Kongre’ye baskın yapan bazı aktivistlerin önceden Bitcoin bağışı aldığı iddia edildi

Kongre binasına giren Trump destekçileri (AP)
Kongre binasına giren Trump destekçileri (AP)
TT

Kongre’ye baskın yapan bazı aktivistlerin önceden Bitcoin bağışı aldığı iddia edildi

Kongre binasına giren Trump destekçileri (AP)
Kongre binasına giren Trump destekçileri (AP)

ABD’deki federal yetkililerin, geçtiğimiz hafta Kongre binasına yapılan saldırıdan önce aşırı sağcı bazı aktivistlerin dijital para birimi Bitcoin cinsinden para transferi aldığına ilişkin bir soruşturma yürütüldüğü öne sürüldü.
New York Times gazetesine göre Kripto para birimi veri firması Chainalysis tarafından yayınlanan bir araştırmada, Fransa’dan tek bir bağışçının, Aralık ayının başlarında aşırı sağ aktivist çevrelerde yer alan birkaç kişiye yaklaşık 500 bin dolar değerinde Bitcoin gönderdiği ifade edildi.
Yetkililer bu bağışların Kongre binasına yapılan 6 Ocak saldırısıyla bağlantılı olup olmadığını araştırıyor.
Chainalysis’e göre bu paranın 250 bin doları 6 Ocak’ta Kongre binasında bulunan ve olaydan önce şiddet çağrısı yapan aşırı sağcı Groypers grubunun lideri Nick Fuentes’in dijital Bitcoin cüzdanına yatırıldı.
Chainalysis, diğer bağışların sağcı sosyal medya ağı Gab ve neo-Nazi web sitesi The Daily Stormer’a gittiğini belirtti.
Adalet Bakanlığı, Kongre’deki şiddetle ilgili 80’den fazla ceza davası açarken, FBI sosyal medyada yayınlanan videolar ve fotoğraflar sayesinde 200 şüpheliyi kolayca teşhis etti.
 



Etiyopya seçimleri… Gerilimler, Abiy Ahmed’in beklenen zaferinin etkisini azaltacak mı?

Etiyopya Cumhurbaşkanı Taye Atske Selassie, genel seçimlerde oy kullanırken (Etiyopya Haber Ajansı)
Etiyopya Cumhurbaşkanı Taye Atske Selassie, genel seçimlerde oy kullanırken (Etiyopya Haber Ajansı)
TT

Etiyopya seçimleri… Gerilimler, Abiy Ahmed’in beklenen zaferinin etkisini azaltacak mı?

Etiyopya Cumhurbaşkanı Taye Atske Selassie, genel seçimlerde oy kullanırken (Etiyopya Haber Ajansı)
Etiyopya Cumhurbaşkanı Taye Atske Selassie, genel seçimlerde oy kullanırken (Etiyopya Haber Ajansı)

Etiyopya hükümeti dün yaptığı açıklamada, resmî sonuçlarının 11 Haziran’da açıklanması beklenen yedinci genel seçimlerin ‘çeşitli zorluklar ve muhalefetle karşı karşıya olduğunu’ kabul etti. Başbakan Abiy Ahmed’e muhalif Oromo Kurtuluş Cephesi ise seçimleri ‘tiyatro’ olarak nitelendirerek bölgede 4 Haziran’a kadar hareketliliği yasakladı.

Muhalefetin uyarıları, seçimlere geniş katılımı engellemezken, Etiyopyalı bir uzmana göre bu durum Abiy Ahmed’in seçimlerden başarıyla çıkmasına da engel teşkil etmeyebilir. Buna karşılık Afrika meseleleri üzerine çalışan başka bir uzman, seçim sonuçlarının meşruiyetinin tek başına yeterli olmayacağını, itirazların dikkate alınması ve ülkedeki gerilimleri sona erdirecek kapsayıcı bir ulusal projenin hayata geçirilmesi gerektiğini savundu.

Tarihi katılım

Etiyopya Hükümeti İletişim Ofisi dün yayımladığı açıklamada, ülkede gerçekleştirilen yedinci genel seçimlerin ‘başarıyla tamamlandığını’ duyurdu. Açıklamada, ‘barışçıl ve tarihî bir demokratik sürece katılan milyonlarca vatandaşa’ övgüde bulunuldu. Söz konusu açıklama, ülkenin resmî haber ajansı tarafından aktarıldı.

Hükümet açıklamasında seçim sürecinin ‘çeşitli zorluklar ve muhalefetle karşı karşıya kaldığı’ kabul edilmekle birlikte, vatandaşların ve seçim organizasyonunda görev alan kurumların kararlılığı sayesinde sürecin başarıyla yürütüldüğü vurgulandı.

Ancak Etiyopya hükümeti, seçim sürecinde karşılaşılan zorluklar ve itirazların ayrıntılarına yer vermedi. Başbakan Abiy Ahmed karşıtı Oromo Kurtuluş Cephesi ise seçimlerden bir gün önce yayımladığı açıklamada sandık sürecini ‘tiyatro’ olarak nitelendirerek, ‘dayatılan seçimlerin halkın iradesini ya da önceliklerini yansıtmadığını’ savundu.

Muhalif cephe ayrıca, Oromo Kurtuluş Ordusu’nun (OLA) ‘seyirci kalmayacağını’ belirterek Oromiya bölgesinde 4 Haziran’a kadar tüm ulaşım ve seyahat faaliyetlerinin yasaklandığını duyurdu. Açıklamada, hiçbir aracın hareketine, ticari faaliyete veya izinsiz seyahate izin verilmeyeceği ifade edildi.

Etiyopya Ulusal Seçim Kurulu Başkanı Melatwork Hailu da gazetecilere yaptığı açıklamada, yaklaşık 48 bin seçim merkezinden 143’ünün güvenlik sorunları nedeniyle açılamadığını söyledi. Hailu ayrıca, bazı merkezlerde oy verme işleminin durdurulduğunu belirtirken, ayrıntı vermedi.

Seçimler ülke genelinde düzenlenmiş olsa da kuzeydeki Tigray bölgesi, yerel yönetim ile federal hükümet arasında süren gerginlik nedeniyle seçim sürecinin dışında bırakıldı.

Ulusal Seçim Kurulu daha önce yaptığı açıklamada, 2018’den bu yana silahlı faaliyetlerini sürdüren OLA’nın varlığına rağmen, ülke topraklarının yaklaşık üçte birini oluşturan Oromiya bölgesinin tamamında sandıkların açılacağını duyurmuştu.

gthyju
Etiyopya’da genel seçimlerde oy kullanan bir vatandaş (Etiyopya Haber Ajansı)

Etiyopyalı siyasi analist Zahid Zeydan, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Etiyopya’daki seçimlere ülke genelindeki 47 binden fazla seçim çevresinde ve 40’tan fazla siyasi partinin katılımıyla geniş bir seçmen kitlesinin iştirak ettiğini söyledi.

Seçim sürecinde bazı zorlukların yaşandığını belirten Zeydan, bunların arasında Pretoria Anlaşması’ndan uzaklaştığını öne sürdüğü Tigray bölgesel yönetiminin sürece katılmaması ile Oromo Kurtuluş Cephesi’nin seçmenleri sandıktan uzak tutma girişimlerinin bulunduğunu ifade etti.

Ancak Zeydan, buna rağmen Oromiya bölgesinde seçimlerin gece geç saatlere kadar büyük ölçüde barışçıl bir şekilde sürdüğünü, seçim sürecinin bölgenin büyük bölümünde sorunsuz ve düzenli ilerlediğini kaydetti. Zeydan’a göre yalnızca bir veya iki kentte güvenlik sorunları ve Oromo Kurtuluş Cephesi mensuplarına atfedilen bazı olaylar nedeniyle gerginlik yaşandı.

Benzer durumun Amhara bölgesindeki iki yerleşim merkezinde de görüldüğünü belirten Zeydan, Amhara Kurtuluş Cephesi olarak bilinen grupların bazı barışçıl olmayan eylemlerde bulunduğunu ve özellikle Debre Tabor kentinde bazı seçmenlerin oy kullanmasını veya tercih ettikleri adaylara destek vermesini engellemeye çalıştığını söyledi.

Genel tabloya bakıldığında ise Zeydan, iktidar partisinin ifadelerine atıfla, dış destekli olduğu öne sürülen bazı silahlı hareketlerin seçim sürecini gölgelemeye çalışmasına rağmen seçimlerin geniş takdir topladığını belirtti. Zeydan, seçimleri ‘Afrika demokrasisi açısından örnek teşkil eden bir süreç’ olarak nitelendirdi.

Sonuçların ardından

Abiy Ahmed, 2018 yılında, ülkeyi uzun yıllar yöneten Etiyopya Halkları Devrimci Demokratik Cephesi (EPRDF) koalisyonuna karşı düzenlenen kitlesel protestoların ardından başbakanlık görevine getirilmişti. Ahmed’in liderliğindeki Refah Partisi, 2021 seçimlerinde parlamentodaki 484 sandalyenin 410’unu kazanmıştı.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, iç çekişmeler nedeniyle zayıflayan ve parçalı bir görünüm sergileyen muhalefet karşısında iktidardaki Refah Partisi’nin seçimlere damga vurması bekleniyor. Resmî sonuçların ise 11 Haziran’a kadar açıklanması öngörülüyor.

Geleceğe ilişkin değerlendirmelerde bulunan Zeydan, Etiyopya’nın daha gelişmiş ve halkın sesinin daha güçlü duyulduğu yeni bir döneme girebileceğini belirterek, “İktidarın barışçıl ve sağlıklı bir şekilde el değiştirebildiği bir sistem görmek istiyoruz. Silahların sesi yalnızca Etiyopya’da değil, tüm Afrika kıtasında susmalı” dedi.

Afrika uzmanı Dr. Ali Mahmud Kelni ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, seçim sonuçlarının ilan edilmesinin ardından Abiy Ahmed’in beklenen seçim zaferini ülkenin krizlerini yatıştırmak ve muhalif güçlerle silahlı gruplarla müzakere süreci başlatmak için bir fırsata dönüştürebileceğini söyledi.

Kelni’ye göre Abiy Ahmed’in elde etmesi beklenen seçim başarısı, siyasi projesini daha da güçlendirmesine imkân sağlayacak. Ancak devam eden güvenlik sorunları ve toplumsal bölünmeler, seçim sonuçlarının ötesine geçen ciddi meydan okumalar oluşturmaya devam ediyor. Kelni, önümüzdeki dönemin başarısının yalnızca sandıktan çıkacak sonuçlarla değil, geniş uzlaşıya dayalı kapsayıcı bir ulusal projenin hayata geçirilmesiyle ölçüleceğini vurguladı.


ABD stratejisinde Somaliland: Tanınma sorununu aşan güvenlik ortaklığı

Somaliland’ın başkenti ve en büyük şehri olan Hargeisa’nın genel görünümü (AFP)
Somaliland’ın başkenti ve en büyük şehri olan Hargeisa’nın genel görünümü (AFP)
TT

ABD stratejisinde Somaliland: Tanınma sorununu aşan güvenlik ortaklığı

Somaliland’ın başkenti ve en büyük şehri olan Hargeisa’nın genel görünümü (AFP)
Somaliland’ın başkenti ve en büyük şehri olan Hargeisa’nın genel görünümü (AFP)

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın yakın tarihli bir raporu, Washington'ın stratejik konumu nedeniyle ayrılıkçı bölge Somaliland’ı, Kızıldeniz'den Hint Okyanusu'na uzanan ticari ve askeri deniz trafiğinin güvenliğinin sağlanması da dahil olmak üzere güvenlik çıkarları açısından olası bir ortak olarak değerlendirme eğilimini gözler önüne serdi. Raporda bu yaklaşımın Somali'nin toprak bütünlüğüne halel getirmeyeceği vurgulandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ayrılıkçı bölgenin ve Washington'ın tanınma sorununun kısıtlamalarına bağlı kalmaksızın genişleyecek bir güvenlik ortaklığına dayalı ‘yeni bir çerçeve’ oluşturma sürecinde olduğunu öngörüyor. Bununla birlikte bölgeye diplomatik meşruiyet tanınması seçeneğine ilişkin görüşler farklılık gösteriyor.

Ayrılıkçı bölge, Aden Körfezi kıyısında 740 kilometrelik bir sahil şeridine sahip olup Doğu Afrika Boynuzu'nda Hint Okyanusu ile Kızıldeniz'in kesiştiği noktada stratejik bir konumda yer alıyor. Bölge, 1991'de Federal Somali Cumhuriyeti'nden ayrılmasından bu yana uluslararası taraflarca tanınmıyor. Yalnızca İsrail, geçtiğimiz yıl aralık ayında Somaliland’ın bağımsızlığını tanıdı. Ayrılıkçı bölgeye ait stratejik öneme sahip Berbera Limanı ise söz konusu coğrafyada bölgesel ve uluslararası bir nüfuz mücadelesinin odağı olmayı sürdürüyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı, 2026 yılı için Somaliland ile ABD ilişkilerinin güçlendirilmesine yönelik olası alanlara ilişkin güncel bir raporu Kongre'ye sundu. Raporda Washington'ın, ‘Somaliland dahil olmak üzere Somali'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü tanıdığı’ vurgulanırken ayrılıkçı bölgenin Federal Somali Cumhuriyeti'nin bir parçası olarak değerlendirildiği belirtildi.

Rapor, Somaliland'ın stratejik konumu ve Yemen ile Babu’l-Mandeb Boğazı'na yakınlığı nedeniyle Kızıldeniz'den Hint Okyanusu'na uzanan ticari ve askeri deniz trafiğinin güvenliğinin sağlanması da dahil olmak üzere güvenlik çıkarları açısından olası bir ortak olarak görülebileceğine dikkati çekti.

Raporda ayrıca Somaliland'ın coğrafi konumunun, başta Husiler ile eş-Şebab Hareketi arasındaki bağlantılar olmak üzere şiddet yanlısı aşırı yapılanmaların takibi ve bunlarla mücadele çabalarına katkı sağlayabileceği ifade edildi. ABD Afrika Komutanlığı'nın (AFRICOM) Somaliland yetkilileriyle düzenli temas halinde olduğu ve olası iş birliği alanlarını araştırdığı da vurgulandı.

Güvenlik ve strateji alanında uzman ABD’li araştırmacı ve gazeteci Irina Tsukerman, ABD’nin bu yaklaşımının resmi tanınırlıktan bağımsız biçimde güvenlik iş birliğine odaklanan daha kapsamlı bir ABD dış politikası eğilimini yansıttığını düşünüyor.

Tsukerman'a göre Husilerin Kızıldeniz'deki faaliyetlerinin genişlemesi, silah kaçakçılığı ağlarına ilişkin kaygılar ve Eş-Şebab'ın varlığını sürdürmesi, Somali'deki iç anayasal tartışmaların ötesine geçen baskılar oluşturdu ve bu durum yalnızca uluslararası hukuki statüye sahip olmak yerine pratik sonuçlar üretebilecek aktörlerle ortaklıklar kurulmasını zorunlu kıldı.

sdcdefv
Hargeisa Savaşı Anıtı önünde Somaliland bayrağını taşıyan bir genç, (AFP)

Somalilandlı  siyasi analisti Abdulkerim Salih, bu son raporun hayata geçirilmesi halinde Hargeisa'nın ekonomik, güvenlik ve yatırım alanlarında önemli kazanımlar elde edeceği görüşünde. Salih'e göre ABD ile Somaliland'ın doğrudan iş birliği içinde çalışması, Washington'ın gelecekte diğer adımlar çerçevesinde atabileceği resmi tanımayı önceleyen kritik bir aşama niteliği taşıyor.

Salih ayrıca ABD'nin Kızıldeniz ile Babu’l-Mendeb Boğazı'nda halihazırda varlık gösterdiğini ve kuvvetlerini Cibuti'de konuşlandırdığını hatırlatarak Berbera'daki bu varlığın güçlendirilmesinin ABD'ye söz konusu önemli deniz geçidinin güvenliğinin sağlanması ve buradaki tehditlerin izlenmesi konularında önemli kolaylıklar sunacağını vurguladı.

Fransız Haber Ajansı AFP’nin aktardığına göre Somaliland Başkanlık Bakanı Hadar Hüseyin Abdi geçtiğimiz şubat ayında, uluslararası tanınırlık elde etme çabaları çerçevesinde ABD'ye maden kaynakları ve askeri üsler için erişim hakkı tanımaya hazır olduklarını açıklamıştı.

Söz konusu yoğun çabalar, İsrail'in Arap ve İslam dünyasının itirazlarına rağmen Somaliland'ı tanımasından yaklaşık bir ay sonra gündeme geldi.

Somaliland Dışişleri Bakanı Abdurrahman Tahir Adem, geçtiğimiz yıl mayıs ayında beraberindeki heyetle Washington'da ABD’li üst düzey yöneticilerle bir araya geldi. Somaliland Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasına göre görüşmeler ‘bölgesel güvenliğin güçlendirilmesi ve ABD-Somaliland iş birliği’ üzerine yoğunlaştı.

İleriye dönük olarak Somaliland ile ABD arasındaki ilişkilerin pekişmesinin ardından resmi tanınmanın da gündeme gelebileceğini öngören Salih, ancak ‘bunun bu yıl mı yoksa gelecek yıl mı gerçekleşeceğinin belirsiz olduğunu’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Tsukerman, Washington'ın gelecekte Somaliland'ı resmen tanıma ihtimalini dışlamıyor. Bununla birlikte ‘orta vadede en olası sonucun tanınma değil, güvenlik, istihbarat, diplomatik ve ekonomik ilişkilerin kademeli olarak derinleşmesi olduğunu ve bu durumun fiilen iki devlet arasındaki bir ortaklığa benzeyeceğini, ancak ilişkilerin uluslararası alanda tanınan Somali sınırları çerçevesinde kalmayı sürdüreceğini’ vurguladı.

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, geçtiğimiz yıl şubat ayında Washington Post'a verdiği röportajda ABD Başkanı Donald Trump'ın yakın çevresindeki bazı isimlerin onu Somaliland'ı resmen tanımaya yönlendirmeye çalıştığını söylemişti. Somali Cumhurbaşkanı, böyle bir adımın Afrika kıtasının sınırlarını değiştirme açısından ciddi bir tehdit oluşturabileceğini vurgulamıştı.

Salih, Washington'ın Somali sınırlarına saygı göstereceğini teyit etmesine karşın ABD'nin Somaliland'a sürekli olarak kendi çıkarları, özellikle stratejik konumu ve İsrail dahil ABD ile müttefikleriyle ilişkileri ekseninden baktığını belirtti.

Tsukerman ise Mogadişu'nun bu gelişmeye siyasi açıdan olumlu bakmayacağı görüşünde. Bununla birlikte özellikle Amerikalı yetkililerin Somaliland ile iş birliğinin terörizmle mücadeleye ve deniz ticaretinin korunmasına doğrudan katkı sağladığını öne sürmesi halinde Mogadişu'nun karşı çıkma kapasitesinin giderek kısıtlanabileceğini kaydetti. Tsukerman’a göre Somalili liderler, güvenlik iş birliğinin diplomatik tanınmaya, ikili savunma anlaşmalarına ya da fiilen bir devlet oluşumuna işaret eden düzenlemelere evrilmeyeceğine dair güvence almaya çalışacak.


Moskova, savaşta “yeni bir modelin” sinyalini verdi

Rusya’nın dün Kiev'e düzenlendiği saldırıda hasar gören garajlardan yükselen dumanlar ve alevler (AFP)
Rusya’nın dün Kiev'e düzenlendiği saldırıda hasar gören garajlardan yükselen dumanlar ve alevler (AFP)
TT

Moskova, savaşta “yeni bir modelin” sinyalini verdi

Rusya’nın dün Kiev'e düzenlendiği saldırıda hasar gören garajlardan yükselen dumanlar ve alevler (AFP)
Rusya’nın dün Kiev'e düzenlendiği saldırıda hasar gören garajlardan yükselen dumanlar ve alevler (AFP)

Kremlin, dün Ukrayna ile süren savaşta ‘yeni bir model’ benimseyeceğinin sinyalini verirken bunu da ‘Ukrayna ordusunun son dönemde sivillere karşı işlediği insanlık dışı terör eylemleri’ olarak nitelendirdiği gelişmelerle gerekçelendirdi.

Bu açıklama, Rusya ordusunun pazartesiyi salıya bağlayan gece, Ukrayna'nın çeşitli şehirlerine yüzlerce insansız hava aracı (İHA) ve onlarca füzeyle geniş çaplı saldırı düzenlemesiyle eş zamanlı gerçekleşti. Saldırılarda en az 21 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı.

Rusya ordusu, hipersonik füzelerin kullanıldığı ‘büyük bir saldırı’ gerçekleştirdiğini ve Ukrayna'nın askeri-sanayi kompleksindeki hedefleri vurduğunu duyurdu. Görüntülerde Kiev’de yüksek binaların üzerinde yükselen şiddetli patlama alevleri ve duman sütunları oluştuğu görüldü.

Kiev, Batı'dan yardım talebinde bulundu

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya'nın düzenlediği gece saldırısında 73 füze ve 600'den fazla İHA kullandığını açıkladı. Zelenskiy, Ukrayna'nın giderek azalan stoklarını telafi etmek amacıyla Washington'ı bir kez Patriot füze savunma sistemlerine yönelik ek füze göndermeye daha çağırdı.