ABD ve İngiltere, Husilerin saldırılarına ilişkin endişelerini dile getirdiler

ABD ve İngiltere, Husilerin saldırılarına ilişkin endişelerini dile getirdiler
TT

ABD ve İngiltere, Husilerin saldırılarına ilişkin endişelerini dile getirdiler

ABD ve İngiltere, Husilerin saldırılarına ilişkin endişelerini dile getirdiler

Husi milislerinin Yemen'in Marib ve Cevf valiliklerinde karadan ve havadan düzenlediği saldırılar, ABD ve İngiltere’de endişelere yol açtı. İki ülke dün yaptıkları açıklamada saldırıların derhal durdurulmasını istedi. Yemen hükümeti de Husilerin barışa inanmadığı ve Tahran'ın düşmanca gündemini uygulamaya devam ettiği yönünde açıklamada bulundu.
İran destekli Husi grubu, önceki gün Marib'in batısı, güneyi ve komşusu el-Cevf vilayetinin doğusundaki birkaç noktada düzenlediği kara saldırılarıyla eş zamanlı olarak dün de Marib’e füzeler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hava saldırıları başlattı.
Yemenli siyasetçiler, Husilerin son saldırısının Biden yönetiminin grubu terör örgütü listesinden çıkarmak için hazırlandığını duyurmasıyla ilişkilendiriyorlar. Bu kararın, gruba Yemenlilere karşı savaşını sürdürmesi için yeşil ışık yaktığı görüşü hakim.
Husilerin saldırılarına ilk tepki ABD yönetiminden geldi. Açıklamada, ABD Başkanı Joe Biden'ın Yemen'deki savaşı sona erdirmek için adımlar attığı bir dönemde sivillere yönelik bu saldırıların devam etmesine konusundaki derin endişeler dile getirildi.
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın resmi internet sitesinden yapılan açıklamada Husiler, "Suudi Arabistan'daki sivilleri etkileyen saldırılar da dahil olmak üzere söz konusu eylemleri ve Yemen halkının sıkıntılarını artırmaktan başka bir işe yaramayan her türlü askeri hamleyi durdurmaya" çağırıldı. Açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı:
"Husileri istikrarı bozucu eylemlerden kaçınmaya ve Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths'in barışa ulaşmak için gösterdiği çabalara yapıcı bir şekilde katılma taahhütlerini yerine getirmeye çağırıyoruz. Artık bu çatışmaya bir son verme zamanı geldi.”
İngiltere'nin Yemen Büyükelçisi Michael Aron da Twitter hesabından yaptığı paylaşımda Husi saldırılarını şiddetle kınadı:
“Husilerin Marib ve Cevf'i hedef almasını şiddetle kınıyoruz. Bu saldırıları derhal durdurmalı ve BM Yemen Özel Temsilcisi’nin çabalarını destekleyerek barış yönündeki ciddiyetlerini kanıtlamalılar.”
Husiler ise Biden'ın grubu terör örgütleri listesinden çıkarma yönündeki kararı şüpheyle karşıladı. İran rejiminin Sana’ya büyükelçi olarak atadığı Hasan Erlo, ABD’ye işaretle yaptığı değerlendirmede söz konusu açıklamaları "Büyük Şeytan tarafından alınan iyimserlikten yoksun açıklamalar” olarak niteledi.
Erlo, Twitter hesabından yaptığı açıklamada "Yeni ABD yönetiminin, Irak ve Suriye'de olduğu gibi Yemen'de de doğrudan siyasi ve askeri bir varlık dayatmak olan, önceki hükümetlerden farklı bir politikası olmadığını" iddia etti.
Yemen Başbakanı Muin Abdulmelik de dün yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Husi milislerinin Marib ve Cevf’te balistik füzeler ve patlayıcı yüklü İHA’larla yerleşim bölgelerini hedef alması siyasi bir çözüm bulmaya yönelik BM tarafından ve uluslararası düzeyde yapılan çağrılarla eşzamanlı gerçekleşti. Bu, uluslararası topluma milislerin barışa inanmadığına ve İran'ın bölgede yıkıcı gündemini uygulamaya devam ettiğine dair yeni kanıtlar sağlıyor.”
Resmi kaynaklara göre Başbakan Abdulmelik pazar günü Husilerin şehre yönelik saldırıları sonucu şehit düşen siviller için Marib Valisi Sultan el-Arade'yi arayarak taziyelerini iletti. Yemen’in resmi haber ajansı SABA’ya göre Başbakan, Arade’den valilikte askeri, güvenlik, hizmet ve kalkınma konularındaki genel gelişmeler ve yerel otoritenin sorunlarla başa çıkmak için gösterdiği çabaların yanı sıra ulusal ordunun, halk direnişinin ve aşiret mensuplarının Husi saldırılarını önlemek için yaptıkları hakkında bilgi aldı.
Yemen Dışişleri Bakanlığı önceden yaptığı bir açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı:
“Husi darbe milisleri tarafından Marib ve el-Cevf'in yerleşim mahallelerine balistik füzeler ve patlayıcı yüklü İHA’lar ile başlatılan terör saldırıları, savaşa siyasi bir çözüm arayan tüm uluslararası seslere açık bir meydan okumadır. Bu terörist grup tarafından gerçekleştirilen terör saldırısı ve askeri hamleler, Yemen hükümetinin bu grubun barışa inanmadığı, sadece silah sesiyle yaşadığı ve şiddet ve güç kullanmaya devam ettiği yönündeki sürekli uyarılarını doğruluyor. Masum sivilleri ve Husi zulmünden kaçarak Ma'rib şehrine gelen yüz binlerce yerinden edilmiş insanı hedef alan bu saldırılar insani felaketi şiddetlendiriyor.”
Yemen hükümetinin barış sürecine olan bağlılığı vurgulanan açıklama şöyle devam etti:
“Uluslararası toplumu ve BM’yi bu saldırıları kınamaya ve failleri sorumlu tutmaya çağırıyoruz. Yemen hükümeti, vatandaşlarını koruma ve ülke topraklarının güvenliğini ve istikrarını sağlama sorumluluğu temelinde bu tür saldırılara karşılık verme hakkına sahiptir.
Saha kaynakları Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Husi milislerinin son iki gün içinde Marib vilayetinin batı ve güneyindeki cephelere çok sayıda yeni asker konuşlandırdığını ve ordunun karşılık vermesiyle şiddetli saldırılar düzenlediğini bildirdiler. Aynı şekilde benzer saldırıların komşu Cevf vilayetinin birçok cephesinde de gerçekleştiğini aktardılar.
Yemen Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Abduh Mecli, Yemen ordusuna ait "September Net" sitesinde yer alan açıklamasında, “hükümet güçlerinin terörist Husi milislerinin el-Cudan, el-Muhdera, Sirvah ve Cebel Murad cephelerindeki bazı noktalara saldırı ve sızmalarını püskürttüklerini” ifade etti.
Sözcü açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Güçlerimiz, bir dizi milisin ölmesine ve yaralanmasına neden olan saldırı ve tuzaklara karşılık verdiler. Grup, ordu ve direnişin gücünü kırmak için birden fazla cepheden saldırı girişiminde bulundu. Ancak Husiler, Cevf iline bağlı el-Hazm kentinin doğusundaki Dehayda ve el-Cedafir cephelerinde ağır can ve ekipman kayıpları vererek yenilgiye uğradı.”



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.