Koronavirüs salgını, Afrika'daki siyasi dengeleri nasıl etkiledi?

Koronavirüs salgının patlak vermesi, Cezayir'deki halk hareketlerinin durmasına ve Etiyopya'da iç savaşın patlak vermesine katkıda bulundu

Afrika kıtasında yaklaşık 2,2 milyon doğrulanmış koronavirüs vakası kaydedildi (AFP)
Afrika kıtasında yaklaşık 2,2 milyon doğrulanmış koronavirüs vakası kaydedildi (AFP)
TT

Koronavirüs salgını, Afrika'daki siyasi dengeleri nasıl etkiledi?

Afrika kıtasında yaklaşık 2,2 milyon doğrulanmış koronavirüs vakası kaydedildi (AFP)
Afrika kıtasında yaklaşık 2,2 milyon doğrulanmış koronavirüs vakası kaydedildi (AFP)

Emani et-Tavil
Yeni tip koronavairüs (Kovid-19) salgının, Afrika'da bölgesel ilişkilerin gidişatını şekillendirecek kadar derin bir siyasi etkisinin olması beklenmiyordu. Salgın şuan Afrika Boynuzu'nda ve kıtanın batısında yeni iç siyasi dengelerin oluşturulmasına katkıda bulunuyor.
Salgınla mücadeleye yönelik politikalarla birlikte Afrika'nın siyasi veya ekonomik etkileşim ve tepki yöntemlerinin çokluğu, dünyanın tüm ülkelerinde olduğu gibi olumsuz yönleri konusundaki fikir birliği olmasına rağmen farklı eğilimlerin sonuçlarının ortaya çıkmasında rol oynadı.
Afrika kıtasında yaklaşık 2,2 milyon doğrulanmış Kovid-19 vakası kaydedildi. Bu da dünya çapındaki toplam vakan sayısının yaklaşık yüzde 3,5'ini oluşturuyor.  2020'nin sonunda kaydedilen bir milyon Kovid-19 vakasıyla Güney Afrika, kıtada Kovid-19’un en fazla görüldüğü ülke oldu.
Tıpkı ABD’de olduğu gibi salgının, Afrika kıtasında da derin siyasi yansımaları olduğu söylenebilir. Örneğin, Etiyopya gibi seçim gereklerini yerine getirmekte başarısız olması veya Cezayir'de olduğu gibi belirli siyasi elitlerin yönetimden uzaklaştırılmasını amaçlayan halk protestolarını durdurmasını sağlayan salgını bazı ülkelerde farklı yansımaları oldu. Ayrıca Fildişi Sahili’nde Alassane Ouattara ve Gine’de Alpha Conde gibi bazı liderler cumhurbaşkanlığı sürelerinin uzatılmasına imkan veren bir takım anayasal değişiklikleri yapabilmek için salgının küresel düzeydeki önceliğinden faydalandılar. Aynı şekilde Nijer, , İçişleri Bakanı ve görev süresi dolan cumhurbaşkanının sağ kolunu, cumhurbaşkanlığına aday göstererek sistem içinde bir güç değişikliği yaptı. Bu adım beklenenin aksine Fransa tarafından memnuniyetle karşılandı.
Sudan’da, devrim sonrası siyasi sistemin bileşenleri arasındaki tartışma devam ederken Sağlık Bakanı’nın, salgın karşısında ciddi ve katı önlemler alması ve sıkı politikalar uygulaması, Bakanlıktaki eski Devlet Başkanı Ömer el Beşir rejimi unsurları tarafından kendisine karşı kullanıldı ve salgının ortaya çıkmasından iki ay sonra görevden alınmasına neden oldu.
Salgının Etiyopya ve Cezayir örneklerinde ise farklı yansımaları oldu. Salgın ilk kez bir ülkede seçimlerin aksamasına neden oldu ve Etiyopya’da seçimler ertelendi. Bu aksamanın siyasi istikrar üzerinde etkili olması beklenen bir iç savaşa yol açtığı düşünüldüğünde salgın bu noktada biraz daha dikkati hak ediyor. Cezayir'de ise salgının, eski Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika ve şu anda yolsuzluk suçlamalarıyla yargılanmakta olan erkek kardeşi dahil olmak üzere ülkenin siyaset sahnesinin önde gelen isimlerinin yönetimden uzaklaştırılmasını talep eden halk protestolarının durmasına neden olarak nispeten de olsa siyasi bir değişimi engellediği söylenebilir.

Etiyopya
Verilere göre Etiyopya'da Kovid-19 kaynaklı vaka ve can kaybı sayısı, iç siyasi denklemlerde önemli bir seçimin tamamlanmasına engel olmayı hak edecek boyutta değildi. 2020 yılı sonunda Kovid-19 kaynaklı can kaybı sayısı 2 bin olarak kayıtlara geçti. Ağustos 2020’de yapılması planlanan genel seçimlerin süresiz olarak ertelenmesi kararı halk protestolarının patlak vermesine neden oldu. Ancak Tigray eyaletinin kararı çiğneyerek yerel meclis seçimlerini düzenlemesinin ardından federal hükümet 5 Ekim itibarıyla Tigray eyaletiyle ve Tigraylı bakanlar ile bağlarını kopardığını açıkladı.
Etiyopya’nın kuzeyindeki Tigray eyaletini yöneten isyancı Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF), ordunun kararını reddederek onu Başbakan Abiy Ahmed’in partisi lehine çalışmakla suçladı. Bununla birlikte TPLF, kuzey üssünün yeni komutanı olarak atanan General Cemal Muhammed'in görevini üstlenmek üzere geldiği bölgenin yönetim şehri Mekele’deki havalimanından dışarıya çıkmasını engelledi ve aynı uçakla geri dönmeye zorladı.
Bu gelişmenin ardından Etiyopya Başbakanı’nın TPLF’ye karşı askeri operasyonların başladığını resmen duyurmasıyla birlikte sokağa çıkma yasaklarının ilan edilmesinin yanı sıra hava trafiği, ulaşım ve tüm iletişim araçları durduruldu. Savaş, hükümete karşı bir tür gerilla savaşı başlatan güçlerin Mekele’ye girmeleriyle Başbakan lehine sonuçsuz bir zaferle sonuçlandı. Ancak Rönesans (Nahda) Barajı yakınlarındaki Benishangul-Gumuz bölgesinde de silahlı çatışmalar başladı. Etiyopya’daki diğer etnik gruplar, geçmişten beri rakip olan gruplar arasında barış içinde bir arada yaşama yöntemlerine karşı bir tehdit oluşturabileceğini düşündükleri Başbakan Abiy Ahmed'in adımları karşısında endişe kapılırken 1990'ların ortasında başlatılan ve Etiyopya Anayasasında da öngörülen formülle yeni bir siyasi proje önerisinde bulundular.
Öte yandan Eritre, Abiy Ahmed'in Tigraylılara karşı Somali Cumhurbaşkanı Muhammed Abdullah Fermacu'nun da bulunduğu üçlü ittifakın parçası oldu. Bu ittifak, üç ülkenin iç siyasi denklemlerine gölge düşürdü. Bu arada Etiyopya'nın Somali'de görev yapan Afrika Birliği (AfB) Barışı Koruma Gücü’nde yer alan askerlerini geri çekmesi, buradaki Eş-Şebab Hareketi’nin örgütlenmesini güçlendirdi.
Etiyopya-Sudan ilişkilerine gelince, Hartum'un Feşka bölgesini Etiyopya'dan almasının ardından iki ülke arasındaki sınırlarda askeri çatışmalar yaşandı. Bu olay, iki ülke arasındaki gerilimin tırmanmasına katkıda bulundu. Bu durum, özellikle Etiyopya’nın Benishangul-Gumuz bölgesindeki silahlı gerilimlerin sorumlusu olarak Sudan’a işaret etmesi ve yine Etiyopya’nın daha önce Sudan’a yönelik suçlamalarıyla iki ülke arasındaki uluslararası sınırları tanımaktan vazgeçmesi nedeniyle 2021'de büyük çaplı askeri çatışmalara yol açabilir.

Cezayir
Koronavirüs, Cezayir'deki halk hareketini de doğrudan etkilerken yetkililere, yolsuzluk yapmaktan hüküm giymiş siyasi elitleri uzaklaştırma ve devlet kurumlarının gereksinimlerini tarihsel ve geleneksel yapılarına göre uyumlu hale getirecek şekilde siyasi sistemi netleştirme fırsatı verdi.
Salgın sonucu ilk ölümlerin kaydedildiği andan itibaren herkesin konunun ciddiyetine vakıf olduklarını ve gösteriler düzenlemek için sokağa çıkmamayı tercih ettiklerini söyleyebiliriz. Vaka ve can kayıplarının artması, 13 Mart 2020 Cuma günü protesto için sokağa çıkan az sayıdaki göstericinin salgının yayılmasından sorumlu tutulmasını faydasız olduğunu ortaya koydu.
20 Mart tarihi, Cezayir sokaklarında uzun bir süre sonra halk yürüyüşlerinin olmadığı ilk cuma olarak kayıtlara geçti. Halk hareketinin herhangi bir merkezi ve bir lider kadrosu olmasa da, sosyal medyayı, özellikle Facebook'u, kamuoyu oluşturmak ve değişim konularında ortak bir vizyon ortaya koymak için kullandı.
Teorik olarak salgının patlak vermesi, halk hareketinin yetkililerin omuzlarındaki yükünün hafiflemesini sağladı. Ancak salgından kaynaklanan ekonomik zorluklar, salgının sona ermesinden sonra halk hareketi için yeni bir kart olabilir.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Cezayir, Şubat ve Mart aylarında, özellikle ekonomisinin petrol ve doğalgaz ihracatına bağlı olması ve petrol fiyatlarındaki sert düşüş nedeniyle 2 milyar dolar olduğu tahmin edilen mali kayıplar kaydetti. Bununla birlikte ülkenin vergi gelirlerinin yüzde 50’si ve memur maaşlarının yüzde 70'i petrol gelirlerine bağlı.
Ülke gelirleri, İspanya ve İtalya'ya giden iki adet boru hattına bağlı olduğundan, Avrupa ülkelerinin ekonomilerini kapatması ve Cezayir petrolüne olan talebin azalması, kamu bütçesi için büyük bir zorluk oluşturdu. Bu durum, bütçe açığını yaklaşık 26 milyar dolara çıkardı. Her ne kadar bu açık, 55 milyar dolar olarak tahmin edilen nakit ile kısmen karşılanabilir olsa da Avrupa'daki kapanma devam ettikçe daha da büyüyebilir.
Genel olarak salgının siyasi etkileri ve yankıları, özellikle ekonomik koşullar, büyük ülkelerin öncelikleri ve Afrika’nın aşıya ulaşma imkanının zayıf olması nedeniyle uzun sürecek gibi görünüyor. Bunlar özellikle Sahra altı Afrika'da aşılması kolay olmayacak konulardır. Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame’nin dediği gibi, ‘salgının etkilerini silmek bir nesil sürebilir’.



BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
TT

BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bugün (perşembe) Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, konuşmasını protesto ederek salonu terk eden delegelerin temsil ettiği birçok ülkeyi İsrail’in savunduğunu söyledi. Netanyahu, İsrail’i eleştirenlere sert tepki gösterirken İran, Gazze, Suriye ve Türkiye’nin yanı sıra İngiltere ve Fransa’yı da hedef aldı.

Netanyahu konuşmasına başladığında onlarca delege salonu terk etti. Salonda tezahürat ve yuhalama sesleri yükselirken toplu çıkışın ardından koltukların büyük bölümünün boş kaldığı görüldü.

Reuters’ın aktardığına göre Netanyahu, salonu terk edenleri “ahlaken korkak” olarak nitelendirdi ve kendileriyle aynı görüşte olan diğer kişilere de konuşmasına başlamadan önce salonu terk etmeleri çağrısında bulundu.

Genel Kurul Başkanı Halil Rahman ise salonda düzenin korunması çağrısını defalarca yineledi.

İran ve Gazze

Netanyahu, Ortadoğu’daki savaşa değinerek İran’a saldırı düzenleme kararının “almak zorunda kaldığım en kolay kararlardan biri” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “İsrail kendini savunurken, az önce delegeleri bu salonu terk eden birçok ülkeyi de savunuyor. Aslında şunu bilmenizi istiyorum: Liderlerinin birçoğu İran’ın nükleer kapasitesini yok etmemiz nedeniyle bize gizlice teşekkür ediyor” dedi.

6yj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (Reuters)

Netanyahu, Gazze’de soykırım işlendiği yönündeki suçlamaları reddederek bunları “bu yüzyılın en büyük yalanı” olarak nitelendirdi.

İsrail’in işgali altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerinde bulunan genç İsrailli yerleşimcileri de “yaklaşık 150 kişiden oluşan, taş atan ve zeytin ağaçlarını kesen bir avuç sapkın genç” olarak tanımladı.

Netanyahu, “Bundan nefret ediyorum. Bireysel adalet uygulama mantığını benimsemeyeceğim” diyerek bu tür eylemlerin hukuk dışında gerçekleştirilmesine karşı olduğunu söyledi.

Netanyahu, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’ya hitaben “Suriye Cumhurbaşkanı’na şunu söylüyorum: Yahudiler Musa döneminden beri Golan Tepeleri’nde bulunuyor” dedi. Netanyahu’nun açıklaması, Şara’nın BM’de yaptığı konuşmada İsrail’in 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’nden çekilmesi çağrısında bulunmasının ardından geldi.

Türkiye’yi hedef alan Netanyahu,  “Antisemitik yalanların yayılması için merkez haline gelen son ülke Türkiye oldu... Hamas terör örgütünün liderlerini ağırlıyor” dedi.

hyjuk
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

Netanyahu, İngiltere ve Fransa’yı sömürgecilik geçmişleri üzerinden de eleştirdi. “İsrail’i sömürgecilikle suçluyorlar. Ne sömürgeciliği? Bizi kim suçluyor? Aralarında İngiltere ve Fransa’dan bazıları var” diyen Netanyahu, bu iki ülke gibi devletlerin “bu kavramı ortaya çıkaranlar” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “Devletimizi savunmak zorundayız çünkü başka seçeneğimiz yok” ifadelerini kullandı.

Trump’a övgü, Mamdani’ye mesaj

Netanyahu, İsrail’in ABD Başkanı Donald Trump’tan daha büyük bir ortağı olmadığını belirterek Trump’a teşekkür etti.

Netanyahu ayrıca New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’ye de seslenerek “Beni susturamayacaksın” dedi. Bu açıklama, Mamdani’nin Netanyahu’yu hedef alması ve İsrail’i Gazze’de soykırım yapmakla suçlamasının ardından geldi.

cdfvgthyj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde yaptığı konuşmanın ardından ayrılırken (AP)

Netanyahu, Mamdani’ye yönelik açıklamasında “Zohran Mamdani’nin New York Belediye Başkanı seçilmesinden bu yana çok sayıda Yahudi artık New York’ta kendini güvende hissetmiyor” dedi.

Netanyahu, “İsrail defalarca ve haksız yere soykırım yapmakla suçlanıyor... Sizin ve diğer antisemitik kişilerin Yahudiler ve Yahudi devleti hakkında yaydığı yalanların gerçek sonuçları var” ifadelerini kullandı.


Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
TT

Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’le kurduğunu söylediği büyük dostluğa övgüde bulundu. Şi’nin  ABD’ye düzenlendiği resmi ziyaret üç gün sürdü.

Trump, Çinli mevkidaşını olağanüstü bir törenle karşıladı. Karşılama, çarşamba akşamı Trump’ın Washington yakınlarındaki Andrews Hava Üssü’ne bizzat giderek Şi’yi karşılamasıyla başladı. Bu, 60 yılı aşkın süredir bir ABD başkanının yabancı bir devlet başkanını askeri üste karşılaması bakımından bir ilk oldu.

Perşembe günü ise Beyaz Saray’da resmi karşılama töreni düzenlendi. Törende şeref kıtası hazır bulunurken ABD ve Çin bayrakları göndere çekildi, iki ülkenin milli marşları çalındı ve ardından Gül Bahçesi’nde askeri gösteriler düzenlendi. Tören, bir “B-2 Spirit” bombardıman uçağı ile dört “F-22 Raptor” savaş uçağının uçuşuyla sona erdi.

rgthy
ABD Başkanı Donald Trump, Çinli mevkidaşı Şi Cinping’i 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’a gelişi sırasında karşılarken (AFP)

Görüşme masasında çok sayıda anlaşmazlık konusu bulunmasına rağmen Trump, açılış konuşmasında Çinli mevkidaşıyla ilişkilerinin güçlü olduğuna vurgu yaptı. Trump, “2016’daki ilk seçimimden bu yana Başkan Şi ile gerçekten büyük bir dostluk kurduk. Bu dostluk, karşılıklı saygıya ve halklarımızın hayati çıkarlarına dayanıyor” dedi.

Trump, geçen mayıs ayında Pekin’e yaptığı ziyareti de hatırlatarak bunu “büyük bir onur” olarak nitelendirdi ve Şi’nin gösterdiği “olağanüstü ve son derece güzel misafirperverliği” övdü. Trump, Çin Devlet Başkanı ve eşini Beyaz Saray”da ağırlamanın da kendisi ve First Lady Melania Trump için bir “onur” olduğunu söyledi.

ABD Başkanı ayrıca görüşmenin iki liderin ilk kez Beyaz Saray’da bir araya gelmesi açısından önem taşıdığını belirterek “Dünyanın farklı yerlerinde birlikte zaman geçirdik” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin gündeminde İran savaşı, Tayvan, ABD’nin Çin’e gelişmiş çip ihracatına yönelik kısıtlamaları, ticaret ve yapay zekâ başta olmak üzere birçok kritik dosya bulunuyor.

Sağlıklı rekabet

Şi, ABD’ye varışının ardından yaptığı konuşmada Çin ile ABD arasındaki rekabetin sağlıklı bir rekabet olması ve sınırları içinde kalması gerektiğini söyledi. Şi, “Bu, birbirimizi yakalamak için yapılan bir yarış olmalı; taraflardan birinin kazanıp diğerinin kaybetmek zorunda olduğu bir güreş değil” dedi. Şi, Trump’ı Tayvan meselesinde “temkinli ve ihtiyatlı” davranmaya çağırdı.

vgth
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AP)

Çin’in ayrıca ABD ile İran’ın savaşı sona erdirmek ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak amacıyla haziran ayında vardığı mutabakat zaptının uygulanmasına dönülmesini desteklediğini belirtti.

Trump, yapay zekânın insanlık için tehdit oluşturabileceği yönündeki endişeleri defalarca küçümserken Şi bu konuda daha temkinli bir yaklaşım benimsedi. Çin Devlet Başkanı Beyaz Saray’da yaptığı konuşmada “Yapay zekâyı kamu yararına hizmet edecek şekilde geliştirme ve yönetme kapasitesine ve sorumluluğuna birlikte sahibiz. Gelişiminin her zaman insan denetimi altında kalmasını sağlamalıyız” dedi.

Şi, “Çin ve ABD, büyük devletler olarak insanlığın gelişimini ve ilerlemesini destekleme konusunda tarihi bir sorumluluk taşıyor” diyerek iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

İki ülkenin maliye bakanları da haftanın başında bir araya gelirken Washington, yapay zekâ alanındaki olaylarla ilgili iki ülke arasında yeni bir “bildirim mekanizması” kurulmasını önerdi.

Bunun yanı sıra iki taraf, daha önce 10 Kasım’da sona ermesi planlanan ticari ateşkesi iki ay uzatarak 10 Ocak’a kadar sürdürme konusunda anlaşmaya vardı. Taraflar bu süreçte daha kalıcı bir anlaşmaya ulaşmak için çalışmalarını sürdürüyor.

cdfvgthy
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in 24 Eylül 2026’da Washington’a gelişi sırasında Beyaz Saray yakınlarında Çin ve ABD bayrakları taşıyan kişiler (AFP)

Çin Devlet Başkanı ayrıca ülkesinin önümüzdeki beş yıl içinde 100 bin Amerikalı genci Çin’de eğitim görmeleri ve değişim programlarına katılmaları için davet edeceğini açıkladı. Şi, Atlanta Hayvanat Bahçesi’ne de iki panda gönderileceğini duyurarak onları dostluk elçileri olarak nitelendirdi.

Yapay zekâ da iki liderin açılış konuşmalarında önemli yer tuttu. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, teknolojinin istihdam ve toplumlar üzerindeki etkisine ilişkin küresel endişelerin arttığı bir dönemde yapay zekânın görüşmelerin başlıca gündem maddelerinden biri olacağını söyledi.

Yumuşak diplomasi

Başkan Trump ve First Lady Melania Trump, perşembe akşamı Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda resmi akşam yemeği verecek. Yemek programı ve salonun düzenlemesi Amerikan ve Çin geleneklerini bir araya getirecek şekilde hazırlandı.

Melania Trump, çiçek ve masa dekorasyonlarında kırmızı rengi öne çıkarırken müzik programında Amerikan askeri bandoları ile opera sanatçısı Christopher Macchio yer alacak.

Melania Trump, zirveye eşlik eden yumuşak diplomasi faaliyetlerinde de önemli bir rol üstlendi. Trump ve Şi siyasi görüşmelere devam ederken First Lady, Çin Devlet Başkanı’nın eşi Peng Liyuan’a Smithsonian Enstitüsü’ne bağlı Ulusal Asya Sanatı Müzesi’ni gezdirdi. Ziyaret, Çin ile ABD arasındaki sanatsal miras ve kültürel alışverişe odaklandı.

fnjy6um
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşini 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (Reuters)

Melania Trump ayrıca akşam yemeğinin hazırlıkları ve ayrıntılarıyla da bizzat ilgilendi. Program cuma günü de devam edecek. Trump ve Melania, Çin Devlet Başkanı ve eşini yeniden Beyaz Saray’da ağırlayarak Kırmızı Oda’da çay içecek. Ardından iki çift, ABD ile Çin ilişkilerine ilişkin tarihi belge ve kayıtları incelemek üzere Ulusal Arşiv’e gidecek.

Trump ve Melania, burada Şi ve Peng’i uğurlayarak devlet ziyaretini tamamlayacak. Bu buluşma, ABD’nin kuruluşunun 250. yılını kutladığı dönemde ayrıca sembolik önem taşıyor.

Zirve öncesinde gelen sonuçlar

Zirvenin ilk somut sonucu, iki liderin müzakere masasına oturmasından önce geldi. ABD ile Çin arasındaki ticari ateşkes 10 Kasım’dan 10 Ocak 2027’ye kadar iki ay uzatıldı.

Bu adım, taraflara daha kapsamlı bir ekonomik anlaşma üzerinde müzakere etmek için ek süre sağlarken iki ülke arasındaki yapısal anlaşmazlıkları henüz çözmüş değil.

cdfvgth
Trump ve Şi, eşleriyle birlikte 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da düzenlenen tören sırasında (Reuters)

New York Times, kararı müzakerecilere ek süre tanıyan iki aylık bir uzatma olarak duyurdu. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise görüşmelerin küçük çaplı anlaşmalar dizisiyle yetinmek yerine daha kapsamlı bir anlaşmaya ulaşma ihtimalinin ele alınmasına dönüştüğünü söyledi.

Bu durum, tarafların yeniden gerilimi tırmandırmama konusunda ortak bir karar aldığı anlamına geliyor.

Önceki ateşkes, ticaret savaşı sırasında karşılıklı tarifelerin son derece yüksek seviyelere çıkmasının ardından gümrük vergilerini düşürmüş ve bunun karşılığında Çin’in nadir toprak elementleri, ABD tarım ürünleri alımları ve yatırımlara ilişkin taahhütlerde bulunmasını öngörmüştü. Ancak uygulamada tarafların performansı farklılık gösterdi.

“Fox News” ise zirvenin, Pekin’in geçen mayıs ayında yapılan anlaşma sırasında verdiği taahhütleri gerçekten yerine getirip getirmediğinin test edilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Özellikle nadir toprak elementleri, tarım ve ticaret alımları ile yatırımlara ilişkin taahhütler öne çıkıyor.

Tarifeler, ileri teknoloji, fikri mülkiyet, yapay zekâ ve Tayvan gibi başlıklar ise hâlâ çözüme kavuşturulmuş değil.

Çin’in baskı kozu

Trump’ın önceki başkanlık dönemindeki ilk ticaret savaşıyla kıyaslandığında müzakere dengesindeki en önemli değişimlerden biri, Washington’ın Pekin’in sahip olduğu nadir toprak elementleri kozunun gücünü fark etmesi oldu.

sfrgth
Şi, 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da Trump’ın konuşması sırasında alkışlarken (Reuters)

ABD’de savunma, teknoloji ve otomotiv sektörleri dahil birçok sanayi kolu, Çin’in üretim ve işleme zincirlerinin önemli bölümünü kontrol ettiği minerallere ve mıknatıslara ihtiyaç duyuyor.

Dolayısıyla denklem artık yalnızca ABD tarifelerine karşı Çin ihracatı şeklinde işlemiyor.

Washington tarifeler, gelişmiş çipler ve finansal piyasalar üzerinden baskı kurabilirken Pekin de tedarik zincirleri ve kritik mineraller üzerinden karşılık verebiliyor.


İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor
TT

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran, yeni ABD ve İsrail saldırılarına maruz kalması halinde çatışmanın coğrafi kapsamını genişletme tehdidinde bulunarak Hint Okyanusu’na ve hatta daha ötesine ulaşabileceği mesajını verdi. Bu açıklama, Pakistan ve Katar’ın arabuluculuğuyla savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimlerin sürdüğü bir dönemde geldi.

Askeri ve siyasi gerilimin tırmanmasına paralel olarak yeni ABD yaptırımları da İran’ın havacılık sektörünü doğrudan etkilemeye başladı. Uluslararası uçuşlar iptal edilirken İranlı havayolu şirketlerinin bölgedeki başlıca destinasyonlara erişimi engelleniyor.

İran’daki gerilimin tırmandığı bir ortamda, Dini Lider Mücteba Hamaney’in danışmanı Yahya Rahim Safavi dün yaptığı açıklamada, askeri çatışma alanının halihazırda Körfez ve Hürmüz Boğazı’ndan Kızıldeniz’e kadar uzandığını belirtti. Safavi, “Olası bir savaşa karşılık bu alanın Hint Okyanusu’na, hatta belki daha ötesine genişlemesi mümkün” dedi.

Hint Okyanusu’na yapılan atıf, İran’ın önceki tehditlerinde dile getirdiği coğrafi kapsamdan daha geniş bir bölgeye ilk kez işaret ediyor. Bölge, İran kıyılarından yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıkta bulunan ABD-İngiltere ortak askeri üssü Diego Garcia nedeniyle stratejik önem taşıyor.