‘İran’ın El Kaide’nin ana karargahına dönüştüğünü’ söyleyen Pompeo: İran yeni Afganistan’dır

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo dün Washington’da İran rejimi ile El Kaide arasındaki ilişkilerin doğasını açıklarken (Reuters)
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo dün Washington’da İran rejimi ile El Kaide arasındaki ilişkilerin doğasını açıklarken (Reuters)
TT

‘İran’ın El Kaide’nin ana karargahına dönüştüğünü’ söyleyen Pompeo: İran yeni Afganistan’dır

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo dün Washington’da İran rejimi ile El Kaide arasındaki ilişkilerin doğasını açıklarken (Reuters)
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo dün Washington’da İran rejimi ile El Kaide arasındaki ilişkilerin doğasını açıklarken (Reuters)

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran rejimini, ülkesini El Kaide örgütünün ana karargahı olan yeni Afganistan’a çevirmekle suçlayarak, İran’daki örgüt liderlerine uygulanan yaptırımları açıkladı. Pompeo, ABD’nin Tahran ile Eylül 2022 terör saldırılarının sorumlu örgütü arasındaki bu ilişkiyi ‘parçalamak’ için çalıştığını vurguladı.
ABD’li Bakan, bu yeni bilgileri Washington’daki Ulusal Basın Kulübü’nde yaptığı konuşma sırasında ifade etti. Terör örgütü El Kaide’nin elinin Amerikalıların kanına başka herhangi bir oluşumdan daha fazla bulaştığını söyleyen Pompeo, İran rejiminin El Kaide’ye yeni operasyonlar için üss imkanı sağladığını belirtti. Pompeo, El Kaide açısından İran’ın yeni bir ana karargah olduğunu çünkü Tahran’ın, ABD ve müttefiklerine saldırı planları yapan örgütün üst düzey liderlerine güvenli bölge sağladığını dile getirdi.
Bakan Pompeo, Tahran, 2015’ten bu yana El Kaide mensuplarına, diğer El Kaide üyeleriyle özgürce bağlantı kurmalarına ve ayrıca saldırı düzenleme izni, propaganda, bağış toplama gibi Pakistan ve Afganistan’dan daha önce gelen çok sayıda talimatı yerine getirmelerine izin veriyor” diye konuştu.
ABD Hazine Bakanlığı’nın İran’da ikamet eden El Kaide’nin 3 üst düzey ajanına 2016’da yaptırım uyguladığını anımsatan Pompeo, İranlı yetkilileri, aralarında 11 Eylül 2001’de uçak korsanlarından bazı kişilerin bulunduğu El Kaide üyelerinin Afganistan’a giderken İran topraklarından geçmelerine bilerek izin vermekle suçladı.
Pompeo, “İran’ın 11 Eylül saldırılarının planlanmasına yardım ettiği veya bu saldırılar hakkında önceden bilgi sahibi olduğuna dair kanıt bulunmamakla birlikte, 11 Eylül korsanlarından en az 8 kişi Şubat ile Ekim arasında İran üzerinden seyahat etti” dedi.
El Kaide ile İran arasındaki ilişkinin yaklaşık 30 yıldır devam ettiğini belirten ABD’li Bakan, El Kaide ajanlarının patlayıcılar üzerine eğitim almak amacıyla 90’lı yılların başından bu yana İran’a ve Hizbullah’ın Lübnan’daki kalesi Bekaa Vadisi’ne seyahat ettiklerini söyledi. İran-El Kaide ekseninin “ülkelerin güvenliğine ve ABD’nin ulusal güvenliğine tehdit oluşturduğunu” vurgulayan Pompeo, “Biz, harekete geçiyoruz” ifadesini kullandı. Ancak ABD yönetiminin bu konuda neler yapacağını açıklığa kavuşturmadı.
1983’te Beyrut’ta ABD’li Deniz Piyadelerinin kullandığı kışlaya bomba yüklü kamyonla düzenlenen ve 241 ABD askerinin öldüğü saldırıyı anımsatan Pompeo, kulüpte bulunanlara hitaben, “Aranızda hatırlamayanlar için, ABD’li dostlarımızı öldüren teröristler, İran’ın desteğini alan Hizbullah’ın erken yapılanmasının bir parçasıydı” diye konuştu.

Kürt taburlarının liderleri de yaptırım listesinde
Bakan Pompeo, konuşmasının devamında, İran’da bulunan El Kaide liderlerinden Muhammed Abatay (Abdurrahmen el-Mağribi ismiyle de biliniyor) ve Sultan Yusuf Hasan el-Arif’e yaptırım uyguladıklarını ve bu iki ismi Özel Küresel Terörist listesine eklediklerini duyurdu. Pompeo ayrıca El Kaide çatısı altında İran ve Irak sınırında faaliyet gösteren Kürt taburlarının liderleri İsmail Fuat Resul, Fuat Ahmet Nuri Ali el Şahhan, Nimet Hama Rahim Hama Şerif’e yaptırım uygulandığını ifade etti.
Bu yaptırımlar kapsamında ABD vatandaşları ve şirketlerinin bu kişilerle bağlantılı herhangi bir işleme karışmasının yasaklandığını kaydeden Pompeo, aynı zamanda bu kişilerin ABD yargı yetkisi altındaki mülkiyetlerine ve varlıklarına da yasak konulduğunu aktardı. ABD yasaları, El Kaide örgütüne bilerek herhangi bir maddi destek veya kaynak sağlamayı ya da bunu sağlamak için girişimde bulunmayı suç sayıyor.
“ABD, İran’da konuşlanan El Kaide’nin üst düzey liderlerinin adaletle yüzleşmelerini görmekte kararlı” diyen Pompeo, Dışişleri Bakanlığının, Adalet için Ödül programı kapsamında İran’daki El Kaide lideri Abdurrahman el-Mağribi’nin yeri ve kimlik tespiti için 7 milyon dolar ödül koyduğunu ilan etti. ABD’li Bakan, İran’da çalışan Seyf el-Adl ve Yasin es-Suri dahil olmak üzere 3 üst düzey El Kaide yetkilisine karşı daha önce açıklanan ödül tekliflerini tekrarladı. İran ile El Kaide arasındaki ilişkinin yapısına dikkat çeken Pompeo, ABD’nin “El Kaide’yi ve İran ile bağlantılarını ezmek için gerekli tedbirleri” aldığını belirterek, tüm devletlere “ülkelerinin çıkarı ve özgür bir dünya için aynısını yapma” çağrısında bulundu.
ABD Hazine Bakanlığı, Pompeo’nun açıklamasının ardından, söz konusu isimleri, terör örgütleri ve mensuplarının bulunduğu listelere dahil ettiğini ilan etti.
ABD’de görev süresinin bitmesine sayılı günler kalan mevcut yönetimin, İran rejimindeki üst düzey liderlere karşı attığı bu adım, Pompeo’nun bir tweet’inde belirttiğine göre, “ABD ve İsrail’in neredeyse her gün aldığı tehditlerden” kaynaklanıyor. Pompeo, İran dini lideri Ali Hamaney, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ve İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin fotoğraflarını eklediği tweet’ini şu notu yazarak paylaştı:
“Gelin İran’ı konuşalım. Bu fotoğraftaki adamlar neredeyse her gün ABD ve İsrail’i tehdit ediyor. Yaptırımlarımız sayesinde, İran’ın bu yıl teklif ettiği askeri bütçe yüzde 24 oranında azaldı. Bin 500’ün üzerinde kişi ve yapıyı hedef aldık ve rejimi, terörizm, balistik füze ve nükleer programın finansmanında kullanacağı 70 milyar dolardan mahrum bıraktık. Terörizmin, füzelerin ve İran rejiminin nükleer silah edinme konusundaki açık rotası, ABD’yi tehlikeye atıyor. Bu nedenle onlarla karşı karşıya geldik.”
Reuters’ın üst düzey iki kaynağa dayandırdığı haberinde, Pompeo'nun ABD istihbaratına ait gizliliği kaldırılmış belgeleri, İran’ı, El Kaide örgütüyle bağlantısı olmakla suçlamak için kullanmakta kararlı olduğu öne sürüldü. Kaynaklar, söz konusu bilgiler arasında El Kaide’nin ikinci lideri olan Ebu Muhammed el-Masri’nin Ağustos ayında İran'ın başkenti Tahran’da öldürülmesiyle ilgili detayların da yer aldığını iddia etti. Hizbullah üyesi olan ve Habib Davud olarak bilinen Masri, 1998’de ABD’nin Afrika’daki iki büyükelçiliğini bombalama eyleminde parmağı olmakla suçlanıyor.
ABD’nin seçilmiş Başkanı Joe Biden’ın danışmanları, Trump yönetiminin İran ile yeniden ilişki kurulmasını ve İran ile birlikte Kapsamlı Ortak Eylem Planı’na (KOEP) yani nükleer anlaşmaya yeniden dönüşü zorlaştırmaya çalıştığı görüşünde.



Pakistan Genelkurmay Başkanı Munir, İranlı üst düzey yetkililerle gerilimi düşürme yollarını görüştü

Kalibaf'ın resmi internet sitesinde pazartesi günü Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir ile görüşmesinden yayımlanan fotoğraf.
Kalibaf'ın resmi internet sitesinde pazartesi günü Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir ile görüşmesinden yayımlanan fotoğraf.
TT

Pakistan Genelkurmay Başkanı Munir, İranlı üst düzey yetkililerle gerilimi düşürme yollarını görüştü

Kalibaf'ın resmi internet sitesinde pazartesi günü Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir ile görüşmesinden yayımlanan fotoğraf.
Kalibaf'ın resmi internet sitesinde pazartesi günü Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir ile görüşmesinden yayımlanan fotoğraf.

Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Munir, İslamabad'ın İran ile ABD arasında arabuluculuk sürecine dahil olmasının ardından üçüncü kez İran'ın başkenti Tahran'a gitti. Munir'in ziyareti, geçen hafta ABD Başkanı Donald Trump ile daha önce kamuoyuna açıklanmayan bir telefon görüşmesi yapmasının ardından gerçekleşti.

Munir, bölgedeki istikrarın yeniden sağlanmasına yönelik Pakistan girişimleri kapsamında İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile görüştü. Kalibaf'ın ofisinden yapılan açıklamada, görüşmede bölgedeki istikrarın yeniden tesis edilmesine yönelik çabaların ele alındığı belirtildi.

İslamabad görüşmelerinde İran heyetine başkanlık eden Kalibaf, ABD'nin tarafların vardığı mutabakat zaptında yer alan yükümlülüklerini defalarca ihlal ettiğini söyledi. Kalibaf, "Tarafların mutabakat zaptındaki taahhütleri açık" diyerek, Washington'ın yükümlülüklerine uymayarak bölgedeki istikrarın önüne geçtiğini ve "ABD'ye güvenmemek için bir neden daha sunduğunu" ifade etti.

Tahran'ın baskılar karşısında tutumunu değiştirmeyeceğini vurgulayan Kalibaf,  "İran, mutabakat zaptında yer alan şartların uygulanmasında ısrar ediyor. Mutabakat zaptı temelinde kendi taahhütlerine uyması gereken taraf ABD'dir" diye konuştu.

Munir ise açıklamaya göre, bölgede istikrarın yeniden sağlanmasına yönelik çabalarını sürdüreceğini belirtti.

Munir ayrıca, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai ile ayrı bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede İslamabad mutabakatının seyri ve Hürmüz Boğazı'yla ilgili gelişmeler ele alındı.

ghyj
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi tarafından yayımlanan, Muhsin Rızai ile Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir'in Tahran'daki görüşmesinden bir fotoğraf.

Rızai, Tahran'ın "ABD'ye güvenmediğini" belirterek, Washington'ın davranışlarını değiştirmesi ve mutabakatın şartlarını yerine getirmek için somut adımlar atması gerektiğini söyledi.

İran devlet televizyonuna göre Rızai, Hürmüz Boğazı üzerindeki "İran'ın güvenlik yönetimi" konusundaki tutumunu yineledi. Rızai, herhangi bir ilerleme sağlanabilmesi için ABD'nin İslamabad mutabakatında yer alan yükümlülüklerini yerine getirmek üzere somut adımlar atması gerektiğini vurguladı.

Munir de Pakistan'ın İslamabad mutabakatına ulaşılması için büyük çaba harcadığını belirterek İran ile Pakistan arasındaki "kardeşlik ve dostluğa" dikkat çekti. İslamabad'ın iki ülke arasındaki ortak sınırda güvenliğin güçlendirilmesi için de kapsamlı çalışmalar yürüttüğünü söyledi.

gt
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir'i Tahran'da kabul etti (İran Cumhurbaşkanlığı)

İran devlet televizyonu, görüşmeden görüntüler yayımlayarak bunları Rızai ile Munir arasındaki Tahran'daki "dostane görüşmeye" ait görüntüler olarak sundu.

Pakistan Genelkurmay Başkanı ayrıca İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile bir araya gelerek görüşmeler gerçekleştirdi. Bu görüşme, İslamabad'ın gerilimi düşürme ve çözüm sürecini ilerletme çabaları kapsamında Tahran'da yürütülen temaslar zincirinin bir parçası oldu.

Munir, İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi ile birlikte Tahran'a geldi. Pakistan ordusu, ziyaretin çatışmanın "barışçıl, kalıcı ve kapsamlı bir çözüme" kavuşturulması yönündeki çabaları ilerletmeyi amaçladığını açıkladı. Ziyaret, Washington'ın İran ve ticari ortakları üzerindeki ekonomik baskıyı artırmaya yönelik yeni bir plan açıklamasının hemen öncesine denk geldi.

cs
İran İçişleri Bakanı İskender Mümini, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir ve beraberindeki heyeti Tahran'ın batısındaki Mehrabad Havalimanı'na gelişlerinde karşıladı (İran Cumhurbaşkanlığı)

Pakistan'daki üç kaynak, Reuters'a yaptıkları açıklamada Munir'in Tahran'daki görüşmelerinden birkaç gün önce Trump ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini söyledi. Görüşme, Washington'ın İran ve ticari ortaklarına yönelik ekonomik baskıyı artıracak yeni bir plan açıklamaya hazırlandığı sırada yapıldı.

Munir ile Trump arasındaki görüşmede nelerin ele alındığı ise netlik kazanmadı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Ofisi, Reuters'ın konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi.

Pakistan ordusu pazartesi günü yaptığı açıklamada, aynı zamanda Kara ve Savunma Kuvvetleri Komutanı olarak görev yapan Munir'in, İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi ile birlikte "bölgesel barış ve istikrarı güçlendirme çabaları" kapsamında İran'a gittiğini bildirdi.

Ordu açıklamasında Munir'in, "Ortadoğu'daki çatışmaya barışçıl, kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulunmasına yönelik çabaların güçlendirilmesine odaklanacağı" belirtildi.

Ziyaret, 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın üzerinden yaklaşık altı ay geçmesinin ardından gerçekleşti. Doğrudan çatışmaların şiddeti azalırken, savaşın sona erdirilmesinin koşulları ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle müzakere süreci halen çıkmazda bulunuyor.

İran Dışişleri Bakanlığı ziyareti pazar günü duyurdu. Bakanlık Sözcüsü İsmail Bekayi, Munir'in ikili iş birliğini güçlendirmek ve İslamabad'ın bölgede barış ve güvenliğin pekiştirilmesine yardımcı olma çabalarını sürdürmek amacıyla resmi bir heyete başkanlık edeceğini söyledi.

Pakistanlı bir hükümet yetkilisi, İran ile Pakistan'ın "doğrudan temas halinde" olduğunu belirtti.

Reuters, Pakistanlı bir kaynağa dayanarak Munir'in Tahran'da İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney'e yakın isimlerle görüşmesinin beklendiğini bildirdi.

cdfgthy
Muhsin Rızai, Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi ile çarşamba günü Tahran'da görüştü (İran devlet televizyonu)

Bir başka Pakistanlı hükümet yetkilisi, ABD ile İran arasındaki gerilimin ziyaretin ana gündem maddelerinden biri olacağını, ayrıca İran'la müttefik Husilerin Kızıldeniz'de düzenlediği son saldırıların da ele alınacağını söyledi.

Yetkili, görüşmelerde Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan'ın kısa süre önce imzaladığı savunma anlaşmasının da gündeme geleceğini belirtti.

Üçüncü bir Pakistanlı kaynak ise Washington ile Tahran arasında "güven krizi" bulunduğunu belirterek, Munir'in ziyaretinin amacının karşılıklı güvensizliği azaltmak olduğunu söyledi.

Yaptırımlar ve baskı

Munir'in ziyareti, Washington'ın pazartesi günü Tahran'a yönelik yeni yaptırım turunun ayrıntılarını açıklamasıyla aynı zamana denk geldi. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent daha önce İran'a karşı "tarihin en ağır yaptırımlarının" uygulanacağı uyarısında bulunmuştu.

Trump geçen hafta, İran'a "herhangi bir şekilde hayat damarı sağlayan" ülkelerin ekonomik sonuçlarla karşı karşıya kalacağı uyarısında bulunmuştu. Bu açıklama, Tahran'ın tecrit edilmesini ve ticari ortakları üzerindeki baskının artırılmasını hedefleyen kampanyanın parçası olarak değerlendirildi.

İran ise Körfez'den petrol ihracatını durdurma tehdidinde bulundu. Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai de ABD öncülüğündeki kampanyaya katılan ülkelerin "düşman" olarak değerlendirileceği uyarısında bulunarak, bu ülkelerin çıkarlarının ve Hürmüz Boğazı'na alternatif petrol sevkiyat güzergâhlarının hedef alınabileceği tehdidinde bulundu.

Pakistan, savaş boyunca Tahran ile Washington arasındaki arabuluculuk rolünü sürdürürken İran'ın ticari ortaklarından biri olmayı da sürdürdü.

İslamabad'ın önceki girişimleri, haziran ayında bir mutabakat zaptının imzalanmasıyla sonuçlanmış ve savaşın sona erdirilmesi ile İran'ın nükleer programına ilişkin bir anlaşmaya ulaşılması için yeni bir süreç başlatmıştı. Ancak çatışmaların yeniden başlamasıyla süreç sekteye uğradı ve savaşın bölgeye yayılabileceğine ilişkin endişeler arttı.

Pazartesi günkü ziyaret, Pakistan'ın arabuluculuk sürecine dahil olmasından bu yana Munir'in Tahran'a gerçekleştirdiği üçüncü ziyaret oldu.

Associated Press, pazar günü iki bölgesel yetkiliye dayandırdığı haberinde ziyaretin, İslamabad'ın ABD ile İran arasındaki gerilimi düşürme ve iki tarafı yeniden müzakere masasına dönmeye teşvik etme çabalarının bir parçası olduğunu bildirdi.

Ziyaretin açıklanmasından önce Munir ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi arasında telefon görüşmesi gerçekleşti. Bu görüşme, Pakistan'ın heyetin Tahran'a hareketinden önce iki tarafla yürüttüğü bir dizi temasın son halkası oldu.

On gün önceki girişim

Munir'in girişimi, Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi'nin 11 ve 12 Ağustos'ta Tahran'a gerçekleştirdiği ziyaretin yaklaşık on gün sonrasına denk geldi. Nakvi bu ziyaret sırasında Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İçişleri Bakanı İskender Mümini ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai ile görüşmüştü.

O dönemde iki yetkili, ziyaretin Tahran'ı Pakistan ve Katar'ın arabuluculuğunda hazırlanan 14 maddelik mutabakat zaptı temelinde Washington ile müzakereleri yeniden başlatmaya teşvik etmeyi amaçladığını söylemişti.

Nakvi, Pakistan Başbakanı ve Munir'den Pezeşkiyan'a bir mesaj iletmiş, ancak mesajın içeriği açıklanmamıştı. Nakvi ayrıca İranlı yetkililerle ikili ilişkileri ve ekonomik iş birliğini ele almıştı.

Nakvi'nin Rızai ile görüşmesinde iki taraf ekonomik iş birliğinin genişletilmesi çağrısında bulunurken, Rızai iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin önemini vurgulamış ve ticaret hacminin iki katına çıkarılması çağrısı yapmıştı.

Pakistan Savunma Bakanı Khawaja (Havace )  Asif, söz konusu temasların yürütüldüğü sırada Bloomberg'e yaptığı açıklamada, "İşler yeniden bir barış düzenlemesine veya anlaşmaya doğru ilerliyor" demişti.

Asif, "Son iki veya üç gündeki göstergeler, bir tür düzenlemeye yaklaştığımızı gösteriyor" diyerek kalıcı bir barışa ulaşılmasının bölgenin çıkarına olacağını belirtmişti.

Ancak Rızai aynı dönemde Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının savaşın sona erdirilmesine, Washington'ın tutumunu değiştirmesine ve İran'ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasına bağlı olmaya devam edeceğini açıklamıştı. Rızai, bu şartları Tahran'ın Umman'la görüştüğü deniz ulaşımına ilişkin düzenlemelerden ayrı tutmuştu.

Munir'in ziyaretinin ardından Umman'dan da bir diplomatik girişim gelmesi bekleniyor. Bekayi, Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi'nin salı günü Tahran'ı ziyaret ederek "Hürmüz Boğazı'nın güvenliği ve buradaki deniz ulaşım güzergâhlarını" görüşeceğini açıkladı. Bu ziyaret, İran ile Umman arasında gemilerin boğazdan geçişine ilişkin yeni bir çerçeve oluşturulmasına yönelik müzakereler sürerken gerçekleşecek.


ABD, İran’ı izole etmek için ekonomik çıkarma günü başlattı

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, pazartesi günü Washington'daki Hazine Bakanlığı binasında düzenlediği basın toplantısında. (AFP)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, pazartesi günü Washington'daki Hazine Bakanlığı binasında düzenlediği basın toplantısında. (AFP)
TT

ABD, İran’ı izole etmek için ekonomik çıkarma günü başlattı

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, pazartesi günü Washington'daki Hazine Bakanlığı binasında düzenlediği basın toplantısında. (AFP)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, pazartesi günü Washington'daki Hazine Bakanlığı binasında düzenlediği basın toplantısında. (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, bugün (Pazartesi) İran ekonomisini izole etmek ve ülkenin dünya ekonomisiyle bağlantılarını koparmak amacıyla benzeri görülmemiş bir ekonomik saldırı başlattı. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, bu hamleyi, Müttefik kuvvetlerin 6 Haziran 1944’te Fransa’nın Normandiya kıyılarına yaptığı ve Nazi Almanyası’nın yenilgisinin başlangıcını oluşturan çıkarmaya benzetti.

Bessent, Washington’daki Hazine Bakanlığı binasında düzenlediği basın toplantısında yaptırımların ağırlaştırılacağını açıkladı. Bu adım, ABD ile İran arasındaki savaşın başlamasının üzerinden yaklaşık altı ay geçerken, savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimlerin sonuçsuz kalması üzerine geldi.

Bessent, İran ekonomisinin dünya ekonomileriyle bağlarını koparmayı amaçlayan ekonomik izolasyon operasyonunun başlatıldığını duyurdu. Hazine Bakanlığı’nın Tahran üzerindeki baskıyı artıracağını ve İran ekonomisinin finansmanına katkı sağlayan para akışını engellemek için kararlı bir tutum izleyeceğini söyledi.

Bessent, “Dünyanın her yerinde hedefimiz, bu otoriter rejimi ayakta tutan her ekonomik damarı kesmek ve Tahran’ı izole etmektir” dedi.

Hazine Bakanlığı da buna eş zamanlı olarak ikincil yaptırım tehdidinin kapsamını dijital varlıklar, teknoloji, altın, havacılık ve deniz taşımacılığı olmak üzere beş ana sektörü kapsayacak şekilde genişletti. Bakanlık, İran makamlarının ülke ekonomisini desteklemek amacıyla bu sektörleri kullanmaya çalıştığını belirtti.

Bakanlık, söz konusu sektörlerle bağlantılı faaliyetlere ikincil yaptırım uygulanmasının önünü açan kararlar aldı. Böylece Washington, İran’la ticaret yapmayı sürdürmeleri halinde başka ülkelerdeki şirket ve kuruluşları da hedef alabilecek.

Tahran’la bağlantılı olanlara süre

Bessent, İran’la ticari ve finansal ilişkilerini sürdüren hükümetler ve şirketlere doğrudan uyarıda bulundu.

“İran rejimiyle bağ kuranlar, çökmekte olan bir rejimin izolasyonunun sonuçlarına katlanmaya hazırlıklı olmalı” diyen Bessent, dünya liderlerinin Amerika ile İran arasında seçim yapması gerektiğini söyledi.

Bessent, Tahran’la sürdürülen her türlü ekonomik ilişkinin, bundan sorumlu tarafları ABD’nin sahip olduğu tüm gücün hedefi haline getirebileceğini belirtti.

Washington’ın, Hazine Bakanlığı’nın belirlediği faaliyetleri sona erdirmeleri için her ülkeye süre tanıyacağını açıklayan Bessent, bu kapsamda İran bankalarının yurt dışındaki şubelerinin kapatılmasının da bulunduğunu söyledi.

Bessent, ilgili ülkelerin gerekli adımları atmaması halinde ABD’nin, Hazine Bakanlığı’na tanınan yetkilere dayanarak tek taraflı hareket edeceğini ifade etti.

“İran’la ilişkilerin kesilmesi için belirli takvimler vermeyeceğiz. Sonsuza kadar sabretme kapasitemiz yok” diyen Bessent, İran’ın parasını transfer etmek için yabancı finans sistemlerinin kullanılmasının sürdürülmesine özellikle karşı çıktı.

Bessent , “İran adına kara para aklama işlemlerini kolaylaştıran herhangi bir kuruluş ABD dolar sisteminden dışlanacak. Geri sayım başladı” ifadelerini kullandı.

Bessent ayrıca “Çin de dahil olmak üzere hiç kimse ABD yaptırımlarının erişiminden muaf değil” diyerek Washington’ın İran’ın başlıca ticaret ortaklarına yönelik yaptırımları genişletmeye hazır olduğuna işaret etti.

Bessent, Başkan Trump’ın yeni baskı kampanyasını görüşmek ve hükümetleri İran’la ekonomik ilişkilerini kesmeye teşvik etmek amacıyla bazı dünya liderleriyle telefon görüşmeleri yaptığını söyledi ancak Trump’ın görüştüğü liderlerin isimlerini açıklamadı.

Beş sektör ve 60 hedef

Hazine Bakanlığı, ikincil yaptırımların kapsamının genişletilmesine paralel olarak İran’a yönelik bazı finansal transferlere izin veren genel lisansları da askıya aldığını açıkladı.

Bakanlık ayrıca Tahran’la bağlantılı yaklaşık 60 kişi, kuruluş ve gemiye yaptırım uyguladı. Hedefler arasında nükleer enerji, füze programı, siber alan ve petrol sektörlerinde faaliyet gösteren kişi ve kuruluşlar bulunuyor.

Bessent, yaptırımların dünya genelinde İran’ın nükleer ve füze programlarıyla bağlantılı teknoloji edinmesine yardımcı olan tarafları hedef aldığını söyledi. Bunun yanı sıra İran ekonomisinin dış piyasalara bağlı kalmasını sağlayan finansal ve ticari kanallar da yaptırım kapsamına alındı.

Tedbirler, Hong Kong, Çin, Singapur, Birleşik Arap Emirlikleri, İsviçre ve Avrupa ülkelerine yayılan bir aracı şirketler ağını ve gölge filo olarak bilinen yapıyla bağlantılı gemileri de kapsadı.

Bu adımlar, dijital varlıklar, teknoloji, altın, havacılık ve deniz taşımacılığı sektörlerine ilişkin kararlarla birlikte uygulanıyor. Bu sektörler, İran’la bağlantılı faaliyetlerin kolaylaştırılması halinde ikincil yaptırımlara tabi olacak.

Bessent, yeni girişimin ABD ile müttefikleri arasında daha fazla koordinasyona da dayanacağını belirterek, Tahran’ın yaptırımları aşmak için kullandığı kanalların kapatılmasının hedeflendiğini söyledi.

En büyük mali saldırı

Bessent, yaptırım paketinin açıklanmasından önce yaptığı açıklamada, “Şafak sökerken ekonomik hesaplaşma başlıyor; bir düşmana karşı şimdiye kadar gerçekleştirilen en büyük mali saldırı” ifadelerini kullandı.

“Başkan, birçok kişinin bizim hiçbir zaman başvuracağımızı düşünmediği her kurumu, her yetkiyi ve her tedbiri kullanmamız için gerekli koşulları hazırladı” diyen Bessent, “Amacımız, otoriter rejimi destekleyen her ekonomik yaşam damarını kesmek ve Tahran’ı tek başına bırakmaktır” ifadelerini kullandı.

Bessent daha önce İran’ı hedef alan tedbirleri tarihin en ağır yaptırımları olarak nitelendirmişti. Ekonomik baskının artırılmasının, ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasıyla eş zamanlı yürütülmesi halinde, Tahran’a karşı yeni  askeri operasyonlara duyulan ihtiyacı azaltabileceğini söylemişti.

Kampanya, Trump’ın ilk başkanlık döneminde uyguladığı maksimum baskı politikasının yanı sıra yönetimin yılın başlarında Ekonomik Öfke Operasyonu adıyla başlattığı bir dizi tedbirin ardından geldi.

Çin sınavı

Yönetim, hedefinin İran’ı kapsamlı biçimde ekonomik izolasyona tabi tutmak olduğunu açıklasa da Washington’ın onlarca yıldır geniş bir yaptırım ağı altında bulunan İran ekonomisi üzerindeki ilave baskıyı pratikte ne ölçüde artırabileceği henüz net değil.

Yönetim ayrıca yaptırımların sertleştirilmesinin muhtemel sonuçlarını da hesaba katmak zorunda. Bunların başında enerji fiyatlarının yükselmesi ve İran petrolünün en büyük alıcısı olan Çin’le gerilimin tırmanması ihtimali geliyor.

Bessent, ikincil yaptırımların İran petrolünü satın almaya veya Tahran’la ticareti kolaylaştırmaya devam eden tarafları kapsayacağını teyit etti. Ancak Pekin’in İran ham petrolünü satın almayı sürdürmesi halinde yönetimin Çin’e nasıl yaklaşacağı konusunda ayrıntı vermedi.

Buna rağmen Bessent, basın toplantısında Çin’in yaptırımlardan muaf olmadığını açıkça vurguladı ve “Çin de dahil olmak üzere hiç kimse ABD yaptırımlarının erişiminden muaf değil” dedi.

Bessent, kampanyanın yalnızca İran’daki kurumlara yeni yaptırımlar uygulamakla sınırlı kalmayacağını, dünya genelindeki hükümetlerin, şirketlerin ve bankaların Tahran’la ilişkilerini sürdürmenin maliyetine ilişkin hesaplarını değiştirmeyi hedeflediğini söyledi.

Bessent’in ortaya koyduğu yaklaşım uyarınca, İran’la bağlantılı finansal ve ticari faaliyetlerin sürmesine izin veren ülkeler, kendi şirket ve kuruluşlarının ikincil yaptırımların hedefi olması riskiyle karşı karşıya kalacak. İran adına kara para aklamayı kolaylaştıran kuruluşlar ise dolara dayalı finansal sisteme erişimlerini kaybedecek.

Washington, söz konusu ülkeleri İran bankalarının yurt dışındaki şubelerini kapatmaya ve Hazine Bakanlığı’nın Tahran’ın yaptırımları aşmak için kullandığını değerlendirdiği ticari ve finansal kanalları durdurmaya zorlamayı hedefliyor.


ABD’den İran’a yeni yaptırımlar: Ekonomik tüm damarlarını kesme operasyonu

ABD’den İran’a yeni yaptırımlar: Ekonomik tüm damarlarını kesme operasyonu
TT

ABD’den İran’a yeni yaptırımlar: Ekonomik tüm damarlarını kesme operasyonu

ABD’den İran’a yeni yaptırımlar: Ekonomik tüm damarlarını kesme operasyonu

ABD, İran’a yönelik ekonomik baskı kampanyasını genişleterek yaptırım kapsamına alınan sektörleri önemli ölçüde artırdı. Washington, pazartesi günü İran ekonomisinin beş yeni sektörünü ikincil yaptırımlar kapsamına alırken, yaklaşık 60 kişi, kuruluş ve gemiye de yaptırım uyguladı. Ayrıca Tahran’a yönelik bazı finansal transferlere izin veren lisanslar askıya alındı. Yeni adımlar, İran’ın ekonomik izolasyonunu daha da derinleştirmeyi amaçlıyor.

ABD Hazine Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, yaptırım kararlarının İran yönetiminin çökmekte olan ekonomisini desteklemek amacıyla kullanmaya çalıştığı beş önemli sektörü hedef aldığı belirtildi. Bu sektörlerin dijital varlıklar, teknoloji, altın, havacılık ve deniz taşımacılığı olduğu kaydedildi.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, düzenlediği basın toplantısında, İran ekonomisinin dünya ekonomileriyle bağlantılarını koparmayı hedefleyen ekonomik izolasyon operasyonunun başlatıldığını açıkladı.

Bessent, Hazine Bakanlığı'nın Tahran üzerindeki baskıyı artıracağını ve İran ekonomisinin finansmanına katkı sağlayan para akışını engellemek için kararlı bir yaklaşım izleyeceğini söyledi.

Bessent, “Dünyanın dört bir yanında hedefimiz, bu otoriter rejimi ayakta tutan her ekonomik damarı kesmek ve Tahran tamamen izole edilene kadar bunu sürdürmektir” dedi.

İran’dan sert karşılık uyarısı

İran ise ABD yaptırımlarının bölgeye barış getirmeyeceği uyarısında bulundu.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Tahran'ın genişletilen ABD yaptırımlarına sert karşılık vereceğini ve Washington'la iş birliği yaptığını düşündüğü ülkelere yönelik önlemler de alabileceğini söyledi.

Bekayi, “Bu durumdaki herhangi bir tırmanışın kuşkusuz sonuçları olacaktır” ifadelerini kullandı.