AFRICOM: Sudan ile güvenlik ortaklığı ve işbirliğini yenilemek için sabırsızlanıyoruz

AFRICOM İstihbarat Direktörü Tuğamiral Heidi Berg, geçen ay Hartum’a gerçekleştirdiği ziyarette Sudan ordusundan bir komutanla konuşurken (AFRICOM)
AFRICOM İstihbarat Direktörü Tuğamiral Heidi Berg, geçen ay Hartum’a gerçekleştirdiği ziyarette Sudan ordusundan bir komutanla konuşurken (AFRICOM)
TT

AFRICOM: Sudan ile güvenlik ortaklığı ve işbirliğini yenilemek için sabırsızlanıyoruz

AFRICOM İstihbarat Direktörü Tuğamiral Heidi Berg, geçen ay Hartum’a gerçekleştirdiği ziyarette Sudan ordusundan bir komutanla konuşurken (AFRICOM)
AFRICOM İstihbarat Direktörü Tuğamiral Heidi Berg, geçen ay Hartum’a gerçekleştirdiği ziyarette Sudan ordusundan bir komutanla konuşurken (AFRICOM)

ABD’nin yeni Başkanı Joe Biden, Donald Trump başkanlığındaki eski yönetimden ülkenin dış politikasıyla ilgili bir dizi sıcak dosya teslim aldı. Bu dosyaların bazıları Afrika kıtasına odaklanıyor. Zira DEAŞ ve El Kaide örgütleri Sahel ülkeleri, Somali ve Mozambik başta olmak üzere kıtadaki faaliyetlerine hız vermiş durumda. Bu faaliyetlerin bazıları aynı zamanda Rusya’nın, örneğin Libya ve Sudan’da nüfuz alanını genişletmek istemesiyle bağlantılı. Ancak her dosya ‘sıcak dosyalar’ kategorisine dahil değil. Sudan halihazırda, ülkedeki eski rejimin radikal İslami örgütlerle ilişkisi nedeniyle ihtilafla geçen on yıllardan sonra Hartum’da kurulan yeni yönetimle ilişkilere önem veren ABD’nin nüfuzunu artırması için bir fırsat teşkil ediyor.
ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) Kara Kıta’daki fırsatlara ve zorluklara nasıl yaklaşıyor? Sudan’dan ne istiyor? Libya’daki hedef ne? Çölün ardındaki Sahel ülkelerinde rolü nedir? Mozambik’te DEAŞ’ın genişlemesini engellemek için neler yapıyor? Somali’den çekilmesinin ardından, El Kaide’nin Afrika’nın doğu şubesi Eş Şebab ile mücadeleden vazgeçer mi?
Şarku’l Avsat, tüm bu meseleleri AFRICOM Halkla İlişkiler Direktörü ve ABD Hava Kuvvetleri Albayı Christopher Karns ile görüştü.
ABD’nin Sudan ile yeni ilişkilere verdiği önemi gizlemeyen Albay Karns, geçen yıl Sudan’ın teröre destek veren devletler listesinden çıkarılmasının ardından Hartum ile ortaklığı yenilemek istediklerini söyledi.
Karns, konuşmasına şu ifadelerle başladı:
“Sudan ile güvenlik ortaklığımızı ve işbirliğimizi tazelemek için sabırsızlanıyoruz. AFRICOM, Sudan güçlerini profesyonelleştirme çabalarında Sudan’a daha fazla destek vermeyi, bölgesel istikrar ve güvenliği güçlendirmeyi, hukukun üstünlüğü alanında ilerleyişi, Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin sivilleri yöneten hükümete ve Sudan halkına karşı sorumluluğunu ve şeffaflığını sağlamayı dört gözle bekliyoruz. Son temas (AFRICOM Komutan Yardımcısı Andrew Young, AFRICOM İstihbarat Direktörü Tuğamiral Heidi Berg’in geçen ay Hartum’a düzenlediği ziyaret. Bu ziyarette Albay Karns da bulunuyordu) daha fazla işbirliği ve desteğin gerçekleşebileceği alanların tespiti ve anlama yolunda olumlu bir adım oldu. Ek ziyaretler gerçekleşecek. Biz, karşılıklı ziyaretler ve eğitim fırsatlarını inceliyoruz. İşbirliği başka alanlar da var. Bunlar inceleniyor. Bu alanlar, karşılıklı bilgi alışverişini artırma ve bölgesel tehditler ile güvenlik ihtiyaçlarını ele alma noktasında daha güçlü bölgesel işbirliği ve eşgüdümün sağlanmasını içeriyor. Sudan hükümet ve askeri kurumlarını canlandırmak ve güçlendirmek istiyor. Sudan’ın 2020’de terörü destekleyen devletler listesinden çıkarılmasının ardından şu an ortaklık yolları mevcut. Ziyaretimiz gelecekteki işbirliği ve temas için başlangıç teşkil etti. AFRICOM stratejik bir şekilde AFRICOM ortaklarının kurumlarını ve kapasitelerini güçlendirme konusunda yardım sunmaya ve buna paralel olarak, kıtada güvenlik ve istikrarın sağlanmasını kolaylaştıran diğer küresel ortakların çabalarını desteklemeye odaklandı. Sudan ile girilen süreç, ABD ve Sudan arasındaki ortaklık için yeni bir başlangıcı temsil ediyor.”
Karns, Rusya’nın özellikle Port Sudan şehrinde donanma üssü kurma sürecinde Sudan’la ilişkileri güçlendirme çabası hakkında ne düşündüğü sorusuna, “Rusya’nın Sudan’daki varlığını artırma arzusuyla ilgili yazılıp çizilenlerin farkındayız. Bu konuda daha fazla bilgi için Sudan hükümetine başvurmanızı öneririz. Sudan egemen bir ülke olarak, diğer ülkelerle ilişki kuracak ve ülke çıkarı için en iyi hizmeti sunacağını düşündüğü kararlar alacak” diye yanıt verdi.

Kongo Demokratik Cumhuriyeti
AFRICOM Komutan Yardımcısı Andrew Young ve AFRICOM İstihbarat Direktörü Tuğamiral Heidi Berg’in yer aldığı heyetin Sudan’ın ardından Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ne düzenlediği ziyarete değinen Albay Karns, DEAŞ ile irtibatlı örgütlerin faaliyetlerine karşı koymak için ‘bölgesel ve küresel bir yaklaşıma’ ihtiyaç olduğunu ve ayrıca Rus paralı askerlerin Afrika Kıtası’ndaki faaliyetlerinin Washington için endişe oluşturduğunu söyledi.  Karns, “Rus paralı askerlerin Afrika’nın herhangi bir yerinde bulunması bir endişe kaynağıdır. Çünkü onlar hükümetleri zayıflatıyorlar. Rus özel güvenlik şirketlerinin faaliyetlerinin, Afrika ülkelerinin hükümet, savunma ve güvenlik alanında kat ettikleri ilerlemeye parazit oluşturmaması önemlidir. Bu şirketlerin çalışmaları, ABD’nin ve Afrika ülkelerindeki Afrikalı ortaklarının, Silahlı Kuvvetleri sivil yönetime tabi tutma, hesap verebilirlik ve şeffaflık çabalarını baltalıyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile temasımız, ortak ilgi alanlarıyla ilgili farkındalık ve ortaklığı daha fazla güçlendirme arzusuyla sonuçlandı. Bu temas, DEAŞ gibi örgütlerin ve bölgesel kötü niyetli aktörlerin etkilerinin kökünü kazımak için bölgesel güvenlik işbirliği ihtiyacına ışık tuttu. Bölgedeki DEAŞ’ın etkisinin artması, örgütü gözetleme altına almayı, güçlü bölgesel işbirliğini ve örgüt şebekelerine baskı uygulamayı gerektiriyor. Afrika’nın DEAŞ için güvenli bir sığınağa dönüşmesine izin vermek mümkün değil. Bölgesel kötü niyetli aktörlerin yaptıkları şeyleri ve aynı zamanda suç ve terör faaliyetlerini engellemek için bölgesel ve küresel bir yaklaşım gerekli” ifadelerini kullandı.
Albay Karns, Rus paralı askerlerin Afrika Kıtası’nda oynadığı role ilişkin şunları kaydetti:
“Daimi bir endişeye neden olan bir mesele var o da Rus özel askeri grubu Wagner ile ilgili. Bu grup menfaat için çabalıyor ve genellikle kendisini görevlendiren Afrikalı ülkelerin aleyhine olan özel çıkarlarının peşine düşüyor. (Afrikalı) devletlerin Wagner gruplarını görevlendirmek ve vahşi uygulamalarına maruz kalmak yerine kendi güvenlik kapasitelerini inşa etmesi ve güçlendirmesi önemlidir. Rusya Afrika ülkeleriyle ilişkisini, (bu ülkelere) koridor açmak, küresel gücünün kapasite imajını güçlendirmek, silah satışlarını artırmak ve aynı zamanda madenler ile diğer ham maddelere erişmek için artırdı. Buna karşılık AFRICOM’un temel hedefi, ortaklarımızın güvenlik güçlerini takviye etmek ve bölgesel istikrar ile güvenliği daha da güçlendirmektir. Bu, ekonomik kalkınmaya ve refaha öncülük eder. Biz, ortaklarımızla birlikte sınır ötesi tehditlere ve kötü niyetli aktörlere karşı koymak için çalışmayı dört gözle bekliyoruz. ABD, Afrikalı ortaklarımızın vatandaşlarının güvenlik ve istikrarını sağlamalarını desteklemek amacıyla ekonomik ve diplomatik kaynaklar ve araçlar da dahil ABD hükümetinin sahip olduğu tüm kaynak ve araçları kullanıyor.  Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile ortaklığımızı derinleştirme olasılıklarından mutluyuz. Güven ve şeffaflık üzerine bir ilişki inşa edeceğiz ve Afrika’da güvenlik, barış ve refahın güvence altına alınmasına karşılıklı bağlı kalacağız.”

Libya
ABD’nin, Rusya’nın Wagner aracılığıyla Libya’da oynadığı rolden endişe duyduğunu belirten Karns, “Wagner gibi gruplar Libya barış sürecine müdahale etmeye ve baltalamaya devam ediyor. AFRICOM, Libya’daki yabancı askeri müdahaleye karşıdır. AFRICOM, paralı askerlerin ve yabancı askeri güçlerin derhal Libya’dan çekilmesi de dahil olmak üzere Libya’daki ateşkes anlaşmasını güçlü bir şekilde destekliyor. Bu anlaşma, şu anda Wagner grubundan yaklaşık 2 bin savaşının olduğunu tahmin ettiğimiz Libya’da konuşlu Rusya’nın vekil güçlerinin (Libya’yı) terk etmesi ihtiyacını içeriyor” diye konuştu.

Somali – Sahel ülkeleri – Mozambik
AFRICOM Yetkilisi, ABD’nin bu yılın başında Somali’deki güçlerini çekmesinin ardından şu anda Somali’de durumun nasıl olduğu sorusuna, bu çekilmeye rağmen ABD’nin, El Kaide’nin Afrika’nın doğu şubesi Eş-Şebab Hareketi’nin faaliyetlerine karşı koymaya devam etme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı yanıtını verdi. Karns, “AFRICOM, Eş-Şebab ağlarına baskıyı sürdürmeyi sağlamak ve görevinin hedeflerini gerçekleştirmek için uyum sağlamaya devam ediyor. Bu hareketin ağlarını yok etme konusundaki küresel ve bölgesel yaklaşımın bir parçası olarak Eş-Şebab’ı izole etmek ve üzerindeki baskıyı sürdürmek için çalışırken, katılımımız çeşitli şekillerde devam edecek” dedi.
ABD’li Albay ayrıca Sahel ülkelerinde El Kaide ve DEAŞ’a karşı operasyonlara ülkesinin öncülük etmediğine işaret ederek, ABD’nin Sahel ülkelerinde El Kaide ve DEAŞ’a karşı baskıyı sürdürdüğünü söyledi. Karns, “ABD, Sahel’de (DEAŞ ve El Kaide’ye karşı koymada) liderlik görevi üstlenmiyor. Fakat destekleyici bir rol oynuyoruz. Fransızlara ve Afrikalı ortaklara çeşitli şekillerde destek sunuyoruz. Bu destek, istihbarat bilgileri sağlamak, havada yakıt ikmali, hava taşımacılığı ve eğitimi içeriyor. (Afrikalı) hükümetlerle ve çeşitli kurumlarıyla iletişim kurmak ve radikalizme sebep olan etkenlere karşı koymak için ortaklarla çalışmak üzerine kurulan stratejimizdeki merkezi yaklaşım devam ediyor” dedi.
DEAŞ’ın Mozambik’in kuzeyindeki önemli bölgeleri kontrol altına alması sonrasında ülkedeki mevcut duruma değinen Albay Karns, “ABD, Mozambik’te DEAŞ’ı izlemeye devam ediyor. Her nerede olursa olsun (DEAŞ) başını uzattığında, Afrikalı ortakların bu tehlikeli terör örgütünün kök salmasını ve etkisini genişletmesini engellemek için baskı uygulaması önemli olacaktır. Bölgesel işbirliği ve küresel ortaklık, DEAŞ’ın Afrika ülkelerinde faaliyet ve eylem gerçekleştirme kabiliyetini engellemek ve yok etmek için önemli olacak” şeklinde konuştu.



Suriye ordusu, SDG'nin bombardımanına yanıt olarak doğu Halep'teki militan mevzilerini hedef aldı

Halep kırsalındaki Deyr Hafir dışında Suriye güvenlik güçlerine mensup bir kişi (Reuters)
Halep kırsalındaki Deyr Hafir dışında Suriye güvenlik güçlerine mensup bir kişi (Reuters)
TT

Suriye ordusu, SDG'nin bombardımanına yanıt olarak doğu Halep'teki militan mevzilerini hedef aldı

Halep kırsalındaki Deyr Hafir dışında Suriye güvenlik güçlerine mensup bir kişi (Reuters)
Halep kırsalındaki Deyr Hafir dışında Suriye güvenlik güçlerine mensup bir kişi (Reuters)

Suriye Ordusu Harekat Komutanlığı, Deyr Hafir’deki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile ittifak halinde olan “Kürdistan İşçi Partisi (ÜKK) milisleri ve eski rejimin kalıntıları” olarak tanımladığı güçlere karşı harekete geçtiğini duyurdu.

Operasyon Komutanlığı, Suriye Haber Ajansı’nda (SANA) bugün yer alan açıklamasında, bu saldırının SDG güçlerinin bölgede gerçekleştirdiği topçu bombardımanına yanıt olarak yapıldığını belirtti.

Suriye ordusu bugün erken saatlerde, arabulucuların gerilimi sona erdirmek için müdahale etmesine rağmen Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) Halep şehri ve doğu kırsalına yönelik tehdidinin devam ettiğini açıkladı.

Suriye ordusunun harekat komutanlığı El-Ihbariye TV'ye, “terörist” Bahoz Erdal'ın Kandil Dağları'ndan Tabka bölgesine “SDG ve PKK milislerinin Suriyeliler ve ordusuna karşı yürüttüğü askeri harekatları yönetmek” için geldiğini izlediğini ifade etti.

Açıklamada, SDG ve Kürdistan milislerinin, Halep şehri ve doğu kırsalındaki sakinlere yönelik yeni saldırılara hazırlanmak amacıyla Meskene ve Deyr Hafir bölgelerine çok sayıda İran insansız hava aracı (İHA) getirdiğini de belirtti.

Suriye Ordusu Harekat Komutanlığı şöyle devam etti: “Tabka bölgesine yeni milis gruplarının ve eski rejimin kalıntılarının geldiğini izledik. Bu gruplar, Deyr Hafir, Meskene ve çevresinde bulunan bölgelerdeki konuşlanma noktalarına nakledilecek.” Komutanlık, bu grupların Suriye'yi istikrarsızlaştırmasına izin vermeyeceğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığına göre açıklamada, ordunun “halkı savunacağını ve Suriye'nin egemenliğini koruyacağını, eski rejimin kalıntılarının ve Kandil'den sınırı geçen teröristlerin Suriye'yi istikrarsızlaştırmasına ve Suriye toplumunu hedef almasına izin vermeyeceğini” kaydetti.

Suriye ordusu, Halep'in Deyr Hafir bölgesindeki üç konumun haritasını yayınlayarak, SDG müttefiklerinin bu konumları operasyonları için fırlatma rampası ve İHA fırlatmak için üs olarak kullandığını belirtti ve sivillere bu konumlardan uzak durmaları çağrısında bulundu.

 SDG lideri güçlerinin Fırat'ın doğusuna çekileceğini duyurdu

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi bugün yaptığı açıklamada, güçlerinin yarın (yerel saatle sabah 7'de Halep'in doğusundan çekileceğini ve Fırat Nehri'nin doğusundaki bölgelere yeniden konuşlandırılacağını söyledi.

X platformunda yaptığı paylaşımda, bu adımın “dost ülkeler ve arabulucuların çağrıları ve entegrasyon sürecini tamamlama ve 10 Mart anlaşmasının şartlarını uygulama konusundaki iyi niyetimizin bir ifadesi olarak” atıldığını belirtti.


Suriye Devlet Başkanı Şara, Kürtlerin hak ve güvenliğini güvence altına alan kararnameyi imzaladı

Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)
Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)
TT

Suriye Devlet Başkanı Şara, Kürtlerin hak ve güvenliğini güvence altına alan kararnameyi imzaladı

Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)
Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)

Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, imzaladığı kararnameyle Kürtlere ilişkin bir dizi önemli düzenlemeyi yürürlüğe koydu. Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, Kürtlerin haklarını ve güvenliğini yasal güvence altına aldığını belirttiği bir kararnameye imza attı. Şarku'l Avsat'ın  Resmi haber ajansı SANA’dan aktardığı habere göre  yayımlanan kararname, Suriye’nin yeni ulusal kimliğini “çok kültürlü ve birleşik” olarak tanımladı. Kararnamede, Kürtlerin Suriye toplumunun ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı. Şara, kararnameyi imzalamadan önce yaptığı konuşmayı sosyal medya platformu X hesabından paylaştı.

“Bir Arabın bir Kürde üstünlüğü yoktur”

Konuşmasında eşitlik ve birlik mesajı veren Ahmed Şara, aidiyet üzerinden üstünlük kurulamayacağını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Allah, iyiliği ve takvayı aidiyetten üstün kılmıştır. Hayır, vallahi; bir Arabın bir Kürde, bir Türk’e veya başkasına hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak Allah korkusu ve hangi milletten olursa olsun kişinin dürüstlüğüyle ölçülür.”

Kürt halkına hitap eden eş-Şara, “Ey Kürt halkımız, Selahaddin’in torunları!” sözleriyle başladığı konuşmasında, Kürtlere zarar verileceğine dair iddialara inanılmaması gerektiğini belirterek, “Vallahi, size kim kötülükle dokunursa kıyamet gününe kadar hasmımızdır. Bizim hayatımız sizin hayatınızdır” dedi.

Zorla göç ettirilenlere geri dönüş çağrısı

Ülkenin selameti, halkın refahı ve birliğinin öncelikleri olduğunu vurgulayan eş-Şara, kimsenin bu süreçten dışlanmayacağını ifade etti. Bu kapsamda Kürt halkının haklarını ve bazı özel durumlarını yasayla güvence altına alan özel bir kararname yayımladıklarını açıklayan eş-Şara, topraklarından zorla göç ettirilenlere de çağrıda bulundu.

Eş-Şara, silahlarını bırakmaları şartıyla, hiçbir koşul ve kısıtlama olmaksızın herkesin evlerine güvenle dönebileceğini belirterek, Kürt halkını ülkenin yeniden inşasına aktif şekilde katılmaya davet etti.

Konuşmasının sonunda birlik vurgusunu yineleyen Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, “Sizi bu vatanın inşasına etkin bir şekilde katılmaya, selameti ve birliğini korumaya ve bunun dışındaki her şeyi reddetmeye çağırıyorum. Başarı Allah’tandır” ifadelerini kullandı.

8 madde halinde yayımlanan kararname

Kürtlerin statüsü ve kültürel kimliği güvence altına alındı

Kararnamede, Suriyeli Kürt vatandaşların Suriye halkının temel ve ayrılmaz bir parçası olduğu ifade edildi. Kürtlerin kültürel ve dilsel kimliğinin, çok kimlikli ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir unsuru olduğu belirtildi.

Devletin kültürel ve dilsel çeşitliliği korumayı taahhüt ettiği vurgulandı. Bu kapsamda Kürt vatandaşların, ulusal egemenlik çerçevesinde kendi kültürel miraslarını ve sanatlarını canlandırma, ana dillerini geliştirme hakkının devlet güvencesi altında olduğu kaydedildi.

Kürtçe ulusal dil olarak tanındı, eğitim hakkı düzenlendi

Kürtçenin ulusal bir dil olarak kabul edildiği belirtildi. Kürtlerin nüfusun önemli bir bölümünü oluşturduğu bölgelerde, kamu ve özel okullarda Kürtçe öğretimine izin verileceği ifade edildi. Kürtçenin, seçmeli ders kapsamında ya da kültürel ve eğitsel bir faaliyet olarak okutulabileceği bildirildi.

Vatandaşlık sorunu çözüldü, 1962 uygulamaları kaldırıldı

1962 yılında Haseke vilayetinde yapılan genel nüfus sayımından kaynaklanan tüm istisnai yasa ve uygulamaların yürürlükten kaldırıldığı açıklandı. Bu çerçevede, Suriye topraklarında yaşayan tüm Kürt kökenli kişilere, doğum kaydı bulunmayanlar dahil olmak üzere, hak ve yükümlülüklerde tam eşitlik esasına dayalı Suriye vatandaşlığı verileceği hükme bağlandı.

Nevruz resmî ve ücretli tatil ilan edildi

21 Mart Nevruz’un, baharı ve kardeşliği simgeleyen ulusal bir bayram olarak Suriye Arap Cumhuriyeti genelinde resmî ve ücretli tatil günü ilan edildiği duyuruldu.

Ayrımcılık yasaklandı, kapsayıcı ulusal söylem vurgusu

Devlet medyası ve eğitim kurumlarının kapsayıcı ve bütüncül bir ulusal söylem benimsemekle yükümlü olduğu belirtildi. Etnik köken veya dil temelinde her türlü ayrımcılık ve dışlamanın yasa ile yasaklandığı vurgulandı. Ulusal fitne ve ayrışmayı teşvik edenlerin yürürlükteki yasalar çerçevesinde cezalandırılacağı kaydedildi.

Uygulama ve yürürlük hükümleri

Kararnamenin uygulanması için ilgili bakanlıklar ve yetkili kurumların, kendi görev alanları dahilinde gerekli yürütme talimatlarını çıkaracağı ifade edildi.

Kararnamenin Resmî Gazete’de yayımlanacağı ve yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe gireceği bildirildi.

Aşağıda kararnamenin tam metni yer almaktadır:

Cumhurbaşkanı Anayasal Bildiri hükümlerine dayanarak, Yüksek ulusal çıkarların gerekleri doğrultusunda, Devletin ulusal birliği güçlendirme ve tüm Suriyeli vatandaşların kültürel ve medeni haklarını güvence altına alma konusundaki rolü ve sorumluluğu çerçevesinde,

Aşağıdaki hususların kararlaştırılmasına hükmedilmiştir:

Madde (1): Suriyeli Kürt vatandaşlar, Suriye halkının temel ve asli bir parçası kabul edilir. Kültürel ve dilsel kimlikleri, çok yönlü ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Madde (2): Devlet, kültürel ve dilsel çeşitliliğin korunmasını taahhüt eder; Kürt vatandaşların ulusal egemenlik çerçevesinde miraslarını, sanatlarını yaşatma ve ana dillerini geliştirme hakkını güvence altına alır.

Madde (3): Kürtçe, ulusal bir dil olarak kabul edilir. Kürt nüfusunun kayda değer oranda bulunduğu bölgelerde, devlet ve özel okullarda seçmeli ders veya eğitsel-kültürel faaliyet kapsamında öğretilmesine izin verilir.

Madde (4): Haseke ilinde 1962 genel nüfus sayımından kaynaklanan tüm istisnai yasa ve tedbirler yürürlükten kaldırılır. Suriye topraklarında ikamet eden Kürt kökenli tüm vatandaşlara, kaydı kapalı olanlar dâhil olmak üzere, Suriye vatandaşlığı verilir; hak ve yükümlülükler bakımından tam eşitlik sağlanır.

Madde (5): “Nevruz Bayramı” (21 Mart), baharı ve kardeşliği simgeleyen ulusal bir bayram olarak Suriye Arap Cumhuriyeti’nin tüm bölgelerinde ücretli resmî tatil ilan edilir.

Madde (6): Devletin medya ve eğitim kurumları kapsayıcı bir ulusal söylemi benimsemekle yükümlüdür. Etnik veya dilsel temelde her türlü ayrımcılık ve dışlama kanunen yasaktır. Ulusal ayrışmayı körükleyenler yürürlükteki yasalar uyarınca cezalandırılır.

Madde (7): İlgili bakanlıklar ve yetkili kurumlar, bu kararnamenin hükümlerinin uygulanmasına ilişkin gerekli yürütme talimatlarını, kendi yetki alanları dâhilinde çıkarır.

Madde (8): Bu kararname Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girer.

Ahmed El-Şara
Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı


Almanya Cumhurbaşkanlığı: Ahmed eş-Şera salı günü Berlin'i ziyaret edecek

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)
TT

Almanya Cumhurbaşkanlığı: Ahmed eş-Şera salı günü Berlin'i ziyaret edecek

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in bugün yayımlanan resmi programına göre salı günü Berlin’i ziyaret edecek.

Alman hükümeti adına konuşan bir sözcü, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in salı günü Berlin’de Şera ile yapacağı görüşmede, Suriyeli vatandaşların ülkelerine dönüşü başta olmak üzere çeşitli konuları ele alacağını söyledi.

Sözcü, “İlişkileri güçlendirme ve tabiri caizse Suriye hükümetiyle yeni bir sayfa açma isteğimiz var. Ele almamız gereken birçok önemli konu bulunuyor. Bunlar arasında Suriyelilerin ülkelerine geri dönüşü de yer alıyor” ifadelerini kullandı.

sdfrg
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz (EPA)

Ziyaret, Almanya’nın 23 Aralık’ta silahlı soygun, saldırı, darp ve şantaj suçlarından hüküm giymiş bir Suriyeli vatandaşı ülkesine sınır dışı etmesinden bir aydan kısa süre sonra gerçekleşiyor. Bu adım, 2011’de Suriye’de çatışmaların başlamasından bu yana ilk sınır dışı işlemi olarak kayda geçmişti.

Geçtiğimiz yıl mayıs ayında göreve başlayan Merz, aşırı sağın yükselişiyle birlikte göç politikalarını sıkılaştırma yoluna gitmişti.

Merz, kasım ayında yaptığı açıklamada, ‘Suriye’de iç savaşın sona erdiği’ gerekçesiyle Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri gönderilmesi çağrısında bulunmuştu.

Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından Almanya’nın da aralarında bulunduğu birçok Avrupa ülkesi, yabancıların karıştığı çeşitli saldırıların ardından aşırı sağ partilerin seçimlerde güçlü kazanımlar elde etmesi bağlamında, iltica başvurularına ilişkin işlemleri askıya aldıklarını duyurmuştu.