumunun benimsediği temel programlarla uyumlu olduğunu kaydederek, ülkesinin diplomatik alanda aktif olduğunu, ancak savaş ve diplomasiyi ulusal çıkarları korumaya yönelik iki araç olarak değerlendirdiğini söyledi.

Askerî hazırlık düzeyine ilişkin olarak ise ‘kesin caydırıcılığın’ İran Silahlı Kuvvetleri’nin öncelikleri arasında yer aldığını, gerekli hazırlıkların mevcut olduğunu ve son dönemde düzenlenen tatbikatların bu hazır olma seviyesini yansıttığını belirtti. Diplomatik sürecin de eş zamanlı olarak ‘yoğun biçimde’ sürdürüldüğünü ifade eden Muhacerani, hükümetin gelişmeleri ‘tetikte’ izlediğini ve müzakere sürecinin sonuçlarına bağlı kalacağını dile getirdi.

Muhacerani, Tahran’ın hesap hatalarını önlemek amacıyla mevcut tüm caydırıcılık araçlarını kullanacağını belirterek, İran’ın ‘her iki ihtimale de hazır’ olduğunu; bunun da gerilimin artması ya da diplomatik bir uzlaşıya varılması seçeneklerini kapsadığını sözlerine ekledi.

ABD Başkanı Donald Trump ve İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)ABD Başkanı Donald Trump ve İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)

Reuters, pazar günü üst düzey bir İranlı yetkiliye dayandırdığı haberinde, Tahran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun yarısını yurt dışına gönderme, kalan kısmın zenginleştirme seviyesini düşürme ve yıllardır İran’la yürütülen diplomasi sürecinde zaman zaman gündeme gelen bölgesel bir zenginleştirme konsorsiyumuna katılma seçeneğini ciddi biçimde değerlendireceğini aktardı.

Yetkili, İran’ın bu adımları, ekonomik yaptırımların kaldırılmasını da içeren bir anlaşma çerçevesinde ABD’nin ülkenin ‘barışçıl nükleer zenginleştirme’ hakkını tanıması karşılığında atacağını söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun ise günün ilerleyen saatlerinde İran’la ilgili gelişmeler hakkında Kongre’nin üst düzey liderlerine bilgi vermeye hazırlandığı bildirildi.

Konuya yakın bir kaynak, Rubio’nun İran’a ilişkin son gelişmeler hakkında yasa yapıcıları bilgilendirmesinin beklendiğini ifade etti.

Öte yandan Donald Trump’ın İran’a ilişkin planlarını açıklayacağı bildirildi. Beyaz Saray’dan isimlerinin açıklanmaması kaydıyla konuşan yetkililer, Trump’ın planlarını kamuoyuna sunacağını aktardı.

 İran devlet televizyonunun dün ülkenin güneyinde gerçekleştirilen tatbikatlara ilişkin yayınladığı görüntülerİran devlet televizyonunun dün ülkenin güneyinde gerçekleştirilen tatbikatlara ilişkin yayınladığı görüntüler

ABD, İran’a yönelik olası saldırılara hazırlık kapsamında ülke kıyılarına yakın bir bölgede büyük bir deniz gücü konuşlandırdı. Donald Trump, 19 Şubat’ta yaptığı açıklamada Tahran’a bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 gün süre tanıdığını bildirmişti.

Trump’ın yapacağı Birliğin Durumu konuşmasında, İran’ın nükleer programı nedeniyle ülkeyi bombalama yönündeki tehditlerine de değinebileceği belirtiliyor.

Öte yandan İran devlet televizyonu, Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) ülkenin güney kıyıları boyunca, Körfez açıklarında askerî tatbikatlara başladığını duyurdu.

Tahran’ın ayrıca Çin ile gemisavar hipersonik seyir füzeleri satın almak üzere bir anlaşmaya yaklaştığı bildirildi. Reuters’ın müzakereler hakkında bilgi sahibi altı kaynağa dayandırdığı haberine göre, Çin yapımı CM-302 tipi füzeleri kapsayan anlaşma büyük ölçüde tamamlandı; ancak teslimat tarihine ilişkin henüz mutabakata varılmadı.

 Pekin’deki askeri geçit töreninde sergilenen hipersonik gemisavar füzelerinin önünde duran Çin Halk Kurtuluş Ordusu mensubu (Reuters)Pekin’deki askeri geçit töreninde sergilenen hipersonik gemisavar füzelerinin önünde duran Çin Halk Kurtuluş Ordusu mensubu (Reuters)

Hipersonik hızlara ulaşabilen söz konusu füzelerin menzilinin yaklaşık 290 kilometre olduğu, deniz savunma sistemlerinden kaçınmak amacıyla alçak irtifada ve yüksek süratte uçacak şekilde tasarlandığı belirtiliyor. Silahlanma alanında uzman iki isim, bu füzelerin konuşlandırılmasının İran’ın vurucu kapasitesini önemli ölçüde artıracağını ve bölgedeki ABD deniz kuvvetleri için tehdit oluşturacağını ifade etti.

Tahran ise askerî nükleer kapasite geliştirme iddialarını reddederek, özellikle enerji alanında olmak üzere sivil amaçlı barışçıl bir nükleer program yürütme hakkına sahip olduğunu savunuyor. İran, tarafı olduğu Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması çerçevesinde bu hakkın güvence altına alındığını vurguluyor.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin ofisine yakın kaynaklar ise iç basında yer alan ve Laricani’nin Umman’ın arabuluculuk rolü kapsamında Maskat’a öneriler iletmek üzere Umman’a gittiğine ilişkin haberleri yalanladı. Arakçi’nin ABD heyetine metnin ‘ilk taslağını’ sunmasının beklendiği kaydedildi.

Donald Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada, Tahran’a karşı güç kullanımına başvurulup başvurulmayacağına karar vermek için kendilerine 10 ila 15 gün arasında süre tanıdığını belirtmişti. Trump, pazartesi günü ise ABD Genelkurmay Başkanı’nın geniş çaplı bir askerî müdahalenin riskleri konusunda kendisini uyardığı yönündeki haberleri reddetti. Trump, sahibi olduğu sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine’in ‘herkes gibi savaş istemediğini, ancak İran’a karşı askerî düzeyde bir adım atılması yönünde karar alınması halinde bunun kolaylıkla kazanılabilecek bir süreç olduğunu düşündüğünü’ ifade etti.

Planet Labs tarafından çekilen uydu görüntüsünde Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü’nde bulunan savaş uçakları,(AP)Planet Labs tarafından çekilen uydu görüntüsünde Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü’nde bulunan savaş uçakları görülüyor. (AP)

Taraflar arasında geçen yıl yürütülen dolaylı görüşmeler herhangi bir anlaşmayla sonuçlanmadı. Bunun temel nedeni, Washington’ın İran’ın kendi topraklarında uranyum zenginleştirmeden vazgeçmesi yönündeki talebi oldu. ABD, bu faaliyeti nükleer bomba edinmeye giden bir yol olarak değerlendirirken, Tahran böyle bir silah arayışında olduğu iddialarını sürekli olarak reddetti.

ABD, geçen yıl haziran ayında İsrail’le birlikte İran’daki nükleer tesisleri hedef alan saldırılara katılmış, bu saldırıların İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesini fiilen azalttığı belirtilmişti. Donald Trump, ülkenin başlıca nükleer tesislerinin ‘imha edildiğini’ savunmuştu. Ancak İran’ın daha önce zenginleştirilmiş stoklara hâlâ sahip olduğu ve Washington’ın bu stoklardan vazgeçilmesini istediği değerlendiriliyor.

Trump, İran’ın nükleer silah edinmesini engellemeyi amaçlayan bir anlaşma için baskı yaparken yeni saldırılar düzenleme ihtimalini de gündemde tutuyor ve ABD’nin bölgedeki deniz ve askerî varlığını güçlendiriyor.

Bu çerçevede, dünyanın en büyük uçak gemisi olarak bilinen USS Gerald R. Ford dün Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki Suda Körfezi’ndeki ABD deniz üssüne ulaştı. Geminin, bölgedeki ABD askerî yığınağına katılmak üzere intikal ettiği bildirildi.