ABD’nin Feyyad’a uyguladığı yaptırım ve Haşdi Şabi’nin akıbeti

Başbakan Kazımi'nin önünde iki yol var; ya Feyyad ile devam ederek daha fazla uluslararası izolasyon ile karşı karşıya kalacak ya da yaptırım uygulanan yetkililerin yerine başka isimler getirecek.

Falih Feyyad son yıllarda aynı anda birçok güvenlik biriminde görev aldı (Reuters)
Falih Feyyad son yıllarda aynı anda birçok güvenlik biriminde görev aldı (Reuters)
TT

ABD’nin Feyyad’a uyguladığı yaptırım ve Haşdi Şabi’nin akıbeti

Falih Feyyad son yıllarda aynı anda birçok güvenlik biriminde görev aldı (Reuters)
Falih Feyyad son yıllarda aynı anda birçok güvenlik biriminde görev aldı (Reuters)

Ahmed es-Suheyl
ABD Hazine Bakanlığı, ‘İnsan haklarını ihlal edenlerin ve yolsuzluğu yayanların cezalandırılması’ başlığı ile yayımladığı yaptırımlar uygulanan isimler listesine Irak’taki milis gücü Haşdi Şabi Heyet Başkanı Falih el-Feyyad’ı da dahil etti. Feyyad, listeye, Ekim 2019’da Irak’ta gerçekleşen ayaklanma sırasında protestoculara yapılan müdahaleyi ve öldürülmelerini doğrudan yönetme suçlamasıyla dahil edildi.
Irak’ta eski rejimin çöküşünden bu yana ilk kez böylesine üst düzey bir yetkiliye yaptırım uygulandı. Gözlemciler, Irak hükümetinin İran yanlısı güçlerin artan nüfuzuna ilişkin sorunların yanı sıra insan hakları ihlalleriyle ilgili meselelere bir çözüm bulamamasıyla birlikte Irak’ın şu an Feyyad yüzünden uluslararası toplumdan dışlanması gibi büyük bir zorlukla karşı karşıya kaldığı görüşündeler.

‘Kriz Odası’ ve protestocuların öldürülmesi
ABD Hazine Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Feyyad’ın İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurt dışı kolu Kudüs Gücü’nün desteğiyle Haşdi Şabi liderlerinden oluşan ‘Kriz Odası’nın bir üyesi olduğu belirtildi. Irak’ta Ekim 2019’daki halk ayaklanması sırasında söz konusu Kriz Odası’nın gösterilere müdahalesinde yaklaşık 800 kişinin öldürüldüğü, on binlerce kişinin yaralandığı ve protesto hareketinin önde gelen aktivistlerine yönelik suikastların da devam ettiği vurgulandı.
ABD Hazine Bakanlığı, İran’a yakın Haşdi Şabi milis gücünün, özgür ve adil seçimler yapılması, insan haklarına saygı duyulması ve temiz bir hükümet kurulması çağrısı yapan Irak’taki siyasi aktivistlere yönelik suikastlara devam ettiğini vurguladı.
Yapılan yazılı açıklamada ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin’in şu ifadeleri yer aldı:
“Iraklı barışçıl protestocuların öldürülmesinde parmağı bulunan Falih Feyyad gibi İran’la ittifak halindeki milisler ve politikacılar, Irak demokrasisine ve sivil topluma karşı şiddetli bir kampanya yürütüyorlar. ABD, Irak halkını barışçıl protestolardan, adalet arayışından ve ülkelerindeki yolsuzluğu ortadan kaldırmak için harekete geçmekten alıkoymayı amaçlayanları, insan haklarına yönelik ihlallerden sorumlu tutmaya devam edecek.”

Feyyad’ın halk ayaklanması sırasındaki açıklamaları
Protestoların zirve yaptığı 2 Ekim 2019'da ABD’nin başkenti Washington'ı ziyaret eden Falih Feyyad, 7 Ekim'de göstericilere karşı yaptığı açıklamalar öncesinde başta ABD Savunma Bakanı olmak üzere bir dizi yetkiliyle görüştü. Feyyad, görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada, ‘gösterileri körükleyen komplocular’ olarak tanımladığı kişilerden ‘intikam alma” ve ‘ses getirecek bir karşılık verme” tehdidinde bulundu.
Feyyad söz konusu dönem düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:
“Ülkede durumun kötüleşmesini isteyenlere caydırıcı bir karşılık verilecek. Yaşanan bazı acılar sonucu ortaya çıkan güçler olduğunu unutan komploculara müsamaha gösteremeyiz. Vereceğimiz karşılık ciddi, net ve spesifik olacaktır. Devlet ve devletin imkanları aracılığıyla sizi takip edip bulacağız. Hiç kimsenin çocuklarımızın kanını dökmesine ve demokrasimize zarar vermesine izin vermeyeceğiz.”
Bu açıklamalar, Iraklı protestoculara gerçek mermi kullanılarak yapılan müdahale ile aynı zamana denk geldi. Protestoculara müdahale için keskin nişancılar dahi kullanıldı. Müdahaleler sırasında yüzden fazla kişi öldü, binlerce kişi de yaralandı.
Bununla birlikte Falih Feyyad geçtiğimiz yıllarda birçok görevi aynı anda yürüttü. Temmuz 2020’ye kadar Ulusal Güvenlik Danışmanlığı, Ulusal Güvenlik Servisi Başkanlığı ve Haşdi Şabi Başkanlığı görevlerini üstlendi. Mustafa el-Kazımi’nin başbakan olmasının ardından ise Feyyad yalnızca Haşdi Şabi Heyet Başkanı görevine devam etti.
Haşdi Şabi büyük meydan okumayla karşı karşıya
ABD’nin bu son adımı Haşdi Şabi’nin geleceği ve özellikle Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı’na bağlı bir kurum olmasına rağmen gözlemcilere göre Haşdi Velayet (İran dini lideri Ali Hamaney'e biat eden) grupların kendi karar merkezlerini kontrol etmesi ve devlete paralel bir organ olması nedeniyle tartışma yarattı. Bu adım, tartışmaların ardından Haşdi Şabi’nin yola devam etmesi bakımından belirleyici bir hamle olarak görülüyor.
Terör ve Güvenlik Uzmanı Ahmed eş-Şerifi konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
 “Bu yaptırımlar, Irak’taki siyasi örgütlenme için bağlayıcı bir karar olması nedeniyle Kazımi’yi büyük bir meydan okumayla karşı karşıya bıraktı. Çünkü Washington, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) alınan kararlar çerçevesinde halen Irak’taki siyasi projenin ana sponsoru konumundadır.”
Bağdat’ın Washington ile arasındaki Stratejik Çerçeve Anlaşması ve Güvenlik Anlaşması kapsamında Irak hükümetinin bu yaptırımların başa çıkması gereken bir başka zorluk olduğuna dikkat çeken Şerifi, bir sonraki aşamada Kazımi’nin önünde iki yol olduğunu belirttiği değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Kazımi, ya Feyyad ile devam edip daha fazla uluslararası izolasyon ile karşı karşıya kalacak ya da yaptırım uygulanan yetkililerin yerine başka isimler getirecek ve Haşdi Şabi’yi tamamen Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı’nın kontrolüne verecek.”
Haşdi Şabi’nin halen kotalara tabi olmasından ve İran silahlarının yapının ana gövdesini oluşturmasından dolayı Kazımi’nin Haşdi Şabi’nin mevcut liderlerinin yerini alacağını düşünmeyen Şerifi, bu durumun Irak Başbakanı’nın böyle bir karar alma olasılığını daha da karmaşık hale getirdiğini kaydetti.

İran yanlısı liderlere karşı yeni tedbirler
Washington’ın silahlı grupların liderleri ve Feyyad da dahil olmak üzere İran’a yakın isimleri yaptırımlar listesine eklemesi, Haşdi Şabi liderlerini hedef alan yeni tedbirlerin uygulanması olasılığıyla ilgili çok sayıda soru işaretine neden oldu. Önümüzdeki günlerde söz konusu liderlere yönelik bir takım tedbirler alınabileceğini düşünen Şerifi, yeni isimlerin yaptırımlar listesine eklenmesi adımının söz konusu liderlere meydanı boşaltmayı taahhüt etmezlerse zorla ortadan kaldırılacaklarına dair bir uyarı olduğu görüşünde.
Bu kararların ‘ABD yönetiminin el değiştirmesinden etkilenmeyeceğine ve Washington'ın dış politikasındaki sabit unsurların göstergesi olacağına’ işaret eden Şerifi, “Irak, İran’ın müttefiklerini hedef alan en sıcak alandır. Önümüzdeki günlerde veya haftalarda bu durum had safhaya ulaşabilir” dedi.
Haşdi Şabi içinde geçtiğimiz dönemde birçok kırılma yaşandı. ABD’nin bu yeni adımı, Irak’taki Şii dini merci Ayetullah Ali es-Sistani’ye bağlı Haşdi Merceiyye bünyesindeki Haşdi Atabat (Şii kutsal türbeleri Haşdi) Haşdi Şabi’den ayrıldığını ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı ile bağını kopardığını duyurmasından yaklaşık bir ay sonra geldi. Şerifi’ye göre tüm bu gelişmeler, ‘Haşdi Velayet gruplarına indirilen ölümcül darbeyi’ temsil ediyor. Yine Şerifi’ye göre Sistani, Haşdi Şabi’yi siyasi tartışmalara dahil etmenin tehlikelerinin ve hedef alınmasına yol açabileceğinin farkındaydı.
Şerifi, göstericilerin hedef alınmasının ardından Feyyad’ın yaptırımlar listesine eklenmesiyle ilgili değerlendirmesinde ise listeye başka isimlerinde eklenebileceğini belirtti. ‘Resmi kurumların bu konuda herhangi bir tedbir alamamasının ardından davanın dışarı taşındığını ve bu durumunda Irak’ı tüm dosyaları içerebilecek yeni ve geniş bir uluslararası durumla karşı karşıya bıraktığını’ kaydetti.

Velayet-i Fakih takipçileri Biden’ı bekliyor
Haşdi Velayet grupları, yeni ABD Başkanı Joe Biden'ın 20 Ocak'ta Beyaz Saray'da göreve başlaması konusundaki iyimserliklerini gizlemiyorlar. Gözlemciler, Haşdi Velayet gruplarının yeni ABD yönetimin İran’la gerginlik yaşanan süreci değiştirebileceğine inandığını ve böylece İran üzerindeki baskının sona erebileceğini veya azaltabileceğini düşündüklerini belirttiler.
Kulwatha Araştırma MerkeziBaşkanı Basil Hüseyin ise Feyyad'ın ABD Hazine Bakanlığı’nın yaptırımlar listesine eklenmesini, bir yandan Iraklı bir yetkili diğer yandan ise Haşdi Şabi Heyeti Başkanı olması nedeniyle yaptırım modelinde bir paradigma değişikliği olarak görüyor.
Yaptırımlar listesine 20 Ocak’a kadar yeni isimlerin eklenebileceğini düşünen Hüseyin, Biden'ın Beyaz Saray’a gelmesinin ardından ABD yönetiminin yaklaşımın farklı olabileceğine dikkat çektiği açıklamasında şunları söyledi:
“Bu politikadan vazgeçebilir ve Irak’la siyasi ilişkinin seyrini değiştirmek amacıyla yaptırımların uygulanması konusunda daha sabırlı olabilir. Biden yönetiminin Beyaz Saray'a gelmesini beklemek, özellikle bu konuda iyimserliklerini saklamayan Haşdi Velayet gruplarını karşılık verme konusunda daha sabırlı kılıyor.”

Haşdi Velayet gruplarının ardı ardına yaşadığı şoklar
Son dönemde İran'ın müttefiklerinin tanık olduğu karmaşa, özellikle Haşdi Atabat’ın ayrılmasının, ardından artarak devam ediyor. Iraklı gazeteci yazar Maan el-Cizani konuya ilişkin değerlendirmesinde, “ABD, şu sıralar İran'ın bölgedeki silah gücüne odaklanmış durumda. Alınan son karar, Tahran'a uygulanan azami baskı politikasının bir uzantısıdır” dedi.
Cizani, Haşdi Velayeti gruplarının bu konudaki iyimserliklerine rağmen Biden yönetimiyle birlikte ABD’nin İran yanlısı silahlı gruplar dosyasında köklü değişiklikler yaşanmayacağını belirttiği değerlendirmesinde “Biden, söz konusu gruplar için büyük bir şoka neden olabilir” ifadesini kullandı.
ABD’nin yeni adımının öneminin, zamanlamasında olduğunu vurgulayan Cizani sözlerini şöyle sürdürdü:
“Haşdi Velayet, geçtiğimiz dönemde, özellikle içerisinde eğilimler konusunda yaşanan anlaşmazlıklar ve devletin egemen kararını etkilemek amacıyla kullanılması nedeniyle Sistani’ye bağlı Haşdi Merceiyye’nin Haşdi Şabi’den ayrılmasıyla Irak'ta büyük bir tartışma konusu haline geldi.”
Cizani, bununla birlikte Haşdi Şabi çatısı altındaki diğer grupların doğrudan Tahran tarafından yönetilen devlete paralel bir organ olarak sınıflandırıldığını belirtti.
Cizani’ye göre ABD kararının siyasi gücü, Feyyad’a yönelik mali etkilerinden daha büyük olabilir. Cizani, bu durumun da ‘kararın sadece Feyyad üzerinde değil, Haşdi Şabi üzerinde de doğrudan etkileri olacağına’ işaret ettiğini ve Irak devletini, resmî kararlara uymayan ve devlete paralel bir organ olan bu güce farklı şekilde davranmaya zorlayacağını kaydetti.
Feyyad’ın daima ‘ip üzerinde oynamaya çalıştığını’ belirten Cizani, “(Feyyad) Velayet-i Fakih yanlısı gücün bir parçası olduğu bir dönemde Washington ile iyi ilişkiler kurdu. Bu da onu son dönemde ABD’nin radarı dışında olduğuna inandırdı” dedi. Bu olayın ‘Washington’ın, Irak hükümeti içindeki güvenlik kurumları milli olmadıkça ve İran yanlısı oldukça Irak hükümeti ile anlaşma yapmayacağının bir göstergesi’ olduğunu vurguladı.
Cizani sözlerinin devamında şunları söyledi:
“Washington, Kazımi’nin İran’a sadık silahlı grupların Irak’taki eylemlerini sona erdiremediğini düşünüyor. Bu da onu doğrudan eyleme geçmeye sevk etti. Yaptırımın amacı, Irak hükümetini utandırmak ve Irak’taki İran güçlerine karşı gerçek seçimler yaparak ya da ABD ve Batılı müttefikleri ile Irak’ı uluslararası camiadan uzun süre tecrit etme seçeneği olarak bir yol ayrımına getirmektir.”

Resmi tepkiler
Diğer yandan şu ana kadar Başbakan Kazımi'den Feyyad’ın adının ABD tarafından yaptırımlar listesine eklenmesine ilişkin herhangi bir yorum gelmedi. Buna karşın Irak Dışişleri Bakanlığı, Feyyad’ın ABD’nin yaptırımlar listesine dahil edilmesi karşısında duyduğu şaşkınlığı ifade etmekle yetinirken protestocuların ve önde gelen aktivistlerin öldürülmeleri ve insan hakları ihlalleri ile ilgili Feyyad’a yöneltilen suçlamalar konusunda ise yorum yapmadı.
Irak Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, “ABD Hazine Bakanlığı’nın, Haşdi Şabi Heyet Başkanı Falih el-Feyyad ile ilgili kararı kabul edilemez bir sürprizdi” ifadeleri yer aldı. ‘Bakanlığın, ABD Hazine Bakanlığı'nın Iraklı isimlerle ilgili aldığı tüm kararları Washington'daki mevcut ve yeni yönetimle birlikte dikkatle takip edeceği ve bunun sonuçlarını değerlendirmeye çalışacağı’ vurgulandı.
Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci ise Twitter hesabı üzerinden ABD Hazine Bakanlığı'na ilettiği mesajda , ‘Iraklı bir yetkilinin adının yaptırımlar listesinde yer almasının doğru olmadığını’ belirterek ‘yaptırım uygulama kararındaki hatanın düzeltilmesi’ çağrısında bulundu.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.