Libya’da çözüm yabancı savaşçıların ayrılmasına bağlı

Libya’nın başkenti Trablus’un merkezinde geçen haftaki günlük yaşamdan bir görüntü (AFP)
Libya’nın başkenti Trablus’un merkezinde geçen haftaki günlük yaşamdan bir görüntü (AFP)
TT

Libya’da çözüm yabancı savaşçıların ayrılmasına bağlı

Libya’nın başkenti Trablus’un merkezinde geçen haftaki günlük yaşamdan bir görüntü (AFP)
Libya’nın başkenti Trablus’un merkezinde geçen haftaki günlük yaşamdan bir görüntü (AFP)

Libya Uluslararası İzleme Komitesi Çalışma Grubu’nun 5+5 Ortak Askeri Komite ile ortak başkanlık toplantısına katılanlar, ateşkes ve yabancı savaşçıların ayrılmasına yönelik bağlılıklarını yinelerken, Libya petrolünün ihracatının durdurulması krizi de tekrar patlak verdi. Halife Hafter komutasındaki Libya Ulusal Ordusu’na (LUO) bağlı Petrol Tesisleri Muhafızları, 24 Ocak’ta maaşlarının gecikmesini protesto etmek için Petrol Hilali bölgesindeki bazı alanlara petrol ihracatını durdurduğunu açıkladı.
Ülkenin doğusunu ve hayati petrol limanlarını kontrol altına alan Halife Hafter için siyasi açıdan ve medyada bir utanç oluşturabilecek bir hareketle Petrol Tesisleri Muhafızları, maaşların ödenmesi ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi hususundaki talepler karşılanıncaya kadar Ras Lanuf, Sidre ve el-Hariga limanlarından petrol ihracatının askıya alındığını duyurdu.
Muhafızlar, 24 Ocak’ta yaptıkları açıklamada, tam ve vaktinde ödeme hususunda maaşlarla ilgili önceden kararlaştırılanlara uyulmaması nedeniyle petrol ihracatını resmi olarak durdurma kararı aldıklarını söyledi.
Öte yandan ABD’nin Trablus Büyükelçisi Richard Norland, Libya’daki çatışma taraflarının ülkenin doğu ve batısı arasındaki sahil yolunu açmaları çağrısı yaptı. Norland, Libya’nın karşısında ‘bu yılın Aralık ayında yapılacak seçimlerle taçlandırılacak gerçek bir ilerleme sağlama fırsatı’ bulunduğunu söylemesinden birkaç saat sonra Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanı Fayiz es-Serrac, 24 Ocak’ta seçim sürecinin başarısı için komisyon tarafından yapılan hazırlıkları ve düzenlemeleri gözden geçirmek üzere, başkent Trablus’taki Yüksek Seçim Komisyonu binasına ziyarette bulundu.
Serrac, yaptığı açıklamada, komisyon başkanı İmad es-Sayih ve üyeleriyle cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin belirtilen tarihte yapılmasına yönelik hazırlıkları görüştüğünü söyledi. Serrac, görüşmede komisyon, Birlemiş Milletler (BM) bürosu ve Avrupa Birliği (AB) arasındaki iş birliği alanlarının yanı sıra tamamlanması gereken teknik ve finansal durumların, bu organların seçimleri en yüksek uluslararası standartlara göre yürütmek için destek ve uzmanlık açısından neler sağlayabileceğinin ele alındığını açıkladı.
Fayiz es-Serrac, hükümetinin komisyonun çalışmalarını verimli ve profesyonel bir şekilde yürütmesini sağlamak için tüm yetenekleri kullanmaya hazır olduğunu yinelerken, UMH’nin seçimler için 50 milyon tahsis ettiğine dikkati çekti. Komisyon ise seçmenlerin, kayıt sürecinde 2,5 milyonu aştığını vurguladı. Serrac, geçen cumartesi günü güney bölgesinden bir heyetle yaptığı görüşmede, güvenlik ve istikrarın sağlanmasının hükümeti açısından bir öncelik olduğunu belirtirken, bölgedeki tırmanışın tekrarlanmaması için güneyin tüm taraflar ve bileşenler arasında uyum ve barış içinde bir arada yaşamanın önemli olduğunu kaydetti.
Fayiz es-Serrac, geçen cumartesi günü Trablus’ta Dışişleri Bakanı Muhammed Seyyale’nin de katıldığı bir törende, İran da dahil 4 yeni büyükelçinin kimliklerini teslim aldı.
İran’ın Trablus Büyükelçisi Muhammed Şibani, Seyyale ile görüşmesi sonrasında ülkesinin, Libya krizini çözmek için UMH’ye her türlü yardımı sağlamaya hazır olduğunu açıkladı. Büyükelçi, Ticaret Odaları ve İşadamları Konseyi gibi özellikle kamu ve özel ekonomik düzeyde ikili ilişkilerin güçlendirilmesinin önemine dikkati çekti.
ABD’nin Trablus Büyükelçisi ise geçen cumartesi günü yaptığı açıklamada, 5+5 Ortak Askeri Komite üyelerinin, Libya halkının yabancı güçlerin geri çekilmesi ve ateşkes konulu Ekim anlaşmasının tam olarak uygulanması yönündeki taleplerini savunmak için büyük bir cesaret sergilediklerini belirtti.
Richard Norland, sahil yolunun açılmasını engelleyen meseleleri ele alarak ve bu önemli yolun Libyalıların lehine yeniden açılmasına izin vererek, politikacıların da aynı derecede kanaat göstermesinin zamanının geldiğini vurguladı. Libyalıları, çalışmalarını tamamlamak için Siyasi Diyalog Forumu’nu desteklemeye çağıran Norland, gelecek perşembe günü sona erecek olan 3 üyeli bir Başkanlık Konseyi ve bir başbakanlık pozisyonlarına adaylıkların sunulması için bir haftalık sürenin başlamasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Öte yandan Libya Uluslararası İzleme Komitesi’nden doğan işlerle ilgilenen çalışma grubunun 5+5 Ortak Askeri Komite ile ortak başkanlık toplantısına katılanlar, tüm yabancı savaşçıların ve paralı askerlerin Libya’dan ayrılması için yaklaşan son tarihle birlikte ateşkese yönelik tam ve sürekli taahhütlerini yineledi. BM heyetinin geçen cumartesi akşamı yaptığı açıklamaya göre Afrika Birliği (AfB), Fransa, İtalya, Türkiye ve İngiltere’den oluşan ortak başkanlık, komitenin bugüne kadar ortaya koyduğu başarılara övgüde bulundu.
Ortak başkanlık, Siyasi liderleri de ateşkesin uygulanmasını hızlandırmak için gerekli tüm tedbirleri almaya, Ebu Kurayn ile Sirte arasındaki sahil yolunun açılmasına öncelik verme ve tüm yabancı savaşçı ve paralı askerleri derhal geri göndermeye çağırdı.
Misyon ayrıca, Trablus’taki Garabulli sakinlerini belediye meclisi seçimlerine katıldıkları için tebrik ederken, Belediye Meclisi Seçimleri Merkez Komitesi’nin güvenli ve profesyonel seçimler uygulama çabalarına da övgüde bulundu.
Trablus Yüksek Yargı Konseyi, Fas’ın Bouznika kentinde toplananların yargı pozisyonlarının bölünmesine ilişkin ulaştıkları sonuçları kabul etmedi. Konsey, 24 Ocak’ta yaptığı açıklamada, yargının statüsünün Libya halkıyla test edilmemesi konusunda uyarıda bulundu.
Temsilciler Meclisi ve devlet diyalog ekipleri tarafından yapılan açıklamada, ‘Yargıtay Başkanı ve Başsavcı’ görevlerine ilişkin yürürlükte olan mevzuatın öngördüğü usullerin uygulanması ve çalışma grupları oluşturmanın yanı sıra Libya Merkez Valisi ve vali yardımcısı, Yüksek Seçim Komisyonu başkanı ve üyeleri için açık devlet pozisyonları ile tedbirlerin alınması, bu pozisyonların doldurulmasına ilişkin prosedürel adımları atacak çalışma gruplarının oluşturulması hususlarında uzlaşı sağlandığı belirtildi. Açıklamada, gelecek ayın ikinci günü, adayların formlarını ve özgeçmişlerini yarın (26 Ocak) öğleden sonra teslim almaları için son tarih olarak belirlendi.



Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
TT

Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) komutanı Amiral Brad Cooper, Suriye hükümet güçlerini ülkenin kuzeyindeki Halep ve Tabka şehirleri arasındaki bölgede "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı ve Kürt güçleriyle aralarındaki "gerginliğin artmasını önleme" çabalarını memnuniyetle karşıladı.

Cooper, "Suriye hükümet güçlerini Halep ve Tabka arasında bulunan bölgelerdeki her türlü saldırı operasyonunu durdurmaya çağırıyoruz" diyerek, "Suriye'deki tüm tarafların gerginliğin artmasını önlemek ve diyalog yoluyla bir çözüm aramak için sürdürdüğü çabaları memnuniyetle karşılıyoruz" ifadelerini kullandı.


Uluslararası toplum Lübnan'da sadece ateşkes değil, silahsızlanma da istiyor

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
TT

Uluslararası toplum Lübnan'da sadece ateşkes değil, silahsızlanma da istiyor

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)

Son günlerde, Lübnan resmî makamlarının 2006’da kabul edilen ve 2024’te güncellenen 1701 sayılı Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasına bağlılık vurgusu ile, yalnızca ateşkesin kalıcı hale getirilmesini değil, silahların bırakılmasını ve gücün devlet elinde toplanmasını açıkça dile getirmeye başlayan uluslararası aktörlerin yaklaşımı arasındaki çelişki giderek belirginleşiyor. Bu yeni yaklaşım, Lübnan devletini son derece hassas bir siyasi ve güvenlik sınavıyla karşı karşıya bırakıyor.

İsrail’in artan askeri faaliyetleri ve Litani Nehri’nin güneyi ile kuzeyine yönelik hava saldırılarının sürmesi eşliğinde, Lübnan devleti 1701 sayılı kararın tüm hükümlerine bağlılığını ortaya koymaya çalışıyor. Resmî açıklamalarda, Lübnan ordusunun Mavi Hat boyunca görevlerini yerine getirdiği ve Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ile iş birliği içinde sükûneti sağlamaya çalıştığı vurgulanıyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn da Lübnan’ın ‘ateşkese bağlı olduğunu ve uluslararası yükümlülüklerine saygı gösterdiğini’ yineleyerek, 2006’dan bu yana geçerli olan çerçevenin korunması yönündeki iradeye işaret etti.

Ancak Lübnan’ın bu yaklaşımı Batılı başkentleri artık ikna etmiyor. Son dönemde ABD ve Avrupa’dan gelen açıklamalar, ‘uluslararası toplumun istikrarı yönetme aşamasından, değişimi dayatma aşamasına geçtiğini’ açık biçimde ortaya koyuyor. Özellikle Lübnan ordusunun güneyde sahadaki planını uygulamaya başlamasının ardından, silahların devlet otoritesi altında toplanması gerekliliği yönündeki söylem daha da güç kazanmış durumda.

Uluslararası silahsızlanma takvimi

Eski milletvekili Faris Said, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, uluslararası toplumun Lübnan’daki tüm yasadışı silahların tasfiyesi, özellikle de Hizbullah’ın silahları için bir takvim belirlediğinin artık netleştiğini, bunun yalnızca Litani Nehri güneyindeki silahları kapsayan 1701 sayılı karar ile sınırlı olmadığını söyledi.

Said, “Lübnan yetkilileri bu takvimden haberdar, ancak kamuoyuna açıklanmadı. Yetkililerin bu konuda ciddi adımlar atması gerekiyor, çünkü gecikme ülkeyi büyük siyasi ve güvenlik risklerine maruz bırakır” ifadelerini kullandı.

Said’e göre mevcut aşama, uluslararası yaklaşımda bir değişimi gösteriyor: “Artık odak sadece güneydeki durumu düzenleyen 1701 sayılı kararın uygulanmasında değil. Zira şimdi tüm milislerin silahsızlandırılması yönünde açık talepler öne çıkıyor” (yani 1559 sayılı karar). Said bu değişimi, ‘Lübnan siyasetinde silahın egemenliğine son verme iradesi’ olarak nitelendirdi.

Said ayrıca, “Lübnan’da Hizbullah tarafından yapılan sözlü tırmanış, gerçek durumla uyumlu değil. Hizbullah medyada tonunu yükseltiyor, ancak geniş çaplı bir askeri çatışmaya girişecek kapasitesi yok” değerlendirmesinde bulundu. Said, Hizbullah içinde iki eğilim olduğunu belirterek, birinin İran-ABD müzakerelerini beklediğini, diğerinin ise Hizbullah’ı çıkmazdan kurtaracak bir Arap çözümü arayışında olduğunu bildirdi.

 Hizbullah tarafından Lübnan'ın güneyindeki Kaleviyeh köyüne yerleştirilen bir füze maketi… Duvarda “Silahlarımızı bırakmayacağız” yazıyor. (EPA)Hizbullah tarafından Lübnan'ın güneyindeki Kaleviyeh köyüne yerleştirilen bir füze maketi… Duvarda “Silahlarımızı bırakmayacağız” yazıyor. (EPA)

1701 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasının geçmiş yıllarda Hizbullah’ın silahları ve siyasi sisteme derinlemesine nüfuzu nedeniyle aksadığını belirten Said, Hizbullah’ın seçim yasası ve mezhep ötesi ittifakları aracılığıyla kendisine bir siyasi güvenlik ağı oluşturduğunu söyledi.

Said sözlerini şöyle noktaladı: “Artık Lübnan devletinin zaman kaybetme lüksü yok. Devlet, BM gözetiminde tek bir masada oturup bekleyen meseleleri çözmeli ve müzakerelere parti mantığıyla değil, devlet mantığıyla başlamalı. Zamanla yarış içindeyiz; eğer bu yılı da aşarsak ve silah konusunda siyasi çözümler bulamazsak, tüm Lübnan’ın yeniden şiddet sarmalına gireceği düşüncesi gerçek olabilir.”

1701 sayılı karar artık uygulanabilir değil

Lübnan devleti, uluslararası meşruiyet politikasını savunmak zorunda kalırken, ülkedeki en etkili güçlerden Hizbullah, kararı kabul eden devletlerin yorumladığı şekliyle 1701 sayılı kararın sınırlarını tanımıyor.

Hukuk profesörü Dr. Ali Murad, “Lübnan, savaşın ve ateşkes anlaşmasının ortaya çıkardığı güç dengeleri ışığında son derece zor bir gerçeklikle karşı karşıya” dedi. Murad, İsrail’in, Lübnan hükümetinin son olarak silahları devletin elinde toplama çabalarına rağmen, ‘adım adım’ dengesini aştığını belirtti.

Murad, güç dengelerinin bugün her zamankinden daha fazla İsrail lehine döndüğünü, özellikle Suriye rejiminin çöküşü ve Hizbullah’ın yanıt verememesi sonrası, herkesin durumu objektif şekilde değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Murad, “2006’da kabul edilen 1701 sayılı karar, o dönemdeki koşullar değiştiği için artık uygulanabilir değil” ifadesini kullandı.

Mevcut durumun çok daha zor olduğunu belirten Murad, Hizbullah’ın o dönemde silahlarını karar gereği teslim etmemesinin, sonraki uygulamaları daha karmaşık hale getirdiğini söyledi. Murad, savaş sonrası kabul edilen yorum çerçevesinde ateşkesin artık uygulanabilir olmadığını, durumun daha karmaşık ve zor hale geldiğini vurguladı.

Murad, Lübnan devletinin dolaylı müzakere fikrini kabul etmesinin, ulusal çıkarı koruma sorumluluğunu beraberinde getirdiğini belirterek, bunun; saldırıların durdurulması, İsrail’in çekilmesi, tutukluların geri dönmesi ve yeniden imar sürecinin başlatılması gibi açık hedefleri kapsaması gerektiğini ifade etti. Murad, “Bu hedeflerin hiçbiri Hizbullah’ın silahlarıyla artık gerçekleştirilemez” dedi.

Murad sözlerini şu ifadelerle bitirdi: “2006 versiyonu artık geçerli değil, mevcut ateşkes versiyonu ise gerçeklik tarafından aşılmış durumda. Lübnan devleti ve Hizbullah, durumu olduğu gibi değerlendirmeli, inkâr veya kaçma yoluna başvurmamalı.”


İsrail: Hamas'ı iki ay içinde silahsızlandırın... yoksa savaşla karşı karşıya kalırsınız

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail: Hamas'ı iki ay içinde silahsızlandırın... yoksa savaşla karşı karşıya kalırsınız

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki Filistinli gruplara silahsızlanmaları için iki aylık bir ültimatom verdi ve bunu uygulamak için yeniden askeri müdahale tehdidinde bulunarak, savaşı yeniden alevlendirebileceğini belirtti.

İsrail kaynakları, Tel Aviv'in bu ültimatomu ABD ile tam bir mutabakat içinde verdiğini ve silahsızlanma sürecinin niteliğini ve kriterlerini İsrail'in belirleyeceğini ifade etti.

İsrail medya kuruluşu Kanal 12'ye göre ordu şimdiden bir askeri operasyon senaryosuna hazırlanıyor ve ABD Başkanı Donald Trump, "Onlar (Hamas) bunu kolay yoldan da zor yoldan da yapabilirler" diyerek İsrail'in pozisyonunu güçlendirdi.

13 Ocak 2026'da Gazze Şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan bir kamp (AP)13 Ocak 2026'da Gazze Şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan bir kamp (AP)

Kanal haberinde, “Barış Konseyi ve teknokrat yönetim kurulduğu andan itibaren Hamas'a silahsızlanması için iki ay süre verilecek. Eğer bunu gönüllü olarak yapmazsa, İsrail ordusu müdahale edecek” ifadelerini kullandı.

İsrail'de bu tehditkar tavrın, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında tam bir anlaşmanın sonucu olduğu iddiası var.

İsrailli bir güvenlik kaynağı, Hamas'ın belirtilen süre içinde silahsızlandırılmaması durumunda "İsrail ordusunun şimdiden planlar hazırladığını" belirtti.

İsrail güvenlik teşkilatının değerlendirmesine göre Hamas hâlâ sahada faaliyet gösteriyor, zaman onların lehine işliyor ve hareket çatışmalar sırasında ağır hasar görmüş olsa da çöküşten çok uzak.

Güvenlik değerlendirmelerine göre, “örgüt hâlâ Gazze’nin bazı bölgelerinde otorite ve askeri kontrolü sürdürüyor, sahada faaliyet gösteriyor ve özellikle hâlâ etkin kontrolü altında bulunan bölgelerde silahlanmaya ve büyümeye devam ediyor… Ortaya çıkan geçiş dönemi (Hamas'a) hizmet ediyor ve yeteneklerini yeniden inşa etmesine, yeraltı altyapısını harekete geçirmesine ve bir savaş gücünü yeniden kurmasına olanak tanıyor.”

 Gazze'yi yönetmekle görevlendirilen teknokrat komite dün Kahire'de toplandı (Reuters)Gazze'yi yönetmekle görevlendirilen teknokrat komite dün Kahire'de toplandı (Reuters)

İsrail'deki bilgili kaynaklar, bu durum ışığında "mevcut aşamayı uzatmanın bir seçenek olmadığını" belirterek, "belirli ve sınırlı bir zaman çizelgesi belirlendiğini ve bu çizelgenin sonunda kesin bir karar verileceğini" vurguladı.

Siyasi ve güvenlik kaynakları, bu kararın ABD ile tam koordinasyon içinde alındığını ve Washington ile Tel Aviv arasında doğrudan varılan anlaşmaların bir parçası olduğunu doğruladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu anlaşmalar, Hamas'ın silahsızlandırılmasının sadece belirtilen bir hedef değil, Gazze Şeridi'ndeki herhangi bir ilerleme için bağlayıcı bir koşul olduğu konusunda da mutabakatı içeriyor.

Kaynaklar, İsrail'in "silahsızlanma" tanımının, kriterlerinin, nasıl doğrulanacağının ve ne zaman gerçek ve tamamlanmış sayılacağının tam kontrolüne sahip olacağını ifade etti.

İsrail kaynakları, kısmi bir dağılmanın veya sembolik bir adımın kabul edilmeyeceğini ve Hamas askeri yeteneklere sahip olduğu sürece "sarı hat’tan" geri adım atılmayacağını vurguladı.

İsrail, Hamas silahsızlandırılana kadar Gazze'de kurulan teknokrat hükümetle iş birliğinin sınırlı ve temkinli olmasına karar verdi.

Kaynaklar, İsrail'in teknokrat hükümetin bileşimini ve üyelerinin isimlerini incelediğini belirtti.

Tel Aviv'de hakim olan varsayım, Hamas'ın kendi isteğiyle silahsızlanmayacağı yönünde ve ültimatom, (askeri olarak) harekete geçmeden önce net bir zaman çerçevesi belirlemeyi de amaçlıyor.

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail'in uyarısı, yıkıcı bir savaştan iki yıl sonra geldi ve İsrail'in Hamas karşısında başka ne yapacağı bilinmiyor.

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki her türlü silahı ortadan kaldırmak ve tüm tünelleri yok etmek istiyor.

Hamas, Gazze Şeridi'nde iktidarı teknokrat bir hükümete devredeceğini açıkladı, ancak silahsızlanacağına dair bir açıklama yapmadı.

ABD yetkilileri, Axios'a daha önceki bir raporda, Hamas'ın gizli iletişimlerde, Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının başlangıcıyla eş zamanlı olarak ABD'nin silahsızlanma planını kabul etmeye istekli olduğunu ifade ettiğini söylemişti.

Rapora göre, Trump'ın Hamas'ı silahsızlandırma planı, tüneller ve silah fabrikaları gibi askeri altyapının imha edilmesi, füzeler ile ağır silahların İsrail'e karşı kullanılmasını engelleyecek depolama alanlarına yerleştirilmesiyle başlayarak, aşamalı olarak uygulanmasını öngörüyor.

Aynı aşamada, Gazze Şeridi'nde teknokrat bir hükümete bağlı, güvenlik ve düzeni sağlamaktan sorumlu ve Şerit içinde silah bulundurma yetkisine sahip tek kurum olacak bir polis gücü oluşturmak için çalışmalar sürüyor.

İnternet sitesi, bir ABD yetkilisinin Hamas'ın silahsızlanma konusunda "olumlu sinyaller" gönderdiğini söylediğini aktarırken, ateşkesin başarısının ve kalıcı bir barışa dönüşmesinin, hareketin silahlarını bırakmasına ve İsrail güçlerinin Gazze'den çekilmesine bağlı olduğunu vurguladı.

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, kişisel silahlarını teslim etmeye ve askeri faaliyetlerden vazgeçmeye istekli Hamas üyelerine özel af çıkarma olasılığını değerlendiriyor.