Biden yönetimi: İran’ın kötü nüfuzuna karşı mücadele etmek için dostlarımızla birlikte çalışacağız

Zarif, Körfez’in güvenliğine ilişkin ABD ile iş birliği yapmayı teklif ediyor

Dün başkent Tahran’daki bir pazarda dolaşan İranlılar (EPA)
Dün başkent Tahran’daki bir pazarda dolaşan İranlılar (EPA)
TT

Biden yönetimi: İran’ın kötü nüfuzuna karşı mücadele etmek için dostlarımızla birlikte çalışacağız

Dün başkent Tahran’daki bir pazarda dolaşan İranlılar (EPA)
Dün başkent Tahran’daki bir pazarda dolaşan İranlılar (EPA)

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif dün yayınlanan açıklamalarında ülkesinin, petrol ve Körfez’in güvenliğine ilişkin ABD ile iş birliği yapabileceğini ancak İsrail konusunda iş birliği yapmayı kabul etmediğini söyledi. Zarif’in bu açıklamaları yeni ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin “İran’ın kötü nüfuzuna karşı mücadele etmek için dostlarımız ve ortaklarımızla birlikte çalışmaya devam edeceğiz” şeklinde açıklama yaptığı sırada geldi.
Reuters haber ajansının haberine göre Tahran ve Washington arasındaki ilişkiler, İran’ın 2015 yılında büyük güçlerle imzaladığı Nükleer Anlaşma’dan 2018 yılında geri çekildiğini duyuran Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın döneminde kötüleşti. ABD, anlaşmadan çekildikten sonra İran’ın ekonomisini felç eden yaptırımları tekrar uygulamaya başladı.
İran, Joe Biden’ın çarşamba günü yeni ABD Başkanı olarak yemin etmesinden kısa bir süre sonra “sadece sözle” kalmayıp eyleme geçilmesi çağrısında bulunmuştu. Biden da İran’ın Nükleer Anlaşma’daki yükümlülüklerini tam bir şekilde yerine getirdiği takdirde Washington’un yeniden anlaşmaya katılacağını söylemişti.
Reuters haber ajansına göre Zarif, reformist çizgideki İtimad Gazetesi’ne verdiği röportajda şu ifadeleri kullandı:
“Şahsi görüşüme göre ABD ile ilişkilerimizi belirlemeli ve ABD’ye şunları söylemeliyiz: ‘İsrail konusunda sizinle iş birliği yapmayacağız ve sizinle aynı fikirde olmayacağız. İran, kendi iç işlerine karışmanıza izin vermeyecek, ancak petrol konusunda sizinle çalışmakla ilgili bir sorunumuz yok. Körfez’deki yabancı varlığının güvensizliğe neden olacağına ve orada olmamanız gerektiğine inanıyor olsak da Körfez’in güvenliğini sağlama konusunda da bir sıkıntı görmüyoruz.”
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatipzade’ye göre Zarif'in bu açıklamaları yarın başlayacak bir turun arifesinde yayınlandı. Tur kapsamında Zarif’in Azerbaycan, Rusya, Ermenistan, Gürcistan ve Türkiye’yi ziyaret etmesi bekleniyor. Hatipzade “Tur, ikili meseleleri, Kafkasya bölgesindeki en son gelişmeleri, devam eden projeleri ve bölgede barış ve istikrarı güçlendirme fırsatlarını tartışmaya odaklanacak” dedi. İran’ın resmi haber ajansı IRNA, Zarif’in Bakü ve Moskova ziyaretinin geçtiğimiz haftalarda planlandığını, ancak bütçe tasarısının tartışılması ve dışişleri bakanının kabine toplantılarına katılımı nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Buna ek olarak dün İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in web sitesi tarafından yayınlanan bir fotoğraf hakkında da tartışmalar devam etti. Söz konusu fotoğrafta eski ABD Başkanı Donald Trump’a benzeyen bir golfçünün insansız hava aracı tarafından hedef alındığı görülüyor. Fotoğrafa, geçtiğimiz yıl ABD’nin düzenlediği bir drone saldırısında öldürülen General Kasım Süleymani’nin intikamının alınacağına dair bir tehdit mesajı iliştirilmişti. Fotoğraf Twitter’da, içinde Hamaney’in web sitesinin linkinin yer aldığı Farsça bir hesabın paylaşımı ile ortaya çıktı. Reuters haber ajansına göre Twitter cuma günü söz konusu paylaşımı silerek sahte olduğunu söyledi. Yayınlanan fotoğrafın altında Hamaney’in, geçen sene bu ay Trump’ın emri ile Irak’ta yapılan bir operasyonda öldürülen Süleymani’nin ölüm yıldönümünden önce aralık ayında yaptığı bir açıklama yer alıyordu. Açıklamada “Katiller ve ölüm emrini verenler bilsin. İntikam her an gelebilir” ifadeleri geçiyordu.
Reuters haber ajansına göre sahada tek başına duran golfçünün tepesinde uçan bir dronenin gölgesinin gözüktüğü fotoğrafın üst tarafına da açıklamalar yerleştirilmişti. Düzenli olarak golfe giden Trump’ın adı ise zikredilmedi.
Biden yönetiminin Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Emily Horne yaptığı açıklamada; “İran tarafından bu gibi tehditlerin gelmesi kabul edilemez” ifadelerini kullandı. Takip talebine cevaben “Bu tür kışkırtıcı davranışları şiddetle kınıyoruz. İran’ın kötü nüfuzuna karşı mücadele etmek için dostlarımız ve ortaklarımızla birlikte çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin en üst düzey Cumhuriyetçi üyesi Michael McCaul, Biden yönetimine “eski bir başkana yönelik bu kışkırtıcı tehdide derhal güçlü bir şekilde karşılık verme” çağrısında bulundu ve Twitter’dan Hamaney’in hesabının tamamen kapatılmasını talep etti.
Hamaney’in yakın çevresinden ismini vermek istemeyen bir yetkili Reuters haber ajansına verdiği demeçte; “Paylaşımın amacı kumarbazın (Trump) koltuğunu bırakmasının güvende olacağı ve şehidimiz Süleymani’nin suikastının de unutulacağı anlamına gelmediğine dair bir hatırlatmaydı. Artık ABD askerleri onu koruyamaz” ifadelerini kullandı.
Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı (DMO) Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani yurtdışındaki gizli operasyonlardan sorumluydu ve genel olarak Hamaney’den sonra İran’ın en güçlü ikinci adamı olarak gösteriliyordu. İran ordusu ve ülkeyi yöneten din adamları, Tahran’ın Süleymani’nin intikamını ne zaman ve nerede alacağını seçeceğini söylemişti.
Tahran’dan isminin yayınlanmasını istemeyen bir analist, tehdidin bireyse bir hedef olabileceğini söyleyerek “Görünüşe göre paylaşımın amacı intikam hayaletini canlı tutmak ve bu bireysel bir tür intikam olabilir” dedi.

Twitter Hamaney’in hesabını askıya aldı
Twitter Sözcüsü şirketin özellikle sahte hesaplar oluşturarak rahatsız edici mesajlara karşı politikalarını ihlal ettiği gerekçesiyle Hamaney’in hesabını askıya aldığını söyledi. Hamaney’in hesabının sahte olup olmadığı sorulduğunda sözcünün cevabı olumlu yönde oldu.
Hamaney’in Farsça ana hesabı üzerinden fotoğraf tekrar paylaşılmıştı ancak görünüşe göre bu paylaşım daha sonra silindi. Hamaney’in resmî web sitesi, paylaşımda yer alan metni ve fotoğrafı yayınladı ve İran medyası tarafından da geniş çapta paylaşıldı. Sitenin Twitter’daki Farsça hesabı ve İngilizce ana hesabı hala duruyor. Reuters’a göre ikisinde de resim bulunmuyor.
Bu ayın başlarında Twitter, Hamaney’in ABD ve İngiliz yapımı Kovid-19 aşılarının güvenilmez olduğunu ve “başka halkları bozma” hedefi taşıyabileceğini ifade ettiği bir paylaşımını kaldırmıştı. Şirket, söz konusu paylaşımın yanlış bilgilendirme kurallarını ihlal ettiği için bu adımı attığı açıklamasını yaptı.
Diğer taraftan İran’ın resmi haber ajansı IRNA’ya göre İran Savunma Bakanı Tuğgeneral Emir Hatemi, “var gücüyle düşmanlarının önünde durduğunu” vurgulayarak “Kibirli güçlere teslim olmak onlara karşı durmaktan çok daha pahalıya mal olur” dedi. Hatemi’nin bu sözleri dün ikinci “Yasin” askeri eğitim uçağının üretim aşamalarını teftiş ettiği sırada geldi.



İran Cumhurbaşkanı, ABD ve İsrail'i ‘ayaklanmaları’ körüklemekle suçladı

 İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan devlet televizyonuna konuştu. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan devlet televizyonuna konuştu. (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

İran Cumhurbaşkanı, ABD ve İsrail'i ‘ayaklanmaları’ körüklemekle suçladı

 İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan devlet televizyonuna konuştu. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan devlet televizyonuna konuştu. (İran Cumhurbaşkanlığı)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail’in, İran’daki eylemleri kışkırtarak ülkede kaos yaratmaya çalıştığını söyledi. Pezeşkiyan, İranlılara ‘kışkırtıcılar ve teröristlerden’ uzak durmaları çağrısında bulundu.

Devlet televizyonuna konuşan Pezeşkiyan, ‘kışkırtıcılar’ olarak tanımladığı kesimlerin toplumun istikrarını bozmasına izin verilmemesi gerektiğini vurgulayarak, hükümetin ‘adaleti tesis etmeyi hedeflediğini’ ifade etti.

Pezeşkiyan, Washington ve Tel Aviv’i, ‘kışkırtıcılara araçları ve evleri yakmaları yönünde talimat vermekle’ suçladı. Ülkede yaşananların barışçıl protestolar olarak nitelendirilemeyeceğini savunan Pezeşkiyan, “Evler ve itfaiye araçları yakılırken buna nasıl protesto denebilir?” ifadesini kullandı.

zxcsdfgt
Tahran'ın merkezindeki Valiasr semtinde bir caddede toplanan protestocular, 9 Ocak 2026 (Telegram)

Pezeşkiyan, son gelişmelerin ‘trajik sonuçlara’ yol açtığını belirterek, İranlı ailelere çocuklarının sabotaj ve tahrip eylemlerine karışmasını engellemeleri çağrısında bulundu. Pezeşkiyan, “İran’ın düşmanları, 12 gün süren savaşın ardından ülkede kaos ve istikrarsızlık yaratmak istiyor” dedi.

Pezeşkiyan, geçtiğimiz haziran ayında İran ile İsrail arasında yaşanan ve sonunda ABD’nin İran’daki nükleer tesisleri bombalamasıyla sonuçlanan savaşa atıfta bulunarak, mevcut gelişmelerin dış baskıların devamı niteliğinde olduğunu savundu.

Daha yumuşak bir üslup kullanan Pezeşkiyan, yetkililerin ‘göstericilerin sesine kulak vereceğini’ ifade ederek, İran halkının ‘oturulup ele alınması gereken gerçek kaygıları bulunduğunu’ söyledi. Ancak Pezeşkiyan, buna karşın ‘bir grup kışkırtıcının tüm toplumu tahrip etmesine izin verilmeyeceğini’ vurguladı.

zxsdcfg
Tahran'da bir caddenin ortasında konteynerleri ateşe veren protestocular, 9 Ocak 2026 (Telegram)

Pezeşkiyan, ‘protesto ile vandalizmin birbirinden farklı olduğunu’ vurgulayarak, hükümetin gösterileri tetikleyen ekonomik sorunları çözme konusunda kararlı olduğunu söyledi. Bu kapsamda, piyasanın istikrara kavuşturulmasını hedefleyen ‘destek sistemi reformuna yönelik kapsamlı plana’ işaret etti.

Pezeşkiyan, söz konusu planın üretimi artırmayı, vatandaşların alım gücünü yükseltmeyi ve tedarik zinciri üzerindeki denetimi sıkılaştırmayı amaçladığını belirterek, hükümetin ekonomik krize karşı kademeli çözümler üzerinde çalıştığını ifade etti.

Devlet kurumlarının halkı dinlemeye hazır olduğunu yineleyen Pezeşkiyan, yaşam koşullarına ilişkin sorunların diyalog yoluyla ele alınması çağrısında bulundu. Bununla birlikte, kamu düzenini tehdit eden her türlü şiddet ve tahrip eyleminin reddedildiğini de vurguladı.


Maduro'nun tutuklanması ve ‘Önce Amerika’... Trump, dış müdahale kurallarını yeniden yazıyor

Maduro'nun tutuklanması, Trump'ın benimsediği hukuki dayanak hakkında soruları gündeme getirdi. (AFP)
Maduro'nun tutuklanması, Trump'ın benimsediği hukuki dayanak hakkında soruları gündeme getirdi. (AFP)
TT

Maduro'nun tutuklanması ve ‘Önce Amerika’... Trump, dış müdahale kurallarını yeniden yazıyor

Maduro'nun tutuklanması, Trump'ın benimsediği hukuki dayanak hakkında soruları gündeme getirdi. (AFP)
Maduro'nun tutuklanması, Trump'ın benimsediği hukuki dayanak hakkında soruları gündeme getirdi. (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’a gelişinden bu yana ‘mutlak kararlılık’, ‘Donroe Doktrini’ ve ‘Önce Amerika’ gibi ifadelerin yanı sıra ‘savaşçı zihniyet’ ve ‘2025 Projesi’ gibi kavramları sıkça kullanıyor.

İlk bakışta birbiriyle bağlantısız görünen bu söylemler, özünde yönetiminin titizlikle şekillendirdiği ve adım adım kamuoyuna sunduğu bir stratejiye işaret ediyor. Pek çok kişiyi şaşkına çeviren bir adım olarak Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun tutuklanması da rastlantı değil; Trump ve danışman ekibinin önceden hazırladığı planın bir sonucu olarak hayata geçirildi. Bu adım, önceki yönetimlerin yaklaşımından tamamen farklı bir yol izlerken, ABD içindeki yerleşik teamüllere ve uluslararası düzenin kurallarına açık bir meydan okuma anlamı taşıdı.

Trump, kararlarında Kongre’yi büyük ölçüde devre dışı bıraktı. Anayasal sorumlulukları arasında sıkışan Kongre’nin, hukuki boşlukları iyi bildiğini defalarca kanıtlayan ve yürütme yetkilerinin sınırlarını zorlayan bir başkana karşı koyması giderek zorlaştı.

Şarku’l Avsat ile eş-Şark televizyonu iş birliğiyle hazırlanan Washington Raporu programı, Trump yönetiminin Maduro’nun tutuklanmasında dayandığı hukuki zemini ve ABD’nin Venezuela’daki yönetim sürecindeki rolünü mercek altına aldı.

Demokrasi mi yoksa ekonomik hırslar mı?

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Batı yarımküreden sorumlu eski bakan yardımcısı ve Peru ile Zimbabve eski Büyükelçisi Brian A. Nichols, Trump’ın Maduro’yu tutuklaması ve başkanlık görevlerini vekâleten yürütmesi için yardımcısı Delcy Rodriguez’i görevde bırakması karşısında şaşkınlığını dile getirdi.

xsdcfrgt
Trump, 6 Ocak 2026'da Trump-Kennedy Merkezi'nde Cumhuriyetçilerle konuştu. (Reuters)

Nichols, asıl şaşırtıcı olanın, yönetimin 2024 seçimlerini kazandığını ilan eden muhalefet adayı Edmundo Gonzalez’i ve ABD ile serbest piyasa yanlısı, aynı zamanda Venezuela halkının desteğine sahip Maria Corina Machado’yu ülkenin başına getirmek için adım atmaması olduğunu söyledi.

Nichols, “Bu, Venezuela halkını yıllardır maruz kaldığı korkunç diktatörlükten kurtarmak ve ABD ile serbest piyasa yanlısı isimleri iktidara taşımak için bir fırsat. Umarım bu fırsat heba edilmez” değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan Trump’ın seçim kampanyasında görev yapan John Pence, Maduro’nun yardımcısının görevde tutulması kararının, Washington’un Venezuela’da istikrarı koruma isteğinden kaynaklandığını savundu.

Pence, “Yönetim, ABD’nin her şeyden önce gelmesini, Venezuela’nın Amerikan ürünlerini satın almaya başlamasını ve Venezuela petrolüne erişim sağlamamızı önemsiyor. Bu, aynı zamanda Venezuela halkına da fayda sağlayacaktır” dedi. Bu sürecin kısa sürede gerçekleşmeyeceğini vurgulayan Pence, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun üç aşamalı bir yol haritası ortaya koyduğunu hatırlattı: istikrarın sağlanması, toparlanma süreci ve geçiş dönemi.

xscdfrgthy
Maduro'nun yardımcısının neden iktidarda tutulduğuna dair sorular giderek artıyor. (AFP)

Trump yönetiminin Venezuela’da petrolü kontrol altına almak amacıyla bu yolu tercih ettiğine dair haberlerin gölgesinde, Pecos Energy şirketinin CEO’su Rey Trevino söz konusu değerlendirmeye katılmadığını belirtti.

Trevino, yaşananların petrol ya da uyuşturucudan ziyade Monroe Doktrini ile bağlantılı olduğunu savunarak, Amerikalıların güvenliği için ‘ABD’nin arka bahçesine’ odaklanmanın önemine vurgu yaptı.

Petrol konusuna da değinen Trevino, “Çin ve Rusya petrol için oradayken bizim orada olmamamız neden mümkün olsun?” sorusunu yöneltti.

Öte yandan Nichols, Venezuela’daki petrol programını fiilen Delcy Rodriguez’in yönettiği uyarısında bulunarak, onu ‘sadık bir sosyalist’ olarak niteledi ve ABD’nin nüfuzunu ortadan kaldırmaya çalışacağını ifade etti. Nichols, “Onun, kardeşi Jorge Rodriguez’in (Ulusal Meclis Başkanı) ve rejimin diğer isimlerinin varlığı sürerken istikrarın nasıl sağlanacağını öngöremiyorum. Serbest piyasa ekonomisine bağlı ve ABD ile yakın ilişkiler kurmaya istekli isimlerin varlığı, uzun vadede Venezuela için daha güçlü bir istikrar sağlar ve halkın taleplerine daha iyi karşılık verir” dedi.

Nichols ayrıca, Venezuela ile ilişkilerde ekonominin yeniden canlandırılmasının temel bir hedef olması gerektiğini, bunun da ülkede daha geniş bir ekonomik açılımı içermesinin şart olduğunu dile getirdi. Buna örnek olarak, Rodriguez’in geçici devlet başkanı olarak yemin ettiği gün, Venezuela halkının temel hak ve özgürlüklerini kısıtlayan, ifade ve seyahat özgürlüğüne yeni sınırlamalar getiren bir kararname çıkarıldığını hatırlattı. Bu süreçte bir grup gazetecinin gözaltına alındığını, gazetecilerden birinin ise sınır dışı edildiğini belirtti.

Nichols, “Eğer hedefimiz Venezuela’yı değiştirmekse, temel haklara saygı gösterilmesi konusunda ısrarcı olmalı ve ülkede demokrasinin tesis edilmesi yönünde ilerlemeliyiz” değerlendirmesinde bulundu.

Kongre ve ‘Önce Amerika’ ilkesi

Demokratlar, Maduro’nun yakalanması sürecinde Trump’ın yetkilerini aştığını savunuyor ve dünya çapındaki askeri müdahaleler üzerinde Kongre denetimini sağlamaya çalışıyor. Bu kapsamda, beş Cumhuriyetçinin de desteğiyle Venezuela’daki askerî operasyonları sınırlayan usul oylamasında başarı sağlandı. Söz konusu tasarı yasalaşması halinde başkanlık vetosuna takılacak olsa da Nichols, bu oylamanın Cumhuriyetçi Parti tabanının, yurt dışında askerî güç kullanımına ilişkin olarak yönetimden farklı görüşlere sahip olduğunu gösterdiğini ifade etti. Nichols’a göre Trump’ın izlediği politika, benimsediği ‘Önce Amerika’ sloganıyla da çelişiyor.

xsdcfrgt
ABD Senatosu Azınlık Lideri Demokrat Chuck Schumer ve Demokrat Senatör Tim Kaine, 7 Ocak 2026'da Trump'ın Venezuela'daki yetkilerini sınırlamak için yapılacak oylamayı görüşüyorlar. (EPA)

Bu noktada Pence savunmaya geçerek, izlenen yaklaşımın ‘Önce Amerika’ sloganıyla uyumlu olduğunu vurguladı. Pence, “Önce Amerika, ABD’nin yalnız bırakılması anlamına gelmez. Batı yarımkürede komünizmden kaçan 8 milyon insan var ve sonunda onların sorunları sınırlarımıza dayandığında bizim sorunlarımız haline geliyor. Son dört yıldaki zayıf liderlik nedeniyle göç krizi ve Venezuela kriziyle birlikte derinleşen büyük bir kaos yaşandı” dedi. Pence sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi Başkan Trump, Batı yarımkürede barışı sağlamak için Amerikan gücünü kullanmayı hedefliyor. Bunun göç dosyasına da olumlu yansımaları olacak. Bu nedenle izlenen politika, yaklaşımımızla tamamen örtüşüyor.”

Trevino da Pence’in değerlendirmesine katılarak, Trump’ın tabanıyla iletişimini sürdürdüğünü ve onlara Önce Amerika ilkesinin Amerikalıların güvenliğini, ABD sınırlarının dokunulmazlığını ve ülkenin güvenliğini korumak anlamına geldiğini anlattığını söyledi. Trevino ayrıca, yönetimin hedefinin, Güney Amerika’dan akan uyuşturucular nedeniyle mümkün olan en fazla sayıda Amerikalıyı kurtarmak olduğunu belirtti. Demokratlara ve eski Başkan Joe Biden yönetimine sert eleştiriler yönelten Trevino, “Maduro hakkında çıkarılan tutuklama emri Biden döneminde de yürürlükteydi. O zaman neden yakalanmadı?” ifadelerini kullandı.

zxscdf
Cumhuriyetçi Senatör Josh Hawley, Trump'ın Venezuela'daki yetkilerini sınırlama yönünde oy kullananlar arasındaydı. (AP)

Biden döneminde Dışişleri Bakanlığı’nda Batı yarımküre dosyasından sorumlu olan Nichols, bu soruya açıklık getirerek şunları söyledi: “Eğer Maduro ABD yargı yetkisine giren bir bölgede ya da ABD ile iş birliği yapan bir ülkede bulunsaydı, hakkındaki tutuklama emrini uygular, kendisini gözaltına alırdık. Ancak o, ABD hukukuna tabi olabileceği yerlere gitmekten özellikle kaçındı. Uluslararası hukuka dayanan bir mekanizma olmaksızın Venezuela’ya girip onu çıkarmak, yapmak istediğimiz bir şey değildi. Amacımız, gayrimeşru Venezuela hükümetine karşı güçlü bir uluslararası ittifak inşa etmekti.” Uyuşturucu meselesine de değinen Nichols, yönetimin bu gerekçesine şaşırdığını belirterek, Amerikalıların bugün hayatını kaybetmesine neden olan uyuşturucunun Venezuela üzerinden geçmeyen fentanil olduğunu, bu nedenle söz konusu argümanın hiçbir mantığa dayanmadığını ifade etti.

Petrol anlaşmaları

Trump yönetimi, Venezuela’daki petrol sektörüne odaklanmış durumda. Trevino, ülkede istikrarın sağlanmasıyla birlikte Venezuela’ya yatırım yapmak isteyen Amerikan petrol şirketlerinin sayısının artacağını, ancak bunun zaman alacağını ifade etti. Trevino, “Exxon Mobil gibi ülkeden çıkarılan, varlıklarına ve petrolüne el konulan şirketlerin geri dönmeye hazır olduğunu biliyorum. Ancak bu bir gecede gerçekleşmez. Rafineri altyapısının ciddi şekilde tahrip olması nedeniyle, sahadaki gelişmeleri izlemek için yüksek alarm durumunda olmamız ve daha fazla güvenlik unsuruna ihtiyaç duymamız gerekecek. Ayrıca petrolü kuyulardan rafinerilere taşıdığımız yolların da yeniden inşa edilmesi şart” dedi.

Bu sürecin 18 ila 24 ay sürebileceğini öngören Trevino, büyük petrol şirketlerinin milyarlarca dolarlık yatırımlarıyla üretimin yeniden artırılacağını ve küresel piyasaya ilave petrol arzı sağlanacağını belirtti.

zxsdfrg
Exxon Mobil, Venezuela'da faaliyetlerine yeniden başlayabilecek Amerikan şirketlerinden biri (AP)

Nichols ise bu değerlendirmeye karşı çıkarak, Trevino’nun ortaya koyduğu takvimi ‘fazlasıyla iyimser’ olarak niteledi. Nichols, günlük üç milyon varil üretim seviyesine ulaşmanın on yıldan fazla süreceğini, bunun büyük çaplı yatırımlar gerektirdiğini ve Venezuela diasporasının ülkeye geri dönmesi için güven ortamının sağlanmasının şart olduğunu söyledi.

Venezuela’nın eski Devlet Başkanı Hugo Chavez’in, Petroleos de Venezuela (PDVSA) şirketinin tüm üst yönetimini görevden aldığını hatırlatan Nichols, bu politikalar nedeniyle ülkeyi terk eden uzman kadroların geri dönüşünün hayati önem taşıdığını vurguladı. Nichols, “Siyasi ortam ve insan hakları konusunda güven oluşmazsa, gerçekten nitelikli Venezuelalılar geri dönmez. Ayrıca Venezuela halkı, petrolün ABD’ye ya da dünya ülkelerine satışından adil payını aldığını bilmek isteyecektir. Eğer bu payın adil olmadığı düşünülürse, bu durum ABD’ye yönelik bir hoşnutsuzluk yaratır. Bu, önümüzdeki iki ya da üç yıl içinde sorun olmayabilir, ancak uzun vadede Hugo Chavez’i iktidara taşıyan koşulları yeniden üretir. Sadece kısa vadeli etkiyi değil, orta ve uzun vadeli sonuçları da hesaba katmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.


Bangladeş, Gazze’deki ‘istikrar gücüne’ katılmak istiyor

İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Gazzeliler (Reuters)
İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Gazzeliler (Reuters)
TT

Bangladeş, Gazze’deki ‘istikrar gücüne’ katılmak istiyor

İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Gazzeliler (Reuters)
İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Gazzeliler (Reuters)

Bangladeş dün, Gazze Şeridi’nde konuşlandırılması planlanan uluslararası istikrar gücüne katılma niyetini ABD’ye iletti. Bangladeş hükümeti, Ulusal Güvenlik Danışmanı Halil Rahman’ın Washington’da Amerikalı diplomatlar Allison Hooker ve Paul Kapoor ile görüştüğünü açıkladı. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre resmî açıklamada, Rahman’ın Bangladeş’in ‘Gazze’ye konuşlandırılacak uluslararası istikrar gücüne katılmaya ilgisi olduğunu’ dile getirdiği bildirildi.

Açıklamada, Bangladeş’in olası katılımının kapsamı veya niteliği hakkında bilgi verilmedi. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan konuya dair henüz bir açıklama yapılmadı. Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, kasım ayı ortasında, Barış Konseyi ve onunla iş birliği yapan ülkelerin geçici bir uluslararası istikrar gücü kurması yönünde karar almıştı. Bu karar, ekim ayında başlayan ateşkesin ardından alınmıştı.

Ateşkes, ilk aşamadan öteye ilerleyemedi ve sonraki adımlarda kayda değer bir ilerleme sağlanamadı. Ateşkes yürürlüğe girdiğinden bu yana 400’den fazla Filistinli ve 3 İsrailli asker hayatını kaybetti. İsrail ile Hamas arasında ateşkesin daha zorlayıcı aşamalarına ilişkin ciddi anlaşmazlıklar sürüyor ve taraflar birbirini ihlallerle suçluyor. İsrail’in 2023 sonlarından itibaren Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları, on binlerce kişinin ölümüne, ciddi bir açlık krizine ve tüm Gazze nüfusunun yerinden edilmesine yol açtı. Birçok insan hakları uzmanı, araştırmacı ve BM soruşturması, İsrail’in saldırılarını ‘soykırım’ olarak değerlendiriyor.