Filistin İslami Cihad Hareketi, seçimlere katılma şartlarını belirledi

İslami Cihad Hareketi, Kahire'deki toplantıda bir referans değişikliği önerisi ve ulusal bir program sunmayı planlıyor

Geçtiğimiz Aralık ayı sonunda Gazze Şeridi’nin güneyinde Kassam Tugayları ve İslami Cihad Hareketi arasında gerçekleştirilen ortak bir askeri tatbikattan bir kare (EPA)
Geçtiğimiz Aralık ayı sonunda Gazze Şeridi’nin güneyinde Kassam Tugayları ve İslami Cihad Hareketi arasında gerçekleştirilen ortak bir askeri tatbikattan bir kare (EPA)
TT

Filistin İslami Cihad Hareketi, seçimlere katılma şartlarını belirledi

Geçtiğimiz Aralık ayı sonunda Gazze Şeridi’nin güneyinde Kassam Tugayları ve İslami Cihad Hareketi arasında gerçekleştirilen ortak bir askeri tatbikattan bir kare (EPA)
Geçtiğimiz Aralık ayı sonunda Gazze Şeridi’nin güneyinde Kassam Tugayları ve İslami Cihad Hareketi arasında gerçekleştirilen ortak bir askeri tatbikattan bir kare (EPA)

Filistin İslami Cihad Hareketi Siyasi Büro Üyesi Halid el-Bataş, hareketin, Filistinli gruplar arasında Mısır'ın başkenti Kahire'de bir hafta içinde yapılması planlanan istişare toplantılarından sonra yaklaşan Filistin seçimlerine katılıp katılmama konusundaki tutumunu netleştireceğini açıkladı.
Bataş, çevrim içi bir platformda dünyanın dört bir yanındaki Filistinli toplulukların katıldığı ve ‘Filistinlilerin haklarını koruma seçeneklerinin’ tartışıldığı bir forumda açıklamalarda bulundu. Bataş, yaklaşan seçimlerin, Filistin’in bütünlüğüne açılan kapıdan ziyade gerçek bir siyasi boyuta sahip ulusal bir program üzerinde fikir birliği olduğunu söyledi. Bataş, Kahire’de, seçimlerle ilgili bir referans değişikliği önerisi, Filistin Yasama Meclisi (PLC) ve Filistin Kurtuluş Örgütüne (FKÖ) bağlı Filistin Ulusal Konseyi’nin (FUK) bir birinden ayrılması ve ulusal bir programın masada olacağını açıkladı.
Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre İslami Cihad Hareketi, seçimlerin Oslo Anlaşması’na dayanmaması için bir referans değişikliği önerisinde bulunmak, PLC ve FUK’u bir birinden ayırmak ve direniş hareketini tanıyan ulusal bir kurtuluş programı üzerinde anlaşmak istiyor.
İslami Cihad Hareketi’nin taleplerinin, seçimlere katılmasını zorlaştırması beklenmiyor. Bu arada hareket eğer önümüzdeki Mayıs ayında yapılması planlanan seçimlere katılırsa, Filistin Yönetimi’yle ilgili ilk kez bir genel veya yerel seçime katılmış olacak.
İslami Cihad Hareketi, yaklaşık 30 yıl önce Filistin Yönetimi’nin kuruluşundan bu yana hep aynı pozisyonda kaldı. Oslo Anlaşması’nı reddeden hareket, bu yüzden Oslo Anlaşması’nın referans olduğu herhangi bir seçime veya hükümete katılmayı da reddetti. Fakat şimdi, seçimlere katılmak ve pozisyonunu değiştirmek için Oslo Anlaşması’nın referans olması konusunda bir değişikliğe gidilmesi de dahil olmak üzere bir takım şartlar belirledi. İslami Cihad Hareketi, Hamas ile yapılan ittifakın bir parçası olarak ya adaylar aracılığıyla ya da Hamas’ın seçim listesini destekleyerek seçimlere katılabileceği şeklindeki söylentilerin dolaştığı bir dönemde bir yumuşama gösterdi. Öte yandan hareketin Hamas ile hem iç hem dış ilişkilere dair fikir ayrılığı olmasına rağmen iki grup arasında iyi bir koordinasyon var.
İki grup da, Filistin Yönetimi’nin politikasına karşı çıkarken silahlı eylemi, kurtuluşa giden bir yol olarak kabul ediyor. İki haftayı aşkın bir süre önce Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, İslami Cihad Genel Sekreteri Ziyad en-Nehale ile Doha’da bir araya geldi. Görüşmede Heniyye ve Nehale, seçimler başta olmak üzere çok sayıda dosyayı ele aldılar.
Filistinliler, 16 yıllık aranın ardından önümüzdeki Mayıs ayında PLC, ardından başkanlık ve sonrasında FUK için yapılması planlanan ilk genel seçimlere hazırlanırken Fetih ve Hamas hareketlerinin verdiği PLC, hükümet ve FUK’a katılma taahhütlerini, Batı Şeria ve Gazze'deki Filistin kurumlarının arasındaki bölünmenin sona ermesi ve birleşmenin başlangıcı olmasını umuyorlar. Birkaç gün içinde Filistinli gruplar arasında Kahire’de gerçekleştirilecek görüşmeler ise Filistinli tarafların bu taahhütlerde ne kadar ciddi olduklarının test edileceği ilk sınav olacak.
Kahire’deki toplantıda, seçimlerle ilgili tüm konuların ele alınması gerekiyor. Toplantıda her bir grup, seçimleri yürütme, başarıya ulaştırma ve sonuçlarına bağlı kalma mekanizması için taleplerini ve görüşlerini sunacaklar. Ancak yinede seçim mahkemesi, seçimleri denetleyecek güvenlik birimleri, seçim bölgeleri, seçim sonuçlarına saygı duyma garantisi ve özel bir yasaya sahip olan FKÖ’ye bağlı FUK seçimlerinin sadece Batı Şeria ve Gazze'de değil, diğer bölgelerde de yapılması gibi grupların önlerinde çözmeleri gereken birkaç karmaşık nokta bulunuyor. 
Eğer Filistinli gruplar anlaşırlarsa PLC seçim sonuçlarının FUK’un oluşumunda ilk aşama olarak kabul edilmesi şartıyla, yasama seçimlerinin belirtilen tarihte yapılacak. FUK, FKÖ Temel Kanunu ve ulusal uzlaşılar çerçevesinde Ağustos ayı sonunda tamamen oluşturulmuş olacak. Ayrıca Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın imzaladığı kararnameye göre FUK seçimleri mümkün olan tüm bölgelerde yapılacak.
Öte yandan Abbas, bazı gruplar geride kalsa dahi bu kez seçimlerin düzenlenmesi konusunda kararlı görünüyor.



Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci,  Şarku’l Avsat’a konuştu: İsrail ile müzakere kararı devlete aittir

Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci  (Arşiv)
Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci (Arşiv)
TT

Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci,  Şarku’l Avsat’a konuştu: İsrail ile müzakere kararı devlete aittir

Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci  (Arşiv)
Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci (Arşiv)

Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci, Lübnan’ın “kendi kaderini belirleme hakkını başkalarının hesaplarından bağımsız olarak kademeli biçimde yeniden kazanmaya başladığını” belirtti. Recci, Lübnan devletinin “müzakere konusunda tek yetkili merci” olduğunu ifade ederek, ülkesinin “hiç kimseye bağlı olmadığını ve herhangi bir eksenin elinde bir koz olmadığını” söyledi.

Recci, devletin yeniden inşa için mali ve siyasi destek sağlama çabalarının, içeride Hizbullah tarafından engellendiğini savunarak, bu yapının “güneydeki köylerin ve sakinlerinin kaderiyle ulusal çıkarla ilgisi olmayan hedefler uğruna kumar oynadığını” dile getirdi.

“Egemenliğin yeniden tesis edilmesi öncelik”

Recci, bugün ulusal önceliğin tam egemenliğin yeniden tesis edilmesi olduğunu belirterek, savaşın sona erdirilmesi ve toprakların geri alınması amacıyla Lübnan devletinin İsrail ile müzakere etmesinde “utanılacak bir durum olmadığını” söyledi.

Aynı zamanda bazı Arap ülkelerinde ortaya çıkarılan ve Hizbullah ile bağlantılı olduğu belirtilen sabotaj hücrelerini kınayan Recci, Arap ülkelerinin güvenliğini hedef alan eylemleri de reddetti.

Müzakerelerin devlet tekelinde olması

Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nada Hamade Muavvad ile İsrail’in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter arasında, ABD Dışişleri Bakanlığı’nda ikinci doğrudan görüşme gerçekleştirildi. Görüşmede ateşkesin uzatılması ve müzakere takvimi ele alındı. Bu süreç, 1993’ten bu yana ilk doğrudan temas olma özelliği taşıyor.

Recci, İran’ın Lübnan’ı “devletin ve halkın tercihi olmayan bir savaşa sürüklediğini” savunarak, Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın doğrudan müzakere yolunu seçmesinin önemli bir adım olduğunu ifade etti. Bu adımın yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda ulusal karar alma mekanizmasının yeniden tesisi açısından kritik olduğunu söyledi.

sdvdfevf
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, geçtiğimiz Şubat ayında Dışişleri Bakanı Yusuf Recci ile yaptığı görüşmeden bir kare

Recci ayrıca Lübnan’ın artık İran’dan bağımsız bir siyasi çizgi izlediğini ve ulusal çıkarlarının İran ile ilgili müzakerelere bağlı olmadığını belirtti.

Lübnan artık çatışma sahası olmayacak

Recci, Lübnan’ın artık bölgesel hesaplaşmaların sahası olmasını kabul etmeyeceklerini belirterek, geçmişte bu durumun ülkeye “yıkım, izolasyon ve ekonomik çöküş” getirdiğini söyledi.

Müzakerelerin hedefleri

Recci, müzakerelerin temel hedefinin sınır, güvenlik ve insani meselelerin çözümü olduğunu ifade ederek, müzakerenin “teslimiyet değil, ulusal çıkarları savunmanın bir aracı” olduğunu vurguladı.

Güç dengesinin yalnızca askeri unsurlarla ölçülemeyeceğini belirten Recci, devletin meşruiyeti, ulusal birlik, uluslararası destek ve diplomasi kapasitesinin de belirleyici olduğunu söyledi.

“Silah yalnızca devlette olmalı”

Recci, Lübnan’ın devlet dışı silahlı yapılara karşı gerekli adımları geciktirdiğini belirterek, özellikle Hizbullah’ın silahlarının devlet kontrolüne alınması gerektiğini ifade etti.

“İki silah, iki egemenlik ya da iki savaş-karar merkeziyle bir devlet var olamaz” diyen Recci, devlet dışı silahların ülkeyi korumadığını, aksine kayıpları artırdığını savundu.

Savaşın bilançosu ağırlaştı

Recci, 7 Ekim 2023 sonrası İsrail’in Lübnan topraklarındaki varlığını genişlettiğini ve birçok köyün yıkıldığını belirterek, bu durumun “kontrolsüz silah politikasının başarısızlığını ortaya koyduğunu” söyledi.

Arap ülkelerine yönelik saldırılara tepki

Recci, Hizbullah ile bağlantılı sabotaj ağlarının ortaya çıkarılmasını sert şekilde kınayarak, Lübnan’ın ilgili ülkelerle güvenlik ve yargı alanında iş birliğine hazır olduğunu belirtti.

Hizbullah güney halkının kaderiyle oynuyor

İsrail’in güneydeki sınır köylerinde patlamalara devam ettiğini belirten Recci, hükümetin diplomatik yollarla İsrail’in tamamen çekilmesini ve yerinden edilenlerin geri dönüşünü sağlamaya çalıştığını söyledi.

Ancak bu çabalara rağmen Hizbullah’ın politikalarının süreci zorlaştırdığını savunan Recci, güneydeki yıkımın “ulusal bir muhasebe gerektirdiğini” ifade etti.

Recci, Lübnan’ın artık “başkalarının savaşlarını, projelerini ve yıkım getiren sahte zafer söylemlerini taşıyamayacağını” belirterek, geleceğin “devlet, egemenlik ve adil barış” temelinde kurulması gerektiğini sözlerine ekledi.


Gazze 2005’ten bu yana ilk kez sandık başına gidiyor

Salı günü Gazze'nin merkezindeki Deyr el-Belah’ta iki Filistinli kadın yerel seçimlerdeki oy kullanma talimatlarını okurken (AFP)
Salı günü Gazze'nin merkezindeki Deyr el-Belah’ta iki Filistinli kadın yerel seçimlerdeki oy kullanma talimatlarını okurken (AFP)
TT

Gazze 2005’ten bu yana ilk kez sandık başına gidiyor

Salı günü Gazze'nin merkezindeki Deyr el-Belah’ta iki Filistinli kadın yerel seçimlerdeki oy kullanma talimatlarını okurken (AFP)
Salı günü Gazze'nin merkezindeki Deyr el-Belah’ta iki Filistinli kadın yerel seçimlerdeki oy kullanma talimatlarını okurken (AFP)

Filistin Merkezi Seçim Komisyonu, 2005 yılından bu yana Gazze Şeridi'nde düzenlenecek ilk yerel seçimler için yoğun hazırlıklar yürütüyor. Önümüzdeki cumartesi günü Batı Şeria ile eş zamanlı olarak başlayacak seçimler için Filistin Yönetimi, İsrail savaşının ardından Gazze'nin en az hasar gören bölgesi olarak belirlenen Gazze'nin orta kesimlerindeki Deyr el-Belah şehrini seçimlerin yapılacağı tek bölge olarak seçti.

Gazze'de yerel seçimler son olarak 2005 yılında düzenlenmişti. O seçimlerde Hamas oyların çoğunluğunu kazanmıştı. O tarihten 2023 yılına kadar Hamas, yerel komite ve belediyelerin üyelerini bizzat atayıp onaylıyordu.

Seçimlerde şehrin aşiret ve koalisyonlarını temsil eden 4 liste yarışıyor. Hamas bu seçimlerde ne bir aday gösterdi ne de yarışanlardan herhangi birini desteklediğini açıkladı.

Gazze Yüksek Seçim Komisyonu'nun bölge direktörü Cemil el-Halidi, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, seçim sürecinin tamamının Filistin sivil polisi tarafından -ki bu fiilen Hamas hükümetine bağlı polis gücü oluyor- güvence altına alındığını söyledi.

Merkezi Seçim Komisyonu, nüfus kayıtlarına göre Deyr el-Belah'ta oy kullanma hakkına sahip olanların sayısının yaklaşık 70 bin 449’a ulaştığını ve bu seçmenlerin 12 sandık merkezinde oylarını kullanacaklarını açıkladı.


Kota mücadelesi Irak hükümetinin müzakerelerini aksatıyor

Irak Temsilciler Meclisi’nin cumhurbaşkanı seçimi oturumundan (AFP)
Irak Temsilciler Meclisi’nin cumhurbaşkanı seçimi oturumundan (AFP)
TT

Kota mücadelesi Irak hükümetinin müzakerelerini aksatıyor

Irak Temsilciler Meclisi’nin cumhurbaşkanı seçimi oturumundan (AFP)
Irak Temsilciler Meclisi’nin cumhurbaşkanı seçimi oturumundan (AFP)

Irak’taki Şii Koordinasyon Çerçevesi içinde, yeni başbakanın belirlenmesi sürecinde siyasi tıkanıklık yaşanıyor. Tıkanıklığın, koalisyon içindeki iki temel anlaşmazlık ekseninden kaynaklandığı belirtiliyor: ‘başbakan adayının seçilme yöntemi ve bakanlıkların taraflar arasında dağılımı’.

Kaynaklara göre, son günlerde birkaç kez ertelenen koalisyon liderleri toplantısında iki farklı yaklaşımı birleştirecek ‘orta yol’ arayışı öne çıkıyor. İlk yaklaşım, koalisyonu oluşturan blokların ‘seçim ağırlığına’ göre hareket edilmesini öngörürken, ikinci yaklaşım tüm tarafların kabul edebileceği bir adayın ‘siyasi uzlaşı’ ile belirlenmesini savunuyor.

Öte yandan, Koordinasyon Çerçevesi önceki iki toplantıda aday ismi üzerinde uzlaşma sağlayamadı. İki ana aday arasında oyların eşit dağılması, koalisyon içindeki bölünmeyi derinleştirirken, nihai karar kritik öneme sahip yeni bir toplantıya bırakıldı. Anlaşmazlıkların sürmesi halinde ise sürecin yeniden ertelenebileceği değerlendiriliyor.

Süre dolmadan

Bu bağlamda Iraklı bir siyasi kaynak, anayasal sürenin dolmasına kısa süre kala başbakanlık dosyasının önümüzdeki saatlerde sonuçlandırılabileceğini belirtti.

Kaynak yaptığı açıklamada, “Dosyanın bir şekilde sonuçlanmasını bekliyorum. Çünkü önümüzdeki cumartesi günü süre kesin olarak sona eriyor. Ayrıca gecikmenin devam etmesi, kendi tabanlarını bile olumsuz etkilemeye başladı” ifadelerini kullandı.

Kaynak, “Eğer ittifak içinde seçim ağırlığı kriteri benimsenirse, Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin adayı İhsan el-Avadi daha avantajlı konumda olacak. Ancak karar Koordinasyon Çerçevesi liderleriyle sınırlı kalırsa, rekabet 12 oy üzerinden sürecek. Bu durumda denge Basim el-Bedri lehine kayabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan, anlaşmazlığın yalnızca başbakanın belirlenme yöntemiyle sınırlı kalmadığı, aynı zamanda bakanlıkların ve kilit görevlerin dağılımına ilişkin iç dengeleri de kapsadığı belirtiliyor. Bu durumun, bazı tarafların herhangi bir adaya verecekleri desteği, gelecekteki hükümette alacakları payla ilişkilendirmesine yol açtığı ve müzakere sürecini daha da karmaşık hale getirdiği ifade ediliyor.

Bu çerçevede, Koordinasyon Çerçevesi içinde öne çıkan iki aday arasında yakın düzeyde destek oluştuğu, bunun da oy dengelerinde fiili bir eşitliğe yol açtığı aktarılıyor. Uzlaşı sağlanamaması ya da çoğunlukla karar alınamaması halinde ise ‘uzlaşı adayı’ seçeneğinin yeniden gündeme gelebileceği belirtiliyor.

En büyük blok denklemi

Son seçimlerin ardından kurulan Koordinasyon Çerçevesi, eski başbakanlar Nuri el-Maliki ve Haydar el-İbadi liderliğindeki koalisyonların yanı sıra, mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin başını çektiği ve geçici hükümeti yöneten ittifakı da kapsıyor. Cumhurbaşkanının yeni bir başbakan görevlendirmesi için belirlenen anayasal sürenin dolmasına yaklaşılırken, siyasi baskıların arttığı ifade ediliyor.

Yeni Cumhurbaşkanı Nizar Amidi’nin seçilmesi, hükümet kurma sürecinin önünü açarken, 26 Nisan’da sona erecek anayasal süre, siyasi aktörleri tıkanıklığın yeniden yaşanmaması için kritik bir sınavla karşı karşıya bırakıyor.

SDVD
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat’ta düzenlenen bir toplantıda Nuri el-Maliki ile Kays el-Hazali’nin arasında oturuyor. (Arşiv – AFP)

Bu arada gözlemciler, Koordinasyon Çerçevesi içindeki anlaşmazlıkların daha derin bir ayrışmayı yansıttığını belirtiyor. Bir kesim, başbakanın belirlenmesinde parlamentodaki ‘en büyük blok’ ilkesinin esas alınmasını savunurken, diğer kesim tüm tarafları kapsayan bir siyasi uzlaşıyla tek aday üzerinde anlaşılmasını ve bakanlık dengelerinin yeniden düzenlenmesini destekliyor.

Sürecin karmaşıklığını koruduğu ortamda, geç de olsa bir anlaşmaya varılması, sürecin ertelenmesi ya da ‘uzlaşı adayı’ seçeneğine yönelinmesi gibi tüm senaryolar masada. Mevcut tablo, Şii siyasi blok içindeki uzlaşıların kırılganlığını ve seçim hesapları ile hükümet kurma gereklilikleri arasındaki açığın büyüdüğünü ortaya koyuyor.