Biden ve Esed’e mesaj gönderen İsrail, Suriye’nin doğusundaki İran mevzilenmesini vurmada ‘en üst aşamaya’ geçmeye başladı

Irak’tan önceki gün Suriye’ye giriş yapan ABD’nin Bradley tipi zırhlı araçları, Suriye’nin kuzeydoğusundaki Simelka Sınır Kapısı yakınlarında görülüyor (AFP)
Irak’tan önceki gün Suriye’ye giriş yapan ABD’nin Bradley tipi zırhlı araçları, Suriye’nin kuzeydoğusundaki Simelka Sınır Kapısı yakınlarında görülüyor (AFP)
TT

Biden ve Esed’e mesaj gönderen İsrail, Suriye’nin doğusundaki İran mevzilenmesini vurmada ‘en üst aşamaya’ geçmeye başladı

Irak’tan önceki gün Suriye’ye giriş yapan ABD’nin Bradley tipi zırhlı araçları, Suriye’nin kuzeydoğusundaki Simelka Sınır Kapısı yakınlarında görülüyor (AFP)
Irak’tan önceki gün Suriye’ye giriş yapan ABD’nin Bradley tipi zırhlı araçları, Suriye’nin kuzeydoğusundaki Simelka Sınır Kapısı yakınlarında görülüyor (AFP)

İsrail’in dün Suriye’nin doğusundaki askeri mevzi ve silah depolarına yönelik hava saldırıları sonucu rejim saflarındaki İran destekli en az 57 unsur öldü. Bu, İsrail’in Suriye’ye hava saldırılarına başladığı tarihten bu yana kaydedilen en yüksek ölüm sayısı. İsrail Eski Hava Kuvvetleri Komutanı Amos Yadlin, Irak sınırına yakın bölgeyi hedef alan bu hava saldırılarının “Suriye’deki İran mevzilenmesini vurmada en üst aşamayı” oluşturduğunu belirterek, saldırıların İran’ın yanı sıra ABD’nin seçilmiş Başkanı Joe Biden ve Suriye rejim lideri Beşşar Esed’e mesaj niteliğinde olduğunu söyledi.
İsrail, “İran’ın Suriye’deki mevzilenmesini vurma” kararlığını vurgulamasıyla eş zamanlı olarak son aylarda Suriye’nin çeşitli bölgelerinde İranlı güçlerin ve desteklediği grupların askeri mevzilerine yönelik saldırılarına hız vermiş durumda. AFP’nin Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nden (SOHR) aktardığına göre, İsrail, salıyı çarşambaya bağlayan gece, Suriye’nin Deyrizor kentinden Irak-Suriye sınırındaki Elbu Kemal Çölü’ne uzanan bölgeyi bombaladı. Gözlemevi, bombardımanda Lübnan Hizbullah’ı, rejim güçleri, İranlı güçler ve desteklediği grupların Deyrizor çevresindeki karargah ve depoları ile Elbu Kemal ve El-Meyadin çöllerindeki silah depolarının vurulduğunu bildirdi.
Gözlemevi’nin aktardığı yeni verilere göre, söz konusu üç bölgeye yönelik bombardımanda rejim güçlerinden 14 unsur ve rejim saflarında savaşan İran destekli 43 unsur öldü. İran destekli unsurlardan 16’sının Irak uyruklu, 11’inin Afganistanlı milislerden oluşan Fatimiyyun Tugayı’na mensup olduğunu belirten Gözlemevi, 37 unsurun yaralandığını, bazılarının hayati tehlikesi bulunduğunu kaydetti.
Suriye resmi haber ajansı SANA, askeri bir kaynağa dayandırarak verdiği haberde, ‘düşman’ İsrail’in yerel saatle 01.10’da (23.10 GMT) Deyrizor kenti ile Elbukemal bölgesine hava saldırısı gerçekleştirdiğini ve halihazırda saldırının sonuçlarının incelendiğini belirtti. Ajans, detaylar hakkında bilgi vermedi.
Gözlemevi Müdürü Rami Abdurrahman, AFP’ye verdiği demeçte, bu hava saldırısının, sonuçları bakımından İsrail’in Suriye’de gerçekleştirdiği en kanlı hava saldırılarından biri olduğunu söyledi. İsrail’in Haziran 2018’de Deyrizor kentine düzenlediği şiddetli hava saldırısında aralarında 16’sı rejim unsuru 55 kişi ölmüştü. Abdurrahman, İsrail’in salı gecesi düzenlediği hava saldırılarının, İran destekli Afgan Fatimiyyun Tugayı’nın Irak topraklarından İran silahlarını taşıyan 4 tırı Suriye’ye geçirmesinden birkaç gün sonra geldiğini belirtti. Abdurrahman, söz konusu 4 tırın, İsrail’in salı gecesi hedef aldığı depolara yük boşalttığına dikkati çekti.
Gözlemevi’nin çarşamba aktardığı verilere göre, salı gecesi gerçekleşen bombardımanda Elbukemal Çölü’nde İran destekli ve Suriye uyruklu olmayan 12 savaşçı öldü, 15’i yaralandı. Gözlemevi, hava saldırılarının hangi ülke uçakları tarafından yapıldığının tespit edilemediğini kaydetti. Suriye devlet medyasının teyit etmemesi ve İsrail’in yorum yapmaktan kaçınması, uçakların hangi ülkeye ait olduğunun belirlenmesini zorlaştırıyor.

Biden ve Esed’e mesaj!
İsrail eski Hava Kuvvetleri Komutanı Amos Yadlin, yeni hava saldırılarının İran’ın yanı sıra ABD’nin seçilmiş Başkanı Joe Biden ve Suriye rejim lideri Beşşar Esed’e mesaj niteliğinde olduğunu söyledi. İsrail’in 1991’de Irak nükleer reaktörüne düzenlediği hava saldırısında görev alan, bugün Tel Aviv’deki Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü’nün başkanlığını yürüten ve Hava Kuvvetleri başta olmak üzere İsrail güvenlik kurumlarının direktörleriyle yakın ilişkilerini koruyan Yadlin, İsrail’e atfedilen son saldırıların, Suriye’deki İran mevzilenmesini vurmada en üst aşamaya geçişten ibaret olduğunu zira bu saldırıların Suriye’nin şehir merkezlerini hedef aldığını ve 10 nitelikli hedefi vurduğunu belirtti. Yadlin, bir radyo programında yaptığı açıklamada, “Bu, Ocak ayı içerisinde Suriye’ye düzenlenen dördüncü hava saldırısı. Fakat bu sefer ki hava saldırıları sadece sapa yerlerdeki üslere ait silah depolarıyla yetinmeyerek, iki şehrin, Deyrizor ve Elbu Kemal’in içindeki hedefleri de vurdu. Hava saldırıları çok sayıda zayiata yol açtı (Suriyeli kaynaklara göre 57 ölü, 37 yaralı) ve Suriye ordusunun imajına ve hava savunma sistemine zarar vermeyi hedefledi. Bununla rejime verilen mesajda, İranlı milislerin Suriye’deki sivil bölgelere mevzilenmesine izin vermesinin ağır bir bedeli olacağını ifade ediyor. Bununla bir başka mesaj da Biden yönetimine veriliyor: Nükleer konu dışında İran’ın olumsuz faaliyetleri var ve İran yönetimiyle yapılacak temasta bu faaliyetlere değinilmesi gerekiyor, İsrail İran’ın mevzilenmesini engelleme yaklaşımını değiştirmeyecek. Hava saldırılarıyla Tahran’a verilen sert mesaj ise çoğunlukla İran’ın Afgan, Iraklı veya Suriyeli destekçilerinden oluşan milisler tarafından kullanılsa bile Suriye’deki askeri mevzileri boşaltması gerektiğidir” dedi.
Yadlin, konuşmasının devamında cevapsız bıraktığı şu soruları yöneltti:
“Bu geceki saldırı ile İran’ın, Natanz (nükleer tesisinin patlatılması) ve (suikastla öldürülen İranlı nükleer bilimci Muhsin) Fahrizade gibi son operasyonlara misilleme yapmasının engellenmesi amacıyla (İsrail’in) alarm durumuna geçmesi arasında bir bağlantı var mı?
Bu hava saldırıları, İran’ı bu iki operasyonun (Natanz ve Fahrizade) veya ABD’nin bir yıl önce İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’ye düzenlediği suikast eyleminin intikamını almasını engellemek amacıyla mı yoksa İran’ı kışkırtma ve İsrail’e karşı kabaran (ve halen açık) hesabı kapatmaya sevk etme derecesinde gerginliğin tırmandırılması için mi gerçekleştirildi?”
İsrail, bu hava saldırılarıyla ilgili basında çıkan haberleri yalanlama veya teyit etmekten kaçınma ve sessiz kalma konusundaki geleneksel yaklaşımını sürdürdü. Associated Press'e (AP) konuşan üst düzey ABD’li istihbarat yetkilisi, İsrail’in salı gecesi düzenlediği hava saldırılarının, ABD’nin sağladığı istihbarat bilgileriyle gerçekleştiğini ve Suriye’de hedef alınan depoların daha önce İran’a ait silahların depolanması ve hazırlanması için kullanılan transfer hattının bir parçası olarak kullanıldığını belirtti. İsminin açıklanmasını istemeyen ABD’li yetkili, hassas ulusal güvenlik meselelerine vurgu yaparak, “ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun önceki gün (pazartesi) saldırıların gerçekleşmesinden saatler öncesinde Washington’da Mossad Başkanı Yossi Cohen'le bir araya geldiğini” söyledi.
İsrailli yetkililer, son dönemde, üstü kapalı bir şekilde tehditlerle yaptıkları uyarılarda, “İran’ın kontrolündeki herhangi bir mevziden, ister Lübnan’daki Hizbullah tarafından isterse Suriye ve hatta Irak ve Yemen’deki milisler tarafından gerçekleştirilsin, İsrail’e yönelik her türlü saldırı girişimine karşı İsrail güçlerinin yanıt vermek için alarm halinde olduklarını” sık sık dile getiriyorlar. İsrail sınırını yasadışı yoldan geçen ve İsrail istihbaratına göre Hizbullah’a çalışan Lübnanlı bir çobanın tutuklanmasının ardından, Tel Aviv’deki askeri bir yetkili, dün yaptığı açıklamada, Hizbullah’ın Temmuz 2020’de Suriye’de Ali Kamil Muhsin adlı Hizbullah yöneticisinin öldürülmesine karşılık olarak ‘caydırma dengesi’ denklemini dayatmak için bir İsrail askerini avlamak amacıyla halen çabaladığını söyledi. “Askere karşılık asker” diyen İsrailli yetkili, şu tehditte bulundu:
“İsrail teyakkuzda. Hizbullah’tan gelecek herhangi bir eyleme, Lübnan’daki bir dizi hedefin tamamen vurulmasıyla karşılık verilecek.”



Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
TT

Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi

Irak İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriyeli mültecilere sınırlarını açtığı ve 350 bin mülteciyi kabul edeceği yönündeki haberleri yalanladı.

Irak İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, "Bu haberleri kesinlikle yalanlıyoruz, ancak bilgi aktarımında doğruluğa ve haberlerin yalnızca resmi kaynaklardan alınmasına, kötü niyetli söylentilerden kaçınılması gerektiğini uyarıyoruz" denildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'dan aktardığına göre bakanlık açıklamasında ayrıca, "blog yazarlarının yanlış bilgi yaymaktan kaçınmaları ve yetkili kurumların resmi web sitelerini takip etmenin önemini" vurguladı.


Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
TT

Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)

Irak’ta Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin üçüncü kez başbakanlık koltuğuna oturma ihtimali, artan Amerikan baskısı ve Koordinasyon Çerçevesi içindeki derinleşen bölünmeler nedeniyle giderek zayıflıyor. Buna karşılık Kürt tarafı, cumhurbaşkanlığı makamının akıbetinin, bir sonraki başbakanın ismi netleşmeden karara bağlanamayacağı görüşünde.

Koordinasyon Çerçevesi’nden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nuri el-Maliki’nin üçüncü dönem şansı ciddi biçimde geriliyor” dedi. Kaynağa göre Maliki’nin adaylıkta ısrarı, “fiilen yeniden başbakan olmak istemesinden ziyade, Muhammed Şiya es-Sudani’nin bu makama gelmesini engelleme” amacını taşıyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, Sudani’nin daha önce Maliki lehine geri adım attığını, bunun karşılığında ise Maliki’nin hükümet kuramaması hâlinde kendisini destekleyeceği yönünde bir taahhütte bulunduğunu, Maliki’nin bugün bu durumu siyasi bir koz olarak kullanmaya çalıştığını belirtti. Kaynak, Kanun Devleti Koalisyonu liderinin, kazanamasa bile “alternatif adayın belirlenmesinde etkili bir söz sahibi olmak” istediğini vurguladı.

cfgthy
Bağdat’ta ABD Büyükelçiliği yakınında Maliki’ye destek amacıyla düzenlenen gösteride, Maliki taraftarları (DPA)

Aynı kaynak, Maliki’nin adaylığına karşı olduğu yönündeki Amerikan mesajlarının, resmi adaylık açıklamasından önce bile Koordinasyon Çerçevesi içindeki herkes tarafından bilindiğini ifade etti.

Maliki, televizyon röportajında, Sudani’nin destek karşılığında kendisinden herhangi bir güvence talep etmediğini savunarak, başbakanlıktan çekilme kararının Sudani’ye ait olduğunu ve bunun kendisini şaşırttığını söyledi.

Koordinasyon Çerçevesi’nin Kürdistan çıkarması

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, Muhammed Şiya es-Sudani başkanlığında ve Bedir Örgütü lideri Hadi el-Amiri ile El-Esas İttifakı Başkanı Muhsin el-Mandalavi’nin de yer aldığı Koordinasyon Çerçevesi heyetinin Erbil ve Süleymaniye’ye yaptığı ziyaret, cumhurbaşkanlığı dosyasında Kürt tutumunu yumuşatmayı başaramadı.

Siyasi kaynaklara göre heyet, cumhurbaşkanlığıyla ilgili tek bir krizi çözmek için gitti, ancak Kürt bakış açısıyla birbirine bağlı iki krizle — cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık — geri döndü. Kürtler , “Şii siyasi liderliğin başbakanlık makamını fiilen belirlediği” kanaatine varmış durumda.

Kaynaklar, Erbil ve Süleymaniye’de Kürt tarafının tek bir tutum ortaya koyduğunu; bunun da, özellikle ABD baskısının arttığı bir ortamda, başbakanın ismi netleşmeden cumhurbaşkanlığı meselesinin karara bağlanamayacağı yönünde olduğunu aktardı. Bu baskılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Maliki’nin başbakan olarak atanmasının sonuçlarına dair uyarı içeren paylaşımının ardından daha da belirginleşti.

Kürt partiler, ABD ile doğrudan bir cepheleşmenin ön safında yer almaktan endişe ediyor. Bu kaygılar, yeni ABD özel temsilcisinin Bağdat’ı ziyaret ederek geçici hükümet başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile görüşmesi ve Trump’ın paylaşımından bir gün sonra Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani ile telefon görüşmesi yapmasıyla daha da arttı.

İki günlük süre ve Kürt belirsizliği

Heyetin Bağdat’a dönüşünün ardından Koordinasyon Çerçevesi, Kürtlere cumhurbaşkanı adayları konusunda tutumlarını netleştirmeleri için iki günlük ek süre tanıma kararı aldı. Aksi hâlde “parlamenter çoğunluk” seçeneğine gidilebileceği, bunun da Kürt partilerden birinin bu makamı kaybetmesine yol açabileceği belirtiliyor.

Buna karşılık Kürt siyasi ve medya söylemi giderek daha muğlak bir hâl aldı. Kürdistan Demokrat Partisi ile Kürdistan Yurtseverler Birliği, cumhurbaşkanlığı makamının “sabit bir Kürt hakkı” olduğu görüşünde ısrar ediyor.

Irak Meclisi İkinci Başkan Yardımcısı ve Kürdistan Demokrat Partisi yöneticilerinden Ferhad Etruşi, partisinde cumhurbaşkanlığı konusunda herhangi bir görüş ayrılığı olduğu iddialarını reddederek, medyada yer alan haberleri “gerçeklikten uzak” olarak niteledi. Etruşi, Kürdistan liderliği ve Mesud Barzani’den çıkacak her karara bağlı kalacaklarını ve bunun kamu yararına hizmet edeceğini vurguladı.

Maliki, Koordinasyon Çerçevesi’ni zorluyor

Siyasi kulislerde, Maliki’nin son televizyon açıklamalarının Koordinasyon Çerçevesi içinde dengeleri yeniden sarstığı ve “çelişkili ve dağınık” bir tablo yarattığı belirtiliyor. Bazı çerçeve bileşenleri Trump’ın paylaşımını küçümsemeye ve bunun “satın alınmış” ya da “Irak içinden yazılmış” olabileceğini öne sürmeye çalışsa da, çerçeve içindeki kaynaklara göre asıl zarar, dış baskılardan ziyade Maliki’nin kendi açıklamalarından kaynaklandı.

sdfvgthy
Nuri el-Maliki (Reuters)

Dikkat çekici bir gelişme olarak Bloomberg, Washington’un Maliki’nin başbakan olması hâlinde, İran’a yakınlığı gerekçesiyle Irak’ın petrol ihracat gelirlerine erişimini kısıtlayabileceği uyarısını Iraklı yetkililere ilettiğini bildirdi. Bu uyarının, geçen hafta Türkiye’de Irak Merkez Bankası Başkanı Ali el-Allak ile üst düzey Amerikalı yetkililer arasında yapılan bir toplantıda iletildiği, bunun Trump’ın “Iraklı siyasetçiler Maliki’yi seçemez” ifadeleriyle eş zamanlı olduğu aktarıldı.

Buna karşılık İran’a yakın kaynaklar, Tahran’ın Irak’taki müttefiklerine Trump’ın baskılarına direnme çağrısı yaptığını, İran lideri Ali Hamaney’in geçen ay Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’yi Bağdat’a Maliki’nin adaylığı dolayısıyla bir tebrik mesajıyla gönderdiğini ve bunun Washington’da rahatsızlık yarattığını belirtti.

“Şartlı olarak çekilmeye hazırım”

Maliki ise televizyon röportajında, Koordinasyon Çerçevesi’nin çoğunluğunun talep etmesi hâlinde adaylıktan çekilmeye hazır olduğunu söyledi ve adaylığının Irak’a Amerikan yaptırımları getireceği iddiasını reddetti. Adaylığın “tamamen Irak’a ait bir mesele” olduğunu savunan Maliki, ABD Başkanı’nın iç ve dış aktörler tarafından “yanıltıldığını” ileri sürdü; söz konusu paylaşımın “muhtemelen Irak içinden yazıldığını” iddia etti.

Siyasi tıkanıklığın sürmesiyle birlikte, Irak’ta başbakanlık mücadelesinin, dış baskılar ile iç hesapların kesiştiği bir zeminde daha da karmaşık hâle gelmesi bekleniyor. Özellikle Şii siyasi blok içindeki uzlaşma ihtimalinin zayıflaması, süreci daha da belirsiz kılıyor.


İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.

Refah sınır kapısından geçiş yapacak hastalar ve yaralılar için yapılan geçiş düzenlemeleri iptal edildi

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze: “Al-Sharq Al-Awsat”

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.