AFRICOM: Sudan ile güvenlik ortaklığı ve işbirliğini yenilemek için sabırsızlanıyoruz

AFRICOM İstihbarat Direktörü Tuğamiral Heidi Berg, geçen ay Hartum’a gerçekleştirdiği ziyarette Sudan ordusundan bir komutanla konuşurken (AFRICOM)
AFRICOM İstihbarat Direktörü Tuğamiral Heidi Berg, geçen ay Hartum’a gerçekleştirdiği ziyarette Sudan ordusundan bir komutanla konuşurken (AFRICOM)
TT

AFRICOM: Sudan ile güvenlik ortaklığı ve işbirliğini yenilemek için sabırsızlanıyoruz

AFRICOM İstihbarat Direktörü Tuğamiral Heidi Berg, geçen ay Hartum’a gerçekleştirdiği ziyarette Sudan ordusundan bir komutanla konuşurken (AFRICOM)
AFRICOM İstihbarat Direktörü Tuğamiral Heidi Berg, geçen ay Hartum’a gerçekleştirdiği ziyarette Sudan ordusundan bir komutanla konuşurken (AFRICOM)

ABD’nin yeni Başkanı Joe Biden, Donald Trump başkanlığındaki eski yönetimden ülkenin dış politikasıyla ilgili bir dizi sıcak dosya teslim aldı. Bu dosyaların bazıları Afrika kıtasına odaklanıyor. Zira DEAŞ ve El Kaide örgütleri Sahel ülkeleri, Somali ve Mozambik başta olmak üzere kıtadaki faaliyetlerine hız vermiş durumda. Bu faaliyetlerin bazıları aynı zamanda Rusya’nın, örneğin Libya ve Sudan’da nüfuz alanını genişletmek istemesiyle bağlantılı. Ancak her dosya ‘sıcak dosyalar’ kategorisine dahil değil. Sudan halihazırda, ülkedeki eski rejimin radikal İslami örgütlerle ilişkisi nedeniyle ihtilafla geçen on yıllardan sonra Hartum’da kurulan yeni yönetimle ilişkilere önem veren ABD’nin nüfuzunu artırması için bir fırsat teşkil ediyor.
ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) Kara Kıta’daki fırsatlara ve zorluklara nasıl yaklaşıyor? Sudan’dan ne istiyor? Libya’daki hedef ne? Çölün ardındaki Sahel ülkelerinde rolü nedir? Mozambik’te DEAŞ’ın genişlemesini engellemek için neler yapıyor? Somali’den çekilmesinin ardından, El Kaide’nin Afrika’nın doğu şubesi Eş Şebab ile mücadeleden vazgeçer mi?
Şarku’l Avsat, tüm bu meseleleri AFRICOM Halkla İlişkiler Direktörü ve ABD Hava Kuvvetleri Albayı Christopher Karns ile görüştü.
ABD’nin Sudan ile yeni ilişkilere verdiği önemi gizlemeyen Albay Karns, geçen yıl Sudan’ın teröre destek veren devletler listesinden çıkarılmasının ardından Hartum ile ortaklığı yenilemek istediklerini söyledi.
Karns, konuşmasına şu ifadelerle başladı:
“Sudan ile güvenlik ortaklığımızı ve işbirliğimizi tazelemek için sabırsızlanıyoruz. AFRICOM, Sudan güçlerini profesyonelleştirme çabalarında Sudan’a daha fazla destek vermeyi, bölgesel istikrar ve güvenliği güçlendirmeyi, hukukun üstünlüğü alanında ilerleyişi, Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin sivilleri yöneten hükümete ve Sudan halkına karşı sorumluluğunu ve şeffaflığını sağlamayı dört gözle bekliyoruz. Son temas (AFRICOM Komutan Yardımcısı Andrew Young, AFRICOM İstihbarat Direktörü Tuğamiral Heidi Berg’in geçen ay Hartum’a düzenlediği ziyaret. Bu ziyarette Albay Karns da bulunuyordu) daha fazla işbirliği ve desteğin gerçekleşebileceği alanların tespiti ve anlama yolunda olumlu bir adım oldu. Ek ziyaretler gerçekleşecek. Biz, karşılıklı ziyaretler ve eğitim fırsatlarını inceliyoruz. İşbirliği başka alanlar da var. Bunlar inceleniyor. Bu alanlar, karşılıklı bilgi alışverişini artırma ve bölgesel tehditler ile güvenlik ihtiyaçlarını ele alma noktasında daha güçlü bölgesel işbirliği ve eşgüdümün sağlanmasını içeriyor. Sudan hükümet ve askeri kurumlarını canlandırmak ve güçlendirmek istiyor. Sudan’ın 2020’de terörü destekleyen devletler listesinden çıkarılmasının ardından şu an ortaklık yolları mevcut. Ziyaretimiz gelecekteki işbirliği ve temas için başlangıç teşkil etti. AFRICOM stratejik bir şekilde AFRICOM ortaklarının kurumlarını ve kapasitelerini güçlendirme konusunda yardım sunmaya ve buna paralel olarak, kıtada güvenlik ve istikrarın sağlanmasını kolaylaştıran diğer küresel ortakların çabalarını desteklemeye odaklandı. Sudan ile girilen süreç, ABD ve Sudan arasındaki ortaklık için yeni bir başlangıcı temsil ediyor.”
Karns, Rusya’nın özellikle Port Sudan şehrinde donanma üssü kurma sürecinde Sudan’la ilişkileri güçlendirme çabası hakkında ne düşündüğü sorusuna, “Rusya’nın Sudan’daki varlığını artırma arzusuyla ilgili yazılıp çizilenlerin farkındayız. Bu konuda daha fazla bilgi için Sudan hükümetine başvurmanızı öneririz. Sudan egemen bir ülke olarak, diğer ülkelerle ilişki kuracak ve ülke çıkarı için en iyi hizmeti sunacağını düşündüğü kararlar alacak” diye yanıt verdi.

Kongo Demokratik Cumhuriyeti
AFRICOM Komutan Yardımcısı Andrew Young ve AFRICOM İstihbarat Direktörü Tuğamiral Heidi Berg’in yer aldığı heyetin Sudan’ın ardından Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ne düzenlediği ziyarete değinen Albay Karns, DEAŞ ile irtibatlı örgütlerin faaliyetlerine karşı koymak için ‘bölgesel ve küresel bir yaklaşıma’ ihtiyaç olduğunu ve ayrıca Rus paralı askerlerin Afrika Kıtası’ndaki faaliyetlerinin Washington için endişe oluşturduğunu söyledi.  Karns, “Rus paralı askerlerin Afrika’nın herhangi bir yerinde bulunması bir endişe kaynağıdır. Çünkü onlar hükümetleri zayıflatıyorlar. Rus özel güvenlik şirketlerinin faaliyetlerinin, Afrika ülkelerinin hükümet, savunma ve güvenlik alanında kat ettikleri ilerlemeye parazit oluşturmaması önemlidir. Bu şirketlerin çalışmaları, ABD’nin ve Afrika ülkelerindeki Afrikalı ortaklarının, Silahlı Kuvvetleri sivil yönetime tabi tutma, hesap verebilirlik ve şeffaflık çabalarını baltalıyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile temasımız, ortak ilgi alanlarıyla ilgili farkındalık ve ortaklığı daha fazla güçlendirme arzusuyla sonuçlandı. Bu temas, DEAŞ gibi örgütlerin ve bölgesel kötü niyetli aktörlerin etkilerinin kökünü kazımak için bölgesel güvenlik işbirliği ihtiyacına ışık tuttu. Bölgedeki DEAŞ’ın etkisinin artması, örgütü gözetleme altına almayı, güçlü bölgesel işbirliğini ve örgüt şebekelerine baskı uygulamayı gerektiriyor. Afrika’nın DEAŞ için güvenli bir sığınağa dönüşmesine izin vermek mümkün değil. Bölgesel kötü niyetli aktörlerin yaptıkları şeyleri ve aynı zamanda suç ve terör faaliyetlerini engellemek için bölgesel ve küresel bir yaklaşım gerekli” ifadelerini kullandı.
Albay Karns, Rus paralı askerlerin Afrika Kıtası’nda oynadığı role ilişkin şunları kaydetti:
“Daimi bir endişeye neden olan bir mesele var o da Rus özel askeri grubu Wagner ile ilgili. Bu grup menfaat için çabalıyor ve genellikle kendisini görevlendiren Afrikalı ülkelerin aleyhine olan özel çıkarlarının peşine düşüyor. (Afrikalı) devletlerin Wagner gruplarını görevlendirmek ve vahşi uygulamalarına maruz kalmak yerine kendi güvenlik kapasitelerini inşa etmesi ve güçlendirmesi önemlidir. Rusya Afrika ülkeleriyle ilişkisini, (bu ülkelere) koridor açmak, küresel gücünün kapasite imajını güçlendirmek, silah satışlarını artırmak ve aynı zamanda madenler ile diğer ham maddelere erişmek için artırdı. Buna karşılık AFRICOM’un temel hedefi, ortaklarımızın güvenlik güçlerini takviye etmek ve bölgesel istikrar ile güvenliği daha da güçlendirmektir. Bu, ekonomik kalkınmaya ve refaha öncülük eder. Biz, ortaklarımızla birlikte sınır ötesi tehditlere ve kötü niyetli aktörlere karşı koymak için çalışmayı dört gözle bekliyoruz. ABD, Afrikalı ortaklarımızın vatandaşlarının güvenlik ve istikrarını sağlamalarını desteklemek amacıyla ekonomik ve diplomatik kaynaklar ve araçlar da dahil ABD hükümetinin sahip olduğu tüm kaynak ve araçları kullanıyor.  Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile ortaklığımızı derinleştirme olasılıklarından mutluyuz. Güven ve şeffaflık üzerine bir ilişki inşa edeceğiz ve Afrika’da güvenlik, barış ve refahın güvence altına alınmasına karşılıklı bağlı kalacağız.”

Libya
ABD’nin, Rusya’nın Wagner aracılığıyla Libya’da oynadığı rolden endişe duyduğunu belirten Karns, “Wagner gibi gruplar Libya barış sürecine müdahale etmeye ve baltalamaya devam ediyor. AFRICOM, Libya’daki yabancı askeri müdahaleye karşıdır. AFRICOM, paralı askerlerin ve yabancı askeri güçlerin derhal Libya’dan çekilmesi de dahil olmak üzere Libya’daki ateşkes anlaşmasını güçlü bir şekilde destekliyor. Bu anlaşma, şu anda Wagner grubundan yaklaşık 2 bin savaşının olduğunu tahmin ettiğimiz Libya’da konuşlu Rusya’nın vekil güçlerinin (Libya’yı) terk etmesi ihtiyacını içeriyor” diye konuştu.

Somali – Sahel ülkeleri – Mozambik
AFRICOM Yetkilisi, ABD’nin bu yılın başında Somali’deki güçlerini çekmesinin ardından şu anda Somali’de durumun nasıl olduğu sorusuna, bu çekilmeye rağmen ABD’nin, El Kaide’nin Afrika’nın doğu şubesi Eş-Şebab Hareketi’nin faaliyetlerine karşı koymaya devam etme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı yanıtını verdi. Karns, “AFRICOM, Eş-Şebab ağlarına baskıyı sürdürmeyi sağlamak ve görevinin hedeflerini gerçekleştirmek için uyum sağlamaya devam ediyor. Bu hareketin ağlarını yok etme konusundaki küresel ve bölgesel yaklaşımın bir parçası olarak Eş-Şebab’ı izole etmek ve üzerindeki baskıyı sürdürmek için çalışırken, katılımımız çeşitli şekillerde devam edecek” dedi.
ABD’li Albay ayrıca Sahel ülkelerinde El Kaide ve DEAŞ’a karşı operasyonlara ülkesinin öncülük etmediğine işaret ederek, ABD’nin Sahel ülkelerinde El Kaide ve DEAŞ’a karşı baskıyı sürdürdüğünü söyledi. Karns, “ABD, Sahel’de (DEAŞ ve El Kaide’ye karşı koymada) liderlik görevi üstlenmiyor. Fakat destekleyici bir rol oynuyoruz. Fransızlara ve Afrikalı ortaklara çeşitli şekillerde destek sunuyoruz. Bu destek, istihbarat bilgileri sağlamak, havada yakıt ikmali, hava taşımacılığı ve eğitimi içeriyor. (Afrikalı) hükümetlerle ve çeşitli kurumlarıyla iletişim kurmak ve radikalizme sebep olan etkenlere karşı koymak için ortaklarla çalışmak üzerine kurulan stratejimizdeki merkezi yaklaşım devam ediyor” dedi.
DEAŞ’ın Mozambik’in kuzeyindeki önemli bölgeleri kontrol altına alması sonrasında ülkedeki mevcut duruma değinen Albay Karns, “ABD, Mozambik’te DEAŞ’ı izlemeye devam ediyor. Her nerede olursa olsun (DEAŞ) başını uzattığında, Afrikalı ortakların bu tehlikeli terör örgütünün kök salmasını ve etkisini genişletmesini engellemek için baskı uygulaması önemli olacaktır. Bölgesel işbirliği ve küresel ortaklık, DEAŞ’ın Afrika ülkelerinde faaliyet ve eylem gerçekleştirme kabiliyetini engellemek ve yok etmek için önemli olacak” şeklinde konuştu.



Şam ile SDG arasındaki toplantı ‘somut sonuçlar’ alınamadan sona erdi

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) liderliği arasında daha önce gerçekleşen bir görüşmeden (Arşiv)
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) liderliği arasında daha önce gerçekleşen bir görüşmeden (Arşiv)
TT

Şam ile SDG arasındaki toplantı ‘somut sonuçlar’ alınamadan sona erdi

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) liderliği arasında daha önce gerçekleşen bir görüşmeden (Arşiv)
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) liderliği arasında daha önce gerçekleşen bir görüşmeden (Arşiv)

Şam’da dün yapılan ve 10 Mart Anlaşması kapsamında gerçekleştirilen görüşmelerde, tarafların kamuoyuna ilerleme içeren olumlu bir gelişme açıklayacak durumu olmadığı belirtildi. Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Şam’daki Suriye yönetimi arasında, SDG unsurlarının ulusal orduya entegrasyon sürecinin ele alındığı toplantı, mart ayında imzalanan ve uygulanması için tanınan sürenin 2025 yılı sonunda dolması nedeniyle kritik önem taşımasına rağmen, ortak bir açıklama yapılmadan sona erdi.

Hükümetten bir kaynak, Mazlum Abdi’nin de katılımıyla Şam’da yapılan ve 10 Mart Anlaşması’nın uygulanmasının takibini amaçlayan toplantıların, sahadaki uygulamayı hızlandıracak somut sonuçlar üretmediğini açıkladı.

Kaynak, Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye’ya yaptığı açıklamada, ilerleyen dönemde yeni toplantılar düzenlenmesi konusunda mutabakata varıldığını, ancak bu toplantılar için herhangi bir takvim belirlenmediğini söyledi.

Öte yandan SDG, Şam’da hükümet yetkilileriyle yapılan ve DEAŞ’la mücadele kapsamında faaliyet gösteren Birleşik Ortak Görev Gücü – Doğal Kararlılık Operasyonu’nun (CJTF–OIR) Komutanı Tuğgeneral Kevin Lambert’in de katıldığı görüşmenin sona erdiğini duyurdu. SDG’nin sosyal medya hesaplarından paylaşılan açıklamada, görüşmeye ilişkin ayrıntıların daha sonra açıklanacağı kaydedildi.

cdfgt
(soldan sağa) Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Genel Komutanlık üyesi Sozdar Derik, SDG lideri Mazlum Abdi ve SDG Genel Komutanlık Üyesi Sipan Hemo (Hawarnews)

SDG dün sabah yaptığı açıklamada, askeri entegrasyon sürecini ele almak üzere üst düzey bir heyetinin Şam’da merkezi hükümet yetkilileriyle görüştüğünü duyurdu. Kuzeydoğu Suriye’nin geniş bir bölümünü kontrol eden SDG, açıklamasında heyette Mazlum Abdi’nin yanı sıra genel komuta üyeleri Sozdar Derik ve Sipan Hemo’nun da yer aldığını bildirdi.

Verimsiz toplantı

Suriye hükümetine yakınlığıyla bilinen araştırmacı Bessam es-Süleyman, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Toplantı yapıcı değildi; çünkü SDG hâlâ oyalama taktiği izliyor” dedi. Süleyman, Suriye devletinin farklı seçenekleri değerlendirdiğini belirterek, bu tutum karşısında nasıl bir yaklaşım izleneceği sorusuna, “Büyük olasılıkla başka görüşmeler yapılacak. Devlet, müzakere baskısının sürdürülmesi de dahil olmak üzere seçenekleri açık tutmak istedi, ancak şu aşamada net bir tablo yok. Oyalama devam ederse izlenecek yaklaşım daha sonra belirlenecek” yanıtını verdi.

frgthy
Şam’daki Polis Akademisi, ‘ilk memur eğitim kursu’ için başvuruları kabul etmeye başladı. (Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye)

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi (KDSÖY) ise cumartesi günü yapılan diplomatik konseyinin yıllık toplantısında, 10 Mart Anlaşması’na bağlı kalınması ve anlaşmanın tüm maddeleriyle hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Yönetim ayrıca, anlaşma hükümlerinin sahada uygulanmasını hedefleyen diyalog ve müzakerelerin sürdürülmesi yönündeki tutumunu yineledi.

Hatırlanacağı üzere, SDG lideri Mazlum Abdi ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera tarafından 10 Mart 2025’te imzalanan anlaşma, başta KDSÖY’ye bağlı sivil ve askeri kurumların yıl sonuna kadar ulusal kurumlara entegre edilmesi olmak üzere birçok madde içeriyor. Ancak taraflar arasındaki görüş ayrılıkları, Washington öncülüğündeki baskılara rağmen, anlaşmanın uygulanmasında somut ilerleme sağlanmasını engelledi.

SDG için sınırlı seçenekler

Jusoor Araştırma Merkezi’nden Abdulvahhab Assi, SDG’nin hükümetle yürüttüğü müzakerelerde bir dizi kozu elinde tuttuğunu belirterek, bunların başında ülke topraklarının dörtte birinden fazlasını kontrol etmesi, DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’nun (DMUK) ortağı olması, Irak sınırının büyük bölümünü ve birçok sınır kapısını denetlemesi ve en önemli petrol ve doğal gaz sahalarını elinde bulundurmasının geldiğini söyledi.

Ancak Assi’ye göre SDG, bu kozlardan en önemlilerinden birini, yani DMUK’la ortaklığını kaybetti. Bu alanda Suriye hükümeti DMUK’un başlıca muhatabı haline gelirken, SDG ile yürütülen ortak operasyonlar azaldı ve Şam ile DMUK arasındaki koordinasyon arttı.

Assi, tarafların mevcut tutumları dikkate alındığında, ABD’den bu yönde bir baskı olmadığı sürece entegrasyonun yakın zamanda gerçekleşmesinin zor göründüğünü ifade etti. Assi’ye göre SDG, elinde bulundurduğu diğer baskı unsurlarıyla, özellikle saflarında bazı eski unsurların bulunması, Halep’te tansiyonu yükseltmesi ve Suveyda’da Ulusal Muhafızlar ile koordinasyonu üzerinden hükümet üzerindeki baskıyı sürdürmeye devam edecek.

dscfvgh
Suriye halkı Şam'daki bir döviz bürosunda eski paralarını yeni paralarla değiştiriyor. (EPA)

Şarku’l Avsat’ın Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye’den aktardığına göre, Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, SDG ile ilgili seçeneklerin artık sınırlı hale geldiğini belirterek, 10 Mart’ta Türkiye ve ABD gibi etkili ülkelerin huzurunda imzalanan anlaşmaya uyulmamasının sorumluluğunun SDG’ye ait olduğunu söyledi.

Zeydan, 25 Aralık’ta X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, “Herkes yeni dönemin etrafında oluşan iç birlikteliği, zaferin birinci yıl dönümü kutlamalarında açıkça görüyor. Buna, ‘yeni Suriye’nin’ uluslararası düzeyde gördüğü destek de eşlik ediyor. Bu yeni Suriye’nin temel başlığı ise inşa ve kalkınmaya yönelik gerçek yatırımdır” ifadelerini kullandı.


Hamas, Gazze’deki çetelerle ilk kez sahada çatıştı

Hamas, Gazze’deki çetelerle ilk kez sahada çatıştı
TT

Hamas, Gazze’deki çetelerle ilk kez sahada çatıştı

Hamas, Gazze’deki çetelerle ilk kez sahada çatıştı

Hamas Hareketi dün, Gazze şehrinin doğusundaki et-Tuffah Mahallesi’nde faaliyet gösteren silahlı çete üyeleriyle ilk kez doğrudan ve sahada çatışmaya girdi. İsrail’in kontrolündeki bölgelerde bulunan Filistinli Rami Halas liderliğindeki bir grup, Filistinlilere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı ve son günlerde en az iki kişiyi öldürdü.

Şarku’l Avsat’a konuşan sahadaki kaynaklar, Halas çetesinin üyeleri Sarı Hattın batısındaki et-Tuffah Mahallesi’ndeki Sanfur Kavşağı’na doğru ilerlediklerini, burada Hamas üyeleriyle karşılaştıklarını ve 20 dakikadan fazla süren bir çatışmanın yaşandığını, ardından saldırganların geri çekildiğini söyledi.

Kaynaklar, çatışmaların İsrail’e ait insansız hava araçları (İHA) bölgenin üzerinde uçarken meydana geldiğini belirterek, ‘çatışmaların sona ermesinin hemen ardından İHA’ların aynı bölge ve çevresindeki evlere bomba attığını’ da kaydetti.


Hadramut ve el-Mehra, yeniden Yemen'in meşru hükümetinin kontrolünde

Vatan Kalkanı Operasyonu kapsamında dün Mukalla şehrine meşru güçler konuşlandırıldı (Reuters)
Vatan Kalkanı Operasyonu kapsamında dün Mukalla şehrine meşru güçler konuşlandırıldı (Reuters)
TT

Hadramut ve el-Mehra, yeniden Yemen'in meşru hükümetinin kontrolünde

Vatan Kalkanı Operasyonu kapsamında dün Mukalla şehrine meşru güçler konuşlandırıldı (Reuters)
Vatan Kalkanı Operasyonu kapsamında dün Mukalla şehrine meşru güçler konuşlandırıldı (Reuters)

Yemen'in doğusundaki Hadramut ve el-Mehra illeri, Hadramut Valisi Salim el-Hanbaşi liderliğindeki Vatan Kalkanı Güçleri tarafından yürütülen ‘askeri mevzilerin ele geçirilmesi’ operasyonu sonrasında, yeniden uluslararası toplum tarafından tanınan hükümetin kontrolüne geçti. Bu operasyon, Güney Geçiş Konseyi (GGK) güçlerinin rekor sürede geri çekilmesiyle sonuçlandı.

Yemen Cumhurbaşkanı, Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Dr. Reşad el-Alimi, Hadramut ve el-Mehra illerinin halkını, yerel yetkililerin liderliğini ve Vatan Kalkanı Güçlerini tebrik etti. Her iki ilde askeri mevzilerin ele geçirilmesinin, beklentileri aşan, hızlı ve verimli bir şekilde gerçekleştirilmesi, güvenliğin ve istikrarın pekiştirilmesine ve sivil barışın korunmasına katkıda bulunması nedeniyle tebrik etti.

Bu başarının, yerel toplulukların devlet ve kurumları etrafında bir araya geldiğinin bir göstergesi olduğunu söyleyen Alimi, yeni bir birlikte yaşama aşaması, hizmetlerin yeniden başlaması ve vatandaşların yaşam koşullarının iyileştirilmesi için temel oluşturduğunu belirtti.

Alimi ayrıca, Suudi Arabistan liderliğindeki Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'na bağlı ortak güçlerin çabalarını büyük bir övgüyle karşıladı.

Alimi, bu güçlerin, askeri mevzilerin ele geçirilmesi, gerilimin azaltılması, sivillerin korunması ve operasyonun uluslararası hukuk ve normlar çerçevesinde başarıyla gerçekleştirilmesinde belirleyici bir rol oynadığını vurguladı.

Sahada ise vatandaşlar tarafından sıcak bir şekilde karşılanan Vatan Kalkanı Güçleri, Hadrami Elit Güçlerinin desteğiyle Mukalla şehrinde konuşlandırıldı. Vatan Kalkanı Güçleri, burada Merkez Bankası, yerel yönetim binası ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı gibi hayati öneme sahip kurumların güvenliğini sağladı.

Hadramut Valisi Salim el-Hanbaşi, askeri mevzilerin ele geçirilmesinin çok sınırlı kayıplarla verimli ve hızlı bir şekilde gerçekleştirildiğini vurguladı. Stratejik öneme sahip Sayun şehrine gelen Vali Hanbaşi, burada yaptığı basın açıklamasında, “Zarar çok sınırlıydı ve sorunu siyasi yollarla çözmeyi umuyorduk, ancak onları rekor sürede uzaklaştırmak için zorlayıcı güç kullanmak zorunda kaldık” ifadelerini kullandı.