Libya’da siyasi süreç olumlu yönde ilerliyor

Fas’ın Buznika kentinde düzenlenen bir toplantı sırasında Libyalı temsilciler (AFP)
Fas’ın Buznika kentinde düzenlenen bir toplantı sırasında Libyalı temsilciler (AFP)
TT

Libya’da siyasi süreç olumlu yönde ilerliyor

Fas’ın Buznika kentinde düzenlenen bir toplantı sırasında Libyalı temsilciler (AFP)
Fas’ın Buznika kentinde düzenlenen bir toplantı sırasında Libyalı temsilciler (AFP)

Zayed Hediyye
Egemen pozisyonların paylaşılması, Libya çatışmasını çözme yolunu açıyor
Fas’ın Buznika kentindeki tarafların buluştuğu Libya Diyalog Komiteleri, yıllardır tartışmalı olan devlet kurumlarının yeni devlet yapısındaki konumlarının belirlenmesi hususunda yeni bir anlaşmaya vararak, son birkaç ayda tüm süreçlerde imzalanan anlaşmaları da güçlendirmiş oldu. Anlaşma, anlaşmazlıkla ve çatışmalarla dolu geçiş aşamasından çıkış, genel seçimlere ve siyasi istikrara geçiş yolunu da açtı.
Aynı şekilde bu amacın gerçekleştirilmesini sağlamak ve müzakere sürecinin son aşamalarında takılıp kalmamak için Birleşmiş Milletler (BM) ve bazı büyük uluslararası güçler, ilk sürenin dolmasının ardından Libya çatışmasına dahil olan dış taraflara tüm yabancı güçleri ülkeden çıkarmaları için baskı uygulamaya başladı.
Askeri komiteler arasındaki Cenevre anlaşmasında yabancı güçlerin ülkeden çıkışına ilişkin söz konusu hükmün süresi uygulanmadan sona erdi.

Devlet kurumlarının yeniden yapılandırılması
Bingazi merkezli Temsilciler Meclisi ve Trablus merkezli Devlet Yüksek Konseyi’ndeki Libya Diyalog komiteleri, 2015 yılında Fas’ın Suheyrat kentinde imzalanan siyasi anlaşmanın 15 maddesine dayalı olarak, egemen pozisyonlarda bulunanlara karşı harekete geçmek için küçük çalışma gruplarının oluşturulmasını ve atanmasını öngören yeni bir anlaşma imzaladı.
İki günlük diyalogların ortak nihai açıklamasında iki diyalog ekibi, çalışmaların, ‘seçimlerin kararlaştırılan kriterlere göre yapılması şartıyla, Libya Merkez Bankası vali ve vali yardımcısı pozisyonu, İdari Kontrol Kurumu ile Denetim Bürosu başkanları ve yardımcıları,  Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu Başkanı, Yüksek Seçim Komisyonu başkan yardımcısı ve üyelerini’ içereceği belirtildi.
Yapılan açıklamada, “Çalışma ekipleri, yeterlilik ve profesyonellik standartlarına bağlı kalarak, gelecek salı (26 Ocak) gününden itibaren Şubat ayının ikinci gününe kadar adaylık formlarını tasarlama, adayları şartlar ve kriterler eşliğinde başvurularını sunmaya davet etme, adayların belirlenen kriterlere ve koşullara uymasını sağlama ve adayların adaylık formlarını ve özgeçmişlerini alma üzerinde çalışacak” denildi.
Diyalog komiteleri, “Tüm bu atamaların hazırlık aşamasının sona ermesi şartıyla, devlet kurumlarındaki tüm üst düzey pozisyonların adil dağılımını sağlamak için coğrafi dengenin gözetilmesi gerekiyor” açıklamasında bulundu.
Diyalog komiteleri, Libya’daki Birleşmiş Milletler Destek Misyonu tarafından desteklenen Siyasi Diyalog Forumu’nun hazırlık aşaması için her türlü yürütme otoritesi oluşturma çabalarını desteklediğini belirtti.
Libya Temsilciler Meclisi’ne yakın kaynakların Independent Arabia’ya yaptığı açıklamaya göre, Fas’taki diyalog komiteleri arasında Libya’nın üç bölgesinin her birinin bu pozisyonlara ilişkin payına dair anlaşmanın ardından egemen pozisyonları üstlenmek için adaylık kapısı açıldı.
Kaynaklar, anlaşmayla Trablus bölgesinde Başsavcılık ve Denetim Bürosu ofislerinin açılmasına izin verildiğini de söyledi.

Süreç, askeri gerginliğin tersi yönde
Siyasi, ekonomik ve anayasal yöndeki müzakerelerdeki olumlu gelişmeler, tarafların birbirlerine karşı katı tutumlarını sürdürdükleri ve geçen Ekim ayında Cenevre’de imzalanan ateşkes anlaşmasının şartlarını uygulamaktan kaçındıkları askeri sürece tamamen zıt yönde ilerliyor.
Yabancı kuvvetlerin Libya’dan çıkışları için belirlenen mühletin sona ermesinin ardından askeri yolda olumsuz göstergeler tekrarlandı. Öyle ki Misrata’daki yerel tugaylar da BM misyonunun bu husustaki çağrısına rağmen Libya’nın doğu ve batısını birbirine bağlayan sahil yolunu açmayacaklarını yineledi. Aktivistler ise, iletişim organlarında, Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) güçlerine bağlı silahlı bir grubun, Libya Ulusal Ordusu’nu (LUO) yandaşlıkla suçlamak için Tarhuna kentindeki vatandaşların evlerini yaktığını gösteren bir video yayınladı.
Askeri süreç sahnesindeki devam eden tıkanıklık ve gerginlik ışığında, 5+5 komitesi, Berlin konferansına katılan ülkelere, Libya krizine yönelik taahhütlerini yerine getirme ve yabancı savaşçılar için belirlenen sürenin sonunda onları Libya’dan uzaklaştırma çağrısı yaptı.
Komite yaptığı açıklamada, ilgili devletleri uygulanan silah ambargosuna uymaya ve daha önce taahhüt ettikleri yükümlükleri yerine getirmeye çağırdı.
Komitenin çağrısı, BM’den hızlı bir yanıtla karşılaştı. Bu bağlamda Libya Uluslararası İzleme Komitesi’nden doğan işlerle ilgilenen çalışma grubunun Libya’daki BM misyonu ile ortak başkanları, tüm yabancı savaşçıların ve paralı askerlerin Libya’dan ayrılması için yaklaşan son tarihle birlikte ateşkese yönelik tam ve sürekli taahhütlerini yineledi.
Bu bağlamda siyasi sürece sürekli destek vererek, 5+5 Ortak Askeri Komite çalışmalarını kolaylaştırmak için gerekli tüm tedbirleri alma ve Ebu Kurayn ile Sirte arasındaki sahil yolunun açılmasına öncelik verme çağrısı yapıldı.

Askeri taraflar arasında karşılıklı suçlamalar
İki çatışma tarafı, Cenevre ateşkes anlaşmasının hükümlerinin uygulanmasının engellenmesine ilişkin olarak karşılıklı suçlamalarda bulundu. UMH’ye bağlı Sirte - Cufra Operasyon Odası Sözcüsü Hadi Dara, ateşkes anlaşmasının uygulanamamasından BM misyonunu sorumlu tutarak, “Hafter bölgenin istikrarını ve güvenliğini istemiyor” dedi.
Dara, “BM ateşkes anlaşmasına sponsor oldu. Güvenlik Konseyi (BMGK) aracılığıyla paralı askerleri Libya topraklarını terk etmeye ikna edemedi” dedi. Libya Ortak Askeri Komite üyeleri arasında imzalanan ateşkes anlaşmasının açık ve net olduğunu belirten Hadi Dara, “Anlaşma paralı askerlerin geri çekilmesi, mayınların kaldırılması, sahil yolunun açılması ve güçlerin askeri kışlalara geri dönmesi anlamına gelmektedir” dedi. Dara ayrıca “BM ve büyük güçlerin temsilcileri, sahil yolunun açılması ve güçlerin kışlalarına dönmesi hususunda Hafter’in taahhüdü için herhangi bir güvence vermedi” ifadelerini kullandı.
Öte yandan LUO Ahlaki Rehberlik Dairesi Başkanı Tuğgeneral Halid el-Mahcub, “Ateşkesin imzalandığı tarihten itibaren en geç 3 ay içerisinde tüm paralı askerlerin ve yabancı savaşçıların Libya topraklarından ayrılmasıyla eş zamanlı olarak, tüm temas hatlarının askeri birliklerden ve silahlı gruplardan tahliye edilmesini ve grupların kamplarına geri dönmesini öngören Cenevre anlaşması hükümlerinin uygulanmasını engelleyen bazı engeller var” açıklamasında bulundu.
Mahcub, “Türkiye’nin Libya’ya paralı asker ve silah göndermeye devam etmesi, eğitim anlaşmaları ve Türk parlamentosunun Libya’daki kuvvetlerinin varlığını genişletme onayı Cenevre anlaşmasının en önemli hükümlerinden birinin uygulanmasını engelleyen nedenler arasında yer alıyor” diyerek UMH’nin belirttiği üzere, çıkarlarına ulaşmadan önce paralı askerleri görevden alma yönünde gerçek bir iradenin mevcut olmadığını söyledi. Halid el-Mahcub, “Ortak Askeri Komite’nin Berlin konferansına sponsor olan ülkelerin temsilcilerinin de katılımıyla yaptığı son toplantıda, Cenevre ateşkes anlaşmasının tüm hükümlerinin uygulanmasına ve paralı askerler ile yabancı kuvvetlerin Libya topraklarından derhal çıkarılmasına dair bağlılığa vurgu yapıldı” ifadelerini kullandı.
Tuğgeneral Halid el-Mahcub ayrıca, Türkiye’nin, Libya’ya yabancı savaşçılar veya paralı askerler gönderdiği suçlamalarını defalarca yalanladığını belirtti.



Mukalla’da güvenlik kontrolü Vatan Kalkanı’na geçti

Hadramut’ta konuşlu “Vatan Kalkanı”na bağlı güçler (Vatan Kalkanı)
Hadramut’ta konuşlu “Vatan Kalkanı”na bağlı güçler (Vatan Kalkanı)
TT

Mukalla’da güvenlik kontrolü Vatan Kalkanı’na geçti

Hadramut’ta konuşlu “Vatan Kalkanı”na bağlı güçler (Vatan Kalkanı)
Hadramut’ta konuşlu “Vatan Kalkanı”na bağlı güçler (Vatan Kalkanı)

Yemen hükümetine bağlı “Vatan Kalkanı” güçlerinin, ülkenin doğusundaki Mukalla kentinde konuşlandığı ve başta Merkez Bankası, yerel yönetim binası ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı olmak üzere kentin hayati kurumlarının büyük bölümünü güvence altına aldığı bildirildi.

Mukalla’daki güvenlik kaynaklarının Şarku’l Avsat gazetesine verdiği bilgiye göre, Vatan Kalkanı güçleri pazar günü saat 11.30 sularında kentte konuşlanmaya başladı. Kimliklerinin açıklanmasını istemeyen kaynaklar, güçlerin Mukalla’nın doğusundaki Hılf bölgesinde bulunan Hadramut Elit Güçleri kampına yöneldiğini, Hılf Tepesi’nde de konuşlanarak Merkez Bankası, yerel yönetim binası ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı güvence altına aldığını aktardı.

Kaynaklar, “Vatan Kalkanı’nın Mukalla’daki konuşlanmasının büyük ölçüde tamamlandığını” belirterek, “önümüzdeki saatlerde kente ulaşması beklenen Hadramut Valisi ile eş zamanlı olarak ilave birliklerin takviye amacıyla gelmesinin beklendiğini” ifade etti.

Televizyon görüntüleri, Mukalla’da Vatan Kalkanı güçlerinin geniş çaplı konuşlandığını ve halkın bu durumu memnuniyetle karşıladığını ortaya koydu. Kent sakinleri, kentin güvenliğinin sağlanması ve devletin hayati kurumlarının korunması nedeniyle memnuniyetlerini dile getirdi.

Öte yandan Vatan Kalkanı güçleri, Riyan Uluslararası Havalimanı’nda da konuşlanarak tesislerin güvenliğini sağladı ve havalimanı altyapısına yönelik olası ihlal ve yağma girişimlerinin önüne geçti.

Yemen İçişleri Bakanı Korgeneral İbrahim Haydan ise Hadramut vilayetinin vadi ve sahil kesimlerinde, Vatan Kalkanı komutanlığıyla koordinasyon içinde güvenlik güçlerinin konuşlandırıldığını doğruladı. Haydan, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, söz konusu adımların, kurtarılmış vilayetlerde güvenlik ve istikrarı güçlendirmeyi, kamu düzenini korumayı amaçlayan güvenlik planları kapsamında atıldığını belirtti.

Haydan, bu tedbirlerin kamu ve özel mülkiyetin korunması, güvenliği bozmayı hedefleyen her türlü girişimin engellenmesi ve istikrarın pekiştirilmesi hedefiyle hayata geçirildiğini vurguladı.


İsrail’in Refah Sınır Kapısı’ndaki varlığı, Mısır ile gerginlik ve Gazze Anlaşması’nın engellenmesi

Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafı (Arşiv - Reuters)
Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafı (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail’in Refah Sınır Kapısı’ndaki varlığı, Mısır ile gerginlik ve Gazze Anlaşması’nın engellenmesi

Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafı (Arşiv - Reuters)
Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafı (Arşiv - Reuters)

Refah Sınır Kapısı’nın Tel Aviv'in kontrolündeki Filistin tarafının açılmasıyla ilgili İsrail'den bir haftadan kısa bir süredir bilgiler sızmaya devam ediyor. Bu akşam İsrail Başbakan Binyamin Netanyahu başkanlığında sınır kapısındaki İsrail varlığı ve sınır kapısının kontrolü konusunda karar vermek üzere görüşmelerin yapılacağı konuşuluyor.

Mısır, İsrail'in 2024 yılının mayıs ayında sınır kapısını işgal etmesinden bu yana yaklaşık 18 aydır İsrail'in Mısır sınırındaki kapıda bulunmasını reddediyor. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlar, bunun Mısır ile gerilimi artıracağına ve Gazze'deki ateşkes anlaşmasının uygulanmasını engelleyeceğine inanıyor.

Uzmanlar, bu manevraların anlaşmayı bozmak ve uygulanmasını geciktirmek için İsrail tarafından yapıldığını ve anlaşmanın ikinci aşamasının bu ay açıklanması durumunda bile bunun değişmeyeceğini düşünüyorlar.

İsrail televizyonu Kanal 12, İsrail güvenlik kurumlarının önümüzdeki günlerde Refah Sınır Kapısı’nı her iki yönde yeniden açmak için siyasilerden talimat almaya hazırlandığını bildirdi.

Kanal, Başbakan Netanyahu’nun bugün güvenlik istişareleri yapacağını ve bu istişarelerde ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmede kabul ettiği ‘tavizleri’ sunmasının beklendiğini, gündemin en üst sırasının sınır kapısının yeniden açılması olduğunu aktardı.

İsrail, içerideki güvenlik endişelerine yanıt vermek amacıyla Gazze Şeridi'ne giriş ve çıkışları kontrol etmek için Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafında bir ‘kontrol noktası’ kurmayı planlıyor. Kanal 12 televizyonu, kontrol noktasının sahadaki güçler tarafından mı yoksa teknolojik araçlarla mı yönetileceği konusunda net bir açıklama yapmadı.

İsrail Yayın Kurumu, geçtiğimiz çarşamba günü, Netanyahu'nun ABD ziyaretinden dönüşünün ardından, ABD’nin baskısına yanıt olarak İsrail'in Refah Sınır Kapısı’nı her iki yönde de açmak için hazırlıklara başladığını ve gerekli düzenlemeler tamamlandıktan sonra birkaç gün içinde bir duyuru yapılacağını bildirdi.

frgt
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus Mülteci Kampı’nda, yerinden edilmiş Filistinli bir çocuk elinde bir bidon suyla çömelmiş dururken (AFP)

Sınır kapısının yeniden açılması, başlangıçta Gazze'deki ateşkes anlaşmasının ilk aşaması kapsamında planlanmıştı, ancak İsrail bu maddeyi zamanında uygulamaya koyamadı ve bu da ertelenmesine yol açtı.

Kanal 12 televizyonu bunu teyit ederek İsrail tarafının Florida'da ABD tarafıyla varılan mutabakat doğrultusunda bu kararı uygulamak için gerekli hazırlıkları ve saha düzenlemelerini çoktan başlattığını bildirdi.

Geçtiğimiz pazartesi günü Florida'daki Mar-a-Lago tatil beldesinde Trump ile bir araya gelen Netanyahu, Gazze'deki ateşkes anlaşması da dahil olmak üzere birçok konuyu görüştü. ABD merkezli Axios haber sitesi, İsrailli ve Amerikalı yetkililerin, Netanyahu'nun Trump ile yaptığı görüşmede, Hamas'ın silahsızlandırılmasını da içeren anlaşmanın ikinci aşamasına geçilmesini kabul ettiğini, ancak her iki tarafın da silahsızlandırma ile birlikte ikinci aşamada planlanan İsrail'in geri çekilmesiyle ilgili herhangi bir şeyi teyit etmediğini aktardı.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve İsrail meseleleri konusunda uzman bir akademisyen olan Dr. Ahmed Fuad Enver, Mısır'ın hiçbir koşulda Refah Sınır Kapısı’nda İsrail'in varlığını kabul etmeyeceğini ve önceki duruma dönülmesinin önemini defalarca kez vurguladığını belirtti.

Mısır'ın sergilediği, açık ve geri dönüşü olmayan bir tutum olmasına rağmen, bu sızıntıları Kahire'nin tepkisini test etme girişimi olarak değerlendiren Dr. Enver, İsrail'in sınır kapısında yakınında bariyerler kuracağı, bu durumun da Mısır ile gerilimi artıracağı ve Gazze anlaşmasını engelleyeceği uyarısında bulundu.

Filistinli siyasi analist Abdulmehdi Mattava, sınır kapısında veya yakınlarındaki kontrol noktalarında İsrail'in fiili varlığının Mısır ile gerilimi artıracağına ve Gazze anlaşmasının uygulanmasını engelleyeceğine inanıyor. Mattava, bugün yapılması planlanan toplantının, sınır kapısının Filistin tarafını izlemek için personel kullanmadan sadece kameralar ve teknoloji kullanılması ve giriş-çıkış yapanların isim listelerinin alınması yönündeki bir tavsiye ile sonuçlanmasını bekliyor.

Kahire, İsrail'in varlığıyla ilgili bu yeni tutum hakkında yorum yapmadı, ancak Mayıs 2024'ten bu yana İsrail ordusunun sınır geçişini işgal etmesini reddetti, geri çekilmesini talep etti ve resmi platformlar ve yetkili kaynaklar aracılığıyla bu tutumunu birden fazla kez yineledi. Geçtiğimiz aralık ayında Mısır, Katar ve diğer altı ülke, İsrail'in Rafah sınır kapısını tek yönlü olarak açarak sadece Gazze sakinlerinin Mısır'a çıkmasına izin verme niyetini açıklamasını reddetti. Bu da İsrail'in Refah Sınır Kapısı’nın ‘önümüzdeki günlerde’ sadece Gazze sakinlerinin Mısır'a çıkmasına izin vermek üzere açılacağına dair resmi açıklamasına verilen bir tepkiydi.

Ancak Kahire el-İhbariyye televizyonu, Mısır'ın Gazzelilerin tek yönlü geçişine izin veren bir anlaşmayı kabul etmeyeceğini bildirdi. Televizyon kanalı, resmi bir kaynak aracılığıyla, sınırın açılması konusunda bir anlaşmaya varılması halinde, Trump'ın planına uygun olarak sınırın her iki yönde, Mısır'ın Filistinlilerin geri dönmeksizin Gazze Şeridi’nden ayrılmalarına izin vermemesine atıfla Gazze Şeridi'ne giriş ve çıkış için açılacağını doğruladı. Çünkü Kahire, Filistinlilerin yerinden edilmesine ilişkin bir emsal oluşturulmasını istemiyor.

Mısır'ın Refah Sınır Kapısı konusundaki tutumunun değişmediğini ve değişmeyeceğini belirten Dr. Enver, İsrail'in sızdırdığı bilgilerin, Gazze Şeridi'ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasını geciktirmek için bir girişim olduğunu belirtti.

Mattava ise, ikinci aşamanın Washington'ın baskısı altında başlayacağını, ancak İsrail'in, sınır kapısı her iki tarafta da açıldığında Hamas'ın silahsızlandırılması ve elinde bulunan son İsrailli rehinenin kalıntılarının iadesi gibi engel teşkil eden konulara başvuracağını tahmin ediyor.


Arap Koalisyonu, Şabva ilini korumaya ve istikrarını desteklemeye yönelik taahhüdünü yineledi

Şarku’l Avsat’a konuşan Halifi: Suudi Arabistan çok önemli ve merkezi bir ülke. Aynı zamanda Yemen'e verdiği destek tarihi öneme sahip  Şabva ilinde konuşlu güçler (Yerel yönetim)
Şarku’l Avsat’a konuşan Halifi: Suudi Arabistan çok önemli ve merkezi bir ülke. Aynı zamanda Yemen'e verdiği destek tarihi öneme sahip Şabva ilinde konuşlu güçler (Yerel yönetim)
TT

Arap Koalisyonu, Şabva ilini korumaya ve istikrarını desteklemeye yönelik taahhüdünü yineledi

Şarku’l Avsat’a konuşan Halifi: Suudi Arabistan çok önemli ve merkezi bir ülke. Aynı zamanda Yemen'e verdiği destek tarihi öneme sahip  Şabva ilinde konuşlu güçler (Yerel yönetim)
Şarku’l Avsat’a konuşan Halifi: Suudi Arabistan çok önemli ve merkezi bir ülke. Aynı zamanda Yemen'e verdiği destek tarihi öneme sahip Şabva ilinde konuşlu güçler (Yerel yönetim)

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu’na bağlı Ortak Kuvvetler Komutanlığı, Şabva ilini korumaya ve istikrarını desteklemeye yönelik taahhüdünü yineledi.

Komutanlık, Şabva’nın yerel yetkilileri tarafından yapılan ve ilin güvenliğini sağlamak ve gerginliklerden uzak tutmak için koalisyonla koordinasyon ve ortak eylemde bulunulacağını teyit eden açıklamayı memnuniyetle karşıladığını bildirdi.

Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetler Komutanlığı Sözcüsü Tümgeneral el-Maliki, koalisyon liderliğinin Şabva Valisi ve Yerel Konsey Başkanı Şeyh Avad ibnu'l Vezir el-Avlaki’nin koalisyonun çabalarını desteklediğini ve ildeki güvenliği ve istikrarı artırmak için koalisyonla iş birliği yapmaya hazır olduğunu vurguladığı açıklamasını memnuniyetle karşıladığını duyurdu.

Arap Koalisyonu’nun Şabva’yı korumaya, istikrarını desteklemeye ve bölgedeki güvenliği sağlamaya yönelik taahhüdünü yineleyen Tüögeneral Maliki, devlet kurumlarına ve yerel otoriteye saygı çerçevesinde, Şabva valisiyle tam koordinasyon sağlanmadıkça hiçbir gücün valiliğe girmeyeceğini vurguladı.

Şabva Vali Yardımcısı Fahd el-Halifi ise Suudi Arabistan’ın Arap dünyası, İslam ülkeleri ve uluslararası karar alma süreçlerinde merkezi ve kilit bir ülke olduğunu belirterek, Yemen'i destekleyen tutumunun insani yardım desteği alanında olduğu kadar, sürdürülebilir projelerin geliştirilmesi ve uygulanması alanlarında da tarihi ve önemli olduğunu vurguladı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Halifi, Suudi Arabistan'ın Yemen ve bölgenin güvenliği ve istikrarına olan sorumluluğu temelinde, İran'ın mezhepçi projesine ve Husilerin darbesine karşı koymak için 'Kararlılık Fırtınası’ operasyonunu başlatarak Yemen Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin çağrısına yanıt verdiğini belirtti.

cdfgt
Şabva Vali Yardımcısı Fahd el-Halifi (Şarku’l Avsat)

Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın temsil ettiği Suudi Arabistan’ın liderliğine ve herkesi kucaklayabilme yeteneğine olan güvenini dile getiren Halifi, Yemen’in güneyinden güçlerin Riyad’da düzenlenen bir konferansta bir araya gelmelerinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Şabva Vali Yardımcısı, bu konferansın sonuçlarının güney halkının beklentilerini karşılayacağını ve güney davasını Yemen'deki barış sürecinin odak noktası haline getireceğini, böylece Husi terörist milislerle mücadele çabalarının birleştirilmesine katkıda bulunacağını vurguladı.

Aynı bağlamda, Şabva’daki şeyhler, ileri gelenler ve toplum önderlerini bir araya getiren danışma toplantısında Yemen Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin kararlarına tam destek ve onay çıktığını, meşru hükümetin izlediği yolun desteklendiğini açıklayan Halifi, hükümetin izlediği bu yolun, askeri ve güvenlik kararlarını birleştirmeyi, devlet kurumlarını korumayı ve doğu illerindeki güvenliği ve istikrarı korumayı amaçladığını vurguladı.

Toplantı sonrasında yayınlanan açıklamada, katılımcılar GGK’nın Hadramut ve el-Mehra illerine askeri güç ve teçhizat sevk etmesini kınadılar. Ardından güvenli ve istikrarlı doğu illerinin askerleştirilmesini, siyasi tercihleri zorla dayatma girişimlerini ve halkın iradesini hiçe saymayı kategorik olarak reddettiklerini vurguladılar. Açıklamada, doğu illerinin sakinlerinin ‘kendilerini temsil etmeyen veya isteklerini ifade etmeyen hiçbir projeye ait olmadıkları’ belirtildi.

Ayrıca bu illerin askerleştirilmesinin güvenlik ve istikrarın bozulmasına yol açabileceği ve ulusal çıkarlara hizmet etmeyen çatışmalara sürükleyebileceği uyarısında bulunuldu.

Danışma toplantısının katılımcıları, Yemen'in meşruiyeti ve doğu illeri yanında destekleyici ve kararlı tutumları nedeniyle Suudi Arabistan'daki kardeşlerine teşekkür ve takdirlerini ifade ederken Riyad'ın Yemen ve bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasındaki ve durumun kaos ve çatışmaya sürüklenmesini önleyen rolüne övgüde bulunuldu. Ayrıca, güney bölgelerinin güney davası için adil ve kapsamlı bir vizyon geliştirmek amacıyla bir güney güçleri arasında bir toplantı düzenleme ve ev sahipliği yapma talebine Riyad'ın verdiği yanıtı da takdir edildi.

Toplantıda, GGK liderliğine, birliği korumak ve ulusal çıkarları gözetmek amacıyla, mantıklı davranarak Şabvah, Hadramut ve el-Mehra illerinden güçlerini çekmesi, önceki mevzilerine geri dönmesi ve meşru hükümet ve güney illerinden güçlerle diyalog ve uzlaşma içinde olması çağrısında bulunuldu.

Öte yandan Suudi Arabistan'ın Yemen Büyükelçisi Muhammed el-Cabir, Suudi Arabistan’ın güney illerinden güçlerin ortak sergilediği olumlu ve sorumlu tutumu memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Cabir, bu tutumun, güney davasının haklılığını korumak ve bunu kapsamlı bir siyasi çerçeve içinde tartışmak için önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Büyükelçi Cabir, sosyal medya platfromu X'teki resmi hesabında yayınladığı bir gönderide Şabva Valisi Avlaki’nin Suudi Arabistan’ın Riyad'da güney meselesi üzerine bir konferans düzenleme davetini memnuniyetle karşılamasının, Yemen Liderlik Konseyi Başkanı Alimi’nin talebine yanıt niteliğinde olduğunu ve güney illerinden güçlerin liderlerinin siyasi bir çözüme yönelik sorumlu yaklaşımını yansıttığını açıkladı.

Tüm bu tutumların ‘güney bölgesi halkının davalarının haklılığını korumak ve tüm beklentilerini karşılayacak şekilde tartışmaya açmak için doğru yönde ilerlediğini teyit ettiğini’ belirten Büyükelçi Cabir, ülkesinin konferansın başarısına ve Yemen'de siyasi istikrarın teşvik edilmesine katkıda bulunan yapıcı tutumlar sergileyen tüm güneyli liderlerin katılımını memnuniyetle karşıladığını söyledi.

Şabva Valisi Avlaki ise Suudi Arabistan'ın liderliğine ve Yemen'i desteklemedeki önemli rolüne olan güvenini yineledi.

Avlaki, yerel yönetimin, eyaletteki güvenlik ve istikrarı pekiştirmek için Arap Koalisyonu ile iş birliği yapma taahhüdünün altını bir kez daha çizdi.