Avrupa, AstraZeneca aşısının kullanımını sınırladı

Avrupa, AstraZeneca aşısının kullanımını sınırladı
TT

Avrupa, AstraZeneca aşısının kullanımını sınırladı

Avrupa, AstraZeneca aşısının kullanımını sınırladı

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), yeni tip koronavirüsün (Kovid-19)  mutasyonlarının ortaya çıkmasının ve hızla yayılarak çok sayıda ülkede yetersiz kalan sağlık sistemlerini etkilemesinin önüne geçmek için bir kez daha aşılama kampanyalarını hızlandırma çağrısında bulundu. Salgın, ilk ortaya çıktığından bu yana 100 milyondan fazla vakaya ve 2,2 milyondan fazla ölüme neden oldu.
WHO’nun baş bilim insanı Dr. Soumya Swaminathan dün yaptığı açıklamada, örgütün yeni viral mutasyonların ortaya çıkmasına şaşırmadığını ancak bu mutasyonların yayılma hızını ve daha ölümcül olduğunu doğrulayan verilerdeki artıştan endişe duyduğunu belirtti. Geç olmadan kontrol altına almanın tek yolunun aşılama sürecini hızlandırmak olduğunu vurguladı.
Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin bazıları da AstraZeneca aşısının 65 yaş üstü kişilerde kullanımını engelleme kararı aldığını duyurdu. Açıklamada, aşının bu kesim üzerinde etkin olduğuna dair hiçbir kanıt bulunmadığı kaydedildi.
Toplam nüfusları AB’nin üçte ikisinden fazla olan Almanya, Fransa, İtalya, İspanya, Hollanda, Polonya, Avusturya ve İsveç'ten sağlık yetkilileri, Oxford Üniversitesi tarafından geliştirilen aşının 65 yaşın altındakilere kullanımını onayladıklarını duyurdular. Yetkililer ayrıca bu ülkelerde yaşlılara ve sağlık personeline öncelik veren aşılama programlarının detaylı bir şekilde yeniden incelemesinin yapılacağını bildirdiler. Söz konusu aşıyı 4 Ocak’ta kullanmaya başlayan İngiltere’nin ise istisnasız tüm vatandaşlarını aşıladığı biliniyor.
Kararı alan ülkelerin sağlık otoritelerinden yetkililer, Oxford aşısının klinik araştırma aşamasında tüm gruplarda iyi bir bağışıklık tepkisi gösterdiğini ancak 65 yaşın üzerindeki kişilerde yapılan deneylerin sonuçlarının virüse karşı oluşturduğu bağışıklık düzeyini belirlemede yeterli olmadığını öne sürüyorlar.
Avrupa İlaç Ajansı (EMA) geçen hafta cuma günü AstraZeneca aşısının kullanımını onaylamış ancak Almanya'nın talep ettiği gibi 65 yaş üstü ve kronik hastalıkları olanlar için başka bir aşı kullanılması önerisiyle yetinerek  herhangi bir yaş sınırı getirmemişti. Buna rağmen aşının kullanımında nihai karar yetkiesine sahip ülkeler, söz konusu aşının genç yaş gruplarına verilmesine ve aşılamaların diyabet ve obezite gibi virüse karşı daha savunmasız hale getiren hastalıklardan muzdarip olanlardan ya da güvenlik hizmetleri üyeleri, itfaiyeciler ve öğretmenler gibi temel hizmetleri sağlayanlardan başlanmasına karar verdiler. 
WHO uzmanları bu konu hakkında resmi olarak yorum yapmaktan kaçınsalar da mevsimsel grip aşılarının yaş gruplarına göre dağıtıldığına ve bunun da farklı özelliklere ve etkinliğe sahip birçok aşı olduğu için Kovid-19’a karşı aşılamada aynı ilkenin benimsenmesini engellemediğine işaret ettiler. Şu ana kadar sadece Pfizer şirketi tarafından üretilen aşıyı onaylayan WHO, incelemesi, kullanımına onay vermesi ve üzerlerinde bilimsel bir konum belirlemesi için ilaç şirketlerine gerekli verileri en kısa sürede sağlamaları çağrısında bulundu.
İtalya’da salgın krizini denetleyen İtalya Bilim Komitesi Başkanı Massimo Andreoni konuya dair şu açıklamayı yaptı:
“Son aylarda bildirilenlere göre virüse karşı en savunmasız kesimin kronik zihinsel ve kalp hastalıklarından muzadarip olduğu anlaşıldı. Ayrıca bunlar arasında vücut kitle indeksi 40'ı aşanlar ve bağışıklık sistemi yetersizliği veya işlevselliğinde bozukluk olanlar da yer alıyor. Bu kişilere, etkinliği yüzde 65'i geçmeyen AstraZeneca aşısı yerine Pfizer veya Moderna gibi yüzde 80'den fazla etkinliğe sahip bir aşı vermenin daha iyi olacağını düşünüyoruz. Mevsimsel grip aşılarının genellikle yüzde 70 ila 75 arasında etkinliğe sahip olduğu da biliniyor.”
Bazı uzmanlar, 65 yaş üstü için klinik deneylerin yetersiz olmasına rağmen İngiltere’nin Oxford aşısını bu kesimde kullanmaya karar vermesine şaşırdıklarını ifade ettiler. Uzmanlar, İngiltere’deki sağlık yetkililerinin aşının kullanımı için gerekli nihai onayın verildiği dördüncü aşama klinik deneylerin sonlanmasının ardından kararından vazgeçeceği görüşündeler.
Alman sağlık yetkilileri, AstraZeneca aşısının bu grup üzerinde etkili olduğunun anlaşılması durumunda yaşlılar için kullanılmasına izin vereceklerini duyurmuştu.
Fransa Sağlık Yüksek Komisyonu dün yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Aşının 65 yaş üzerindekilerdeki etkinliğine dair gerekli veriler halen eksik. Önümüzdeki haftalarda bu verileri almayı bekliyoruz. Bu nedenle şimdilik 65 yaş altı kişilere uygulanması öneriyoruz.”
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron dün bir televizyon kanalında şu açıklamada bulundu:
“Bu aşının kullanımının ilk aşamada 60 yaşın altındakilerle sınırlı kalmasını öneren bilimsel yönergelere bağlı kalacağız. Ardından aşıyı kademeli olarak 65 yaş üstüne uygulayacağız. Ancak yeterli kanıt ve güvence sunulmazsa bu yaş sınırını geçmeyeceğiz.”
Oxford Üniversitesi ve AstraZeneca şirketi, aşının virüsün bulaşma kabiliyetini büyük ölçüde azalttığını gösteren bir çalışmanın sonuçlarını yayınladı. Birinci ve ikinci dozlar arasındaki üç aylık sürenin bu dönemde bağışıklık düzeyini etkilemediği kaydedildi.
Oxford Üniversitesi'ndeki araştırmacılar, İngiltere, Brezilya ve Güney Afrika'da yapılan dört takip çalışmasının aşının ilk dozundan sonra virüsün bulaşma kabiliyetinde yüzde 67'lik bir düşüş gösterdiğini bildirdi. Araştırmacılar söz konusu çalışmaların temelde aşının virüsün yayılma hızı üzerindeki etkisini ölçmek için tasarlanmadığını belirttiler. Aşının etkinliği, virüsün bulaşma oranına etkisi ile değil, virüs riskini azaltma veya semptomlarını ortadan kaldırma yeteneği ile belirleniyor.
Ancak araştırmacıların haftalık yürüttüğü takipler, vakaların ilk dozu alındıktan sonra yüzde 67 oranında, ikinci dozdan sonra neredeyse yarı yarıya azaldığını gösterdi. İngiltere Sağlık Bakanı Matt Hancock, sonuçlara ilişkin yaptığı açıklamada "Artık Oxford aşısının aynı şekilde virüsün bulaş hızını da azaltmaya yardımcı olduğunu biliyoruz. Bu, salgının üstesinden gelmemize yardımcı olacaktır" dedi.
Diğer yandan prestijli tıp dergisi The Lancet'in 20 bin gönüllünün yer aldığı bir araştırmanın ön sonuçlarını yayımlamasıyla birlikte Rusya’nın geliştirdiği Sputnik V aşısı dün yüksek düzeyde güvenilirlik aldı. Dergi, aşının ikinci dozunun alınmasının ardından etkinliğinin yüzde 92'ye ulaştığını bildirdi. Uluslararası bilim çevreleri, şu ana kadar 16 ülkenin bu aşıyı kullanmasına rağmen Rus aşısının güvenliği ve etkinliği konusunda şüphelerini dile getirmişlerdi.
Aşıyı geliştiren Moskova'daki Gamaleya Ulusal Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Araştırma Merkezi’nden uzmanlar, 60 yaşın üzerindekilere etkinliğin diğer yaş gruplarınınkine benzer olduğunu ve bazı kişilerde yorgunluk ve ilk günlerde vücut ısısında hafif bir artış dışında ciddi yan etkiler tespit etmediklerini bildirdiler.
WHO’nun Aşılama Programı’nın eski direktörü olan ve geçen yılın sonlarında Rusya'nın başkentinde Sputnik V aşısını analiz etmek için görevlendirilen bilimsel heyete başkanlık eden Fransız araştırmacı Marie-Paule Kieny, The Lancet dergisi tarafından yayımlanan araştırmanın sonuçları hakkında şu değerlendirmelerde bulundu:
“Gamaleya Enstitüsü'nden bilim insanları ile birlikte Moskova'da yaptığımız derinlemesine tartışmalar bizi, Sputnik V aşısının Kovid-19'a karşı yüksek etkiye sahip olduğuna ikna etti."



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.