Çin'in Kovid-19’un kaynağını araştıracak ekiple işbirliği yapma konusundaki hazırlığı hakkında sorular ve şüpheler

Bu yıl Ocak ayı başlarında Wuhan Havalimanı'ndaki yolcular (Reuters)
Bu yıl Ocak ayı başlarında Wuhan Havalimanı'ndaki yolcular (Reuters)
TT

Çin'in Kovid-19’un kaynağını araştıracak ekiple işbirliği yapma konusundaki hazırlığı hakkında sorular ve şüpheler

Bu yıl Ocak ayı başlarında Wuhan Havalimanı'ndaki yolcular (Reuters)
Bu yıl Ocak ayı başlarında Wuhan Havalimanı'ndaki yolcular (Reuters)

Çin’in Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Kovid-19’un kaynağını araştırmak üzere görevlendirdiği araştırma ekibine Çin'e giriş izni vermesi kararı, Çinli yetkililerin işbirliği yapma konusundaki hazırlığına dair şüpheleri ortadan kaldırmadı. Ayrıca, araştırma ekibinin Çin’de istedikleri bölgeleri inceleme ve sağlık görevlileri ve salgının ilk haftalarında virüse yakalanıp, tekrar iyileşen kişilerle görüşme özgürlüğü konusunda Çin’in tutumuna ilişkin sorular gündeme geldi. 
WHO yetkilileri, Çin Ulusal Sağlık Otoritesi tarafından ekibin çalışma programı ve hareket takviminin belirtilmediği ve sadece yarın (Perşembe) Pekin'e varmasının beklendiğine dair tek cümlelik kısa açıklamasının ardından 10 uzmanın Çin’e vardıklarında virüsün popüler pazarlardan birinde geçen yılın sonlarında ilk kez ortaya çıktığı Wuhan'a gitmeden önce 14 gün kadar katı bir karantinaya tabi tutulacağını bekliyor. 
Çin Dışişleri Bakanlığı dün sabah (Salı) yaptığı açıklamada, Kovid-19’un kaynağına ilişkin soruşturmaya çeşitli ülkelerden uzmanların katılması gerektiğini ve virüsün coğrafi kökenine ilişkin herhangi bir varsayıma dayanmaması gerektiğini vurguladı. Çin’in bu açıklamasının, o dönem özellikle ABD Başkanı Donald Trump'ın aylarca "Çin virüsü" şeklinde konuşmakta ısrar etmesi ve Çin’in salgının ülke dışında ortaya çıkma olasılığını yaymak için yürüttüğü yaygın kampanyanın ardından bu konunun ulaştığı siyasi gerginlik düzeyini gösterdiği düşünülüyor. Ancak buna dair net bir kanıt bulunmuyor.
WHO’dan üst düzey bir yetkili Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, "Araştırma ekibinin görevi, özellikle salgının patlak vermesinden bir yıldan fazla bir süre geçtiği için bilimsel açıdan çok karmaşık" dedi.

İlk araştırmaları Çinli uzmanlar yaptı
Çinli yetkililerin, geçen Temmuz ayında bölgeye gelen WHO uzmanlarından ikisini, Pekin'de iki hafta boyunca karantina altında tuttuktan sonra keşif görevi amacıyla Wuhan'a gitmesine izin vermeyi reddettiği biliniyor. WHO yetkilileri, Çin’in Pazartesi günü ekibin bölgeye gelmesini onaylamasının, şehirde ilk araştırmaları yapacakların Çinli uzmanlar olacağına dair bir taahhüdün ardından geldiğini belirtti. Ayrıca Çin’in, virüsün kaynağını belirlemek için yapılan tüm araştırmaları tek başına Çin hükümetinin denetlemesini ve sonuçlarının izinsiz yayınlanmamasını şart koştuğu bildirildi.
WHO yetkilileri, önümüzdeki günlerde özellikle Çin'in başkenti Pekin’i çevreleyen Hebei eyaletinde geçen Haziran ayından bu yana en büyük oranda yeni bir salgın odağının ortaya çıkmasının ardından sağlık acil durumu seviyesi yükseltildiği için ekibin önünde daha fazla zorluklar olacağını bekliyor. Nüfusu 11 milyonu bulan Çin’in Hebei eyaletine bağlı Shijiazhuang bölgesindeki sakinler karantinaya alındı ve test edilmeye başlandı. Yetkililer, Çin  hükümetinin salgının yeni bir yayılma dalgasından endişe ederek Çin Yeni Yılı tatili arifesinde ülke içinde hareket kısıtlamalarına dair yeni kararlar alacağını bekliyor.
WHO uzmanları, geçen pazartesi gününden beri İtalya’daki sağlık yetkililerinden aldıkları verileri inceliyorlar. Yetkililer, Milano şehrinden 25 yaşındaki bir kadının atipik dermatit nedeniyle tedavi gördüğünü ve 10 Kasım 2019’da alınan biyopsinin incelenmesi sonucu Kovid-19’a yakalandığının ortaya çıktığını bildirdi. Milano Devlet Hastanesi’nde tedaviyi denetleyen doktorlar, bu bilgiyi British Journal of Dermatology'nin son sayısında yayınlanan bir çalışmada paylaştılar. Ancak İtalyan sağlık yetkilileri, bugüne kadar İtalya'da ortaya çıkan ilk Kovid-19 vakasının geçen yıl 21 Şubat'ta Mattia Maestri adlı kişide görüldüğünü duyurmuştu.

Çinli Yetkililer virüsün kaynağını araştırmaya devam ediyor
WHO uzmanları, bu veriler doğrulanırsa Çinli yetkililerin salgının ilk kez kendi bölgesi dışında ortaya çıktığı yönündeki iddialarını artıracağını ve bunun da Kovid-19 araştırma ekibi önünde kaçınılmaz olarak daha fazla engele yol açacağını düşünüyor. Çin hükümeti ile WHO arasında gerçekleşen uzun ve zorlu görüşmelerin ardından imzalanan anlaşmaya göre ve belirlenen ekibin çalışma programına göre ilk olarak Wuhan şehir pazarında ekibin seçtiği bölgelerde incelemeler yapılacak. Çin, bölgedeki bu pazardan salgının ortaya çıkmasından hemen sonra öldürülen hayvanlardan numune almadan sadece paketli ürünler ve kullanılan aletlerin ve sanitasyon kanallarının yerinden örnekler alarak pazarı kapatmıştı. Araştırma ekibinin cevaplamaya çalışacağı ana sorular arasında, söz konusu pazarın virüsün bulaşma kaynağı mı, insanlar arasında yayılmasının bir odak noktası mı yoksa hem kaynağı hem de salgın için bir odak mı olduğu yer alıyor.
Ekip ayrıca, virüsün Aralık 2019'dan önce şehirde mevcut olup olmadığını anlamak için Wuhan Hastanesi'ndeki tüm hastaların tıbbi kayıtlarını kontrol edecek. Aynı zamanda bulaşma yöntemini belirlemeye çalışmak için ilk vakaları sorgulayacak ve antikor arayışı için şehir hastanelerinde tutulan virüs ortaya çıkmadan önce ve sonrasında alınan kan örneklerini inceleyecekler. Buldukları takdirde taşıyıcılarının faaliyetlerini ve hareketlerini takip ederek vakaların durumunu öğrenip yerlerini tespit edecekler.



Hatemi: Uygunsuz celp ve kararlara son verin

Hatemi, geçtiğimiz ay Tahran'da müttefiki eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani'nin ölümünün yedinci yıl dönümü töreninde (Cameran)
Hatemi, geçtiğimiz ay Tahran'da müttefiki eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani'nin ölümünün yedinci yıl dönümü töreninde (Cameran)
TT

Hatemi: Uygunsuz celp ve kararlara son verin

Hatemi, geçtiğimiz ay Tahran'da müttefiki eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani'nin ölümünün yedinci yıl dönümü töreninde (Cameran)
Hatemi, geçtiğimiz ay Tahran'da müttefiki eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani'nin ölümünün yedinci yıl dönümü töreninde (Cameran)

Reformist İran eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, “sadece zorluklar ve protestolarla suçlanan” tüm tutukluların serbest bırakılması çağrısında bulunarak, ülkede yaşanan olayların açık ve ikna edici bir şekilde açıklanması, sorumluların tespit edilmesi ve tutuklamaların ve gözaltıların durdurulması gerektiğini vurguladı.

Reformist internet siteleri, Hatemi'nin dün sabah danışmanlarıyla yaptığı toplantıda, çeşitli siyasi akımlardan entelektüellere, sanatçılara ve politikacılara yönelik uygunsuz cezaların verilmesine son verilmesi çağrısında bulunduğunu aktardı.

Şarku’l Avsat’ın İlk Rehber (Humeyni) Vakfı'na bağlı Cameran web sitesinden aktardığına göre, Hatemi ve danışman ekibi İran ve bölgedeki mevcut durum, çeşitli bölgelerdeki protestoların kurbanlarını anmak için düzenlenen törenler ve üniversitelerde son zamanlarda yaşanan protestolar hakkındaki raporları görüştüler. İran'ın şu anda içinde bulunduğu hassas dönemi kabul etmek, gelecekteki zorlukları öngörmek ve bunları kapsamlı bir şekilde anlamak gerektiği vurgulandı.

Hatemi, İran halkına taziyelerini yineledi, son olayların kurbanlarının ailelerine dayanışma duygularını ifade etti ve “yaşam koşullarına ve protestolara tahammül edememe” dışında herhangi bir suçlamada bulunulmamış tüm tutukluların serbest bırakılmasını talep etti.

Ayrıca, olanları halka şeffaf ve inandırıcı bir şekilde açıklamak, sorumluları tespit etmek ve gözaltı ve kovuşturmaları durdurmak gerektiğini vurguladı. Hatemi, çeşitli görüşlere sahip entelektüel, kültürel ve siyasi şahsiyetlere karşı uygunsuz yargılamaların yapılmaması gerektiğini vurgulayarak, üniversite sorunlarının şiddet içeren güvenlik veya siyasi yaklaşımlardan uzak, bilgelik ve sakinlikle ele alınmasını umduğunu ifade etti.

ABD ile gerginliklere ilişkin olarak Hatemi, perşembe günü Cenevre'de yapılacak müzakerelerin mevcut koşullar altında olağanüstü önem taşıdığını söyledi.

Diplomatik yolun vatandaşların acılarını ve krizlerini hafifletecek sonuçlara yol açacağını umduğunu ifade etti ve ülkeye yönelik artan tehditleri sınırlayacak, bölgede barış, ilerleme ve güvenliği teşvik edecek bir yol izleneceğini umduğunu belirtti. Bunun, İran'ı zayıflatmak veya bölmek, bölgesel ve uluslararası etki alanından çıkarmak isteyen “suistimalcilerin, özellikle İsrail'in” eğilimlerinin aksine olduğunu belirtti.

ABD veya diğer tarafların herhangi bir askeri çatışmasının bölgeyi ciddi bir krize sürükleyeceği uyarısında bulunan İran eski Cumhurbaşkanı, Washington ve Tahran'ın “İsrail'in tehlikeli algılarını ve niyetlerini” fark edip, tüm dünyaya yayılabilecek sonuçları olan bir gerilim tuzağına düşmemelerini umduğunu ifade etti.


İran'dan gelen tehditler üzerine Farsça yayın yapan "Manoto" kanalı Londra'dan yayınlarını askıya aldı

İngiliz polisi, (Reuters)
İngiliz polisi, (Reuters)
TT

İran'dan gelen tehditler üzerine Farsça yayın yapan "Manoto" kanalı Londra'dan yayınlarını askıya aldı

İngiliz polisi, (Reuters)
İngiliz polisi, (Reuters)

Londra merkezli Farsça yayın yapan Manoto televizyon kanalı, dün yaptığı açıklamada, İngiltere terörle mücadele polisinin, kanalın bulunduğu binanın sahibini Tahran'dan gelebilecek potansiyel bir tehdit konusunda bilgilendirmesinin ardından canlı yayınını durdurmak zorunda kaldığını belirtti.

2010 yılında kurulan ve İran diasporası arasında popüler bir muhalif medya kuruluşu olarak kabul edilen kanal, yayınların geçici olarak askıya alınmasının İran'ın tarihindeki “en hassas anlardan” birini yaşadığı dönemde gerçekleştiğini belirtti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İran, son iki ayda, yıllardır liderlik için en büyük zorluklardan biri olan hükümet karşıtı kitlesel protestolara sahne oldu.

 Britanya'da iki polis memuru (Reuters)Britanya'da iki polis memuru (Reuters)

Kanalın yaptığı açıklamada, “Yurtiçi ve bölgesel gelişmelerin benzeri görülmemiş hızla ilerlediği bir dönemde, İslam Cumhuriyeti'nin bağımsız medya haberlerini bastırmak amacıyla ifade özgürlüğüne yönelik tehditleri yoğunlaştı” denildi. Açıklama şöyle devam etti: “Binanın sahibi, Birleşik Krallık terörle mücadele polisinden İran İslam Cumhuriyeti'nin bize yönelik potansiyel bir tehdit hakkında bildirim aldıktan sonra kira sözleşmemizi feshetme niyetini bildirdi.”

Personel binaya girmekten men edildi, bu da alternatifler bulunana kadar yayınların geçici olarak askıya alınmasına neden oldu. Kanal, “Önceliğimiz, mümkün olan en kısa sürede güvenli ve istikrarlı bir yerden canlı yayına devam etmektir” ifadelerini kullandı.


Fransa, ABD büyükelçisinin resmi çağrıya uymaması üzerine yetkilerini kısıtladı

ABD'nin Fransa Büyükelçisi Charles Kushner (AP)
ABD'nin Fransa Büyükelçisi Charles Kushner (AP)
TT

Fransa, ABD büyükelçisinin resmi çağrıya uymaması üzerine yetkilerini kısıtladı

ABD'nin Fransa Büyükelçisi Charles Kushner (AP)
ABD'nin Fransa Büyükelçisi Charles Kushner (AP)

Fransız Dışişleri Bakanı dün, ABD Büyükelçisi Charles Kushner'in, dövülerek öldürülen aşırı sağcı bir aktivistin ölümüyle ilgili olarak Başkan Donald Trump yönetiminin yaptığı açıklamaları görüşmek üzere düzenlenen toplantıya katılmaması üzerine, Fransız hükümeti üyeleriyle doğrudan iletişim kurmasının yasaklanmasını talep etti.

Diplomatik kaynaklara göre Fransız yetkililer, Başkan Trump'ın damadı ve danışmanı Jared Kushner'in babası Kushner'i dün akşam Dışişleri Bakanlığına çağırdı, ancak kendisi bu çağrıya uymadı.

Buna göre, Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barou, “ülkesini temsil etme onuruna sahip bir büyükelçinin temel beklentilerinin açıkça yanlış anlaşılması ışığında” Kushner'in yetkililere erişimini kısıtlamak için adımlar attı.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre bakanlık yayınladığı açıklamada, uzlaşma kapısını açık bıraktı ve “Elbette Büyükelçi Charles Kushner'in görevlerini yerine getirmesi ve Dışişleri Bakanlığına gelmesi hala mümkündür, böylece 250 yıllık dostlukta kaçınılmaz olarak ortaya çıkabilecek zorlukları aşmak için gerekli diplomatik görüşmeleri yapabiliriz.”

Fransız aşırı sağcı aktivist Contant Duranck, aşırı solcu olduğundan şüphelenilen aktivistlerle çıkan kavgada dövülerek öldürüldü.

Fransa'daki ABD Büyükelçiliği ve ABD Dışişleri Bakanlığı Terörle Mücadele Ofisi, olayı takip ettiklerini belirterek, X platformunda yaptıkları açıklamada “solcular arasında radikal şiddet artıyor” uyarısında bulundu ve bunun kamu güvenliğine bir tehdit olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.