"Hitler bir konuda haklıydı" diyen ABD'li Kongre üyesi geri adım attı

ABD seçimleri 3 Kasım 2020'de yapılmıştı (Facebook / @MaryMillerforCongress)
ABD seçimleri 3 Kasım 2020'de yapılmıştı (Facebook / @MaryMillerforCongress)
TT

"Hitler bir konuda haklıydı" diyen ABD'li Kongre üyesi geri adım attı

ABD seçimleri 3 Kasım 2020'de yapılmıştı (Facebook / @MaryMillerforCongress)
ABD seçimleri 3 Kasım 2020'de yapılmıştı (Facebook / @MaryMillerforCongress)

ABD Temsilciler Meclisi'nin Cumhuriyetçi üyesi Mary Miller, geçen günlerde yaptığı konuşmada Nazi lideri Adolf Hitler’e atıfta bulunarak onun bir konuda haklı olduğunu söylemişti. Açıklamaları sebebiyle eleştiri oklarının hedefi haline gelen Miller, 8 Ocak’ta ifadelerinden dolayı pişmanlık duyduğunu belirtti.
Illinois eyaletinden 61 yaşındaki Miller, tepki çeken sözlerini muhafazakar görüşlü Moms for America (Amerika için Anneler) grubunun sponsorluğunu yaptığı 5 Ocak’taki bir mitingde sarf etmişti. Her neslin, sonraki nesilden sorumlu olduğunu söyleyen Kongre üyesi, sözlerine şöyle sürdürmüşü:
Hitler bir konuda haklıydı. 'Kim gençliğe sahip olursa geleceği de kazanır' demişti.
Miller hem Cumhuriyetçilerden hem Demokratlardan fazla sayıda olumsuz yorum alırken 7 Ocak’ta Kongre üyesinin resmi hesabından atılan tweet’te sözlere açıklık getirilmeye çalışıldı. Sözlerin, "diktatörlerin gençleri yeniden eğitme çabalarına ve ABD'deki solcu radikallerin bugünlerdeki benzer girişimlerini kınamak" anlamına geldiği ifade edildi.
Moms for America da Facebook sayfasında açıklamaları savundu. “Kaynağı ne olursa olsun gerçek, gerçektir” ifadesi yer alan açıklamada Miller’ın sözlerinin bağlamın dışına çıkarılıp ona karşı bir silah olarak kullanıldığı belirtildi.
Ancak eleştiriler artmaya devam etti. ABD Holokost Anıt Müzesi, herhangi birinin Hitler’in haklı olduğunu iddia ederek kazanç sağlamasını kesinlikle kınadığını bildirdi. Açıklamada Auschwitz toplama kampından sağ kurtulan Irene Weiss’ın şu sözlerine yer verildi:
Liderlerimize ve tüm Amerikalılara, bu tarihi, benim tarihimi, suistimal etmemeleri için yalvarıyorum.
Illinois’in Demokrat Valisi J.B. Pritzker, Miller’in sözlerini “akıl almaz ve iğrenç” diye niteledi ve Hitler’in ne kadar haksız olduğunu görmesi için Illinois Holokost Müzesi ve Eğitim Merkezi’ni ziyaret etmesini istedi. Eyaletin bazı Demokrat temsilcileriyse onu istifaya davet etti.
Eyaletin Cumhuriyetçi temsilcileri de tepkiliydi. Cumhuriyetçi Parti’nin Illinois lideri Tim Schneider, Miller’ın özür dilemesi gerektiğini vurgularken Kongre üyesi Adam Kinzinger, bahsi geçen açıklamalara “çöp” dedi.
New York Times'ın haberine göre, eleştiriler gittikçe artmaya başlayınca Miller geri adım attı. 8 Ocak’ta yaptığı açıklamada, sözlerinin yol açtığı zarardan dolayı içtenlikle özür dilediğini, tarihteki en kötü diktatörlerden birini örnek gösterdiği için pişmanlık duyduğunu söyledi. Kimilerinin sözlerini çarpıttığını da eklerken sözlerini şöyle sürdürdü:
Açık konuşayım: Tutkulu bir şekilde İsrail destekçisiyim. Yahudi cemaatinin her zaman güçlü savunucusu ve müttefiki olacağım.
Bu özür de tartışmaları sonlandırmadı. Zira Demokrat Kongre üyesi Jan Schakowsky, Miller’ın özrüne “belirsiz” dedi. Kendisi de Yahudi olan Schakowsky, sözlerinin devamında şöyle konuştu:
Özrün yeterli olduğunu düşünmüyorum. Ama onunla konuşmak ve söylediklerini nasıl haklı çıkardığını anlamak istiyorum.
 
Independent Türkçe, New York Times



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.