Fransa’da ‘İslam prensipleri tüzüğü’ onaylandı

Fransa Cumhurbaşkanı Macron 18 Ocak’ta İslam Konseyi üyeleriyle Elysee Sarayı’nda bir araya geldi. (Reuters)
Fransa Cumhurbaşkanı Macron 18 Ocak’ta İslam Konseyi üyeleriyle Elysee Sarayı’nda bir araya geldi. (Reuters)
TT

Fransa’da ‘İslam prensipleri tüzüğü’ onaylandı

Fransa Cumhurbaşkanı Macron 18 Ocak’ta İslam Konseyi üyeleriyle Elysee Sarayı’nda bir araya geldi. (Reuters)
Fransa Cumhurbaşkanı Macron 18 Ocak’ta İslam Konseyi üyeleriyle Elysee Sarayı’nda bir araya geldi. (Reuters)

Fransa’da İslam bir kez daha iki gelişme ile siyasi gelişmelerin ön saflarında yer almaya başladı. İlk olarak; Fransa İslam Konseyi (CFCM), Fransa Cumhurbaşkanı tarafından talep edilen ‘Fransa’da İslam prensipleri tüzüğü’ hususunda fikir birliğine vardı. Bu çerçevede Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İçişleri Bakanı Gerald Darmanin’i temsilen Fransız makamları, kendi bileşenleri arasındaki anlaşmazlıkları, görüş ve çıkar çatışmasını aşması için konseye ağır bir baskı uyguladı. İkinci olarak ise 18 Ocak’ta parlamentoda, ‘İslamcı ayrılıkçılıkla mücadele’ yasa tasarısı görüşülmeye başlandı. Yasa, yalnızca çoğunluk ve muhalefet arasında değil, sağ ve sol tüm siyasi taraflar içerisinde de çekişmeleri artırdı. Tasarının tartışılmasına ilk okumada onay almadan önce bu hafta boyunca devam edilmesi ve ardından Senato’ya devredilmesi bekleniyor.
Macron, 2 Ekim’de Paris’in kuzeybatısındaki Les Mureaux şehrinde yaptığı konuşmada Fransa’nın İslami vizyonunu sunmuş ve İslamcı ayrılıkçılığı ortadan kaldırmak için taleplerini açıklamıştı. Macron, ekim ayı ortasında Elysee Sarayı’na çağırdığı Müslüman temsilcilerden, CFCM aracılığıyla ‘laiklik ilkesi, şiddetin ve ülkedeki en büyük ikinci dinin işlerine dışarıdan müdahale edilmesinin reddedilmesi başta olmak üzere, İslam’ın cumhuriyet ilkeleri ile uyumlu olduğunu gösteren bir İlkeler Tüzüğü yazmalarını’ istemişti. Aynı dışarıdan ‘desteklenen’ 300 yabancı imamın Fransa’daki varlığına aşamalı olarak son vererek, ülkede Fransız imamların atanmasını onaylamak üzere Ulusal İmamlar Konseyi’nin kurulması için bir çalışma yürütmelerini talep etmişti.
Uzun bir çalışmanın ardından CFCM’yi oluşturan 8 taraf, özellikle Fransa topraklarında terör faaliyetlerinin meydana gelmesi hususunda, Fransa’da İslam ve Müslümanların işlerini yeniden organize etmenin kapısını açan sekiz sayfalık ‘tüzük’ metni üzerinde anlaşmaya varmayı başardı.
Fransa’da 2015 yılı başından bu yana terör olaylarında yüzlerce kişi yaralandı ve 215 kişi de yaşamını yitirdi. Ancak geçen cumartesi günü Darmanin’in çağrısı ile CFCM Başkanı Muhammed el-Musavi ve iki yardımcısının yer aldığı bir toplantı düzenlendi ve nihayetinde bir anlaşmaya varıldı. Söz konusu 8 taraf, geçen pazar günü tüzükte uzlaşı sağladı. Durum, Cumhurbaşkanlığı’nı pazar akşamını pazartesi sabahına bağlayan gece, ‘Macron’un (18 Ocak’ta öğleden sonra) CFCM temsilcileriyle görüşeceğini’ belirten bir bildiri yayınlamaya sevk etti. Bununla birlikte anlaşılması zor bir paradoksal olarak ‘tüzükte’ uzlaşı sağlayan 8 federasyondan 3’ü metni yazılı olarak imzalamayı kabul etmedi. Yapılan açıklamalar bunlardan üçünün ikisinin Türk olduğu ve birinin de doğrudan Türkiye’deki Diyanet İşleri ile, diğerinin de Müslüman Kardeşler’e bağlı Milli Görüş ile bağlantılı olduğu yönünde. Sonuç olarak bu 3 kuruluşun temsilcileri, Elysee toplantısına dahil olmadı.
Cumhurbaşkanlığı çevrelerine göre Macron, konsey üyelerine, ilkeler tüzüğünün ‘Cumhuriyetin (değerlerinin) lehine açık ve kesin bir taahhüdü temsil ettiğini bildirdi. Macron ayrıca metnin ‘Fransa’da devlet ile İslam arasındaki ilişkiyi kurduğunu’ vurguladı. Aynı şekilde CFCM Başkanı Musavi, üç kurumun metni imzalamayı neden reddettiğine ilişkin açıklamasında “Üyelerimize neyin üzerinde uzlaşı sağlandığını açıklamamız için daha fazla zamana ihtiyacımız var” dedi. Ancak CFCM’nin pozisyonunu takip eden kaynaklar, son günlerde iki taraf arasındaki medya alışverişinin donmuş olmasına rağmen iki Türk kurumunun ‘tüzüğü’ imzalamayı reddetmesi ve Paris- Ankara arasındaki gergin ilişki arasında bir bağlantı olduğunu öne sürdüler.  Üçüncü kurumun ise Selefi Hareketi’ne bağlı ‘et-Tebliğ’ olduğu ifade edildi. Kurum, Macron’un şahsen talep ettiği metni neden imzalamadığına dair herhangi bir gerekçe sunmadı. Musavi’nin Elysee toplantısında yaptığı konuşmadaki en önemli ayrıntı, tüzük metninin ‘İslam dininin ilkelerinin cumhuriyet ilkeleriyle tamamen uyumlu olduğunu’ açıkça onaylaması oldu. Muhammed el-Musavi ayrıca, konsey temsilcilerinin İçişleri Bakanı’nın da varlığında Cumhurbaşkanı Macron’a ‘gerçek faaliyetlere başlamak için İmamlar Konseyi’ni, ‘yani imamların atanmasını onaylamayı, statülerini, çerçevelerini ve görevlerini tanımlamayı, imamlık pozisyonunu kendilerini imam olarak belirleyenlerden ve yetkinliği olmayanlardan koruma’ durumunu bir an önce başlatma niyetlerini ilettiklerini söyledi. Elysee, konseyin tüm bileşenlerinin ‘tüzüğü’ imzalamasını ve İmamlar Konseyi’nin bu ay sonlanmadan önce başlatılmasını istiyor.
Tüzük metninin en önemli içerikleri arasında, ‘İslam ve cumhuriyet ilkeleri arasındaki uyum, her vatandaşın özellikle de bir Müslümanın, birliğini ve bütünlüğünü garanti eden cumhuriyet kanunları çerçevesinde yaşama hakkı ve iki cinsiyet arasında kanun önünde eşitliğe vurgu yapılmasını meseleleri var. Ayrıca finansman da dahil olmak üzere yabancı ülkelerin İslam işlerine müdahalesinin ve İslam’ın siyasi amaçlar için kullanılmasının reddedilmesi’ de yer alıyor. Fransız yetkililer, son noktaya sıkı sıkıya bağlı. Zira yetkililer, cumhuriyete yönelik tehlikelerin, değerler, pratikler ve bir arada yaşama biçimleri açısından ‘ayrılıkçı bir proje olarak nitelendirilen ‘siyasal İslam’dan kaynaklandığı görüşündeler. Tüzüğün onaylanmasına paralel olarak, ‘İslamcı ayrılıkçılıkla mücadele’ olarak adlandırılan ‘cumhuriyetin ilkelerini güçlendiren’ yasa tasarısı tartışmaları da 18 Ocak’ta Temsilciler Meclisi’nde başladı. Yalnızca Müslümanları hedef alıyormuş gibi görünmekten kaçınmak amacıyla ilk adlandırmadan geri adım atıldı. Gözlemciler, önerilen metin Genel Kurul’a devredilmeden önce Kanunlar Komitesi’nin değerlendirmesi olmaksızın bin 700 değişikliğin sunulduğuna dikkat çekerek tartışmaların hararetli geçmesini bekliyorlar.
Radikal sağdaki Ulusal Cephe Partisi lideri Marine Le Pen, hükümet projesini yetersiz gördüğü için bir karşı proje sunacağını duyurdu.  Cumhuriyetçi Parti’yi temsil eden klasik sağ eğilimli milletvekillerinin çoğunluğunun görüşü de bu yönde. Ayrıca ülkede konuya dair daha fazla kısıtlama getirilmesini isteyen taraf ve projenin ulusal ‘uyum’ üzerindeki sonuçlarından korkanlar arasında da bölünmeler mevcut. Tartışmalı meseleler arasında ise önceki yıllarda büyük gerilime neden olan kadınların ve kız çocuklarının başörtü takması konusu da bulunuyor.



Trump, UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili belgelerin yayınlanması emrini verecek

ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
TT

Trump, UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili belgelerin yayınlanması emrini verecek

ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, federal kurumların UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili hükümet dosyalarını "tanımlamaya ve yayınlamaya" başlaması emrini vereceğini söyledi; bu, Amerikalıların on yıllardır talep ettiği bir adımdı.

Trump, Truth Social platformunda şunları yazdı: "Bu konunun yarattığı büyük ilgi göz önüne alındığında, Savunma Bakanı'ndan ve diğer ilgili bakanlık ve kurumlardan, uzaylı yaşamı, tanımlanamayan hava olayları ve uçan dairelerle ilgili hükümet dosyalarını belirleme ve yayınlama sürecini başlatmalarını isteyeceğim."

ABD Başkanı dün yaptığı açıklamada, selefi Barack Obama'nın bir podcast'te uzaylı varlıkların olduğundan rastgele bahsetmesiyle "gizli bilgileri" ifşa ettiğini iddia etmişti. Trump, Gürcistan gezisi sırasında Air Force One uçağında gazetecilere, "Konuşmayı sınırların dışına taşıdı... Bunu yapmamalıydı. Korkunç bir hata yaptı" dedi.

Cumartesi günü yayınlanan Brian Tyler Cohen ile yaptığı bir röportajda Obama'ya uzaylıların gerçek olup olmadığı soruldu. Obama şu yanıtı verdi: "Onlar gerçek ama ben onları görmedim ve 51. bölgede tutulmuyorlar. Büyük bir komplo olmadığı ve bunu Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'ndan gizlemedikleri sürece yeraltında bir tesis yok."

51.bölge, Nevada'da bulunan gizli bir Hava Kuvvetleri tesisidir ve bazıları burada uzaylı varlıkların kalıntıları ve düşmüş bir uzay gemisinin bulunduğunu tahmin etmektedir. Şerku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre 2013 yılında yayınlanan CIA arşivleri, buranın son derece gizli casus uçakları için bir test alanı olduğunu gösterdi.

Obama, pazar günü yaptığı bir paylaşımda, evrenin enginliği göz önüne alındığında uzaylı yaşamının olasılığının yüksek olduğunu belirterek, açıklamalarını netleştirdi. Ancak, aradaki muazzam mesafeler nedeniyle uzaylıların Dünya'yı ziyaret etme olasılığının düşük olduğunu ifade etti.

Perşembe günü, uzaylı yaşamına dair herhangi bir kanıt görüp görmediği sorulduğunda Trump, "Gerçek olup olmadıklarını bilmiyorum" diye yanıt vermişti.


İran’ndan Guterres'e: Askeri saldırıya maruz kalırsak kararlı bir şekilde karşılık vereceğiz

İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)
İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)
TT

İran’ndan Guterres'e: Askeri saldırıya maruz kalırsak kararlı bir şekilde karşılık vereceğiz

İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)
İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)

İran, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e yazdığı bir mektupta, askeri saldırıya maruz kalması halinde bölgedeki "düşman gücün" üslerini, tesislerini ve varlıklarını meşru hedefler olarak değerlendireceğini bildirdi.

İran'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği, dün gönderdiği mektubunda, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran hakkındaki açıklamalarının "askeri saldırı olasılığını çok gerçekçi bir şekilde gündeme getirdiğini" belirterek, İran'ın savaş istemediğini vurguladı. Mektupta, askeri saldırı durumunda İran'ın "kararlı bir şekilde" karşılık vereceği teyit edildi.


Danimarka, usulsüz kayıt nedeniyle İran bayraklı bir gemiyi alıkoydu

Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)
Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)
TT

Danimarka, usulsüz kayıt nedeniyle İran bayraklı bir gemiyi alıkoydu

Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)
Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)

Danimarka denizcilik yetkilileri dün, ülkenin sularında demirlemiş olan İran bayraklı bir konteyner gemisinin, usulüne uygun olarak kayıtlı olmadığı gerekçesiyle alıkonulduğunu açıkladı.

Londra Borsası Grubu'ndan alınan verilere göre konteyner gemisinin adı "Nora" idi ve Komor Adaları bayrağı taşıyordu; ancak Danimarka yetkilileri Reuters'e e-posta yoluyla Komor Adaları'nın Kopenhag'a gemiyi kayıtlarında bulamadığını bildirdiğini söyledi.

Yetkililer, "Gemi, bayrak devleti Danimarka denizcilik yetkililerine tam olarak kayıtlı ve yetkilendirilmiş olduğuna dair kanıt sunana kadar alıkonulacaktır" diyerek, gemiyi serbest bırakmadan önce inceleyeceklerini belirterek, "Denetim, hava koşulları güvenli bir şekilde izin verdiğinde gerçekleştirilecek" ifadelerini kullandı.

Londra Borsası Grubu'ndan alınan verilere göre, "Noura" gemisi şu anda İran bayrağı altında seyrediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre haberi ilk duyuran Danimarka televizyon kanalı TV2, geminin çarşamba günü bayrağını Komor Adaları'ndan İran'a değiştirdiğini belirtti. Reuters, değişikliğin ne zaman gerçekleştiğini bağımsız olarak doğrulayamadı.

Londra Borsası Grubu'ndan alınan veriler, "Nora" gemisinin, ABD Hazine Bakanlığı'nın yaptırım listesinde yer alan ve daha önce "Cyrus" adıyla anılan bir konteyner gemisiyle aynı Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) numarasına sahip olduğunu gösteriyor.

IMO numaraları, isim veya bayrak değişikliklerinden bağımsız olarak değişmeden kalan kalıcı gemi tanımlayıcılarıdır.

Cyrus, ABD Yabancı Varlık Kontrol Ofisi'nin İran yaptırım programı kapsamında belirlenmiş olup, Londra Borsası Grubu'ndan elde edilen veriler, şirketin Argon Shipping ve Rail Shipping ile bağlantılı olduğunu göstermektedir.

Reuters, Argon Shipping ve Rail Shipping şirketlerine yorum almak için ulaşamadı.

TV2, geminin son 25 gündür limanda demirli ve kullanılmadan beklediğini bildirdi.