Basil’den müttefiki Hizbullah’a şantaj

Avn ve Nasrallah, 15 yıl önce mutabakat imzalamışlardı. (Getty)
Avn ve Nasrallah, 15 yıl önce mutabakat imzalamışlardı. (Getty)
TT

Basil’den müttefiki Hizbullah’a şantaj

Avn ve Nasrallah, 15 yıl önce mutabakat imzalamışlardı. (Getty)
Avn ve Nasrallah, 15 yıl önce mutabakat imzalamışlardı. (Getty)

Özgür Yurtsever Hareket Başkanı ve Kurucusu General Mişel Avn ile Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah arasında 15 yıl önce imzalanan mutabakatın yıl dönümünde Özgür Yurtsever Hareket’in Siyasi Konseyi tarafından eleştirel bir açıklama yapıldı. Mevcut başkan Cibran Basil’in birçok defa dile getirdiği üzere bunun, ‘pozisyonların yeniden formüle edilmesi’ çağrısı dışında kapsamı olmadığı vurgulandı.
Açıklamanın tek önemli yanının, ‘eksik noktaları açıklığa kavuşturmak için olumlu bir incelemeye tabi tutulma’ gerekliliği ile müttefiki Hizbullah’tan ‘hesap sorma’ yaklaşımının, mutabakatın 15’inci denk getirilmesi olduğu kaydedildi. Özgür Yurtsever’in açıklamasında mutabakatın, ‘Lübnan’ı bölünmeden ve dış güçlerin saldırılarından korumanın yanı sıra İsrail’e karşı caydırıcı olduğu ve terörü püskürttüğü’ belirtildi. Ancak “devleti inşa etme projesinde ve hukukun egemenliği konusunda başarılı olmadığına” dikkat çekildi.
Her ne kadar Özgür Yurtsever’in devlet projesini engelleme sorumluluğunu dolaylı olarak Hizbullah’ın stratejik müttefiki olan Emel Hareketi’ne yüklemek istese de bunun, hareketi istemediği bir siyasi tartışmaya çekmeye yetmeyeceği görüşü hakim.
Nasrallah ise mutabakat belgesini gözden geçirerek Basil’in talebine yanıt veren ilk isim oldu. Bu tavrın özellikle Özgür Yurtsever Başkanı’nı hedef alan ABD yaptırımlarının ardından ortaya konulması dikkat çekti. Yanıt, Nasrallah’ın yardımcısı Şeyh Naim Kasım aracılığıyla verildi. Daha sonra aralarındaki ittifak ilişkisini yeniden değerlendirmek ve karşılaşılan aksaklıklardan kaçınmak için önerilerde bulunmak üzere ortak bir komite oluşturulması kararı alındı.  Komite, Özgür Yurtsever adına milletvekilleri Allan Avn, Sezar Ebi Halil, Hizbullah’tan Milletvekili Hasan Fadlallah, Medya İlişkileri Başkanı Muhammed Afif, Danışma ve Araştırma Merkezi Başkanı Abdulhalim Fadlallah’tan oluşuyor.
Üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Basil’in mutabakatın gözden geçirilmesini isteme ısrarının arkasında göz ardı edilemeyecek bazı nedenler bulunduğunu aktardı.
Hizbullah’ın kendi özel konseylerinde Basil’e karşı bir rahatsızlık belirtisinin görülmediğini belirten kaynak, ancak Basil’in bir gölge başkanmış gibi harekete geçtiği açığa çıkana kadar siyasi ritmini kontrol etmek için Cumhurbaşkanı Avn’a başvurmayı tercih ettiğine dikkat çekti. Kaynak, Basil’in bu tavrının, devlet idarelerini başkanlık emellerine hizmet etmeleri için kullanmasında kendini gösterdiğini vurguladı. Ayrıca şu an ‘güçlü dönemin’ çökmeye başladığının ve onu kurtarmanın imkansız hale geldiğinin farkında olduklarını, müttefike şantajı içermeyen bir politikaya başvurulduğunun altını çizdi.
Üst düzey kaynak, bakan olarak atanan Basil’in koşullarına yanıt vermeyen hükümetlerin oluşumunu geciktirerek Hizbullah’ın bu duruma ilişkin sağlanan siyasi örtünün arkasında yer aldığını vurguladı. Basil’in parlamento seçimlerinde iki kez başarısız olmasına rağmen ve Avn’ın seçimlerde ‘kaybedenlerin bakan olarak atanamaması’ ısrarının aksine atandığını hatırlatan kaynak, Hizbullah’ın Avn’ın cumhurbaşkanı olarak seçilmesini garanti edene kadar defalarca cumhurbaşkanlığı seçim oturumlarını askıya aldığını hatırlattı.
Basil’in geleceğini güvence altına alma yolunda Avn’a olan umudunu yitirmesi sonrasında siyasi güçlerini kullanmak zorunda kaldığı belirten kaynak, birçok tarafın hükümeti kurmakla görevli yetkili Saad Hariri’nin belirlediği koşullara destek vermesinden korktuğunu, zira bunun, Basil’e ‘kendisini öne sürme yeteneğini’ kaybettireceğini kaydetti. Ayrıca sonuç olarak siyasi statüsünü geri kazanmak umuduyla, ittifakını bozmadan Hizbullah’ı sıkıştırmak istediğinin altını çizdi.
Kaynağa göre Basil’in Lübnan’ın geleceğiyle ilgilenen büyükler arasında kalmak dışında başka seçeneği bulunmadığından bahsetmeye dahi gerek yok. Belki de bu durum, Özgür Yurtsever’in Hristiyan kanatta gerilemesine, hareketin kurulmasının ve ‘tarihi çizgiye’ katılmasının arkasında yer alan eski sembol isimlerin girişimlerinin durmasına neden oldu.
Aynı kaynağa göre Basil, Özgür Yurtsever’e saygınlığını yeniden kazandırmak için değil, çözümlerin arkasında koşuyor. Daha da ötesi, kişisel pozisyonunu sağlama almaya çalışıyor. Basil özellikle Cumhurbaşkanı Avn’ın siyasi varisi olmak için kendisiyle rekabet edenlerin yolunu kesmek amacıyla içerideki rakiplerini zayıflatma temelinde devlet idarelerine, kurumlarına ve Özgür Yurtsever’in ana merkezine atamaları kendi tekeline almaya uğraşıyor. Kaynağa göre ayrıca Basil’in kendisine vefa borcu olan bakanları seçme ısrarı nedeniyle başkalarına yönelik ‘devlet projesini engelledikleri’ suçlamaları hiçbir yerde işe yaramayacak.
Aynı şekilde Basil, daha önceki anlayışından farklı olarak siyasi kuşatmasından çıkışının, ‘müttefiki Hizbullah’ı dikkate almadan’ olmayacağını şu an daha iyi biliyor.
Bu nedenle Basil, Hristiyanların hakkını yeniden kazanma ve hükümeti kurma ortaklığını koruma bahanesiyle ayağa kalkamayınca parlak sloganlar kullanarak ve ‘Hizbullah’ ile ilgili anlayış mutabakatını gözden geçirme çağrısı yaparak Hristiyan sokaklarında kaybettiklerini yeniden elde edeceğine dair bahis oynuyor. Sonuç olarak bu kartı da ancak ‘Meclis Başkanı Nebih Berri’nin Hizbullah’ın desteğiyle sunduğu’ girişimden rahatsız olduğunu ifade ettikten sonra oynayabildi.
Basil, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Lübnan’ı kurtarmak üzere ortaya koyduğu girişime dair Paris’ten özür dilemesi sonrasında, kendisine destek sağlayacağı umuduyla Hizbullah’ın ‘vurucu gücü’ üzerine d bir bahse girmiş durumda. Siyasi olarak hayatta kalmak için de son siyasi savaşını veriyor. Basil’in Hizbullah dışında müttefiki olmaması da kendisini ittifakının dağılmasına yol açacak ve siyasi izolasyon düzeyini artıracak bir maceraya karışmaksızın sesini yükseltmeye itiyor.



Irak Hizbullah Tugayları, ABD büyükelçiliğine yönelik saldırıların askıya alınması için şartlar öne sürdü

ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)
ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)
TT

Irak Hizbullah Tugayları, ABD büyükelçiliğine yönelik saldırıların askıya alınması için şartlar öne sürdü

ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)
ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)

Irak’taki “Hizbullah” milisleri, dün yaptıkları açıklamada, belirli şartlar altında ABD Büyükelçiliği’ne yönelik saldırılarını beş gün süreyle askıya aldıklarını duyurdu.

Tugayların açıklamalarında belirtilen şartlar arasında, İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerindeki sakinleri tahliye etmeyi ve bombalamayı durdurması ve Bağdat ile diğer illerdeki yerleşim bölgelerini bombalamamayı taahhüt etmesi yer alıyor.


Batı Şeria’da İran roket saldırısı: 3 Filistinli kadın öldü

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Batı Şeria’da İran roket saldırısı: 3 Filistinli kadın öldü

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Filistin Kızılayı, Çarşamba akşamı Batı Şeria’yı hedef alan İran roket saldırısında üç kadının hayatını kaybettiğini açıkladı. Bu saldırı, bölgede gerçekleşen ilk ölümcül İran saldırısı ve ABD-İsrail-İran savaşının başlamasından bu yana Filistinlilerin hayatını kaybettiği ilk olay oldu.

Filistin resmi haber ajansı Wafa’nın bildirdiğine göre, roketler Hebron’un güneybatısındaki Beit Awa kasabasındaki bir berberi salonunu vurdu. Saldırıda bir Filistinli ağır yaralandı.

İsrail ordusu, saldırının küme mühimmat türü bir başlık kullanılarak gerçekleştirildiğini ve başlığın küçük bombalara ayrılarak farklı noktalara saçıldığını düşündüklerini açıkladı.

Şubat ayı sonunda İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarından bu yana, İsrail’de en az 14 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.


Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği’ne İHA saldırısı düzenlendi

Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği çevresinde insansız hava araçları ve füzelerle yapılan saldırının ardından yükselen alev ve duman (Reuters)
Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği çevresinde insansız hava araçları ve füzelerle yapılan saldırının ardından yükselen alev ve duman (Reuters)
TT

Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği’ne İHA saldırısı düzenlendi

Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği çevresinde insansız hava araçları ve füzelerle yapılan saldırının ardından yükselen alev ve duman (Reuters)
Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği çevresinde insansız hava araçları ve füzelerle yapılan saldırının ardından yükselen alev ve duman (Reuters)

Güvenlik kaynakları, bu sabah erken saatlerde ABD Büyükelçiliği’nin Bağdat’taki binasının insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alındığını ve bölgede patlama seslerinin duyulduğunu açıkladı. Saldırının, önceki gün gerçekleşen bir dizi saldırının ardından geldiği belirtildi.

Güvenlik yetkilileri, dün de füze ve İHA saldırılarının büyükelçiliğe yöneldiğini, bunun sonucunda alarm sistemlerinin devreye girdiğini ve diplomatik kompleks yakınlarında patlama seslerinin duyulduğunu bildirmişti.

er
Bağdat’taki Yeşil Bölge’de bulunan ABD Büyükelçiliği’nin genel görünümü (EPA)

Kaynaklar, en az üç patlayıcı yüklü İHA’nın Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınındaki Amerikan diplomatik tesislerini hedef aldığını, bunun üzerine C-RAM hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini aktardı.

Tahran destekli silahlı grupların, 28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail savaşı kapsamında İran’a karşı yürütülen operasyonlara yanıt olarak Irak’taki Amerikan çıkarlarına saldırılar düzenlediği bildirildi.

Şu ana kadar olayda yaralanma veya maddi hasar ile ilgili resmi bir rapor yayınlanmadı.