WHO’dan aşı yarışında "aşı milliyetçiliği" uyarısı

WHO uzmanları dün Çin'de salgınla mücadele konulu bir sergiyi ziyaret etti. (AP)
WHO uzmanları dün Çin'de salgınla mücadele konulu bir sergiyi ziyaret etti. (AP)
TT

WHO’dan aşı yarışında "aşı milliyetçiliği" uyarısı

WHO uzmanları dün Çin'de salgınla mücadele konulu bir sergiyi ziyaret etti. (AP)
WHO uzmanları dün Çin'de salgınla mücadele konulu bir sergiyi ziyaret etti. (AP)

Avrupa Birliği (AB) Cuma günü İngiltere ile artan anlaşmazlıklar çerçevesinde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşılarının Kuzey İrlanda'ya ihracatını kısıtlama tehdidinden geri adım atarken, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ‘aşı milliyetçiliği’ konusunda uyardı.
 Kovid-19 salgını dünya çapında hızla yayılmaya devam ederken yaklaşık 2,2 milyona yakın can kaybına neden oldu. Zengin ülkeler sınırlı aşı tedariki konusunda mücadeleye girerken, fakir ülkelerin uzun süre aşılara erişememesi konusundaki endişeler de arttı. İngiliz-İsveç ortaklı ilaç şirketi AstraZeneca, üretim sorunları nedeniyle söz verdiği aşı dozlarının küçük bir kısmını Avrupa Birliği ve İngiltere'ye teslim edebileceğini açıkladı. Ancak iki taraf da şirketten verdiği sözü yerine getirmesini talep etti.
 AB, İngiltere ile yapılan Brexit anlaşmasının İrlanda sınırı boyunca serbest mal akışına izin veren bir maddesinin askıya alınmasıyla Kuzey İrlanda'ya aşı ihracatını kısıtlama tehdidinde bulundu. Ancak Fransız haber ajansına (AFP) göre İngiltere Başbakanı Boris Johnson'ın ‘ciddi bir endişe duyduğu’ yönündeki açıklamasının ardından tutumundan vazgeçti. AB Komisyonu Başkanı Cuma günü geç saatlerde yaptığı açıklamada, Komisyonun "İrlanda-Kuzey İrlanda Protokolünün etkilenmemesini sağlamak için çalışacağını" belirtti.
 Söz konusu açıklama, AB’nin kendi topraklarında üretilen aşıların ihracatını engelleyecek bir mekanizmayı duyurmasına paralel olarak AstraZeneca ile sözleşmesinin gözden geçirilmiş bir örneğini yayınladıktan sonra geldi. AstraZeneca aşısı Cuma günü, Pfizer-Biontech ve Moderna aşılarının ardından AB tarafından onaylanan üçüncü aşı oldu. Ancak diplomatik tartışmaların merkezi haline geldi.
 AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, aşının onayının açıklanması üzerine yaptığı Twitter paylaşımında, "Şirketin (AstraZeneca) anlaşmaya göre 400 milyon dozu teslim etmesini bekliyorum" ifadelerini kullandı. Aşı tedarik sorunu, Avrupa'da halihazırda durmuş olan aşı dağıtımlarına büyük bir darbe vurdu.
 
“Aşı milliyetçiliği”
AB ile İngiltere arasındaki anlaşmazlık, tedarik sorununun zengin ülkelerde bile geniş çaplı aşılama programlarına olan etkilerine ışık tuttu. Öte yandan, gelişmiş ülkelerin, fakir ülkeler pahasına aşıları tekeline aldığına dair endişeler de artıyor.
 
WHO Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, aşı milliyetçiliği konusunda uyarıda bulunarak, "salgını ortadan kaldırmaya yardımcı olacak aynı araçların (aşıların) dünyadaki eşitsizliği daha da kötüleştirebileceği konusunda gerçek bir tehlike olduğunu” ifade etti.
 Aşılarla ilgili küresel yarış, dünya çapında 101 milyondan fazla kişiyi enfekte eden Kovid-19’un mutasyona uğramış türleri hakkındaki endişe edici verilerin yayınlanmasıyla arttı. İlk olarak İngiltere, Brezilya ve Güney Afrika'da ortaya çıkan türlerin daha bulaşıcı olduğu öne sürülüyor.
 Bilim insanları, Güney Afrika’daki mutasyona uğramış türün kitlesel aşılama kampanyaları yoluyla Kovid-19’u ortadan kaldırmaya yönelik uluslararası çabalarda büyük bir engel teşkil ederek bazı aşılara yanıt vermeyeceğinden endişe ediyorlar. Perşembe ve Cuma günü yayınlanan yeni verilere göre ABD menşeli ilaç şirketi Novavax tarafından geliştirilen aşı koronavirüse karşı yüzde 89,3 etkiliyken, Johnson&Johnson firmasının aşısı için ise yüzde 66 etkinlik oranı kaydedildi. Ayrıca Novavax aşısının İngiltere’deki türe karşı büyük bir etkinlik gösterdiği kaydedilirken, iki aşının Güney Afrika türüne karşı daha az etkili olduğu tespit edildi.
 
Salgının kaynağıyla ilgili araştırmalar
WHO uzmanları, koronavirüsün ilk kez 2019'un sonlarında ortaya çıktığı Çin'in Wuhan kentinde Cumartesi günü yakından incelemelere başladıkları çalışmalarını sürdürüyorlar. Uzmanlar, salgının kaynağı hakkında daha fazla delil elde etmeyi umuyorlar. WHO uzmanları dün, Çin'in salgından kurtulması amacıyla açılan bir sergiye ziyaretleri öncesinde Wuhan'daki ilk Kovid-19 vakalarını alan hastane personeli üyeleriyle bir araya geldi. WHO ekibi, 2019'un sonlarında Çin'in merkezindeki şehirde virüsle ilgili kaos ve endişe edici haberler yayılırken Kovid-19 teşhisi konulan hastaları kabul eden ilk hastane olan Wuhan Jinyintan Hastanesi'ne doğru araçlarla yola çıktı. Uzmanların çalışma programının detaylarıyla ilgili bilgiler hala yetersiz kalıyor. AFP’ye göre, uzmanların ve WHO’nun yayınladığı Twitter paylaşımları, Çin siyasi açıdan hassas ziyaret konusunda neredeyse sessiz kaldığı için ana bilgi kaynağı olmaya devam ediyor. 
Ekibin bir üyesi olan Dr. Peter Daszak, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda hastaneye yapılan ziyareti, “Kovid-19 ile mücadelenin bu kritik döneminde sahada bulunan sağlık ekipleriyle doğrudan konuşmak için önemli bir fırsat" olarak değerlendirdi.
 WHO ekibinin misyonu, Çin'in Ocak ortasına kadar ekibin girişine izin vermeyi reddetmesi üzerine defalarca ertelendi. Bu nedenle, uzmanların virüsün ortaya çıkmasının üzerinden bir yıl geçtikten sonra ne bulmayı bekledikleriyle ilgili sorular gündeme geldi. 
 
Yeni kısıtlamalar
Aşı dağıtımları hala erken aşamalarındayken hareketler üzerindeki kısıtlamalar, Kovid-19’un yayılmasını durdurmak için hükümetlerin aldığı önlemler arasında yer almaya devam ediyor. Artan sayıda vakalar, İngiltere ve ABD gibi zengin ülkelerde bile sağlık bakım sistemlerinin yükünü artırırken, Mozambik Devlet Başkanı Filipe Nyusi, Güney Afrika'daki hastanelerin kapasitelerine hızla dolmaya başladığı konusunda uyardı.
Mutasyona uğramış türlerle ilgili endişelere değinen Almanya hükümeti, Cuma günü yaptığı açıklamada bu türlerin yaygın olarak görüldüğü ülkelerden kara, deniz ve hava yoluyla girişlerin yasaklandığını duyurdu. Kanada ise bu bölgelerden ülkeye gelenlerin otellerde karantina altına alınacağını bildirdi. Fransa, bugünden itibaren önemli yolculuklar dışında AB dışından gelen tüm yolculara sınırlarının kapatıldığını duyurdu. Salgın spor etkinliklerini de etkilerken, daha önce ertelenen Tokyo Olimpiyatları'nın düzenlenmemesi olasılığıyla ilgili şüpheler de arttı. Ancak, hareketlere katı kısıtlamalar getirerek salgını büyük ölçüde kontrol etmeyi başaran Avustralya'dan olumlu haberler geldi. Avustralya Açık Turnuvası organizatörleri, dün (Cumartesi) yaptıkları açıklamada, 25 bin ila 30 bin seyircinin Grand Slam turnuvalarının ilk turuna katılmasına izin verileceğini duyurdu.



Neden ters döndüğü anlaşılamayan ötegezegen keşfedildi

GJ 3090 b'nin alışılmadık yörüngesine neyin yol açtığı bilim insanlarının kafasını kurcalıyor (NASA)
GJ 3090 b'nin alışılmadık yörüngesine neyin yol açtığı bilim insanlarının kafasını kurcalıyor (NASA)
TT

Neden ters döndüğü anlaşılamayan ötegezegen keşfedildi

GJ 3090 b'nin alışılmadık yörüngesine neyin yol açtığı bilim insanlarının kafasını kurcalıyor (NASA)
GJ 3090 b'nin alışılmadık yörüngesine neyin yol açtığı bilim insanlarının kafasını kurcalıyor (NASA)

Gökbilimciler, anlaşılmayan bir nedenle yıldızı etrafında ters dönen bir ötegezegen keşfetti.

Gezegen sistemleri, bir gaz ve toz bulutunun kendi içine çökmesiyle oluşuyor. Sürecin ilk aşamasında maddenin merkeze doğru çökmesiyle yıldız meydana geliyor. 

Ardından yıldızın etrafında dönen bulut ön gezegen diski adı verilen bir yapıya dönüşüyor ve gezegenler de bu diskin içinden doğuyor.

Gezegen ve yıldızlar aynı gaz ve toz bulutu içinden çıktığı için genellikle aynı yöne doğru dönüyor. Ancak Güneş Sistemi'ndeki Venüs gibi, yıldızına ters yönde dönen gezegenler de var. 

Bilim insanları, Avrupa Güney Rasathanesi'nin Şili'deki 3,6 metrelik teleskobuna kurulan NIRPS kızılötesi spektrografını kullanarak ilk kez bir M-tipi cüce yıldızın çevresinde ters yönde dönen gezegen saptadı. Soğuk ve küçük yıldızlar olan M-tipi cüceler, Samanyolu Galaksisi'ndeki en yaygın yıldız türü. 

Bu yıldızın etrafındaki GJ 3090 b isimli gezegen, 2022'de NASA'nın Geçiş Halindeki Ötegezegen Araştırma Uydusu'yla (TESS) keşfedilmişti.

Dünya'dan 73 ışık yılı uzaklıktaki GJ 3090 b, gezegenimizin 2,2 katı yarıçapa ve 4,5 katı kütleye sahip.

Son gözlemleri yapan bilim insanları, gökcisminin eksen eğikliğini hesaplamaya çalışıyordu. Eksen eğikliği, bir gezegenin dönme ekseniyle yörünge ekseni arasındaki açıyı ifade ediyor. Bu açı Güneş Sistemi'ndeki gezegenlerde üçle 7 derece arasında değişiyor.

Ancak Queen Mary Üniversitesi'nden Andrew Winter liderliğindeki ekibin hesaplamaları, GJ 3090 b'nin eksen eğikliğinin 136 derece olduğunu ortaya çıkardı. 

Bulguları hakemli dergi Astronomy & Astrophysics'te 21 Eylül Pazartesi yayımlanan çalışmaya göre bu alışılmadık açı, gezegenin yıldızının etrafında geriye doğru hareket ettiğini doğruluyor. 

Winter, "Bu çarpıcı bir gezegen sistemi çünkü gezegen sadece yıldızına göre eğik değil, aynı zamanda yörüngede ters yönde dönüyor" diyerek ekliyor:

Bu durum, böylesine alışılmadık bir yörüngenin nasıl oluşmuş olabileceği sorusunu akla getiriyor.

Bilim insanları, GJ 3090 b'nin ters yönde dönmesinin büyük kütleli bir gezegen veya başka bir yıldızdan kaynaklanabileceğini düşündü. Bu hem gezegenin yörüngesini bozabilir hem de eksen eğikliğini zaman içinde ciddi derecede artırabilir. 

Ancak ne bir yoldaş yıldız ne de devasa bir gezegen buldular. Gözlemler, GJ 3090 b'nin tek olduğuna işaret ediyor.

Bu durum karşısında şaşkına dönen ekip, aradıkları yanıtın gezegen sisteminin oluşum sürecinde saklı olabileceğini düşünüyor.

Araştırmacılar bu yıldızın, çevresindeki ortamdan yanlış hizalanmış ikinci bir gaz ve toz diski edinmiş olabileceği ihtimalini değerlendiriyor. Bu ikinci diskte oluşan gezegenler, GJ 3090 b gibi sıradışı ve ters yönlü yörüngelere sahip olabilir.

Cenevre Üniversitesi'nden çalışmanın ortak yazarı Vincent Bourrier, "Bir gezegen sisteminde, farklı yönde hizalanmış ikinci bir diskten yeni gezegenler oluşabileceği fikri özellikle heyecan verici" diyerek ekliyor:

Bu, genç bir yıldızın çevresindeki ortamın, gezegenlerinin yapısını belirlemede beklediğimizden çok daha büyük bir rol oynayabileceğini gösteriyor.

Araştırmacılar bu teorinin doğrulanması için daha fazla gözleme ihtiyaç duyulduğunu söylüyor. Ayrıca yeni bulgular, evrende böyle bir süreçten geçmiş başka gezegen sistemleri olabileceği ihtimalini de gündeme getiriyor.

Independent Türkçe, Space.com, Discover Magazine, Astronomy & Astrophysics


Çin'de uzun pençeli yeni bir dinozor türü keşfedildi

Kayrasaurus changliensis'in yandan görünüşlü iskelet şeması (Journal of Systematic Palaeontology 2026)
Kayrasaurus changliensis'in yandan görünüşlü iskelet şeması (Journal of Systematic Palaeontology 2026)
TT

Çin'de uzun pençeli yeni bir dinozor türü keşfedildi

Kayrasaurus changliensis'in yandan görünüşlü iskelet şeması (Journal of Systematic Palaeontology 2026)
Kayrasaurus changliensis'in yandan görünüşlü iskelet şeması (Journal of Systematic Palaeontology 2026)

Araştırmacılar Çin'de bulunan fosilleşmiş bir iskeletten yola çıkarak "benzersiz özelliklere" sahip, uzun pençeli yeni bir dinozor türü tanımladı.

Kayrasaurus changliensis, devasa el pençelerine sahip iki ayaklı dinozorlardan oluşan ve terizinozorlar diye bilinen gruba dahil. Bu tür, kendi grubundaki en büyük dinozor.

Daha önce keşfedilen terizinozorlar nispeten küçük kafalar, uzun boyunlar, yaprak şekilli dişler ve ön uzuvlarındaki keskin pençeleriyle sıradışı özellikler sergiliyor.

K. changliensis, Liaoning'in batısındaki Jehol Biyotası'nda neredeyse eksiksiz bir kafatasını da içeren, iyi korunmuş bir fosilin gün yüzüne çıkarılmasının ardından ayrı bir tür olarak tanımlandı.

Çin'in kuzeydoğusunda yer alan ve günümüzden 135 ila 121 milyon yıl öncesine tarihlenen bu oluşum, özellikle tüylü türler olmak üzere birçok ünlü dinozor fosili barındırmasıyla tanınıyor.

K. changliensis'e ait fosil örneği, baştan kuyruğa yaklaşık 3,6 metre uzunluğunda, tam yetişkinliğe henüz ulaşmamış bir bireye aitti.

Fosilde bacak kemikleri bulunmadığından, araştırmacılar dinozorun ağırlığını yalnızca yakın akrabalarıyla yapılan karşılaştırmalara dayanarak tahmin edebildi ve ağırlığının 117 kg ila 274 kg olduğunu belirtti. Araştırmacılar, bu türün yetişkin bireylerinin muhtemelen daha ağır olduğunu ifade etti.

Bilim insanları dinozorun dişlerinin küçük ve sık olduğunu, alt çenesinde 45'ten fazla diş bulunduğunu tespit etti.

Bu dinozor, sırtındakilerden daha uzun boyun omurları ve el pençelerinde yukarı doğru uzanan, "dudak" benzeri karakteristik bir çıkıntı gibi başka tuhaf özelliklere de sahipti.

Görsel kaldırıldı.
L. sihedangensis, daha yüksek bir koşma yeteneğine işaret eden bir duruşla gösteriliyor. J. yixianensis, güçlü dil kemiği yapısıyla uyumlu olacak şekilde beslenirken tasvir ediliyor. B. inexpectus ise sağlam yapılı ve koşmaya daha az elverişli bir vücut yapısı sergiliyor. K. changliensis daha büyük vücudunu ve öngörülen beslenme stratejisini yansıtacak şekilde, daha yüksekteki bitkilerle beslenirken resmediliyor (Kōhei Futaka/Journal of Systematic Palaeontology 2026).

Araştırmacılar, Journal of Systematic Palaeontology adlı akademik dergide yayımlanan çalışmada, "K. changliensis'teki birden fazla benzersiz özelliğin bir araya gelmesi, Jehol grubundaki çağdaş terizinozorların morfolojik çeşitliliğini gözler önüne seriyor" ifadesini kullandı.

Araştırmacılar, dinozorun yakın akrabalarına kıyasla muhtemelen daha güçlü yapılı ancak daha az çevik bir gövdeye ve daha güçlü ısırıklara uygun çenelere sahip olduğunu söyledi.

Çalışmada, "Bu takson, diğer Jehol terizinozorlarından belirgin şekilde daha büyük ve benzersiz bir özellik kombinasyonu sergiliyor" denerek, son derece küçük ve sık dişler, boyun omurlarının sırt omurlarından belirgin şekilde daha uzun olması ve pençelerde yukarı uzanan bir "dudak" benzeri yapıdan bahsedildi.

Araştırmacılara göre bu keşif "Jehol Biyotası'ndaki terizinozorların morfolojik evrimi ve ekolojik adaptasyonlarına dair yeni bilgiler" sağlıyor.

Bilim insanları, "Bu hipotezleri sınamak ve geliştirmek için daha fazla fosil keşfi ve ayrıntılı anatomik çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu" belirtiyor.

Ayrıca bu gizemli dinozor grubunun kökenini ve çeşitliliğini daha iyi anlamak için "sürekli saha çalışmaları, yeni fosil keşifleri ve biyomekanik analizlerin" öneminin altını çiziyorlar.

Independent Türkçe


Eski ABD Başkanı'nın kölesinden çocuk yaptığı doğrulandı

Fotoğraf: Wikipedia
Fotoğraf: Wikipedia
TT

Eski ABD Başkanı'nın kölesinden çocuk yaptığı doğrulandı

Fotoğraf: Wikipedia
Fotoğraf: Wikipedia

Yeni bir DNA araştırması, Amerika'nın üçüncü başkanı Thomas Jefferson'ın köleleştirdiği bir kadından iki çocuğu olduğunu ortaya koyarak ülkenin en eski ve en tartışmalı meselelerinden birini çözüme kavuşturdu.

Jefferson, "Tüm insanların eşit yaratıldığını, Tanrı tarafından kendilerine devredilemez bazı haklar bahşedildiğini ve bunlar arasında yaşam, özgürlük ve mutluluk arayışının yer aldığını" ifade eden Bağımsızlık Bildirgesi'nin başlıca yazarıydı.

Buna rağmen Monticello'daki malikanesinde ve diğer mülklerinde 600'den fazla insanı köleleştirmişti.

Jefferson'ın başkan seçilme sürecinde, hiç özgür bırakmadığı Sally Hemings'ten çocukları olduğuna dair söylentiler yayılmaya başlamıştı. ABD'nin kurucu babası bu iddiaya hiçbir zaman doğrudan yanıt vermedi. Ailesi ise iddiayı reddederek, bunun yerine Hemings'in çocuklarının babasının Jefferson'ın yeğenleri veya diğer aile üyeleri olabileceğini ima etti.

1801'den 1809'a kadar başkanlık yapan Jefferson, daha önce ABD'nin ilk Dışişleri Bakanı ve ikinci Başkan Yardımcısı olmuştu.

Tarihçiler ve biyografi yazarları, herhangi bir görgü tanığı ifadesinin bulunmamasını gerekçe göstererek Jefferson'ın Hemings'in çocuklarının babası olma ihtimalini reddediyordu. Ancak 1998'de yapılan çığır açıcı bir araştırma, Jefferson'ın yüksek ihtimalle Hemings'in 6 çocuğundan en az birinin biyolojik babası olduğu sonucuna varmıştı.

Araştırmanın vardığı sonuç hararetli tartışmalara yol açmıştı. Pek çok kişi çalışmada sunulan kanıtların, Eston Hemings'in babasının Jefferson'ın kardeşi Randolph gibi bir akrabası olma ihtimalini elemediğini savunmuştu.

Smithsonian'dan bilim insanları tartışmayı çözüme kavuşturmak amacıyla Jefferson'dan alınan küçük bir saç tutamı üzerinde son teknoloji DNA analizleri gerçekleştirdi ve bu örnekleri, eski başkanın soyundan gelen ve hayatta olan 13 kişinin yanı sıra Hemings'in çocukları Madison ve Eston'dan alınan genetik örneklerle karşılaştırdı.

Yaklaşık 15 yıl süren araştırmanın ardından bilim insanları, Jefferson'ın Madison ve Eston'ın babası olmama ihtimalinin "yüzde 0,001'den az" olduğunu tespit etti.

Araştırmacılar, PNAS adlı akademik dergide yayımlanması planlanan ve henüz hakem değerlendirmesinden geçmeyen çalışmada şunları ifade etti:

Müze koleksiyonunda bulunan, köksüz birden fazla saç örneğinden DNA elde etmek için yenilikçi bir teknik geliştirdik. Bu saçların kaynağı, mitokondriyal genomları ve birbirleriyle olan kimlik eşleşmeleri, saçların ve DNA'larının Thomas Jefferson'a ait olduğunu gösteriyor. Thomas Jefferson'ın DNA'sının elde edilmesiyle birlikte ortaya çıkan gen kanıtları, Sally Hemings'in çocuklarının babasının Thomas Jefferson olduğuna işaret eden güçlü tarihsel bulguları daha da pekiştiriyor.

Araştırmacılar Jefferson'ı, kardeşi Randolph ve Randolph'un oğullarını içeren babalık senaryolarına dair 20 bin simülasyon gerçekleştirdi.

Analizler Jefferson'ın, Madison'ın veya Eston'ın babası olmama ihtimalinin binde 1'den düşük olduğunu gösterdi.

Araştırmacılar, "Hem eşi Martha Wayles Jefferson'ın hem de Sally Hemings'in soyundan gelenlerde Thomas Jefferson'a ait genetik izlere dair açık kanıtlar bulduk" diye yazdı.

Bu bulgular, soyları ister Martha Wayles Jefferson'a ister Sally Hemings'e dayansın, atalarından ister kölelik ister özgürlük mirası kalmış olsun, 'kurucu baba' Thomas Jefferson'ın soyundan gelenlerin kendilerini aynı karmaşık Amerikan ailesinin parçası olarak görmelerine imkan tanıyabilir.

Independent Türkçe