Libya’da ‘Yılanların Avı Operasyonu’nun gizli hedefleri

Gözlemciler, Libya’nın Yılan Avı Operasyonu’nun hedefinin milislerin ortadan kaldırılması ve silahların sadece Türkiye yanlısı güçlerin ellerinde olması olduğunu söylüyorlar

Yılan Avı Operasyonu’na Libyalı güçler ve Suriyeli savaşçılar katılacak (AFP)
Yılan Avı Operasyonu’na Libyalı güçler ve Suriyeli savaşçılar katılacak (AFP)
TT

Libya’da ‘Yılanların Avı Operasyonu’nun gizli hedefleri

Yılan Avı Operasyonu’na Libyalı güçler ve Suriyeli savaşçılar katılacak (AFP)
Yılan Avı Operasyonu’na Libyalı güçler ve Suriyeli savaşçılar katılacak (AFP)

Zayed Hediyye
Libya’nın başkenti Trablus, yeni bir savaşın eşiğinde. Ancak bu kez, bir yılı aşkın bir süredir şehri çevreleyen Libya Ulusal Ordusu (LUO) güçlerine karşı savaşan Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne (UMH) bağlı güçler arasında başlayacak.
'Sayd el-Efai’ (Yılanların Avı) olarak adlandırılan yeni askeri operasyonun detayları, UMH İçişleri Bakanı Fethi Başağa tarafından yapılan açıklamada ortaya çıktı. Başağa açıklamasında, UMH’nin ‘silahlı milisler ve kaçakçılık çetelerine’ karşı kapsamlı bir askeri operasyon başlatmaya hazırlandığını belirterek, başta ABD olmak üzere uluslararası toplumdan operasyona destek vermelerini istedi.
Konuyu yakından takip eden Libyalı kaynaklar, operasyonun ‘ülkenin batısında bulunan ve Türkiye yanlısı olmayan’ tüm tugayları hedef alacağını söylediler. Kaynaklar, bunların arasında LUO’ya karşı yürütülen savaşta önemli rol oynayan büyük milis grupların da olduğu belirttiler. Aynı kaynaklara göre bu da Yılanların Avı Operasyonu’nun kolay olmayacağı ve az bir hasarla sonuçlandırılamayacağı anlamına geliyor.

Başkent içinde savaş ilanı
İçişleri Bakanı Başağa, tartışmalı ifadelerle dolu basın toplantısında yaptığı açıklamada, “UMH’ye bağlı güçler, Libya'nın batısındaki terörist grupları ve özellikle de Trablus’taki insan kaçakçılarını ortadan kaldırmak için kapsamlı bir operasyon başlatacak” dedi. Başağa, ‘ABD’yi Libya’nın güvenliğini sağlamak için bu çabalara yardım etmeye’ çağırdı.
Yeni ABD yönetimine yönelik yakın bir tutum sergileyen Başağa, “Joe Biden'ın seçim zaferi ile umutlarımız büyük ölçüde arttı. Libya'yı istikrara kavuşturmada ve uzlaşmayı sağlamada önemli bir rol oynamasını umuyoruz” ifadelerini kullandı. Ankara'nın operasyonu destekleyeceğini belirten Başağa, “Aslında Türkiye destek sözü verdi. ABD'nin de son dönemde Libya'ya sızan terör unsurlarını ortadan kaldırmamıza yardım edeceğini umuyoruz” şeklinde konuştu.

Avrupa’ya güven verici mesajlar
Avrupa’ya operasyona karşı olumsuz bir tutum sergilememeleri için de güven verici mesajlar göndermeyi ihmal etmeyen Başağa, ‘Libya'nın güvenliği ve istikrarının Avrupa ve ABD için önemli olduğunu’ vurgulayarak “Ayrıca insan kaçakçılarını da hedef alacağız. Bu, herkesi rahatsız eden temel sorunun çözülmesine yardımcı olabilir” dedi.
Libya kriziyle ilgili olarak Avrupa için öncelik olan bir başka dosyaya, Libya’daki yabancı güçlerin ülkeden çekilmesi konusuna dikkati çeken Başağa, ‘yabancı güçlerin Libya’dan yavaş yavaş çekileceğini’ ifade etti.
Avrupa Birliği (AB), önde gelen yetkililerinin de Libya dosyasıyla ilgili yaptığı açıklamalarında birçok kez vurguladıkları üzere tüm yabancı güçlerin bir an önce Libya’dan ayrılmalarını talep ediyor. AB, özellikle, Libya topraklarındaki üyelerinin hayati çıkarlarına tehdit oluşturduğunu düşündüğü ülkedeki büyük Türk askeri varlığının sona ermesini istiyor.
İçişleri Bakanı, sözlerini ilk kez açık bir şekilde ‘ortak hükümette başbakanlık görevini üstlenmeye hazır olduğunu’ açıklayarak tamamladı.
Başağa, muhalifleri tarafından, ‘milislerle savaşıyor gibi görünerek ve uluslararası toplum önünde sivil devleti savunarak güç kazanmakla suçlanıyor. Siyasi hırsı, Başağa’nın geçmişte anlaşmazlık yaşadığı UMH Başbakanı Fayiz es-Serrac’ın başta olmak üzere başkentteki askeri ve siyasi liderlerle birçok anlaşmazlık yaşamasına neden oldu. Başağa’nın Trablus'ta kendisine sadık tugayların askeri gücünü sergileme ve sokaklarda yeni bir savaşın fitilini ateşleme tehdidi, Serrac ile neredeyse görevden alınmasına varan bir anlaşmazlığa neden olmuştu.

Operasyon planı Ankara’da yapıldı
Libya basını ve Libyalı siyasi kaynaklar, Başağa’nın askeri operasyona ilişkin sürpriz açıklamasını, UMH’nin siyasi ve askeri yetkililerinin geçtiğimiz hafta sonundan bu yana Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan başta olmak üzere Türk mevkidaşlarıyla Ankara'da yaptıkları açık ve gizli görüşmelere bağladılar. Aynı kaynaklar, operasyon planının söz konusu görüşmelerde tartışıldığını söylediler.
Ancak bu haberlere ve Başağa’nın basın toplantısında Türkiye’nin söz konusu operasyonu desteklediğini açıklamasına rağmen Türkiye’ye yakınlığını gizlemeyen, Türkiye’nin Libya'daki askeri varlığının ve iki ülke arasında imzalanan güvenlik ve askeri mutabakatlara bağlı kalınmasının en büyük savunucularından biri olan UMH Savunma Bakanı Selahaddin en-Nemruş’un eleştirisi şaşkınlık uyandırdı.
Savunma Bakanlığı’ndan yapılan ve İçişleri Bakanı'nın açıklamasının yorumlandığı açıklamada, “Güvenlik yeterliliğine sahip tüm taraflar, güvenliği sağlayan, vatanın ve devlet kurumlarının egemenliğini koruyan sonuçların elde edilmesini sağlamak için önceden kendileriyle ve tüm askeri ve güvenlik kurumlarıyla koordineli çalışmıştır” ifadeleri yer aldı.
Açıklamada, ‘güvenlik ve askeri kurumların, terörizm ve radikalizmle mücadelenin yanı sıra sınırların ötesinde insan ticareti ve organize suçla mücadele amacıyla yürüttüğü herhangi bir operasyon için önceden plan yapılmasını öngören özel ve net bir sisteme tabi olduğu’ vurgulandı.
Ancak diğer Libyalı kaynaklar, Nemruş’un operasyona karşı çıkmasının, Zaviye Tugayları’nı ‘zayıflatacağı’ ve Başağa’ya sadık Misrata şehrindeki tugayları güçlendireceği düşüncesinden kaynaklandığını öne sürdüler.
Öte yandan operasyona üstü örtülü bir şekilde karşı çıktığı bir açıklama yapan Zintan şehrinin önde gelen komutanı Usame Cuveyli de aynı sebepten dolayı operasyondan çekiniyor gibi görünüyor.
Cuveyli yaptığı açıklamada, “Askeri ve güvenlik birimlerinin yetkilileri ile Adalet Bakanlığı arasındaki iş birliği, istikrarın sağlanması ve suçluların ortadan kaldırılması için vazgeçilmez olan mutlak bir gerekliliktir” ifadelerini kullandı. Cuveyli, ‘bu iş birliği çerçevesinde İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, askeri bölgelerin komutanları ve Ortak Operasyon Komutanı arasında arzu edilen hedeflere ulaşması için ortak bir plan geliştirilmesi gerektiğini’ vurguladı.

Yılanların Avı Operasyonu’nun detayları
Öte yandan LUO’ya yakın kaynaklar da Yılanların Avı Operasyonu hakkında bir takım bilgiler paylaştılar. Kaynaklar operasyonun, ülkenin batısında Libyalı güçler ve çok sayıda Suriyeli savaşçının katılımıyla gerçekleşeceğini ve operasyonun tüm detaylarının UMH yetkilileri ile Türk mevkidaşları arasında Ankara'da yapılan görüşmelerde hazırlandığını söylediler.
Söz konusu görüşmelerde Libya'da kuruluşu büyük itirazlarla karşılanan ‘Milli Muhafızlar’ın faaliyete geçirilmesinin yanı sıra UMH ve Türkiye'ye sadık tüm tugayların yakında gerçekleştirilecek askeri harekatın tamamlanmasının ardından Milli Muhafızlar’a katılmalarının kararlaştırıldığı söyleyen kaynaklar, “Fethi Başağa, özellikle UMH’ye sert eleştirilerde bulunan Trablus Devrimciler Tugayı komutanı Heysem et-Tacuri ve bazı komutanları ülkenin batısındaki müttefiklerini hedef almak için operasyonu yönetmekle görevlendirildi” şeklinde konuştular.
Operasyonun, çeşitli suçlamalarla Libya’nın batısındaki bazı askeri karargâhları hedef alacağını öne süren kaynaklar, “Asıl amaç, batı bölgesinde Türkiye yanlısı güçler dışında kimsenin elinde silah bırakmamak. Trablus'tan başlayıp Tunus sınırındaki Zuvare'de sona erecek olan operasyon bir ay sürecek” dediler.



Sudan, savaş nedeniyle dünyada en uzun süre okulların kapalı kalması rekorunu kırdı

Sudan'daki öğrenciler, savaşın patlak vermesinden bu yana eğitimlerine ara verdiler (AFP)
Sudan'daki öğrenciler, savaşın patlak vermesinden bu yana eğitimlerine ara verdiler (AFP)
TT

Sudan, savaş nedeniyle dünyada en uzun süre okulların kapalı kalması rekorunu kırdı

Sudan'daki öğrenciler, savaşın patlak vermesinden bu yana eğitimlerine ara verdiler (AFP)
Sudan'daki öğrenciler, savaşın patlak vermesinden bu yana eğitimlerine ara verdiler (AFP)

Sivil toplum kuruluşu Save the Children tarafından bugün yapılan açıklamada, Sudan’da yaklaşık üç yıldır süren savaşın 8 milyondan fazla çocuğu eğitimden mahrum bıraktığını ve bunun dünyanın en uzun süreli okulların kapanması süresi olduğunu belirtti.

Açıklamada, “8 milyondan fazla çocuk, yani okul çağındaki çocukların yaklaşık yarısı, 484 gün boyunca derslere katılmadan geçirdi” denildi.

Save the Children, bu durumun, koronavirüs (Kovid-19) salgını sırasında okulların kapalı kaldığı gün sayısını aşan ‘dünyanın en uzun süreli okul kapatma süresi’ olduğunu vurguladı.

Sudan, ordu ile Hızlı Destek Güçleri arasında üç yıldır süren savaşın etkilerinden muzdarip. Bu savaş, on binlerce kişinin ölümüne, milyonlarca kişinin yerinden edilmesine ve sağlık ve eğitim altyapısının büyük bir kısmının tahrip olmasına neden oldu.

Save the Children'a göre Sudan, ‘birçok okulun kapatıldığı, diğerlerinin ise çatışmalarda hasar gördüğü veya barınak olarak kullanıldığı, dünyanın en kötü eğitim krizlerinden biriyle’ karşı karşıya.

Büyük bölümü Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) kontrolü altında olan Darfur bölgesi, özellikle ‘Kuzey Darfur eyaletinde bin 100'den fazla okulun sadece yüzde 3'ünün faaliyet göstermesi’ nedeniyle en çok etkilenen bölge olarak kabul ediliyor.

HDK, geçtiğimiz ekim ayında, Kuzey Darfur'un yönetim şehri Faşir’i ele geçirerek tüm bölge üzerindeki kontrolünü sıkılaştırdı.

O tarihten beri çatışmalar komşu eyalet Kordofan’a da sıçradı ve HDK bu bölgede kontrolünü giderek genişletiyor. Batı Kordofan eyaletinde şu anda okulların sadece yüzde 15'i faaliyet gösteriyor. Açıklamada, birçok öğretmenin maaşlarını alamadıkları için işlerini bıraktıkları bildirildi.

Save the Children Başkanı Inger Ashing, “Eğitime yatırım yapmazsak, tüm bir nesli fırsatlardan ziyade çatışmaların hakim olduğu bir geleceğe mahkum etme riskiyle karşı karşıya kalırız” diye uyardı.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk bu hafta, hastaneler, pazarlar ve okullar başta olmak üzere ‘temel sivil altyapıya’ yönelik saldırıların artmasını kınadı ve ‘toplumun militarizasyon’ ve çocukların silah altına alınması konusunda endişelerini dile getirdi.


Ulusal Komite: Hadramut'taki ihlallerle bağlantılı toplu mezarların varlığını araştırıyoruz

Birleşik Arap Emirlikleri güçleri tarafından Hadramut'ta işletilen yasadışı hapishanelerden biri, (Şarku'l Avsat)
Birleşik Arap Emirlikleri güçleri tarafından Hadramut'ta işletilen yasadışı hapishanelerden biri, (Şarku'l Avsat)
TT

Ulusal Komite: Hadramut'taki ihlallerle bağlantılı toplu mezarların varlığını araştırıyoruz

Birleşik Arap Emirlikleri güçleri tarafından Hadramut'ta işletilen yasadışı hapishanelerden biri, (Şarku'l Avsat)
Birleşik Arap Emirlikleri güçleri tarafından Hadramut'ta işletilen yasadışı hapishanelerden biri, (Şarku'l Avsat)

Yemen Ulusal İnsan Hakları İhlalleri Araştırma Komisyonu, Hadramut Valiliği'nde 2016'dan bu yana meydana gelen ihlallere ilişkin soruşturmaları kapsamında, keyfi tutuklama ve zorla kaybetmeye maruz kalan 100'den fazla mağdurun ifadesini dinlediğini açıkladı.

Komitenin üyesi ve resmi sözcüsü Eşrak el-MaKtari, Şarku'l Avsat'a yaptığı özel açıklamada, komitenin şu ana kadar söz konusu ihlallerle bağlantılı olduğundan şüphelenilen 3 mezar hakkında ihbar aldığını ve bunların araştırılarak doğrulandığını belirtti.

Resim  Hadhramut kıyılarında keyfi tutuklama ve zorla kaybetme mağdurları için düzenlenen kamuya açık duruşma sırasında Ulusal Soruşturma Komisyonu (Ulusal Komisyon)

Açıklamasında, komitenin, tutuklama ve işkence mağdurlarından bir kısmını, ihlallerin niteliğini ve uygulanan yöntemleri daha doğru bir şekilde tespit etmek amacıyla, tutuldukları gözaltı merkezlerine götüreceğini ifade etti.

İşrak el-Mukatri, mağdurların ifadelerinin çoğunun, soruşturmacıların kasten onlara zarar verdiğini ve insanlık onurlarını ihlal ettiğini doğruladığını, aynı zamanda "Bütün bunlar neden?" diye sorduklarını söyledi. Sözlerine şöyle devam etti: "Mağdurlara neyin onları tatmin edeceğini sorduğumuzda, acılarını ve işkencenin etkilerini aşarak, her şeyden önce onurlarının iade edilmesini ve bu ihlallerden sorumlu olanların hesap vermesini talep ediyorlar."

Komitenin, Hadramut halkı arasında kendilerine verilen zararın daha büyük olduğu yönündeki kanaate rağmen, Aden, Lahj ve Socotra dahil olmak üzere diğer valilikleri de ziyaret etmeyi planladığını belirtti. Komitenin, mağdurlara karşı kullanılan bir dizi yasadışı uygulamayı ve bununla birlikte gelen özgürlük ve kişisel güvenlik hakkının, düşünce ve ifade özgürlüğünün ciddi ihlallerini ve yasa dışı gözaltıları incelediğini kaydetti.

csdfrgt
Komite, Hadramut'ta meydana gelen ihlallerle bağlantılı mezarların varlığını araştırdığını açıkladı, (Şarku'l Avsat)

Komite sözcüsü, misyonlarının uluslararası standartlara uygun sistematik bir soruşturma yürütmek, ulusal yargıya sevk edilmeye uygun yasal dosyaları hazırlamak ve adaletin sağlanmasına olanak tanıyan her yolu izlemek olduğunu vurgulayarak, bu ihlallere ilişkin bir raporun önümüzdeki iki ay içinde yayınlanacağını öngördü.

Eşrak el-Mukatri, komitenin Hadramut Valiliği'nde altı yasadışı gözaltı ve tutuklama merkeziyle ilgili raporlar aldığını bildirdi. Açıklamasında, "Bu merkezler aslında resmi hizmet kurumları ve tesisleriydi, ancak daha sonra gözaltı merkezleri ve özgürlüğün kısıtlandığı yerler olarak yeniden düzenlendiler" dedi.

Son siyasi, güvenlik ve askeri değişikliklerin, mağdurların seslerini yükseltmeleri ve gerçeklerin daha net bir şekilde ortaya çıkması için fırsat sağladığını ifade etti. Mümkün olduğunca çok eski tutuklu ve zorla kaybettirilen kişiden bilgi alınmasının gerekliliğini vurgulayan Eşrak al-Mukatri, bu nedenle komitenin halka açık bir grup oturumu düzenlediğini, ardından bireysel ve grup oturumları yaptığını belirtti.

sdvd
Işrak el-Mukatri, Ulusal Komite üyesi ve resmi sözcü (Şarku'l Avsat)

Kurbanların ifadelerine göre, Birleşik Arap Emirlikleri'ne bağlı güçler tarafından işletilen Hadramut'taki en öne çıkan yasadışı gözaltı merkezleri arasında Riyan Havaalanı, el-Dhaba Limanı ve Kampı, Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve el-Rabva Kampı'nın yanı sıra, artık feshedilmiş olan Güney Geçiş Konseyi'nin liderlerinden Ebu Ali el-Hadrami'nin yönettiği güvenlik destek kampları da bulunuyordu.

İşrak al-Mukatri, komitenin dinlediği ifadelerin "çok acı verici olduğunu ve Hadramut'ta böyle bir şey görmeyi beklemediklerini" vurguladı.

Mukalla'da komite tarafından düzenlenen duruşmalarda mağdurlar, tutuklanmalarının gerçekleştiği bağlamı açıklayarak, evlerinden, iş yerlerinden veya halka açık yollardan alındıklarını ve ailelerine haber verilmeden veya onlarla iletişim kurmalarına izin verilmeden çeşitli süreler boyunca gizli gözaltı merkezlerine götürüldüklerini belirtti. Gözaltında çeşitli şiddet türlerine, fiziksel işkenceye, kötü muameleye ve psikolojik zarara maruz kaldıklarını, bunun da birçok vakada kalıcı sakatlıklara, fiziksel deformitelere ve psikolojik bozukluklara ve hastalıklara yol açtığını ifade ettiler.

fevf
Birleşik Arap Emirlikleri güçleri tarafından Hadramut'ta işletilen yasadışı hapishanelerden biri, (Şarku'l Avsat)

Mağdurlar ayrıca işkence sonucu ölen meslektaşları hakkında ifadeler verdiler, bu ihlalleri işlemekle suçlananların isim listelerini ve gözaltı merkezlerinin isim ve yerlerine ilişkin ayrıntıları sundular. Ayrıca komite üyelerine serbest bırakıldıktan sonraki sağlık durumlarını belgeleyen tıbbi raporlar, videolar ve fotoğraflar teslim ettiler.

Ulusal Komite'ye göre mağdurlar ifadelerinin sonunda, bu ihlallerden sorumlu olanların hesap vermesini, bireysel ve kolektif zararların tazmin edilmesini, onurlarının iade edilmesini ve çeşitli aşağılamalara ve insanlık onuruna yönelik saldırılara maruz kalan herkesin adalete kavuşturulmasını talep etme konusundaki kararlılıklarını teyit ettiler.

 


Analistler: Fas ve Etiyopya arasındaki askeri iş birliği Mısır’ı endişelendirmiyor

Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)
Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)
TT

Analistler: Fas ve Etiyopya arasındaki askeri iş birliği Mısır’ı endişelendirmiyor

Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)
Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)

Fas ve Etiyopya arasındaki askeri iş birliği konusunda yapılan bir toplantı, özellikle Büyük Etiyopya Rönesans Barajı'nın su güvenliğine yönelik tehdidi konusunda Addis Ababa ile anlaşmazlık yaşayan Mısır'ın tutumu hakkında soru işaretlerine yol açtı.

Dün Şarku’l Avsat’a konuşan Mısırlı bir kaynak, Kahire'nin henüz resmi olarak yorum yapmadığı Fas-Etiyopya askeri iş birliğinin ‘Kahire'yi endişelendirmediğini ve bu konuda Rabat ile sessiz diplomatik görüşmeler yapılacağını’ söyledi.

Mısır ordusunda eski üst düzey bir subay olan bir askeri uzman da bu görüşe katılıyor. Bu iş birliğinin ‘Kahire için endişe kaynağı olmadığını’ doğrulayan uzman, Fas'ın ‘şu anda Kahire'nin düşmanı ve su haklarına karşı çıkan’ Etiyopya ile iş birliği yapmasına şaşırdığını belirtti.

dfrgt6y
Büyük Etiyopya Rönesans Barajı (Etiyopya Başbakanı'nın Facebook sayfası)

Ancak Etiyopyalı bir milletvekili Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Fas ile yapılan bu işbirliğinin Kahire'ye yönelik olmadığını veya herhangi bir tehdit mesajı ya da çatışma niyeti taşımadığını belirtti.

Addis Ababa'nın ülkesinin yeniden doğuşuna ve kalkınmasına odaklandığını ve kimseyle askeri çatışmaya girmeye niyetli olmadığını belirtti.

Tartışmalı toplantı

Fas gazetesi Hespress, bu ayın ortalarında, Fas-Etiyopya Ortak Askeri Komitesi'nin ilk toplantısını Addis Ababa'da yaptığını ve toplantıda ‘iki ülke arasında askeri ve savunma iş birliği alanında bir eylem planının’ tartışıldığını bildirdi.

Aynı kaynağa göre 2025 yılının haziran ayında Rabat'ta imzalanan askeri iş birliği anlaşması, eğitim, bilimsel araştırma ve askeri tıp alanlarında iş birliğinin yanı sıra bu ortak askeri komitenin kurulmasını da öngörüyordu. Etiyopya Haber Ajansı (ENA) bir sonraki gün, Addis Ababa ve Rabat'ın çeşitli askeri alanlarda ikili iş birliğini güçlendirmek amacıyla ilk ortak savunma komitesi toplantısını gerçekleştirdiğini bildirdi.

ENA’nın haberine göre görüşmelerde ‘iki ülke arasındaki askeri iş birliğinin, savunma kurumları, eğitim ve öğretim, savunma sanayii, teknoloji transferi ve diğer askeri faaliyet alanlarında karşılıklı fayda sağlayacak şekilde teşvik edilmesi’ konuları ele alındı.

Etiyopya Ulusal Savunma Kuvvetleri (ENDF) Dış İlişkiler ve Askeri İşbirliği Genel Müdürü Teshome Gemechu, o dönemde Etiyopya ile Fas arasındaki ilişkilerin birçok sektörde istikrarlı bir şekilde güçlendiğini ve iki ülke arasındaki uzun soluklu dostluğun Afrika dayanışmasını ve karşılıklı çıkarlar için birlikte çalışma konusundaki ortak taahhüdü yansıttığını vurguladı.

Gemechu, ayrıca, ortak komite toplantısının ‘Etiyopya-Fas ilişkilerinde tarihi bir dönüm noktası olduğunu ve mutabık kalınan iş birliği alanlarının pratik olarak uygulanması için yeni bir aşama açtığını’ belirtti.

ENA, Fas Silahlı Kuvvetleri Tedarik Direktörü Tuğgeneral Abdulkadir Osman'ın toplantı sırasında varılan anlaşmayı ‘askeri ilişkilerde önemli bir gelişme’ olarak nitelendirdiğini aktardı.

Tuğgeneral Osman, ‘Fas'ın Etiyopya ile savunma iş birliğini daha da güçlendirmeye kararlı olduğunu’ vurguladı.

“Sessiz diplomasi”

Bu konuda Şarku’l Avsat’a değerlendirmelerde bulunan Mısırlı bir kaynak, Fas-Etiyopya iş birliğinin ‘açıklığa kavuşturulması gerektiğini, ancak genel olarak endişe verici olmadığını, özellikle de Kahire'nin Rabat ile ilişkilerinin çok iyi olduğunu’ söyledi.

Kaynak, Rabat ile ‘sessiz diplomasi’ yaklaşımının benimseneceğini ve bu konuyla ilgili tartışmaların ‘suçlama bağlamında değil, sorunun doğasını anlamak ve Mısır'ın bu konudaki endişelerini tartışmak amacıyla’ yapılacağını düşünüyor.

Fas-Etiyopya görüşmesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın bu ayın ortalarında Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'ye gönderdiği mektupla aynı zamana denk geldi. Trump, mektupta “Nil Nehri'nin suyunun paylaşımı sorununu temelden ve sonsuza kadar çözmek için Mısır ve Etiyopya arasında ABD'nin arabuluculuğunu yeniden başlatmaya hazırım” ifadelerini kullandı. Trump, daha önce de defalarca kez, yönetiminin Kahire ile Addis Ababa arasında bir savaşı önlediğini söylemiş, ancak daha fazla ayrıntı vermemişti.

Mısırlı kaynak, Etiyopya'nın Mısır'a mesajlar göndermeye çalıştığına inanıyor. Bu mesajlar, Mısır ve Sudan'ın duyarlılığı ve Addis Ababa'nın yorum yapmaması üzerine Trump'ın arabuluculuk açıklamasının ardından artacak.

Öte yandan Etiyopyalı Milletvekili Muhammed Nur Ahmed, Fas ile iş birliğinin sadece askeri alanda değil, ticaret ve diplomasiyi de kapsadığını ve kimseye tehdit oluşturmaktan ziyade, bölge ülkeleriyle ilişkileri güçlendiren mesajlar taşıdığını düşünüyor.

Etiyopyalı Milletvekili Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır'ın Etiyopya’nın ortaklarından biri olduğunu vurgulayarak “Mısır ile savaşmadılar ve savaşmayacaklar, özellikle de Addis Ababa ilerleme ve refahla ilgileniyor ve Mısır veya başka bir ülkeyle savaşma niyetinde değil” dedi.

Buna karşın Mısırlı askeri stratejist Tümgeneral Samir Ferec, Etiyopya'nın bu gerekçelerini reddetti. Şarku’l Avsat’a değerlendirmelerde bulunan Tümgeneral Ferec, Addis Ababa'yı ‘Mısır'ın su haklarının düşmanı’ olarak nitelendirdi.

Mısır'ın ‘bu iş birliğinden endişe duymadığını” belirten Tümgeneral Ferec, “Arap Birliği üyesi bir ülke, Mısır'ın çıkarlarını tehdit eden başka bir ülkeyle nasıl iş birliği yapabilir?” diye sordu.

Etiyopya'nın bu toplantılardan çıkan mesajlarının Mısır'ı güvenlik veya askeri açıdan etkilemeyeceğini düşünen Mısırlı askeri stratejist, Mısır'ın bu konuyu Rabat ile hemen gündeme getirmeyeceğini, ancak iki ülke arasında gelecekte yapılacak toplantılarda ‘Mısır-Fas ilişkilerine önemli bir etkisi olmadan tutumunu ifade edeceğini’ tahmin ediyor.