AFRICOM: Sudan ile güvenlik ortaklığı ve işbirliğini yenilemek için sabırsızlanıyoruz

AFRICOM İstihbarat Direktörü Tuğamiral Heidi Berg, geçen ay Hartum’a gerçekleştirdiği ziyarette Sudan ordusundan bir komutanla konuşurken (AFRICOM)
AFRICOM İstihbarat Direktörü Tuğamiral Heidi Berg, geçen ay Hartum’a gerçekleştirdiği ziyarette Sudan ordusundan bir komutanla konuşurken (AFRICOM)
TT

AFRICOM: Sudan ile güvenlik ortaklığı ve işbirliğini yenilemek için sabırsızlanıyoruz

AFRICOM İstihbarat Direktörü Tuğamiral Heidi Berg, geçen ay Hartum’a gerçekleştirdiği ziyarette Sudan ordusundan bir komutanla konuşurken (AFRICOM)
AFRICOM İstihbarat Direktörü Tuğamiral Heidi Berg, geçen ay Hartum’a gerçekleştirdiği ziyarette Sudan ordusundan bir komutanla konuşurken (AFRICOM)

ABD’nin yeni Başkanı Joe Biden, Donald Trump başkanlığındaki eski yönetimden ülkenin dış politikasıyla ilgili bir dizi sıcak dosya teslim aldı. Bu dosyaların bazıları Afrika kıtasına odaklanıyor. Zira DEAŞ ve El Kaide örgütleri Sahel ülkeleri, Somali ve Mozambik başta olmak üzere kıtadaki faaliyetlerine hız vermiş durumda. Bu faaliyetlerin bazıları aynı zamanda Rusya’nın, örneğin Libya ve Sudan’da nüfuz alanını genişletmek istemesiyle bağlantılı. Ancak her dosya ‘sıcak dosyalar’ kategorisine dahil değil. Sudan halihazırda, ülkedeki eski rejimin radikal İslami örgütlerle ilişkisi nedeniyle ihtilafla geçen on yıllardan sonra Hartum’da kurulan yeni yönetimle ilişkilere önem veren ABD’nin nüfuzunu artırması için bir fırsat teşkil ediyor.
ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) Kara Kıta’daki fırsatlara ve zorluklara nasıl yaklaşıyor? Sudan’dan ne istiyor? Libya’daki hedef ne? Çölün ardındaki Sahel ülkelerinde rolü nedir? Mozambik’te DEAŞ’ın genişlemesini engellemek için neler yapıyor? Somali’den çekilmesinin ardından, El Kaide’nin Afrika’nın doğu şubesi Eş Şebab ile mücadeleden vazgeçer mi?
Şarku’l Avsat, tüm bu meseleleri AFRICOM Halkla İlişkiler Direktörü ve ABD Hava Kuvvetleri Albayı Christopher Karns ile görüştü.
ABD’nin Sudan ile yeni ilişkilere verdiği önemi gizlemeyen Albay Karns, geçen yıl Sudan’ın teröre destek veren devletler listesinden çıkarılmasının ardından Hartum ile ortaklığı yenilemek istediklerini söyledi.
Karns, konuşmasına şu ifadelerle başladı:
“Sudan ile güvenlik ortaklığımızı ve işbirliğimizi tazelemek için sabırsızlanıyoruz. AFRICOM, Sudan güçlerini profesyonelleştirme çabalarında Sudan’a daha fazla destek vermeyi, bölgesel istikrar ve güvenliği güçlendirmeyi, hukukun üstünlüğü alanında ilerleyişi, Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin sivilleri yöneten hükümete ve Sudan halkına karşı sorumluluğunu ve şeffaflığını sağlamayı dört gözle bekliyoruz. Son temas (AFRICOM Komutan Yardımcısı Andrew Young, AFRICOM İstihbarat Direktörü Tuğamiral Heidi Berg’in geçen ay Hartum’a düzenlediği ziyaret. Bu ziyarette Albay Karns da bulunuyordu) daha fazla işbirliği ve desteğin gerçekleşebileceği alanların tespiti ve anlama yolunda olumlu bir adım oldu. Ek ziyaretler gerçekleşecek. Biz, karşılıklı ziyaretler ve eğitim fırsatlarını inceliyoruz. İşbirliği başka alanlar da var. Bunlar inceleniyor. Bu alanlar, karşılıklı bilgi alışverişini artırma ve bölgesel tehditler ile güvenlik ihtiyaçlarını ele alma noktasında daha güçlü bölgesel işbirliği ve eşgüdümün sağlanmasını içeriyor. Sudan hükümet ve askeri kurumlarını canlandırmak ve güçlendirmek istiyor. Sudan’ın 2020’de terörü destekleyen devletler listesinden çıkarılmasının ardından şu an ortaklık yolları mevcut. Ziyaretimiz gelecekteki işbirliği ve temas için başlangıç teşkil etti. AFRICOM stratejik bir şekilde AFRICOM ortaklarının kurumlarını ve kapasitelerini güçlendirme konusunda yardım sunmaya ve buna paralel olarak, kıtada güvenlik ve istikrarın sağlanmasını kolaylaştıran diğer küresel ortakların çabalarını desteklemeye odaklandı. Sudan ile girilen süreç, ABD ve Sudan arasındaki ortaklık için yeni bir başlangıcı temsil ediyor.”
Karns, Rusya’nın özellikle Port Sudan şehrinde donanma üssü kurma sürecinde Sudan’la ilişkileri güçlendirme çabası hakkında ne düşündüğü sorusuna, “Rusya’nın Sudan’daki varlığını artırma arzusuyla ilgili yazılıp çizilenlerin farkındayız. Bu konuda daha fazla bilgi için Sudan hükümetine başvurmanızı öneririz. Sudan egemen bir ülke olarak, diğer ülkelerle ilişki kuracak ve ülke çıkarı için en iyi hizmeti sunacağını düşündüğü kararlar alacak” diye yanıt verdi.

Kongo Demokratik Cumhuriyeti
AFRICOM Komutan Yardımcısı Andrew Young ve AFRICOM İstihbarat Direktörü Tuğamiral Heidi Berg’in yer aldığı heyetin Sudan’ın ardından Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ne düzenlediği ziyarete değinen Albay Karns, DEAŞ ile irtibatlı örgütlerin faaliyetlerine karşı koymak için ‘bölgesel ve küresel bir yaklaşıma’ ihtiyaç olduğunu ve ayrıca Rus paralı askerlerin Afrika Kıtası’ndaki faaliyetlerinin Washington için endişe oluşturduğunu söyledi.  Karns, “Rus paralı askerlerin Afrika’nın herhangi bir yerinde bulunması bir endişe kaynağıdır. Çünkü onlar hükümetleri zayıflatıyorlar. Rus özel güvenlik şirketlerinin faaliyetlerinin, Afrika ülkelerinin hükümet, savunma ve güvenlik alanında kat ettikleri ilerlemeye parazit oluşturmaması önemlidir. Bu şirketlerin çalışmaları, ABD’nin ve Afrika ülkelerindeki Afrikalı ortaklarının, Silahlı Kuvvetleri sivil yönetime tabi tutma, hesap verebilirlik ve şeffaflık çabalarını baltalıyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile temasımız, ortak ilgi alanlarıyla ilgili farkındalık ve ortaklığı daha fazla güçlendirme arzusuyla sonuçlandı. Bu temas, DEAŞ gibi örgütlerin ve bölgesel kötü niyetli aktörlerin etkilerinin kökünü kazımak için bölgesel güvenlik işbirliği ihtiyacına ışık tuttu. Bölgedeki DEAŞ’ın etkisinin artması, örgütü gözetleme altına almayı, güçlü bölgesel işbirliğini ve örgüt şebekelerine baskı uygulamayı gerektiriyor. Afrika’nın DEAŞ için güvenli bir sığınağa dönüşmesine izin vermek mümkün değil. Bölgesel kötü niyetli aktörlerin yaptıkları şeyleri ve aynı zamanda suç ve terör faaliyetlerini engellemek için bölgesel ve küresel bir yaklaşım gerekli” ifadelerini kullandı.
Albay Karns, Rus paralı askerlerin Afrika Kıtası’nda oynadığı role ilişkin şunları kaydetti:
“Daimi bir endişeye neden olan bir mesele var o da Rus özel askeri grubu Wagner ile ilgili. Bu grup menfaat için çabalıyor ve genellikle kendisini görevlendiren Afrikalı ülkelerin aleyhine olan özel çıkarlarının peşine düşüyor. (Afrikalı) devletlerin Wagner gruplarını görevlendirmek ve vahşi uygulamalarına maruz kalmak yerine kendi güvenlik kapasitelerini inşa etmesi ve güçlendirmesi önemlidir. Rusya Afrika ülkeleriyle ilişkisini, (bu ülkelere) koridor açmak, küresel gücünün kapasite imajını güçlendirmek, silah satışlarını artırmak ve aynı zamanda madenler ile diğer ham maddelere erişmek için artırdı. Buna karşılık AFRICOM’un temel hedefi, ortaklarımızın güvenlik güçlerini takviye etmek ve bölgesel istikrar ile güvenliği daha da güçlendirmektir. Bu, ekonomik kalkınmaya ve refaha öncülük eder. Biz, ortaklarımızla birlikte sınır ötesi tehditlere ve kötü niyetli aktörlere karşı koymak için çalışmayı dört gözle bekliyoruz. ABD, Afrikalı ortaklarımızın vatandaşlarının güvenlik ve istikrarını sağlamalarını desteklemek amacıyla ekonomik ve diplomatik kaynaklar ve araçlar da dahil ABD hükümetinin sahip olduğu tüm kaynak ve araçları kullanıyor.  Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile ortaklığımızı derinleştirme olasılıklarından mutluyuz. Güven ve şeffaflık üzerine bir ilişki inşa edeceğiz ve Afrika’da güvenlik, barış ve refahın güvence altına alınmasına karşılıklı bağlı kalacağız.”

Libya
ABD’nin, Rusya’nın Wagner aracılığıyla Libya’da oynadığı rolden endişe duyduğunu belirten Karns, “Wagner gibi gruplar Libya barış sürecine müdahale etmeye ve baltalamaya devam ediyor. AFRICOM, Libya’daki yabancı askeri müdahaleye karşıdır. AFRICOM, paralı askerlerin ve yabancı askeri güçlerin derhal Libya’dan çekilmesi de dahil olmak üzere Libya’daki ateşkes anlaşmasını güçlü bir şekilde destekliyor. Bu anlaşma, şu anda Wagner grubundan yaklaşık 2 bin savaşının olduğunu tahmin ettiğimiz Libya’da konuşlu Rusya’nın vekil güçlerinin (Libya’yı) terk etmesi ihtiyacını içeriyor” diye konuştu.

Somali – Sahel ülkeleri – Mozambik
AFRICOM Yetkilisi, ABD’nin bu yılın başında Somali’deki güçlerini çekmesinin ardından şu anda Somali’de durumun nasıl olduğu sorusuna, bu çekilmeye rağmen ABD’nin, El Kaide’nin Afrika’nın doğu şubesi Eş-Şebab Hareketi’nin faaliyetlerine karşı koymaya devam etme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı yanıtını verdi. Karns, “AFRICOM, Eş-Şebab ağlarına baskıyı sürdürmeyi sağlamak ve görevinin hedeflerini gerçekleştirmek için uyum sağlamaya devam ediyor. Bu hareketin ağlarını yok etme konusundaki küresel ve bölgesel yaklaşımın bir parçası olarak Eş-Şebab’ı izole etmek ve üzerindeki baskıyı sürdürmek için çalışırken, katılımımız çeşitli şekillerde devam edecek” dedi.
ABD’li Albay ayrıca Sahel ülkelerinde El Kaide ve DEAŞ’a karşı operasyonlara ülkesinin öncülük etmediğine işaret ederek, ABD’nin Sahel ülkelerinde El Kaide ve DEAŞ’a karşı baskıyı sürdürdüğünü söyledi. Karns, “ABD, Sahel’de (DEAŞ ve El Kaide’ye karşı koymada) liderlik görevi üstlenmiyor. Fakat destekleyici bir rol oynuyoruz. Fransızlara ve Afrikalı ortaklara çeşitli şekillerde destek sunuyoruz. Bu destek, istihbarat bilgileri sağlamak, havada yakıt ikmali, hava taşımacılığı ve eğitimi içeriyor. (Afrikalı) hükümetlerle ve çeşitli kurumlarıyla iletişim kurmak ve radikalizme sebep olan etkenlere karşı koymak için ortaklarla çalışmak üzerine kurulan stratejimizdeki merkezi yaklaşım devam ediyor” dedi.
DEAŞ’ın Mozambik’in kuzeyindeki önemli bölgeleri kontrol altına alması sonrasında ülkedeki mevcut duruma değinen Albay Karns, “ABD, Mozambik’te DEAŞ’ı izlemeye devam ediyor. Her nerede olursa olsun (DEAŞ) başını uzattığında, Afrikalı ortakların bu tehlikeli terör örgütünün kök salmasını ve etkisini genişletmesini engellemek için baskı uygulaması önemli olacaktır. Bölgesel işbirliği ve küresel ortaklık, DEAŞ’ın Afrika ülkelerinde faaliyet ve eylem gerçekleştirme kabiliyetini engellemek ve yok etmek için önemli olacak” şeklinde konuştu.



Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açıldığı ilk günde Gazze’den 12 kişi Mısır’a geçti

Gazze Şeridi ile Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında, tıbbi tedavi görmek üzere Mısır’a geçen Filistinlileri taşıyan ambulanslar, dün sınır hattında ilerledi. (AFP)
Gazze Şeridi ile Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında, tıbbi tedavi görmek üzere Mısır’a geçen Filistinlileri taşıyan ambulanslar, dün sınır hattında ilerledi. (AFP)
TT

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açıldığı ilk günde Gazze’den 12 kişi Mısır’a geçti

Gazze Şeridi ile Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında, tıbbi tedavi görmek üzere Mısır’a geçen Filistinlileri taşıyan ambulanslar, dün sınır hattında ilerledi. (AFP)
Gazze Şeridi ile Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında, tıbbi tedavi görmek üzere Mısır’a geçen Filistinlileri taşıyan ambulanslar, dün sınır hattında ilerledi. (AFP)

Gazze Şeridi’nden 12 kişi, yaklaşık iki yıllık kapanmanın ardından Refah Sınır Kapısı’nın yeniden faaliyete geçmesinin ilk gününde, Mısır’a giriş yaptı. Sınırdaki kaynaklar, bugün (Salı) Fransız Haber Ajansı AFP’ye yaptığı açıklamada, geçiş yapanların yaralılar ve refakatçilerden oluştuğunu bildirdi.

Beş yaralı ve yedi refakatçinin sınır kapısından Mısır’a geçtiğini belirten kaynaklar Gazze’den Mısır’a kabul edilecek hasta sayısının günlük en fazla 50 kişi olarak belirlendiğini, her hastaya iki refakatçi eşlik edebileceğini aktardı.

Mısır medyası, pazartesi günü Gazze Şeridi’nden gelen Filistinli yaralıların Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında kabul edilmeye başlandığını duyurmuştu. El-Kahire el-İhbariye televizyon kanalı, Sağlık Bakanlığı’na dayandırdığı haberinde, Kahire yönetiminin Gazze’den gelecek hastalar için 150 hastane, 300 ambulans, 12 bin doktor ve 30 hızlı müdahale ekibi hazırladığını bildirdi.

Gazze’deki en büyük sağlık kuruluşu olan Şifa Tıp Kompleksi’nin Müdürü Muhammed Ebu Selmiye ise yaklaşık 20 bin hastanın, bunların 4 bin 500’ünün çocuk olduğunu ve acil tıbbi bakıma ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Refah Sınır Kapısı üzerinden Gazze’ye geri dönenlerin sayısına ilişkin ise henüz resmî bir açıklama yapılmadı.

“Bir umut penceresi”

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki sınırda yer alan Refah Sınır Kapısı, nüfusu iki milyonu aşan Gazze halkı için neredeyse dünyaya açılan tek çıkış noktası olma özelliğini taşıyor. Kapı, savaşın başlamasından bu yana uzun süre kapalı kalmıştı.

Kapının yeniden açılması, ABD’nin arabuluculuğunda sağlanan ve Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ilk aşamasında öngörülen temel adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.


Sudan ordusu, stratejik Kadugli kentindeki kuşatmayı kırdı

Sudan ordusuna bağlı unsurlar (Arşiv – Reuters)
Sudan ordusuna bağlı unsurlar (Arşiv – Reuters)
TT

Sudan ordusu, stratejik Kadugli kentindeki kuşatmayı kırdı

Sudan ordusuna bağlı unsurlar (Arşiv – Reuters)
Sudan ordusuna bağlı unsurlar (Arşiv – Reuters)

Sudan ordusu bugün (Salı), Güney Kordofan Eyaleti’nin başkenti olan stratejik Kadugli kentinde, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) tarafından uygulanan kuşatmayı kırmayı başardığını açıkladı.

Kimliğinin açıklanmaması kaydıyla Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan bir kaynak, “Güçlerimiz Kadugli’ye girdi ve kuşatmayı kaldırdı” dedi.

İnsani koşulların ağırlaştığı ve kıtlık tehdidiyle karşı karşıya bulunan Kadugli, Nisan 2023’ten bu yana Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında süren savaş kapsamında, HDK ve yerel müttefikleri tarafından uzun süredir kuşatma altında tutuluyordu.


Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

TT

Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

İsrail dün Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nı sivil geçişlerine yeniden açtı. Bu adımın, Filistinlilerin Gazze Şeridi’nden ayrılmasına ve İsrail’in yürüttüğü savaştan kaçarak bölge dışına çıkanların geri dönmesine imkân tanıyacağı belirtildi. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre İsrail, Refah Sınır Kapısı’ndan giriş ve çıkış yapan Filistinlilerin güvenlik kontrolünden geçirilmesini talep ediyor.

İsrail, Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın başlamasından yaklaşık dokuz ay sonra, Mayıs 2024’te sınır kapısının kontrolünü ele geçirmişti. Savaş, ABD Başkanı Donald Trump’ın arabuluculuğunda ekim ayında yürürlüğe giren ateşkesle kırılgan bir şekilde durmuştu. Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılması, Trump’ın İsrail ile Hamas arasındaki çatışmaları durdurmaya yönelik daha geniş kapsamlı planının ilk aşamasında yer alan önemli şartlardan biri olarak görülüyor.

cdfgt
Filistinli hastalar, Han Yunus'taki Kızılay Hastanesi'nin avlusunda tekerlekli sandalyelerinde oturarak, yurtdışında tedavi görmek üzere Refah Sınır Kapısı’ndan tahliye edilmeyi bekliyor. (AFP)

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, İsrailli bir güvenlik yetkilisi, “Avrupa Birliği (AB) adına sınır desteği sağlamak üzere AB Refah Sınır Yardım Misyonu (EUBAM) ekiplerinin gelmesinin ardından, Refah Sınır Kapısı, giriş ve çıkışlar için halkın kullanımına açılmıştır” dedi. İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN’ın bildirdiğine göre, Gazze Şeridi’nden 150 kişinin ayrılması bekleniyor; bunların 50’si hasta. Karşılık olarak, 50 kişinin Gazze Şeridi’ne girişine izin verilecek.

Yabancı gazetecilerin Gazze Şeridi'ne girişi yasaklandı

Genel olarak Filistinliler, 7 Ekim 2023’teki saldırının ardından patlak veren İsrail’in Gazze operasyonlarının ilk dokuz ayında Refah Sınır Kapısı üzerinden Mısır’a geçebiliyordu.

cdfgrt
İnsani yardım malzemesi taşıyan kamyonlar dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a ulaştı. (DPA)

Filistinli yetkililer, savaşın başlamasından bu yana yaklaşık 100 bin Filistinlinin Gazze Şeridi’nden ayrıldığını, bunların çoğunun ilk dokuz ay içinde çıkış yaptığını belirtiyor.

Uluslararası sesler

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasına yönelik uluslararası sesler gelmeye devam etti; açıklamalar arasında adımı memnuniyetle karşılayanlar ve daha fazla yardımın Gazze Şeridi’ne ulaştırılması talebinde bulunanlar oldu.

AB Komisyonu’nun Akdeniz’den Sorumlu Üyesi Dubravka Suica dün, Refah Sınır Kapısı’nın açılmasının ardından Gazze Şeridi’ne daha fazla insani yardımın girişine izin verilmesi çağrısında bulundu.

sfr
Mısır ambulansları Refah Sınır Kapısı önünde bekliyor. (Reuters)

Suica, X platformundaki paylaşımında, “Yaklaşık iki yıl aradan sonra, Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı, sivil geçişleri için yeniden açıldı. Bu adım, uzun süredir beklenen bir barış planı aşamasını temsil ediyor ve birçok kişi için bir nebze rahatlama ve umut getirecek” ifadelerini kullandı.

Suica, “Şimdi daha fazla yardımın girişine izin verilmesi şart; halk hâlâ acı çekiyor ve kayıpların sayısı kabul edilemeyecek kadar yüksek” dedi.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper da dün, Gazze Şeridi’ndeki ana sınır kapısı Refah’ın yeniden açılmasını memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Cooper, kapının Filistinlilerin her iki yönde yaya olarak geçişine imkân tanıdığını belirtirken, daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

Cooper, X platformundaki paylaşımında, “Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasını, insanların her iki yönde yaya olarak geçiş yapabilmesi açısından memnuniyetle karşılıyorum. Bu, bazı ciddi şekilde yardıma muhtaç kişilerin Mısır’da tıbbi hizmet almasına olanak tanıyor. Ancak hâlâ yapılması gereken çok şey var. Yardımlar akmalı, temel ihtiyaç malzemelerine uygulanan kısıtlamalar hafifletilmeli ve yardım çalışanlarının görev yapmasına izin verilmeli” ifadelerini kullandı.

İsrail, güçlerinin bölgeyi işgal etmesinin ardından Refah Sınır Kapısı’nı kapatmış, ayrıca Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Philadelphia Koridoru’nu da kapalı tutmuştu.

Bu adım, yaralı ve hastalıklı Filistinlilerin bölgeden çıkarak tedavi görmesine imkân tanıyan hayati bir geçidi işlevsiz hale getirmişti. Geçen yıl, birkaç bin kişinin üçüncü ülkelerde tedavi görmesine izin verilirken, Birleşmiş Milletler’e (BM) göre hâlâ binlerce kişi yurt dışında sağlık hizmetine ihtiyaç duyuyor.

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasına rağmen, İsrail yabancı gazetecilerin Gazze Şeridi’ne girişine izin vermeyi hâlâ reddediyor. Gazeteciler, savaşın başından bu yana bölgeye girişleri yasaklanan ve savaşın yol açtığı geniş yıkımla karşı karşıya kalan Gazze Şeridi’ndeki durumu aktaramıyor.

Gazze Şeridi’nde yaklaşık iki milyon Filistinli, yıkılmış şehirlerinin enkazı arasında geçici çadırlarda ve hasarlı evlerde yaşamını sürdürüyor.

İsrail Yüksek Mahkemesi, yabancı gazetecilerin İsrail üzerinden Gazze Şeridi’ne girişine izin verilmesi talebiyle Yabancı Gazeteciler Derneği tarafından açılan davayı inceliyor. Hükümetin avukatları, gazetecilerin girişinin İsrail askerleri için risk oluşturabileceğini öne sürerek, olası tehlikelere dikkat çekiyor.

Dernek ise bu iddiaları reddediyor ve halkın bağımsız, hayati bir bilgi kaynağından mahrum bırakıldığını vurguluyor. Dernek ayrıca, savaşın başından itibaren birçok BM ve yardım görevlisinin Gazze Şeridi’ne girişine izin verildiğine işaret ediyor.

Trump’ın Gazze planı, ikinci aşamasına girerken, yönetimin Filistinli teknokratlardan oluşan bir komiteye devredilmesini, Hamas’ın silah bırakmasını ve İsrail güçlerinin bölgeden çekilmesini öngörüyor; ardından yeniden imar çalışmaları yapılması planlanıyor.

İsrail, Hamas’ın silah bırakma olasılığı konusunda şüphelerini koruyor ve bazı yetkililer, ordunun yeniden savaşa hazırlık yaptığını belirtiyor. Gazze Şeridi’ndeki sağlık yetkilileri, ekim ayında yapılan ateşkes anlaşmasından bu yana İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında 500’den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini, İsrail tarafında ise 4 askerin öldüğünü aktardı.

Geçtiğimiz cumartesi günü, İsrail ateşkesten bu yana gerçekleştirdiği en şiddetli hava saldırılarından birini düzenledi. Saldırılarda en az 30 kişi hayatını kaybederken, İsrail bunu, Hamas’ın cuma günü ateşkesi ihlal etmesine karşı bir yanıt olarak nitelendirdi.