Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

ABD’ye mesajlar

ABD’ye mesajlar

Pazartesi, 25 Ocak, 2021 - 16:00
ABD Başkanı Joe Biden, yemin sonrası ülkesinin dış işleri hakkında kısa bir konuşma yaparken (AFP)

Nebil Fehmi / Mısır eski Dışişleri Bakanı

Joe Biden, zorlu seçimler ve garip olaylar, önceki Başkan’ın sonuçlar konusundaki ısrarı ve Georgia’daki yetkililerine oylama sonuçlarını yeniden değerlendirme talebinde bulunması, destekçilerini seçim sonucu ve kabulünü protesto etmek için toplanmaya çağırmasının ardından 20 Ocak’ta ABD Başkanlığı’nı devralabildi.

Göstericilerin 6 Ocak'ta Kongre'nin her iki binasının salonlarına girmesi, ABD kamuoyu büyük ölçüde etkilendi. Trump, sonucu etkilemeye çalıştığı ve destekçilerini ihlallerini gerçekleştirmeye teşvik ettiği için olası bir yasal sorgulama ile karşı karşıya kaldı. Bunun üzerine eski Başkan, kısmen geri adım atarak anayasayı ihlal etmeme çağrısında bulundu. Belirtilen tarihte ABD Başkanlığı’nı devretme sözü verirken yetki devri törenine katılmayacağını duyurdu. ABD geleneklerine göre dört başkan dışında tüm ABD Başkanları katılmıştı. 1879 yılında Andrew Johnson’dan sonra son olarak Trump katılmayı reddetti.

Kongre şimdi Trump’ın azli konusundaki değerlendirmesini tamamlıyor. Bu önlemler, görev süresinin bitiminden sonra bile onaylanırsa, gelecekte siyasi arenaya geri dönmesini engelleyecektir.

Donald Trump, her zaman geleneksel politikacıların yaptığı gibi kamuya açık işler yapmadığı için övündü. Bu konuda da dürüsttü. Kabul ediyorum önceki yazıları, açıklamalarımın başta Filistin meselesi ve uluslararası çok taraflı sisteme karşı tutumu olmak üzere birçok politikasından memnuniyetsizliğimi yansıttığını kabul ediyorum.

Ondan en çok rahatsız olanların ve NATO ittifakına destek olmak üzere birçok geleneksel tutum benimseyen Joe Biden’ın zaferinden en çok mutlu olanların da ABD’nin NATO müttefikleri olması dikkat çekicidir. Başkan Biden, yemin töreninin ardından ülkesinin dış işlerini oldukça kısa bir şekilde ele aldı. Ülkesinin uluslararası toplum liderliği konumuna döneceği konusundan sapmadı. ‘Bunun da zorla değil, başkalarına sunduğu örneklikle’ olacağına dair olumlu bir mesaj verdi.

Yalnızca alışılmadık bir başkanı, geleneksel bir başkanla değiştirilmesi ile ABD’de veya uluslararası alanda meselelerin istikrara kavuşacağına inananlar yanlış düşünüyor. Yeni, eskiyi temsil eder. Çünkü zorluklar, sorunlar ve değişimler bundan daha büyük ve daha derindir. Bu nedenle ABD ve onunla ilgilenenlere doğrudan birkaç mesaj göndermek istiyorum.

Birincisi;  içeride, gerçekten halkının çeşitliliği ile birleşmiş bir ülke olmak istiyorsa, ülkede hakim olan kutuplaşma nedeniyle soldan ve sağdan vatandaşlarının siyasi ve ekonomik sistem liderlerine karşı yaygın ve yoğun öfkesini ele almalıdır. Biden’ın konuşmasının da bu konuya odaklanması dikkat çekicidir. Dışardan müdahale olmaksızın her halkın kendi yolunu seçebileceğini savunduğum için bu konuda önerilerde bulunmayacağım.

İkincisi; uluslararası olarak küresel konumunu korumak istiyorsa, ABD ve herkes uluslararası, bölgesel ve ulusal dengelerin değiştiğinden emin olmalıdır. Bu, herkesin konumlarını ve müttefikleri, arkadaşları, rakipleri ve düşmanları ile olan ilişkilerini gözden geçirmesini gerektirir. ABD’nin ayrıca bir süper gücün mevcut fırsatlardan yararlanma ve uluslararası barış ve güvenliği sürdürme ve uluslararası sistemin adalet ve istikrarını sağlama sorumluluğunu taşıyıp taşımadığını belirlemelidir. Yoksa sadece kısa vadede doğrudan çıkarları ile ilgilenen büyük, kapalı bir devlet mi?

Ayrıca yeni uluslararası düzene de uyum sağlamalı. İki kutuplu dünya çok kutupluluğa geçiş yaptı. Bölgesel çatışmalar, stratejik küresel çatışmalar pahasına katlandı. Ekonomik liderlik, Batı’nın en büyük kapitalist ülkesinden Çin Halk Cumhuriyeti’ne geçmek üzere. İlk olarak çok taraflı uluslararası demokrasiyi kabul etmeli. Bu çeşitli tarafları olan bir sistem. Üzerinde herhangi bir devlet egemenliğine reddetmesi ise onun ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Bu durum, ABD’nin çok taraflı kuruluşlar ve onların anlaşmaları konusunda daha olumlu pozisyonlar almasını gerektiriyor. Geri çekildiği ülkelere dönme ve ilkim anlaşmasına yeniden katılma niyetinde olduğuna dair göstergeler var. Ayrıca silahsızlanma müzakerelerinde, özellikle de nükleer silahlar konusunda olumlu pozisyonlar almalı ve uzayı yalnızca barışçıl bir şekilde kullanmalı.

Ayrıca inançlarından vazgeçmeli ve deneyimini ‘benzersiz ve özel’ hale getirmeli ve herkes onu örnek olarak takip etmelidir. Eski Dışişleri Bakanı Colin Powell, geçtiğimiz günlerde ülkesinin uyguladığı yöntemi eleştirerek başkalarına daha fazla saygı göstermeye çağırdı. Biden yönetimindeki CIA Başkanı William Burns, birkaç ay önce ülkesinin ‘demokrasiyi uluslararası alanda yaymak için gerekli sabır veya nezakete sahip olmadığını’ yazdı.

Üçüncüsü, faaliyetlerinin etkisi ve etkinliğini korumak istiyorsa, uluslararası araçlarının başında aktif diplomasiye öncelik vermelidir. Özellikle Irak'ın işgalinden sonra topluma hâkim olan ‘operasyonel yorgunluk’ ile küçük veya orta büyüklükteki ülkelere karşı aşırı güce başvurmanın uluslararası düzeyde kabul edilemez olmasının yanı sıra ABD ulusal güvenliğine yönelik doğrudan bir stratejik tehdit olmadığında, askeri harekat ve çatışmalar dahili destekten yararlanamamalı.

ABD, ideolojik veya güvenlik düzeyinde galip gelmeden önce Sovyetler Birliği'ni ekonomik olarak yendiğini akılda tutarak, meşru uluslararası rekabete girişmeli ve bunu ekonomik veya politik olarak diğerlerinden de kabul etmelidir. Rekabet arttıkça veya üstünlük ve liderlik konumunu kaybettikçe, kalıcı bir düşmanlık ve kutuplaşma sarmalına girmeden Rusya veya Çin ile şiddetle müzakere etme zamanı geldi.

Dördüncüsü, Ortadoğu ile ilgili olarak, barış ve istikrarın gerçek destekçisi olmak istiyorsa, bundan sonra İsrail’in sağından yana olmalıdır. Başkenti Doğu Kudüs olan 1967 sınırlarında bir Filistin devletini tanıdığına dair bir açıklamada bulunmalı ve oradaki konsolosluğu yeniden açmalı. Ayrıca uluslararası hukuk ve uluslararası meşruiyet uyarınca bir kez daha Arap-İsrail barışını sağlama çabasına girmeye dönmeli. Yasadışı bir emri vakide bulunmamalı. Bu, bölgedeki durumu askıya alma çağrısıyla sağlanabilir. Ayrıca İsrail ile Filistinliler arasında, Birleşmiş Milletler'in himayesinde, ABD'nin katılımıyla ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) beş daimi üyesinden dileyenlerin, sınırların tam olarak çizilmesi ve diğer ayrıntılı sorunların çözülmesi ile ilgili müzakerelerin derhal yeniden başlatılmasıyla mümkün olabilir.

Ortadoğu’daki nükleer silahların yayılmasının tehlikelerini daha kapsamlı ve ayrıntılı bir şekilde ele almalı. Bu, İran'la nükleer anlaşmanın unsurlarından yararlanma, aynı zamanda eksikliklerini giderme, tüm bölgenin kalıcı olarak nükleer silahlar ve diğer kitle imha silahları ve bunların dağıtım araçlarından tamamen arınmış olduğunu ilan etmek için yoğun müzakereler yoluyla olmalı. Bu müzakerelerin bölgesel siyasi gerilimleri sona erdiren düzenlemeler ve garantiler konusunda aralarındaki müzakerelerin önünü açmak için İran ve Arap ülkeleri arasında emniyet ve siyasi güveni inşa etmek için önlemler önerileri ile birlikte İran, İsrail ve tüm Arap ülkelerini kapsaması gerek. Siyasi açıdan bakıldığında, Türkiye ile Arap dünyası arasında benzer adımların atılması faydalı olacaktır.

Son olarak daha olumlu ABD tutumlarını dört gözle bekliyorum. Uluslararası sistemi düzeltmek için tüm uluslararası toplumu aktif inisiyatif almaya çağırıyorum. Mesele sadece ABD'nin sorunu veya sorumluluğunda değil, olmamalı.

* Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan tercüme edilmiştir.


Editörün Seçimi

Multimedya