Lavrov, Avrupalıları politikalarını gözden geçirmeye çağırdı

Lavrov, Borrell ile gerçekleştirdiği toplantıda AB’nin ‘Rusya için güvenilmez bir ortak haline geldiğini’ söyledi. (AP)
Lavrov, Borrell ile gerçekleştirdiği toplantıda AB’nin ‘Rusya için güvenilmez bir ortak haline geldiğini’ söyledi. (AP)
TT

Lavrov, Avrupalıları politikalarını gözden geçirmeye çağırdı

Lavrov, Borrell ile gerçekleştirdiği toplantıda AB’nin ‘Rusya için güvenilmez bir ortak haline geldiğini’ söyledi. (AP)
Lavrov, Borrell ile gerçekleştirdiği toplantıda AB’nin ‘Rusya için güvenilmez bir ortak haline geldiğini’ söyledi. (AP)

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ile 5 Şubat’ta bir araya geldi. Görüşmede tartışmalı başlıklar gündeme geldi. Borrell, 2017 yılından bu yana Rusya’nın başkenti Moskova’ya ziyaret gerçekleştiren bu düzeydeki ilk Avrupalı yetkili oldu. İnsan hakları meselelerine ilişkin tartışmalar ve Rus muhalif Aleksey Navalni ile binlerce destekçisinin tutuklanması, iki yetkilinin gerçekleştirdiği görüşmede ele alındı. Avrupalı diplomat, Brüksel’in Moskova ile ilişkilerinin ‘en düşük seviyelere’ gerilediğini belirtirken Lavrov ise Avrupalıları ‘Rusya’ya yönelik politikalarını’ gözden geçirmeye çağırdı. Kremlin de eş zamanlı olarak ABD Başkanı Joe Biden’ın Rusya’ya yönelik ‘saldırgan söylemini’ kınayan bir açıklama yaptı. Açıklama, Lavrov’un ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ile ilk kez yapılan telefon görüşmesinin ertesi günü geldi. Görüşmede, Moskova’nın ABD ile ilişkileri normalleştirmeye hazır olduğu belirtildi. Lavrov, 5 Şubat’ta Borrell ile gerçekleştirdiği gergin görüşme sonrasında “Rusya ve AB arasındaki ilişkilerin daha da kötüleşmesi, öngörülemeyen sonuçlarla tehdit ediyor” dedi. İki taraf toplantı sırasında ‘görüşmelerin farklı olduğu konular da dahil olmak üzere diyalog kanallarını korumaya ve genişletmeye önem gösterdiklerini’ dile getirdi. Tarafların yaptığı açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Karşılıklı yarar sağlayan pratik bir iş birliğine hazır olduğumuzu teyit ettik. İlişkilerin daha da kötüleşmesinin olumsuz ve tamamen öngörülemeyen sonuçlarla dolu olduğuna dair ortak bir kanaatimiz var.”
Moskova, Borrell’in ‘mart ayında yapılması planlanan AB zirvesinden önce gerçekleşen ve Avrupalı liderlerin Rusya ile ilişki stratejisini tartışması beklenen’ ziyaretine özel önem veriyor.
Rus kaynaklarına göre birkaç gün önce toplanan Avrupa Konseyi’nin Navalni davası nedeniyle Rusya’ya karşı yeni bir yaptırım paketini ertelemesi, Moskova için ‘olumlu bir sinyal’ oldu. Ancak Rusya’nın dikkati, 22 Şubat’ta Rus muhalifin tutukluluk meselesiyle ilgili ‘olası ek tedbirleri’ tartışmak üzere planlanan AB Dışişleri Bakanları toplantısına odaklanmış durumda. Borrel 9 Şubat’ta, Avrupa Parlamentosu üyelerine Rusya ziyaretinin sonuçları hakkında bilgi verecek.
Lavrov ve Borrell’in ortak basın toplantısında, iki tarafın aralarındaki büyük anlaşmazlıkların boyutunun karşılıklı olarak kabul edilmesine rağmen diyalog kanallarını güçlendirmeye çalıştıkları gözlemlendi.  Lavrov, Rus muhalif Aleksey Navalni nedeniyle AB’nin Rusya’ya yönelik olası yaptırımlarının ‘bir iç Avrupa meselesi" olarak ele alınabileceğini söyledi. Rus Bakan, AB’nin Rusya için güvenilmez bir ortak haline dönüştüğünü belirtti. Borrell ise “İlişkilerimiz son derece gergin ve Navalni meselesi bu ilişkileri düşük bir seviyeye getirdi” ifadesini kullandı. Aynı zamanda ortak diyalog kanalları açma arzusunu dile getiren Josep Borrell sözlerini şöyle sürdürdü:
“Lavrov ile görüşmemizde bir kez daha Navalni’nin serbest bırakılması ve zehirlenmesiyle ilgili kapsamlı soruşturmanın başlatılması çağrısında bulundum. Hukukun üstünlüğü, insan hakları, sivil toplum ve siyasi özgürlükler Rusya- Avrupa ilişkilerinin merkezinde yer almaya devam ediyor. Navalni’nin zehirlenmesinden bu yana ‘henüz’ yeni bir ceza uygulanmadı. Ancak olasılık masada.”
Konuya dair yaşanan tartışmanın merkezinde özellikle Lavrov’un Avrupalılara ‘ABD tarafından dayatılan mekanizmaları kullanmama ve Rusya’nın görüşlerine kulak asma’ çağrısı yer aldı. Sergey Lavrov, Avrupalı yetkililerin protestoculara nasıl davrandığını gösteren birçok örnek olduğunu belirterek ABD’li yetkililerin yakın zamanda Kongre binasında eylemcilere olan yaklaşımı hakkında da sorular yöneltilebileceğini vurguladı.
Koronavirüse karşı geliştirilen Rus aşısı Sputnik-V meselesi, Rusya- Avrupa ilişkilerinde gelişmeye tanık olunabilecek konulardan biri olarak ön plana çıktı. Bu bağlamda Borrell, Rusya’yı ilk kez ulaştığı ‘büyük bilimsel başarı’ nedeniyle tebrik ederek iki tarafın bu alanda iş birliği olasılıklarını görüşeceklerini dile getirdi. Josep Borrell açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Tüm insanlığın yararına olan ve pandemiyle mücadele için bize daha fazla olanak sağlayan bu projenin başarısından dolayı Rusya’yı tebrik ediyorum. Avrupa İlaç Ajansı’nın bu aşının AB devletlerinde kullanılmak üzere onaylanacağını umuyorum. Bu, bizim için iyi bir haber olacak. Çünkü aşı eksikliğimiz olduğu biliniyor ve ihracat için yeni bir kaynak bulmamız, memnuniyetle karşılanacaktır. Rus bilim adamlarını başarılarından dolayı bir kez daha tebrik ediyorum.”
Lavrov, Rusya’nın aşı geliştirme açıklamasının başlangıçta yurt karamsar ve eleştirel karşılandığını ancak daha sonra uluslararası kamuoyunun tavrının bu mesele karşısında değiştiğini hatırlattı. Rus Bakan, ülkesinin ‘ortak menfaati olduğunu belirterek bunun her iki taraf için yararına dikkat çekti. İş birliği yapmaya hazır olduğunu’ vurguladı. Avrupa ve ABD ile temaslar yürüttüklerini belirten Sergey Lavrov, geçen perşembe günü yeni ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile yaptığı telefon görüşmesinde Rus aşısı konusunu ele aldıklarını söyledi. Ayrıca Blinken ile Rusya ve ABD’deki laboratuvarlar, bilim adamları ve ilaç üreticileri arasında temasların geliştirilmesi ve bu alandaki iş birliği araçlarının tartışılması konusunda uzlaşı sağladığını kaydetti.
Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada da iki bakanın ‘Stratejik Saldırı Silahlarının Sınırlandırılması ve Azaltılması Anlaşması’nın 2026 yılına kadar uzatılması’ hususunda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Joe Biden arasında telefon görüşmesinin devam etmesinin de memnuniyetle karşıladığı vurgulandı. Açıklamaya göre iki bakan bunun uluslararası güvenlik ve stratejik istikrar alanındaki durumun iyileştirilmesine katkıda bulunacağını kaydettiler. İki taraf, ABD’nin Orta ve Kısa-Menzilli Füzelerin Ortadan Kaldırılması Antlaşması’ndan geri çekildiğini hatırlatarak silahların kontrolü alanında şeffaflığın sağlanması konusunu gündeme getirdiler.
Rusya Dışişleri Bakanlığı’na göre Lavrov ve Blinken, uluslararası meseleler bağlamında Ukrayna’daki durumun yanı sıra Suriye ve Libya’da barış çözümüne sunulan katkıları ele aldılar. Sergey Lavrov görüşmede Rusya’nın daha önce nükleer savaşın önlenmesi ve içişlerine müdahale edilmemesi gerektiğine dair ortak bir Rusya-ABD deklarasyonunun yayınlanmasına ilişkin önerilere değindi. Dışişleri Bakanlığı’na göre Lavrov, ABD tarafının Navalni’nin tutuklanması hususundaki önerisine ‘Rusya yasalarına ve yargı sistemine saygı gösterme zorunluluğu olmalı’ yanıtını verdi. Sergey Lavrov, Blinken’in dikkatini ABD’deki başkanlık seçimlerinin sonuçlarına karşı protestolara katılan insanlara yönelik zulüm ve benzeri uygulamalara çekerken ilgili adli süreçlerde şeffaflığın sağlanması çağrısında bulundu. Rusya Dışişleri Bakanı, ülkesinin ‘karşılıklı saygıya ve çıkarlar dengesine dayalı ikili ilişkileri normalleştirmek için’ ortak eyleme açık olduğunu vurguladı. Blinken de ülkesinin gündeme getirilen konularda uzmanlar düzeyinde bir diyalog kurmaya hazır olduğunu ifade etti.
Görüşmenin atmosferi Moskova tarafından ‘olumlu ve verimli’ olarak nitelendi. ABD Başkanı’nın geçen perşembe günü yaptığı konuşmaya karşı Rus tepkisi güçlüydü. Biden, Rus tehditleriyle ciddi şekilde ilgileneceğini söylerken Rus mevkidaşı Vladimir Putin’e ‘Rusya’nın düşmanca eylemleri karşısında ABD’nin geri çekilme günlerinin sona erdiği’ mesajını verdi. Kremlin, Biden’ın açıklamasını, ‘agresif ve yapıcı olmayan bir konuşma’ olarak nitelendirirken Moskova’nın ‘ABD’den yapılan herhengi bir uyarı ile ilgilenmeyeceğini’ vurguladı. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Moskova’nın ‘iki ülke arasında verimli bir diyalog başlatmak için fırsatların devam etmesini ümit ettiğini’ söyledi.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.