Görevi devretmeye hazırlanan Trump, Hazine Bakanı’nı Mısır’a neden gönderdi?

Mnuchin’in Mısır ziyaretinin zamanlaması dikkat çekici olarak değerlendirildi.

ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin. (Reuters)
ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin. (Reuters)
TT

Görevi devretmeye hazırlanan Trump, Hazine Bakanı’nı Mısır’a neden gönderdi?

ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin. (Reuters)
ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin. (Reuters)

İnci Mecdi
ABD Başkanı Donald Trump’ın yönetimi Joe Biden’a devretmesine iki hafta kala, Hazine Bakanı Steven Mnuchin bu ayın 5’inde ve 6’sında Mısır ile Sudan’ı ziyaret etti.
Kahire’deki ABD Büyükelçiliği tarafından yapılan açıklamaya göre Mnuchin’in ziyaretin hedefinde daha fazla ekonomik ve güvenlik iş birliği alanı keşfetmenin yanı sıra ABD’nin Mısır’a yönelik genişletilmiş taahhüdünün güçlendirilmesi ve Nahda (Rönesans) Barajı üzerinde uzlaşma sağlanmasını kolaylaştırmak için devam eden çabalar vardı.
Mevcut ABD yönetiminin görevi devretmesin sayılı günlerin kaldığı ve Katar Maliye Bakanı Ali el-Emadi’nin Mısır temasları ile aynı zamana denk gelmesi göz önüne alındığında söz konusu ziyaret, etkileri ve önemi açısından sorulara neden oldu. Emadi’nin temasları ile birlikte 2017 yılının haziran ayında, Arap Dörtlüsü’ndeki ülkelerin Katar’a boykot ilan ettiği günden bu yana ilk defa Katarlı bir yetkili Kahire’yi ziyaret etmiş oldu.

Bağlayıcı bir anlaşma
Mnuchin, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve bazı bakanlarla gerçekleştirdiği görüşmede Nahda Barajı konusunda Kahire ve diğer tarafların haklarını koruyacak şekilde bağlayıcı bir anlaşmaya varmak için ihtilaf noktalarının adil bir şekilde çözüme kavuşturulması gerektiğini vurguladı. Mnuchin’in Twitter hesabı üzerinden yayınladığı açıklamaya göre ABD’li bakan Hartum’a yaptığı ziyarette Sudanlı liderlerle “Nahda Barajı’nın doldurulması ve depolanması konusunda Sudan, Mısır ve Etiyopya ile adil ve kapsayıcı bir anlaşmaya varılmasını desteklemek için devam eden çabaları” ele aldı.
Üç ülke Etiyopya’nın 4,8 milyar dolara mal olan barajı inşa etme hakkı üzerinde fikir birliğini korurken esas anlaşmazlık noktası Nahda Barajı’nın rezervuarının doldurulmasına ilişkin zaman dilimi konusunda yaşanıyor. Bu da projenin aşağı-kıyı ülkelerinin su tedariki üzerindeki etkisinden dolayı Kahire, Hartum ve Addis Ababa arasındaki mevcut anlaşmazlıkların temelini oluşturan çetrefilli bir konu olarak ön plana çıkıyor. Etiyopya rezervuarı 3 ila 5 yıl içinde doldurmak isterken Mısır bu sürenin 7 ya da 10 yıla çıkarılmasını istiyor. Bu, aşağı-kıyı ülkelerine (Mısır ve Sudan) yeterli suyun gelmesiyle elektrik üretme ihtiyaçlarının çatıştığı kuraklık dönemlerinde Mısır ve Sudan’a ulaşacak su miktarını ve gelecekte çıkabilecek herhangi bir sorunun çözüm yolunu gösteriyorkapsıyor.

Vurgulama mesajı
Gözlemciler Mnuchin’in böyle bir zamanda ziyaret düzenlemesinin ve müzakerelerin çıkmaza girdiği Nahda Barajı konusunu tartışmasının ABD’nin Mısır’a destek verdiğinin mesajı niteliğinde olduğunu düşünüyor. Kahire’deki El-Ahram Politik ve Stratejik Araştırmalar Merkezi (ACPSS) Nil Havzası Araştırmaları Birimi Başkanı Dr. Hani Raslan, söz konusu ziyaretin ABD’nin tutumunu vurgulayan bir mesaj olarak geldiğini söylüyor.
Raslan, Mnuchin’in geçen yıl Washington ve Dünya Bankası gözetiminde yapılan, Etiyopya tarafının geçtiğimiz şubat ayında ABD tarafından hazırlanan ve Mısır tarafından parafe edilen bir anlaşmayı imzalamayı reddetmesiyle sona eren müzakerelerde gözetmen olduğuna işaret etti. ABD’lilerin halen Afrika şemsiyesi altında devam eden müzakere faaliyetlerinde gözlemci sıfatıyla bulunduğunu kaydetti.
Raslan’a göre ABD Hazine Bakanı’nın üç tarafın çıkarları arasındaki dengeyi koruyacak bağlayıcı bir anlaşmaya varılması gerektiğine dair açıklamaları, Washington’ın tutumunun özünü temsil ediyor. Bu ifadelerin tekrarlanması ve açıkça resmen duyurulması da Etiyopyalılara en nihayetinde bölgede uzun vadede istikrarsızlığa yol açacağı için ülkelerinin müzakere sürecindeki tutumunun kabul edilemez olduğuna dair bir mesaj niteliğindeydi. Zira böyle bir istikrarsızlık durumunun ortaya çıkması ABD’nin gerek Mısır gerek Sudan gerekse Afrika Boynuzu bölgesindeki çıkarlarına ters düşen bir durumun oluşması anlamına geliyor.
Addis Ababa, krizin başlangıcından bu yana net bir strateji izlemedi. Nitekim Kahire ve Hartum ile müzakereye giderken herhangi bir bağlayıcı anlaşma imzalamayı da reddediyordu. 14 Mayıs’ta Etiyopya, 23 Mart 2015 tarihinde imzalanan ve üç Afrika ülkesine barajın doldurulması ve işletilmesi için yönlendirici ilkeler konusunda bir anlaşmaya varma yükümlülüğü getiren İlkeler Beyannamesi Anlaşması’ndan (The Declaration of Principles-DoP) geri çekildi. Etiyopya, BM Güvenlik Konseyi’ne bir mektup ileterek “barajı doldurmak için Mısır'ın onayını almak gibi yasal bir yükümlülüğü olmadığını” bildirdi. İlkeler Beyannamesi’nin 5’inci maddesi uyarınca komşu ülkelerin çıkarlarına zarar vermekten kaçınmak için rezervuarı doldurma işlemine başlamadan önce üç ülkenin, kapasitesi 6 bin megavata ulaşan barajın doldurulup çalıştırılmasına ilişkin kurallar konusunda anlaşmaya varmaları gerekiyor.
ABD gözetiminde yaklaşık dört ay süren bir müzakere turu, Etiyopya’nın bir anlaşma imzalamayı reddetmesinin ardından başarısızlıkla sonuçlandı. Etiyopya uzun bir kuraklık dönemi olması durumunda baraj rezervuarının kabul edilemeyecek düşük bir seviyeye kadar boşaltılmak zorunda kalacağını ve anlaşmanın Mısır'ın Nil sularında talep ettiği haksız payı ikmal etmek için tasarlanmış olduğunu savundu.

Değişmez çıkarlar
ABD geçtiğimiz eylül ayında, Addis Ababa’nın Mısır ve Sudan ile bir anlaşmaya varmadan Mavi Nil Nehri üzerine inşa edilen dev barajı doldurmaya başlama kararına karşılık Etiyopya'ya yaptığı mali yardımın bir kısmının askıya alındığını duyurdu. Bundan önce de ABD Hazine Bakanlığı temmuz ayında, Washington'daki Dışişleri Bakanlığı'ndan Etiyopya’ya taahhüt edilen tüm yardımların kısa bir sunumu için talepte bulunmuştu. Söz konusu adım üç ülke arasında Afrika Birliği (AfB) gözetiminde devam eden müzakereler sona erdiği takdirde bir baskı aracı olarak insani olmayan yardımların bir kısmını veya tümünü engellemeyi hedefliyordu.
Ancak Trump yönetiminin Etiyopya’ya yapılan yardımların bir kısmını askıya alma kararı, Kongre’de Washington ile Addis Ababa arasındaki iplerin gerileceğinden endişe duyulması sebebiyle eleştirilere yol açtı. Aynı zamanda bu hareketin insan ticareti ve terörizm ile mücadele, eğitim, askeri tatbikat ve kalkınma yardımı finansmanı gibi konularda son zamanlarda gösterilen çabaları olumsuz yönde etkileyeceğine dair endişeler oluştu. Ancak Washington yönetimi tarafından yapılan açıklamalarda kesintilerin ABD'nin acil insani yardım, gıda yardımı ya da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ve HIV/AIDS hastalığı ile mücadele etmeyi amaçlayan sağlık programları için sağladığı fonları etkilemeyeceği vurgulandı.
Beyaz Saray, Joe Biden’ı ağırlamaya hazırlanırken yeni yönetimin Nahda Barajı konusunda nasıl bir yol izleyeceği ise merak konusu. Özellikle de geçtiğimiz yaz Kongre’deki Demokratlar Trump’ın politikalarına eleştirilerde bulunmuştu. Nitekim Foreign Policy Dergisi’nin aktardığına göre Kongre’den bir üye “Bu yöntem (dış yardımları durdurmak) bir arkadaşınıza verdiğiniz değeri göstermek için mantıklı bir yol değil” ifadelerini kullanmıştı. Raslan “Afro-Amerikalılar, bu konuda baskı faaliyetleri yürüterek finanse ettikleri Etiyopya-ABD Konseyi üzerinden Etiyopya’nın desteklenmesinde rol oynadılar” değerlendirmesinde bulundu.
Bununla birlikte istikrarı tehdit etme fikrinin ABD çıkarları için başlıca bir tehdidi temsil ettiğini ifade eden Raslan sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dış siyasi hedefler ve çıkarlar her zaman devam eder. Yönetimlerin değişmesi ile değişikliğe uğramaz. Belki -sorunu çözmek için kullanılan- araçlar ve yöntemler değişebilir ya da bazıları yardımların kesilmesinin Etiyopya’nın nefretine ya da işi inada bindirmesine yol açabileceğini düşünebilir. Ancak -Nil suları üzerinde- hakimiyet ve egemenlik kurmasına izin verilmemesine ilişkin temel duruşa etki edeceğini sanmıyorum.”

Üçlü akşam yemeği
Diğer taraftan ABD Hazine Bakanı’nın ziyareti Katar Maliye Bakanı’nın temasları ile aynı zamana denk geldi. İki taraf, Mısır Maliye Bakanı Muhammed Muit ile birlikte Maspero bölgesinde uluslararası bir otelin açılışına katıldı. Üç bakan tören sırasında birlikte akşam yemeği yedi. Bu da ABD’nin Arap uzlaşma çabalarındaki rolü çerçevesinde ziyaret tarihinin önceden düzenlenmiş olabileceğine ilişkin soruları akıllara getiriyor.
Ancak çeşitli sektörlerde yatırımları bulunan Mnuchin’in ziyareti, ekonomi ve yatırım ile ilgili taraflara da odaklandı. Mnuchin şu açıklamada bulundu:
“Mısır, ABD’nin hayati bir ortağıdır. Burada aktif bir şekilde çalışan bin 200’den fazla şirketin olması ve aynı şekilde geçtiğimiz dört yıl içerisinde toplam ticaret cirosundaki yüzde 76’lık büyüme de bunun bir tezahürüdür.”



BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
TT

BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bugün (perşembe) Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, konuşmasını protesto ederek salonu terk eden delegelerin temsil ettiği birçok ülkeyi İsrail’in savunduğunu söyledi. Netanyahu, İsrail’i eleştirenlere sert tepki gösterirken İran, Gazze, Suriye ve Türkiye’nin yanı sıra İngiltere ve Fransa’yı da hedef aldı.

Netanyahu konuşmasına başladığında onlarca delege salonu terk etti. Salonda tezahürat ve yuhalama sesleri yükselirken toplu çıkışın ardından koltukların büyük bölümünün boş kaldığı görüldü.

Reuters’ın aktardığına göre Netanyahu, salonu terk edenleri “ahlaken korkak” olarak nitelendirdi ve kendileriyle aynı görüşte olan diğer kişilere de konuşmasına başlamadan önce salonu terk etmeleri çağrısında bulundu.

Genel Kurul Başkanı Halil Rahman ise salonda düzenin korunması çağrısını defalarca yineledi.

İran ve Gazze

Netanyahu, Ortadoğu’daki savaşa değinerek İran’a saldırı düzenleme kararının “almak zorunda kaldığım en kolay kararlardan biri” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “İsrail kendini savunurken, az önce delegeleri bu salonu terk eden birçok ülkeyi de savunuyor. Aslında şunu bilmenizi istiyorum: Liderlerinin birçoğu İran’ın nükleer kapasitesini yok etmemiz nedeniyle bize gizlice teşekkür ediyor” dedi.

6yj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (Reuters)

Netanyahu, Gazze’de soykırım işlendiği yönündeki suçlamaları reddederek bunları “bu yüzyılın en büyük yalanı” olarak nitelendirdi.

İsrail’in işgali altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerinde bulunan genç İsrailli yerleşimcileri de “yaklaşık 150 kişiden oluşan, taş atan ve zeytin ağaçlarını kesen bir avuç sapkın genç” olarak tanımladı.

Netanyahu, “Bundan nefret ediyorum. Bireysel adalet uygulama mantığını benimsemeyeceğim” diyerek bu tür eylemlerin hukuk dışında gerçekleştirilmesine karşı olduğunu söyledi.

Netanyahu, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’ya hitaben “Suriye Cumhurbaşkanı’na şunu söylüyorum: Yahudiler Musa döneminden beri Golan Tepeleri’nde bulunuyor” dedi. Netanyahu’nun açıklaması, Şara’nın BM’de yaptığı konuşmada İsrail’in 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’nden çekilmesi çağrısında bulunmasının ardından geldi.

Türkiye’yi hedef alan Netanyahu,  “Antisemitik yalanların yayılması için merkez haline gelen son ülke Türkiye oldu... Hamas terör örgütünün liderlerini ağırlıyor” dedi.

hyjuk
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

Netanyahu, İngiltere ve Fransa’yı sömürgecilik geçmişleri üzerinden de eleştirdi. “İsrail’i sömürgecilikle suçluyorlar. Ne sömürgeciliği? Bizi kim suçluyor? Aralarında İngiltere ve Fransa’dan bazıları var” diyen Netanyahu, bu iki ülke gibi devletlerin “bu kavramı ortaya çıkaranlar” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “Devletimizi savunmak zorundayız çünkü başka seçeneğimiz yok” ifadelerini kullandı.

Trump’a övgü, Mamdani’ye mesaj

Netanyahu, İsrail’in ABD Başkanı Donald Trump’tan daha büyük bir ortağı olmadığını belirterek Trump’a teşekkür etti.

Netanyahu ayrıca New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’ye de seslenerek “Beni susturamayacaksın” dedi. Bu açıklama, Mamdani’nin Netanyahu’yu hedef alması ve İsrail’i Gazze’de soykırım yapmakla suçlamasının ardından geldi.

cdfvgthyj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde yaptığı konuşmanın ardından ayrılırken (AP)

Netanyahu, Mamdani’ye yönelik açıklamasında “Zohran Mamdani’nin New York Belediye Başkanı seçilmesinden bu yana çok sayıda Yahudi artık New York’ta kendini güvende hissetmiyor” dedi.

Netanyahu, “İsrail defalarca ve haksız yere soykırım yapmakla suçlanıyor... Sizin ve diğer antisemitik kişilerin Yahudiler ve Yahudi devleti hakkında yaydığı yalanların gerçek sonuçları var” ifadelerini kullandı.


Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
TT

Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’le kurduğunu söylediği büyük dostluğa övgüde bulundu. Şi’nin  ABD’ye düzenlendiği resmi ziyaret üç gün sürdü.

Trump, Çinli mevkidaşını olağanüstü bir törenle karşıladı. Karşılama, çarşamba akşamı Trump’ın Washington yakınlarındaki Andrews Hava Üssü’ne bizzat giderek Şi’yi karşılamasıyla başladı. Bu, 60 yılı aşkın süredir bir ABD başkanının yabancı bir devlet başkanını askeri üste karşılaması bakımından bir ilk oldu.

Perşembe günü ise Beyaz Saray’da resmi karşılama töreni düzenlendi. Törende şeref kıtası hazır bulunurken ABD ve Çin bayrakları göndere çekildi, iki ülkenin milli marşları çalındı ve ardından Gül Bahçesi’nde askeri gösteriler düzenlendi. Tören, bir “B-2 Spirit” bombardıman uçağı ile dört “F-22 Raptor” savaş uçağının uçuşuyla sona erdi.

rgthy
ABD Başkanı Donald Trump, Çinli mevkidaşı Şi Cinping’i 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’a gelişi sırasında karşılarken (AFP)

Görüşme masasında çok sayıda anlaşmazlık konusu bulunmasına rağmen Trump, açılış konuşmasında Çinli mevkidaşıyla ilişkilerinin güçlü olduğuna vurgu yaptı. Trump, “2016’daki ilk seçimimden bu yana Başkan Şi ile gerçekten büyük bir dostluk kurduk. Bu dostluk, karşılıklı saygıya ve halklarımızın hayati çıkarlarına dayanıyor” dedi.

Trump, geçen mayıs ayında Pekin’e yaptığı ziyareti de hatırlatarak bunu “büyük bir onur” olarak nitelendirdi ve Şi’nin gösterdiği “olağanüstü ve son derece güzel misafirperverliği” övdü. Trump, Çin Devlet Başkanı ve eşini Beyaz Saray”da ağırlamanın da kendisi ve First Lady Melania Trump için bir “onur” olduğunu söyledi.

ABD Başkanı ayrıca görüşmenin iki liderin ilk kez Beyaz Saray’da bir araya gelmesi açısından önem taşıdığını belirterek “Dünyanın farklı yerlerinde birlikte zaman geçirdik” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin gündeminde İran savaşı, Tayvan, ABD’nin Çin’e gelişmiş çip ihracatına yönelik kısıtlamaları, ticaret ve yapay zekâ başta olmak üzere birçok kritik dosya bulunuyor.

Sağlıklı rekabet

Şi, ABD’ye varışının ardından yaptığı konuşmada Çin ile ABD arasındaki rekabetin sağlıklı bir rekabet olması ve sınırları içinde kalması gerektiğini söyledi. Şi, “Bu, birbirimizi yakalamak için yapılan bir yarış olmalı; taraflardan birinin kazanıp diğerinin kaybetmek zorunda olduğu bir güreş değil” dedi. Şi, Trump’ı Tayvan meselesinde “temkinli ve ihtiyatlı” davranmaya çağırdı.

vgth
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AP)

Çin’in ayrıca ABD ile İran’ın savaşı sona erdirmek ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak amacıyla haziran ayında vardığı mutabakat zaptının uygulanmasına dönülmesini desteklediğini belirtti.

Trump, yapay zekânın insanlık için tehdit oluşturabileceği yönündeki endişeleri defalarca küçümserken Şi bu konuda daha temkinli bir yaklaşım benimsedi. Çin Devlet Başkanı Beyaz Saray’da yaptığı konuşmada “Yapay zekâyı kamu yararına hizmet edecek şekilde geliştirme ve yönetme kapasitesine ve sorumluluğuna birlikte sahibiz. Gelişiminin her zaman insan denetimi altında kalmasını sağlamalıyız” dedi.

Şi, “Çin ve ABD, büyük devletler olarak insanlığın gelişimini ve ilerlemesini destekleme konusunda tarihi bir sorumluluk taşıyor” diyerek iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

İki ülkenin maliye bakanları da haftanın başında bir araya gelirken Washington, yapay zekâ alanındaki olaylarla ilgili iki ülke arasında yeni bir “bildirim mekanizması” kurulmasını önerdi.

Bunun yanı sıra iki taraf, daha önce 10 Kasım’da sona ermesi planlanan ticari ateşkesi iki ay uzatarak 10 Ocak’a kadar sürdürme konusunda anlaşmaya vardı. Taraflar bu süreçte daha kalıcı bir anlaşmaya ulaşmak için çalışmalarını sürdürüyor.

cdfvgthy
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in 24 Eylül 2026’da Washington’a gelişi sırasında Beyaz Saray yakınlarında Çin ve ABD bayrakları taşıyan kişiler (AFP)

Çin Devlet Başkanı ayrıca ülkesinin önümüzdeki beş yıl içinde 100 bin Amerikalı genci Çin’de eğitim görmeleri ve değişim programlarına katılmaları için davet edeceğini açıkladı. Şi, Atlanta Hayvanat Bahçesi’ne de iki panda gönderileceğini duyurarak onları dostluk elçileri olarak nitelendirdi.

Yapay zekâ da iki liderin açılış konuşmalarında önemli yer tuttu. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, teknolojinin istihdam ve toplumlar üzerindeki etkisine ilişkin küresel endişelerin arttığı bir dönemde yapay zekânın görüşmelerin başlıca gündem maddelerinden biri olacağını söyledi.

Yumuşak diplomasi

Başkan Trump ve First Lady Melania Trump, perşembe akşamı Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda resmi akşam yemeği verecek. Yemek programı ve salonun düzenlemesi Amerikan ve Çin geleneklerini bir araya getirecek şekilde hazırlandı.

Melania Trump, çiçek ve masa dekorasyonlarında kırmızı rengi öne çıkarırken müzik programında Amerikan askeri bandoları ile opera sanatçısı Christopher Macchio yer alacak.

Melania Trump, zirveye eşlik eden yumuşak diplomasi faaliyetlerinde de önemli bir rol üstlendi. Trump ve Şi siyasi görüşmelere devam ederken First Lady, Çin Devlet Başkanı’nın eşi Peng Liyuan’a Smithsonian Enstitüsü’ne bağlı Ulusal Asya Sanatı Müzesi’ni gezdirdi. Ziyaret, Çin ile ABD arasındaki sanatsal miras ve kültürel alışverişe odaklandı.

fnjy6um
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşini 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (Reuters)

Melania Trump ayrıca akşam yemeğinin hazırlıkları ve ayrıntılarıyla da bizzat ilgilendi. Program cuma günü de devam edecek. Trump ve Melania, Çin Devlet Başkanı ve eşini yeniden Beyaz Saray’da ağırlayarak Kırmızı Oda’da çay içecek. Ardından iki çift, ABD ile Çin ilişkilerine ilişkin tarihi belge ve kayıtları incelemek üzere Ulusal Arşiv’e gidecek.

Trump ve Melania, burada Şi ve Peng’i uğurlayarak devlet ziyaretini tamamlayacak. Bu buluşma, ABD’nin kuruluşunun 250. yılını kutladığı dönemde ayrıca sembolik önem taşıyor.

Zirve öncesinde gelen sonuçlar

Zirvenin ilk somut sonucu, iki liderin müzakere masasına oturmasından önce geldi. ABD ile Çin arasındaki ticari ateşkes 10 Kasım’dan 10 Ocak 2027’ye kadar iki ay uzatıldı.

Bu adım, taraflara daha kapsamlı bir ekonomik anlaşma üzerinde müzakere etmek için ek süre sağlarken iki ülke arasındaki yapısal anlaşmazlıkları henüz çözmüş değil.

cdfvgth
Trump ve Şi, eşleriyle birlikte 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da düzenlenen tören sırasında (Reuters)

New York Times, kararı müzakerecilere ek süre tanıyan iki aylık bir uzatma olarak duyurdu. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise görüşmelerin küçük çaplı anlaşmalar dizisiyle yetinmek yerine daha kapsamlı bir anlaşmaya ulaşma ihtimalinin ele alınmasına dönüştüğünü söyledi.

Bu durum, tarafların yeniden gerilimi tırmandırmama konusunda ortak bir karar aldığı anlamına geliyor.

Önceki ateşkes, ticaret savaşı sırasında karşılıklı tarifelerin son derece yüksek seviyelere çıkmasının ardından gümrük vergilerini düşürmüş ve bunun karşılığında Çin’in nadir toprak elementleri, ABD tarım ürünleri alımları ve yatırımlara ilişkin taahhütlerde bulunmasını öngörmüştü. Ancak uygulamada tarafların performansı farklılık gösterdi.

“Fox News” ise zirvenin, Pekin’in geçen mayıs ayında yapılan anlaşma sırasında verdiği taahhütleri gerçekten yerine getirip getirmediğinin test edilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Özellikle nadir toprak elementleri, tarım ve ticaret alımları ile yatırımlara ilişkin taahhütler öne çıkıyor.

Tarifeler, ileri teknoloji, fikri mülkiyet, yapay zekâ ve Tayvan gibi başlıklar ise hâlâ çözüme kavuşturulmuş değil.

Çin’in baskı kozu

Trump’ın önceki başkanlık dönemindeki ilk ticaret savaşıyla kıyaslandığında müzakere dengesindeki en önemli değişimlerden biri, Washington’ın Pekin’in sahip olduğu nadir toprak elementleri kozunun gücünü fark etmesi oldu.

sfrgth
Şi, 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da Trump’ın konuşması sırasında alkışlarken (Reuters)

ABD’de savunma, teknoloji ve otomotiv sektörleri dahil birçok sanayi kolu, Çin’in üretim ve işleme zincirlerinin önemli bölümünü kontrol ettiği minerallere ve mıknatıslara ihtiyaç duyuyor.

Dolayısıyla denklem artık yalnızca ABD tarifelerine karşı Çin ihracatı şeklinde işlemiyor.

Washington tarifeler, gelişmiş çipler ve finansal piyasalar üzerinden baskı kurabilirken Pekin de tedarik zincirleri ve kritik mineraller üzerinden karşılık verebiliyor.


İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor
TT

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran, yeni ABD ve İsrail saldırılarına maruz kalması halinde çatışmanın coğrafi kapsamını genişletme tehdidinde bulunarak Hint Okyanusu’na ve hatta daha ötesine ulaşabileceği mesajını verdi. Bu açıklama, Pakistan ve Katar’ın arabuluculuğuyla savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimlerin sürdüğü bir dönemde geldi.

Askeri ve siyasi gerilimin tırmanmasına paralel olarak yeni ABD yaptırımları da İran’ın havacılık sektörünü doğrudan etkilemeye başladı. Uluslararası uçuşlar iptal edilirken İranlı havayolu şirketlerinin bölgedeki başlıca destinasyonlara erişimi engelleniyor.

İran’daki gerilimin tırmandığı bir ortamda, Dini Lider Mücteba Hamaney’in danışmanı Yahya Rahim Safavi dün yaptığı açıklamada, askeri çatışma alanının halihazırda Körfez ve Hürmüz Boğazı’ndan Kızıldeniz’e kadar uzandığını belirtti. Safavi, “Olası bir savaşa karşılık bu alanın Hint Okyanusu’na, hatta belki daha ötesine genişlemesi mümkün” dedi.

Hint Okyanusu’na yapılan atıf, İran’ın önceki tehditlerinde dile getirdiği coğrafi kapsamdan daha geniş bir bölgeye ilk kez işaret ediyor. Bölge, İran kıyılarından yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıkta bulunan ABD-İngiltere ortak askeri üssü Diego Garcia nedeniyle stratejik önem taşıyor.