Biden yönetimi: İran’ın kötü nüfuzuna karşı mücadele etmek için dostlarımızla birlikte çalışacağız

Zarif, Körfez’in güvenliğine ilişkin ABD ile iş birliği yapmayı teklif ediyor

Dün başkent Tahran’daki bir pazarda dolaşan İranlılar (EPA)
Dün başkent Tahran’daki bir pazarda dolaşan İranlılar (EPA)
TT

Biden yönetimi: İran’ın kötü nüfuzuna karşı mücadele etmek için dostlarımızla birlikte çalışacağız

Dün başkent Tahran’daki bir pazarda dolaşan İranlılar (EPA)
Dün başkent Tahran’daki bir pazarda dolaşan İranlılar (EPA)

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif dün yayınlanan açıklamalarında ülkesinin, petrol ve Körfez’in güvenliğine ilişkin ABD ile iş birliği yapabileceğini ancak İsrail konusunda iş birliği yapmayı kabul etmediğini söyledi. Zarif’in bu açıklamaları yeni ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin “İran’ın kötü nüfuzuna karşı mücadele etmek için dostlarımız ve ortaklarımızla birlikte çalışmaya devam edeceğiz” şeklinde açıklama yaptığı sırada geldi.
Reuters haber ajansının haberine göre Tahran ve Washington arasındaki ilişkiler, İran’ın 2015 yılında büyük güçlerle imzaladığı Nükleer Anlaşma’dan 2018 yılında geri çekildiğini duyuran Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın döneminde kötüleşti. ABD, anlaşmadan çekildikten sonra İran’ın ekonomisini felç eden yaptırımları tekrar uygulamaya başladı.
İran, Joe Biden’ın çarşamba günü yeni ABD Başkanı olarak yemin etmesinden kısa bir süre sonra “sadece sözle” kalmayıp eyleme geçilmesi çağrısında bulunmuştu. Biden da İran’ın Nükleer Anlaşma’daki yükümlülüklerini tam bir şekilde yerine getirdiği takdirde Washington’un yeniden anlaşmaya katılacağını söylemişti.
Reuters haber ajansına göre Zarif, reformist çizgideki İtimad Gazetesi’ne verdiği röportajda şu ifadeleri kullandı:
“Şahsi görüşüme göre ABD ile ilişkilerimizi belirlemeli ve ABD’ye şunları söylemeliyiz: ‘İsrail konusunda sizinle iş birliği yapmayacağız ve sizinle aynı fikirde olmayacağız. İran, kendi iç işlerine karışmanıza izin vermeyecek, ancak petrol konusunda sizinle çalışmakla ilgili bir sorunumuz yok. Körfez’deki yabancı varlığının güvensizliğe neden olacağına ve orada olmamanız gerektiğine inanıyor olsak da Körfez’in güvenliğini sağlama konusunda da bir sıkıntı görmüyoruz.”
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatipzade’ye göre Zarif'in bu açıklamaları yarın başlayacak bir turun arifesinde yayınlandı. Tur kapsamında Zarif’in Azerbaycan, Rusya, Ermenistan, Gürcistan ve Türkiye’yi ziyaret etmesi bekleniyor. Hatipzade “Tur, ikili meseleleri, Kafkasya bölgesindeki en son gelişmeleri, devam eden projeleri ve bölgede barış ve istikrarı güçlendirme fırsatlarını tartışmaya odaklanacak” dedi. İran’ın resmi haber ajansı IRNA, Zarif’in Bakü ve Moskova ziyaretinin geçtiğimiz haftalarda planlandığını, ancak bütçe tasarısının tartışılması ve dışişleri bakanının kabine toplantılarına katılımı nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Buna ek olarak dün İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in web sitesi tarafından yayınlanan bir fotoğraf hakkında da tartışmalar devam etti. Söz konusu fotoğrafta eski ABD Başkanı Donald Trump’a benzeyen bir golfçünün insansız hava aracı tarafından hedef alındığı görülüyor. Fotoğrafa, geçtiğimiz yıl ABD’nin düzenlediği bir drone saldırısında öldürülen General Kasım Süleymani’nin intikamının alınacağına dair bir tehdit mesajı iliştirilmişti. Fotoğraf Twitter’da, içinde Hamaney’in web sitesinin linkinin yer aldığı Farsça bir hesabın paylaşımı ile ortaya çıktı. Reuters haber ajansına göre Twitter cuma günü söz konusu paylaşımı silerek sahte olduğunu söyledi. Yayınlanan fotoğrafın altında Hamaney’in, geçen sene bu ay Trump’ın emri ile Irak’ta yapılan bir operasyonda öldürülen Süleymani’nin ölüm yıldönümünden önce aralık ayında yaptığı bir açıklama yer alıyordu. Açıklamada “Katiller ve ölüm emrini verenler bilsin. İntikam her an gelebilir” ifadeleri geçiyordu.
Reuters haber ajansına göre sahada tek başına duran golfçünün tepesinde uçan bir dronenin gölgesinin gözüktüğü fotoğrafın üst tarafına da açıklamalar yerleştirilmişti. Düzenli olarak golfe giden Trump’ın adı ise zikredilmedi.
Biden yönetiminin Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Emily Horne yaptığı açıklamada; “İran tarafından bu gibi tehditlerin gelmesi kabul edilemez” ifadelerini kullandı. Takip talebine cevaben “Bu tür kışkırtıcı davranışları şiddetle kınıyoruz. İran’ın kötü nüfuzuna karşı mücadele etmek için dostlarımız ve ortaklarımızla birlikte çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin en üst düzey Cumhuriyetçi üyesi Michael McCaul, Biden yönetimine “eski bir başkana yönelik bu kışkırtıcı tehdide derhal güçlü bir şekilde karşılık verme” çağrısında bulundu ve Twitter’dan Hamaney’in hesabının tamamen kapatılmasını talep etti.
Hamaney’in yakın çevresinden ismini vermek istemeyen bir yetkili Reuters haber ajansına verdiği demeçte; “Paylaşımın amacı kumarbazın (Trump) koltuğunu bırakmasının güvende olacağı ve şehidimiz Süleymani’nin suikastının de unutulacağı anlamına gelmediğine dair bir hatırlatmaydı. Artık ABD askerleri onu koruyamaz” ifadelerini kullandı.
Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı (DMO) Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani yurtdışındaki gizli operasyonlardan sorumluydu ve genel olarak Hamaney’den sonra İran’ın en güçlü ikinci adamı olarak gösteriliyordu. İran ordusu ve ülkeyi yöneten din adamları, Tahran’ın Süleymani’nin intikamını ne zaman ve nerede alacağını seçeceğini söylemişti.
Tahran’dan isminin yayınlanmasını istemeyen bir analist, tehdidin bireyse bir hedef olabileceğini söyleyerek “Görünüşe göre paylaşımın amacı intikam hayaletini canlı tutmak ve bu bireysel bir tür intikam olabilir” dedi.

Twitter Hamaney’in hesabını askıya aldı
Twitter Sözcüsü şirketin özellikle sahte hesaplar oluşturarak rahatsız edici mesajlara karşı politikalarını ihlal ettiği gerekçesiyle Hamaney’in hesabını askıya aldığını söyledi. Hamaney’in hesabının sahte olup olmadığı sorulduğunda sözcünün cevabı olumlu yönde oldu.
Hamaney’in Farsça ana hesabı üzerinden fotoğraf tekrar paylaşılmıştı ancak görünüşe göre bu paylaşım daha sonra silindi. Hamaney’in resmî web sitesi, paylaşımda yer alan metni ve fotoğrafı yayınladı ve İran medyası tarafından da geniş çapta paylaşıldı. Sitenin Twitter’daki Farsça hesabı ve İngilizce ana hesabı hala duruyor. Reuters’a göre ikisinde de resim bulunmuyor.
Bu ayın başlarında Twitter, Hamaney’in ABD ve İngiliz yapımı Kovid-19 aşılarının güvenilmez olduğunu ve “başka halkları bozma” hedefi taşıyabileceğini ifade ettiği bir paylaşımını kaldırmıştı. Şirket, söz konusu paylaşımın yanlış bilgilendirme kurallarını ihlal ettiği için bu adımı attığı açıklamasını yaptı.
Diğer taraftan İran’ın resmi haber ajansı IRNA’ya göre İran Savunma Bakanı Tuğgeneral Emir Hatemi, “var gücüyle düşmanlarının önünde durduğunu” vurgulayarak “Kibirli güçlere teslim olmak onlara karşı durmaktan çok daha pahalıya mal olur” dedi. Hatemi’nin bu sözleri dün ikinci “Yasin” askeri eğitim uçağının üretim aşamalarını teftiş ettiği sırada geldi.



Arakçi: Protestolar şiddete dönüştü, ancak durum kontrol altında

İran'da sosyal medyada dolaşan bir videodan alınan karede, artan baskıya rağmen protestocuların sokaklara döküldüğü görülüyor (AP)
İran'da sosyal medyada dolaşan bir videodan alınan karede, artan baskıya rağmen protestocuların sokaklara döküldüğü görülüyor (AP)
TT

Arakçi: Protestolar şiddete dönüştü, ancak durum kontrol altında

İran'da sosyal medyada dolaşan bir videodan alınan karede, artan baskıya rağmen protestocuların sokaklara döküldüğü görülüyor (AP)
İran'da sosyal medyada dolaşan bir videodan alınan karede, artan baskıya rağmen protestocuların sokaklara döküldüğü görülüyor (AP)

İran Dışişleri Bakanı dün yaptığı açıklamada, ülkedeki protestoların “başka bir aşamaya” girdiğini ve 1 Ocak'tan bu yana şiddete dönüştüğünü söyledi.

Tahran'daki diplomatik misyon başkanlarıyla yaptığı toplantıda bakan, yetkililerin protestolara ilk aşamalarında diyalog ve reform önlemleriyle yanıt verdiğini ifade etti.

Arakçi şöyle devam etti: “(ABD Başkanı Donald) Trump müdahale etmekle tehdit ettiğinden beri, İran'daki protestolar müdahaleyi meşrulaştırmak için kanlı şiddete dönüştü.” Ve ekledi: “Teröristler protestocuları ve güvenlik güçlerini hedef aldı.”

Bakan, “durumun tamamen kontrol altında olduğunu” vurguladı.

Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü dün yaptığı açıklamada, en az 192 protestocunun öldüğünü doğruladığını, ancak gerçek kurban sayısının çok daha yüksek olabileceği konusunda uyararak, olayı "katliam" ve "İran halkına karşı işlenmiş büyük bir suç" olarak kınadı.

Protestolar, 28 Aralık'ta Tahran'da, kötüleşen döviz kuru ve satın alma gücündeki düşüş nedeniyle Tahran çarşısındaki tüccarların greviyle başladı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre protestolar aaha sonra 1979'dan beri iktidarda olan yetkililere karşı siyasi sloganlar atılan bir harekete dönüştü.

İnterneti izleyen sivil toplum kuruluşu NetBlocks'a göre, yetkililer protestolara yanıt olarak interneti 72 saatten fazla süreyle kesintiye uğrattı. İran İnsan Hakları Örgütü, 2 bin 600'den fazla protestocunun gözaltına alındığını bildirdi.


Danimarka Başbakanı: Grönland "kritik bir anla" karşı karşıya

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen (AFP)
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen (AFP)
TT

Danimarka Başbakanı: Grönland "kritik bir anla" karşı karşıya

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen (AFP)
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen (AFP)

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen dün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı ilhak etme girişiminde bulunması nedeniyle, özerk bölge Grönland'ın “karar anı” ile karşı karşıya olduğunu söyledi.

Frederiksen, diğer Danimarka partilerinin liderleriyle yaptığı görüşmede, “Grönland konusunda bir anlaşmazlık var... Bu, görünenden öteye geçen, belirleyici bir an” ifadesini kullandı.

Frederiksen bu hafta başında, ABD'nin bir NATO üyesine saldırmasının "her şeyin sonu" anlamına geleceğini, özellikle de NATO'nun ve İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden sonra kurulan güvenlik sisteminin bitireceğini açıklamıştı.

Trump, Rusya ve Çin'in Kuzey Kutbu'nda oluşturduğu tehdidin giderek artması nedeniyle, Washington'un, bakir kaynaklar açısından zengin kutup adasını kontrol etmesinin ABD'nin ulusal güvenliği için hayati önem taşıdığına inanıyor. Perşembe günü The New York Times'a verdiği röportajda Trump, NATO'nun birliğini korumak ile Danimarka topraklarını kontrol etmek arasında bir seçim yapmak zorunda kalabileceğini kabul etti.

Frederiksen, Facebook ve Instagram'da yayınladığı bir mesajda, "Danimarka sadık ve kararlı bir müttefiktir. Büyük bir yeniden silahlanma sürecinden geçiyoruz ve Arktik dahil olmak üzere gerekli olduğu her yerde değerlerimizi savunmaya hazırız“ diyerek, ”Uluslararası hukuka ve halkların kendi kaderini tayin hakkına inanıyoruz ve bu nedenle egemenlik, kendi kaderini tayin ve toprak bütünlüğü ilkelerini savunuyoruz" ifadelerini kullandı.

Grönland halkı, Amerika Birleşik Devletleri'ne katılmayı defalarca reddetti. Grönland gazetesi Sermitsiaq'ın Ocak 2025'te yayınladığı bir ankete göre, ada nüfusunun %85'i gelecekte Amerika Birleşik Devletleri'ne katılmaya karşı çıkarken, sadece %6'sı bu adımı destekledi.


Trump, Venezuela'nın geçici cumhurbaşkanıyla görüşmeye açık olduğunu ifade etti

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
TT

Trump, Venezuela'nın geçici cumhurbaşkanıyla görüşmeye açık olduğunu ifade etti

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yönetiminin Venezuela'nın geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodríguez ile iyi bir iş birliği içinde olduğunu belirterek, onunla görüşmeye açık olduğunu ifade etti.

Trump, Air Force One uçağında gazetecilere verdiği demeçte, "Venezuela ile ilişkilerimiz çok iyi gidiyor. Liderlikle çok iyi çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.

Devrik Başkan Nicolás Maduro'nun yardımcısı olan Rodríguez ile görüşmeyi planlayıp planlamadığı sorulduğunda ise “Bir ara bunu yapacağım” cevabını verdi.

Rodríguez, Maduro ve eşi 3 Ocak'ta tutuklandıktan sonra geçici başkan olarak yemin etti ve o zamandan beri, Venezuela'nın devasa petrol rezervlerini özellikle kullanmak isteyen Washington ile çeşitli konularda müzakerelere başladı.

Karakas, 2019'dan beri kesik olan ABD ile diplomatik ilişkilerini yeniden başlatmak amacıyla bir “keşif sürecine” karar verirken, Washington'a “bağımlı” olmadığını vurguladı.

Beyaz Saray'da cuma günü düzenlenen bir toplantıda Donald Trump, büyük petrol şirketlerinin yetkililerini Venezuela'ya yatırım yapmaya çağırdı, ancak temkinli yanıtlar aldı.

Exxon Mobil CEO'su Darren Woods, Venezuela'yı derin reformlar yapılmadan “yatırım için elverişsiz” bir ülke olarak nitelendirdi ve bu sözleri başkanın tepkisini çekti.

Donald Trump dün yaptığı açıklamada, “Bildiğiniz gibi, bunu yapmak isteyen birçok kişi var, bu yüzden muhtemelen (Exxon'u) hariç tutmaya meyilliyim. Onların yanıtını beğenmedim” dedi.

Uzmanlar, yıllarca süren kötü yönetim ve yaptırımların ardından Venezuela'nın petrol altyapısının harap olduğunu vurguluyor.