99 düşünür ve uzman Kovid-19 sonrası dünyayı ele aldı

99 düşünür ve uzman Kovid-19 sonrası dünyayı ele aldı
TT

99 düşünür ve uzman Kovid-19 sonrası dünyayı ele aldı

99 düşünür ve uzman Kovid-19 sonrası dünyayı ele aldı

Boston Üniversitesi'ne bağlı Frederick S. Pardee Uzun Vadeli Gelecek Araştırma Merkezi’nden (Frederick S. Pardee Center for the Study of the Longer-Range Future) meslektaşlarım, geçen yıl Mart ayında Kovid-19 salgını sonrasındaki dönem hakkında düşünmeye başlamamızın bizim için yararlı olacağını dile getirdi. Bu konuda şaşılacak bir durum yok. Çünkü Kovid-19 virüsünden sonra dünyanın nasıl görüneceğini düşünmek gelecekle ilgilenen bir araştırma merkezi için çok mantıklı görünüyor.
Bu sohbeti takip eden aylarda birçok şey öğrendim. Bunlardan en önemlisi, salgın öncesi yaşadığımız normal duruma dönmemizin mümkün olmadığı.

Öğrenme dönemi 
Özel bir zaman ayırmam gereken yeni bir projeye başladım. 190 gün boyunca, her biri yaklaşık beş dakika uzunluğunda 130 video yayınladık. Hepsini bir araya getiren bir soru oldu:
Kovid-19 virüsü geleceğimizi nasıl etkileyebilir?
Proje çerçevesinde, para ve borç, tedarik zincirleri ve küresel ticaret, çalışma hayatı ve robotlar, gazetecilik ve politika, su ve gıda, iklim değişikliği ve insan hakları, e-ticaret ve siber güvenlik, umutsuzluk ve akıl sağlığı, cinsiyet ve ırkçılık, güzel sanatlar ve edebiyat ve hatta umut ve mutluluk gibi çeşitli alanlarda 101 konuda önde gelen düşünürlerle röportaj yaptım. 
Röportajlarım arasında en önemlileri ABD Ulusal Bilimler Akademisi'nin başkanı, Merkezi İstihbarat Teşkilatı'nın (CIA) eski bir yöneticisi, eski bir NATO komutanı, eski bir İtalya Başbakanı ve bir İngiliz astronotun konuk oldukları görüşmeler yer alıyor. 
Singapur'dan Kishore Mahbubani, Kito'dan Yolanda Kakabadse, Kaliforniya Berkeley’den Judith Butler, Nairobi'den Alice Ruhweza ve Londra'dan Jeremy Corbyn ile şu anda oldukça popüler olan Zoom uygulaması üzerinden röportajlar gerçekleştirdim. Son bölümde Seul'den Birleşmiş Milletler eski Genel Sekreteri Ban Ki-moon'u konuk etmiştim.
Benim için bu proje gerçek bir öğrenme dönemi oldu ve birçok şeyi anlamama yardımcı oldu. Bunlardan en önemlisi Kovid-19 beklediğimiz bir fırtına değildi. Pandemi öncesi dönemde dünyamız çok normaldi. Ancak pandemi sonrası dönem şu dört nedenden ötürü asla bu doğaya geri dönmeyecek:

Değişimlerin hızlanması 
Sağlık sorunları olan ve Kovid-19’a karşı diğerlerinden daha savunmasız olan kişilerde olduğu gibi, bu krizin küresel etkisi, salgından önce başlayan değişimleri hızlandıracak.
Eurasia Group Başkanı Ian Bremmer, bu küresel pandeminin geçtiği bir yılın, daha önce görmediğimiz bir on yıl veya daha fazla sürecek bir değişimi beraberinde getireceğini gösterdiğini vurguladı.
Örneğin, Times Higher Education'dan Phil Baty, üniversitelerin "dramatik bir şekilde ve sonsuza kadar" değişeceği konusunda uyarıyor. Ancak bu değişimdeki en büyük faktörün, yüksek öğretim sektörünün uzun süredir devam eden acil değişim ihtiyacı olacağı konusuna dikkati çekiyor.
Pulitzer Ödülü sahibi Ann Marie Lipinski, gazeteciliğin aynı kadere doğru gittiğini belirtirken, Princeton Üniversitesi'nden ekonomist Atif Mian, küresel borç yapılanmasıyla ilgili endişelerden bahsediyor.
Harvard'dan Ticaret Politikası Uzmanı Dani Rodrik, salgının virüsün patlak vermesinden önce başlayan "hiper küreselleşmeden geri çekilmeyi" hızlandırdığına inanırken, Pardee Center'dan bir ekonomist olan Perry Mehrling ise, "toplumun sonsuz bir dönüşüme tanık olacağını ve var olan duruma geri dönüşün mümkün olmadığını” düşünüyor.

Çalkantılı sahne 
Siyaset daha fazla kargaşaya doğru ilerleyecek. Küresel ekonomi öylesine kasvetli bir belirsizlik içinde ki, Nobel ödüllü bir ekonomist olan ve sürekli iyimserliğiyle tanınan Angus Deaton bile, herhangi bir ilerleme kaydedilmeden önce 20 ila 30 yıl çalışma gerektirebilecek karanlık bir aşamaya girilmesinden endişe ediyor. Siyasi analistlerin çoğunu meşgul eden kafa karışıklığını da unutmamak gerekir.
Stanford Üniversitesi'nden siyaset teorisyeni Francis Fukuyama, küresel siyaset sahnesine ve geleceğine ilişkin bu derece kaygının hakim olduğu bir dönemi bugün yaşadığımız kadar daha önce hiç görmediğini kabul ediyor.
Kovid-19 pandemisi, hükümetlerin yeterliliği, sağ popülizmin yükselişi, uzmanlığın marjinalleşmesi, çok taraflılığın gerilemesi ve hatta liberal demokrasi fikrinin kendisi hakkında ciddi ve tehlikeli soruları gündeme getirdi. Ancak görüştüğüm uzmanların hiçbirinin gelecekteki siyasi sahnenin salgın öncesinden daha az çalkantılı olmasını beklemediği kesin.
Jeopolitik düzeyde ise, Harvard Üniversitesi Kennedy Okulu Dekanı Graham Allison, bu kargaşayı "Tukididis yapısına dayanan gizli bir rekabet" olarak yorumluyor (ünlü bir Yunan tarihçi, Peloponez Savaşı Tarihi kitabının yazarı ve ekonomik ve toplumsal faktörlerin üzerinde duran ilk Yunan tarihçisi Tukidides'e atıfta bulunuyor). Ayrıca bu durumu, yeni ve yükselen bir güç olan Çin tarafından üretilen, mevcut iktidarı yani ABD’yi yerinden etme tehdidinde bulunan bir kargaşa olarak değerlendiriyor.
Kovid-19, Asya, Avrupa, Afrika, Latin Amerika ve Orta Doğu'da etkileri olan bu büyük nüfuz rekabetinin büyümesine katkıda bulundu.

Pandeminin getirdiği alışkanlıklar 
Bu alışkanlıklar ebedi olarak kalacak. Ancak değişimlerin tamamı istenmeyen şeyler olmayacak. Tüm sektörlerden uzmanlar, pandemi sırasında geliştirilen alışkanlıkların ortadan kalkmayacağı veya Zoom uygulaması aracılığıyla toplantılar ve evden çalışma ile sınırlandırılmayacağı konusunda hemfikir.
Texas A&M Üniversitesi'nden Mühendislik Profesörü Robin Murphy, tüm sektörlerde kullanıldıkları için pandeminin bir sonucu olarak robotların özellikle artık teslimat işi, Kovid-19 testleri, otomatik hizmetler ve hatta evlerde olmak üzere her alanda bulunacağını belirtiyor. Ayrıca hem Boston Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Karen Antman hem de Pakistan'daki Ağa Khan Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Adil Haydar'dan teletıp hizmetlerinin devam ettiğini ve daha da yayılacağını duydum.
Yazılım üretiminde uzmanlaşmış bir şirket olan Salesforce'ta dijital uzman olan Vala Afshar ise meslektaşlarından daha ileri giderek salgın sonrası dünyanın tüm işletmelerin dijital forma dönüşümüne tanık olacağını ve ticaretin, etkileşimin ve iş gücünün büyük bir kısmının dijital dünyaya aktarılacağını düşünüyor. 

Yeni fırsatların oluşması 
Küresel salgınların yayılması konusunda onlarca yıldır uyarılarda bulunan Bilim Muhabiri Laurie Garrett, salgını sosyal ve ekonomik sistemlerimizin dayattığı eşitsizliği telafi etmek için bir fırsat olarak görüyor. Garrett, tüm faaliyetlerin tanık olacağı radikal ve kalıcı dönüşümlerin kaosun çekirdeğinden radikal bir yeniden yapılanma olasılığını yaratacağını düşünüyor.
Çevre bilimci Bill McKibben, salgının insanları, kriz ve felaketi, yararlanılabilecek gerçek bir fırsat olarak görmeye iten son bir çağrıya dönüşebileceğini söylüyor.
Ekonomist Thomas Piketty, önceki iki konukla aynı fikirleri dile getirdi. Piketty, milliyetçilik ve eşitsizliğin artması tehlikesinin farkında olduğunu, ancak aynı zamanda Kovid-19 salgınının sağlık ve altyapıya kamu yatırımlarının yasallaşmasına yardımcı olacağına inanarak, insanların refah alanına daha fazla yatırım yapmayı öğrenmelerini sağlayacağını umduğunu ifade etti. 
Ekvador Çevre Bakanı Yolanda Kakabadse, bu sayede dünyanın çevre sağlığının insan sağlığı kadar önemli olduğunu anlayacağına ve çevreye yeni bir tür ilgi gösterilmesi gerektiğine inanıyor. Buna karşılık, askeri tarihçi Andrew Bacevich, “21. yüzyılda ulusal güvenliğin tanımlanması" hakkında bir diyalog görmeyi umuyor.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Direktörü Achim Steiner, bu küresel krize yanıt vermek için harcanan kurgusal sayılara dair şaşkınlığını dile getirdi. Steiner, dünyanın, felaket haline ve iyileştirilemeyecek duruma gelmeden önce iklim değişikliğiyle mücadele etmek için gereken küçük meblağlara daha az muhalefet edip etmeyeceğini sordu.
Son olarak çağımızın en önemli düşünürlerinden Noam Chomsky, en doğru ve samimi soruyu sorarak şöyle diyor:
“Bu krizden çıktıktan sonraki dünyayı kendimize sormalıyız. Yaşamak istediğimiz dünya nasıl bir dünya?”

*Boston Üniversitesi Frederick S. Pardee Uluslararası Araştırmalar Fakültesi Dekanı  Tribune Media için kaleme aldı. 
Şarku’l Avsat tarafından çevrilmiştir.



BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
TT

BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bugün (perşembe) Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, konuşmasını protesto ederek salonu terk eden delegelerin temsil ettiği birçok ülkeyi İsrail’in savunduğunu söyledi. Netanyahu, İsrail’i eleştirenlere sert tepki gösterirken İran, Gazze, Suriye ve Türkiye’nin yanı sıra İngiltere ve Fransa’yı da hedef aldı.

Netanyahu konuşmasına başladığında onlarca delege salonu terk etti. Salonda tezahürat ve yuhalama sesleri yükselirken toplu çıkışın ardından koltukların büyük bölümünün boş kaldığı görüldü.

Reuters’ın aktardığına göre Netanyahu, salonu terk edenleri “ahlaken korkak” olarak nitelendirdi ve kendileriyle aynı görüşte olan diğer kişilere de konuşmasına başlamadan önce salonu terk etmeleri çağrısında bulundu.

Genel Kurul Başkanı Halil Rahman ise salonda düzenin korunması çağrısını defalarca yineledi.

İran ve Gazze

Netanyahu, Ortadoğu’daki savaşa değinerek İran’a saldırı düzenleme kararının “almak zorunda kaldığım en kolay kararlardan biri” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “İsrail kendini savunurken, az önce delegeleri bu salonu terk eden birçok ülkeyi de savunuyor. Aslında şunu bilmenizi istiyorum: Liderlerinin birçoğu İran’ın nükleer kapasitesini yok etmemiz nedeniyle bize gizlice teşekkür ediyor” dedi.

6yj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (Reuters)

Netanyahu, Gazze’de soykırım işlendiği yönündeki suçlamaları reddederek bunları “bu yüzyılın en büyük yalanı” olarak nitelendirdi.

İsrail’in işgali altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerinde bulunan genç İsrailli yerleşimcileri de “yaklaşık 150 kişiden oluşan, taş atan ve zeytin ağaçlarını kesen bir avuç sapkın genç” olarak tanımladı.

Netanyahu, “Bundan nefret ediyorum. Bireysel adalet uygulama mantığını benimsemeyeceğim” diyerek bu tür eylemlerin hukuk dışında gerçekleştirilmesine karşı olduğunu söyledi.

Netanyahu, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’ya hitaben “Suriye Cumhurbaşkanı’na şunu söylüyorum: Yahudiler Musa döneminden beri Golan Tepeleri’nde bulunuyor” dedi. Netanyahu’nun açıklaması, Şara’nın BM’de yaptığı konuşmada İsrail’in 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’nden çekilmesi çağrısında bulunmasının ardından geldi.

Türkiye’yi hedef alan Netanyahu,  “Antisemitik yalanların yayılması için merkez haline gelen son ülke Türkiye oldu... Hamas terör örgütünün liderlerini ağırlıyor” dedi.

hyjuk
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

Netanyahu, İngiltere ve Fransa’yı sömürgecilik geçmişleri üzerinden de eleştirdi. “İsrail’i sömürgecilikle suçluyorlar. Ne sömürgeciliği? Bizi kim suçluyor? Aralarında İngiltere ve Fransa’dan bazıları var” diyen Netanyahu, bu iki ülke gibi devletlerin “bu kavramı ortaya çıkaranlar” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “Devletimizi savunmak zorundayız çünkü başka seçeneğimiz yok” ifadelerini kullandı.

Trump’a övgü, Mamdani’ye mesaj

Netanyahu, İsrail’in ABD Başkanı Donald Trump’tan daha büyük bir ortağı olmadığını belirterek Trump’a teşekkür etti.

Netanyahu ayrıca New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’ye de seslenerek “Beni susturamayacaksın” dedi. Bu açıklama, Mamdani’nin Netanyahu’yu hedef alması ve İsrail’i Gazze’de soykırım yapmakla suçlamasının ardından geldi.

cdfvgthyj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde yaptığı konuşmanın ardından ayrılırken (AP)

Netanyahu, Mamdani’ye yönelik açıklamasında “Zohran Mamdani’nin New York Belediye Başkanı seçilmesinden bu yana çok sayıda Yahudi artık New York’ta kendini güvende hissetmiyor” dedi.

Netanyahu, “İsrail defalarca ve haksız yere soykırım yapmakla suçlanıyor... Sizin ve diğer antisemitik kişilerin Yahudiler ve Yahudi devleti hakkında yaydığı yalanların gerçek sonuçları var” ifadelerini kullandı.


Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
TT

Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’le kurduğunu söylediği büyük dostluğa övgüde bulundu. Şi’nin  ABD’ye düzenlendiği resmi ziyaret üç gün sürdü.

Trump, Çinli mevkidaşını olağanüstü bir törenle karşıladı. Karşılama, çarşamba akşamı Trump’ın Washington yakınlarındaki Andrews Hava Üssü’ne bizzat giderek Şi’yi karşılamasıyla başladı. Bu, 60 yılı aşkın süredir bir ABD başkanının yabancı bir devlet başkanını askeri üste karşılaması bakımından bir ilk oldu.

Perşembe günü ise Beyaz Saray’da resmi karşılama töreni düzenlendi. Törende şeref kıtası hazır bulunurken ABD ve Çin bayrakları göndere çekildi, iki ülkenin milli marşları çalındı ve ardından Gül Bahçesi’nde askeri gösteriler düzenlendi. Tören, bir “B-2 Spirit” bombardıman uçağı ile dört “F-22 Raptor” savaş uçağının uçuşuyla sona erdi.

rgthy
ABD Başkanı Donald Trump, Çinli mevkidaşı Şi Cinping’i 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’a gelişi sırasında karşılarken (AFP)

Görüşme masasında çok sayıda anlaşmazlık konusu bulunmasına rağmen Trump, açılış konuşmasında Çinli mevkidaşıyla ilişkilerinin güçlü olduğuna vurgu yaptı. Trump, “2016’daki ilk seçimimden bu yana Başkan Şi ile gerçekten büyük bir dostluk kurduk. Bu dostluk, karşılıklı saygıya ve halklarımızın hayati çıkarlarına dayanıyor” dedi.

Trump, geçen mayıs ayında Pekin’e yaptığı ziyareti de hatırlatarak bunu “büyük bir onur” olarak nitelendirdi ve Şi’nin gösterdiği “olağanüstü ve son derece güzel misafirperverliği” övdü. Trump, Çin Devlet Başkanı ve eşini Beyaz Saray”da ağırlamanın da kendisi ve First Lady Melania Trump için bir “onur” olduğunu söyledi.

ABD Başkanı ayrıca görüşmenin iki liderin ilk kez Beyaz Saray’da bir araya gelmesi açısından önem taşıdığını belirterek “Dünyanın farklı yerlerinde birlikte zaman geçirdik” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin gündeminde İran savaşı, Tayvan, ABD’nin Çin’e gelişmiş çip ihracatına yönelik kısıtlamaları, ticaret ve yapay zekâ başta olmak üzere birçok kritik dosya bulunuyor.

Sağlıklı rekabet

Şi, ABD’ye varışının ardından yaptığı konuşmada Çin ile ABD arasındaki rekabetin sağlıklı bir rekabet olması ve sınırları içinde kalması gerektiğini söyledi. Şi, “Bu, birbirimizi yakalamak için yapılan bir yarış olmalı; taraflardan birinin kazanıp diğerinin kaybetmek zorunda olduğu bir güreş değil” dedi. Şi, Trump’ı Tayvan meselesinde “temkinli ve ihtiyatlı” davranmaya çağırdı.

vgth
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AP)

Çin’in ayrıca ABD ile İran’ın savaşı sona erdirmek ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak amacıyla haziran ayında vardığı mutabakat zaptının uygulanmasına dönülmesini desteklediğini belirtti.

Trump, yapay zekânın insanlık için tehdit oluşturabileceği yönündeki endişeleri defalarca küçümserken Şi bu konuda daha temkinli bir yaklaşım benimsedi. Çin Devlet Başkanı Beyaz Saray’da yaptığı konuşmada “Yapay zekâyı kamu yararına hizmet edecek şekilde geliştirme ve yönetme kapasitesine ve sorumluluğuna birlikte sahibiz. Gelişiminin her zaman insan denetimi altında kalmasını sağlamalıyız” dedi.

Şi, “Çin ve ABD, büyük devletler olarak insanlığın gelişimini ve ilerlemesini destekleme konusunda tarihi bir sorumluluk taşıyor” diyerek iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

İki ülkenin maliye bakanları da haftanın başında bir araya gelirken Washington, yapay zekâ alanındaki olaylarla ilgili iki ülke arasında yeni bir “bildirim mekanizması” kurulmasını önerdi.

Bunun yanı sıra iki taraf, daha önce 10 Kasım’da sona ermesi planlanan ticari ateşkesi iki ay uzatarak 10 Ocak’a kadar sürdürme konusunda anlaşmaya vardı. Taraflar bu süreçte daha kalıcı bir anlaşmaya ulaşmak için çalışmalarını sürdürüyor.

cdfvgthy
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in 24 Eylül 2026’da Washington’a gelişi sırasında Beyaz Saray yakınlarında Çin ve ABD bayrakları taşıyan kişiler (AFP)

Çin Devlet Başkanı ayrıca ülkesinin önümüzdeki beş yıl içinde 100 bin Amerikalı genci Çin’de eğitim görmeleri ve değişim programlarına katılmaları için davet edeceğini açıkladı. Şi, Atlanta Hayvanat Bahçesi’ne de iki panda gönderileceğini duyurarak onları dostluk elçileri olarak nitelendirdi.

Yapay zekâ da iki liderin açılış konuşmalarında önemli yer tuttu. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, teknolojinin istihdam ve toplumlar üzerindeki etkisine ilişkin küresel endişelerin arttığı bir dönemde yapay zekânın görüşmelerin başlıca gündem maddelerinden biri olacağını söyledi.

Yumuşak diplomasi

Başkan Trump ve First Lady Melania Trump, perşembe akşamı Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda resmi akşam yemeği verecek. Yemek programı ve salonun düzenlemesi Amerikan ve Çin geleneklerini bir araya getirecek şekilde hazırlandı.

Melania Trump, çiçek ve masa dekorasyonlarında kırmızı rengi öne çıkarırken müzik programında Amerikan askeri bandoları ile opera sanatçısı Christopher Macchio yer alacak.

Melania Trump, zirveye eşlik eden yumuşak diplomasi faaliyetlerinde de önemli bir rol üstlendi. Trump ve Şi siyasi görüşmelere devam ederken First Lady, Çin Devlet Başkanı’nın eşi Peng Liyuan’a Smithsonian Enstitüsü’ne bağlı Ulusal Asya Sanatı Müzesi’ni gezdirdi. Ziyaret, Çin ile ABD arasındaki sanatsal miras ve kültürel alışverişe odaklandı.

fnjy6um
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşini 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (Reuters)

Melania Trump ayrıca akşam yemeğinin hazırlıkları ve ayrıntılarıyla da bizzat ilgilendi. Program cuma günü de devam edecek. Trump ve Melania, Çin Devlet Başkanı ve eşini yeniden Beyaz Saray’da ağırlayarak Kırmızı Oda’da çay içecek. Ardından iki çift, ABD ile Çin ilişkilerine ilişkin tarihi belge ve kayıtları incelemek üzere Ulusal Arşiv’e gidecek.

Trump ve Melania, burada Şi ve Peng’i uğurlayarak devlet ziyaretini tamamlayacak. Bu buluşma, ABD’nin kuruluşunun 250. yılını kutladığı dönemde ayrıca sembolik önem taşıyor.

Zirve öncesinde gelen sonuçlar

Zirvenin ilk somut sonucu, iki liderin müzakere masasına oturmasından önce geldi. ABD ile Çin arasındaki ticari ateşkes 10 Kasım’dan 10 Ocak 2027’ye kadar iki ay uzatıldı.

Bu adım, taraflara daha kapsamlı bir ekonomik anlaşma üzerinde müzakere etmek için ek süre sağlarken iki ülke arasındaki yapısal anlaşmazlıkları henüz çözmüş değil.

cdfvgth
Trump ve Şi, eşleriyle birlikte 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da düzenlenen tören sırasında (Reuters)

New York Times, kararı müzakerecilere ek süre tanıyan iki aylık bir uzatma olarak duyurdu. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise görüşmelerin küçük çaplı anlaşmalar dizisiyle yetinmek yerine daha kapsamlı bir anlaşmaya ulaşma ihtimalinin ele alınmasına dönüştüğünü söyledi.

Bu durum, tarafların yeniden gerilimi tırmandırmama konusunda ortak bir karar aldığı anlamına geliyor.

Önceki ateşkes, ticaret savaşı sırasında karşılıklı tarifelerin son derece yüksek seviyelere çıkmasının ardından gümrük vergilerini düşürmüş ve bunun karşılığında Çin’in nadir toprak elementleri, ABD tarım ürünleri alımları ve yatırımlara ilişkin taahhütlerde bulunmasını öngörmüştü. Ancak uygulamada tarafların performansı farklılık gösterdi.

“Fox News” ise zirvenin, Pekin’in geçen mayıs ayında yapılan anlaşma sırasında verdiği taahhütleri gerçekten yerine getirip getirmediğinin test edilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Özellikle nadir toprak elementleri, tarım ve ticaret alımları ile yatırımlara ilişkin taahhütler öne çıkıyor.

Tarifeler, ileri teknoloji, fikri mülkiyet, yapay zekâ ve Tayvan gibi başlıklar ise hâlâ çözüme kavuşturulmuş değil.

Çin’in baskı kozu

Trump’ın önceki başkanlık dönemindeki ilk ticaret savaşıyla kıyaslandığında müzakere dengesindeki en önemli değişimlerden biri, Washington’ın Pekin’in sahip olduğu nadir toprak elementleri kozunun gücünü fark etmesi oldu.

sfrgth
Şi, 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da Trump’ın konuşması sırasında alkışlarken (Reuters)

ABD’de savunma, teknoloji ve otomotiv sektörleri dahil birçok sanayi kolu, Çin’in üretim ve işleme zincirlerinin önemli bölümünü kontrol ettiği minerallere ve mıknatıslara ihtiyaç duyuyor.

Dolayısıyla denklem artık yalnızca ABD tarifelerine karşı Çin ihracatı şeklinde işlemiyor.

Washington tarifeler, gelişmiş çipler ve finansal piyasalar üzerinden baskı kurabilirken Pekin de tedarik zincirleri ve kritik mineraller üzerinden karşılık verebiliyor.


İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor
TT

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran, yeni ABD ve İsrail saldırılarına maruz kalması halinde çatışmanın coğrafi kapsamını genişletme tehdidinde bulunarak Hint Okyanusu’na ve hatta daha ötesine ulaşabileceği mesajını verdi. Bu açıklama, Pakistan ve Katar’ın arabuluculuğuyla savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimlerin sürdüğü bir dönemde geldi.

Askeri ve siyasi gerilimin tırmanmasına paralel olarak yeni ABD yaptırımları da İran’ın havacılık sektörünü doğrudan etkilemeye başladı. Uluslararası uçuşlar iptal edilirken İranlı havayolu şirketlerinin bölgedeki başlıca destinasyonlara erişimi engelleniyor.

İran’daki gerilimin tırmandığı bir ortamda, Dini Lider Mücteba Hamaney’in danışmanı Yahya Rahim Safavi dün yaptığı açıklamada, askeri çatışma alanının halihazırda Körfez ve Hürmüz Boğazı’ndan Kızıldeniz’e kadar uzandığını belirtti. Safavi, “Olası bir savaşa karşılık bu alanın Hint Okyanusu’na, hatta belki daha ötesine genişlemesi mümkün” dedi.

Hint Okyanusu’na yapılan atıf, İran’ın önceki tehditlerinde dile getirdiği coğrafi kapsamdan daha geniş bir bölgeye ilk kez işaret ediyor. Bölge, İran kıyılarından yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıkta bulunan ABD-İngiltere ortak askeri üssü Diego Garcia nedeniyle stratejik önem taşıyor.