Koronavirüs tedbirleri demokrasileri zayıflatıyor

Araştırmalar, 167 ülkenin yaklaşık yüzde 70'inde kişisel hakların zarar gördüğünü ortaya koydu.

ABD, siyasi partilere olan derin güvensizlikte  "kusurlu demokrasi" durumunu korumaya devam etti. (Getty Images)
ABD, siyasi partilere olan derin güvensizlikte "kusurlu demokrasi" durumunu korumaya devam etti. (Getty Images)
TT

Koronavirüs tedbirleri demokrasileri zayıflatıyor

ABD, siyasi partilere olan derin güvensizlikte  "kusurlu demokrasi" durumunu korumaya devam etti. (Getty Images)
ABD, siyasi partilere olan derin güvensizlikte "kusurlu demokrasi" durumunu korumaya devam etti. (Getty Images)

Son yapılan araştırmalar, geçen yıl başlayan Kovid-19 salgınını kontrol altına almaya yönelik alınan acil önlemlerin dünyadaki demokratik özgürlükleri olumsuz etkilediğini gözler önüne serdi. 3 Şubat çarşamba günü yayınlanan bir rapor, bazı Asya ülkelerinde ilerleme görülse de Batı’da gerilemeler kaydedildiğine dikkat çekti.
The Economist dergisine bağlı araştırma ve analiz birimi (The Economist Intelligence Unit) tarafından yayınlanan yıllık Demokrasi Endeksi raporu, analiz edilen 167 ülkenin yaklaşık yüzde 70'inde bireysel haklarda erozyon olduğunu gösteriyor. Özellikle Fransa ve Portekiz “kusurlu demokrasiler" olarak nitelendirildiler.
Fransa, karantina uygulamaları ve insanların hareket özgürlüğündeki kısıtlamalar ile sivil özgürlükler, siyasi katılım ve hükümet işleyişi gibi konulardaki gerileme nedeniyle sıralamada düşüş yaşadı.
Portekiz'in düşüşü, sağlık sistemi krizi sırasında başbakanın yetkilerini nasıl kullanacağını kontrol eden parlamentodaki çekişmeli müzakerelerdeki gerilemenin yansıması olarak görülüyor.
Raporda salgının, sivil özgürlüklerin büyük ölçüde gerilemesine neden olduğu, mevcut tahammülsüzlük eğilimini ve muhalif görüşlerin sansürlenmesini ise körüklediği vurgulanıyor.
Her ne kadar vatandaşlar genel olarak, koronavirüs kaynaklı ölümleri azaltmayı amaçlayan katı sosyal mesafe kurallarını onaylamış veya en azından kabul etmiş olsa da tutarsız politikalar ve cezai uygulamalar, birçokları için hükümetlere ve demokratik normlara olan güveni azalttı.
Raporda, salgının sonucu olarak ortaya çıkan; sivil özgürlüklerin kısıtlanması, ifade özgürlüğüne yönelik saldırılar ve demokratik hesap verebilirlik noktasındaki başarısızlıklar gibi durumların ciddi sorunlar olduğu kaydedildi.

Tam demokrasiler
Japonya, Güney Kore ve Tayvan gibi Asya ülkelerinde ise hükümetlerin krize kararlı bir şekilde yaklaşım göstererek halklarının kendilerine olan güvenlerini koruması, bu ülkeleri kusurlu demokrasiden tam demokrasiye terfi ettirdi.
Araştırma, Asya'nın demokratik özgürlükler açısından genel olarak halen geride olmasına rağmen “koronavirüs salgınının küresel güç dengesinin Batı'dan Doğu'ya geçişini hızlandırdığı” belirtildi.

ABD
ABD, işlevsiz siyasi partilere ve hükümet kurumlarına karşı derin güvensizliğe rağmen, daha etkin seçmen katılımıyla "kusurlu demokrasi” konumunu korumaya devam etti.
Raporda ABD için şu ifadeler kullanıldı:
"Sosyal uyum çöktü ve temel konularda fikir birliği buharlaştı. Joe Biden, temel değerler üzerinde derinden bölünmüş bir ülkeyi bir araya getirme konusunda büyük bir zorlukla karşı karşıya."

Tiranlık (Otoriter Rejimler)
Mali, geçtiğimiz Ağustos ayında yapılan askeri darbenin ardından dünya sıralamasında "otoriter rejim" kategorisine indirildi.
Kuzey Afrika ve Ortadoğu ise 2010'da başlayan Arap Baharı ayaklanmalarından bu yana hükümetlerin şeffaflığın artacağına dair vaatlerine rağmen yine en kötü performans gösteren bölgeler oldular.
Çalışma, Dünya nüfusunun üçte birinden fazlasının otoriter yönetimler altında yaşadığını ve bunun büyük bir kısmının Çin'de kendini gösterdiğini gözler önüne serdi.



Trump: İran Katar'a saldırırsa Güney Pars petrol sahasını tamamen yok edeceğiz

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump: İran Katar'a saldırırsa Güney Pars petrol sahasını tamamen yok edeceğiz

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın Güney Pars doğalgaz sahasına yapılan saldırının İsrail tarafından gerçekleştirildiğini, ABD ile Katar'ın bu saldırıyla hiçbir ilgisinin olmadığını söyledi.

Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, "Amerika Birleşik Devletleri'nin bu saldırıdan haberi yoktu, Katar'ın bu saldırıyla hiçbir şekilde ilgisi yoktu ve böyle bir şeyin olacağından önceden haberi yoktu" ifadelerini kullandı.

Şöyle devam etti: "İran Katar'a saldırmaya karar verirse, Amerika Güney Pars doğalgaz sahasını tamamen yok edecektir."


Tahran’ın açık bir yıpratma savaşındaki kolu Iraklı gruplar

17 Mart 2026’da Bağdat’taki korunaklı Yeşil Bölge’de bulunan ABD Büyükelçiliği çevresi dışında yangın çıktı
17 Mart 2026’da Bağdat’taki korunaklı Yeşil Bölge’de bulunan ABD Büyükelçiliği çevresi dışında yangın çıktı
TT

Tahran’ın açık bir yıpratma savaşındaki kolu Iraklı gruplar

17 Mart 2026’da Bağdat’taki korunaklı Yeşil Bölge’de bulunan ABD Büyükelçiliği çevresi dışında yangın çıktı
17 Mart 2026’da Bağdat’taki korunaklı Yeşil Bölge’de bulunan ABD Büyükelçiliği çevresi dışında yangın çıktı

Ortadoğu’da askeri çatışmaların başlamasından bu yana, Tahran’a bağlı Iraklı silahlı gruplar Amerikan çıkarlarını hedef tahtasına yerleştirdi. Bu gruplar, uluslararası güçlerin bulunduğu askeri üsleri, diplomatik misyonları ve hayati petrol tesislerini sık sık hedef alıyor.

Washington tarafından terör listesine alınan bu örgütler, daha çatışmanın başında yaptıkları açıklamalarda, bölgesel gerilimin uzun süreli bir “yıpratma savaşına” dönüşeceği uyarısında bulunmuştu.

“Eksenlerin” iç içe geçmesi

Yerel üretime dayandıklarını vurgulayan bir açıklamada, Nuceba Hareketi adlı grup, “Direniş ekseni içinde insansız hava araçları ve füzelerin üretimi, Iraklı evlerde tatlı yapmak kadar sıradan hale geldi” ifadelerini kullandı.

Bu gruplar, “Irak’ta İslami Direniş” olarak bilinen gevşek bir ittifak çatısı altında faaliyet gösteriyor. Söz konusu ittifak, Irak içinde ve bölge genelinde “düşman” olarak nitelendirdiği hedeflere yönelik İHA ve füze saldırılarını düzenli olarak üstleniyor.

Bu yapılar, İran’ın liderlik ettiği ve Lübnan’daki Hizbullah, Gazze’deki Hamas ile Yemen’deki Husileri de kapsayan “Direniş Ekseni”nin temel unsurlarından biri olarak görülüyor.

Iraklı gruplar, 28 Şubat’ta İran’a yönelik İsrail-ABD saldırısının ardından “İslam Cumhuriyeti’ni savunma” taahhüdünü açıkça ilan etmişti.

Askeri ve siyasi tablo

Mevcut sahnede farklı roller üstlenen çeşitli güçler bulunuyor. Bunların başında, ABD çıkarlarına yönelik saldırılarda öncü rol oynayan Ketaib Hizbullah geliyor. Grup, geçmişte düzenlenen saldırılarda çok sayıda saha komutanını kaybetmiş olsa da, 6 sandalyelik bir parlamento bloğu üzerinden siyasette de etkili olmaya çalışıyor.

bfrbfr
Irak ordusuna ait zırhlı bir araç, Bağdat’taki Yeşil Bölge’de ABD Büyükelçiliği yerleşkesini korumak amacıyla Dicle Nehri kıyısında konuşlandırıldı (AFP)

Ebu Ala el-Velayi liderliğindeki Ketaib Seyyid eş-Şüheda da iktidardaki Şii koalisyon Koordinasyon Çerçevesi içinde temsil ediliyor. Buna karşılık Nuceba Hareketi, siyasi sürece katılmayı reddederek tamamen askeri bir çizgi izlemeyi tercih ediyor.

Öte yandan Asaib Ehl el-Hak ise şu ana kadar doğrudan askeri operasyonlara katılmış değil. Grup, 27 sandalyelik güçlü parlamento bloğu üzerinden siyasi nüfuzunu artırmaya odaklanırken, birçok gözlemciye göre silahlı kimliğini giderek geri plana itiyor.

Yıpratma stratejisi

Saldırılar yalnızca Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği ve havaalanındaki lojistik tesislerle sınırlı kalmadı; yabancı şirketlere ait petrol sahaları ile büyük bir ABD konsolosluğu ve askeri varlığı barındıran Irak Kürt Bölgesel Yönetimi de hedef alındı.

Saldırıların etkisi bölge geneline de yayıldı. Kuveyt, daha önce kendi topraklarına isabet eden saldırılar nedeniyle Irak’ın büyükelçisini çağırmıştı.

Uluslararası Kriz Grubu araştırmacısı Lihib Hegel, AFP’ye yaptığı değerlendirmede, bu grupların çatışmaya dahil olmasını İran rejimi için “varoluşsal bir mücadele” olarak nitelendirdi. Hegel’e göre bu yapılar, özellikle İran lideri Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından, “direniş ekseninin son savunma hattı” haline geldi.

vgrf
Havaalanlarının kapatılmasının ardından Araplar, yabancılar ve Iraklılar Ürdün’e kara sınır kapısından geçerek ülkeden ayrılırken araçlardan oluşan uzun bir kuyruk oluştu (Reuters)

Grupların insansız hava araçları ve kısa menzilli balistik füzeler bulundurduğunu belirten Hegel, Tahran’ın Hizbullah veya Husilere kıyasla daha ağır silahları bu gruplardan esirgediğini de vurguladı. Nihai hedefin ise “ABD güçlerini Irak’tan çıkarmak” olduğu ifade ediliyor.

Suikastlar zinciri

Diğer taraftan ABD ve İsrail, tırmanan gerilime hassas saldırılarla karşılık vermeyi sürdürüyor. Çatışmaların ilk saatlerinden itibaren Bağdat’ın güneyindeki Curf es-Sahr’da Ketaib Hizbullah mevzileri ile Haşdi Şabi’ye ait tesisler hedef alındı.

AFP’nin yayımladığı verilere göre, operasyonların başlamasından bu yana en az 43 militan ve Haşdi Şabi unsuru hayatını kaybetti.

Gerilimin zirvesi ise geçen cumartesi yaşandı. Bağdat’ın merkezine düzenlenen füze saldırısında, Ketaib Hizbullah mensubu 3 kişi, aralarında üst düzey bir komutanın da bulunduğu şekilde öldürüldü; grubun lideri Ebu Hüseyin el-Hamidavi de yaralandı.

Ajansa konuşan Iraklı bir güvenlik yetkilisi, 2023’te Gazze savaşıyla başlayan “hedefli suikastlar” sürecinin artık açık biçimde Irak sahasına taşındığını belirterek, bunun yeni bir açık çatışma dönemine işaret ettiğini söyledi.


İran, Tel Aviv’i küme başlıklı füzelerle bombaladı... İsrail, Beyrut’a yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdı

İran, Tel Aviv’i küme başlıklı füzelerle bombaladı... İsrail, Beyrut’a yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdı
TT

İran, Tel Aviv’i küme başlıklı füzelerle bombaladı... İsrail, Beyrut’a yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdı

İran, Tel Aviv’i küme başlıklı füzelerle bombaladı... İsrail, Beyrut’a yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdı

İran devlet televizyonu bugün yaptığı açıklamada, Tel Aviv’in, Ali Laricani’nin öldürülmesine yanıt olarak küme başlıklı füzelerle hedef alındığını bildirdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran’ın nükleer silah üretmeyi reddeden tutumunun önemli ölçüde değişmeyeceğini belirtti. Arakçi, yeni Dini Lider Mücteba Hamaney’in bu konuda henüz kamuoyuna açık bir görüş bildirmediğini de ifade etti.

Diğer yandan Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, akşam saatlerinde bölgesel bir bakanlar toplantısına ev sahipliği yapacak. Toplantıya Arap ve İslam ülkelerinin dışişleri bakanları ile bölgesel temsilciler katılacak ve İran’ın bölge ülkelerine yönelik saldırıları ile bunun güvenlik ve istikrar üzerindeki etkileri ele alınacak.

Bu gelişmeler, Beyrut’ta İsrail’in başlattığı yoğun hava saldırılarının da eş zamanlı olarak arttığı bir döneme denk geliyor. Söz konusu saldırılarda çok sayıda kişi hayatını kaybetti veya yaralandı.