İslam Kalkınma Bankası Başkanı Dr. Bandar Hajjar Şarku’l Avsat’a konuştu: Üye ülkelerinin altyapı alanındaki finansman açığı 700 milyar dolar

İslam Kalkınma Bankası (İKB) Grubu Başkanı Dr. Bandar Hajjar (Şarku’l Avsat)
İslam Kalkınma Bankası (İKB) Grubu Başkanı Dr. Bandar Hajjar (Şarku’l Avsat)
TT

İslam Kalkınma Bankası Başkanı Dr. Bandar Hajjar Şarku’l Avsat’a konuştu: Üye ülkelerinin altyapı alanındaki finansman açığı 700 milyar dolar

İslam Kalkınma Bankası (İKB) Grubu Başkanı Dr. Bandar Hajjar (Şarku’l Avsat)
İslam Kalkınma Bankası (İKB) Grubu Başkanı Dr. Bandar Hajjar (Şarku’l Avsat)

Merkezi Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde bulunan İslam Kalkınma Bankası’nın (İKB) Başkanı Dr. Bandar Hajjar, üye ülkelerle yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele için yapılan finansman anlaşmalarına uyulacağını ve bunu engelleyen temel bir sorun olmadığını söyledi.  Ancak aynı zamanda İKB üye ülkelerinin, altyapı alanındaki finansman açığının 700 milyar dolar olduğunu söyleyen Hajjar, bu açığı tek bir kurumun karşılayamayacağına işaret etti.
Hajjar, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, bankanın üye ülkeler ile bankaya olan mali yükümlülüklerini yerine getirmeleri noktasındaki iş birliğinin, makul bir program üzerinde uzlaşarak aidat ödeme sürecinde karşılaşılan bir takım sorunlarda esneklik sağladığını söyledi. Hajjar, bu esnekliğin, üye ülkeleri yükümlülüklerini yerine getirerek banka ile ilişkilerini sürdürme konusunda daha istekli hale getirdiğinin altını çizdi.
Bundan 45 yıl önce kurulan İKB, Kovid-19’un neden olduğu küresel ekonomik durgunluk çerçevesinde, hayat şartlarını iyileştirmenin yanı sıra sosyal ve ekonomik kalkınmayı teşvik etmek amacıyla dünyanın dört bir yanındaki İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi 57'den fazla ülkeyi destekleyerek ve 52'den fazla kişiye ve küçük işletmeye doğrudan destek sağlayarak çalışmalarını ikiye katladı.
İKB Grubu Başkanı Dr. Hajjar Suudi Arabistan’daki projeleri destekleme konusunda, banka tarafından Suudi Arabistan için onaylanan toplam finansmanın yaklaşık 5,4 milyar dolar olduğunu söyledi. Bu arada İKB, kuruluşundan bu yana Suudi Arabistan için yaklaşık 437 projeyi onayladı.

İKB ve Kovid-19 salgını
Hajjar, İKB’nin Kovid-19 salgınıyla mücadele çerçevesinde virüsten kurtulmak ve hayata kaldığı yerden yeniden başlamak amacıyla hem üye ülkelere hem de üye olmayan ülkelerdeki Müslüman topluluklara 2,3 milyar dolarlık bir yardım paketi başlattığını söyledi.
İKB’nin, salgınla mücadele çerçevesinde yenilikçi projeler sunmaları için bilim insanları, yenilikçiler, araştırma merkezleri, üniversiteler ve girişimcilere yönelik bir çağrı başlattığını söyleyen Hajjar, çağrının virüsün yayılmasını izlemek ve kontrol altına almak, hastalık kontrol sistemlerini iyileştirmek ve hastaları takip etmek amacıyla ‘blockchain’ (blok zinciri), yapay zeka, büyük veriler ve 3B baskı robotları gibi dördüncü sanayi devrimi (Endüstri 4.0) teknolojisini kullanarak salgının ekonomik ve sosyal etkilerini azaltmak amacıyla yapıldığını kaydetti. Hajjar aynı şekilde bu çağrının, sağlık alanındaki tedarik zincirlerini yönetmek için yenilikçi sistemler, tıbbi malzemeler için güçlü arama motorları ve biyoteknoloji laboratuarları tasarlamak için yeni teknolojilerden yaralanılmasının yanı sıra erken teşhis konulması ve hastalığın yayılmasını önleyecek çözümlere ulaşılması, operasyonel sağlık bakım cihazları edinilmesi, hızlı testlerin ve düşük maliyetli tarama yöntemlerinin geliştirilmesini de kapsadığını söyledi.

Sağlık sistemlerinin kırılganlığı
Hajjar, salgının sağlık sistemlerinin kırılganlığının yanı sıra ekonomik sektörlerin, özellikle gelişmekte olan ülkelerde gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 40'ından fazlasına katkıda bulunan küçük ve orta ölçekli işletmelerin hassasiyetini ortaya çıkardığını belirtti. İKB’nin salgınla mücadele çerçevesinde yükümlülüklerinin artarak geçtiğimiz Aralık ayı sonuna kadar yaklaşık 3,55 milyar dolara ulaştığını ifade eden Hajjar, İKB’nin İslam Yatırım Sigortası ve İhracat Kredisi Şirketi’ne (ICIEC)  495,9 milyon dolarlık taahhütte bulunduğunu ‘Finansman Fonu - Transform’ çerçevesinde Bilim ve Teknoloji Geliştirme Fonu’na sağlanan finansmanın 1 milyon dolardan 7,33 milyon dolara çıkarıldığını söyledi.

50 milyon kişi istifade edecek
İKB’nin sağladığı finansmandan istifade edenlerle ilgili olarak ise Hajjar, Stratejik Hazırlık ve Müdahale Programı çerçevesinde yaklaşık 52,3 milyon kişinin onaylanan çalışmalardan yararlanacağını söyledi. Bunlardan 43,3 milyon kişinin Kovid-19’un bulaşma yolları ve salgını önleme konusunda bilinçlendirme kampanyaları kapsamında yer alacağını belirten Hajjar, 8,9 milyonunun güvenli gıdaya ulaşamayan ailelerin, gıda ihtiyaçlarını karşılamak üzere yapılan çalışmalarla desteklendiğini kaydetti. Bu iyileştirmelerin, değer zincirlerini ve öncelikli ekonomik sektörleri canlandırmak için 59,6 bin kişiye iş imkanı sağlayacağını ifade eden İKB Grubu Başkanı, ayrıca kapasite geliştirmeyle 23,6 bin sağlık çalışanına destek verileceğini ve 20 bin küçük işletmenin ve ailenin mikrofinans (mikrokredi) hizmetlerinden yararlanacağını kaydetti.

Ödenmeyen fonlar
İKB’nin Kovid-19 salgınıyla mücadele çerçevesindeki ve diğer finansman türleriyle ilgili olarak üye ülkelerle yapılan finansman anlaşmalarına uyacağını belirten İKB Grup Başkanı Dr. Hajjar, “Bu konuda temel bir sorun yok. Üye ülkeler, bankaya olan yükümlülüklerini yerine getirmeye istekliler” şeklinde konuştu. Dr. Hajjar, bu sürdürülebilirliğin, bankanın üç kredi derecelendirme kuruluşundan (Standard & Poor's, Moody's ve Fitch) ‘AAA’ kredi notu almasını sağladığını belirtti.

Durdurulan projeler
Dr. Hajjar’a göre üye ülkelerden herhangi birinin karşılaşabileceği birkaç özel ve istisnai durumda, iki taraf arasındaki iş birliğinin, bankanın mali yükümlülüklerini yerine getirmesi için makul bir program üzerinde anlaşmaya varmalarına imkan veriyor. Bankanın, üye ülkelerle olan ilişkilerindeki duyarlılığını ve esnekliğini vurgulayan Hajjar, bunun üye ülkeleri yükümlülüklerini yerine getirerek banka ile ilişkilerini sürdürme konusunda daha istekli hale getirdiğini belirtti.

Altyapı
İİT üye ülkelerinin altyapı finansman açığını kapatması için gereken miktarın 700 milyar dolar olarak tahmin edildiğini belirten Dr. Hajjar, “Elbette bu açığı tek bir kurum karşılayamaz.  Bu nedenle, bankanın başkanının beş yıllık programı, kalkınmayı finanse etmede geleneksel çerçevelerin ötesine geçebilmeye ve üye ülkelerin küresel yatırım pazarında bol miktarda bulunan ve altyapısını geliştirmeye yönelik olan devasa yatırımlarda bulunmasını sağlayacak diğer araçları keşfetmeye yönelik entegre bir değişim vizyonu sunuyor” ifadelerini kullandı.
Yatırımcılara sunulan projelerin, yatırımcıyı cezbeden finansal ve ekonomik fizibiliteye sahip olması gerektiğini vurgulayan Dr. Hajjar, bölgesel ve uluslararası düzeyde çeşitli ilgili kurumlarla ortaklıkların yoğunlaştırıldığını ve böylece her bir kurumun oynadığı roller arasında koordinasyon sağlanarak finansman engellerinin aşıldığını belirtti. Hajjar bununla birlikte devlet veya finansal kalkınma kurumları tarafından sağlanan geleneksel kaynaklara başvurmadan altyapının desteklenmesi ve geliştirilmesinde büyük katkı sunan kamu ve özel sektör ortaklığının kalkınmaya katılımının aktif hale getirildiğini ve güçlendirildiğini de sözlerine ekledi.

Suudi Arabistan’ın rolü
İKB’nin Suudi Arabistan ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman tarafından her zaman sınırsız destek gördüğünü ve himaye edildiğini vurgulayan İKB Grup Başkanı, Suudi Arabistan’ın bankaya gerekli tüm kolaylıkları inisiyatifler şeklinde sağladığını ve bunların başında banka sermayesinin çeşitli dönemlerde artırılması ve bankanın yapısının entegre bir grup haline getirilmesine verilen destek olduğunu söyledi. Dr. Hajjar, bunun, Suudi Arabistan’ın İslam ülkeleri ortak eylemini desteklemenin yanı sıra hem İKB üye ülkelerindeki hem de üye olmayan ülkelerdeki Müslüman toplumların ekonomik ve sosyal kalkınmalarının sağlanması konusundaki eğilimleriyle uygun olduğunu söyledi.
Suudi Arabistan’ın İKB’nin ülkenin büyümesini ve gelişmesini destekleyen en önemli kollarından biri olması için elinden geleni yaptığı söyleyen Dr. Hajjar, yine Suudi Arabistan’ın banka sermayesine en büyük katkı sağlayanlardan biri olduğunun altını çizdi. HAjjar Suudi Arabistan’ın bununla birlikte İKB kurumlarına ve İKB çerçevesinde kendi inisiyatifiyle kurulan El Aksa ve Kudüs fonlarına olan desteğinin yanı sıra bir milyar dolarlık sermaye ile desteklediği Üye Ülkelerde Yoksullukla Mücadele için İslami Dayanışma Fonu’nu fikir olarak önerdiğini kaydetti.

Finansman programları
Suudi Arabistan’ın kendi kalkınma projelerini oluşturduğunu ve bunun da çeşitli alanlarda büyük bir gelişme ve medeniyet patlaması yarattığını söyleyen Dr. Hajjar, özellikle kamu ve özel sektör arasındaki ortaklık projelerine ve özel sektördeki projelerin finanse edilmesine yönelik bir eğilim olduğunu vurguladı. Suudi Arabistan’ın kendi özel sektöründeki birçok programı ve projeyi finanse ettiğini belirten Dr. Hajjar, bankanın sektörün potansiyelinden ve uzmanlığından yararlandığını ve bunu üye ülkelerle yatırım, ticaret ve ekonomik alışverişini desteklemek için kullandığını aktardı.
İKB’nin Suudi Arabistan için onayladığı toplam fonun yaklaşık 5,4 milyar dolar olduğunu kaydeden İKB Grup Başkanı, bunun 1,3 milyar dolarının İKB’den, 469 milyon dolarının özel sektör projeleri için bu miktarı onaylayan İslam Özel Sektörünün Geliştirilmesi Kurumu’ndan, 716 milyon dolarının Uluslararası İslami Ticaret Finansman Kurumu’nun (ITFC) ticari faaliyetlerinden ve 2,9 milyar dolarının çeşitli fonlardan elde edildiğini belirtti. Hajjar ayrıca 19,3 milyar dolar değerinde sigorta programlarının da onaylandığını sözlerine ekledi.

Sektör desteği
Projelerin desteklenmesi konusuna değinen Hajjar, İKB’nin kuruluşundan bu yana Suudi Arabistan için  374'ü banka tarafından finanse edilen projeler olmak üzere toplam 437 projeyi onayladığını, Temmuz 2020 itibarıyla banka tarafından finanse edilen 680,7 milyon dolar tutarında yaklaşık 63 aktif proje bulunduğunu ve aynı döneme kadar bu projelere yapılan toplam harcamanın yaklaşık 2,5 milyar dolar olduğunu belirtti.
Sanayi ve madencilik sektörünün bankanın birikmiş finansmanının yüzde 61,9'unu alarak birinci sıradaki yararlanıcı olduğunu ifade eden Dr. Hajjar, ve bunun da kamu ve özel sektör ortaklıkları yoluyla finanse edilen büyük projelerle kanıtlandığına işaret etti. Enerji sektörünün toplam finansmanın yüzde 10,8'ini alarak İKB’nin birikmiş finansmanının ikinci yararlanıcısı olduğunu söyleyen Dr. Hajjar, bunun aynı zamanda kamu ve özel sektör arasındaki ortaklık üzerinde yoğunlaştığını kaydetti. Hajjar, üçüncü sırada yüzde 9,1 ile tarım sektörünün, yüzde 5,3 ile finansman sektörün geldiğini ekledi.
Hajjar'a göre projeler arasında, Saudi Aramco'nun artan talebi karşılamak için üretim kapasitesini artırmayı hedeflediği 142 milyon dolar değerindeki Rebiğ Rafinerisi projesi, Suudi Arabistan Temel Endüstriler Kurumu’na (SABIC) bağlı 125 milyon değerindeki Yansab kimyasal şirketi ve Cidde'deki Kral Abdulaziz Uluslararası Havalimanı Hac Terminali'nin 105 milyon dolarlık genişleme projesi yer alıyor. Ayrıca petrol dışı ihracat faaliyetlerinin artmasına ve ekonomik çeşitliliğin sağlanmasına katkı sağlayan 100 milyon dolarlık Ma’aden gübre üretim kompleksi, Saudi Aramco’ya ait Cubeyl Rafinerisi (SASREF) projesi, yine Saudi Aramco’ya ait (Cubail bölgesindeki) 120 milyon dolar değerindeki Sadara Petrokimya projesi, SABIC'in yaklaşık 3,7 milyon ton çeşitli gübre ve kimyasal madde üretmesini sağlayacak ve Suudi Arabistan’daki ekonomik çeşitliliğin sağlanmasına ve yaklaşık bin 600 kişilik iş imkanı yaratılmasına yardımcı olacak olan 120 milyon dolarlık Ma’aden Wa’ad eş-Şemal Fosfat Şirketi (MWSPC) projesi de bu projeler arasında bulunuyor.

Hurma sektörü
İKB’nin hurma üretimi ve sektörlerinin genişlemesi konusunda büyük çabaları olduğunu vurgulyan Dr. Hajjar, Uluslararası Ticaret Merkezi tarafından 2018-2020 yılları arasında Arap Ülkeleri için Ticaret Yardımı (Aid for Trade For the Arab States - AfTIAS) çerçevesinde ve ITFC gözetiminde uygulanan ‘Medine bölgesinde hurma sektörünün geliştirilmesi’ projesinin onaylanması için İKB ile Medine Ticaret ve Sanayi Odası arasında mutabakat zaptı imzalandığını aktardı. Hajjar bu projenin, sektörün değer zincirini analiz ederek, gelişimi için bir strateji belirleyerek ve 28 uzman hazrılayarak, Medine hurması ihracatını artırmaya katkıda bulunacak bir ortam yaratılmasını hedeflediğini söyledi.
Hajjar ayrıca, üretilen hurma türlerinin iyileştirilmesi, sektörün rekabet gücünün desteklenmesi ve imalat sektörlerini teşvik ederek ham hurmaların başka ürünlere dönüştürülmesini amaçlayan Medine'de ‘kapsamlı bir hurma merkezi’ kurulması için bir anlaşma imzalandığını da açıkladı. Hajjar, Medine Emiri Prens Faysal bin Selman bin Abdulaziz’in kapsamlı hurma merkezinin inşası için arazi tahsis etmeye karar verdiğini, Kral Faysal Üniversitesi Araştırma ve Danışmanlık Merkezi'nin proje için ekonomik fizibilite çalışmasına başladığını da sözlerine ekledi.
Hajjar’a göre Medine hurmasına olan ilgi, hurma üretiminde emsal teşkil edecek özelliklerinden yararlanılmamış olmasından kaynaklanıyor. Bu nedenle İKB, iş olanaklarının yaratılmasına, ihracatın artırılmasına ve büyük bir hurma sektörünün kurulmasına katkı sağlayan tüm aşamalara katkıda bulunarak bu sektörü geliştirmeyi hedefliyor. Medine 4,6 milyon hurma ağacı ile bu sektörde Riyad ve Kasım bölgelerinden sonra üçüncü sırada yer alıyor.



Aramco'nun üçüncü çeyrekte düzeltilmiş net kârı yüzde 9 artarak 31,2 milyar dolara yükseldi

Aramco logosu. (Reuters)
Aramco logosu. (Reuters)
TT

Aramco'nun üçüncü çeyrekte düzeltilmiş net kârı yüzde 9 artarak 31,2 milyar dolara yükseldi

Aramco logosu. (Reuters)
Aramco logosu. (Reuters)

Suudi Arabistan petrol şirketi Aramco, 2026 yılının üçüncü çeyreğinde düzeltilmiş net kârının yıllık bazda yüzde 9 artarak 117 milyar riyale (31,2 milyar dolar) yükseldiğini açıkladı. Şirketin net kârı, geçen yılın aynı döneminde 107,2 milyar riyal (28,6 milyar dolar) seviyesindeydi. Bu artışta operasyonel mükemmellik, şirket faaliyetlerinin esnekliği ve karşılaşılan zorluklar karşısında operasyonların hızla yeniden devreye alınabilmesi etkili oldu.

Faaliyetlerden elde edilen nakit akışı, 2025'in üçüncü çeyreğindeki 135,4 milyar riyalden (36,1 milyar dolar) 145,2 milyar riyale (38,7 milyar dolar) yükseldi. Serbest nakit akışı da geçen yılın aynı dönemindeki 88,4 milyar riyalden (23,6 milyar dolar) 105,8 milyar riyale (28,2 milyar dolar) çıktı.

Şirketin borçluluk oranı, Haziran 2026 sonunda yüzde 6,2 seviyesindeyken, eylül sonu itibarıyla yüzde 5,5'e geriledi. Bu düşüş, Aramco'nun mali yapısındaki güçlü görünümün göstergesi olarak değerlendirildi.

Aramco Yönetim Kurulu, 2026 yılının üçüncü çeyreği için 82,1 milyar riyal (21,9 milyar dolar) tutarında temel temettü dağıtımı açıkladı. Yıllık bazda yüzde 3,5 artışa işaret eden temettü ödemelerinin yılın dördüncü çeyreğinde yapılacağı bildirildi.

Aramco'nun Suudi Arabistan'da düzenlenen bir konferanstaki logosu. (AFP)
Aramco'nun Suudi Arabistan'da düzenlenen bir konferanstaki logosu. (AFP)

Rafineri ve kimya sektöründe güçlü artış

Şirketin faaliyet alanları incelendiğinde, rafinaj, kimya ve pazarlama sektörünün faiz, vergi ve zekât öncesi düzeltilmiş kârı yıllık bazda yüzde 234 arttı. Bu yükselişte rafineri marjlarındaki iyileşme etkili oldu.

Arama ve üretim alanında ise Züluf sahasındaki ham petrol üretim kapasitesini artırmaya yönelik projenin üretime başladığı açıklandı. Şirket, Cevfura sahası projesinin ikinci aşaması, Fazılı gaz işleme tesisinin genişletilmesi ve Dammam sahasının geliştirilmesi dâhil diğer önemli projelerin belirlenen takvime uygun ilerlediğini bildirdi.

İhracat esnekliğini artırma çalışmaları kapsamında Doğu-Batı petrol boru hattının ilave ihracat seçenekleri sunmayı sürdürdüğü belirtildi. Aramco ayrıca küresel tedarik ağını güçlendirmek amacıyla yurt dışında ilave depolama kapasitesi ve yeni ihracat güzergâhları arayışında olduğunu açıkladı.

Şirket, yapay zekâ sektöründeki yatırımlarını da genişletti. Bu kapsamda Humain şirketinin yüzde 49 hissesini devralan Aramco, işlem çerçevesinde yaklaşık 9,9 milyar riyal (2,6 milyar dolar) değerinde varlık ve nakit katkısı transferi gerçekleştirdi.

Faaliyet alanlarını çeşitlendirme kapsamında Aramco, maden arama ve sert kaya madenciliği alanında ortak girişim kurulmasına yönelik bir hissedarlar anlaşması da imzaladı. Şirket, arama ve üretim sektöründeki deneyiminden yararlanarak enerji ve doğal kaynaklarla bağlantılı yeni faaliyet alanlarına açılmayı hedefliyor.

Nasser: İş esnekliği, tedarikin devamlılığını sağladı

Aramco Yönetim Kurulu Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Emin Nasser, 2026'nın üçüncü çeyreğinde jeopolitik belirsizliklerin ve önemli enerji tesislerine yönelik saldırıların küresel enerji arzındaki krizi derinleştirdiğini belirtti. Nasser, bu gelişmelerin küresel enerji güvenliği açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu ifade etti.

Şirket çalışanlarının özverisi, operasyonel mükemmellik, faaliyet sisteminin esnekliği ve onlarca yılda oluşturulan güçlü tedarik zinciri ağının, olağanüstü koşullara rağmen müşterilere güvenilir enerji tedarikinin sürdürülmesini sağladığını kaydetti.

Nasser, küresel tedarik ağını güçlendirmek amacıyla yurt dışında ilave depolama kapasitesi ve alternatif ihracat güzergâhları arayışının sürdüğünü belirtti. Değişken piyasa koşullarına rağmen elde edilen güçlü operasyonel ve mali performansın, şirketin sahip olduğu esnekliğin önemini ortaya koyduğunu vurguladı.

Aramco Üst Yöneticisi Emin Nasser, bir basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)
Aramco Üst Yöneticisi Emin Nasser, bir basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)

Nasser, güçlü mali yapısının desteğiyle Aramco'nun öncelikli projeleri hayata geçirmeye, performansı artırmak ve yeni fırsatların önünü açmak için ileri teknolojilerden yararlanmaya devam ettiğini söyledi.

Şirketin, dünyanın giderek artan enerji ihtiyaçlarını karşılamayı ve hissedarları ile müşterileri için değer yaratmayı sürdürdüğünü ifade etti.


Husilerin Taiz kuşatması, temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarını 5 katına çıkardı

Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).
Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).
TT

Husilerin Taiz kuşatması, temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarını 5 katına çıkardı

Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).
Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).

Yemen'in Taiz kentinde Husilerin uyguladığı kuşatma, yüz binlerce kişinin yaşadığı sıkıntıları daha da ağırlaştırdı. Kente ulaşan yolların kapalı tutulması ve insani yardımların ulaştırılması amacıyla güvenli bir koridor açılmasına yönelik girişimlerin sonuçsuz kalması nedeniyle temel ihtiyaç maddelerinin fiyatları normal seviyesinin 5 katına kadar yükseldi. Ülkenin batı ve güneyindeki çatışma bölgelerinden kaçan sivillerin sayısı da artıyor.

Uluslararası Göç Örgütü (IOM), son dönemdeki askeri tırmanış ve buna bağlı çatışmaların Taiz'de temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarında keskin artışa yol açtığını bildirdi. Örgüte göre, kentin çevresindeki bölgelere ulaşım yollarının kesilmesi nedeniyle temel ürünlerin maliyeti 3 ila 5 kat arttı. Bu durum, temel gıda maddelerini dahi çok sayıda ailenin karşılayamayacağı seviyelere taşıdı.

Örgüt, Yemen'in batısında çatışmaların şiddetlenmesi üzerine 300 binden fazla kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını açıkladı. Yerinden edilmelerin büyük bölümünün son iki ayda gerçekleştiğini belirten IOM, ailelerin barınma yeri bulmakta ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta giderek daha fazla zorlandığını kaydetti. Bu süreçte insani yardım kuruluşlarının ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını engelleyen kısıtlamalar da devam ediyor.

cdhyj
Husilerin dört haftadır Taiz kentini kuşatma altında tuttuğunu gösteren fotoğraf (Yerel medya)

Uluslararası Göç Örgütü Yemen Misyonu Başkanı Abdüssettar İssuf, yıllardır süren çatışmaların ardından Yemenli ailelerin yeniden evlerini terk etmek zorunda kaldığını belirtti. İssuf, bu ailelerin çoğu zaman üzerlerindeki kıyafetlerden başka hiçbir şeyleri olmadan göç ettiğini vurgulayarak barınma, gıda, temiz su ve sağlık hizmetlerine acil ihtiyaç duyduklarını ifade etti.

İssuf ayrıca, finansman yetersizliğinin binlerce ailenin hayati önem taşıyan yardımlardan mahrum kalmasına yol açabileceği uyarısında bulundu. Çatışmaların ve yerinden edilmelerin yayılmasıyla insani ihtiyaçların da giderek arttığına dikkat çekti.

Örgütün verilerine göre, ekim ayının başından bu yana Lahic vilayetinin El-Mudâribe ve El-Ara ilçelerinden 43 binden fazla kişi göç etti. Bu sayı, Yemen genelinde tek bir ilçede kaydedilen en yüksek yerinden edilme rakamı oldu.

Taiz vilayeti içinde de göç hareketliliği artarken çok sayıda aile, şu anda 56 binden fazla yerinden edilmiş kişiye ev sahipliği yapan Aden kentine yöneliyor.

Uluslararası Göç Örgütü, krizin sağlık alanındaki etkilerini hafifletmek amacıyla Marib, Lahic, Aden ve Taiz vilayetlerinde beş mobil sağlık ekibi görevlendiriyor. Bu ekiplerin ikisi Taiz'de faaliyet gösteriyor.

Ekipler; temel sağlık hizmetleri ve tıbbi danışmanlığın yanı sıra üreme sağlığı, akut yetersiz beslenmenin tedavisi, aşılama, sağlık kuruluşlarına sevk, ruh sağlığı, koruma ve acil bakım hizmetleri sunuyor.

Beş mobil ekip, geçen hafta sağlık hizmetlerinin yetersiz olduğu veya insani krizlerden etkilenen bölgelerde yaklaşık bin tıbbi danışmanlık hizmeti verdi.

Acil ihtiyaçlar için 45 milyon dolar gerekiyor

İnsani ihtiyaçların genişlemesi karşısında Uluslararası Göç Örgütü, müdahale kapasitesinin artırılması için aldığı katkılara rağmen ek finansmana ihtiyaç duyulduğunu bildirdi. Örgüt, önümüzdeki altı ay boyunca yürütülecek çalışmalar için yaklaşık 45 milyon dolara ihtiyaç olduğunu açıkladı.

Talep edilen finansmanın; hayat kurtarıcı yardımların yanı sıra barınma, acil nakit desteği, gıda dışı temel ihtiyaç malzemeleri, koruma hizmetleri, sağlık hizmetleri, temiz su ve sanitasyon çalışmalarını karşılaması öngörülüyor. Kaynakların ayrıca yerinden edilmiş kişilerin barındığı alanların koordinasyonu ve nüfus hareketlerinin takibi için de kullanılması planlanıyor.

cdg
Husilerin yerleşim alanlarını hedef alması nedeniyle devam eden göç dalgası (Yerel medya)

Söz konusu çalışmalar, yerinden edilmiş aileleri ve onlara ev sahipliği yapan toplulukları hedefleyen Yemen Krizine Müdahale Planı kapsamında yürütülüyor. Bu çerçevede, Afrika Boynuzu'ndan Yemen üzerinden gelen göçmenlere yardım etmeyi amaçlayan Afrika Boynuzu ve Yemen Bölgesel Göçmen Müdahale Planı da uygulanıyor.

Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmayı ve kırsal bölgelerdeki yerleşim alanlarıyla Lahic'in batısındaki bölgeleri hedef almayı sürdürmesine rağmen Uluslararası Göç Örgütü, çatışmanın tüm taraflarına sivilleri ve insani yardım çalışanlarını koruma çağrısında bulunmakla yetindi.

Örgüt, özellikle Taiz vilayetinde ulaşılması güç bölgelere yardımların güvenli ve engelsiz biçimde ulaştırılmasının sağlanmasını istedi.

Köyler hedef alınıyor

Öte yandan Yemen hükümetine yakın kaynaklar, Lahic vilayetinin batısında Husilerin kontrolündeki bölgelerden ve Taiz ile cephe hattının kesiştiği alanlardan kaçışların sürdüğünü belirtti.

Kaynaklar, özellikle El-Mukâtıra ve El-Mudâribe ilçelerinde yerleşim yerlerinin roket mermileri ve insansız hava araçlarıyla hedef alınması nedeniyle sivillerin bölgeden ayrıldığını aktardı.

Husilerin, Taiz vilayetinin kırsal kesimlerine ulaşan yolları kapatmasının ardından El-Mukâtıra ilçesinin çevresindeki yerleşim alanlarına yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığı belirtildi. Örgütün, Lahic vilayetindeki El-Mudâribe ilçesinin köylerine yönelik roket ve insansız hava aracı saldırılarını da sürdürdüğü kaydedildi.

bfd bf
Husilerin Taiz vilayetini ele geçirmek için on binlerce silahlıyı sevk etmesi (AP)

El-Mudâribe'nin çevresinde hükümet güçleriyle Husiler arasında bir aydan uzun süredir çatışmalar yaşanıyor.

Bu gelişmeler, kırsal bölgelerde yaşayan siviller üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. Yolların kapatılması ve köylere yönelik saldırılar, yaşam maliyetlerinin yükselmesi, gıda ve suya erişimin azalması ve sağlık hizmetlerindeki yetersizliklerle aynı döneme denk geliyor. İnsani yardım kuruluşları ise ihtiyaç sahiplerine ulaşmakta giderek daha fazla güçlük çekiyor.


ABD’deki seçim sandıkları, Wall Street için yeni hesaplar açıyor

New York Borsası’nda çalışan borsa yatırımcıları (EPA)
New York Borsası’nda çalışan borsa yatırımcıları (EPA)
TT

ABD’deki seçim sandıkları, Wall Street için yeni hesaplar açıyor

New York Borsası’nda çalışan borsa yatırımcıları (EPA)
New York Borsası’nda çalışan borsa yatırımcıları (EPA)

Wall Street’in gözü salı günü yapılacak ABD seçimlerine çevrilirken; piyasalar yapay zekâ yatırımları ve faiz oranlarının seyriyle birlikte siyasi hesaplaşmalara odaklandı. Kongre ara seçimleri, Washington’daki güç dengesinin ötesinde; devlet harcamaları eğilimleri, teknoloji şirketlerine yönelik denetimler ile dolar ve ABD Hazine tahvillerini etkileyebilecek potansiyel sonuçlar barındırıyor.

Söz konusu kritik süreç, yapay zekâ alanındaki devasa yatırımların finansal getirilerine dair belirsizliklerin ABD hisse senetleri üzerinde baskı yarattığı bir döneme denk geldi. Veri merkezleri ve bilgi işlem kapasitelerini genişletme maliyetine ilişkin yatırımcı endişelerini gidermeyen bilanço sonuçlarının ardından teknoloji hisselerinde düşüş yaşanmıştı. Diğer yandan yatırımcılar, ekonominin gücüne ve yeniden faiz artışı ihtimallerine dair yeni sinyaller aramak amacıyla Apple, AMD ve Palantir’in de aralarında bulunduğu büyük şirketlerin finansal sonuçları ile aylık istihdam raporunu yakından takip ediyor.a

fvgthy
ABD Başkanı Donald Trump, Florida’daki Mar-a-Lago kulübünde düzenlenen Cadılar Bayramı partisi sırasında basın mensuplarıyla tokalaştı. (AFP)

Piyasalardaki siyasi hesaplar, Senato mücadelesi ucu açık kalmakla birlikte, Demokratların Temsilciler Meclisi’nin kontrolünü Cumhuriyetçilerden alma ihtimali üzerinde yoğunlaşıyor. Yatırımcılar, Kongre’deki güç dengesinin değişmesinin; enerji maliyetleri ve çevreye etkileri nedeniyle yerel tepkilere yol açan veri merkezi projelerine yönelik incelemeleri artırabileceğini, ayrıca teknoloji şirketleri, bankalar ve kripto para firmaları üzerindeki denetimlerin sıkılaşabileceğini öngörüyor.

Olası etkiler yalnızca teknoloji hisseleriyle sınırlı kalmıyor. Demokratların Kongre’nin her iki kanadında da zafer kazanması; gerek hükümetin finansmanı ve borç limiti müzakerelerinde siyasi tıkanıklık riskini artırarak gerekse yapay zekâ sektörüne ilişkin halihazırda yıpranmış olan piyasa algısını etkileyerek dolar üzerinde baskı oluşturabilir.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’dan aktardığına göre ING Dış Borsa Stratejisti Francesco Pesole, Demokratların kapsamlı bir zafer kazanmasının hükümetin kapanma riski, borç limiti müzakerelerindeki kilitlenmeler ve yapay zekâya yönelik olumsuz algının derinleşmesi gibi nedenlerle dolar üzerinde sınırlı bir baskı yaratabileceğini ifade etti.

Hisse senedi piyasasına ilişkin değerlendirmede bulunan Cherry Lane Investments Kurucu Ortağı Rick Meckler ise Demokratların açık ara zaferinin yapay zekâ, teknoloji sektörü ve genel olarak tüm piyasa açısından olumsuz bir faktör olarak algılanabileceğini belirtti. Bu endişelerin temelinde, veri merkezlerinin elektrik tüketimi, enerji maliyetleri ve çevresel etkilerine dair tırmanan tartışmalar ışığında genişleme planlarının daha sıkı bir incelemeye tabi tutulma ihtimali yatıyor.

xcdfvgthy
ABD Senatosu Demokrat adayı James Talarico’nun Houston’daki seçim mitinginin yakınında, el yapımı bir karavan örtüsü (EPA)

Seçimler, büyük teknoloji şirketlerinin yapay zekaya yönelik artan harcamalarını bu yatırımları haklı çıkaracak finansal getirilere dönüştürme yeteneğinin sorgulandığı bir dönemde gerçekleşiyor. Veri merkezlerine en çok yatırım yapan şirketlerden Alphabet ve Amazon’un açıkladığı sonuçlar, bu genişlemenin finansmanı ve ekonomik verimliliği konusundaki soru işaretlerini artırırken, bilanço verilerini duyuran Intel’in hisseleri cuma günü yaklaşık yüzde 29 oranında değer kaybetti.

Teknoloji ve yapay zekâ hisselerindeki zayıflığın etkisiyle S&P 500 endeksi cuma günkü seansta yüzde 1,8 gerilerken, Nasdaq bileşik endeksi yüzde 2,9 oranında düştü. Empower Baş Yatırım Stratejisti Marta Norton, piyasanın yapay zekâya ilişkin süregelen ve belki de tırmanan endişeler nedeniyle dalgalı bir seyir izlediğini belirterek, yatırımcıların son bilanço sonuçlarını sindirmeye çalıştığını vurguladı.

Şirket sonuçlarıyla dolu bir hafta

Seçimlerle eş zamanlı olarak devam eden üçüncü çeyrek bilanço sezonu, şimdiye kadar güçlü bir kâr performansına işaret etti. LSEG I/B/E/S verilerine göre, S&P 500 endeksindeki şirketlerin yarısından fazlasının sonuçlarını açıklamasıyla birlikte, çeyreklik kâr artışının yüzde 31,6 seviyesinde gerçekleştiği kaydedildi.

Ancak yüksek kâr artışı, yatırımcıların yüksek beklentilerini karşılayamayan şirketleri cezalandırmasının önüne geçemedi. Caterpillar hisseleri, veri merkezlerinde kullanılan güç ekipmanlarına yönelik güçlü talebe rağmen yıllık satış büyümesi beklentisini sabit tutması üzerine perşembe günü yüzde 9 değer kaybetti.

rgtbnty
New York Borsası’nda konuşan iki yatırımcı (EPA)

Franklin Templeton Enstitüsü Baş Piyasa Stratejisti Chris Galipeau, kâr beklentisi çıtasının son derece yüksek olduğunu ve bu beklentileri karşılayamayan ya da aşamayan şirketlerin hisse senetlerinde baskı gördüğünü belirtti.

Apple’ın bugün bilançosunu açıklaması beklenirken; yatırımcılar yapay zekâ harcamalarının yönüne ilişkin ek göstergeler sunacak AMD, Qualcomm ve Palantir’in sonuçlarını da yakından takip ediyor. Önümüzdeki hafta bilanço açıklayacak şirketler arasında McDonald’s, Amgen ve ConocoPhillips’in yanı sıra S&P 500 endeksinde yer alan 100’den fazla şirket bulunuyor.

İş piyasası, faiz artışı beklentileriyle karşı karşıya

Makroekonomi tarafında ise ABD Ekim ayı istihdam raporu, para politikası beklentileri açısından kritik bir test niteliği taşıyor. FED son toplantısında faiz oranlarını sabit tutarken, piyasalar aralık ayında yeni bir faiz artışı olasılığını fiyatlamaya devam ediyor.

LSEG verilerine göre piyasalar, 9 Aralık’taki toplantıda 25 baz puanlık bir faiz artışı ihtimalini yüzde 76 olarak fiyatlarken, önümüzdeki 12 aylık süreçte en az iki faiz artışı daha öngörüyor. Wall Street Journal’ın haberine göre, bu beklentilerin belirgin şekilde değişmesi için istihdam verilerinin beklenenden çok daha zayıf gelmesi gerekiyor.

Finans kuruluşları, işsizlik oranının sabit kalmasıyla birlikte istihdamda mütevazı bir büyüme bekliyor. LBBW analistleri, zayıf istihdam artışı beklentilerine rağmen Aralık ayında 25 baz puanlık bir faiz artışının hâlen yüksek bir olasılık olduğunu ifade etti.

dcvfgbh
New York Borsası’ndaki iki yatırımcı (Reuters)

Aylık rapor öncesinde yatırımcılar; salı günü açıklanacak eylül ayı açık iş sayısı (JOLTS), çarşamba günkü ADP özel sektör istihdam raporu ve perşembe günkü haftalık işsizlik maaşı başvuruları verilerini takip edecek. Ayrıca ekim ayına ilişkin imalat ve hizmet PMI verileri ile kasım ayına ait Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi öncü verileri de açıklanacak.

Perşembe günü açıklanan veriler uyarınca ABD ekonomisi, tüketici harcamalarının gücü ve şirketlerin yapay zekâya yönelik artan yatırımlarının etkisiyle üçüncü çeyrekte son bir yılın en hızlı büyüme performansını kaydetti. FED de son toplantısında ekonomik performansa ilişkin değerlendirmesini yukarı yönlü revize etti. Ancak istihdam artışı bu tablodaki zayıf halka olmayı sürdürüyor. Manulife John Hancock Investments Yatırım Stratejisi Eş Başkanı Matthew Miskin, güçlü istihdam artışının eksikliğini, sağlam ekonomik büyüme söylemindeki kayıp halka olarak nitelendirdi.

Diğer sektörler, teknoloji sektöründeki kayıpları telafi ediyor

Teknoloji hisseleri üzerindeki baskının aksine, diğer sektörler ekim ayı boyunca daha güçlü bir performans sergiledi. Enerji ve finans sektörleri güçlü aylık kazançlar kaydederken, kamu hizmetleri ve sağlık gibi savunma odaklı sektörlerde de yükseliş görüldü. S&P 500 endeksi, yılbaşından bu yana yüzde 10’un üzerindeki kazancını korumaya devam etti.

Galipeau, piyasa performansının artık yalnızca dev teknoloji hisselerine bağımlı olmadığına işaret ederek, piyasa genişliğinin genel olarak tahmin edilenden daha yaygın olduğunu belirtti.

Seçim sonuçları, bilanço sezonu ve istihdam verilerinin eşliğinde yatırımcılar çok boyutlu bir testle karşı karşıya kalacak. Seçimler Washington’daki denetim ve mali politikaların şeklini belirleme potansiyeli taşırken, şirket sonuçları yapay zekâ hamlesinin yapılan harcamaları ne ölçüde haklı çıkarabildiğini gösterecek; iş gücü piyasası verileri ise FED’in bir sonraki hamlesine ilişkin yeni sinyaller sunacak.