Şarku’l Avsat’a konuşan ABD'nin eski DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyon nezdindeki temsilcisi William Robak: Washington, Fırat’ın doğusunda bir Kürt devleti kurulmasını desteklemiyor

Suriye Biden için bir ‘öncelik değil’... ‘Hedefleri düşürmeye’ yönelik öneriler

ABD'nin eski DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyon nezdindeki temsilcisi William Robak, DEAŞ’ın Mart 2019'da Suriye’nin kuzeydoğusunda yenilgisini böyle kutlamıştı (AP)
ABD'nin eski DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyon nezdindeki temsilcisi William Robak, DEAŞ’ın Mart 2019'da Suriye’nin kuzeydoğusunda yenilgisini böyle kutlamıştı (AP)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan ABD'nin eski DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyon nezdindeki temsilcisi William Robak: Washington, Fırat’ın doğusunda bir Kürt devleti kurulmasını desteklemiyor

ABD'nin eski DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyon nezdindeki temsilcisi William Robak, DEAŞ’ın Mart 2019'da Suriye’nin kuzeydoğusunda yenilgisini böyle kutlamıştı (AP)
ABD'nin eski DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyon nezdindeki temsilcisi William Robak, DEAŞ’ın Mart 2019'da Suriye’nin kuzeydoğusunda yenilgisini böyle kutlamıştı (AP)

ABD'nin eski DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyon nezdindeki temsilcisi William Robak, ABD’nin Suriye’deki mevcut durum ile ilgili acelesi olmadığını düşünüyor. Robak ayrıca ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin, Washington’ın Suriye'deki politikasını gözden geçirmesi ve bununla ilgili olarak “Suriye ABD için bir öncelik mi? ABD’nin hedefleri neler? Bu hedeflere ulaşmak için hangi araçlar mevcut? Şu an uygulanan politikanın sürmesi veya değiştirilmesi Suriyelilere nelere mal olur?” sorularını yanıtlaması için bir ‘fırsatı’ olduğuna inanıyor.
ABD'nin eski DEAŞ Karşıtı Uluslararası Koalisyon nezdindeki temsilcisi William Robak cuma akşamı telefon aracılığıyla Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda çeşitli açıklamalarda bulundu. Röportaj esnasında yukarıdaki sorularla birlikte bir takım önerilerde de bulunan Robak, Washington'da şu an gündemde olan tartışmanın ortasında, Biden'ın Suriye yönelimiyle ilgili, “Suriye bölgelerini hükümetin kontrolü dışında tutmak ABD’nin çıkarına olur mu? Bu alanların tecrit edilmesi ve DEAŞ’ın gelişmesi ABD’nin çıkarına mı? ABD yıllar önce olduğu gibi bugün de hedeflerini aynı tutmalı mı?” sorularını da gündeme getirdi.
Robak, 2004-2007 yılları arasında ABD büyükelçiliğinde siyasi danışman olarak ve 2018-2019 arasında ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Suriye’nin kuzeydoğusundaki danışmanı olarak çalıştığı sırada edindiği tecrübeler ışığında bir takım önerilerde bulunurken çeşitli sorular yöneltti.
Eski ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Joel Rayburn ile birlikte Şam’a yönelik ‘azami baskı’ politikası uygulanmasına ikna olan ABD'nin eski Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’nin yardımcılığını yapan Robak, birkaç gün önce Biden tarafından ABD’nin Orta Doğu ve Kuzey Afrika Koordinatörlüğüne getirilen Brett McGurk ile bir döenm çalışmıştı. Robak ayrıca Şam ile ‘adım adım’ yaklaşımını ve ‘şartlı şeffaf katılım’ önerilerinde bulunanlardan biri olan eski Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı ABD’li bürokrat Jeffrey D. Feltman’ı da yakından tanıyor.

“Bir Kürt devleti kurulmasını desteklemiyoruz”
Fırat'ın doğusunda sahadaki ve siyaset arenasındaki mevcut koşulları, DEAŞ karşıtı Uluslararası Koalisyon’un ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) rolünü iyi bilen ve Kürt-Kürt diyalogunun desteklenmesine katkıda bulunan Robak, bölgedeki durumun Irak'ın Kürt bölgesinden farklı olduğunu söylüyor. “Söylediklerimiz, yaptıklarımız ve SDG ile ilişkilerimiz açıktı” diyen Robak, “Bölgede bir Kürt devletinin kurulmasını desteklemiyoruz. Bunun (kurulması için çalışmanın) yapıcı bir yaklaşım olacağına da inanmıyoruz. DEAŞ Karşıtı Uluslararası Koalisyon, DEAŞ’ı yenmek için geldi ve SDG bunu verimli bir şekilde yapıyor. Bölgedeki Suriyelilere bir miktar insani yardımda bulunduk. Özerk Yönetim’e bağlı yerel meclislere çalışmalarını iyileştirmeleri konusunda yardımcı olduk. (Askeri olarak) Suriye'nin kuzeydoğusunu kontrol etmek için değil, SDG’nin DEAŞ’a karşı rolünü güçlendirmek için yardım sağladık” ifadelerini kullandı.
ABD tarafından özellikle de eski Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’nin, Washington'ın Fırat'ın doğusu ile ilgili ‘niyetlerini’ açıklamak için Türkiye ile görüştüğünü söyleyen Robak, “SDG’ye her zaman, DEAŞ’a karşı mücadelede ABD ve Uluslararası Koalisyon ile ilişkileri sürdürmesi, Suriye'nin kuzeydoğusunda güvenliğin sağlanması, Türkiye'ye karşı herhangi bir kışkırtıcı harekette bulunulmaması ve bir devlet kurmak veya belirli bir ideoloji ya da (PKK lideri Abdullah Öcalan’a atıfta bulunarak) Öcalan’ın posterlerini kullanmak gibi güven eksikliği yaratan girişimlerden kaçınması tavsiyelerinde bulunduk” şeklinde konuştu. Robak, ancak ABD’nin SDG'yi, PKK'nın bir parçası olarak görmediğini, daha çok DEAŞ’a karşı verilen mücadelenin bir parçası olarak gördüğünü de sözlerine ekledi.
SDG, Suriye'nin toplam alanının (185 bin kilometre kare) yaklaşık dörtte birini, doğal kaynakların, petrol ve gazın yüzde 80'ini ve ülkedeki en büyük barajları kontrol ediyor. Polis ve güvenlik güçleri dahil yaklaşık yüz bin savaşçısı var. ABD, özellikle Fırat'ın doğu kesiminde çok sayıda merkez ve üsse konuşlanmış durumda. Suriye-Ürdün-Irak sınırının birleştiği noktada yer alan et-Tanf üssünde de askerleri bulunuyor.  DEAŞ Karşıtı Uluslararası Koalisyon’daki bazı ülkeler, gözetleme ve hava bombardımanları dahil olmak üzere çeşitli şekillerde operasyonlara katkıda bulunuyor.

Hedefler, araçlar ve engeller
Robak’a göre ABD, Suriye'deki hedeflerini beş yıl önce belirledi. Bu hedeflerin ilki, DEAŞ’ı yenmek ve yeniden ortaya çıkmasını engellemek. İkincisi, BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2254 sayılı kararının uygulanması sürecini desteklemek. Üçüncüsü, İran'ı Suriye'den çıkarmak. Dördüncüsü, (Suriye Devlet Başkanı Beşşar) Esed rejiminin kitle imha silahlarını kullanmasını engellemek ve elindeki kimyasal silahları imha etmek. Beşincisi ise insani krize müdahale etmek ve Suriye halkının yurtiçinde ve dışında çektikleri sıkıntıları hafifletmek. Yine Robak’a göre ABD’nin elinde, Suriye'de bu ‘hedeflere’ ulaşmak için yeterli miktarda ‘belge ve araç’ var. Bunlardan birincisi, Suriye'nin kuzeydoğusundaki petrol ve doğalgaz zenginliğinin yanı sıra ABD’nin Irak sınırları yakınındaki belirli sayıda da olsa askeri varlığı. Burada 500 ila 800 civarı ABD askeri ve sözleşmeli personel bulunuyor. İkincisi, bu stratejik bölgeyi, kaynaklarını ve anayollarını kontrol eden SDG ve yerel ortaklarının desteklenmesi. Üçüncüsü, rejime karşı ekonomik yaptırımlar uygulanması. Dördüncüsü, uluslararası diplomatik bir platformu sağlayan DEAŞ Karşıtı Uluslararası Koalisyon’un desteklenmesi. Beşincisi, Çin ve Rusya'nın engellemeye çalıştığı BM aracılığıyla sağlanan nüfuzun desteklenmesi.
Robak'a göre bu ‘nüfuz araçlarının’ yanı sıra bir de ‘engelleme araçları’ var. Bunlardan ilki ise, Şam ile Arap ya da Avrupa ülkeleri arasında normalleşme çabalarını durdurmak ya da yavaşlatmak. İkincisi, ‘hedeflere’ ulaşılmadan önce Suriye’nin yeniden inşasına başlanmasını ve Arap ve Avrupa ülkelerinin bu sürece katılımını durdurmak.
Suriye rejimine baskı yapmak için bir takım ‘baskı araçları’ da olduğunu söyleyen Robak, Türkiye’nin Suriye'nin kuzeybatısındaki varlığının İsrail saldırılarını ve rejimin bu bölgenin kontrolünü ele geçirmesini engellediğini belirtti. Ancak Robak, Türkiye’nin Fırat'ın doğusunda Rasulayn ve Tel Abyad arasındaki faaliyetleri nedeniyle bölgedeki askeri varlığının ABD için bir baskı aracı olup olmadığını da sorguladı.

Dikkatli bir gözden geçirme
Robak, bu ‘hedefleri’ ve ‘araçları’ tanımlarken Biden’ın ekibinin Suriye politikasına yönelik şu soruları yöneltti:
 “Suriye, Biden yönetimi için bir öncelik mi? Hedefler halen aynı mı? Hedeflere götürecek gerekli araçlar mevcut mu? Şu an uygulanan politikanın sürmesi veya değiştirilmesi Suriyelilere nelere mal olur?”
Robak’a göre ayrıca, yalnızca belirli koşullar altında kaldırılabilen yaptırımlar getiren Caesar (Sezar) Yasası’nın, ABD Kongresi'nden hem Demokratların hem de Cumhuriyetçilerin rızasıyla geçtiği göz önüne alındığında “ABD’deki yasal belirleyiciler nelerdir?” sorusu da sorulabilir.
DEAŞ’ın yeniden ortaya çıkışını engellemenin ve Suriye’nin doğusunda güvenliği sağlamanın öncelik olduğunu belirten Robak, ABD’nin, bunu, ‘Washington üzerinde baskı oluşturmayan düşük maliyetli büyük bir yatırım’ olan askeri varlığını korurken, ‘mevcut durumun sürmesi’ ve ‘uzun soluklu çıkmazı’ destekleyerek başarabileceğini düşünüyor.
Biden yönetiminin bu soruları yanıtlamak için acele etmesine gerek olmadığını belirten Robak, “Biden’ın ekibinin, bir politika belirleyip soruları yanıtlamak için zamanları var” dedi. Robak’a göre o zamana kadar işler, aşağıdaki gibi bazı değişikliklerle SDG'ye destek sağlayarak ‘mevcut durumu sürdürme’ yönünde ilerleyebilir. Buna göre yapılacak ilk iş, Suriye'nin doğusunda ‘istikrarı desteklemek’ için tahsis edilen fonları donduran yasanın kaldırılmasıdır. Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın 2018-2019 yıllarında Washington’ın yaklaşık 300 milyon dolarlık harcamada bulunmasını durduran kararı, Arap ve Körfez ülkeleri tarafından iki yılda 600 milyon dolar harcanarak telafi edildi.  İkincisi olarak istikrarın yeniden tanımlanması gerekiyor. Çünkü ABD’nin örneğin, ‘bir okulun onarımına katkıda bulunulabilir, ancak bir okul inşa edilemez’ şeklindeki önceki politikası, destekleme noktasındaki birçok yolu büyük ölçüde engellemişti. Üçüncüsü ise ABD’nin yeni bir politikayı veya olası değişiklikleri duyurmadan önce uluslararası ve bölgesel müttefikleriyle görüşmelerde bulunması gerekiyor.

Peki, nasıl bir politika uygulanacak?
Suriye'nin doğusundaki çalışmalarını sona erdirdiğinden Körfez bölgesiyle ilgili araştırmalar yapan bir kuruluşta çalışan Robak'tan yeni politikalara ilişkin tahminlerde bulunması isteniyor. Robak ise yeni politikalarla ilgili olarak tahminlerde bulunmak için ABD’nin gerçek çıkarlarına, sahip olduğu araçlara ve bu politikaların Suriyelilere nelere mal olabileceğine dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor. Robak, “Suriye, çevresindeki müttefiklerimiz için önemli bir konu. DEAŞ’ın faaliyet gösterdiği ve çıkarlarımıza karşı saldırılarda bulunmasına veya tehlikeli planlar yapmasına izin vermeyen bir hükümet istiyoruz. Kolay olan ABD’nin mevcut politikasını sürdürmektir. Ancak, yeni bir ABD yönetiminin gelişi, Washington'a Suriye politikasını yeniden değerlendirmesi ve sonraki adımlar konusunda müttefikleri ile istişare etmesi için bir fırsat veriyor” yorumunda bulundu.
“Mevcut durumun sürmesi, Suriye'nin kuzeydoğusundaki oluşum, bu oluşumun tanınması ve özyönetim anlamına gelir mi?” sorusuna ise Robak, “Bu bir ülke değil. Geçici bir oluşum ve DEAŞ ile savaşmak için alınan geçici tedbirlerdir.  Bu tedbirlerin sürdürülmesi için ABD’nin bölgedeki varlığı önemlidir. Ancak ABD’nin askeri varlığı olmadan söz konusu tedbirler kalıcı olmazlar. Önümüzdeki üç ay içinde ve yakın bir gelecekte ABD’nin bölgedeki askerlerinin geri çekilmesi ile ilgili herhangi bir adım atılması düşünülmüyor. Fakat ABD, Suriye'nin kuzeydoğusunda sonsuza kadar kalmayacaktır” yanıtını verdi.
Eski ABD yönetiminin SDG’yi ve onun siyasi kanadı Suriye Demokratik Konseyi’ni (SDK) rejimle yapılan müzakerelerde dahi desteklediğini söyleyen Robak, “Onları cesaretlendirdik ve çıkarlarına en uygun olanı yapmaya teşvik ettik” dedi.



Suriye’de değişen ittifaklar: Türkiye için büyük zafer

Ahmed Şara'nın geçen hafta yayımladığı kararnameyle Kürtçe ulusal dil, Nevruz da resmi tatil kabul edilmişti (Reuters)
Ahmed Şara'nın geçen hafta yayımladığı kararnameyle Kürtçe ulusal dil, Nevruz da resmi tatil kabul edilmişti (Reuters)
TT

Suriye’de değişen ittifaklar: Türkiye için büyük zafer

Ahmed Şara'nın geçen hafta yayımladığı kararnameyle Kürtçe ulusal dil, Nevruz da resmi tatil kabul edilmişti (Reuters)
Ahmed Şara'nın geçen hafta yayımladığı kararnameyle Kürtçe ulusal dil, Nevruz da resmi tatil kabul edilmişti (Reuters)

Suriye hükümetinin, uzun süredir Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kontrolündeki bölgeleri hızla ele geçirmesi mercek altına alındı.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan yetkililer, Ahmed Şara yönetiminin hamlelerinin bu ayın başlarında Şam, Paris ve Irak'ta düzenlenen gizli toplantılarda şekillendiğini söylüyor.

Suriye hükümetinden yetkililerle SDG arasında entegrasyon süreci için 4 Ocak'ta Şam'da görüşme düzenlenmiş. Ancak toplantının Suriyeli bir bakan tarafından aniden sonlandırıldığı belirtiliyor.

Ertesi gün Suriye heyetinin, ABD arabuluculuğunda İsrail'le güvenlik anlaşması görüşmeleri için Paris'e gittiği ifade ediliyor. Toplantıda Suriyeli yetkililer, İsrail'i SDG'yi desteklemekle suçlamış ve Tel Aviv'den entegrasyonu geciktirme çabalarını sonlandırmasını istemiş.

Bu görüşmede Suriyeli yetkililerin, SDG'nin kontrolündeki bazı bölgelere sınırlı bir operasyon düzenlemeyi teklif ettiği ve bu öneriye İsrail ya da ABD'den herhangi bir itiraz gelmediği savunuluyor.

Şam yönetimi iddialar hakkında yorum yapmazken, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Reuters'a gönderdiği açıklamada, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın SDG'nin "IŞİD karşıtı başat güç rolünün büyük ölçüde miadını doldurduğunu" belirttiği salı günkü mesajı hatırlatıldı.

İsrail'in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter ise "Paris'teki üçlü toplantının tamamına bizzat katılmış biri olarak, İsrail'in hiçbir zaman Suriye ordusunun ülkedeki Kürtlere yönelik saldırısına müsaade etmediğini söyleyebilirim. Bu yönde herhangi bir iddiada bulunmak yanlıştır" dedi.

Ayrıca haberde, Türkiye'nin Kürt sivillerin korunması halinde Washington'ın SDG'ye karşı bir operasyonu onaylayacağına dair Şam'a mesaj gönderdiği iddia ediliyor.

SDG, Türkiye'nin terör örgütü saydığı YPG'nin ağırlıkta olduğu, ABD destekli milislerden meydana geliyor.

Paris'teki toplantıdan yaklaşık iki hafta sonra operasyonlara başlanırken, ABD'nin desteğini geri çekeceğine yönelik SDG'yi uyardığı belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın, SDG komutanı Mazlum Abdi'yle 17 Ocak'ta Irak'ta görüştüğü, Washington'ın SDG'yi değil Şara'yı destekleyeceğini söylediği öne sürülüyor. SDG'li bir kaynaksa iddiaları yalanlıyor.

Diğer yandan Şam güçleri hızla ilerleyerek, çoğunlukla Arapların yaşadığı bölgeleri SDG'den almıştı. 18 Ocak'ta ateşkes ilan edilmesine rağmen Suriye ordusunun saldırıları sürdürmesinin ABD'li yetkilileri kızdırdığı da aktarılıyor. Şara'nın operasyonların durdurulduğunu duyurmasından kısa süre sonra Barrack'ın SDG'yle ilgili mesajını yayımladığına dikkat çekiliyor.

Washington'ın Suriye'deki tutumunu değerlendiren ABD'li bir kaynak Şara'yı "usta bir stratejist" diye niteliyor.

"Türkiye için büyük zafer"

New York Times'ın analizinde de yıllarca SDG'yle IŞİD'e karşı Suriye'de mücadele eden ABD'nin Kürt müttefiklerini zor durumda bıraktığı yazılıyor.

Trump yönetiminin Suriye'deki tutumunu değiştirmesinin "ülkeyi yeniden bir araya getirmek için mücadele eden Şara kadar, SDG'ye Amerikan desteğine şiddetle karşı çıkan ve Şara'yı destekleyen Türkiye için de büyük bir zafer" olduğu belirtiliyor.

SDG ve Suriye ordusu arasındaki çatışmalar, IŞİD militanlarının tutulduğu cezaevlerinin olduğu bölgelere de sıçramıştı. SDG, Şam güçlerinin saldırıları nedeniyle militanların kaçtığını öne sürmüş, Suriye yönetimiyse IŞİD'lilerin SDG tarafından serbest bırakıldığını iddia etmişti.

Diğer yandan ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Suriye'nin Haseke kentinde tutulan 150 IŞİD'linin Irak'a transfer edildiğini dün duyurmuştu. CENTCOM, firar riskini gerekçe göstererek, gerekli görülmesi halinde 7 bin IŞİD savaşçısının daha Irak'a gönderilebileceğini bildirmişti.

Irak Yüksek Yargı Konseyi'nden bugün yapılan açıklamada da SDG kontrolündeki hapishanelerden nakledilen IŞİD'liler hakkında derhal hukuki işlem başlatılacağı duyuruldu.

Independent Türkçe, Reuters, New York Times


Suriye'de ateşkes sürecek mi: Mazlum Abdi ve Tom Barrack Erbil'de buluştu

Fotoğraf: X
Fotoğraf: X
TT

Suriye'de ateşkes sürecek mi: Mazlum Abdi ve Tom Barrack Erbil'de buluştu

Fotoğraf: X
Fotoğraf: X

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi başkanlığındaki SDG heyeti, Erbil’de ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) yetkilileriyle bir araya geldi. Kritik görüşmede, sahadaki son gelişmeler, ateşkesin durumu ve Suriye’nin geleceğine ilişkin siyasi süreç ele alındı.

Mazlum Abdi başkanlığındaki heyet Barrack görüşmesi öncesi Erbil’de temaslar gerçekleştirdi. Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed’in de yer aldığı heyet Neçirvan Barzani ile bir araya geldi.

Toplantı öncesinde Tom Barrack, Mazlum Abdi ve SDG Yürütme Konseyi Eşbaşkanı İlham Ahmed ile ayrı bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmenin ardından açıklama yapan Barrack, SDG heyetiyle yapılan temaslara büyük önem verdiklerini vurguladı.

“Bugün General Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile bir araya gelmekten onur duyduk” diyen Barrack, bölgede istikrarın sağlanması açısından ateşkesin korunmasının kritik olduğunun altını çizdi.  Barrack, açıklamasında tüm tarafların ortak bir noktada buluştuğunu da dile getirdi. Buna göre, karşılıklı güvenin tesis edilmesi ve kalıcı istikrarın sağlanabilmesi için her kesimi kapsayan güven artırıcı adımların birlikte belirlenmesi ve hayata geçirilmesi gerektiği konusunda mutabakata varıldı. Bu sürecin en temel ve vazgeçilmez adımının ise mevcut ateşkesin eksiksiz biçimde korunması olduğu vurgulandı.

Barrack şunları söyledi:

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye hükümeti arasında 18 Ocak’ta varılan anlaşmada öngörülen entegrasyon sürecinin ilerletilmesine yönelik güçlü desteğini ve bu konudaki kararlılığını yeniden teyit etti.

Tüm taraflar, karşılıklı güveni tesis etmek ve kalıcı istikrarı sağlamak amacıyla her kesimi kapsayan güven artırıcı adımları birlikte belirleyip hayata geçirirken, en temel ilk adımın mevcut ateşkesin eksiksiz şekilde korunması olduğu konusunda mutabık kaldı.

Suriye hükümetiyle görüşme iddiası

Öte yandan Arap basınında yer alan haberlere göre, SDG heyetinin bugün Erbil’de Suriye hükümetiyle de bir araya gelmesi bekleniyor. İddiaya göre görüşme, Mesud Barzani’nin arabuluculuğunda gerçekleşecek ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da toplantıda yer alacak.

Haberlere göre, görüşmelere Suriye tarafı adına Dışişleri Bakanı Şeybani katılırken, SDG cephesinden Mazlum Abdi ve Rohilat Afrin masada olacak. Görüşmenin ana gündemini, Şam yönetimi ile SDG arasında sürdürülen müzakereler ve bu kapsamda ele alınan 14 maddelik anlaşma oluşturacak. Görüşmenin, taraflar arasındaki siyasi temaslar açısından yeni bir aşamaya işaret edebileceği değerlendiriliyor.

Independent Türkçe


Arap ve İslam ülkeleri Barış Konseyi'ne katıldı

ABD Başkanı Donald Trump dün Davos Forumu'nda yaptığı konuşmadan (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump dün Davos Forumu'nda yaptığı konuşmadan (AFP)
TT

Arap ve İslam ülkeleri Barış Konseyi'ne katıldı

ABD Başkanı Donald Trump dün Davos Forumu'nda yaptığı konuşmadan (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump dün Davos Forumu'nda yaptığı konuşmadan (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Arap ve Müslüman liderlerden gelen artan destekle birlikte, uğun Davos Forumu'nun oturum aralarında "Barış Konseyi"ni açıklamaya hazırlanıyor.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan, Türkiye, Mısır, Ürdün, Endonezya, Pakistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (sekiz ülke) dışişleri bakanlarının, "ABD Başkanı Donald Trump'ın liderlerine Barış Konseyi'ne katılmaları için yaptığı daveti memnuniyetle karşıladıklarını" belirtti.

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı da daha sonra Gazze Barış Konseyi'ne katıldığını duyurdu.

Konsey, “Gazze'de kalıcı bir ateşkes sağlamayı, Şeridin yeniden inşasını desteklemeyi ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkına ve uluslararası hukuka uygun olarak kendi devletini kurma hakkına dayalı adil ve kalıcı bir barışı ilerletmeyi, böylece bölgedeki tüm ülkeler ve halklar için güvenlik ve istikrarın yolunu açmayı” amaçlamaktadır.

Bu arada, ABD Başkanı Grönland konusunda acil müzakereler çağrısında bulunarak, güç kullanmadan "kontrol altına alma" konusundaki kararlılığını yineledi ve "ABD'den başka hiçbir ülke onu koruyamaz" dedi.

Davos Forumu'nun üçüncü gününde geniş yankı uyandıran konuşmasında Trump, "İnsanlar güç kullanacağımı düşündüler ama buna gerek yok... Güç kullanmak istemiyorum ve kullanmayacağım" ifadelerini kullandı.