Koronavirüs salgını, Afrika'daki siyasi dengeleri nasıl etkiledi?

Koronavirüs salgının patlak vermesi, Cezayir'deki halk hareketlerinin durmasına ve Etiyopya'da iç savaşın patlak vermesine katkıda bulundu

Afrika kıtasında yaklaşık 2,2 milyon doğrulanmış koronavirüs vakası kaydedildi (AFP)
Afrika kıtasında yaklaşık 2,2 milyon doğrulanmış koronavirüs vakası kaydedildi (AFP)
TT

Koronavirüs salgını, Afrika'daki siyasi dengeleri nasıl etkiledi?

Afrika kıtasında yaklaşık 2,2 milyon doğrulanmış koronavirüs vakası kaydedildi (AFP)
Afrika kıtasında yaklaşık 2,2 milyon doğrulanmış koronavirüs vakası kaydedildi (AFP)

Emani et-Tavil
Yeni tip koronavairüs (Kovid-19) salgının, Afrika'da bölgesel ilişkilerin gidişatını şekillendirecek kadar derin bir siyasi etkisinin olması beklenmiyordu. Salgın şuan Afrika Boynuzu'nda ve kıtanın batısında yeni iç siyasi dengelerin oluşturulmasına katkıda bulunuyor.
Salgınla mücadeleye yönelik politikalarla birlikte Afrika'nın siyasi veya ekonomik etkileşim ve tepki yöntemlerinin çokluğu, dünyanın tüm ülkelerinde olduğu gibi olumsuz yönleri konusundaki fikir birliği olmasına rağmen farklı eğilimlerin sonuçlarının ortaya çıkmasında rol oynadı.
Afrika kıtasında yaklaşık 2,2 milyon doğrulanmış Kovid-19 vakası kaydedildi. Bu da dünya çapındaki toplam vakan sayısının yaklaşık yüzde 3,5'ini oluşturuyor.  2020'nin sonunda kaydedilen bir milyon Kovid-19 vakasıyla Güney Afrika, kıtada Kovid-19’un en fazla görüldüğü ülke oldu.
Tıpkı ABD’de olduğu gibi salgının, Afrika kıtasında da derin siyasi yansımaları olduğu söylenebilir. Örneğin, Etiyopya gibi seçim gereklerini yerine getirmekte başarısız olması veya Cezayir'de olduğu gibi belirli siyasi elitlerin yönetimden uzaklaştırılmasını amaçlayan halk protestolarını durdurmasını sağlayan salgını bazı ülkelerde farklı yansımaları oldu. Ayrıca Fildişi Sahili’nde Alassane Ouattara ve Gine’de Alpha Conde gibi bazı liderler cumhurbaşkanlığı sürelerinin uzatılmasına imkan veren bir takım anayasal değişiklikleri yapabilmek için salgının küresel düzeydeki önceliğinden faydalandılar. Aynı şekilde Nijer, , İçişleri Bakanı ve görev süresi dolan cumhurbaşkanının sağ kolunu, cumhurbaşkanlığına aday göstererek sistem içinde bir güç değişikliği yaptı. Bu adım beklenenin aksine Fransa tarafından memnuniyetle karşılandı.
Sudan’da, devrim sonrası siyasi sistemin bileşenleri arasındaki tartışma devam ederken Sağlık Bakanı’nın, salgın karşısında ciddi ve katı önlemler alması ve sıkı politikalar uygulaması, Bakanlıktaki eski Devlet Başkanı Ömer el Beşir rejimi unsurları tarafından kendisine karşı kullanıldı ve salgının ortaya çıkmasından iki ay sonra görevden alınmasına neden oldu.
Salgının Etiyopya ve Cezayir örneklerinde ise farklı yansımaları oldu. Salgın ilk kez bir ülkede seçimlerin aksamasına neden oldu ve Etiyopya’da seçimler ertelendi. Bu aksamanın siyasi istikrar üzerinde etkili olması beklenen bir iç savaşa yol açtığı düşünüldüğünde salgın bu noktada biraz daha dikkati hak ediyor. Cezayir'de ise salgının, eski Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika ve şu anda yolsuzluk suçlamalarıyla yargılanmakta olan erkek kardeşi dahil olmak üzere ülkenin siyaset sahnesinin önde gelen isimlerinin yönetimden uzaklaştırılmasını talep eden halk protestolarının durmasına neden olarak nispeten de olsa siyasi bir değişimi engellediği söylenebilir.

Etiyopya
Verilere göre Etiyopya'da Kovid-19 kaynaklı vaka ve can kaybı sayısı, iç siyasi denklemlerde önemli bir seçimin tamamlanmasına engel olmayı hak edecek boyutta değildi. 2020 yılı sonunda Kovid-19 kaynaklı can kaybı sayısı 2 bin olarak kayıtlara geçti. Ağustos 2020’de yapılması planlanan genel seçimlerin süresiz olarak ertelenmesi kararı halk protestolarının patlak vermesine neden oldu. Ancak Tigray eyaletinin kararı çiğneyerek yerel meclis seçimlerini düzenlemesinin ardından federal hükümet 5 Ekim itibarıyla Tigray eyaletiyle ve Tigraylı bakanlar ile bağlarını kopardığını açıkladı.
Etiyopya’nın kuzeyindeki Tigray eyaletini yöneten isyancı Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF), ordunun kararını reddederek onu Başbakan Abiy Ahmed’in partisi lehine çalışmakla suçladı. Bununla birlikte TPLF, kuzey üssünün yeni komutanı olarak atanan General Cemal Muhammed'in görevini üstlenmek üzere geldiği bölgenin yönetim şehri Mekele’deki havalimanından dışarıya çıkmasını engelledi ve aynı uçakla geri dönmeye zorladı.
Bu gelişmenin ardından Etiyopya Başbakanı’nın TPLF’ye karşı askeri operasyonların başladığını resmen duyurmasıyla birlikte sokağa çıkma yasaklarının ilan edilmesinin yanı sıra hava trafiği, ulaşım ve tüm iletişim araçları durduruldu. Savaş, hükümete karşı bir tür gerilla savaşı başlatan güçlerin Mekele’ye girmeleriyle Başbakan lehine sonuçsuz bir zaferle sonuçlandı. Ancak Rönesans (Nahda) Barajı yakınlarındaki Benishangul-Gumuz bölgesinde de silahlı çatışmalar başladı. Etiyopya’daki diğer etnik gruplar, geçmişten beri rakip olan gruplar arasında barış içinde bir arada yaşama yöntemlerine karşı bir tehdit oluşturabileceğini düşündükleri Başbakan Abiy Ahmed'in adımları karşısında endişe kapılırken 1990'ların ortasında başlatılan ve Etiyopya Anayasasında da öngörülen formülle yeni bir siyasi proje önerisinde bulundular.
Öte yandan Eritre, Abiy Ahmed'in Tigraylılara karşı Somali Cumhurbaşkanı Muhammed Abdullah Fermacu'nun da bulunduğu üçlü ittifakın parçası oldu. Bu ittifak, üç ülkenin iç siyasi denklemlerine gölge düşürdü. Bu arada Etiyopya'nın Somali'de görev yapan Afrika Birliği (AfB) Barışı Koruma Gücü’nde yer alan askerlerini geri çekmesi, buradaki Eş-Şebab Hareketi’nin örgütlenmesini güçlendirdi.
Etiyopya-Sudan ilişkilerine gelince, Hartum'un Feşka bölgesini Etiyopya'dan almasının ardından iki ülke arasındaki sınırlarda askeri çatışmalar yaşandı. Bu olay, iki ülke arasındaki gerilimin tırmanmasına katkıda bulundu. Bu durum, özellikle Etiyopya’nın Benishangul-Gumuz bölgesindeki silahlı gerilimlerin sorumlusu olarak Sudan’a işaret etmesi ve yine Etiyopya’nın daha önce Sudan’a yönelik suçlamalarıyla iki ülke arasındaki uluslararası sınırları tanımaktan vazgeçmesi nedeniyle 2021'de büyük çaplı askeri çatışmalara yol açabilir.

Cezayir
Koronavirüs, Cezayir'deki halk hareketini de doğrudan etkilerken yetkililere, yolsuzluk yapmaktan hüküm giymiş siyasi elitleri uzaklaştırma ve devlet kurumlarının gereksinimlerini tarihsel ve geleneksel yapılarına göre uyumlu hale getirecek şekilde siyasi sistemi netleştirme fırsatı verdi.
Salgın sonucu ilk ölümlerin kaydedildiği andan itibaren herkesin konunun ciddiyetine vakıf olduklarını ve gösteriler düzenlemek için sokağa çıkmamayı tercih ettiklerini söyleyebiliriz. Vaka ve can kayıplarının artması, 13 Mart 2020 Cuma günü protesto için sokağa çıkan az sayıdaki göstericinin salgının yayılmasından sorumlu tutulmasını faydasız olduğunu ortaya koydu.
20 Mart tarihi, Cezayir sokaklarında uzun bir süre sonra halk yürüyüşlerinin olmadığı ilk cuma olarak kayıtlara geçti. Halk hareketinin herhangi bir merkezi ve bir lider kadrosu olmasa da, sosyal medyayı, özellikle Facebook'u, kamuoyu oluşturmak ve değişim konularında ortak bir vizyon ortaya koymak için kullandı.
Teorik olarak salgının patlak vermesi, halk hareketinin yetkililerin omuzlarındaki yükünün hafiflemesini sağladı. Ancak salgından kaynaklanan ekonomik zorluklar, salgının sona ermesinden sonra halk hareketi için yeni bir kart olabilir.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Cezayir, Şubat ve Mart aylarında, özellikle ekonomisinin petrol ve doğalgaz ihracatına bağlı olması ve petrol fiyatlarındaki sert düşüş nedeniyle 2 milyar dolar olduğu tahmin edilen mali kayıplar kaydetti. Bununla birlikte ülkenin vergi gelirlerinin yüzde 50’si ve memur maaşlarının yüzde 70'i petrol gelirlerine bağlı.
Ülke gelirleri, İspanya ve İtalya'ya giden iki adet boru hattına bağlı olduğundan, Avrupa ülkelerinin ekonomilerini kapatması ve Cezayir petrolüne olan talebin azalması, kamu bütçesi için büyük bir zorluk oluşturdu. Bu durum, bütçe açığını yaklaşık 26 milyar dolara çıkardı. Her ne kadar bu açık, 55 milyar dolar olarak tahmin edilen nakit ile kısmen karşılanabilir olsa da Avrupa'daki kapanma devam ettikçe daha da büyüyebilir.
Genel olarak salgının siyasi etkileri ve yankıları, özellikle ekonomik koşullar, büyük ülkelerin öncelikleri ve Afrika’nın aşıya ulaşma imkanının zayıf olması nedeniyle uzun sürecek gibi görünüyor. Bunlar özellikle Sahra altı Afrika'da aşılması kolay olmayacak konulardır. Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame’nin dediği gibi, ‘salgının etkilerini silmek bir nesil sürebilir’.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.