AFRICOM: Sudan ile güvenlik ortaklığı ve işbirliğini yenilemek için sabırsızlanıyoruz

AFRICOM İstihbarat Direktörü Tuğamiral Heidi Berg, geçen ay Hartum’a gerçekleştirdiği ziyarette Sudan ordusundan bir komutanla konuşurken (AFRICOM)
AFRICOM İstihbarat Direktörü Tuğamiral Heidi Berg, geçen ay Hartum’a gerçekleştirdiği ziyarette Sudan ordusundan bir komutanla konuşurken (AFRICOM)
TT

AFRICOM: Sudan ile güvenlik ortaklığı ve işbirliğini yenilemek için sabırsızlanıyoruz

AFRICOM İstihbarat Direktörü Tuğamiral Heidi Berg, geçen ay Hartum’a gerçekleştirdiği ziyarette Sudan ordusundan bir komutanla konuşurken (AFRICOM)
AFRICOM İstihbarat Direktörü Tuğamiral Heidi Berg, geçen ay Hartum’a gerçekleştirdiği ziyarette Sudan ordusundan bir komutanla konuşurken (AFRICOM)

ABD’nin yeni Başkanı Joe Biden, Donald Trump başkanlığındaki eski yönetimden ülkenin dış politikasıyla ilgili bir dizi sıcak dosya teslim aldı. Bu dosyaların bazıları Afrika kıtasına odaklanıyor. Zira DEAŞ ve El Kaide örgütleri Sahel ülkeleri, Somali ve Mozambik başta olmak üzere kıtadaki faaliyetlerine hız vermiş durumda. Bu faaliyetlerin bazıları aynı zamanda Rusya’nın, örneğin Libya ve Sudan’da nüfuz alanını genişletmek istemesiyle bağlantılı. Ancak her dosya ‘sıcak dosyalar’ kategorisine dahil değil. Sudan halihazırda, ülkedeki eski rejimin radikal İslami örgütlerle ilişkisi nedeniyle ihtilafla geçen on yıllardan sonra Hartum’da kurulan yeni yönetimle ilişkilere önem veren ABD’nin nüfuzunu artırması için bir fırsat teşkil ediyor.
ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) Kara Kıta’daki fırsatlara ve zorluklara nasıl yaklaşıyor? Sudan’dan ne istiyor? Libya’daki hedef ne? Çölün ardındaki Sahel ülkelerinde rolü nedir? Mozambik’te DEAŞ’ın genişlemesini engellemek için neler yapıyor? Somali’den çekilmesinin ardından, El Kaide’nin Afrika’nın doğu şubesi Eş Şebab ile mücadeleden vazgeçer mi?
Şarku’l Avsat, tüm bu meseleleri AFRICOM Halkla İlişkiler Direktörü ve ABD Hava Kuvvetleri Albayı Christopher Karns ile görüştü.
ABD’nin Sudan ile yeni ilişkilere verdiği önemi gizlemeyen Albay Karns, geçen yıl Sudan’ın teröre destek veren devletler listesinden çıkarılmasının ardından Hartum ile ortaklığı yenilemek istediklerini söyledi.
Karns, konuşmasına şu ifadelerle başladı:
“Sudan ile güvenlik ortaklığımızı ve işbirliğimizi tazelemek için sabırsızlanıyoruz. AFRICOM, Sudan güçlerini profesyonelleştirme çabalarında Sudan’a daha fazla destek vermeyi, bölgesel istikrar ve güvenliği güçlendirmeyi, hukukun üstünlüğü alanında ilerleyişi, Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin sivilleri yöneten hükümete ve Sudan halkına karşı sorumluluğunu ve şeffaflığını sağlamayı dört gözle bekliyoruz. Son temas (AFRICOM Komutan Yardımcısı Andrew Young, AFRICOM İstihbarat Direktörü Tuğamiral Heidi Berg’in geçen ay Hartum’a düzenlediği ziyaret. Bu ziyarette Albay Karns da bulunuyordu) daha fazla işbirliği ve desteğin gerçekleşebileceği alanların tespiti ve anlama yolunda olumlu bir adım oldu. Ek ziyaretler gerçekleşecek. Biz, karşılıklı ziyaretler ve eğitim fırsatlarını inceliyoruz. İşbirliği başka alanlar da var. Bunlar inceleniyor. Bu alanlar, karşılıklı bilgi alışverişini artırma ve bölgesel tehditler ile güvenlik ihtiyaçlarını ele alma noktasında daha güçlü bölgesel işbirliği ve eşgüdümün sağlanmasını içeriyor. Sudan hükümet ve askeri kurumlarını canlandırmak ve güçlendirmek istiyor. Sudan’ın 2020’de terörü destekleyen devletler listesinden çıkarılmasının ardından şu an ortaklık yolları mevcut. Ziyaretimiz gelecekteki işbirliği ve temas için başlangıç teşkil etti. AFRICOM stratejik bir şekilde AFRICOM ortaklarının kurumlarını ve kapasitelerini güçlendirme konusunda yardım sunmaya ve buna paralel olarak, kıtada güvenlik ve istikrarın sağlanmasını kolaylaştıran diğer küresel ortakların çabalarını desteklemeye odaklandı. Sudan ile girilen süreç, ABD ve Sudan arasındaki ortaklık için yeni bir başlangıcı temsil ediyor.”
Karns, Rusya’nın özellikle Port Sudan şehrinde donanma üssü kurma sürecinde Sudan’la ilişkileri güçlendirme çabası hakkında ne düşündüğü sorusuna, “Rusya’nın Sudan’daki varlığını artırma arzusuyla ilgili yazılıp çizilenlerin farkındayız. Bu konuda daha fazla bilgi için Sudan hükümetine başvurmanızı öneririz. Sudan egemen bir ülke olarak, diğer ülkelerle ilişki kuracak ve ülke çıkarı için en iyi hizmeti sunacağını düşündüğü kararlar alacak” diye yanıt verdi.

Kongo Demokratik Cumhuriyeti
AFRICOM Komutan Yardımcısı Andrew Young ve AFRICOM İstihbarat Direktörü Tuğamiral Heidi Berg’in yer aldığı heyetin Sudan’ın ardından Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ne düzenlediği ziyarete değinen Albay Karns, DEAŞ ile irtibatlı örgütlerin faaliyetlerine karşı koymak için ‘bölgesel ve küresel bir yaklaşıma’ ihtiyaç olduğunu ve ayrıca Rus paralı askerlerin Afrika Kıtası’ndaki faaliyetlerinin Washington için endişe oluşturduğunu söyledi.  Karns, “Rus paralı askerlerin Afrika’nın herhangi bir yerinde bulunması bir endişe kaynağıdır. Çünkü onlar hükümetleri zayıflatıyorlar. Rus özel güvenlik şirketlerinin faaliyetlerinin, Afrika ülkelerinin hükümet, savunma ve güvenlik alanında kat ettikleri ilerlemeye parazit oluşturmaması önemlidir. Bu şirketlerin çalışmaları, ABD’nin ve Afrika ülkelerindeki Afrikalı ortaklarının, Silahlı Kuvvetleri sivil yönetime tabi tutma, hesap verebilirlik ve şeffaflık çabalarını baltalıyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile temasımız, ortak ilgi alanlarıyla ilgili farkındalık ve ortaklığı daha fazla güçlendirme arzusuyla sonuçlandı. Bu temas, DEAŞ gibi örgütlerin ve bölgesel kötü niyetli aktörlerin etkilerinin kökünü kazımak için bölgesel güvenlik işbirliği ihtiyacına ışık tuttu. Bölgedeki DEAŞ’ın etkisinin artması, örgütü gözetleme altına almayı, güçlü bölgesel işbirliğini ve örgüt şebekelerine baskı uygulamayı gerektiriyor. Afrika’nın DEAŞ için güvenli bir sığınağa dönüşmesine izin vermek mümkün değil. Bölgesel kötü niyetli aktörlerin yaptıkları şeyleri ve aynı zamanda suç ve terör faaliyetlerini engellemek için bölgesel ve küresel bir yaklaşım gerekli” ifadelerini kullandı.
Albay Karns, Rus paralı askerlerin Afrika Kıtası’nda oynadığı role ilişkin şunları kaydetti:
“Daimi bir endişeye neden olan bir mesele var o da Rus özel askeri grubu Wagner ile ilgili. Bu grup menfaat için çabalıyor ve genellikle kendisini görevlendiren Afrikalı ülkelerin aleyhine olan özel çıkarlarının peşine düşüyor. (Afrikalı) devletlerin Wagner gruplarını görevlendirmek ve vahşi uygulamalarına maruz kalmak yerine kendi güvenlik kapasitelerini inşa etmesi ve güçlendirmesi önemlidir. Rusya Afrika ülkeleriyle ilişkisini, (bu ülkelere) koridor açmak, küresel gücünün kapasite imajını güçlendirmek, silah satışlarını artırmak ve aynı zamanda madenler ile diğer ham maddelere erişmek için artırdı. Buna karşılık AFRICOM’un temel hedefi, ortaklarımızın güvenlik güçlerini takviye etmek ve bölgesel istikrar ile güvenliği daha da güçlendirmektir. Bu, ekonomik kalkınmaya ve refaha öncülük eder. Biz, ortaklarımızla birlikte sınır ötesi tehditlere ve kötü niyetli aktörlere karşı koymak için çalışmayı dört gözle bekliyoruz. ABD, Afrikalı ortaklarımızın vatandaşlarının güvenlik ve istikrarını sağlamalarını desteklemek amacıyla ekonomik ve diplomatik kaynaklar ve araçlar da dahil ABD hükümetinin sahip olduğu tüm kaynak ve araçları kullanıyor.  Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile ortaklığımızı derinleştirme olasılıklarından mutluyuz. Güven ve şeffaflık üzerine bir ilişki inşa edeceğiz ve Afrika’da güvenlik, barış ve refahın güvence altına alınmasına karşılıklı bağlı kalacağız.”

Libya
ABD’nin, Rusya’nın Wagner aracılığıyla Libya’da oynadığı rolden endişe duyduğunu belirten Karns, “Wagner gibi gruplar Libya barış sürecine müdahale etmeye ve baltalamaya devam ediyor. AFRICOM, Libya’daki yabancı askeri müdahaleye karşıdır. AFRICOM, paralı askerlerin ve yabancı askeri güçlerin derhal Libya’dan çekilmesi de dahil olmak üzere Libya’daki ateşkes anlaşmasını güçlü bir şekilde destekliyor. Bu anlaşma, şu anda Wagner grubundan yaklaşık 2 bin savaşının olduğunu tahmin ettiğimiz Libya’da konuşlu Rusya’nın vekil güçlerinin (Libya’yı) terk etmesi ihtiyacını içeriyor” diye konuştu.

Somali – Sahel ülkeleri – Mozambik
AFRICOM Yetkilisi, ABD’nin bu yılın başında Somali’deki güçlerini çekmesinin ardından şu anda Somali’de durumun nasıl olduğu sorusuna, bu çekilmeye rağmen ABD’nin, El Kaide’nin Afrika’nın doğu şubesi Eş-Şebab Hareketi’nin faaliyetlerine karşı koymaya devam etme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı yanıtını verdi. Karns, “AFRICOM, Eş-Şebab ağlarına baskıyı sürdürmeyi sağlamak ve görevinin hedeflerini gerçekleştirmek için uyum sağlamaya devam ediyor. Bu hareketin ağlarını yok etme konusundaki küresel ve bölgesel yaklaşımın bir parçası olarak Eş-Şebab’ı izole etmek ve üzerindeki baskıyı sürdürmek için çalışırken, katılımımız çeşitli şekillerde devam edecek” dedi.
ABD’li Albay ayrıca Sahel ülkelerinde El Kaide ve DEAŞ’a karşı operasyonlara ülkesinin öncülük etmediğine işaret ederek, ABD’nin Sahel ülkelerinde El Kaide ve DEAŞ’a karşı baskıyı sürdürdüğünü söyledi. Karns, “ABD, Sahel’de (DEAŞ ve El Kaide’ye karşı koymada) liderlik görevi üstlenmiyor. Fakat destekleyici bir rol oynuyoruz. Fransızlara ve Afrikalı ortaklara çeşitli şekillerde destek sunuyoruz. Bu destek, istihbarat bilgileri sağlamak, havada yakıt ikmali, hava taşımacılığı ve eğitimi içeriyor. (Afrikalı) hükümetlerle ve çeşitli kurumlarıyla iletişim kurmak ve radikalizme sebep olan etkenlere karşı koymak için ortaklarla çalışmak üzerine kurulan stratejimizdeki merkezi yaklaşım devam ediyor” dedi.
DEAŞ’ın Mozambik’in kuzeyindeki önemli bölgeleri kontrol altına alması sonrasında ülkedeki mevcut duruma değinen Albay Karns, “ABD, Mozambik’te DEAŞ’ı izlemeye devam ediyor. Her nerede olursa olsun (DEAŞ) başını uzattığında, Afrikalı ortakların bu tehlikeli terör örgütünün kök salmasını ve etkisini genişletmesini engellemek için baskı uygulaması önemli olacaktır. Bölgesel işbirliği ve küresel ortaklık, DEAŞ’ın Afrika ülkelerinde faaliyet ve eylem gerçekleştirme kabiliyetini engellemek ve yok etmek için önemli olacak” şeklinde konuştu.



Yemen hükümet güçlerinden Husilere yönelik saldırılar

Husilerin yükselttiği gerilim, Yemen’in farklı bölgelerinde binlerce ailenin yerinden edilmesine yol açtı. (AFP)
Husilerin yükselttiği gerilim, Yemen’in farklı bölgelerinde binlerce ailenin yerinden edilmesine yol açtı. (AFP)
TT

Yemen hükümet güçlerinden Husilere yönelik saldırılar

Husilerin yükselttiği gerilim, Yemen’in farklı bölgelerinde binlerce ailenin yerinden edilmesine yol açtı. (AFP)
Husilerin yükselttiği gerilim, Yemen’in farklı bölgelerinde binlerce ailenin yerinden edilmesine yol açtı. (AFP)

Yemen hükümet güçleri dün, Husilerin çeşitli cephelerdeki mevzileri ve askeri yığınaklarına yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. Bu gelişme, Husilerin Marib ve Taiz’deki askeri hareketliliğini artırdığı ve Cevf vilayetinde kuşatma altındaki unsurları üzerindeki baskının sürdüğü bir dönemde yaşandı.

Askeri kaynaklara göre hava saldırıları, topçu ateşi ve insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlenen operasyonlarda, güney, kuzey ve batı cephelerindeki Husilere ait mevziler ve toplanma noktaları hedef alındı. Husiler ise Sana’dan onlarca araç ve personelden oluşan takviye birliklerini vilayete sevk etti.

Cevf’te hükümet güçleri, Husilere bağlı unsurları Labanat Askeri Kampı içinde altıncı gününde de kuşatma altında tutmaya devam etti. Bunun yanı sıra el-Hazm kentinin doğusundaki Husilere ait takviye birlikleri ve mevziler hedef alındı. Operasyonların, son günlerde elde edilen saha kazanımlarının pekiştirilmesini amaçladığı ifade edildi.

Taiz’de ise saha kaynakları Şarku’l Avsat’a Husilerin Samia, ed-Dimne, eEr-Rahide ve Cebel Habeşi’nin bazı bölgelerinde askeri yığınak yaptığını bildirdi. Vilayetin batısında çatışmalar ve Husilere yönelik askeri baskı sürerken, Batı Sahili’nde düzenlenen hava saldırıları el-Muha ve Zubab’daki Husilere ait mevzilere odaklandı. Saldırılarda liman, havaalanı ve Nar Dağı’nın yanı sıra “Babülmendeb”e giden yoldaki askeri hareketlilik de hedef alındı.


En az bin 400 kişi çatışmalardan kaçarak Yemen’den Cibuti’ye sığındı

Husilerin Hudeyde vilayetindeki el-Huha ve el-Muha kentlerine yönelik saldırılarından kaçarak Aden’e gelen Yemenli yerinden edilmiş kişiler, geçici bir barınakta. (AP)
Husilerin Hudeyde vilayetindeki el-Huha ve el-Muha kentlerine yönelik saldırılarından kaçarak Aden’e gelen Yemenli yerinden edilmiş kişiler, geçici bir barınakta. (AP)
TT

En az bin 400 kişi çatışmalardan kaçarak Yemen’den Cibuti’ye sığındı

Husilerin Hudeyde vilayetindeki el-Huha ve el-Muha kentlerine yönelik saldırılarından kaçarak Aden’e gelen Yemenli yerinden edilmiş kişiler, geçici bir barınakta. (AP)
Husilerin Hudeyde vilayetindeki el-Huha ve el-Muha kentlerine yönelik saldırılarından kaçarak Aden’e gelen Yemenli yerinden edilmiş kişiler, geçici bir barınakta. (AP)

Cibuti makamları, Yemen hükümet güçleri ile Husiler arasında eylül ayından bu yana devam eden çatışmalar nedeniyle, yaklaşık bin 400 kişinin Yemen’den Cibuti’ye kaçtığını açıkladı.

Yemen’de 2014’ten bu yana hükümet güçleri ile ülkenin geniş kesimlerini, başkent Sana dahil, kontrolü altında tutan Husiler arasında savaş devam ediyor.

Husiler, bir hafta süren sürpriz saldırının ardından cuma günü Yemen’in Kızıldeniz kıyısındaki batı sahillerinin kontrolünü ele geçirdi.

Husiler ayrıca, savaşın başlamasının ardından İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla önemi daha da artan ve deniz taşımacılığı açısından kritik bir geçiş noktası olan Babülmendeb bölgesindeki dört adayı da kontrol altına aldı.

Husilerin perşembe günü el-Muha kentini ele geçirmesi, kentin güneyindeki diğer kıyı bölgelerine doğru ilerlemelerinin önünü açtı.

Cibuti Ekonomi Bakanı İlyas Musa Duvale, X platformundaki paylaşımında, “Son 24 saat içinde Yemen’den bin 400 mülteci Cibuti’ye ulaştı” ifadelerini kullandı.

Yemen’in karşısında, Afrika Boynuzu bölgesinde yer alan küçük bir ülke olan Cibuti, Aden Körfezi ile Kızıldeniz’i birbirine bağlayan ve Asya ile Avrupa arasındaki ticaretin önemli bir bölümünün geçtiği Babülmendeb Boğazı’na hâkim konumda bulunuyor.

Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM) insani yardım koordinatörü Safiye İbrahim yaptığı açıklamada, gelenler arasında “kadınlar ve çocukların” da bulunduğunu belirtti.

İbrahim, yerinden edilen kişilerin Cibuti’nin kuzeyindeki Obok’a ulaştığını ve “önümüzdeki günlerde daha fazla kişinin gelmesinin beklendiğini” söyledi.

Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Göç Örgütü, temmuz ayından beri Yemen’deen az 76.000 kişinin yerinden edildiğini bildirdi.

Kuruluş, bu kişilerin dörtte birinin geçtiğimiz hafta içinde yerinden edildiğini kaydetti.


Avn, Lübnan’ın güneyinde devletin varlığını güçlendirmeyi sürdürüyor

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, dün Nabatiye kentine gerçekleştirdiği inceleme ziyaretinde. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, dün Nabatiye kentine gerçekleştirdiği inceleme ziyaretinde. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Avn, Lübnan’ın güneyinde devletin varlığını güçlendirmeyi sürdürüyor

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, dün Nabatiye kentine gerçekleştirdiği inceleme ziyaretinde. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, dün Nabatiye kentine gerçekleştirdiği inceleme ziyaretinde. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ülkenin güneyinde devletin varlığını güçlendirmeye yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Avn dün, İsrail tarafından havaya uçurulan Ali et-Tahir Tepesi’nin yakınındaki Nabatiye kentini ve ilk pilot bölgelerden biri olan Batı Zavtar beldesini ziyaret etti. Güney Lübnan halkının yanında olacaklarını belirten Avn, “Sizi asla yalnız bırakmayacağız” mesajı verdi.

Ziyareti sırasında kendisini karşılayan bölge sakinleriyle dayanışma içinde olduğunu ifade eden Avn, “Güney halkının, özellikle de Nabatiye halkının gösterdiği direniş bizim için en büyük onur nişanıdır. Savaşa rağmen burada kalmaları, dünyaya bu toplumun ve halkın yeniden ayağa kalkabileceği ve her zaman ayakta kalabileceği yönünde verilen en güçlü mesajdır” dedi.

Avn, “Güney Lübnan’da yaşayan herkesin güven içinde yaşaması ve evini, bir daha yıkılmayacağından emin olarak inşa etmesi hakkıdır” ifadelerini kullandı.

İsrail’in çekilmesi, esirlerin ve yerinden edilen Lübnanlıların geri dönmesi ile yeniden imar sürecinin “ulusal sabiteler” olduğunu belirten Avn, devletin bunları hayata geçirmek için çalışacağını söyledi. Avn, bunların “herkesin üzerinde uzlaştığı ortak bir hedef” olduğunu vurguladı.

Avn ayrıca Nabatiye çarşısında yürüyerek yaptığı gezinti sırasında karşılaştığı bölge sakinlerine, ziyaretinin amacının ihtiyaçlarını yerinde tespit etmek ve bunları ilgili bakanlıklar ile kamu kurumlarıyla birlikte karşılamak olduğunu söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Hizbullah, ziyareti boykot etti. Örgütün siyasi temsilcilerinden hiçbiri Cumhurbaşkanı Avn’ı karşılamaya katılmadı.