Dera’da askeri gerilim, Suveyda’da halk öfkesi hakim

Cemaat liderleri kötü muamele gören Dürziler, Esed’in resimlerini parçaladılar. Havranlı gruplar, Şam’ın öne sürdüğü şartları reddettiler.

Salı akşamı Suveyda kırsalı Kanavat beldesindeki Dürzi cemaatinin lideri Hikmet el-Hicri’nin evinde toplanan kalabalık (Suwayda24)
Salı akşamı Suveyda kırsalı Kanavat beldesindeki Dürzi cemaatinin lideri Hikmet el-Hicri’nin evinde toplanan kalabalık (Suwayda24)
TT

Dera’da askeri gerilim, Suveyda’da halk öfkesi hakim

Salı akşamı Suveyda kırsalı Kanavat beldesindeki Dürzi cemaatinin lideri Hikmet el-Hicri’nin evinde toplanan kalabalık (Suwayda24)
Salı akşamı Suveyda kırsalı Kanavat beldesindeki Dürzi cemaatinin lideri Hikmet el-Hicri’nin evinde toplanan kalabalık (Suwayda24)

Suriye’nin güneyindeki Suveyda ilinde, bir güvenlik görevlisinin ülkenin önde gelen Dürzi isimlerinden birine kötü muamelede bulunduğu haberinin yayılmasının ardından büyük öfke hakim. Öte yandan Suveyda'nın komşusu Dera'daki yerel liderler, Şam’ın, bölgedeki savaşçıların İdlib'e sürülmesi, aksi takdirde Dera'nın batısındaki Tafas ilçesine askeri bir operasyon başlatılacağı önerisini reddettiler.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Dera Askeri Güvenlik Birimi Komutanı Tuğgeneral Luay el-Ali’nin Dürzi cemaati lideri Hikmet el-Hicri’ye kötü muamelede bulunmasına halk öfkeyle tepki verdi. Bazıları, Suriye Devlet Başkanı’nın resimlerini parçaladılar.
Suriye rejiminin önde gelen yetkilileri, Şam, Kuneytra ve Suriye'nin farklı bölgelerinden kalabalık grupların, Hicri'nin Suveyda kırsalındaki Kanavat beldesinde yer alan evine akın etmesinin ardından durumu yatıştırmak amacıyla Dürzi liderden özür dilediler. SOHR, Dürzi liderin kötü muamele gördüğü haberlerinin hızla yayılmasının ardından bölge sakinleri arasında büyük bir hoşnutsuzluğun oluştuğunu ve Tuğgeneral Ali’nin görevden alınmasının talep edildiğini aktardı.
Bu arada Askeri İstihbarat Birimi, rejim güçleri tarafından tutuklanan bir kişiyi durumu yatıştırmak amacıyla serbest bıraktı.
Öte yandan kaynaklar, Suveyeda’daki yerel grupların geçtiğimiz hafta Şam-Suveyda yolu üzerinde bir kontrol noktası kurduklarını bildirdiler. Kaynaklar ayrıca yerel grupların, rejime bağlı güvenlik güçlerinin Suveyda kırsalındaki el-Cenine köyünden bir vatandaşı bilinmeyen bir nedenden ötürü tutuklamasına tepki olarak rejim güçlerinden bir subayı tutukladıklarını belirttiler. Kaynakların aktardığı bilgilere göre yerel gruplar, Şam-Suveyda karayolu üzerinde kurulan kontrol noktasında yoldan geçen tüm araçları durdururken onları rejim güçleri ve yetkililerinin araçlarında arama yaptılar.
Şam merkezli rejim yanlısı resmi basın kuruluşları iki gün önce Suveyda'da başlayan huzursuzluğu görmezden gelirken, iki gün önce Suveyda’daki işçi sendikasının yıllık toplantısında konuşan Baas Partisi Suveyda İl Başkanı Fuzat Şukeyr, ‘halkını terk etmeyen lidere güzel bir karşılık vermeliyiz’ diyerek Suveydalılara dolaylı yoldan mesaj gönderdi. Suwayda24 adlı internet sitesinin haberine göre toplantının katılımcılarından biri yaptığı açıklamada, Suveyda Valisi Hammam Sadık Debiyat, Baas Partisi temsilcileri, Meslek Birliği ve İşçi Sendikası yetkililerinin talepleri ele almak ve çalışmalarını iyileştirmek için bir araya geldiklerini söyledi. Baas Partisi Suveyda İl Başkanı Şukeyr ise konuşmasında, Suriye halkının başkanlık seçimlerinde büyük bir hakkı olduğunu belirterek “En karanlık koşullarda dahi halkını terk etmeyen lidere güzel bir karşılık vermeliyiz” dedi.

Baskı ve müzakereler
Öte yandan Suveyda’nın komşusu Dera’da, Dera Merkez Komitesi dün, rejim güçleri tarafından geçtiğimiz salı günü bölgedeki arananlar listesinde 6 kişinin Suriye'nin kuzeyine gönderilmesi, aksi takdirde Tafas ilçesine ve Dera'nın batı kırsalına askeri operasyon başlatılacağı şeklindeki talebini reddetti. Shaam Network'e (Şam Ağı) konuşan bir kaynak, Merkez Komitesi’nin başka bir teklifte bulunduğunu ve bölge sakinlerinin Suriye rejimine yönelik bir saldırı olarak görülecek herhangi bir adım atmamaları için aşiretlerden güvence alınmasını önerdiğini belirtti.
Kaynak, Suriye rejiminin ülkenin kuzeyine gönderilmesini istediği kişilerden beşinin, nerede olduklarının bilindiğini ve kendilerine kefil olunduğunu, ancak altıncı kişinin nerede olduğunun bilinmediğini ve bu yüzden onun için güvence verilemediğini kaydetti.  
Rejimin son dönemde bölgeye yaptığı takviyelerle birlikte herkesin en kötü senaryoyu beklediğini ve tedirgin bir bekleyiş içerisinde olduklarını söyleyen kaynak, Dera’nın doğusundaki ve batısındaki tüm köylerde alarm durumuna geçildiğini ifade etti. Ticari hareketliliğin neredeyse tamamen durduğuna dikkati çeken kaynak, esnafın dükkanlarını kapattığını ve malların Dera’nın batı kırsalındaki önemli bir ticaret merkezi olarak kabul edilen Tafas ilçesinin dışına taşındığını aktardı.Hatırlanacağı üzere Rus askeri polisi ve Suriye rejimine bağlı Dördüncü Zırhlı Tümeni, Dera Merkez Komite üyelerini, taleplerinin yerine getirilmemesi halinde bölgeye hava kuvvetlerinin de dahil olduğu askeri bir operasyon başlatma tehdidinde bulunmuştu. Kaynaklar, Rus askeri polisi yetkilileri ve Dördüncü Zırhlı Tümeni subayları ile Merkez Komite üyeleri arasında Dera kırsalında yapılan toplantıda Komite üyelerine cevaplarını bildirmeleri için bu hafta sonuna kadar süre tanındığını bildirmişlerdi.
Kaynaklar, rejim güçlerinin, Dera'nın batı bölgesinden arananlar listesindeki altı kişinin (İyad el-Ganim, Ebu Omer eş-Şaguri, Muhammed ez-Zubi, Muhammed Kasım es-Sabihi, İyad Ceara ve Muhammed İbrahim) ülkenin kuzeyine sürülmesinin yanı sıra Dördüncü Zırhlı Tümeni unsurlarının Tafas ilçesi çevresine konuşlandırılması, DEAŞ üyesi olmakla suçlanan şüphelileri aramalarına izin verilmesi ve Tafas’taki tüm hükümet binalarının rejime teslim edilmesini istediklerini söylediler.
Muhaliflere yakın Annabaa Haber Ajansı, söz konusu toplantıya katılan Rus heyetinin, Dördüncü Zırhlı Tümeni subayları tarafından öne sürülen şartları ve yapılması planlanan askeri operasyonu desteklediğini bildirdi. Annabaa, bir Rus subayının, herhangi bir anlaşmaya varılmadığı takdirde hava kuvvetlerinin Dera’nın batısındaki belirli bölgelere füze saldırısı düzenleyerek saldırıya katılabileceğini söylediğini aktardı.
Öte yandan Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) üyeleri, rejim güçlerinin Tafas ilçesi ve Dera'nın batı kırsalındaki Yeduda beldesi civarında ilerleme girişimlerini püskürtmeyi başardılar.
Bununla birlikte Dördüncü Zırhlı Tümeni, Merkez Komite ile bölgedeki çeşitli yerlere ortak bariyerler ve unsurlar konuşlandırmak için bir anlaşmaya vardıktan sonra, geçtiğimiz yılın Mayıs ayından bu yana ilk kez batı kırsalında konuşlanmaya başladı. Dördüncü Zırhlı Tümeni, Ürdün ve işgal altındaki Golan Tepeleri sınırlarına bitişik Yermuk Nehri havzasındaki belirli yerlere kontrol noktaları kurdu.



Devrim Muhafızları Iraklı siyasetçilerin taleplerini reddetti: Saldırıların durdurulmasına karşı çıktılar

Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’nda bir Iraklı, 8 Nisan 2026’da İran lideri Ali Hamaney’in fotoğrafını İran ve Irak bayraklarıyla birlikte kaldırıyor (AFP)
Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’nda bir Iraklı, 8 Nisan 2026’da İran lideri Ali Hamaney’in fotoğrafını İran ve Irak bayraklarıyla birlikte kaldırıyor (AFP)
TT

Devrim Muhafızları Iraklı siyasetçilerin taleplerini reddetti: Saldırıların durdurulmasına karşı çıktılar

Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’nda bir Iraklı, 8 Nisan 2026’da İran lideri Ali Hamaney’in fotoğrafını İran ve Irak bayraklarıyla birlikte kaldırıyor (AFP)
Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’nda bir Iraklı, 8 Nisan 2026’da İran lideri Ali Hamaney’in fotoğrafını İran ve Irak bayraklarıyla birlikte kaldırıyor (AFP)

Iraklı kaynaklar, Irak’taki silahlı grupların operasyonlarını denetleyen İran “Devrim Muhafızları”na bağlı subayların, Şii siyasetçilerin ülke içindeki saldırıların durdurulması yönündeki girişimlerini reddettiğini bildirdi. Aynı kaynaklara göre, ABD-İran savaşının başlamasından bu yana söz konusu subaylar, Bağdat’ta “gölge askeri denetçi” gibi hareket ederek Washington’a karşı “baskı cephesini” sürdürmeyi ve müzakerelerin başarısız olması senaryosuna hazırlık yapmayı hedefliyor.

“Şarku’l Avsat”, 24 Mart 2026’da, “Kudüs Gücü”ne bağlı subayların yıpratma operasyonlarını yönetmek ve “Devrim Muhafızları” için alternatif bir operasyon odası kurmak üzere Irak’a akın ettiğini ortaya koymuştu.

Kaynaklara göre, “Kudüs Gücü” subayları Irak şehirleri arasında sürekli hareket ederek saldırı operasyonlarını denetledi, silahlı grupların İHA’lar için yerli mühimmat geliştirmesine yardımcı oldu ve militanlara füze teknolojileriyle ilgili teknik destek sağladı. Bu faaliyetlerde hedeflerin sürekli güncellendiği belirtildi.

Günlük hedef listeleri

Bir kaynak, “Devrim Muhafızları” subaylarının Iraklı silahlı gruplara günlük hedef listeleri verdiğini; bu listelerde vurulacak noktalar, kullanılacak mühimmat miktarı ve saldırı zamanlamasının yer aldığını söyledi.

Subayların denetlediği faaliyetler arasında, İHA fırlatma platformları ve askeri gözlem birimlerini kurmakla görevli hücrelerin ülke içinde yeni ve güvenli evlere dağıtılması da bulunuyor. Bu düzenlemeyle, ABD hava unsurlarının savaş öncesi ve sırasında tespit ettiği koordinatlardan kaçınılmasının amaçlandığı ifade edildi.

rereg
Irak’taki Ketaib Hizbullah unsurları, Bağdat’ta grubun bayrağını taşıyor (AFP)

Kaynaklardan biri, savaşın dördüncü haftasına gelindiğinde Irak’taki “direniş” olarak adlandırılan yapının organizasyonunda değişiklik yaşandığını belirterek, ana grupların çözülmesi zor, yarı bağımsız ağlara dayalı yeni bir yapıya geçtiğini söyledi.

Bu gelişmelerin, sahada esnek hareket eden ve karmaşık güvenlik ortamlarında faaliyet gösteren uzmanlaşmış hücreler arasında görev dağılımına dayanan bir çalışma modelinin parçası olduğu kaydedildi.

Iraklı kaynaklara göre, “Devrim Muhafızları” Irak’taki silahlı grupların ağ yapısını, çok katmanlı inkâr imkânı sağlayacak şekilde yeniden tasarladı; bu yapı “caydırıcılık ve belirsizlik” unsurlarını birlikte barındırıyor.

Bazı hücrelerin, dolaylı çatışma alanının genişlemesi kapsamında komşu Arap ülkelerdeki çıkarları hedef alan sınır ötesi saldırılarla görevlendirildiği de belirtildi.

vfrtbrft
Irak’taki Ketaib Hizbullah üyeleri, 8 Nisan 2026’da Basra’da düzenlenen bir saldırıda hayatını kaybeden bir arkadaşları için gerçekleştirilen cenaze töreninde (AFP)

Bu çerçevede, Irak’ın güneyindeki Basra’ya bağlı, Kuveyt’e yaklaşık 150 kilometre uzaklıktaki Hoor ez-Zubeyr kasabasında kimliği belirsiz bir saldırı bir evi hedef aldı. Saldırıda bir radar ve fırlatma platformu imha edilirken, “Ketaib Hizbullah”a bağlı bir yetkili ile iki kişi daha hayatını kaybetti.

İran “Devrim Muhafızları” Perşembe günü Körfez ülkelerine yönelik saldırılar düzenlediği iddialarını reddetti. Ancak kaynaklara göre, “bu görevi yerine getirmek için Iraklı grupları kullanma kapasitesine sahip”.

Kaynaklar ayrıca, geçici ateşkes ilanından önceki son savaş haftasında İranlı subayların, Ninova ve Kerkük’teki bazı bölgelerden çekilmiş olan silahlı gruplara bağlı birliklerin yeniden konuşlandırılması talimatı verdiğini; ABD hava saldırıları nedeniyle terk edilen mevzilere geri dönülmesinin istendiğini aktardı.

“Telefonlara yanıt vermiyor”

“Irak’taki Koordinasyon Çerçevesi” ve hükümetten iki kaynak, son haftalarda dört Şii partinin liderlerinin Irak içinde bulunan İranlı yetkililerle temas kurarak ABD çıkarlarını hedef alan saldırıların durdurulmasını talep ettiğini, ancak bu girişimlerin sonuçsuz kaldığını belirtti.

Kaynaklara göre, Bağdat’ta önemli nüfuza sahip bir “Kudüs Gücü” subayı, Iraklı siyasetçilerin – hatta Koordinasyon Çerçevesi içindeki müttefiklerin – telefonlarına dahi yanıt vermiyor; yalnızca silahlı grupların operasyon sorumlularıyla iletişim kuruyor.

Bu temaslar, Irak’ın daha geniş bir çatışmaya sürüklenmesini önlemeye yönelik iç çabaları yansıtırken, hükümet üzerindeki silahlı grupları kontrol altına alma baskısının arttığına işaret ediyor. Ancak bir Iraklı yetkiliye göre, “yerel siyasi irade benzeri görülmemiş şekilde zayıflamış durumda”.

Iraklı güvenlik yetkilileri de “Devrim Muhafızları subaylarının artan nüfuzundan” duydukları rahatsızlığı dile getirdi.

Kaynakların aktardığına göre, üst düzey bir Iraklı yetkili kapalı bir güvenlik toplantısında, “Bu adamı (Devrim Muhafızları subayı) nasıl durduramıyoruz? Bu kişi kim? Neden onu tutuklayamıyoruz ya da en azından bu saldırıları gerçekleştirmesini engelleyemiyoruz?” ifadelerini kullandı.

Buna karşın Koordinasyon Çerçevesi içindeki bazı isimler, sorunun büyük ölçüde iletişim eksikliğinden kaynaklandığını; İranlıların iletişim konusunda sıkı güvenlik prosedürleri uyguladığını savundu.

Askeri denetçi rolü

Koordinasyon Çerçevesi’nden bazı isimler, mevcut durumu, “Devrim Muhafızları ile bağlantılı saha subaylarının Irak’ta fiilen ABD ile yürütülen çatışmayı yöneten bir askeri denetçiye dönüştüğü” şeklinde tanımlıyor. Aynı değerlendirmede, İran’ın saldırıları durdurma çağrılarına direncinin, Tahran’ın Washington ile müzakerelerden umutlu olmadığına ve çatışma cephesinin yeniden alevlenmeye hazır olduğuna işaret ettiği vurgulanıyor.

Iraklı yetkililere göre bu tablo, devletin doğrudan kontrolü dışındaki alanları denetleme konusunda güvenlik kurumlarının karşı karşıya olduğu zorlukların boyutunu ortaya koyuyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı ise Perşembe günü yayımladığı açıklamada, Iraklı milislerin mali, operasyonel ve siyasi olarak hükümet desteğine sahip olduğunu; bu nedenle yetkililerin onları dizginlemekte ve saldırılarını sınırlamakta başarısız olduğunu savundu.

Koordinasyon Çerçevesi’nden bazı siyasetçiler, “Devrim Muhafızları” subaylarının bu tutumunun, Pakistan arabuluculuğunda başlayan müzakere süreciyle eş zamanlı olarak Irak’ı ABD’ye karşı bir baskı cephesi olarak tutma isteğini yansıttığını belirtti. Ancak aynı isimler, bu yaklaşımın Bağdat’taki siyasi sistemi kaosa sürükleme ve ülkeyi bölgesel izolasyona itme riski taşıdığı uyarısında bulundu.


Gazze yönetim komitesi görevine başlamakta neden bu kadar gecikti?

Mısır Dışişleri Bakanı, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı ile daha önceki bir görüşmesinde (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı ile daha önceki bir görüşmesinde (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Gazze yönetim komitesi görevine başlamakta neden bu kadar gecikti?

Mısır Dışişleri Bakanı, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı ile daha önceki bir görüşmesinde (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı ile daha önceki bir görüşmesinde (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Kahire'de "Gazze Şeridi Yönetim Komitesi"nin kurulmasının üzerinden yaklaşık 3 ay geçti ve üyeleri, geçen ekim ayında Gazze Şeridi'nde imzalanan ateşkes anlaşmasında belirtildiği gibi, Refah sınır kapısının açılmasına rağmen, çalışmalarına başlamak ve "Hamas" hareketinden sorumluluğu devralmak için Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah sınır kapısından geçemediler.

Şarku’l Avsat'a konuşan Filistinli kaynaklara göre, komitenin Gazze Şeridi'ne ulaşmasını engelleyen dört ana neden var; bunların başında bugün bile devam eden İsrail yasağı, Hamas ile devir teslim konusunda nihai bir mekanizmanın olmaması, komitenin çalışmalarını destekleyecek mali bütçenin bulunmaması veya Gazze Şeridi dışında uluslararası güçlerin ya da içinde polis güçlerinin komitenin çalışmalarını destekleyememesi geliyor.

Geçtiğimiz ocak ayında, “Gazze Yönetim Komitesi”nin kurulmasının ardından, İsrail gazetesi Haaretz, kaynaklara dayanarak Binyamin Netanyahu hükümetinin komite üyelerinin Gazze Şeridi'ne girmesine izin vermeyi reddettiğini, Kahire'de görüşmelerine devam ettiklerini ve arabulucuların, özellikle Mısır'ın temsilcilerinin, komitenin aynı ayın sonuna kadar Gazze'ye girmesi konusunda ABD ile anlaşmaya varmak için çalıştıklarını belirtti.

grf
Gazze Yönetim Komitesi'nin Kahire'deki Toplantısı (Arşiv- Mısır Devlet Enformasyon Servisi)

İsrail'in komiteye yönelik yasağı değişmedi ve dün Şihab Haber Ajansı'nda yer alan bir habere göre Filistin medyası, BM Gazze Şeridi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov'u, Dr. Ali Şit başkanlığındaki komitenin Gazze Şeridi'ne girişinin engellenmesinin ve insani görevlerini yerine getirmesinin önlenmesinin arkasında olmakla suçladı.

Hamas, Kahire ziyaretinin ardından yaklaşık bir hafta önce, hareketin temsilcilerinden ve Filistinli gruplardan oluşan bir heyetin, ABD Başkanı Donald Trump'ın planına göre Gazze'deki ateşkes anlaşmasının uygulanmasını tamamlamak ve savaşın bölge üzerindeki etkilerini ele almayı sürdürmek amacıyla Mısır, Katar ve Türkiye'den arabulucuların da bulunduğu bir görüşme gerçekleştirdiğini açıkladı.

Sorun İsraillilerde

 Şarku’l Avsat'a dün konuşan iki Filistinli kaynak, Kahire'deki toplantıların genellikle komitenin gerçekliği ve görevlerini yerine getirmesini sağlamaya yönelik çabalar hakkında müzakereleri içerdiğini belirtti. Kahire'deki yaklaşan görüşmeler, özellikle Tahran-Washington çatışmasında ateşkes döneminde gerçekleştiği için büyük önem taşıyacak ve ateşkes anlaşmasını çevreleyen bazı krizlerin, özellikle de komitenin çalışmalarının çözümüne yönelik çabaları güçlendirebilir.

Kaynaklardan biri, asıl sorunun iddia edildiği gibi Mladenov'da değil, İsraillilerde olduğunu ve şu ana kadar geçişlerine izin vermediklerini açıkladı. Ayrıca Netanyahu'nun "barış konseyi" veya Trump'ın planıyla ilgilenmediğini, "eğer bölgede Filistin polisi kurulursa, İsrail'in Amerikan baskısı altında konseyin girişine izin verebileceğini, özellikle de konseyin kararlarını uygulamak ve başarısını sağlamak için sahada bir kolu olmadan başarılı olamayacağını" belirtti.

Hamas, yılın başlarında komitenin kurulmasıyla birlikte Gazze'deki hükümet yetkililerinin Ulusal Komite'nin çalışmalarını kolaylaştırmak ve yönetimi devretmek için önlemler almaya başladığını, ancak çalışmalarına başlaması için herhangi bir ön koşul öne sürmediğini yaptığı açıklamayla duyurdu.

efrvfe
"Gazze Yönetim Komitesi" kurulmasına karar verilmesinin üzerinden üç ay geçmesine rağmen hâlâ Kahire'de bulunuyor (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Filistinli siyasi analist Dr. Abdulmehdi Mutava, komitenin görevine başlamasındaki gecikmenin üç ana nedeni olduğuna inanıyor. Birincisi, Hamas ile silahların teslimi mekanizmaları ve çalışma düzenlemeleri konusunda bir anlaşmaya varılamamış olmasıdır. İkincisi, özellikle yardım ve insani acil durum planları için gerekli olan mali bütçelerin yetersizliğidir. Bu nedenle, komite gerekli çalışma araçlarına sahip olmadan Gazze'de sorumluluk üstlenemez.

Mutava, uluslararası güçlerin olmayışının, komitenin bölgeye girişindeki gecikmenin üçüncü bir nedeni olarak değerlendirilebileceğine inanıyor; zira komite bu güçleri istikrara katkıda bulunan ve İsrail'in herhangi bir ihlalde bulunmasını önleyen faktör olarak görüyor.

Mutava, komitenin çalışmalarının gecikmesinden yalnızca İsrail'i sorumlu tutmuyor, aynı zamanda Hamas'ı da sorumlu tutarak şu değerlendirmede bulundu: "Hamas sürekli olarak komiteye görevlerini devretmeye hazır olduğunu ilan etse de gerçekte buna uygun önlemler almadı. Aksine, hareketin Gazze’nin odak noktaları üzerindeki kontrolünü dolaylı yoldan yeniden ele geçirdiğini, hakimiyetini daha da güçlendirdiğini ve komiteyi hareket için çalışan bir varlığa dönüştürdüğünü görüyoruz."

Mutava, "özellikle Amerikan iradesi varsa, komitenin çalışmaları için fonlar mevcutsa ve Hamas çözüm yolunun gerçek tavizler içermesi gerektiğine ikna olursa, Gazze Şeridi yönetim komitesinin krizinin çözümüne katkıda bulunabileceği için yaklaşan Kahire toplantısının önemini" vurguluyor.


İsrail Genelkurmay Başkanı: Hizbullah'a güçlü bir darbe indirdik

Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)
TT

İsrail Genelkurmay Başkanı: Hizbullah'a güçlü bir darbe indirdik

Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ordusunun kara harekatı yürüttüğü güney Lübnan'a yaptığı ziyaret sırasında dün yaptığı açıklamada, çarşamba günü Lübnan'ı hedef alan yoğun hava saldırılarıyla Hizbullah'a "ağır bir darbe" indirildiğini duyurdu.

İsrail ordusu dün akşam, Lübnan'daki Hizbullah fırlatma rampalarını hedef almaya başladığını açıkladı.

İsrail sınırına beş kilometre uzaklıktaki Bint Cubeyl kasabası yakınlarında konuşlanmış birliklere hitap eden Eyal Zamir, "Siz cephede ilerleyip operasyonlar yürütürken, dün Hizbullah'a ağır ve güçlü bir darbe indirdik" ifadesini kullandı.

Lübnan yetkilileri, İran yanlısı grubun savaşçılarının, 300'den fazla kişinin ölümüne yol açan bu benzeri görülmemiş baskınların ardından, partinin kalesi olan Beyrut'un güney banliyölerini "terk ettiklerini" doğruladı.

Hizbullah dün yaptığı açıklamada, iki tarafın daha önceki savaş turlarında şiddetli çatışmalar yaşadığı Bint Cubeyl şehrinde İsrail güçleriyle yakın mesafeli çatışmaya girdiğini duyurdu.

Zamir, Hizbullah'ın artık "Lübnan'da izole edildiğini ve İran ile olan stratejik ekseninden koptuğunu" ifade etti.

"Özel hedefiniz, kuzey İsrail sakinlerine yönelik doğrudan tehdidi ortadan kaldırmaktır ve bunu sahada başarıyorsunuz," diyerek sözlerine şöyle devam etti: "Kalıcı güvenliği yeniden sağlamak için çalışmaya devam edeceğiz."