Rami Mahluf, Esed'den ‘sahte sözleşmelerle satılan’ mülklerinin kendisine iade edilmesini istedi

Suriyeli işadamı, Suriye Devlet Başkanı’na “Ülkedeki en büyük yolsuzluk dosyası neden umurunuzda değil?” diye sordu

Suriye Devlet Başkanı Esed ile işadamı Mahluf arasındaki anlaşmazlık 2019'da başladı (AFP)
Suriye Devlet Başkanı Esed ile işadamı Mahluf arasındaki anlaşmazlık 2019'da başladı (AFP)
TT

Rami Mahluf, Esed'den ‘sahte sözleşmelerle satılan’ mülklerinin kendisine iade edilmesini istedi

Suriye Devlet Başkanı Esed ile işadamı Mahluf arasındaki anlaşmazlık 2019'da başladı (AFP)
Suriye Devlet Başkanı Esed ile işadamı Mahluf arasındaki anlaşmazlık 2019'da başladı (AFP)

Velid Şekir
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ile kuzeni olan Suriyeli işadamı Rami Mahluf arasındaki anlaşmazlıkta geçtiğimiz pazar günü yeni bir gelişme yaşandı. Mahluf, pazar akşamı Facebook sayfası üzerinden ‘savaş zenginleri’ olarak tanımladığı kişileri, Suriye'deki tüm mallarını ‘sahte sözleşmelerle’ satmakla suçladı. Mahluf, Facebook üzerinden paylaştığı ve Esed'e gönderdiği mektupta ‘dolandırıcılık ve sahteciliği neden umursamıyorsunuz?’ diye sordu.
Beşşar Esed ve eşi Esma’ya yakın nüfuzlu kişilerle çatışma halinde olan Mahluf, Esed’e yazdığı mektupta ‘bu kişilerin yaptıklarına’ atıfta bulunarak Esed’e bir takım gerçeklerden söz ettikten sonra Esed’den ‘tüm haklarını iade etmesini ve failleri cezalandırmasını’ istedi.
Suriye’nin 2012 tarihli Anayasası’na göre Esed, Yüksek Yargı Konseyi’ne başkanlık ederken, yardımcılığını ise Adalet Bakanı Hâkim Ahmed Seyyid yapıyor. Konsey üyeleri arasında ise Yargıtay Başkanı ve iki yardımcısı, Cumhuriyet Başsavcısı, Adalet Bakan Yardımcısı ve Adli Teftiş Dairesi Başkanı yer alıyor. Şam'ın bir kenar mahallesinde yaşayan Mahluf, vergi kaçırmakla suçlanıp başkanlığını yaptığı şirketin kârından Suriye devletinin payını ödememesinin ardından Maliye Bakanlığı'nın kendisinden vergi ve harç ödemesini talep ettiğini ve telekomünikasyon şirketi Syriatel’den ve diğer şirketlerden vazgeçmesi için baskı yaptığını açıklamıştı.
Mahluf'un Facebook üzerinden paylaştığı ve İndependent Arabia tarafından aktarılan mektubun girişinde şu ifadeler yer alıyor:
“Bugün Yüksek Yargı Konseyi Başkanı, İcra, Askeri ve Güvenlik Dairesi Başkanı Beşşar Esed'e, savaş zengini çetelerin şirketlerden ve mülklerden vazgeçmememiz nedeniyle tehditlerini yerine getirmeye, benim ve çocuklarımın evlerini sahte sözleşmelerle satmaya başladıklarına dair bir mektup gönderdi. Sayın Başkan eğer bu durumdan razıysanız bundan sonra söyleyecek sözüm yoktur.”
Bununla birlikte Mahluf, mektubunu ‘hedefine ulaşmasını sağlamak için yayımladığını’ açıkladı.
‘Sayın Yüksek Yargı Konseyi Başkanı’ diye başlayan ve Esed’e bu sıfatıyla hitap edilen mektupta, “Adalet Bakanlığı’nda 13621 nosuyla kayıtlı, 28 Eylül 2020 tarihli ve size yukarıda belirtilen sıfatınızla hitaben yazdığımız mektubumuza (herhangi bir adli merci karşısına çıkıp kendimizi savunmamız ve ifade etmemiz engellendiğinden ötürü) ilaveten size bu mektupla başvuruyoruz. Şimdiye kadar hiç birine cevap alamadığımız; 13 Ekim 2020 tarihli ve 14683 nolu Yüksek Yargı Kurulu Başkan Yardımcısı’na gönderdiğimiz tüm mektuplar, İç Ticaret ve Tüketiciyi Koruma Bakanlığı’na gönderdiğimiz mektuplar ile 10 Ocak 2021 tarihli ve RR220538267SY nolu gönderilen bu mektubun içeriğini belirten posta kartı, Adalet Bakanlığı’na yazılan 21 Eylül 2020 tarihli ve 12977 nolu mektubumuz ve 23 Eylül 2020 tarihli ve 13107 numaralı posta kartı da ektedir” ifadeleri yer aldı.

“Avukatlar tehdit ediliyor ve sahte sözleşmeler yapılıyor”
Mahluf mektubuna şöyle devam ediyor:
“Avukatlar artık tehdit altında ve hiçbiri haklarımızı savunmaya cesaret edemiyor. Bu durum, bu çetelerin geniş yetkilere sahip olduğu gerçeğini ortaya koyuyor. Bunların başında istisnasız herkesin boynunun üstünde her an inmeye hazır bir kılıç gibi duran rejimin güvenlik bürokrasisi geliyor. Aynı zamanda hiçbir devlet kurumuyla iletişim kuramıyoruz. Bu çeteler, sizlere gönderdiğimiz tüm mektupları atlatmak için son zamanlarda cezalandırmayla eş değer yeni bir yöntem kullanmaya başladılar. Tüm resmi kamu kurumları da sahte sözleşmeler düzenleyerek ve belgeleri iki yıl öncesinden günümüze kadar olan eski tarihlerle kayıtlar yaparak onlarla birlikte hareket ediyor. Böylece sahte tarihler ve hileli yöntemleriyle yasal olarak doğru iddialarımızı yalanlıyorlar.”
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Mahluf, ‘hiçbirini satmadıklarını’ söylediği mülklerinin satışının resmi olarak yasallaştırıldığından söz etti.
Söz konusu çeteleri, bu şekilde mülklerini satmak ve ardından başka satışlar için düzenlemeler yapmakla suçlayan Mahluf, böylece bu çetelerin nihai sayılabilecek yargı kararlarıyla ‘mevcut durumdan habersiz iyi niyetli alıcılar’ olarak tanımladığı kişilerin bu mülkleri satın almaları için duruma yasal bir statü vermeye çalıştıklarını söyledi.

“Geçim kaynaklarımıza göz diktiler”
Dolandırıcılık ve sahteciliğin ‘mükemmel bir şekilde’ yapılarak tüm prosedürlerin ve bunlara uygun olarak alınan yargı kararlarının unutturulduğuna işaret eden Mahluf, ‘açgözlülük ve adaletsizlikten şikayetçi olanlara yapılanların yaşadıkları evlerin sahte sözleşmelerle satılması noktasına ulaştığına’ dikkati çekti. Mahluf daha önce kendilerinden istenenleri yerine getirmemeleri halinde başlarına geleceklerle ilgili yapılan tehditlerin ‘pratiğe dökülmeye başlamasıyla henüz reşit yaşta dahi olmayan çocuklarının mallarına ve oturdukları evlere el uzatıldığını’ söyledi.
Mahluf mektupta, “Güvenlik güçlerinin 6 Ocak 2021 tarihinde gece yarısı ofislerimizden birine baskın yapması ve şirketlerimize kamu kurumlarıyla yapılan toplantılarını ve yönetim kurullarının kararlarını usul ve kararlara uygun olarak şekillendirme özgürlüğü sağlayan tüm evraklara ve ticari kayıtlara el konulması karşısında şaşırdık” ifadelerini kullandı. Mahluf, tüm bu belgelerin, bazı gerçekleri ve sahteciliği ispat etmelerinin engellenmesi çerçevesinde ellerinden alındığını da sözlerine ekledi. 
Mahluf, Esed’e hitaben, “Neden sizin veya herhangi bir kamu kuruluşunun, yukarıda ifade ettiğimiz bu büyüklükteki bir sahtecilik ve dolandırıcılığı içeren, Suriye Arap Cumhuriyeti tarihindeki en büyük yolsuzluk dosyasını oluşturan ve Suriye’nin itibarını zedeleyen bu konu hakkında endişesi bulunmuyor? Suriye Anayasası’nın hüküm ve maddelerine uygun olarak, bunun konuyla ilgili en yüksek adli makam sizsiniz” dedi.
Anayasa ile ilgili olarak ise Mahluf, ‘söz konusu kişilerin kendilerine karşı yasadışı oyunlar oynayarak, özel mülklerini tamamen hukuka aykırı bir şekilde kamulaştırdıklarını ve yasadışı yollarla anayasayı sürekli olarak ihlal ettiklerini, yapılanlara vakıf olmalarına ve dile getirmelerine rağmen kendilerinin söz konusu kişileri caydıramadıklarını’ söyledi. Mahluf, ünlü bir iş adamı olarak “Haklarını savunmakta ve yapılan haksızlıkları herhangi bir resmi makama iletmekte zorlanan sıradan bir vatandaş ne yapsın?” diye sordu.
Mahluf mektubunu “Anayasa ve özel mülkiyeti güvence altına alan ve koruyan hükümleri çerçevesinde tüm haklarımızı bize iade etmenizi, failleri kim olursa olsun en ağır cezalarla cezalandırmanızı ve bunun emsal teşkil etmesini rica ediyorum” diyerek sonlandırdı.
Suriye hükümeti, Mahluf’un Facebook üzerinden, bazı hükümet yetkililerinin kendisinden başta Syriatel olmak üzere sahibi olduğu şirketlerden vazgeçmesini talep ettiklerini açıkladığı bir video kaydı yayınlamasının ardından geçtiğimiz yıl bahar aylarında Mahluf'un tüm mallarına el koydu.

Esma Esed’in şirketleri ve sağlam para ihtiyacı
Suriye Devlet Başkanı Esed ile Suriye ekonomisinin dayanaklarından biri sayılan işadamı kuzeni arasındaki anlaşmazlık, rejimin 2019 yılında, Suriye Merkez Bankası'nın döviz rezervlerinin azalması ve Suriye lirasının değer kaybetmesi sonrasında Mahluf'tan şirketlerinin kârlarından devlet hazinesine ödeme yapmasını istemesi üzerine başladı.  Esed, rejimin desteğini alarak yükselen bazı işadamlarının kârlarından yolsuzlukla mücadele başlığı altında kesinti yapmaya başladı.
O tarihten bu yana Mahluf Suriye'deki evinde kalıyor. Moskova'nın Esed'den özellikle Suriye devletinin Moskova'ya olan borçlarını geri ödeyemediği için rejimin içindeki ve etrafındaki iş adamlarının yaptığı yolsuzluklarla mücadele etmesini istemesinin ardından yetkililerin baskısı altında olan Mahluf’un Rusya’nın koruması altında olduğu söyleniyor. Bununla birlikte Mahluf, ailesini yurt dışına ve büyük yatırımlarının olduğu Dubai'ye gönderdi.
Yine o tarihten beri Esed'in eşi Esma’nın, daha önce Mahluf'a özgü olan ve kendisine büyük kazançlar sağlayan yatırımları elde etmek için rejimi çevreleyen işadamları ve savaş zengini olarak tanımlanan bazı kişilerle çalıştığı haberleri yayıldı. Suriye’nin First Lady’si, söz konusu kişiler ve akrabaları (kuzenleri) aracılığıyla birkaç şirket kurdu. Sosyal medya üzerinden çeşitli mesajlar ve video kayıtları yayımlayan Mahluf, Esed'in çevresindekileri ‘savaş zengini’ olarak tanımlıyor.
Mahluf'un 14 Aralık'ta Facebook üzerinden ‘Hizmetkarından ülkenin Başkanına’ başlığıyla Esed'e gönderdiği son mektupta, “Savaş tüccarları, Suriye ekonomisinin tamamını kontrol etmek için otoriter, korkutucu ve yıkıcı yöntemler uygulamaya başladılar. Çok sayıda tüccarın ve sanayicinin yerini, korkunç bir hale gelen güvenlik örtüsü ile desteklenen savaş zengini dediğimiz birkaç kişi aldı. Mesele savaşın başında muhalifleri sınır dışı etmekten ibaret değildi. Artık rejim destekçilerinin rollerinin ele alınmasının zamanı geldi” ifadelerine yer verdi.
Mahluf, Esed’e hitaben, “2019 yılı başlarından bu yana savaş ağalarının davranışlarının ülkeye ne kadar zarar verdiğini ve derhal durdurulması gerektiğini, aksi takdirde bunun etkilerinin ülke için bir felaket olacağını söylüyoruz. Onların programlarına ve planlarına açıkça karşı çıkmaya ve onlara karşı durmaya başladık” dedi.



Şara, cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin yıldönümünde şunları söyledi: Geleceği adalet ve kalkınma ile birlikte inşa edeceğiz ve Suriye'yi hak ettiği yere geri döndüreceğiz

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
TT

Şara, cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin yıldönümünde şunları söyledi: Geleceği adalet ve kalkınma ile birlikte inşa edeceğiz ve Suriye'yi hak ettiği yere geri döndüreceğiz

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, göreve başlamasının yıldönümünde Suriye haber ajansı SANA'ya göre bugün yaptığı açıklamada, Suriyelilerin "Suriye'yi hak ettiği yere geri getirecek kapsamlı bir kalkınmayla geleceği birlikte inşa edeceklerini" söyledi.

“X” platformunda yaptığı bir paylaşımda el-Şara şunları söyledi: “Suriye Arap Cumhuriyeti başkanlığı görevini üstlenmemin üzerinden bir yıl geçti. Bu süre zarfında, Suriye halkının her alanda gösterdiği fedakarlıkları ve sabrı hatırlıyorum ve Allah'tan bu emanete layık olmamı diliyorum.”

Şöyle devam etti: “Geleceği birlikte, sarsılmaz bir adalet, kalıcı istikrar ve kapsamlı bir kalkınma ile inşa edeceğiz; bu da Suriye'yi hak ettiği yere geri getirecek ve halkının özlemlerini karşılayacaktır.”

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığına göre, 29 Ocak 2025'te Şam'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda, "askeri operasyon komutanlığı ve Suriye devrimci güçlerinin geniş katılımıyla" Suriye devriminin zaferini ilan eden bir konferans düzenlendi.

SANA’nın haberine göre"konferans, Ahmed el-Şara'nın Cumhurbaşkanı olarak atanmasını, tüm askeri grupların ve devrimci siyasi ve sivil organların feshedilmesini ve devlet kurumlarına entegre edilmesini ilan ederek önemli bir dönüm noktası oldu."

Konferansta ayrıca 2012 anayasasının iptali, tüm istisnai yasaların askıya alınması, Beşşar Esed rejiminin ordusunun dağıtılması ve "Suriye ordusunun ulusal temeller üzerine yeniden inşası" ilan edildi.

Alınan kararlar arasında, Esed rejiminin güvenlik aygıtının dağıtılması ve yeni bir güvenlik kurumunun kurulmasının yanı sıra, Halk Meclisi, Arap Sosyalist Baas Partisi, Ulusal İlerici Cephe partileri ve bunlara bağlı örgüt, kurum ve komitelerin feshedilmesi ve herhangi bir isim altında yeniden kurulmalarının yasaklanması da yer alıyordu.


SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
TT

SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi, bugün (Cuma) ateşkes ve taraflar arasında askeri, güvenlik ve idari kurumların kademeli entegrasyonunu öngören kapsamlı bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Anlaşma kapsamında Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma kapsamında, temas hatlarındaki askeri birliklerin çekilmesi ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlı merkezlerine konuşlandırılması öngörülüyor. Ayrıca, ağırlıklı olarak Kürtlerin liderliğindeki SDG bünyesinden tugaylar içeren bir askeri tümen kurulması kararlaştırıldı.

SDG, anlaşmanın maddelerini önce bir açıklamayla duyururken, Şam yönetimi daha sonra resmi medya aracılığıyla anlaşmayı teyit etti. Yeni düzenleme, SDG’den üç tugayı kapsayan bir askeri tümenin oluşturulmasını ve Kobani (Ayn el-Arab) güçlerinden bir tugayın Halep’e bağlı bir tümen içine alınmasını içeriyor.

frgty6u7
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) unsurları (AFP)

Anlaşma metninde, “özerk yönetim” kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesi ve sivil personelin statülerinin korunması da yer aldı.

Anlaşma metninde Metinde, yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınacağı da belirtiliyor.

Anlaşma hangi maddeleri içeriyor?

SDG’nin resmi internet sitesinde yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

“Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye Hükümeti Arasındaki Anlaşma Metni;

Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye hükümeti arasında, kapsamlı bir anlaşma uyarınca ateşkese varılmış; iki taraf arasındaki askeri ve idari güçlerin kademeli bir entegrasyon süreci üzerinde de mutabakata varılmıştır.

Anlaşma; askeri güçlerin temas hatlarından çekilmesini, İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlo şehir merkezlerine girmesini ve bölgedeki güvenlik güçlerinin entegrasyon sürecinin başlatılmasını, Suriye Demokratik Güçleri'nden üç tugayı içeren bir askeri tümen oluşturulmasını ve buna ek olarak Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde Kobani güçleri için bir tugay kurulmasını kapsamaktadır.

Anlaşma ayrıca, sivil memurların kadrolarının korunmasıyla birlikte Özerk Yönetim kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesini de içermektedir.

Ayrıca Kürt halkının medeni ve eğitim haklarının düzenlenmesi ve yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınması konusunda da anlaşmaya varılmıştır.

Anlaşma, ilgili taraflar arasındaki işbirliğini güçlendirerek ve ülkeyi yeniden inşa etme çabalarını birleştirerek, Suriye topraklarını birleştirmeyi ve bölgede tam entegrasyon sürecini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.”

Öte yandan, 24 Ocak’ta Şam ile SDG, aralarındaki ateşkesi 15 gün uzattıklarını ve görüşmelerin sürdüğünü açıklamıştı.

Kürtlerin öncülüğünde, Arap savaşçıları da bünyesinde barındıran SDG, Suriye iç savaşında kilit bir rol oynadı. ABD desteğiyle DEAŞ’a karşı mücadele eden SDG, örgütü Suriye’de büyük ölçüde yenilgiye uğrattı. Bu süreçte, kuzey ve doğu Suriye’de petrol sahalarını da içeren geniş alanların kontrolünü ele geçirerek özerk bir yönetim kurdu. Ayrıca binlerce radikal unsuru gözaltında tuttu; Uluslararası Af Örgütü, Ağustos 2023’te bu sayıyı yaklaşık 10 bin olarak tahmin etmişti.

Ancak Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından, Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetimi, ülkenin devlet güçleri altında birleştirilmesi hedefiyle SDG ile güçlerin ve kurumların entegrasyonu konusunda müzakerelere başladı. Görüşmeler zaman zaman tıkanırken, bir askeri çatışmanın ardından taraflar yeni bir anlaşmaya ulaştı.

Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında kapsamlı bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma kapsamında SDG'den askeri tümen kurulacak, askeri ve idari güçlerin kademeli entegrasyonu sağlanacak ve Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma metnine göre, “askeri güçler temas hatlarından çekilecek ve Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri Haseke ile Kamışlo şehir merkezlerine girecek”. Ayrıca SDG'ye bağlı üç tugaydan oluşan bir askeri tümen kurulacak ve Kobani güçleri için de Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde ayrı bir tugay oluşturulacak.


ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
TT

ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) çalışanları, 2024’ün ilk aylarında, Gazze’nin kuzeyinde gıda ve tıbbi yardım eksikliğinin kritik boyutlara ulaştığına dair uyarılarını, dönemin ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki üst düzey yetkililere iletti. Şarku'l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre, söz konusu uyarılar kurum içi yazışmalar yoluyla yapıldı.

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırılarının ve İsrail’in Gazze’ye kara harekâtının üzerinden üç ay geçtikten sonra hazırlanan iç mesajda, Ocak ve Şubat aylarında iki aşamada bölgeye giden Birleşmiş Milletler çalışanlarının sahada gözlemlediği sarsıcı manzaralar ayrıntılı biçimde yer aldı.

frgtyu7
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da, hayır mutfağından pişmiş yemek almak için bekleyen Filistinliler, 28 Nisan 2025 (Reuters)

Çalışanlar, yollarda insan uyluk kemiği ve başka kemikler gördüklerini, araçlarda bırakılmış cesetlere rastladıklarını aktardı. Ayrıca özellikle gıda ve temiz içme suyu başta olmak üzere insani ihtiyaçlarda “felaket düzeyinde” bir eksiklik bulunduğunu vurguladılar.

Ancak Reuters’in görüştüğü dört eski yetkili ile incelenen belgelere göre, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Jack Lew ve yardımcısı Stephanie Hallett, telgrafların yeterli tarafsızlık içermediği gerekçesiyle ABD hükümeti içinde daha geniş biçimde dağıtılmasını engelledi.

Gazze’deki duruma resmî itiraf meselesi

Altı eski ABD’li yetkili, Şubat 2024’te gönderilen telgrafın, yılın ilk yarısında iletilen ve İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı nedeniyle sağlık, gıda, hijyen koşullarındaki hızlı bozulmayı ve toplumsal düzenin çöküşünü belgeleyen beş telgraftan biri olduğunu söyledi.

vf
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye’de, savaşta yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 6 Ocak 2026 (Reuters)

Reuters bu telgraflardan birini inceledi. Diğer dört telgrafın da Lew ve Hallett tarafından “tarafsızlık” kaygısıyla engellendiğini, içeriklerini bilen dört eski yetkili doğruladı.

Üç eski ABD’li yetkili, bu telgraflardaki ayrıntıların olağanüstü derecede sarsıcı olduğunu ve yönetim içinde geniş biçimde paylaşılsaydı üst düzey karar alıcıların dikkatini çekeceğini belirtti. Yetkililere göre bu durum, Biden’ın aynı ay yayımladığı ve ABD istihbarat ve silah tedarikini İsrail’in uluslararası hukuka uyumuna bağlayan ulusal güvenlik muhtırasına yönelik denetimi de sıkılaştırabilirdi.

O dönem USAID’de Batı Şeria ve Gazze’den sorumlu bilgi birimi başkan yardımcısı olan Andrew Hall, “Telgraflar insani bilgiyi aktarmanın tek yolu değildi; ancak büyükelçinin Gazze’deki gerçek durumu resmen kabul etmesi anlamına gelirdi” dedi.

ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği, bölgedeki diğer büyükelçiliklerden gelenler de dahil olmak üzere Gazze’ye ilişkin telgrafların çoğunun hazırlanması ve dağıtımını denetliyordu. Üst düzey bir eski yetkili, Büyükelçi Lew ve yardımcısı Hallett’in sık sık USAID yönetimine, telgraflardaki bilgilerin zaten medyada geniş biçimde yer aldığını söylediklerini aktardı.

Eski Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Biden’ın temsilcileri, söz konusu telgrafların hiçbir zaman ABD hükümetinin üst kademelerine ulaşmadığı iddiasına ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Gazze savaşı, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te düzenlediği ve 1.250’den fazla kişinin öldüğü saldırıların ardından başladı. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı 71 bini aştı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl eylülde Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanında Gazze için barış planını açıklamış olsa da, çatışmalar durmadı. Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 481 kişi daha öldürüldü.

Biden yönetiminin savaş boyunca İsrail’e verdiği destek, Demokrat Parti içinde derin bir bölünmeye yol açtı ve konu parti adayları açısından hâlâ çözülmüş değil. Reuters/Ipsos’un geçen ağustosta yaptığı ankete göre, Demokratların yüzde 80’inden fazlası İsrail’in Gazze’deki askerî karşılığının aşırı olduğunu ve ABD’nin açlık riskiyle karşı karşıya olan Gazze halkına yardım etmesi gerektiğini düşünüyor.