Lübnan’da ‘yalan videosu’ hakkındaki tartışmalar sürüyor

Avn ve Diyab arasındaki ‘yalan videosunun’ sızdırıldığı toplantı. (Dalati ve Nahra)
Avn ve Diyab arasındaki ‘yalan videosunun’ sızdırıldığı toplantı. (Dalati ve Nahra)
TT

Lübnan’da ‘yalan videosu’ hakkındaki tartışmalar sürüyor

Avn ve Diyab arasındaki ‘yalan videosunun’ sızdırıldığı toplantı. (Dalati ve Nahra)
Avn ve Diyab arasındaki ‘yalan videosunun’ sızdırıldığı toplantı. (Dalati ve Nahra)

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ın hükümeti kurmakla yetkili Saad Hariri’yi ‘yalan söylemekle’ suçladığı sızdırılmış video görüntülerinin yankıları, taraflar arasında bölünmeyi yansıtır şekilde devam ediyor. Söz konusu video aynı zamanda hükümeti kurma yolundaki çıkmazın ve önündeki engellerin de teyidi niteliğinde.
Avn’a verilen ilk dolaylı cevabının ardından Hariri, 12 Ocak’ta ‘Vero’ uygulaması üzerinden, yalanlar ve hayallerle nasıl başa çıkılacağına dair tavsiyeler içeren ‘Eğer’ başlıklı bir şiir yayınladı. Hariri şu ifadeleri kullandı:
“Eğer sen yalana batmazken onlar sana yalan söylerlerse ve eğer sen nefrete yol vermezken onlar senden nefret ederlerse, yine de sen asaletini ve bilgeliğini terk etme.”
Müstakbel Hareket Milletvekili Muhammed el-Haccar, 12 Ocak’ta sızdırılan videoda geçen ifadeleri kasıtlı olsun ya da olmasın ‘utanç verici’ olarak nitelendirdi. Bir televizyon kanalına açıklamada bulunan Haccar, Hariri’nin anayasanın emrettiği şeyi ve bugünkü durumun gerektirdiği, ülkenin kurtuluşu için gerekli olan 3 hayrı yaptığına dikkat çekti. Milletvekili, bu 3 hayrı ‘görevi reform yapma ve ülkeyi kurtarma olan uzmanlardan oluşmuş bir hükümette engelleyici 3 pozisyon olmayacak’, ‘uzlaşı heyetinin empoze etmek istediği bozulmaya teslim olmayacak’ ve ‘istifa etmeyecek’ diye sıraladı.
Milletvekili Muhammed el-Haccar, “Lübnan’ın tek çıkarı, bu hükümeti kurmaktır. Hariri’ye karşı tüm kampanyalar, Lübnan’ın çıkarıyla uyuşmayan bir kota hükümetinin varlığını hedeflemektedir. Lübnan’ın çıkarı, partizan olmayan bir hükümettir” dedi.
Diğer yandan Hariri’nin basın danışmanı Hüseyin el-Vech, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Baabda Sarayı’ndaki karar alma daireleri, Cumhurbaşkanı’nı tartışmalı meselelere dahil etmekte ve 12 Ocak’ta dağıtılan video görüntülerindeki rastgele pozisyonu saptırmakta ısrar ediyorlar. Bu sözler anayasayı devirmenin ve durumu, ülkeyi Taif Anlaşması öncesine götüren bir talep kartı olarak kullanmanın bir şeklidir. Lübnanlılar, sorunun temel nedeninin saray çevrelerinde olduğunu, Başbakan Hariri’nin inkar durumuna son verilmesini, korona tehdidini ele alıp başarı yolunda çözümler ve reformalar getirmek için bir uzmanlar hükümetine kapıyı açma kararının alınmasını beklediğini biliyorlar.”
Konuya ilişkin cevaplar, Müstakbel ile sınırlı kalmadı. Öyle ki İlerici Sosyalist Parti ve Demokratik Buluşma da sızdırılan videoya yanıt verdi. Bu bağlamda Sosyalist Milletvekili Bilal Abdullah, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada 12 Ocak’ta Cannes Film Festivali’ne aday gösterilen kısa bir belgesel film dolayısıyla şaşkınlık yaşadığını belirtti. Abdullah açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Lübnan’ın yetim halkı, çıplak göğüsleriyle, yönetimsizlikle ve kanlı kaderleriyle karşı karşıya. Ülkemizin tarihi, en şiddetli kriz ve sıkıntılarında bile böylesine bir düşüşe tanık olmadı. Zamanlama, Taif’e karşı ölümcül bir darbedir.”
Sosyalist Parti yaptığı açıklamada, Avn’ın videoda söyledikleri ve geçen pazartesi günü Cibran Basil’in yaptığı açıklama arasında da bağlantı kurdu:
“Yeni bir paradoksta, medyaya karşı her zaman önyargılı olan Cumhurbaşkanı, iş çevirme hükümeti başbakanı (Hassan Diyab) ile yaptığı konuşmayı sızdırmak için aynı medyayı kullandı. Böylece şekil ve içerik olarak yalnızca başbakanlık pozisyonuna büyük bir hakaret etmekle kalmadı, aksine cumhurbaşkanlığı pozisyonuna ve ulaştığı jandarma düzeyine de dokundu. Bu skandal video, Cumhurbaşkanı’nın milletvekillerine uyarı mesajıyla hükümeti kurmadan önce zaten bilinenleri doğrulamak için geldi. Video, tüm hükümeti kurma süreci boyunca kendisi ve ekibinin, Saad Hariri’nin hükümeti kurmasını istemediğini de kanıtladı.”
Açıklamada ayrıca, ‘Beyrut Limanı patlaması soruşturmalarında suçlanması sonrasında Diyab’ı savunan Hariri’nin kendisini ve eski başbakanları’ eleştiren Avn’ı dinleyen iş çevirme hükümeti başkanının konumuna da dikkat çekildi. “Bu başkan, Cumhurbaşkanı’nın sözlerini tek bir yorum yapmadan dikkatle dinleyerek, bu pozisyona saygısını nasıl ifade etti?” diye soruldu. Ayrıca “Damat Basil, dün bir hükümet kurmakla ve ülkenin işlerini yönetmekle görevli başkana güvenmediğini söylerken, (amca da) bugün aynı tavrı doğruladı” ifadesi kullanıldı.
Avn söz konusu videoda Diyab’ın hükümeti kurma sürecine ilişkin bir sorusuna yanıt olarak, hükümetin kurulmadığını ve Hariri’nin gerçeği yansıtmayan açıklamalarda bulunduğunu belirtiyor. Konuşmanın bir kısmında Lübnanlı bir dizi medya kuruluşu ve ‘videonun kesildiğini, konuşmasının tam olmadığını ve bu yüzden asıl söylenenlerin çarpıtıldığını’ belirten Cumhurbaşkanlığı arasında farklı bir diyalog geçiyor.
Cumhurbaşkanlığı’ndan Şarku’l Avsat’a yapılan açıklamada “Medyada aktarılanların aksine Avn, ‘Ona bir kağıt (yani bakanların isimlerinin bir listesini) vermedik’ diyor. ‘O bize vermedi’ değil” denildi.
Bu tavır, videonun sızdırılması dolayısıyla ‘El-Cedid’ kanalını suçlayan Özgür Yurtsever Hareket tarafından dile getirildi. Hareket yaptığı açıklamada, “Cumhurbaşkanı Avn, sözünü samimi ve cesurca söyledi. El-Cedid, Cumhurbaşkanı’nın ‘Ona vermedik’ demesine rağmen ‘Bize vermedi’ dediğini iddia ederek sözleri tahrif etti” ifadelerini kullandı.
Aynı şekilde ‘Avn’ın Hariri’den bir liste aldığını reddettiğini gösteren’ video ve bilgilerin yayınlanması sonrasında Müstakbel Hareket Genel Sekreteri Ahmed Hariri ve hareket destekçileri, Twitter üzerinden açıklamada bulundular. Hariri’nin daha önce Cumhurbaşkanı Avn’a bir hükümet listesini sunduğu açıklayan paylaşımı yeniden yayınladılar. Hariri söz konusu paylaşımının yanı sıra “Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Cumhurbaşkanı’nı yalanlıyor” diye yazdılar.



Sudan ordusu, Batı Libya yetkilileriyle askeri iş birliğini güçlendiriyor

Libya Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir’i kabul etti, 5 Nisan 2026. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)
Libya Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir’i kabul etti, 5 Nisan 2026. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)
TT

Sudan ordusu, Batı Libya yetkilileriyle askeri iş birliğini güçlendiriyor

Libya Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir’i kabul etti, 5 Nisan 2026. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)
Libya Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir’i kabul etti, 5 Nisan 2026. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)

Sudan ordusu, Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) ile Batı Libya’da iş birliğini güçlendirmek amacıyla sürpriz görüşmeler gerçekleştirdi. Toplantılarda iki ülke arasında askeri ve güvenlik iş birliğinin artırılması yolları ele alındı.

UBH Genelkurmay Başkanlığı dün yaptığı açıklamada, Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş’ın, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir ve beraberindeki heyeti kabul ettiğini bildirdi. Açıklamada, yüksek seviyeli toplantının ‘iki kardeş ülke arasında askeri ve güvenlik iş birliğinin güçlendirilmesi yollarını görüşmek için’ düzenlendiği belirtildi.

Libya’nın başkentinde düzenlenen üst düzey Libya-Sudan askeri toplantısından bir kare, 5 Nisan 2026 (UBH Genelkurmay Başkanlığı)Libya’nın başkentinde düzenlenen üst düzey Libya-Sudan askeri toplantısından bir kare, 5 Nisan 2026 (UBH Genelkurmay Başkanlığı)

Bu görüşme, Batı Libya ile Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanı Mareşal Halife Hafter’in kontrolündeki Doğu Libya arasında yaşanan siyasi ve askeri bölünmenin arka planında gerçekleşiyor. Hafter, Muhammed Hamdan Dagalu (Hamideti) liderliğindeki Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile ‘iş birliği’ yaptığı yönündeki suçlamalarla karşı karşıya.

UBH hükümetine yakın bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu toplantıyı, ‘Sudan ordusunun Libya’daki askeri ve güvenlik bölünmesinden yararlanan HDK karşısında attığı önemli bir adım’ olarak nitelendirdi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, 26 Şubat 2024’te başkent Trablus’a gerçekleştirdiği ilk resmi ziyarette, Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ile bir araya gelmişti. İki lider, ikili ilişkilerin güçlendirilmesi, desteklenmesi ve geliştirilmesine yönelik ikili görüşmeler gerçekleştirmişti.

 Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Şubat 2024’te Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ı karşıladı. (Libya Başkanlık Konseyi)Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Şubat 2024’te Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ı karşıladı. (Libya Başkanlık Konseyi)

El-Menfi ile Burhan, o dönemde iki ülke arasında heyet değişimini ve imzalanan anlaşmaların uygulanmasını kararlaştırdı. İki ülke heyetlerinin katıldığı görüşmelerde ortak ilgi alanındaki konular ele alındı ve ‘Sudan ile bölgedeki barış ve istikrarın sağlanması’ hedeflendi.

Trablus’taki Genelkurmay Başkanlığı’nda dün yapılan buluşmada, Libyalı yetkili en-Nemruş, Libya ve Sudan halklarını birleştiren ‘tarihî bağlar ve köklü ilişkilerin derinliğine’ vurgu yaptı. En-Nemruş, ‘ülkelerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde ortak koordinasyonun geliştirilmesinin ve bölgedeki güvenlik ile istikrara katkı sağlamasının önemini’ vurguladı.

Genelkurmay Başkanlığı, toplantıda ‘bilgi paylaşımı ve güvenlik koordinasyonu alanında iş birliğinin uygulanma yöntemlerinin’ ele alındığını açıkladı. Taraflar ayrıca, ‘askeri eğitim programlarının ve deneyim paylaşımının genişletilmesi; personelin yeterliliğinin artırılması ve hazırlık seviyesinin yükseltilmesi’ konusunda mutabık kaldı. Bu adımlar, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı ve yapıcı iş birliği hedeflerini yansıtıyor.

Öte yandan LUO, Sudan’daki HDK’ye destek sağlamakla ilgili suçlamaları daha önce görmezden gelmişti. Reuters, güneydoğu Libya’daki Kufra Havalimanı’nın, Darfur’daki el-Faşir kenti üzerindeki kontrolün güçlendirilmesi için lojistik üs olarak kullanıldığını bildirmişti. LUO, bu iddialara yanıt vermemişti.

Reuters geçtiğimiz aralık ayında yayınladığı bir haberde, ‘Kufra üzerinden geçen ikmal hattının, HDK’nin el-Faşir şehri üzerindeki kontrolünü güçlendirmede merkezi bir rol oynadığını ve bu sayede Darfur’daki varlığını sağlamlaştırmasını sağladığını’ belirtmişti.

Nisan 2023’te Sudan iç savaşı başladığından bu yana LUO’ya HDK’ye yardım sağladığı yönünde tekrar eden suçlamalar yapıldı. Ancak LUO, o dönemde bu iddiaları yalanlayarak, Sudan tarafları arasında çatışmaların durdurulması için ‘arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu’ açıklamıştı.


İsrail hava saldırıları Lübnan'ın güneyindeki kasabaları hedef aldı

Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
TT

İsrail hava saldırıları Lübnan'ın güneyindeki kasabaları hedef aldı

Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)

İsrail savaş uçakları bugün Lübnan'ın güneyindeki Burc Rahal kasabasına hava saldırıları düzenledi. Saldırılarda 3 kişi öldü, bir kişi yaralandı. Ayrıca güney Lübnan'daki kasabalara da saldırılar düzenlendi.

İsrail savaş uçakları bu sabah Lübnan'ın güneyindeki Burc Rahal kasabasında bir eve hava saldırısı düzenleyerek 3 kişiyi öldürdü, birkaç kişiyi yaraladı ve birçok evi yıktı. Sivil savunma ekipleri cesetleri çıkarmak ve yolu temizlemek için çalışıyor. Resmi Lübnan Ulusal Haber Ajansı, hava saldırılarının ayrıca şafak vakti Lübnan'ın güneyindeki Haris kasabaların da hedef aldığını bildirdi.

İlgili bir gelişmede, Hizbullah bugün dört ayrı açıklamada, savaşçılarının İsrail'in Liman, Hurfish, Shlomi ve Nahariya yerleşimlerini roket saldırılarıyla hedef aldığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre Hizbullah yaptığı açıklamada, bugün saat 02:25'te Liman yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını belirtti. İkinci bir açıklamada ise saat 00:30'da Hurfish yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını duyurdu.

Üçüncü bir açıklamada Hizbullah, saat 02:30'da Shlomi yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını açıkladı. Dördüncü bir açıklamada ise saat 03:10'da Nahariya yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını bildirdi.

Şunu belirtmekte fayda var ki, 2 Mart sabahından itibaren İsrail savaş uçakları Beyrut'un güney banliyölerini, Güney Lübnan'daki çeşitli bölgeleri ve Doğu Lübnan'daki Bekaa Vadisi'ni hedef alan bir dizi hava saldırısı düzenledi. Saldırılar ayrıca Lübnan Dağı ve Kuzey Lübnan'daki bölgelere de yayıldı. İsrail hava saldırıları halen devam etmektedir. Mart ortasından sonra İsrail ordusu Güney Lübnan'a bir saldırı başlattı.


Gazze Şeridi’ndeki direnişçi gruplar, ‘silahsızlanma’ planında değişiklik talep edilmesinin ardından yoğun saldırı bekliyor

Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
TT

Gazze Şeridi’ndeki direnişçi gruplar, ‘silahsızlanma’ planında değişiklik talep edilmesinin ardından yoğun saldırı bekliyor

Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)

Gazze Şeridi’ndeki büyük Filistinli gruplardan çeşitli kaynaklar, İsrail’in Gazze Şeridi içindeki saldırılarını yoğunlaştırmasının beklendiğini belirtti. Bu beklentinin, Barış Konseyi planında yer alan silahsızlanma maddelerinde değişiklik yapılması talebinin ardından ortaya çıktığı ifade edildi.

Hamas’a bağlı üç kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, sahada İsrail’in daha geniş çaplı bir askeri gerilime hazırlandığına dair göstergeler bulunduğunu belirtti. Kaynaklar, bu olası gerilimin polis ve güvenlik noktalarının hedef alınmasının, silahlı grup üyelerine yönelik saldırıların ve suikastların ötesine geçebileceğini dile getirdi.

Hamas’ın silahsızlandırılması, Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov tarafından sunulan planın en önemli maddeleri arasında yer alıyor. Söz konusu plan, Mladenov tarafından mart ayı sonunda Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde açıklanmıştı. Uluslararası ve bölgesel medyada yayımlanan maddelere göre plan, Filistinli hareketin tünel ağını imha etmesini ve sekiz ay içinde aşamalı olarak silah bırakmasını öngörüyor. Plan ayrıca, ‘Gazze Şeridi’nin silahlardan tamamen arındığının nihai olarak doğrulanması’ sonrasında İsrail güçlerinin tamamen çekilmesini içeriyor.

 Hamas ve İslami Cihad Hareketi’ne bağlı silahlı güçler Gazze’de konuşlandırıldı. (AFP)Hamas ve İslami Cihad Hareketi’ne bağlı silahlı güçler Gazze’de konuşlandırıldı. (AFP)

Son günlerde İsrail’in tırmanışı, polis güçlerine bağlı güvenlik unsurları ile sahadaki silahlı grup üyelerine yönelik saldırıların yoğunlaştırılmasıyla daha da arttı. Kaynaklara göre Hamas’a bağlı hükümet kurumlarındaki güvenlik personeline ve grupların askeri kanatlarına mensup silahlı unsurlara, alarm seviyesini en üst düzeye çıkarmaları yönünde talimat verildi. Aynı talimatlarda, tekrar eden hedef alınma girişimlerini önlemek amacıyla mümkün olan tüm güvenlik önlemlerinin alınması istendi.

Planda yapılan değişiklikler

Geçtiğimiz hafta Hamas heyeti, Kahire’ye gerçekleştirdiği ziyaretin ardından, iki gün önce Gazze Şeridi’ndeki gruplar adına ‘silahsızlanma planı’ önerisine yanıtını sundu. Kaynaklara göre, Nikolay Mladenov ile yapılan görüşmede iletilen yanıtta, ‘ikinci aşamaya geçilmeden önce İsrail’in ilk aşamadaki tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesini zorunlu kılacak değişikliklerin yapılması’ gerektiği vurgulandı.

Hamas kaynaklarına göre, İsrail’in söz konusu değişiklik talebini ‘hareketin silah bırakmayı reddettiği’ gerekçesiyle önümüzdeki dönemde saldırılarını artırmak için bir bahane olarak kullanabileceği değerlendiriliyor. Kaynaklardan biri, Hamas’ın ve diğer grupların planı farklı çerçeveler içinde incelemeyi sürdürdüğünü kaydetti.

İslami Cihad Hareketi’nden bir kaynak ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, özellikle İran ile bağlantılı gelişmelerin ardından İsrail’de tırmanış ihtimalinin artmasıyla birlikte, sahadaki savaşçılara izlerinin sürülmesini ve hedef alınmalarını önlemek amacıyla tüm gerekli güvenlik tedbirlerini almaları yönünde kesin talimatlar verildiğini ifade etti.

Öte yandan İsrail, cumartesiyi pazara bağlayan gece yarısı, Gazze kentinin doğusundaki Şeva Meydanı bölgesinde, özel İsrail birliklerinin ya da silahlı grupların sızmasını önlemek amacıyla kurulan bir kontrol noktasında bulunan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensubu dört silahlı kişiyi öldürdü.

Bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)Bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)

Hamas’a bağlı bir polis mensubu dün, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı girişinde aracının İsrail’e ait bir insansız hava aracı (İHA) tarafından hedef alınması sonucu hayatını kaybetti. Aynı gün, Han Yunus’un güneyindeki ‘sarı hat’ olarak bilinen bölgede bir genç de İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu öldürüldü.

Sahadaki kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, hedef alınan aracın Kassam Tugayları’na bağlı bir üyeye ait olduğunu, aracı kullanan kişinin ise daha önce önde gelen isimlerden birinin korumalığını yapmış polis memuru olduğunu belirtti.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail, 10 Ekim 2025’te ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana 718’den fazla Filistinliyi öldürdü.

Erdoğan ile görüşme

Bu arada Hamas dün yaptığı açıklamada, üst düzey bir heyetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İstanbul’da bir araya geldiğini duyurdu. Görüşmede, Gazze Şeridi’ndeki gelişmeler, ateşkes anlaşmasının kalıcı hale getirilmesi ve Kudüs’teki son durum ele alındı.

Hareketten yapılan açıklamaya göre, Hamas Liderlik Konseyi Başkanı Muhammed Derviş başkanlığındaki heyette Halid Meşal, Halil el-Hayye ve Zahir Cebbarin yer aldı. Cumartesi günü gerçekleşen görüşmede, Gazze Şeridi’ndeki gelişmeler ele alındı. Açıklamada ayrıca, ateşkes anlaşmasının uygulanmasının güvence altına alınması, insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve halkın temel ihtiyaçlarının karşılanmasının önemine vurgu yapıldı.

Açıklamada, Kudüs’teki durumun, özellikle de Mescid-i Aksa çevresindeki gelişmelerin ciddiyetine dikkat çekilerek, ‘ihlaller’ olarak nitelendirilen uygulamaların sonuçlarına karşı uyarıda bulunuldu. Ayrıca, esirlere yönelik idam cezasını içeren yasa tasarısına da karşı çıkılarak, bunun uluslararası hukuka aykırı olduğu ifade edildi.

Heyetin, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği destekten duyduğu memnuniyeti dile getirdiği ve Erdoğan’ın bu konudaki çabalarını takdir ettiği aktarıldı. Açıklamaya göre Erdoğan da Türkiye’nin Filistin halkının haklarına verdiği desteğin süreceğini ve bu konudaki tutumunun değişmeyeceğini vurguladı.