Biden’ın İran'la nükleer anlaşmaya geri dönme planları eleştiri oklarının hedefinde

Pompeo: Tahran’ın UAEK denetçilerini sınır dışı etme tehdidi, uluslararası topluma ve ABD'ye yapılan bir şantajdır

İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney ve ABD’nin yeni Başkanı Joe Biden (EPA) (AFP)
İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney ve ABD’nin yeni Başkanı Joe Biden (EPA) (AFP)
TT

Biden’ın İran'la nükleer anlaşmaya geri dönme planları eleştiri oklarının hedefinde

İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney ve ABD’nin yeni Başkanı Joe Biden (EPA) (AFP)
İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney ve ABD’nin yeni Başkanı Joe Biden (EPA) (AFP)

ABD’de bazı çevreler, başkan seçilen Joe Biden'ın, İran ile yapılan nükleer anlaşmaya geri dönme olasılığı çerçevesinde İran’ın nükleer anlaşmaya yönelik ihlallerini sona erdirme konusunda kesin bir taahhütte bulunacağına emin olmadan İran'a yönelik ekonomik yaptırımları kaldırmasından korkuyor. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran'ın Birleşmiş Milletlere (BM) bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) denetçilerini İran’dan sınır dışı etme tehdidinin uluslararası topluma yapılan bir şantaj ve bölgenin güvenliğine yönelik bir tehdit olduğunu söyledi. Öte yandan İran Meclis Başkanı Muhammed Bakir Kalibaf, İran'ın nükleer anlaşmanın yükümlülüklerini yeniden yerine getirmesi için yaptırımların kaldırılması ve görev süresi biten ABD Başkanı Donald Trump'ın imzaladığı başkanlık kararnamelerinin’ iptal etmesi gerektiğini belirtti.
İran hükümeti, geçtiğimiz günlerde İran Meclisi’nde onaylanan bir yasa çerçevesinde, yeniden yüzde 20 oranında uranyum zenginleştirmeye başlandığını açıkladı.
Avrupalı çevreler ise, İran'ın nükleer tesislerini UAEK denetçilerine açmaya devam ettiğini iddia ederek, İran'ın uran zenginleştirme oranını artırmaya yönelik son adımını hafife alıyor. Ancak İran Meclisi Kum Milletvekili Ahmed Emirabadi Farahani, ‘ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımları 21 Şubat’a kadar kaldırmaması halinde söz konusu yasa gereği, UAEK denetçilerini sınır dışı edeceklerini ve gönüllü olarak ek protokolün uygulanmasına son vereceklerini’ söyledi.
Pompeo, ‘İran tehdidinin nükleer anlaşmayı ihlal etmenin ötesine geçtiğini’ söyleyerek, ‘İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması (NPT) çerçevesinde yasal bir yükümlülüğü olan UAEK denetçilerinin nükleer tesislere erişimine izin vermesi gerektiğini’ sözlerine ekledi. Sonuç olarak, bu taahhütlerin yerine getirilmemesi, İran'ın nükleer anlaşmadaki yükümlülüklerine aykırı olan önceki eylemlerinin ötesinde bir durumdur.
Pompeo, İran Meclisi’nin Aralık ayında, tüm yaptırımlar kaldırılmadıkça UAEK denetçilerinin sınır dışı edilmesini talep eden bir yasayı onayladığını ve bu yasanın İranlı bir milletvekili tarafından geçtiğimiz cumartesi günü yeniden gündeme getirildiğini belirterek bunun da sadece ABD'nin değil, tüm uluslararası camianın İran'ı taahhütlerini yerine getirmeye zorlama konusunda sorumluluğu olduğunu kanıtladığını da sözlerine ekledi.
 ‘İran'ın küstahlığının’ konumunu güçlendirmeyeceği, bunun yerine daha fazla izole edilmesine ve baskıya yol açacağı’ konusunda da uyaran Pompeo, “Bu son tehdit, İran rejiminin, İran'ın esasen gizlice inşa ettiği yer altı nükleer tesisi Fordo'da yeniden yüzde 20 oranında uranyum zenginleştirmeye başladığını duyurmasının hemen ardından geldi. Bu da nükleer anlaşmasının bir başka ihlalidir” ifadelerini kullandı.
ABD’nin İran'ın nükleer programının profesyonel ve bağımsız bir şekilde denetlenmesi konusunda UAEK’yı tam olarak desteklediğini vurgulayarak UAEK denetçilerinin İran tarafından sınır dışı edilmesi tehdidinin küresel olarak kınamasını talep eden Pompeo, ‘dünyanın önde gelen terör destekçisi ülkesinin’ hiçbir düzeyde uranyumu zenginleştirmesine izin verilmemesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

Biden 2015 anlaşmasına dönme sinyali vermişti
Yeni ABD Başkanı Joe Biden, İran'la nükleer anlaşmaya geri dönme planları nedeniyle eleştiri oklarının hedefi olmuş durumda. Biden geçtiğimiz günlerde 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmayı, ‘İran'ın nükleer programına yönelik kısıtlamaları sıkılaştırmak, uzatmak ve füze programıyla başa çıkmak için’ yeni bir anlaşma ile geliştirmek istediğini söylemişti.
Biden, seçim kampanyası sırasında, İran’ın insan hakları konusundaki sicili ve ‘ABD’nin bölgedeki dostlarını ve müttefiklerini tehdit eden istikrarı bozan faaliyetleri’ ile yüzleşeceğine söz vermişti. Ancak Biden aynı zamanda yeni bir çerçeve için müzakerelerde bulunmanın tek yolunun önce eski anlaşmaya dönmek olduğunu da vurguladı. Biden'ın dışişleri bakanı adayı Antony Blinken’ın da bu konudaki açıklamalarında belirsizlik olması, bazı çevrelerin endişelerini artırdı. Söz konusu çevreler, İran’ın uranyum zenginleştirme oranını artırmaya yönelik devam eden adımlarının yanı sıra Körfez'deki kötü niyetli davranışlarının ve UAEK denetçilerini sınır dışı etme ve Irak'taki milislerini kışkırtma tehditlerinin, İran’la nükleer anlaşmaya geri döneceğinden emin görünen Biden üzerindeki baskının artmasına katkıda bulunduğu konusunda uyardı. Aynı çevreler, Biden’ın İran rejimini büyük bir ekonomik baskı altına alan Tahran’a yönelik yaptırımları hafifletmeyi kabul ettiğine inanıyorlar. Bunun da İran’ın şantajına teslim olmak anlamına geldiğini düşünen bu çevreler, Washington'ın elindeki en önemli araçlarını terk etmesinin, daha iyi ve daha uzun vadeli bir nükleer anlaşma müzakere etme hedefine ulaşmasını engelleyeceğine inanıyorlar.

Tahran, Trump’ın imzaladığı ‘başkanlık kararnamelerini’ iptal etmesini şart koşuyor
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakir Kalibaf, İran’ın nükleer anlaşmadaki taahhütlerini uygulamaya devam etmesi için ABD yönetiminin tüm yaptırımları kaldırmasını ve Trump’ın imzaladığı ‘başkanlık kararnamelerini’ iptal etmesini şart koştu. Kalibaf, ‘Biden’ın imzasının kendileri için bir garanti olmadığını’ belirtirken İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in bu konudaki son açıklamalarını ‘hakla batılı bir birinden ayırmak’ olarak değerlendirdi.
Kalibaf dün Meclis oturumu açılışında, ülkesinin nükleer anlaşmada öngörülen taahhütlere geri dönmesi için yaptırımların kaldırılması gerektiğini belirterek, “Halkımızın ihtiyaçlarını resmi bankacılık mekanizmaları aracılığıyla karşılamak için petrolümüzü satıyor ve gelirlerini kullanıyoruz. Tüccarlarımızın dünya ile ticaret yapmasına izin veriyoruz. İran’ın, eğer ABD Başkanı tüm yaptırımları kaldırmak ve başkanlık kararlarını iptal etmek gibi yükümlülüklerini yerine getirirse nükleer anlaşmadaki taahhütlerini yerine getireceğini teyit ediyoruz” şeklinde konuştu.
Kalibaf sözlerini şöyle sürdürdü:
“Nükleer anlaşma bizim için kutsal bir anlaşma değil. İran anlaşmayı yaptırımların kaldırılması için kabul etti. Bu yüzden ABD anlaşmaya geri dönmesi bizim için bir önem arz etmiyor. Sadece yaptırımların pratikte ve somut bir şekilde kaldırılmasıyla ilgileniyoruz.”

Hamaney: İran’ın acelesi yok
İran’ın Dini Lideri Hamaney geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, Washington'ın nükleer anlaşmaya dönmesi konusunda ‘İran'ın bir acelesi olmadığını’ söyledi. Ancak Hamaney bunun öncesinde ABD’nin ülke ekonomisini boğan yaptırımlarını kaldırılmasını istediklerini belirtti.
Meselenin ‘ABD’nin nükleer anlaşmaya geri dönmesi veya dönememesi ile ilgili olmadığını, herhangi bir acelelerinin bulunmadığını ve ABD’nin anlaşmaya geri dönmesi konusunda ısrarcı olmadıklarını’ söyleyen Hamaney, İran’ın füze programı ve ABD'nin ile diğer bazı büyük güçlerin talebi olan Ortadoğu'daki müdahalesi konusunda herhangi bir müzakereye girmeye ise sıcak bakmadı.

Hamaney: İran'ın bölgeye müdahalesi devam edecektir
Hamaney, açıklamasında, ABD’nin aksine İran'ın bölgeye müdahalesinin istikrarı sağladığını ve huzursuzluğu önlemeyi amaçladığını söyledi. Hamaney, “İran'ın bölgeye müdahalesi kaçınılmazdır ve devam edecektir” şeklinde konuştu.

FDD: Biden, yaptırımları kaldırırsa, İran’la nasıl müzakere edecek?
Bu arada ABD Başkanı Trump’ın politikalarını destekleyen ABD merkezli muhafazakâr düşünce kuruluşu Demokrasileri Savunma Vakfı (FDD) tarafından yayımlanan bir raporda, Cumhuriyetçilerin çoğunluğu ile aralarında ABD Senatosu'ndaki Demokratlar'ın lideri Chuck Schumer, Demokrat Senatör Bob Menendez ve Demokrat Senatör Joe Manchin’in de bulunduğu birçok demokratın İran ile nükleer anlaşmaya haklı nedenlerle karşı çıktılarını aktardı.
Anlaşma Trump’ın Mayıs 2018'de çekilmesine yol açan ‘kusurlarına’ işaret edilen raporda, söz konusu kusurların ‘başlıca kısıtlamaların sona erme tarihlerini belirtilmesi, denetimlerin talep üzerine reddedilmesi ve İran'ın nükleer programını sürdürmesine izin verilmesinin yanı sıra hızlandırılmış füze programının ele alınmaması, Tahran'a bölgedeki düşmanca davranışları ve terörizme sponsorluk yapması için mali kaynak sağlaması ve insan haklarına yönelik açıkça ihlallerinin görmezden gelinmesi’ olduğu vurgulandı. Eski ABD Başkanı Barack Obama'nın, ‘anlaşmadaki bu ciddi kusurlara rağmen, İran'la nükleer anlaşmaya varmak için ABD’nin ekonomik baskı ve yaptırımlar uygulamasının gerekli olduğunu doğrulayıp doğrulamadığı sorgulanan raporda, “Biden, İran’a yönelik ekonomik yaptırımları kaldırırsa, İran'la nasıl daha fazla kısıtlamayı müzakere edebilir?” diye soruldu.



BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
TT

BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bugün (perşembe) Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, konuşmasını protesto ederek salonu terk eden delegelerin temsil ettiği birçok ülkeyi İsrail’in savunduğunu söyledi. Netanyahu, İsrail’i eleştirenlere sert tepki gösterirken İran, Gazze, Suriye ve Türkiye’nin yanı sıra İngiltere ve Fransa’yı da hedef aldı.

Netanyahu konuşmasına başladığında onlarca delege salonu terk etti. Salonda tezahürat ve yuhalama sesleri yükselirken toplu çıkışın ardından koltukların büyük bölümünün boş kaldığı görüldü.

Reuters’ın aktardığına göre Netanyahu, salonu terk edenleri “ahlaken korkak” olarak nitelendirdi ve kendileriyle aynı görüşte olan diğer kişilere de konuşmasına başlamadan önce salonu terk etmeleri çağrısında bulundu.

Genel Kurul Başkanı Halil Rahman ise salonda düzenin korunması çağrısını defalarca yineledi.

İran ve Gazze

Netanyahu, Ortadoğu’daki savaşa değinerek İran’a saldırı düzenleme kararının “almak zorunda kaldığım en kolay kararlardan biri” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “İsrail kendini savunurken, az önce delegeleri bu salonu terk eden birçok ülkeyi de savunuyor. Aslında şunu bilmenizi istiyorum: Liderlerinin birçoğu İran’ın nükleer kapasitesini yok etmemiz nedeniyle bize gizlice teşekkür ediyor” dedi.

6yj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (Reuters)

Netanyahu, Gazze’de soykırım işlendiği yönündeki suçlamaları reddederek bunları “bu yüzyılın en büyük yalanı” olarak nitelendirdi.

İsrail’in işgali altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerinde bulunan genç İsrailli yerleşimcileri de “yaklaşık 150 kişiden oluşan, taş atan ve zeytin ağaçlarını kesen bir avuç sapkın genç” olarak tanımladı.

Netanyahu, “Bundan nefret ediyorum. Bireysel adalet uygulama mantığını benimsemeyeceğim” diyerek bu tür eylemlerin hukuk dışında gerçekleştirilmesine karşı olduğunu söyledi.

Netanyahu, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’ya hitaben “Suriye Cumhurbaşkanı’na şunu söylüyorum: Yahudiler Musa döneminden beri Golan Tepeleri’nde bulunuyor” dedi. Netanyahu’nun açıklaması, Şara’nın BM’de yaptığı konuşmada İsrail’in 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’nden çekilmesi çağrısında bulunmasının ardından geldi.

Türkiye’yi hedef alan Netanyahu,  “Antisemitik yalanların yayılması için merkez haline gelen son ülke Türkiye oldu... Hamas terör örgütünün liderlerini ağırlıyor” dedi.

hyjuk
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

Netanyahu, İngiltere ve Fransa’yı sömürgecilik geçmişleri üzerinden de eleştirdi. “İsrail’i sömürgecilikle suçluyorlar. Ne sömürgeciliği? Bizi kim suçluyor? Aralarında İngiltere ve Fransa’dan bazıları var” diyen Netanyahu, bu iki ülke gibi devletlerin “bu kavramı ortaya çıkaranlar” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “Devletimizi savunmak zorundayız çünkü başka seçeneğimiz yok” ifadelerini kullandı.

Trump’a övgü, Mamdani’ye mesaj

Netanyahu, İsrail’in ABD Başkanı Donald Trump’tan daha büyük bir ortağı olmadığını belirterek Trump’a teşekkür etti.

Netanyahu ayrıca New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’ye de seslenerek “Beni susturamayacaksın” dedi. Bu açıklama, Mamdani’nin Netanyahu’yu hedef alması ve İsrail’i Gazze’de soykırım yapmakla suçlamasının ardından geldi.

cdfvgthyj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde yaptığı konuşmanın ardından ayrılırken (AP)

Netanyahu, Mamdani’ye yönelik açıklamasında “Zohran Mamdani’nin New York Belediye Başkanı seçilmesinden bu yana çok sayıda Yahudi artık New York’ta kendini güvende hissetmiyor” dedi.

Netanyahu, “İsrail defalarca ve haksız yere soykırım yapmakla suçlanıyor... Sizin ve diğer antisemitik kişilerin Yahudiler ve Yahudi devleti hakkında yaydığı yalanların gerçek sonuçları var” ifadelerini kullandı.


Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
TT

Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’le kurduğunu söylediği büyük dostluğa övgüde bulundu. Şi’nin  ABD’ye düzenlendiği resmi ziyaret üç gün sürdü.

Trump, Çinli mevkidaşını olağanüstü bir törenle karşıladı. Karşılama, çarşamba akşamı Trump’ın Washington yakınlarındaki Andrews Hava Üssü’ne bizzat giderek Şi’yi karşılamasıyla başladı. Bu, 60 yılı aşkın süredir bir ABD başkanının yabancı bir devlet başkanını askeri üste karşılaması bakımından bir ilk oldu.

Perşembe günü ise Beyaz Saray’da resmi karşılama töreni düzenlendi. Törende şeref kıtası hazır bulunurken ABD ve Çin bayrakları göndere çekildi, iki ülkenin milli marşları çalındı ve ardından Gül Bahçesi’nde askeri gösteriler düzenlendi. Tören, bir “B-2 Spirit” bombardıman uçağı ile dört “F-22 Raptor” savaş uçağının uçuşuyla sona erdi.

rgthy
ABD Başkanı Donald Trump, Çinli mevkidaşı Şi Cinping’i 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’a gelişi sırasında karşılarken (AFP)

Görüşme masasında çok sayıda anlaşmazlık konusu bulunmasına rağmen Trump, açılış konuşmasında Çinli mevkidaşıyla ilişkilerinin güçlü olduğuna vurgu yaptı. Trump, “2016’daki ilk seçimimden bu yana Başkan Şi ile gerçekten büyük bir dostluk kurduk. Bu dostluk, karşılıklı saygıya ve halklarımızın hayati çıkarlarına dayanıyor” dedi.

Trump, geçen mayıs ayında Pekin’e yaptığı ziyareti de hatırlatarak bunu “büyük bir onur” olarak nitelendirdi ve Şi’nin gösterdiği “olağanüstü ve son derece güzel misafirperverliği” övdü. Trump, Çin Devlet Başkanı ve eşini Beyaz Saray”da ağırlamanın da kendisi ve First Lady Melania Trump için bir “onur” olduğunu söyledi.

ABD Başkanı ayrıca görüşmenin iki liderin ilk kez Beyaz Saray’da bir araya gelmesi açısından önem taşıdığını belirterek “Dünyanın farklı yerlerinde birlikte zaman geçirdik” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin gündeminde İran savaşı, Tayvan, ABD’nin Çin’e gelişmiş çip ihracatına yönelik kısıtlamaları, ticaret ve yapay zekâ başta olmak üzere birçok kritik dosya bulunuyor.

Sağlıklı rekabet

Şi, ABD’ye varışının ardından yaptığı konuşmada Çin ile ABD arasındaki rekabetin sağlıklı bir rekabet olması ve sınırları içinde kalması gerektiğini söyledi. Şi, “Bu, birbirimizi yakalamak için yapılan bir yarış olmalı; taraflardan birinin kazanıp diğerinin kaybetmek zorunda olduğu bir güreş değil” dedi. Şi, Trump’ı Tayvan meselesinde “temkinli ve ihtiyatlı” davranmaya çağırdı.

vgth
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AP)

Çin’in ayrıca ABD ile İran’ın savaşı sona erdirmek ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak amacıyla haziran ayında vardığı mutabakat zaptının uygulanmasına dönülmesini desteklediğini belirtti.

Trump, yapay zekânın insanlık için tehdit oluşturabileceği yönündeki endişeleri defalarca küçümserken Şi bu konuda daha temkinli bir yaklaşım benimsedi. Çin Devlet Başkanı Beyaz Saray’da yaptığı konuşmada “Yapay zekâyı kamu yararına hizmet edecek şekilde geliştirme ve yönetme kapasitesine ve sorumluluğuna birlikte sahibiz. Gelişiminin her zaman insan denetimi altında kalmasını sağlamalıyız” dedi.

Şi, “Çin ve ABD, büyük devletler olarak insanlığın gelişimini ve ilerlemesini destekleme konusunda tarihi bir sorumluluk taşıyor” diyerek iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

İki ülkenin maliye bakanları da haftanın başında bir araya gelirken Washington, yapay zekâ alanındaki olaylarla ilgili iki ülke arasında yeni bir “bildirim mekanizması” kurulmasını önerdi.

Bunun yanı sıra iki taraf, daha önce 10 Kasım’da sona ermesi planlanan ticari ateşkesi iki ay uzatarak 10 Ocak’a kadar sürdürme konusunda anlaşmaya vardı. Taraflar bu süreçte daha kalıcı bir anlaşmaya ulaşmak için çalışmalarını sürdürüyor.

cdfvgthy
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in 24 Eylül 2026’da Washington’a gelişi sırasında Beyaz Saray yakınlarında Çin ve ABD bayrakları taşıyan kişiler (AFP)

Çin Devlet Başkanı ayrıca ülkesinin önümüzdeki beş yıl içinde 100 bin Amerikalı genci Çin’de eğitim görmeleri ve değişim programlarına katılmaları için davet edeceğini açıkladı. Şi, Atlanta Hayvanat Bahçesi’ne de iki panda gönderileceğini duyurarak onları dostluk elçileri olarak nitelendirdi.

Yapay zekâ da iki liderin açılış konuşmalarında önemli yer tuttu. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, teknolojinin istihdam ve toplumlar üzerindeki etkisine ilişkin küresel endişelerin arttığı bir dönemde yapay zekânın görüşmelerin başlıca gündem maddelerinden biri olacağını söyledi.

Yumuşak diplomasi

Başkan Trump ve First Lady Melania Trump, perşembe akşamı Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda resmi akşam yemeği verecek. Yemek programı ve salonun düzenlemesi Amerikan ve Çin geleneklerini bir araya getirecek şekilde hazırlandı.

Melania Trump, çiçek ve masa dekorasyonlarında kırmızı rengi öne çıkarırken müzik programında Amerikan askeri bandoları ile opera sanatçısı Christopher Macchio yer alacak.

Melania Trump, zirveye eşlik eden yumuşak diplomasi faaliyetlerinde de önemli bir rol üstlendi. Trump ve Şi siyasi görüşmelere devam ederken First Lady, Çin Devlet Başkanı’nın eşi Peng Liyuan’a Smithsonian Enstitüsü’ne bağlı Ulusal Asya Sanatı Müzesi’ni gezdirdi. Ziyaret, Çin ile ABD arasındaki sanatsal miras ve kültürel alışverişe odaklandı.

fnjy6um
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşini 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (Reuters)

Melania Trump ayrıca akşam yemeğinin hazırlıkları ve ayrıntılarıyla da bizzat ilgilendi. Program cuma günü de devam edecek. Trump ve Melania, Çin Devlet Başkanı ve eşini yeniden Beyaz Saray’da ağırlayarak Kırmızı Oda’da çay içecek. Ardından iki çift, ABD ile Çin ilişkilerine ilişkin tarihi belge ve kayıtları incelemek üzere Ulusal Arşiv’e gidecek.

Trump ve Melania, burada Şi ve Peng’i uğurlayarak devlet ziyaretini tamamlayacak. Bu buluşma, ABD’nin kuruluşunun 250. yılını kutladığı dönemde ayrıca sembolik önem taşıyor.

Zirve öncesinde gelen sonuçlar

Zirvenin ilk somut sonucu, iki liderin müzakere masasına oturmasından önce geldi. ABD ile Çin arasındaki ticari ateşkes 10 Kasım’dan 10 Ocak 2027’ye kadar iki ay uzatıldı.

Bu adım, taraflara daha kapsamlı bir ekonomik anlaşma üzerinde müzakere etmek için ek süre sağlarken iki ülke arasındaki yapısal anlaşmazlıkları henüz çözmüş değil.

cdfvgth
Trump ve Şi, eşleriyle birlikte 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da düzenlenen tören sırasında (Reuters)

New York Times, kararı müzakerecilere ek süre tanıyan iki aylık bir uzatma olarak duyurdu. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise görüşmelerin küçük çaplı anlaşmalar dizisiyle yetinmek yerine daha kapsamlı bir anlaşmaya ulaşma ihtimalinin ele alınmasına dönüştüğünü söyledi.

Bu durum, tarafların yeniden gerilimi tırmandırmama konusunda ortak bir karar aldığı anlamına geliyor.

Önceki ateşkes, ticaret savaşı sırasında karşılıklı tarifelerin son derece yüksek seviyelere çıkmasının ardından gümrük vergilerini düşürmüş ve bunun karşılığında Çin’in nadir toprak elementleri, ABD tarım ürünleri alımları ve yatırımlara ilişkin taahhütlerde bulunmasını öngörmüştü. Ancak uygulamada tarafların performansı farklılık gösterdi.

“Fox News” ise zirvenin, Pekin’in geçen mayıs ayında yapılan anlaşma sırasında verdiği taahhütleri gerçekten yerine getirip getirmediğinin test edilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Özellikle nadir toprak elementleri, tarım ve ticaret alımları ile yatırımlara ilişkin taahhütler öne çıkıyor.

Tarifeler, ileri teknoloji, fikri mülkiyet, yapay zekâ ve Tayvan gibi başlıklar ise hâlâ çözüme kavuşturulmuş değil.

Çin’in baskı kozu

Trump’ın önceki başkanlık dönemindeki ilk ticaret savaşıyla kıyaslandığında müzakere dengesindeki en önemli değişimlerden biri, Washington’ın Pekin’in sahip olduğu nadir toprak elementleri kozunun gücünü fark etmesi oldu.

sfrgth
Şi, 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da Trump’ın konuşması sırasında alkışlarken (Reuters)

ABD’de savunma, teknoloji ve otomotiv sektörleri dahil birçok sanayi kolu, Çin’in üretim ve işleme zincirlerinin önemli bölümünü kontrol ettiği minerallere ve mıknatıslara ihtiyaç duyuyor.

Dolayısıyla denklem artık yalnızca ABD tarifelerine karşı Çin ihracatı şeklinde işlemiyor.

Washington tarifeler, gelişmiş çipler ve finansal piyasalar üzerinden baskı kurabilirken Pekin de tedarik zincirleri ve kritik mineraller üzerinden karşılık verebiliyor.


İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor
TT

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran, yeni ABD ve İsrail saldırılarına maruz kalması halinde çatışmanın coğrafi kapsamını genişletme tehdidinde bulunarak Hint Okyanusu’na ve hatta daha ötesine ulaşabileceği mesajını verdi. Bu açıklama, Pakistan ve Katar’ın arabuluculuğuyla savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimlerin sürdüğü bir dönemde geldi.

Askeri ve siyasi gerilimin tırmanmasına paralel olarak yeni ABD yaptırımları da İran’ın havacılık sektörünü doğrudan etkilemeye başladı. Uluslararası uçuşlar iptal edilirken İranlı havayolu şirketlerinin bölgedeki başlıca destinasyonlara erişimi engelleniyor.

İran’daki gerilimin tırmandığı bir ortamda, Dini Lider Mücteba Hamaney’in danışmanı Yahya Rahim Safavi dün yaptığı açıklamada, askeri çatışma alanının halihazırda Körfez ve Hürmüz Boğazı’ndan Kızıldeniz’e kadar uzandığını belirtti. Safavi, “Olası bir savaşa karşılık bu alanın Hint Okyanusu’na, hatta belki daha ötesine genişlemesi mümkün” dedi.

Hint Okyanusu’na yapılan atıf, İran’ın önceki tehditlerinde dile getirdiği coğrafi kapsamdan daha geniş bir bölgeye ilk kez işaret ediyor. Bölge, İran kıyılarından yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıkta bulunan ABD-İngiltere ortak askeri üssü Diego Garcia nedeniyle stratejik önem taşıyor.