WHO: Zengin ülkelerin aşı yarışı yoksul ülkeleri mağdur edecek

WHO: Zengin ülkelerin aşı yarışı yoksul ülkeleri mağdur edecek
TT

WHO: Zengin ülkelerin aşı yarışı yoksul ülkeleri mağdur edecek

WHO: Zengin ülkelerin aşı yarışı yoksul ülkeleri mağdur edecek

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), zengin ülkelerin Kovid-19'a karşı aşı üreten büyük ilaç firmalarıyla anlaşma yapma yarışına ilişkin bir kez daha uyarıda bulundu. WHO açıklamasında, bu durumun birçok ülkeyi vatandaşlarını aşılama fırsatından mahrum bırakacağını ve bu nedenle önümüzdeki dönemde epidemiyolojik durumu daha da kötüleştireceğini vurguladı.
WHO Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus açıklamasında "İstisnai bir ülke yok. Diğer ülkelerin salgına karşı aşılara erişiminin reddedildiği bir zamanda devletler, tüm vatandaşlarını aşılamak için çizilen planın ötesine geçmekten kaçınmalıdır" dedi.
Ghebreyesus, üretici ülkelere ve şirketlere, aşıların geliştirilmesi ve adil bir şekilde dağıtılması için WHO ile ortaklaşa geliştirilen uluslararası COVAX Aşı Programı dışında ikili sözleşmelerin yapılmasını durdurmaları çağrısında bulundu.
WHO Genel Direktörü’nün açıklamaları, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in 300 milyon ek Pfizer aşısı satın alınacağını duyurmasının ardından geldi. Ayrıca çoğu Avrupa Birliği ülkesinde aşılama kampanyalarının yavaş ilerlediğine yönelik eleştiriler de sürüyor.
WHO uzmanları, birçok ülkenin ihtiyaçlarının çok üzerinde aşı satın alarak verdikleri sözlere uymadığını, COVAX programında planlandığı gibi bu yıl sonuna kadar tüm ülkelere dağıtım için mali kaynaklar yeterli olsa dahi iki milyar dozu sağlamanın imkansız hale geldiğini belirttiler.
WHO yetkilileri de resmi olmayan açıklamalarında, AB Komisyonu'nun, yeni vakaların sayısı artmaya devam ederken aşılama kampanyalarında geri kalan bazı üye devletlerin uyguladığı baskıya maruz kaldığını vurguladılar. Özellikle ikinci dalgada salgın kontrolden çıktıktan ve yeni vaka ve ölümlerde rekorlar kırdıktan sonra çok zor bir aşamayla karşı karşıya kalan Almanya'nın uyguladığı baskıya dikkat çektiler.
WHO, elindeki en son verilerin Avrupa'da kısmen kapanma ve tatil döneminde uygulanan önleyici tedbirlerin salgının yayılmasını durduramadığı veya kontrol altına alamadığı konusunda uyarıda bulundu. Avrupa Komisyonu yetkilileri de kritik bir dönem yaşandığını kabul etti. Yetkililer bu durumun gelecek baharın sonuna kadar devam edeceğini ve salgını önlemek veya hafifletmek için gerekli önlemler alınmazsa ikinciden daha şiddetli üçüncü bir dalganın yaklaşıyor olabileceğini vurguladılar.
Çoğu Avrupa ülkesindeki son veriler, vaka ve hastanede tedavi gerektiren hasta sayısında bir artış olduğunu gösteriyor. İtalya’daki sağlık yetkilileri cumartesi günü, tatil döneminin arifesinde hükümetin uyguladığı katı önlemlere rağmen kuzeydeki Veneto bölgesindeki vaka oranının önceki tüm rekorları kırdığını bildirdi.
İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu (MHRA), Amerikan ilaç şirketi Moderna tarafından Kovid-19’a karşı üretilen üçüncü bir aşının daha kullanımına izin verdi. Bu karar, Londra Belediye Başkanı'nın başlattığı acil durum çağrısında hastanelerin yeni vakaların sayısı azalmazsa iki hafta içinde kapasitelerinin zirvesine ulaşacakları çağrısının ardından geldi. Ayrıca İngiltere hükümeti önümüzdeki ayın ortasına kadar 13 milyon vatandaşı aşılamayı amaçlayan aşılama planı için belirlediği takvimi uygularken de zorluklarla karşı karşıya kaldı. 
WHO, en savunmasız gruplara odaklanan ilk aşamada aşılama kampanyalarında engellerle karşılaşan ülkelerin, bundan kaynaklanabilecek görece risklere rağmen ilk doz aşı alan kişi sayısını artırmak için birinci ve ikinci dozların arasındaki sürenin uzatılmasını önermişti. WHO uzmanları, aşıyı son zamanlarda ortaya çıkan mutasyona uğramış viral suşlara uyum sağlamak için değiştirmeye çalışacaklarını belirten firmaların yaptığı açıklamalarla ilgili görüşlerini açıklamadı. Son bilimsel veriler ve karşılaştırma çalışmalarını beklemek istediklerini kaydetti.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.