1,3 milyar nüfuslu Hindistan'ın Kovid-19 rakamları nasıl hızla düşüyor?

Hindistan'da bir kadın korona testinden geçiyor (Reuters)
Hindistan'da bir kadın korona testinden geçiyor (Reuters)
TT

1,3 milyar nüfuslu Hindistan'ın Kovid-19 rakamları nasıl hızla düşüyor?

Hindistan'da bir kadın korona testinden geçiyor (Reuters)
Hindistan'da bir kadın korona testinden geçiyor (Reuters)

ABD'nin ardından dünyada yeni tip koronavirüsün en yaygın olduğu ikinci ülke olan Hindistan'da vaka ve ölüm sayılarının son haftalarda hızla azalması dikkat çekiyor.
1,3 milyar nüfuslu ülkede Kovid-19 vaka sayısı 10,8 milyonu bulurken, bu hafta yeni günlük vaka sayısı son 8 ayın en düşük seviyesine geriledi. Hayatını kaybedenlerin sayısıysa mayıstan bu yana ilk kez 100'ün altına düştü.
AFP, Güney Asya ülkesinde Kovid-19'da görülen ani gerilemenin olası nedenlerini inceledi.

Resmi rakamlar ne?
Hindistan ilk vakayı 30 Ocak 2020'de, Kovid-19 kaynaklı ilk vefatıysa mart ortasında duyurmuştu. Eylül ayında günlük yeni vaka sayıları 97 bini geçerek rekor kırarken ortalama günlük vefat sayısıysa 1000 civarındaydı.
O dönemden bu yana vefat oranları hızla düştü. 2 Ocak'ta virüs nedeniyle 94 kişinin hayatını kaybettiği, 8.635 yeni vaka tespit edildiği açıklandı. Son verilere göre Hindistan, Kovid-19'dan en fazla etkilenen 20 ülke arasında en düşük vaka-ölüm oranına sahip.

Gerçek vaka sayısı ne?
Uzmanlar, Hindistan'da vaka sayısının resmi rakamların çok üzerinde olduğunu söylüyor. Aralıkta ülke çapında düzenlenen resmi bir anket sonucunda, nüfusun yüzde 21,52inin yani neredeyse 280 milyon kişinin antikor taşıdığı belirtilmişti.
Başkent Yeni Delhi'de bu hafta sonucu açıklanan bir araştırma, çalışmaya katılan 28 bin kişinin yarısından fazlasının antikor geliştirdiğini ortaya koydu.

Pandemiyle nasıl mücadele edildi?
Uzmanlar, ülkede özellikle nüfusun yoğun olduğu büyük şehirlerde temizlik koşullarının yeterli olmaması sonucu Kovid-19'un patlama yapmasından endişe ediyordu. Yetersiz sağlık sisteminin de vaka sayısıyla baş edemeyeceği tahmin ediliyordu.
Kovid-19 önlemlerinde erken harekete geçen hükümet, uluslararası uçuşları durdurmuş ve geçen yıl martta dünyadaki en katı tecrit uygulamalarından birini hayata geçirmişti.
Özellikle pandemi nedeniyle büyük düşüş yaşayan ekonomiyi toparlamak amacıyla tecrit uygulamaları haziranda gevşetilmişti. O dönemden bu yana ülkede dini bayramlar ve kutlamalar nedeniyle milyonlarca kişi kitlesel etkinliklere katıldı ve maske kullanımı bir hayli düştü. Kasımdan bu yana ülke, hükümetin tarım yasalarına karşı ayaklanan çiftçilerin kitlesel eylemlerine sahne oluyor.
Ülkenin en büyük eyaletlerinden Gujarat, Uttar Pradeş ve Andhra Pradeş'in yanı sıra Delhi ve Mumbai gibi dev kentlerde çalışan doktorlar, AFP'ye yaptıkları açıklamada, toplam nüfusun 330 milyonu aştığı bu bölgelerde son dönemde hastaneye gelen vaka sayısının önemli ölçüde düştüğünü belirtti.  
Hükümet verilerine göre, Delhi'de Kovid-19 için ayrılan hastanelerdeki yatak sayılarının yüzde 90'ı boş.
Uttar Pradeş'teki King George Tıp Hastanesi sözcüsü Sudhir Singh, "Departmanlarımız Kovid-19 vakalarının yoğunluğu nedeniyle felç olmuştu ancak şimdi yavaş yavaş normale dönüyoruz" dedi.

Sürü bağışıklığı mı etkili oldu?
Uzmanlar, kesin veriler olmadan Hindistan'daki vaka sayısındaki ani düşüşün nedeninin açıklanamayacağını belirtiyor.
AFP'ye konuşan virolog Şahid Camel, "Benim gördüğüm kadarıyla Hindistan'da yeterli sayıda kişi virüsle temas etti. Rakamların düşmesinin nedeni muhtemelen bu. Ama gerçek rakamlar olmadan bunu söylemek zor" dedi.
Dünya Sağlık Örgütü'nün bölge direktörü Dr. Ponam Ketrapal Singh, Hindistan'da maske kullanımı, mesafe ve hijyen önlemlerinin virüsün engellenmesinde başarılı olduğunu söyleyerek "Hindistan büyük ve çeşitliliği yüksek bir ülke, vaka sayısındaki düşüşü sürü bağışıklığına bağlamak zor" diye konuştu.
Öte yandan Hindistan, aşılamada hızla ilerliyor ve temmuza kadar 300 milyon kişinin Kovid-19 aşısı olması hedefleniyor.

Vaka sayıları yeniden artar mı?
Tıp dergisi The Lancet'ta geçen hafta yayımlanan bir araştırmada, Brezilya'nın Manaus kentinde antikor geliştiren kişi sayısının yüksek olmasına karşın Kovid-19 vaka sayısında yeniden artış görüldüğü belirtiliyor. Olası nedenler arasında, bağışıklığın zayıflaması ve ülkede yayılan çok daha riskli bir Kovid-19 virüsü varyasyonu.
Uzmanlara göre, Hindistan vaka sayısındaki düşüşü kutlamak için erken davranmamalı. Bilim insanları, özellikle virüsün yeni varyasyonlarının vaka sayısında yeniden artış yaşanmasına yol açabileceği konusunda uyarıyor.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.