Moritanya, Fas-Cezayir çatışmasında taraf tutmakla itham edildi

Nuakşot’ta düzenlenen askeri tören. (Getty)
Nuakşot’ta düzenlenen askeri tören. (Getty)
TT

Moritanya, Fas-Cezayir çatışmasında taraf tutmakla itham edildi

Nuakşot’ta düzenlenen askeri tören. (Getty)
Nuakşot’ta düzenlenen askeri tören. (Getty)

Hatice et-Tayyib
Moritanya, çatışan jeopolitik hırslara, farklı çıkar ve hedeflere sahip komşuları Fas ve Cezayir ile dengeli ilişkiler kurmak istiyor. Nuakşot yönetimi, meydana gelen krizlerde mümkün olan en az düzeyde kayba uğramak ve her iki ülkenin de lehine olacak şekilde açıktan ya da gizlice talep edilen ittifaklardan uzak durmak için iki komşusuyla yaşanması muhtemel çatışmalardan uzak kalmaya çalışıyor.
Moritanya her ne kadar Rabat ve Cezayir arasında onlarca yıldır süren gerginlik, kronik anlaşmazlık ve sorunlu ilişkilerden etkilenmemeye çalışsa her iki ülke de onu kendi siyasi pozisyonlarıyla etkilemeye ve ikili ittifaklar kurmaya sürüklemeye uğraşıyor. Bu nedenle gerginliklerden ve zorluklardan mustarip durumda.
Geçmiş onlarca yıl boyunca komşu iki ülkenin benimsediği kutuplaşma politikası karşısında ülkede art arda iktidara gelen rejimlerin tavırları, Moritanyalıların ‘karar alırken görüş empoze etme ve hegemonya olarak nitelendirdiği koşulların reddi’ ile ‘Nuakşot yöneticileri üzerinde zaman zaman uygulanan baskıları kabul etme’ arasında değişiklik gösterdi.
Moritanya, iki taraftan da iyi komşuluk ilkelerine uygun olmayan pozisyonlara destek verme suçlamasına maruz kaldı. Aynı şekilde Fas ve Cezayir arasındaki anlaşmazlığı kendi lehine kullanmakla ve iki ülkenin görüşlerini yakınlaştıracak etkili arabuluculuk arayışına girmeden yardımlardan, yatırımlardan ve sürekli desteklerden yararlanmakla suçlandı.

Ortak sınırlar
Fas ve Cezayir ile ortak sınırlara sahip tek ülke olan Moritanya, aynı zamanda Rabat ve Cezayir arasında herhangi bir uzlaşıyı engelleyen en büyük sorun olarak Sahra konusundaki anlaşmazlıkla da doğrudan ilgileniyor. Nuakşot yönetimi, 1975’te İspanyol sömürgesinin bölgeden çekilmesi sonrasında Sahra’yı Fas ile paylaşmıştı. Daha sonra Moritanya, Cezayir destekli Polisario Cephesi ile şiddetli bir savaşa girerken, ‘Sahra Cumhuriyeti’ni tanıyan cepheyle bir barış anlaşması imzalamış, 1979 yılında da Sahra’dan geri çekilerek payından vazgeçmişti. 

Baskılar, endişeler ve kutuplaşma
Siyasi araştırmacı Muhammed Mahmud Velid el-Hurşi, Moritanya’nın iki ülkenin güneyindeki coğrafi konumunun ve savaş yıllarının Sahra’da bıraktığı siyasi mirasın Moritanya’yı taraflarla ilişkilerinde ihtiyatlı davranmaya zorladığını belirtti. “Çünkü bir tarafın her kararı, eylemi veya yaklaşımı yanlış hesaplanabiliyor ve diğer tarafın çıkarlarına aykırı olarak anlaşılabiliyor” ifadesini kullandı.
Velid el-Hurşi, iki ülkedeki rejimlerin her birinin, kendi stratejisine ve siyasi arzularına göre benimsemeye çalıştığı hegemonyanın Nuakşot üzerinde güçlü bir baskı unsuru oluşturduğuna ve endişe ve kutuplaşma haline soktuğuna dikkat çekti.
Siyasi araştırmacı sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bazen anlaşmazlıktan yararlanarak ve her iki tarafa da oynayarak, bazen de Fas pahasına Cezayir’i tercih ederek gelişigüzel suçlamalarda bulunmak, bölgede istikrara hizmet etmediği gibi Fas halkının çıkarına da hizmet etmemektedir.”
Mağrip ülkeleri arasında Körfez uzlaşmasına benzer şekilde açık bir diyalogun başlaması ve Fas ile Cezayir arasında uzlaşı için baskı yapılması çağrısında bulunan Muhammed Mahmud Velid el-Hurşi, şu anki durumu mayın tarlasında yürümeye benzeterek her adımının tehlikelerle dolu olduğunu vurguladı.

Öncelikleri yeniden düzenleme
Diğer yandan kısa bir süre önce Fas ile Cezayir destekli Polisario Cephesi arasında patlak veren Kerkerat geçidi krizi, Moritanya’nın komşuları Fas, Cezayir ve hatta Polisario Cephesi ile ilişkilerini yeniden düzenlemesi hususunda bir fırsat sağladı. Ancak ülkenin diplomasisi, krizi frenleme ve askeri çözümden uzak bir çözüm bulma baskısı yapmadı.
Fas ordusu geçen Kasım ayında, Fas ve Moritanya arasındaki Guerguerat sınır kapısını kapatan Polisario milislerine karşı askeri operasyon başlattı. Bu, 1991 yılında Fas ve Polisario Cephesi arasında imzalanan ateşkes ilanından bu yana bölgedeki ilk askeri operasyon oldu.
Uzmanlar, Moritanya’nın Sahra çatışmasıyla mücadeledeki olumsuzluğunun ve son krizi sona erdirmek için müdahale etmemesinin, ‘çatışma çemberinin genişlemesine ve kendi çıkarlarıyla uygun olmayan bazı taleplere’ yol açtığını belirtti. Nuakşot’un Fas ve Cezayir’deki bazı politikacıların talepleri, yönelimlerini ve konumlarını kontrol etme istekleri hususunda temkinli davrandığını aktaran uzmanlar, “Bu, göreceli bir istikrar durumuna dönmeden önce iki komşu ülke ile ilişkilerinde dalgalanmaların meydana geldiğini açıklıyor” ifadesini kullandılar.
Aynı şekilde uluslararası ilişkiler uzmanı Muhammed Said Velid el-Arabi de Kerkerat Sınır Kapısı’ndaki krizin, Moritanya ve Fas’ın gerginlik ve anlaşmazlık durumundan uzak, güçlü stratejik ilişkiler kurma ihtiyacını canlandırdığını belirtti. Arabi, Moritanya’nın, gerçek bir iradeye sahip olması halinde ‘bölgedeki gerginliğin hafifletilmesine katkı sağlayacağını, iki komşu ülke arasındaki görüş açılarını kapatmaya ve ikili ilişkileri geliştirmeye yardımcı olacağını’ vurguladı.
Polisario’nun Moritanya ve Fas sınırındaki hareketlerinin Nuakşot’u zora soktuğunu belirten Muhammed Said Velid el-Arabi sözlerini şöyle sürdürdü:
“Durum, Moritanya için bölgedeki hiçbir ülkenin sağlayamayacağı önemli yatırımları güvence altına alan ve Batı Afrika’da büyük bir ekonomik ağırlığa sahip önemli stratejik ortak olan Fas ile çıkarlarını etkiliyor.”
Uzman, Moritanya’nın komşu ülkelerle özellikle de Sahra meselesinde tarafsızlık ilkesi temelinde dengeli ilişkiler sürdürmek istediği görüşündeler. Nuakşot’un şu an Rabat ve Cezayir’le olan ilişkilerine ve çıkarlarına hizmet edecek şekilde, önceliklerini ve yönelimlerini yeniden düzenlemeye çalıştığına dikkat çektiler.
Velid el-Arabi, Moritanya’daki siyasi çevrelerin, Fas ordusunun Moritanya ekonomisini boğan Kerkerat Sınır Kapısı’nı açmaya yönelik müdahalesini memnuniyetle karşıladığını belirtti. Uzman şu değerlendirmede bulundu:
“Fas’ın Sahra üzerindeki egemenliğinin ABD tarafından tanınmasını memnuniyetle karşılaması bile ulusal çıkarlar lehine bir pozisyon değişikliği olarak kabul edilebilecek durumu açıklıyor.”
Moritanya ile komşuları arasındaki ilişkilerde yaşanan gelişmeleri takip eden uzmanlar, Fas ve Cezayir’in aşı üretmek ve Afrika’ya ihraç etmek için yarıştığına, ABD başkanı seçilen Joe Biden yönetiminin Sahra’nın Fas egemenliğinde olduğunu tanımayı sürdürdüğüne ve Fas’ın başka itiraflar da kazandığına dikkat çektiler. Uzmanlara göre tüm bunlar göz önüne alındığında Nuakşot’un koronavirüs için yeterli düzeyde aşıyı güvence altına almasına yardımcı olmak, Moritanya’nın komşularıyla ilişkilerine ilişkin yeni politikasının şekillenmesine de yardımcı olacak.



Medeniyet Kartalları... Mısır ile Çin arasındaki askeri ilişkilere yeni bir ivme

Medeniyet Kartalları 2026 Tatbikatı’ndan bir kare (Askeri Sözcü)
Medeniyet Kartalları 2026 Tatbikatı’ndan bir kare (Askeri Sözcü)
TT

Medeniyet Kartalları... Mısır ile Çin arasındaki askeri ilişkilere yeni bir ivme

Medeniyet Kartalları 2026 Tatbikatı’ndan bir kare (Askeri Sözcü)
Medeniyet Kartalları 2026 Tatbikatı’ndan bir kare (Askeri Sözcü)

Mısır ile Çin arasındaki askeri ilişkiler, bölgede yaşanan gerilimlerin gölgesinde Medeniyetin Kartalları 2026 ortak hava tatbikatının başlamasıyla yeni bir iş birliği aşamasına giriyor.

İki ülke arasında son iki yılda gerçekleştirilen ikinci tatbikat olma özelliğini taşıyan eğitim, Mısır ile Çin arasındaki askeri ilişkilere yeni bir ivme kazandırıyor. Mısırlı askeri ve stratejik bir uzman, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, tatbikatın ilerleyen dönemde daha kapsamlı bir askeri iş birliğine dönüşebileceğini belirtti. Uzman, bunun Mısır’ın askeri üretimde tedarik kaynaklarını çeşitlendirme politikası çerçevesinde gerçekleşebileceğini ifade etti.

Mısır ordusu, cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, Mısır-Çin ortak hava tatbikatı Medeniyet Kartalları 2026’nın başladığını duyurdu. Açıklamada, farklı modellerde çok amaçlı savaş uçaklarının katıldığı tatbikatın, birkaç gün boyunca Mısır’daki çeşitli hava üslerinde gerçekleştirileceği belirtildi. Tatbikatın, iki ülke arasında düzenlenen ortak manevraların ikinci ayağı olduğu kaydedildi.

DFRGTHY
Medeniyet Kartalları 2026 Tatbikatı etkinliklerinden bir kare (Askeri Sözcü)

Tatbikatın ilk aşamalarında, iki taraf arasındaki muharebe anlayışının ortaklaştırılması amacıyla teorik ve uygulamalı dersler gerçekleştiriliyor. Bunun yanı sıra ortak uçuşlar düzenleniyor, planlama çalışmaları ile müşterek hava operasyonlarının yönetimine ilişkin eğitimler veriliyor.

Mısır ordusunun açıklamasına göre tatbikat, katılan güçlerin deneyim paylaşımında bulunmasını ve becerilerini geliştirmesini hedefliyor. Eğitim, Mısır Silahlı Kuvvetleri’nin kardeş ve dost ülkelerin ordularıyla gerçekleştirdiği ortak tatbikatlar programı kapsamında düzenlenirken, farklı askeri alanlarda iş birliği ilişkilerinin desteklenmesi ve güçlendirilmesi amaçlanıyor.

Çin Savunma Bakanlığı Sözcüsü Chen Shi, 14 Ağustos’ta düzenlediği basın toplantısında, tatbikatın eylül ayının başında sona ereceğini belirterek bunun iki ülke hava kuvvetleri arasındaki ikinci ortak eğitim olduğunu söyledi.

Shi’ye göre tatbikatta hava muharebesi taktikleri, hava üstünlüğü operasyonları, muharebe arama ve kurtarma faaliyetlerinin yanı sıra kuvvetlerin sevk ve kullanımına yönelik eğitimlere odaklanılacak. Ortak eğitimin karşılıklı güveni ve iki ülke arasındaki geleneksel dostluğu güçlendirmeye, iki ordu arasındaki uygulamalı iş birliğini derinleştirmeye ve bölgesel barış ile istikrarın sağlanmasına katkıda bulunmaya devam edeceği belirtildi.

Tatbikatın ilk ayağı ise Nisan 2025’te Medeniyet Kartalları 2025 adıyla düzenlenmişti. Mısır’daki hava üslerinden birinde gerçekleştirilen tatbikata, farklı modellerde çok amaçlı savaş uçakları katılmıştı.

Askeri ilişkilere ivme kazandırmak

Askeri ve stratejik uzman Tümgeneral Semir Ferec, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, söz konusu eğitimin iki ülke arasındaki askeri ilişkilerin güçlendirilmesine doğrudan katkı sağladığını belirtti. Ferec, Medeniyet Kartalları tatbikatlarının düzenlenmeye devam etmesinin ilk tatbikatın başarılı olduğunun göstergesi olduğunu ifade etti. Çin savaş uçaklarının ortak eğitim için Mısır’a gelmesinin, Pekin’in bu iş birliğinden önemli ölçüde fayda sağladığını gösterdiğini vurguladı.

Ferec, söz konusu iş birliğinin doğal çerçevesinde değerlendirilmesi ve Mısır’ın dünyanın farklı ülkeleriyle yürüttüğü askeri ilişkilerin bir parçası olarak ele alınması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Bu tatbikata olduğundan daha fazla anlam yüklememeliyiz. Mısır, ilişkilerini çeşitlendirmesiyle bilinen bir ülke. Dünyada en fazla ortak tatbikat gerçekleştiren ülke Mısır’dır. Biz de diğer ülkeler de bu tatbikatlardan fayda sağlıyoruz.”

Genişleyen iş birliği

Çin ile Mısır arasındaki askeri iş birliği daha önce de İsrail’in endişelerine neden olmuştu. Şubat 2025’te İsrail medyasında, Mısır’ın uzun menzilli havadan havaya füzelerle donatılmış Çin yapımı J-10C savaş uçaklarını edinmesinin İsrail güvenlik kurumlarında ciddi kaygılara yol açtığı yönünde haberler yayımlanmıştı.

İbranice yayın yapan kaynaklar o dönemde, İsrail’i asıl endişelendiren unsurun Çin yapımı savaş uçağı değil, Çin’in uzun menzilli havadan havaya füzesi olduğunu belirtmişti. Mısır Hava Kuvvetleri’nin daha önce sahip olmadığı bu silahın, Mısır savaş uçaklarının İsrail uçaklarını görüş mesafesine girmeden hedef almaya çalışmasına imkân sağlayabileceği ifade edilmişti.

Bunun ardından ABD merkezli National Interest dergisi, aralık ayında Mısır’ın gelişmiş bir insansız hava aracı (İHA) filosu üretmek üzere Çin’e yöneldiğini yazmıştı. Dergi, bu adımın Mısır’ın doğu sınırlarındaki İsrail kaynaklı saldırgan tutumlara karşı koymayı amaçladığını aktarmıştı.

Tatbikatın belirli silah anlaşmalarıyla bağlantılı olduğu yönündeki iddialara da değinen Ferec, J-10 veya başka modellerde savaş uçaklarının satın alınmasına ilişkin konuların mevcut tatbikatın kapsamı dışında olduğunu belirtti. Ferec, “Tatbikatın bununla hiçbir ilgisi yok” dedi.

Ferec, Mısır-Çin askeri ilişkilerinin daha kapsamlı bir ortaklığa doğru ilerlediğine dikkati çekerek, özellikle Mısır’da yerli olarak üretilen insansız hava araçları alanındaki mevcut iş birliğinin önemine işaret etti. Bunun yanı sıra ortak eğitim ve ortak savunma sanayisi üretimi alanlarında da daha fazla askeri iş birliği yapılacağını vurguladı.

Mısır ile Çin arasındaki ilişkilerin köklü bir geçmişi bulunuyor. Geçtiğimiz mayıs ayında iki ülke, 30 Mayıs 1956’da başlayan diplomatik ilişkilerin 70’inci yıl dönümünü kutladı. Mısır, o tarihte Çin ile resmi ilişkiler kuran ilk Arap ve Afrika ülkesi olmuştu.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Mayıs 2024’te Pekin’de, Mısır-Çin Ortaklık Yılı’nın başlatıldığını duyurmuştu. Bu adım, iki ülke arasında ‘kapsamlı stratejik ortaklık’ ilişkilerinin kurulmasının 10’uncu yıl dönümüne denk gelmişti.


Ali et-Tahir savaşı… Hizbullah’ın yeteneklerinin sınanması

Lübnan’ın İsrail ile yürüttüğü müzakereleri protesto etmek amacıyla Hizbullah tarafından düzenlenen bir gösteride, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ın fotoğrafını havaya kaldıran bir kadın (AP)
Lübnan’ın İsrail ile yürüttüğü müzakereleri protesto etmek amacıyla Hizbullah tarafından düzenlenen bir gösteride, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ın fotoğrafını havaya kaldıran bir kadın (AP)
TT

Ali et-Tahir savaşı… Hizbullah’ın yeteneklerinin sınanması

Lübnan’ın İsrail ile yürüttüğü müzakereleri protesto etmek amacıyla Hizbullah tarafından düzenlenen bir gösteride, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ın fotoğrafını havaya kaldıran bir kadın (AP)
Lübnan’ın İsrail ile yürüttüğü müzakereleri protesto etmek amacıyla Hizbullah tarafından düzenlenen bir gösteride, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ın fotoğrafını havaya kaldıran bir kadın (AP)

Ali et-Tahir Tepeleri için verilen mücadele, Hizbullah’ı yalnızca tepeyi savunma ve düşmesini önleme kapasitesi açısından değil, aynı zamanda son dönemde geliştirdiği askeri stratejilerin etkinliğini kanıtlama açısından da zorlu bir sınavla karşı karşıya bırakıyor. Zira geleneksel stratejiler, son iki yılda İsrail’in askeri ve teknolojik üstünlüğüne karşı koymakta başarısız oldu.

Peki İsrail, ateş gücü, hava gücü ve istihbarat faaliyetleriyle bölgedeki gücü kuşatarak direniş kapasitesini ortadan kaldırabilecek mi? Yoksa Hizbullah’ın yer altında hazırladığı tahkimatlar, tüneller, depolar ve savaş kapasitesi, İsrail güçlerini yıpratmayı sürdürmesi ve çatışmanın süresini uzatması için ona hareket alanı sağlayabilecek mi?

Manevra kabiliyeti

Emekli Tuğgeneral Beha Helal, Hizbullah’ın askeri durumuna ilişkin değerlendirmesinde, “Toprak, Hizbullah açısından hâlâ stratejik değer taşıyor. Ancak kontrol edilen bir bölgeden açık ve gözetim altındaki bir alana dönüşmesi halinde savunma açısından taşıdığı değer kendiliğinden azalıyor… Hizbullah’ın asıl gücü yalnızca tepenin zirvesini elinde tutmasında değil, özellikle derinlikte ve çevrede faaliyet gösterebilme kapasitesinde yatıyor. Buna karşılık İsrail, hava ve istihbarat üstünlüğünü kalıcı bir kara üstünlüğüne dönüştürmeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.

CSDFVBG
Nebatiye şehrinin doğusunda yer alan Ali et-Tahir Tepeleri (Şarku’l Avsat)

Helal, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Hizbullah’ın karşı karşıya olduğu temel zorluk, manevra kabiliyetini korumak. İsrail bölgede kalıcı bir varlık oluşturmayı, yükselti çevresinde bir tampon bölge kurmayı ve Hizbullah’ın hareket etmesini engellemeyi başarırsa, güç dengesi kademeli olarak İsrail’in lehine değişmeye başlar” değerlendirmesinde bulundu.

Bu bağlamda yer altı tahkimatları, savunma tarafının yararlanabileceği en önemli araçlardan biri olarak öne çıkıyor. Bu tahkimatlar, hava üstünlüğünün etkisini azaltmaya, belirli ölçüde süreklilik ve hayatta kalma kapasitesini korumaya ve savaşın yalnızca yüzeyin kontrol altına alınmasıyla sonuçlanmasını engellemeye olanak sağlıyor. Ancak Helal, bombardımanlara karşı koruma sağlayan tahkimatların, çevresindeki bölgenin kuşatılmış veya izole edilmiş bir alana dönüşmesi halinde tersine bir yük haline gelebileceği uyarısında bulundu.

Yer altındaki tesisler izole ceplere mi dönüştü?

Helal’e göre Ali et-Tahir savaşında temel soru da burada ortaya çıkıyor: “Yer altındaki tesisler hâlâ bütünleşik bir manevra ve iletişim ağı oluşturuyor mu, yoksa birbirinden izole ceplere mi dönüştü?”

Helal, karar alma, alınan kararı iletme ve uygulama kapasitesinin yanı sıra baskı altında iletişim kanallarını korumanın Hizbullah’ın karşı karşıya olduğu en önemli sınamalar arasında yer alacağını belirtti. Ancak Hizbullah’ın tarihsel olarak belirli ölçüde ademi merkeziyetçilik ve esneklik üzerine kurulu yapısının, bir mevzinin veya yerel bir komutanlığın hedef alınmasının bütün yapının çökertilmesi için mutlaka yeterli olmayabileceğini ifade etti.

Helal, Hizbullah’ın güçlü yönleri arasında coğrafyaya hâkimiyetini, örgütsel derinliğini, dağlık arazinin özelliklerinden yararlanma kapasitesini ve mevzilerini kaybetmesine rağmen faaliyetlerini sürdürebilme kabiliyetini sıraladı. Buna karşılık en önemli zayıflıkların ise İsrail’in istihbarat ve hava gücündeki üstünlüğü ile kuşatılma riski olduğunu belirtti.

İsrail’in Ali et-Tahir’i Hizbullah’ın daha geniş operasyonel alanından ayırmayı başarmasının, burada bulunan gücü daha zorlu bir savunma pozisyonuyla karşı karşıya bırakacağını söyleyen Helal, köylerin, yolların ve evlerin tahrip edilmesinin de stratejik açıdan ciddi bir baskı oluşturduğunu ifade etti. Helal’e göre bunun nedeni, yerel güçlerin hareket ettiği sosyal ve coğrafi ortamın bir bölümünü hedef alması.

Tünel ağı

Bunun yanı sıra emekli Tuğgeneral George Nader, Ali et-Tahir Tepesi’nin Lübnan Nehri’nin kuzeyindeki geniş bir bölgeye ve güneyindeki geniş kesimlere hâkim olması nedeniyle büyük taktik öneme sahip olduğunu belirtti. Nader, tepenin daha önce İsrail işgali altında bulunması nedeniyle tarihsel bir sembol niteliği taşıdığına da dikkat çekti.

HYJUI
İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki Ali et-Tahir Tepeleri’nin zirvesini hedef alan hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (AFP)

Nader, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, elde ettiği bilgilere göre tepenin Rıdvan Güçleri komutanlığı açısından önemli bir mevzi olduğunu ifade etti. Tepede mühimmat, lojistik, füze ve insansız hava araçları (İHA) ile savaşçılar ve operasyon merkezleriyle bağlantılı yer altı tesisleri ve tünel ağının bulunduğunu belirtti.

Bir pazarlık kozu

Nader, İsrail’in tepeyi kontrol altına almasının, özellikle askeri kontrolü sahada kalıcı bir duruma dönüştürmeyi başarması halinde, müzakerelerin gelecek turlarında elini güçlendireceğini ve şartlarını dayatma kapasitesini artıracağını düşünüyor.

İsrail’in sahip olduğu yıkıcı ve teknolojik kapasitenin bu tesisleri ve tünelleri hedef almasını mümkün kıldığını belirten Nader, bölgede büyük miktarda mühimmat ve füze bulunmasının, kapsamlı bir imha operasyonunun ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

İsrail’in büyük saldırısı

Buna dayanarak Nader, İsrail’in tepeyi kontrol altına almak amacıyla kapsamlı bir saldırı düzenlemesini bekliyor. Nader, bu hedefin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu açısından siyasi boyutlar da taşıyabileceğini düşünüyor. Netanyahu’nun, bölgedeki tepenin kontrolünü Hizbullah’ın güneydeki komuta merkezini vurmayı başardığını göstermek ve kuzeydeki yerleşimlerin güvenliğini güçlendirmek amacıyla kullanmayı hedeflediğini belirten Nader, bunun İsrail’deki seçimler öncesinde önem taşıdığına dikkat çekti.

Hizbullah’ın buna karşı atabileceği adımların ise sınırlı göründüğünü belirten Nader, Litani Nehri’nin güneyinde hareket etmenin zorluğuna işaret etti. Nader’e göre bu durum, Hizbullah’ın İsrail güçlerinin dikkatini dağıtmasını veya bölgede başka hareket cepheleri açarak İsrail ordusunu çabalarını farklı noktalara yöneltmeye zorlamasını güçleştiriyor.


“İslam İttifakı”, Mogadişu’da teröre karşı medya mücadelesini güçlendiriyor

“Barış Gazetecileri” girişimi, dijital ortamda aşırılık ve nefret söylemiyle mücadele edebilecek medya kapasitesini geliştirmeyi amaçlıyor (İttifak)
“Barış Gazetecileri” girişimi, dijital ortamda aşırılık ve nefret söylemiyle mücadele edebilecek medya kapasitesini geliştirmeyi amaçlıyor (İttifak)
TT

“İslam İttifakı”, Mogadişu’da teröre karşı medya mücadelesini güçlendiriyor

“Barış Gazetecileri” girişimi, dijital ortamda aşırılık ve nefret söylemiyle mücadele edebilecek medya kapasitesini geliştirmeyi amaçlıyor (İttifak)
“Barış Gazetecileri” girişimi, dijital ortamda aşırılık ve nefret söylemiyle mücadele edebilecek medya kapasitesini geliştirmeyi amaçlıyor (İttifak)

Suudi Arabistan’ın desteğiyle Terörle Mücadele İslam Askeri İttifakı, Somali’nin başkenti Mogadişu’da “Barış Medyacıları” adlı stratejik medya girişimini başlattı. Girişim, aşırılıkçı ve nefret söylemleri ile dijital ortamda yürütülen dezenformasyon ve terör propagandasına karşı koyabilecek ulusal medya kapasitesinin geliştirilmesini ve medyanın güvenliğin korunması ile toplumsal barışın güçlendirilmesinde etkin bir ortak haline getirilmesini amaçlıyor.

Girişimin açılış törenine İttifak Genel Sekreteri Korgeneral pilot Muhammed el-Muğidi ile Somali hükümeti, güvenlik ve ordu yetkilileri katıldı. Törende Somali Savunma Bakanı ve Ordu Komutanı Ahmed Faki’nin yanı sıra Adalet Bakanı, Güvenlik Bakanı, Vakıflar ve Din İşleri Bakanı, Limanlar ve Deniz Ulaştırmasından Sorumlu Devlet Bakanı, Ulusal Güvenlik Ofisi Başkanı, Polis Kuvvetleri Komutanı, Cezaevi İdaresi Başkanı, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve İstihbarat ve Ulusal Güvenlik Başkan Yardımcısı da hazır bulundu.

Üst düzey siyasi, güvenlik ve medya temsilcilerinin katılımı, girişimin stratejik önemini ve terörle mücadelede kurumlar arası iş birliğinin gerekliliğini ortaya koyuyor. Aşırılıkçı örgütlerin yöntemleri hızla değişirken, bu gruplar artık yalnızca sahadaki terör eylemlerine değil; dijital ortamı etkileme, dezenformasyon, propaganda, toplumsal kutuplaştırma, nefret söylemi ve militan devşirme amacıyla kullanmaya da ağırlık veriyor.

 İttifak Genel Sekreteri Korgeneral pilot Muhammed el-Muğidi ile Somali’den hükümet, güvenlik ve askeri yetkililerin girişimin açılış töreninde, (İttifak)
İttifak Genel Sekreteri Korgeneral pilot Muhammed el-Muğidi ile Somali’den hükümet, güvenlik ve askeri yetkililerin girişimin açılış töreninde, (İttifak)

Medya alanında kapasite geliştirme

“Barış Medyacıları” girişimi, İttifakın üye ülkelerin ulusal kapasitesini geliştirme ve medya ortamlarını aşırılıkçı düşüncelere karşı güçlendirme çabalarının devamını oluşturuyor. Program kapsamında gazetecilerin ve medya kuruluşlarının aşırılıkçı propagandayı tespit etme, dezenformasyonla mücadele etme ve etkili, profesyonel içerikler üretme kapasitelerinin artırılması hedefleniyor.

Girişim çerçevesinde “Dijital medyada aşırılıkçı söylem ve nefret söyleminin analizi: Akıllı mücadele araçları ve teknikleri” başlıklı özel bir eğitim programı da düzenlenecek. Programa gazeteciler, medya çalışanları, akademisyenler ve terörle mücadeleyle bağlantılı medya alanlarında uzmanlaşmış 40 kişi katılacak.

Somali Savunma Bakanı Ahmed Faki, törende yaptığı konuşmada terörle mücadelenin yalnızca askeri ve güvenlik çalışmalarına indirgenemeyeceğini belirterek, toplumları güçlendiren, dezenformasyon, kutuplaştırma ve aşırılıkçı propagandayla mücadele eden ve ılımlılık ile bir arada yaşama değerlerini destekleyen sorumlu bir medya söylemine ihtiyaç olduğunu belirtti.

Somali Savunma Bakanı Ahmed Faki, terörle mücadelenin sorumlu ve bilinçli bir medya söylemi oluşturulmasını gerektirdiğini vurguladı (İttifak)
Somali Savunma Bakanı Ahmed Faki, terörle mücadelenin sorumlu ve bilinçli bir medya söylemi oluşturulmasını gerektirdiğini vurguladı (İttifak)

Faki, Somali’nin medyayı ulusal güvenliğin korunması ve toplumsal barışın inşasında ulusal bir ortak olarak gördüğünü belirterek, Suudi Arabistan’ın liderliğindeki İttifakın, ulusal kapasitenin geliştirilmesi ve nitelikli medya kadrolarının yetiştirilmesine yönelik çalışmalarını takdir etti.

Bakan, Somali’nin terörle mücadelede kolektif çabalara aktif biçimde destek vermeyi sürdüreceğini; terörün ideolojik, medya ve finansal kaynaklarının kurutulmasına yönelik çalışmaların toplumların korunmasına ve güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlayacağını ifade etti.

Medya, terörle mücadelede ileri savunma hattı

İttifak Genel Sekreteri Korgeneral Muhammed el-Muğidi ise girişimin Somali’de başlatılmasının, ortak terörle mücadele çalışmalarının üye ülkelere taşınması ve iş birliğinin ulusal kapasiteyi geliştiren nitelikli programlara dönüştürülmesi anlayışının bir devamı olduğunu söyledi.

Muğidi, terör örgütlerinin artık yalnızca sahada mücadele etmediğine dikkat çekerek, bilgi akışının hızından ve dijital platformların geniş erişiminden yararlanarak dezenformasyon yaydıklarını, propaganda ürettiklerini, kamuoyunu etkilemeye ve insanları örgütlemeye çalıştıklarını belirtti. Bu nedenle bilinçli ve profesyonel medya çalışanlarının terörle mücadele sisteminin “ileri savunma hattı” olduğunu vurguladı.

Girişimin, medya çalışanını yalnızca bilgi aktaran bir konumdan çıkararak analiz, doğrulama, tespit ve müdahale araçlarına sahip profesyonel bir aktöre dönüştürmeyi hedeflediğini belirten Muğidi; dijital içeriklerin analiz edilmesi, dezenformasyon kaynaklarının belirlenmesi, sahte hesapların ve koordineli etki operasyonlarının tespit edilmesi, aşırılıkçı propaganda yöntemlerinin anlaşılması ve daha profesyonel, etkili ve güvenilir karşı söylemlerin geliştirilmesinin amaçlandığını kaydetti.

Muğidi, “Terörle mücadele, güvenlik ve saha mücadelesi olduğu kadar bir bilinç mücadelesidir” diyerek medya çalışanlarının kapasitesine yatırım yapmanın, toplumların aşırılıkçı fikirlere, ideolojik ve medya alanındaki nüfuz girişimlerine karşı direncine doğrudan yatırım anlamına geldiğini ifade etti.

Korgeneral el-Muğidi, medya çalışanlarının kapasitesini geliştirmenin, toplumların dayanıklılığına ve aşırılıkçı fikirlere karşı koyma gücüne doğrudan yatırım anlamına geldiğini belirtti (İttifak)
Korgeneral el-Muğidi, medya çalışanlarının kapasitesini geliştirmenin, toplumların dayanıklılığına ve aşırılıkçı fikirlere karşı koyma gücüne doğrudan yatırım anlamına geldiğini belirtti (İttifak)

İttifak Genel Sekreteri ayrıca Somali hükümetinin iş birliği ve desteğini takdir ederek, üye ülkeler ve ortaklarla birlikte ulusal kapasitenin güçlendirilmesi, deneyim paylaşımı ve terörle mücadelenin ideolojik, medya, askeri ve finansal boyutlarında koordinasyonun artırılması için çalışmaların sürdürüleceğini belirtti.

Eğitimde dijital doğrulama ve dezenformasyon analizi

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre program kapsamında katılımcılara bilgi düzensizliği, dijital doğrulama ve açık kaynak istihbaratı, fotoğraf ve video analizi, içeriklerin yayılımının incelenmesi, sahte hesap ve botların tespiti, metin ve söylem analizi ile koordineli etki operasyonlarının ortaya çıkarılması ve ağ analizleri gibi çeşitli modern araç ve teknikler öğretilecek.

Eğitimde ayrıca aşırılıkçı ve nefret söylemlerinin psikolojik ve toplumsal etkileri, dijital ortamda zararlı söylemlerle mücadelede kanıta dayalı yöntemler, karşı söylem ve alternatif anlatıların geliştirilmesi, medya ve dijital okuryazarlığın artırılması ve toplumların dijital tehditlere karşı dayanıklılığının güçlendirilmesi gibi konular da ele alınacak.

“Barış Medyacıları” girişimi, Terörle Mücadele İslam Askeri İttifakı’nın terörün yalnızca sonuçlarıyla değil, onu besleyen ideolojik ve medya araçlarıyla da mücadele etmeye yönelik sürdürülebilir bir yapı oluşturma hedefini yansıtıyor. Girişim, dezenformasyon, kutuplaştırma ve militan devşirme kapasitesinin sınırlandırılmasında, medya ve toplumsal farkındalığı mücadelenin merkezine yerleştiriyor.