Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanı Serrac yeniden Roma’da

Fayiz es-Serrac (DPA)
Fayiz es-Serrac (DPA)
TT

Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanı Serrac yeniden Roma’da

Fayiz es-Serrac (DPA)
Fayiz es-Serrac (DPA)

Libya'daki siyasi ve askeri sahne birbirini takip eden ilginç gelişmelere tanık oldu. Öyle ki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanı Fayiz es-Serrac, 7 Ocak’ta üst düzey güvenlik ve askeri yetkililerin de yer aldığı bir heyetle Türkiye ve İtalya’ya açıklanmamış sürpriz bir ziyarette bulundu. Ayrıca UMH yandaşı güçler, Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu’nun (LUO) Cenevre’de ateşkes için sağlanan askeri uzlaşıyı uygulamaya koymasına dair şüphelerini yineledi. Yandaş güçler, paralı askerler geri çekilmedikçe, ülkenin doğu ve batısı arasındaki bağlantı yolu olan, sahil yolunun açılmasına izin vermeyeceklerini belirtti.
Serrac’ın bir ay içerisinde İtalya’ya yönelik ikinci ziyaretine ilişkin resmi bir açıklama yapılmazken, İtalyan haber ajansı NOVA, iki gün sürmesi planlanan ziyaretin “resmi bir nitelik taşıması gerektiğini” belirtti.
UMH’ye yakın kaynaklar, Libya ve İtalya yerel medya organları tarafından yayınlanan haberleri doğruladı. Haberlere göre Serrac, üst düzet bir heyetin Türkiye’ye yönelmesinden önce, genişletilmiş bir güvenlik toplantısı düzenlemek için Roma’ya iki günlük ziyarete başladı. Heyetin ‘Savunma Bakanı Salah en-Nimruş, İçişleri Bakanı Fethi Başağa, Devlet Yüksek Konseyi Halid el-Mişri, istihbarat servisi başkanı İmad el-Trablisi, 16 silahlı milis lideri ve bazı güvenlik ve askeri yetkilileri’ içerdiği belirtildi.
Kaynaklar, toplantının, Sirte ve Cufra ekseninde LUO ile temas hatlarındaki mevziilerinden geri çekilmeden önce UMH’deki kamplarda askıda kalmış anlaşmazlıkları sonlandırma hedefi taşıdığını belirtmesine rağmen, resmi olmayan kaynaklar ise bunun, benzeri görülmemiş bir görüşme olduğunu ve yaklaşan askeri harekatın yolunu açabileceğini açıkladı.
Libya’daki yerel kaynaklar, Türkiye’nin, bu acil toplantıya üst düzey askeri ve güvenlik görevlilerinin yanı sıra UMH’ye bağlı silahlı milislerin liderlerini ‘davet ettiğini’ duyurdu. Toplantı, yabancı güçler ve paralı askerlerin geri çekilmesi için geçen Ekim ayında Birleşmiş Milletler (BM) sponsorluğunda LUO ile imzalanmış Cenevre Anlaşması’nda belirlen sürenin sona ermesinden üç haftadan daha kısa bir süre önce gerçekleştirildi.
UMH Cancavid ve Wagner milislerinden şikayetçi
Daha fazla ayrıntı vermeyi reddeden haber kaynaklarına göre, LUO ve UMH temsilcilerinin yer aldığı 5+5 Ortak Askeri Komite’nin, gelecek hafta Sirte şehrinde kararlı bir toplantı düzenlemesi bekleniyor. Bunun yanı sıra UMH’ye bağlı Sirte ve Cufta’nın Güvenliğini Sağlama ve Koruma Operasyon Birimi Komutanı İbrahim Beytülmal, temas hatları yakınlarındaki Wagner ve Cancavid çetelerinin yoğun varlığı ile temsil edilen yoğun hareketlilik dolayısıyla ‘ciddi memnuniyetsizliğini’ açıkladı.
Beytülmal, geçen çarşamba günü yaptığı yazılı açıklamada, “Bu tarafın, yukarıda zikredilen anlaşma yükümlülüklerine uyma konusundaki iyi niyetine olan güvenimiz zayıftır. Bu konuda belki de en belirgin nedeni paralı askerleri geri çekmemesidir. Anlaşmanın uygulanmasını engelleyen şey de budur” dedi. Yetkili, “İsviçre’nin başkenti Cenevre’deki 5+5 komitesinin görevleri kapsamında imzalanan anlaşmaya ve ortaya çıkan mekanizmalara saygı duyuyoruz. Bu sayede batı ve doğu arasındaki bağlantı yolunu açmaya hazır olduğumuzu bildiriyoruz” açıklamasında bulundu.
Öte yandan LUO Başkomutanı Halife Hafter’in Sözcüsü Ahmed el-Mismari, “ülkeyi bölünmeye götüren büyük komplo” olarak tanımladığı durumu önlemek için tüm olağanüstü sorunların çözümünü hızlandırma umudunu dile getirdi. Mismari, yangın ve temas hatlarında herhangi bir düşmanca faaliyetin varlığını yalanlarken, Libya’nın güvenliği ve bağımsızlığı için bir arada olma çağrısı yaptı.
Mismari, 7 Ocak’ta düzenlediği basın toplantısında, Sirte ekseninde işlerin oldukça sakin olduğunu belirterek, LUO güçlerinin “Türkiye’nin desteklediği paralı askerlere” yanıt verildiğini vurguladı. 
Diğer taraftan Libya’daki BM misyonu, ateşkes anlaşmasında uzlaşı sağlanmış güven artırıcı önlemler çerçevesinde, eş-Şuveyrif şehrinde Ortak Askeri Komite himayesinde, 35 tutukluya dair UMH ve LUO arasındaki takası memnuniyetle karşıladığını duyurdu.
Misyon, geçen çarşamba günü yaptığı açıklamada, iki taraf arasındaki bu ikinci resmi tutuklu değişiminin, Ortak Askeri Komite’nin ateşkes anlaşmasının tam olarak uygulanmasına yönelik kararlı taahhüdünün bir sonucu olduğunu söyledi. BM misyonu, tarafları da sahil yolunun yeniden açılması için sürmekte olan müzakerelerin tamamlanmasını hızlandırmaya çağırdı.
Aynı şekilde Tarık ez-Zuheymi, UMH’ye bağlı Planlama Bakanı görevinden istifa ettiğini açıklarken, Halife el-Bakkuş da Sağlık Bakanı pozisyonunun kabul ettiği için özürlerini dile getirdi. Böylece boş bakanlık pozisyonlarının sayısı ‘sağlık, eğitim, planlama ve ekonomi’ olmak üzere dörde yükseldi. Koronavirüs salgınıyla mücadelede bilimsel danışma komitesine başkanlık eden Bakkuş, özel durumları nedeniyle görevinden istifa ettiği duyurdu. 



Libya deniz sınırlarında Ankara-Atina arasında denge arıyor

Libyalı ve Yunan parlamenterlerin geçen perşembe Atina’daki görüşmelerinden bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)
Libyalı ve Yunan parlamenterlerin geçen perşembe Atina’daki görüşmelerinden bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)
TT

Libya deniz sınırlarında Ankara-Atina arasında denge arıyor

Libyalı ve Yunan parlamenterlerin geçen perşembe Atina’daki görüşmelerinden bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)
Libyalı ve Yunan parlamenterlerin geçen perşembe Atina’daki görüşmelerinden bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Libya Temsilciler Meclisi, Doğu Akdeniz’de deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin dosyayı, ülkedeki siyasi ve kurumsal bölünmüşlüğün yanı sıra 2011’den bu yana devam eden geçiş süreci nedeniyle “incelemede” tutmaya devam etti. Bu durum, deniz anlaşmalarının sonuçlandırılmasını ertelerken dosyanın hukuki ve teknik boyutların ötesine geçen iç uzlaşılar ve bölgesel hesaplamalara bağlı kalmasına yol açıyor.

Deniz sınırlarının belirlenmesi konusu, Libya parlamentosunun Dışişleri Komisyonu üyelerinin geçen hafta sonu Atina’da Yunan parlamenterlerle yaptığı görüşmeler sırasında yeniden gündeme geldi. Libya tarafı, deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin anlaşmaların Bingazi’deki Temsilciler Meclisi bünyesinde hâlâ incelendiğini ve sınırları ilgilendiren tüm ülkelerin çıkarlarının ilgili hukuki çerçeveler doğrultusunda dikkate alındığını vurguladı.

Bu tutum, Libya’nın içinde bulunduğu geçiş sürecinin yanı sıra komşu ve Akdeniz ülkeleriyle sınırların belirlenmesine ilişkin meselelerin karmaşıklığı karşısında deniz sınırları dosyasının kurumsal bir süreç içinde tutulmasına yönelik parlamenter yaklaşımı yansıtıyor.

Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkan Yardımcısı Hasan el-Bergusi, meclisin yayımladığı açıklamada bu yaklaşımı şöyle ifade etti: “Bu dosyaların ele alınması, ülkenin bunları sonuçlandırmaya imkân verecek daha istikrarlı bir aşamaya ulaşmasına kadar diyalog ve sükûnet gerektiriyor.”

Çıkarların kesişmesi

Konu, Libya’nın Türkiye, Yunanistan ve Mısır’la kesişen çıkarları nedeniyle özel bir hassasiyet taşıyor. Dosya aynı zamanda Doğu Akdeniz’deki petrol ve doğal gaz rezervleri ile yatırım güzergâhlarıyla da bağlantılı.

Ülke içindeki bölünmüşlük, Libya’nın ortak bir tutum oluşturmasını daha da zorlaştırıyor. Libya’da yetki, Trablus’ta Abdülhamid ed-Dibeybe başkanlığındaki geçici Ulusal Birlik Hükümeti ile doğuda Temsilciler Meclisi tarafından görevlendirilen Usame Hammad hükümeti arasında bölünmüş durumda.

Bu çerçevede Temsilciler Meclisi üyesi Abdüsselam Nasıye, deniz sınırları dosyasının sonuçlandırılması ve Libya’nın kaynaklarının korunmasının “öncelikle iç bölünmüşlüğün giderilmesi, devlet kurumlarının ve egemenlik kararının birleştirilmesiyle” başlayacağı görüşünü savunuyor.

rgty
Libya Temsilciler Meclisi’nin önceki oturumundan (Meclis Başkanı Akile Salih’in Basın Merkezi)

Nasıye, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Uzun süren geçiş döneminde siyasi, güvenlik ve ekonomik koşulların kırılganlığı, Libya’yı bölgesel güçlerin çıkarlarının kesiştiği bir sahaya dönüştürdü” dedi.

Nasıye, Libya’nın Doğu Akdeniz konusundaki tutumunun Türkiye veya Yunanistan safında yer almaktan ziyade “Libya’nın yüksek ulusal çıkarları” temelinde şekillenmesi gerektiğini vurguladı.

Nasıye’ye göre devlet kurumlarının birleştirilmesi ve sınırları koruyup kaynakları yönetebilecek ulusal kapasitenin oluşturulması, Libya’nın denizcilik alanındaki çıkarlarını uluslararası hukuk çerçevesinde savunmasını ve bölgesel gelişmelerle kendi kararını verebilen bir devlet olarak ilgilenmesini sağlayacak.

Hukuki ve siyasi karmaşıklıklar

Anlaşmazlığın kökeni, Trablus’taki savaşın sürdüğü 2019 yılında Libya’nın eski Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türkiye arasında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat zaptına dayanıyor. Anlaşmaya o dönemde Libya’nın doğusundaki yönetim karşı çıkarken Yunanistan da özellikle Girit olmak üzere Yunan adalarının haklarını etkilediğini savunarak mutabakatı reddetti. Ankara ise anlaşmanın hukuki sonuçlarının geçerli olduğunu savunuyor.

Son iki yılda doğu Libya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin iyileşmesine paralel olarak deniz sınırlarının nasıl hesaplanacağı konusunda anlaşmazlıklar daha karmaşık bir boyut kazandı. Özellikle Sirte Körfezi ve adaların hukuki statüsünün deniz yetki alanlarına etkisi tartışmaların merkezinde yer aldı.

Bu durum, Yunanistan’ın Girit’in güneyinde arama sahaları ilan etmesinin ardından Haziran 2025’te gerilimin yükselmesiyle daha belirgin hale geldi. Bu gelişme üzerine Hammad hükümeti itiraz ederek diyalog çağrısında bulundu ve anlaşmaların gözden geçirilmesini talep etti.

Dibeybe hükümeti ise daha önce deniz sınırları dosyasındaki anlaşmazlık noktalarını çözmek amacıyla Yunanistan tarafıyla bir dizi görüşmeye katılmıştı. Libya ve Yunanistan medyasında yer alan haberlerde bu görüşmelerin, müzakerelerin hızlı ilerlemesini engelleyen hukuki ve siyasi karmaşıklıklarla karşı karşıya olduğu belirtilmişti.

Hukuki açıdan deniz sınırlarının belirlenmesi, Temsilciler Meclisi’nin Türkiye ile imzalanan anlaşmaya ilişkin nihai bir tutum almadan önce kapsamlı bir hukuki, teknik ve siyasi inceleme yapmasını gerektiren karmaşık dosyalardan biri olarak değerlendiriliyor. Diplomat ve uluslararası hukuk uzmanı Muhammed ez-Zübeydi de bu görüşü destekliyor.

Zübeydi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bu karmaşıklıkların çözümünde temel adımın deniz alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin düzenlemelerin uluslararası deniz hukuku kurallarıyla, özellikle de 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’yle uyumunun incelenmesi olduğunu söyledi.

Zübeydi ayrıca anlaşmada yer alan koordinatların ve sınır çizgilerinin gözden geçirilmesi ve uluslararası hukuk ile deniz hukuku alanlarında uzmanlardan yararlanılması gerektiğini belirtti.

Zübeydi, deniz anlaşmalarının parlamentodan geçirilmesi senaryosunun “ülkeyi deniz anlaşmazlıklarına sürükleyebileceği ve bir ülkenin zarar görmesi halinde bu anlaşmazlıkların özellikle Uluslararası Adalet Divanı olmak üzere uluslararası yargı veya tahkim mercilerine taşınabileceği” uyarısında bulundu.

Jeopolitik boyutlar

Meselenin yalnızca hukuki boyutla sınırlı olmadığı görülüyor. Zübeydi’ye göre konu, Libya’nın Akdeniz’in merkezindeki konumu ve denizcilik alanındaki çıkarlarının bölge ülkeleriyle iç içe geçmesi nedeniyle siyasi ve jeopolitik boyutlar da taşıyor.

Özellikle Mısır, Yunanistan, Malta ve Türkiye ile denizcilik alanındaki çıkarların kesiştiğine dikkat çeken Zübeydi, “Libya ile Türkiye arasında yapılacak herhangi bir deniz düzenlemesi, diğer ülkelerin çıkarları üzerinde de etkiler yaratabilir” dedi.

Zübeydi, Türkiye’nin Libya’nın batısındaki askeri nüfuzu nedeniyle deniz mutabakatının parlamentodan geçirilmesi yönünde sürekli baskı bulunduğunu belirtti. Ancak kararın ertelenmesinin dosyanın kapatılması anlamına gelmediğini, aksine Libya’nın ortak bir tutum oluşturmasına imkân verecek daha istikrarlı siyasi koşullar oluşana kadar dosyanın inceleme ve değerlendirme aşamasında tutulması anlamına geldiğini ifade etti.

Zübeydi ve Libyalı diplomatların değerlendirmelerine göre Libya’nın çıkarları, meselenin “günübirlik siyasi hesaplara indirgenmemesini”, hukuki ve teknik unsurların Libya’nın komşu ve Akdeniz ülkeleriyle ilişkileriyle birlikte dengelenmesini gerektiriyor.


Libya'da özel jeti alkollü kullandıkları şüphesiyle iki pilot gözaltına alındı

Libya’nın başkenti Trablus’taki Misrata Havalimanı’nda uçaklar (Reuters-Arşiv)
Libya’nın başkenti Trablus’taki Misrata Havalimanı’nda uçaklar (Reuters-Arşiv)
TT

Libya'da özel jeti alkollü kullandıkları şüphesiyle iki pilot gözaltına alındı

Libya’nın başkenti Trablus’taki Misrata Havalimanı’nda uçaklar (Reuters-Arşiv)
Libya’nın başkenti Trablus’taki Misrata Havalimanı’nda uçaklar (Reuters-Arşiv)

İstanbul'dan Libya'ya giden özel jet Misrata Havalimanı’nda iniş sırasında pistten çıkarak alev almıştı. Libya Başsavcılığı, kazadan yara almadan kurtulan pilot ve yardımcı pilotun olay sırasında alkollü olduğunu açıkladı. İki pilotun gözaltına alınmasına karar verildiğini duyuran başsavcılık olayda can kaybının yaşanmadığı bildirildi.

Başsavcılık pilotların kimliklerini açıklamazken, özel Libya el-Ahrar televizyonu, uçağın kaptanının Alman, yardımcısının ise Türk olduğunu bildirdi.

Türkiye merkezli bir şirket tarafından işletilen özel uçağın, pazartesi günü Misrata Havalimanı’na iniş sırasında pistten çıktığı ve ardından alev aldığı bildirildi.

Televizyon kanalı, Türk vatandaşı bir kabin görevlisinin uçaktaki tek yolcu olduğunu aktardı.

Başsavcılık, soruşturmayı yürüten savcının iki pilotun uçağı “alkollü halde kullandıkları” yönündeki tespitiyle şüphelilerin tutuklu yargılanmasına karar verildiğini bildirdi.

gthyju
İtfaiye ekipleri, 14 Eylül 2026'da Misrata Uluslararası Havalimanı’nda düşen uçağın ardından çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. Görüntü sosyal medyadan alınmıştır (Reuters)

Başsavcılık, iki pilotun “kendi can güvenlikleri ve uçağın güvenliği açısından kesin bir tehlike, havalimanı ve kullanıcıları açısından potansiyel bir tehlike oluşturduğunu” ve ayrıca “uçağın geçtiği hava sahasının güvenliğini tehdit ettiğini” kaydetti.

Açıklamada, soruşturmayı yürüten savcının, olayla ilgili incelemeleri “ulusal ve uluslararası ilgili kurallar doğrultusunda” sürdürdüğü belirtildi.

İnternette yayılan görüntülerde, uçağın kokpit bölümü dışında tamamının alevler içinde kaldığı görüldü.


Libya Yüksek Devlet Konseyi’nin yeni Başkanı Muhammed Takala oldu

Libya bayrağı (Reuters-Arşiv)
Libya bayrağı (Reuters-Arşiv)
TT

Libya Yüksek Devlet Konseyi’nin yeni Başkanı Muhammed Takala oldu

Libya bayrağı (Reuters-Arşiv)
Libya bayrağı (Reuters-Arşiv)

Libya Yüksek Devlet Konseyi üyeleri, bugün yapılan ikinci turda Muhammed Takala’yı yeni başkanları olarak seçti.

Şarku’l Avsat’ın, Libya merkezli Al-Ahrar kanalından alıntı yapan DPA’dan aktardığı habere göre, Muhammed Takala, bugünkü oylamada Yüksek Devlet Konseyi eski Başkanı Halid Mişri’yi geride bırakarak yeni başkan olarak seçildi.

Yüksek Devlet Konseyi başkanlığı için her yıl seçimler düzenleniyor. Şu ana kadar, Abdurrahman Suveyhili ve Halid Mişri konseye başkanlık eden isimler oldu.

2015 tarihli bir siyasi anlaşmanın şartları uyarınca önemli siyasi konularda söz sahibi olan Yüksek Devlet Konseyi ve ülkenin doğusunda bulunan Temsilciler Meclisi, başbakanı seçmek, önerilen bütçe hakkında yorum yapmak ve egemenlik pozisyonlarını seçmek dahil olmak üzere çeşitli yetkileri paylaşıyor.