Seçim kaosu, ABD’deki Evanjelik toplumu ikiye böldü

Evanjeliklerden bir kısmı, Kongre binasında isyana dönüşen ‘Amerika’yı Kurtar’ yürüyüşüne katıldılar. (Reuters)
Evanjeliklerden bir kısmı, Kongre binasında isyana dönüşen ‘Amerika’yı Kurtar’ yürüyüşüne katıldılar. (Reuters)
TT

Seçim kaosu, ABD’deki Evanjelik toplumu ikiye böldü

Evanjeliklerden bir kısmı, Kongre binasında isyana dönüşen ‘Amerika’yı Kurtar’ yürüyüşüne katıldılar. (Reuters)
Evanjeliklerden bir kısmı, Kongre binasında isyana dönüşen ‘Amerika’yı Kurtar’ yürüyüşüne katıldılar. (Reuters)

Bluefield’de yaşayan bir Hristiyansanız, (Batı Virjinya eyaletinde yer alan Blue Ridge Dağları’ndaki bu küçük kasabada yaşayanların çoğu için geçerli olan bir durum) birkaç seçeneğiniz var. Örneğin Donald Trump’ı güçlü bir şekilde destekleyen ve geçen kasım ayında uğradığı hezimete şüpheyle yaklaşan ‘Father’s House International’ Kilisesi’nden Papaz Doyle Bradford’u takip edebilirsiniz. Bu kilisenin takipçilerinin bazıları 6 Ocak’ta düzenlenen ve zamanla Kongre binasında ayaklanmaya dönüşen ‘Save America’ (Amerika’yı Kurtar) temalı yürüyüşe katılmış olabilir. Ayrıca demiryolu sahasından, özellikle de Papaz Frederick Brown’un Bradford’u kardeşi olarak gördüğü ama ona çok yanıldığını söylediği, ‘Faith Center’ Kilisesi’ne gidebilirsiniz. Ya da Crossroads Kilisesi’nin bulunduğu East River Mountain bölgesine…Papaz Travis Lowe, burada Bradford’un sert politik söylemini tekrar ediyor ve Hristiyan birliğini sağlamanın yollarını arıyor.
Bluefield’deki Associated Press (AP) araştırmacısına göre üç kilisenin, Kongre binasına yapılan saygısızlığı kınamak ve ortak bir zemine ulaşmak için dua etmek de dahil birçok ortak unsura sahip olması dikkate değer. Ancak bu kiliseler farklılık gösteriyor. Zira aralarında bir mesele var: Bölünmüş ABD siyasi sahnesinde Evanjelik Hristiyanlığın rolü nedir?
Diğer yandan Bradford ve takipçileri, eylemlerini ifade özgürlüğü ve dini inanç açısından savunuyorlar. Demokrasiye ve Hristiyanlık değerlerine yönelik saldırılara karşı seslerini yükseltmelerine izin verilmesi gerektiğini iddia ediyorlar. Bununla birlikte Bradford’un dostları, onun sert konuşmalarının ve internet üzerinden yaptığı asılsız iddiaların daha fazla gerginlik ve bölünmeye yol açacağından endişeliler.
AP tarafından yapılan bir kamuoyu anketi her ne kadar 10 Evanjelik Hristiyandan yaklaşık 8’inin Donald Trump’ı desteklediğini ortaya koysa da görüşleri,
nüfusu 10 binin biraz üzerinde olan Apalaş Dağları bölgesindeki bu şehirde de göründüğü üzere aynı değil.
Doyle Bradford kilisede görev yapmadan önce Bluefield’de geleneksel bir kariyer alanı olan kömür endüstrisinde çalıştı. İnsanlar, çevredeki tepelerden kömürün nasıl çıkarıldığını ve iki dünya savaşı sırasında da gemileri çalıştırmak ve ABD gökdelenlerinin yapımına yardımcı olmak için nasıl kullanıldığını halen gururla hatırlıyorlar.
Bluefield’in bazı bölgelerinde Joe Biden’ın zafer kazanmasına rağmen Mercer County, oylarının dörtte üçünden fazlasını Trump’a verdi. Bradford’un görüş ve açıklamaları da bu yönelimle güçlü şekilde uyumlu. Bradford, söz konusu mesele hakkında Facebook’ta şunları söyledi:
 “İnançlarımla ve değerlerimle en uyumlu olan tarafın yanındayım. Bu değerler, fetüslerin annelerinin rahminde öldürülmesini, hangi tuvaletin kullanılması gerektiğini bilmemeyi ve erkek ve dişi arasında ayrım yapan zamirlerin kullanılmasının yasaklanmasını içermez.”
AP’ye göre Bradford, 6 Ocak’ta meydana gelen şiddet eylemlerine katılmadı ve hatta tanık da olmadı. Facebook üzerinden Papaz, bu eylemlerin ‘Trump destekçileri dışındakilerin planlı bir yanıtı’ olduğuna inandığını belirtti. Bradford, buna dair hiçbir kanıt olmamasına rağmen başkanlık seçimlerinde ‘çok sayıda sahtekarlık kanıtı’ olduğunu iddia etti. Bradford bir röportaj sırasında Hristiyan milliyetçiliğinden daha büyük bir hareketin parçası olduğunu reddederek eylemlerini şiddetle savundu. Konuya dair şunları söyledi:
“Kendimi, ABD’yi seven bir Hıristiyan olarak görüyorum. Ama bugün ABD’yi seven bir Hristiyan’ın otomatik şekilde milliyetçi olarak etiketlendiği bir gerçeklikte yaşıyoruz. Tanrı’nın ABD’yi diğer ülkelerden daha büyük gördüğünü sanmıyorum. Ama İncil’den sorumlu bir din adamı olarak, kamusal alan dışında kalmak istemiyorum. (…) Kişisel inancım, ABD’nin kendisine ciddi şekilde zarar verecek bir yönde ilerlediğidir.”
Diğer yandan Faith Center Kilisesi’nden Frederick Brown, Tanrı’yı seven ‘büyük bir öğretmen’ olarak, papaz arkadaşlarına saygı duyduğunu dile getirdi. AP’ye göre Papaz Brown şu ifadeleri kullandı:
“Ancak Bradford’un söylediği şeylerden bazıları, bildiklerimizle ve Hristiyanlıkta vaaz ettiklerimizle çelişiyor. Trump’a oy vermeyenlere Tanrı’nın gazabının ineceğini ve Tanrı’nın gazabının seçimlerde hile yapanları helak edeceğini söylediğine tanık oldum.”
Geçen Kasım ayından bu yana pandemi koşulları nedeniyle cemaatin huzurunda gerçekleşen ilk ayinde konuşan Frederick Brown, çoğunluğu esmer tenli insanlardan oluşan kilise adamlarından siyasi sorunları bir kenara bırakmalarını ve Tanrı’ya güvenmelerini istedi. Nihayetinde bu mesaj, şehir içerisinde de kabul gördü.
Diğer taraftan Jonathan Jessup, “Umarım bu siyasi manevralar sona erer. Bundan bıktım. Çünkü buradaki tek bölücü şey bu” dedi.
Crossroads Kilisesi’nde Travis Lowe, ne pahasına olursa olsun Hristiyan sınıfının birliğini koruma konusundaki arzusunu dile getirdi. Travis, Black Lives Matter protestolarının bir destekçisiydi. Ancak bölünmelerden kaçınmak için siyasi söylemini dizginlemeyi tercih etti. ‘Medium’ aracılığıyla yayınlanan açıklamasında, siyasi muhalifleri şeytanlaştırmak için kutsal metinler kullanılırken ve ‘barış adamlarının’ ağzından şiddet konuşmaları akarken sessiz kaldığını belirtti.
Travis Lowe, Bradford’un ilk siyasi münazaranın ardından Facebook üzerinden bir gönderi yayınladığını söyledi. Kilise liderlerinin Trump’ı yıllarca desteklediğini çünkü onun siyasi olmadığı söyleyen Lowe ancak bugün diğer politikacılar gibi davranmaması nedeniyle bu liderlerin geri çekilmeye başladığını vurguladı. “Eğer onun, Tanrı’nın seçtiği bir lider olduğunu söylediyseniz sözlerinize uymalısınız” ifadesini kullandı.
6 Ocak’tan sonra Lowe nihayet sessizliğini bozdu ve şunları söyledi:
“Artık birlik uğruna ellerimde kan olması riskini göze alamam. Bir insanın bir yandan Hristiyanlık bayrağını taşıyıp diğer yandan da şiddet dilini nasıl kullanabildiğini anlamak benim için çok zor.”
Diğer yandan Bradford, beyazlar, diğer renktekiler ve Latin asıllılar da dahil olmak üzere kiliseye gidenlerin çeşitliliğinden dolayı gurur duyuyor. Kilise sakinlerine gelince; kendileriyle birlikte dua eden papazı savunuyorlar. Kilisesinin kabul ve sevgi değerlerini aşılayarak hayatlarında bir dönüşüm gerçekleştirdiğini söylüyorlar. Ancak bu durum, Kongre binasında meydana gelen şiddetten memnun veya inançlarının kendilerini siyaset dünyasında en iyi şekilde yönetmeye yönlendirdiğinden emin oldukları anlamına gelmiyor. Örneğin, Bluefield Eyalet Koleji öğrencisi olan ve düzenli olarak kiliseye giden 21 yaşındaki Kara Sandy, “En büyük duam, sadece Tanrı’nın gerçeği görmemiz için bize rehberlik etmesi ve bu ülkenin insanlarının birleşmesidir” dedi.
Brenda Gross’a gelince; Senato’daki cemaatin saflarına liderlik eden çıplak göğüslü adam hakkında sorulan bir soru karşısında kendisini tutamadı ve gözleri yaşardı. Gross, “Tekrar ettiği dua hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Ama inandığımız şey, İsa’mızın uysal ve yumuşak başlı olduğudur. Tanıdığım ve sevdiğim İsa’yı temsil etmiyordu” dedi. Gross’un kocası, daha önce Washington’da Bradford ile bir yürüyüşe katılmıştı. Gross, kilisesinin papazına desteklediğini dile getirirken aynı zamanda kömür endüstrisindeki koşullar ve Başkan’ın kürtaj hakkında verdiği destek hususunda endişeli olsa da Joe Biden için dua ediyor.
Bradford’un çalıştığı kilisede çocuklardan sorumlu Gina Brooks, Kongre binasında meydana gelen olayların talihsiz bir manzara olduğu konusunda hemfikir. Brooks, Hristiyan unvanına sahip insanların gerçekte öyle olmadıklarını görmenin üzücü olduğunu belirtti. Aynı şekilde ülkenin ilerlediği yön hakkında duyduğu endişelerde de başkalarıyla aynı düşünceleri paylaştığını belirtti. Brooks ayrıca Bradford’un gösterilere katılma kararına da destek verdi.
Bradford’un son dönemde Facebook’taki paylaşımlarında sertliğin azalması ve daha çok birlik ve alçakgönüllülüğe odaklanması dikkat çekici. Papaz açıklamasında “Sonuç olarak Tanrı’nın istediği şey olacaktır. Ancak bu onun için dua etmeyi bırakmamız gerektiği anlamına gelmez” ifadesini kullandı.



ABD’li yargıç, Trump’ın bazı medya kuruluşlarının Beyaz Saray’a girişini yasaklama kararını geçici olarak durdurdu

Beyaz Saray’daki CNN ağı platformu... Trump’ın CNN, MS NOW ve Politico’nun Beyaz Saray’a girişini yasaklama niyetini açıklamasının ardından. (Reuters)
Beyaz Saray’daki CNN ağı platformu... Trump’ın CNN, MS NOW ve Politico’nun Beyaz Saray’a girişini yasaklama niyetini açıklamasının ardından. (Reuters)
TT

ABD’li yargıç, Trump’ın bazı medya kuruluşlarının Beyaz Saray’a girişini yasaklama kararını geçici olarak durdurdu

Beyaz Saray’daki CNN ağı platformu... Trump’ın CNN, MS NOW ve Politico’nun Beyaz Saray’a girişini yasaklama niyetini açıklamasının ardından. (Reuters)
Beyaz Saray’daki CNN ağı platformu... Trump’ın CNN, MS NOW ve Politico’nun Beyaz Saray’a girişini yasaklama niyetini açıklamasının ardından. (Reuters)

ABD’li federal yargıç, bugün Başkan Donald Trump yönetiminin CNN, MS NOW ve Politico’nun Beyaz Saray’a girişini yasaklayan kararını geçici olarak durdurdu. Şarku’l Avsatın AP’den aktardığına göre yargıç ayrıca yönetimin söz konusu medya kuruluşlarının Beyaz Saray’a yeniden girişine izin vermesine hükmetti.

Bu karar, Başkan Donald Trump ile haberlerini beğenmediği medya kuruluşları arasındaki giderek artan gerilimdeki son gelişme oldu.

Trump, 18 Eylül’de söz konusu kuruluşların Beyaz Saray’a girişini yasakladığını açıklamış ve “sahte haber” olarak nitelendirdiği yayınları eleştirmişti.

Trump son dönemde, kendisi hakkındaki olumsuz haberlerin ülke için tehdit oluşturduğunu da söyledi.

Medya kuruluşları ise yayınlarının içeriği nedeniyle hedef alındıklarını, bunun bakış açısına dayalı ayrımcılık anlamına geldiğini savunarak, yasağı ABD Anayasası’nın Birinci Ek Maddesi’nin “açık bir ihlali” olarak nitelendirdi.

Trump tarafından 2017’de federal bölge mahkemesi yargıçlığına aday gösterilen Timothy Kelly, 2018’de benzer bir davada CNN muhabirinin Beyaz Saray’a girişine yeniden izin verilmesi kararını vermişti. Kelly, dün tarafların savunmalarını dinledikten sonra duruşmayı herhangi bir karar vermeden sonlandırdı.

Kelly bugün, 14 gün süreyle geçerli olacak geçici bir kısıtlama emri çıkardı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu tür kararlar genellikle mahkemenin davayı daha ayrıntılı biçimde incelemesine kadar mevcut durumun korunmasını amaçlıyor.


Başkan Trump'ın medya yasağına mahkeme engeli

Beyaz Saray’daki CNN platformu... (Reuters)
Beyaz Saray’daki CNN platformu... (Reuters)
TT

Başkan Trump'ın medya yasağına mahkeme engeli

Beyaz Saray’daki CNN platformu... (Reuters)
Beyaz Saray’daki CNN platformu... (Reuters)

ABD'de bir federal mahkeme, Başkan Donald Trump'ın üç medya kuruluşuna yönelik yasağını geçici olarak durdurdu.

Mahkeme; CNN, MS NOW ile Politico'nun Beyaz Saray'a erişimine yeniden izin verilmesine hükmetti.

Trump, ağır suçlamalar ve keyfi bir kararla medya kuruluşları CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a girişini yasaklamıştı.

Trump uzun süredir bu kuruluşları "yalan haber" yapmakla itham ediyordu, yakın zamanda ise hakkındaki olumsuz haberlerin "ülkeye zarar verdiğini" öne sürdü.

Trump son dönemde olumsuz haberlerin ülke için tehlike oluşturduğunu da söyledi.

Medya kuruluşları ise haber içerikleri nedeniyle hedef alındıklarını, bunun bakış açısına dayalı ayrımcılık anlamına geldiğini belirterek yasağı ABD Anayasası’nın Birinci Ek Maddesi’nin “açık bir ihlali” olarak nitelendirdi.

Trump tarafından 2017 yılında federal mahkeme yargıçlığına aday gösterilen ABD Bölge Mahkemesi Yargıcı Timothy Kelly, dün (çarşamba) tarafların savunmalarını dinledi. Kelly, 2018 yılında da benzer bir davada CNN muhabirinin Beyaz Saray’a girişine yeniden izin verilmesi yönünde karar vermişti. Yargıç, dünkü duruşmayı herhangi bir karar açıklamadan sona erdirmişti.

Kelly bugün (perşembe) 14 gün süreyle geçerli olacak geçici tedbir kararı verdi. Bu tür kararlar genellikle mahkemenin davayı daha ayrıntılı şekilde incelemesine kadar mevcut durumun korunmasını amaçlıyor.


OECD, enerji şokuna rağmen 2026 küresel büyüme beklentisini yükseltti

Paris’teki merkez binasında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) logosu (AFP)
Paris’teki merkez binasında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) logosu (AFP)
TT

OECD, enerji şokuna rağmen 2026 küresel büyüme beklentisini yükseltti

Paris’teki merkez binasında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) logosu (AFP)
Paris’teki merkez binasında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) logosu (AFP)

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Ortadoğu’daki savaşın etkilerine rağmen küresel ekonominin dirençli seyrini koruduğunu bildirdi. Bu dirençte özellikle yapay zekâ yatırımlarındaki güçlü artışın etkili olduğu belirtilirken, enerji şokunun daha kalıcı hale geldiği ve bunun gelecek yıl büyümeyi zayıflatıp enflasyonu artırabileceği uyarısında bulunuldu.

OECD, dün yayımladığı geçici ekonomik görünüm raporunda, küresel ekonominin 2026 yılı büyüme tahminini hazirandaki yüzde 2,8 seviyesinden yüzde 2,9’a yükseltti. Ancak 2027 büyüme tahmini yüzde 3,1’den yüzde 3’e çekildi.

Bu tahminler, küresel ekonominin geçen yıl yüzde 3,4 büyümesinin ardından geldi. Buna göre dünya ekonomisi, savaş kaynaklı enerji şokunun bir bölümünü absorbe edebilmesine rağmen, belirgin bir yavaşlama sürecine giriyor.

OECD, yapay zekâ ile bağlantılı yatırımların, özellikle veri merkezleri ve yarı iletkenlere yönelik harcamaların, bu yıl küresel ekonominin dayanıklılığının temel unsurlarından biri haline geldiğini belirtti. Bu yatırımların ABD’de büyümeyi desteklediği, Japonya ve Güney Kore’nin teknoloji ihracatını artırmasına katkı sağladığı kaydedildi.

Buna karşılık, nispeten yüksek petrol stokları, Körfez ülkeleri dışından gelen arzın artması ve hükümetlerin destek tedbirleri, yükselen enerji fiyatlarının küresel ekonomi üzerindeki etkisini hafifletti.

Enerji 2027 büyümesini tehdit ediyor

Ancak OECD, Ortadoğu’daki savaşın yol açtığı emtia şokunun devam etmesinin 2027’de büyüme ivmesini olumsuz etkileyeceği uyarısında bulundu. Kuruluş, enerji fiyatlarında yeni artışlar ve enflasyonun yeniden hızlanması riskinin de arttığını belirtti.

Savaşın başlamasından bu yana petrol ve doğal gaz fiyatları yüksek seviyelere çıkarken, dizel ve akaryakıt maliyetleri de piyasaların yıllardır görmediği seviyelere ulaştı. Bu durum karşısında bazı merkez bankaları enflasyonist baskılarla mücadele etmek için faiz oranlarını yeniden artırmaya başladı.

OECD, G20 ekonomilerinde enflasyonun 2026’da yüzde 4,1’e ulaşacağını öngörüyor. Bu oran, haziran ayındaki yüzde 4’lük tahminin üzerinde. Enflasyonun 2027’de ise yüzde 3,6’ya gerilemesi bekleniyor; önceki tahmin yüzde 3,1 seviyesindeydi.

Bu durum, enerji şokunun para politikası hesaplamalarında daha belirleyici bir faktör haline geldiğini gösteriyor. Fiyat baskılarının artması veya büyümenin zayıflaması halinde merkez bankaları faiz politikalarında değişikliğe gitmek zorunda kalabilir.

Yapay zekâ petrol şokuna karşı destek sağlıyor

OECD, risklere rağmen yapay zekâ yatırımlarındaki hızlı artışın ekonomik faaliyet için önemli bir destek oluşturduğunu belirtiyor. Veri merkezleri ve yarı iletkenlere yapılan harcamalar ABD ekonomisini desteklerken, Japonya ve Güney Kore teknoloji ihracatındaki artıştan faydalanıyor.

Ancak OECD, aynı anda birden fazla şokun ortaya çıkması halinde bu güçlü performansın yeterli olmayabileceği uyarısında bulundu. Enerji piyasalarındaki dalgalanma, güçlü bir El Niño olayına bağlı aşırı hava koşulları, devlet tahvili getirilerindeki artış ve yapay zekâ yatırımlarından beklenen getirilerin hayal kırıklığı yaratması gibi gelişmelerin bir araya gelmesi halinde küresel büyümenin gelecek yıl 0,7 puana kadar düşebileceği, küresel enflasyonun ise yaklaşık 1,1 puan artabileceği belirtildi.

OECD ayrıca devlet tahvili getirilerinin 2007-2008 küresel finans krizinden bu yana görülmeyen seviyelere yükselmesinin borçlanma maliyetlerini artırdığına dikkat çekti. Hükümetlerin yüksek borç ve bütçe açığı seviyeleriyle karşı karşıya olduğu bu ortamda, borçlanma maliyetlerindeki artışın mali baskıları daha da artırabileceği kaydedildi.

Kuruluş, hükümetlere kamu harcamalarını kontrol altına alma ve yeniden yönlendirme, kamu sektörünün verimliliğini artırma ve gelirleri güçlendirme çağrısında bulundu. Bu adımların borç sürdürülebilirliğini ve hükümetlerin büyük şoklara karşı müdahale kapasitesini korumak açısından gerekli olduğu belirtildi.

Suudi Arabistan: 2027’de toparlanma

Şarku’l Avsat’ın rapordan aktardığına göre OECD, Suudi Arabistan ekonomisinin 2026’da yüzde 1,8 daralmasını, ardından 2027’de yüzde 4,1 oranında büyümeye dönmesini bekliyor.

Örgütün tahminlerine göre Suudi Arabistan’da enflasyon 2026’da yüzde 1,8 ile görece düşük seviyede kalacak ve 2027’de sınırlı bir artışla yüzde 2,1’e yükselecek.

Bu tahminler, Suudi Arabistan ekonomisini enerji fiyatlarındaki artış nedeniyle daha güçlü enflasyon baskılarıyla karşı karşıya olan ekonomilerden farklı bir konuma yerleştiriyor. Krallıkta önümüzdeki iki yıl için öngörülen enflasyon oranları, G20 ekonomilerine ilişkin tahminlerin oldukça altında kalıyor.

Büyük ekonomilerde farklı görünüm

ABD’de OECD, 2026 büyüme tahminini haziran ayındaki tahmine göre 0,2 puan artırarak yüzde 2,2’ye yükseltti. 2027 büyüme tahmini de yüzde 2,1’e çıkarıldı. OECD, yapay zekâ yatırımlarının tüketici harcamalarındaki zayıflığı kısmen telafi ettiğini değerlendiriyor.

ABD’de enflasyonun bu yıl yüzde 3,6’ya ulaşması, 2027’de ise yüzde 2,6’ya gerilemesi bekleniyor. Gümrük tarifeleri ve yüksek enerji fiyatlarının hane halklarının satın alma gücü ile şirketlerin maliyetleri üzerindeki etkisinin sürmesi bekleniyor.

OECD, Çin ekonomisinin 2026’da yüzde 4,5, 2027’de ise yüzde 4,2 büyüyeceği yönündeki tahminini değiştirmedi. Pekin’in sanayideki kapasite fazlasına yönelik kısıtlamalarının yatırımlar üzerinde etkisini sürdürmesi beklenirken, tüketimde kademeli bir toparlanma öngörülüyor.

İngiltere’de OECD, 2026 büyüme tahminini hazirandaki yüzde 0,9’dan yüzde 1,1’e yükseltti. Ancak 2027 tahmini yüzde 1,1’den yüzde 1’e indirildi.

Euro Bölgesi’nde ise 2026 ve 2027 yıllarında yüzde 1’er büyüme bekleniyor. Enerji fiyatları ve yüksek faiz oranlarının ekonomik faaliyet üzerindeki baskısını sürdürmesi, buna karşılık savunma harcamalarındaki artışın ekonomiye destek sağlaması öngörülüyor.

Bölgede enflasyonun bu yıl yüzde 3, 2027’de ise yüzde 2,9 olması bekleniyor. Avrupa’nın doğal gaz stoklarının 15 yılın en düşük seviyesine gerilemesi ve ısıtma sezonunun yaklaşmasıyla birlikte, doğal gaz fiyatlarındaki artışın enflasyon üzerinde baskı oluşturabileceği belirtiliyor.

Japonya ekonomisinin 2026’da yüzde 0,8, 2027’de ise yüzde 0,7 büyümesi bekleniyor. Özel yatırımlardaki artışın, yüksek faiz oranları ve enerji ithalat maliyetlerindeki yükselişin etkisini kısmen telafi edeceği öngörülüyor. Japonya’da enflasyonun bu yılki yüzde 1,8 seviyesinden 2027’de yüzde 2,6’ya yükselmesi bekleniyor.

Türkiye’de ise OECD, 2026 enflasyon tahminini haziran ayındaki yüzde 28,4 seviyesinden yüzde 31,5’e, 2027 tahminini ise yüzde 18,3’ten yüzde 24,7’ye yükseltti. Kuruluş, Türkiye’nin büyüme tahminlerini de sırasıyla yüzde 2,7 ve yüzde 3,6’ya düşürdü.

Kanada’da OECD, 2026 büyüme tahminini yüzde 1,2’den yüzde 0,9’a, 2027 tahminini ise yüzde 1,7’den yüzde 1,3’e indirdi. Bu düşüşte, ABD’nin Kanada ihracatına yönelik yeni gümrük tarifelerinin etkili olduğu belirtildi.