WHO ekibinin Wuhan'daki görevi sona erdi 5 soru cevapsız kaldı

WHO araştırma ekibinden bazı üyeler dün Wuhan Havaalanı'ndayken (Reuters)
WHO araştırma ekibinden bazı üyeler dün Wuhan Havaalanı'ndayken (Reuters)
TT

WHO ekibinin Wuhan'daki görevi sona erdi 5 soru cevapsız kaldı

WHO araştırma ekibinden bazı üyeler dün Wuhan Havaalanı'ndayken (Reuters)
WHO araştırma ekibinden bazı üyeler dün Wuhan Havaalanı'ndayken (Reuters)

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) görevlendirdiği araştırma ekibinin önceki gün (Salı) Çin’deki görevini tamamlamasına rağmen Kovid-19’un kaynağıyla ilgili hala cevaplanmamış 5 soru var. Dünya çapında 2,3 milyondan fazla kişinin hayatını kaybetmesine neden olan Kovid-19’un kaynağı ile ilgili net sonuçlara ulaşılamadı. Ancak Fransız haber ajansına  (AFP) göre, virüsün insanlara bulaşmadan önce büyük olasılıkla yarasalardan bilinmeyen başka bir hayvana geçtiği yönündeki fikir üzerinde anlaşıldı.
Heyet ayrıca, görünüşe göre Wuhan Wiroloji Enstitüsü ile ilgili bir dizi hipotezi çürütmek amacıyla, virüsün Çin'in Wuhan kentinde en katı biyolojik güvenlik standartlarına tabi bir laboratuvardan çıkmış olabileceğinin olası olmadığı sonucuna vardı.
Ekibin Çin'deki görevine büyük bir uluslararası baskı eşlik etti ve ekip mercek altına alındı. Ekibin uzmanlarından biri olan Peter Daszak, ekibin görevini "siyasi olarak son derece odak noktası olan bir ortamda zorlu bir görev" olarak nitelendirdi.
Yaklaşık bir ay süren bir görevin ardından virüsün kaynağı hakkında hala bilinmeyen 5 konu var.

Kovid-19’un kaynağı hayvanlar mı? 
Uzmanlar, Çin'in her yerinden on binlerce vahşi, evcil ve kümes hayvanları örneğinin test edildiğini, ancak hiçbirinin Kovid 19’a neden olan "SARS Cove 2" virüsüne sahip olmadığını bildirdi.
Ancak WHO ekibinden Hollandalı Virolog Marion Koopmans, Bambu fareleri, kemirgenler ve tavşanlar gibi bazı türlerin virüsün bulaşmasına karşı daha savunmasız olduğunu belirterek, bunların virüsün ilk odaklarının kaydedildiği Wuhan'daki Huanan Pazarı'nda satıldıklarına dikkati çekti. Koopmans, bunların virüsün kaynağıyla ilgili araştırmalar açısından bir başlangıç noktası oluşturabileceğini ifade etti.
Zooloji Uzmanı Daszak, basına yaptığı açıklamada, “Tayland ve Kamboçya'da keşfedilen yeni yarasa virüsleri odağımızı Güneydoğu Asya'ya kaydırdı. Sanırım bir gün onu (virüs kaynağını) bulacağız. Biraz zaman alabilir, ancak hiç şüphesiz bu gerçekleşecek" diye konuştu.

Virüse ilişkin orjinal veriler
Çin yönetiminin 2019'un sonunda Wuhan'daki vaka riskini başlangıçta önemsemediği yönündeki suçlamalar çerçevesinde, uzmanların Çin'deki orjinal verilere erişme olasılığı hakkında sorular gündeme geldi. 
Ekibin üyelerinden Danimarkalı Epidemiyolog Thea Kolsen Fischer, basın toplantısının ardından yaptığı açıklamada, ekibin verileri orijinal hallerini elde etmediğini, ancak Çinli bilim insanlarının önceki analizlerine dayandığını belirtti.
Fischer açıklamasında, çoğu durumda dışarıdan gelen kişilerin "birikmiş verilere" erişmesinin doğal olacağını ifade etti. Ayrıca WHO ekibi üyeleri, ziyaret etmek istedikleri alanlara ve kişilere tam erişim verildiğini bildirdi.

Virüs soğuk zincir ürünlerinden mi bulaştı? 
Pekin, virüsün Çin'e dondurulmuş deniz ürünleri gibi soğuk zincir ürünlerin paketlenmesi yoluyla ulaştığı yönündeki iddiasını sık sık gündeme getirerek Çin'deki salgın durumunu buna bağladı. 
WHO Acil Durumlar Programı Direktörü Mike Ryan ise, daha önce "gıda maddelerinin veya besin zincirinin virüsün bulaşmasına katkıda bulunduğuna dair hiçbir kanıt olmadığını" açıklamıştı.
Ancak WHO ekibi Çin'de bu hipoteze ağırlık veriyor gibi görünüyordu.
Çin ekibinin lideri Liang Wannian, “virüsün soğuk gıda zincirlerinin yüzeylerinde çok uzun mesafeler kat edebileceğini ve dondurulmuş deniz ürünleri ve vahşi hayvanlar satan Huanan pazarından çevre örneklerinin virüsün geniş çapta yayıldığını gösterdiğini” ifade etti.
Ancak WHO ekibine öncülük eden Peter Ben Embarek, virüsün soğuk zincirlerin yüzeylerinden insanlara bulaşıp bulaşamayacağı konusunun net olmadığı konusunda uyardı.

Virüsün kaynağı Çin’in dışından mı?
Çin hükümeti WHO’ya sürekli olarak virüsün kaynağını ABD’de araştırması çağrısında bulundu. Çin Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, virüsün ABD’de mikroplar üzerine çalışmalar yürüten bir askeri araştırma laboratuvarından sızdığı yönündeki komplo teorilerine odaklandı.
Çin, salgına başlangıçta kayıtsız kalması nedeniyle yöneltilen uluslararası eleştirileri savuşturmak amacıyla, 2019'un sonlarında İtalya'da ve diğer ülkelerde bazı Kovid-19 vakalarının ortaya çıktığını gösteren çalışmaları gündeme getirdi.
Ancak rapordaki sonuçların yayınlanması üzerine WHO ekibi üyesi Koopmans,  bu çalışmaların virüsün Aralık 2019'dan önce Çin dışında yayıldığına dair tam kanıt sağlamadığını belirtti. Ancak uzmanların erken yayılmanın kanıtlarını araştırmak için bölgeye gitmeleri gerektiğini ifade etti.

Sıradaki adım ne?
Koopmans, Wuhan'daki Huanan Pazarı'nda vahşi hayvan tedarik eden çiftliklerde daha fazla araştırma yapılması ve Çin’den ve yurtdışından özellikle yarasalar olmak üzere vahşi hayvan virüs rezervuarlarından daha fazla örnek alınması gerektiğini vurguladı. Embarek ise, kan testleriyle ilgili "yeni yaklaşımlar" benimsenerek örneklerin yeniden incelenmesini  ve Wuhan'da Aralık 2019 boyunca tespit edilmeyen erken vakalar hakkında daha fazla araştırma yapılmasını önerdi. 
Buna karşılık Çin ise, virüsün kökenine yönelik araştırmaların bir sonraki aşamasının başka bir ülkede gerçekleştirilmesi konusunda kararlı.



ABD’li yargıç, Trump’ın bazı medya kuruluşlarının Beyaz Saray’a girişini yasaklama kararını geçici olarak durdurdu

Beyaz Saray’daki CNN ağı platformu... Trump’ın CNN, MS NOW ve Politico’nun Beyaz Saray’a girişini yasaklama niyetini açıklamasının ardından. (Reuters)
Beyaz Saray’daki CNN ağı platformu... Trump’ın CNN, MS NOW ve Politico’nun Beyaz Saray’a girişini yasaklama niyetini açıklamasının ardından. (Reuters)
TT

ABD’li yargıç, Trump’ın bazı medya kuruluşlarının Beyaz Saray’a girişini yasaklama kararını geçici olarak durdurdu

Beyaz Saray’daki CNN ağı platformu... Trump’ın CNN, MS NOW ve Politico’nun Beyaz Saray’a girişini yasaklama niyetini açıklamasının ardından. (Reuters)
Beyaz Saray’daki CNN ağı platformu... Trump’ın CNN, MS NOW ve Politico’nun Beyaz Saray’a girişini yasaklama niyetini açıklamasının ardından. (Reuters)

ABD’li federal yargıç, bugün Başkan Donald Trump yönetiminin CNN, MS NOW ve Politico’nun Beyaz Saray’a girişini yasaklayan kararını geçici olarak durdurdu. Şarku’l Avsatın AP’den aktardığına göre yargıç ayrıca yönetimin söz konusu medya kuruluşlarının Beyaz Saray’a yeniden girişine izin vermesine hükmetti.

Bu karar, Başkan Donald Trump ile haberlerini beğenmediği medya kuruluşları arasındaki giderek artan gerilimdeki son gelişme oldu.

Trump, 18 Eylül’de söz konusu kuruluşların Beyaz Saray’a girişini yasakladığını açıklamış ve “sahte haber” olarak nitelendirdiği yayınları eleştirmişti.

Trump son dönemde, kendisi hakkındaki olumsuz haberlerin ülke için tehdit oluşturduğunu da söyledi.

Medya kuruluşları ise yayınlarının içeriği nedeniyle hedef alındıklarını, bunun bakış açısına dayalı ayrımcılık anlamına geldiğini savunarak, yasağı ABD Anayasası’nın Birinci Ek Maddesi’nin “açık bir ihlali” olarak nitelendirdi.

Trump tarafından 2017’de federal bölge mahkemesi yargıçlığına aday gösterilen Timothy Kelly, 2018’de benzer bir davada CNN muhabirinin Beyaz Saray’a girişine yeniden izin verilmesi kararını vermişti. Kelly, dün tarafların savunmalarını dinledikten sonra duruşmayı herhangi bir karar vermeden sonlandırdı.

Kelly bugün, 14 gün süreyle geçerli olacak geçici bir kısıtlama emri çıkardı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu tür kararlar genellikle mahkemenin davayı daha ayrıntılı biçimde incelemesine kadar mevcut durumun korunmasını amaçlıyor.


Başkan Trump'ın medya yasağına mahkeme engeli

Beyaz Saray’daki CNN platformu... (Reuters)
Beyaz Saray’daki CNN platformu... (Reuters)
TT

Başkan Trump'ın medya yasağına mahkeme engeli

Beyaz Saray’daki CNN platformu... (Reuters)
Beyaz Saray’daki CNN platformu... (Reuters)

ABD'de bir federal mahkeme, Başkan Donald Trump'ın üç medya kuruluşuna yönelik yasağını geçici olarak durdurdu.

Mahkeme; CNN, MS NOW ile Politico'nun Beyaz Saray'a erişimine yeniden izin verilmesine hükmetti.

Trump, ağır suçlamalar ve keyfi bir kararla medya kuruluşları CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a girişini yasaklamıştı.

Trump uzun süredir bu kuruluşları "yalan haber" yapmakla itham ediyordu, yakın zamanda ise hakkındaki olumsuz haberlerin "ülkeye zarar verdiğini" öne sürdü.

Trump son dönemde olumsuz haberlerin ülke için tehlike oluşturduğunu da söyledi.

Medya kuruluşları ise haber içerikleri nedeniyle hedef alındıklarını, bunun bakış açısına dayalı ayrımcılık anlamına geldiğini belirterek yasağı ABD Anayasası’nın Birinci Ek Maddesi’nin “açık bir ihlali” olarak nitelendirdi.

Trump tarafından 2017 yılında federal mahkeme yargıçlığına aday gösterilen ABD Bölge Mahkemesi Yargıcı Timothy Kelly, dün (çarşamba) tarafların savunmalarını dinledi. Kelly, 2018 yılında da benzer bir davada CNN muhabirinin Beyaz Saray’a girişine yeniden izin verilmesi yönünde karar vermişti. Yargıç, dünkü duruşmayı herhangi bir karar açıklamadan sona erdirmişti.

Kelly bugün (perşembe) 14 gün süreyle geçerli olacak geçici tedbir kararı verdi. Bu tür kararlar genellikle mahkemenin davayı daha ayrıntılı şekilde incelemesine kadar mevcut durumun korunmasını amaçlıyor.


OECD, enerji şokuna rağmen 2026 küresel büyüme beklentisini yükseltti

Paris’teki merkez binasında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) logosu (AFP)
Paris’teki merkez binasında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) logosu (AFP)
TT

OECD, enerji şokuna rağmen 2026 küresel büyüme beklentisini yükseltti

Paris’teki merkez binasında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) logosu (AFP)
Paris’teki merkez binasında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) logosu (AFP)

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Ortadoğu’daki savaşın etkilerine rağmen küresel ekonominin dirençli seyrini koruduğunu bildirdi. Bu dirençte özellikle yapay zekâ yatırımlarındaki güçlü artışın etkili olduğu belirtilirken, enerji şokunun daha kalıcı hale geldiği ve bunun gelecek yıl büyümeyi zayıflatıp enflasyonu artırabileceği uyarısında bulunuldu.

OECD, dün yayımladığı geçici ekonomik görünüm raporunda, küresel ekonominin 2026 yılı büyüme tahminini hazirandaki yüzde 2,8 seviyesinden yüzde 2,9’a yükseltti. Ancak 2027 büyüme tahmini yüzde 3,1’den yüzde 3’e çekildi.

Bu tahminler, küresel ekonominin geçen yıl yüzde 3,4 büyümesinin ardından geldi. Buna göre dünya ekonomisi, savaş kaynaklı enerji şokunun bir bölümünü absorbe edebilmesine rağmen, belirgin bir yavaşlama sürecine giriyor.

OECD, yapay zekâ ile bağlantılı yatırımların, özellikle veri merkezleri ve yarı iletkenlere yönelik harcamaların, bu yıl küresel ekonominin dayanıklılığının temel unsurlarından biri haline geldiğini belirtti. Bu yatırımların ABD’de büyümeyi desteklediği, Japonya ve Güney Kore’nin teknoloji ihracatını artırmasına katkı sağladığı kaydedildi.

Buna karşılık, nispeten yüksek petrol stokları, Körfez ülkeleri dışından gelen arzın artması ve hükümetlerin destek tedbirleri, yükselen enerji fiyatlarının küresel ekonomi üzerindeki etkisini hafifletti.

Enerji 2027 büyümesini tehdit ediyor

Ancak OECD, Ortadoğu’daki savaşın yol açtığı emtia şokunun devam etmesinin 2027’de büyüme ivmesini olumsuz etkileyeceği uyarısında bulundu. Kuruluş, enerji fiyatlarında yeni artışlar ve enflasyonun yeniden hızlanması riskinin de arttığını belirtti.

Savaşın başlamasından bu yana petrol ve doğal gaz fiyatları yüksek seviyelere çıkarken, dizel ve akaryakıt maliyetleri de piyasaların yıllardır görmediği seviyelere ulaştı. Bu durum karşısında bazı merkez bankaları enflasyonist baskılarla mücadele etmek için faiz oranlarını yeniden artırmaya başladı.

OECD, G20 ekonomilerinde enflasyonun 2026’da yüzde 4,1’e ulaşacağını öngörüyor. Bu oran, haziran ayındaki yüzde 4’lük tahminin üzerinde. Enflasyonun 2027’de ise yüzde 3,6’ya gerilemesi bekleniyor; önceki tahmin yüzde 3,1 seviyesindeydi.

Bu durum, enerji şokunun para politikası hesaplamalarında daha belirleyici bir faktör haline geldiğini gösteriyor. Fiyat baskılarının artması veya büyümenin zayıflaması halinde merkez bankaları faiz politikalarında değişikliğe gitmek zorunda kalabilir.

Yapay zekâ petrol şokuna karşı destek sağlıyor

OECD, risklere rağmen yapay zekâ yatırımlarındaki hızlı artışın ekonomik faaliyet için önemli bir destek oluşturduğunu belirtiyor. Veri merkezleri ve yarı iletkenlere yapılan harcamalar ABD ekonomisini desteklerken, Japonya ve Güney Kore teknoloji ihracatındaki artıştan faydalanıyor.

Ancak OECD, aynı anda birden fazla şokun ortaya çıkması halinde bu güçlü performansın yeterli olmayabileceği uyarısında bulundu. Enerji piyasalarındaki dalgalanma, güçlü bir El Niño olayına bağlı aşırı hava koşulları, devlet tahvili getirilerindeki artış ve yapay zekâ yatırımlarından beklenen getirilerin hayal kırıklığı yaratması gibi gelişmelerin bir araya gelmesi halinde küresel büyümenin gelecek yıl 0,7 puana kadar düşebileceği, küresel enflasyonun ise yaklaşık 1,1 puan artabileceği belirtildi.

OECD ayrıca devlet tahvili getirilerinin 2007-2008 küresel finans krizinden bu yana görülmeyen seviyelere yükselmesinin borçlanma maliyetlerini artırdığına dikkat çekti. Hükümetlerin yüksek borç ve bütçe açığı seviyeleriyle karşı karşıya olduğu bu ortamda, borçlanma maliyetlerindeki artışın mali baskıları daha da artırabileceği kaydedildi.

Kuruluş, hükümetlere kamu harcamalarını kontrol altına alma ve yeniden yönlendirme, kamu sektörünün verimliliğini artırma ve gelirleri güçlendirme çağrısında bulundu. Bu adımların borç sürdürülebilirliğini ve hükümetlerin büyük şoklara karşı müdahale kapasitesini korumak açısından gerekli olduğu belirtildi.

Suudi Arabistan: 2027’de toparlanma

Şarku’l Avsat’ın rapordan aktardığına göre OECD, Suudi Arabistan ekonomisinin 2026’da yüzde 1,8 daralmasını, ardından 2027’de yüzde 4,1 oranında büyümeye dönmesini bekliyor.

Örgütün tahminlerine göre Suudi Arabistan’da enflasyon 2026’da yüzde 1,8 ile görece düşük seviyede kalacak ve 2027’de sınırlı bir artışla yüzde 2,1’e yükselecek.

Bu tahminler, Suudi Arabistan ekonomisini enerji fiyatlarındaki artış nedeniyle daha güçlü enflasyon baskılarıyla karşı karşıya olan ekonomilerden farklı bir konuma yerleştiriyor. Krallıkta önümüzdeki iki yıl için öngörülen enflasyon oranları, G20 ekonomilerine ilişkin tahminlerin oldukça altında kalıyor.

Büyük ekonomilerde farklı görünüm

ABD’de OECD, 2026 büyüme tahminini haziran ayındaki tahmine göre 0,2 puan artırarak yüzde 2,2’ye yükseltti. 2027 büyüme tahmini de yüzde 2,1’e çıkarıldı. OECD, yapay zekâ yatırımlarının tüketici harcamalarındaki zayıflığı kısmen telafi ettiğini değerlendiriyor.

ABD’de enflasyonun bu yıl yüzde 3,6’ya ulaşması, 2027’de ise yüzde 2,6’ya gerilemesi bekleniyor. Gümrük tarifeleri ve yüksek enerji fiyatlarının hane halklarının satın alma gücü ile şirketlerin maliyetleri üzerindeki etkisinin sürmesi bekleniyor.

OECD, Çin ekonomisinin 2026’da yüzde 4,5, 2027’de ise yüzde 4,2 büyüyeceği yönündeki tahminini değiştirmedi. Pekin’in sanayideki kapasite fazlasına yönelik kısıtlamalarının yatırımlar üzerinde etkisini sürdürmesi beklenirken, tüketimde kademeli bir toparlanma öngörülüyor.

İngiltere’de OECD, 2026 büyüme tahminini hazirandaki yüzde 0,9’dan yüzde 1,1’e yükseltti. Ancak 2027 tahmini yüzde 1,1’den yüzde 1’e indirildi.

Euro Bölgesi’nde ise 2026 ve 2027 yıllarında yüzde 1’er büyüme bekleniyor. Enerji fiyatları ve yüksek faiz oranlarının ekonomik faaliyet üzerindeki baskısını sürdürmesi, buna karşılık savunma harcamalarındaki artışın ekonomiye destek sağlaması öngörülüyor.

Bölgede enflasyonun bu yıl yüzde 3, 2027’de ise yüzde 2,9 olması bekleniyor. Avrupa’nın doğal gaz stoklarının 15 yılın en düşük seviyesine gerilemesi ve ısıtma sezonunun yaklaşmasıyla birlikte, doğal gaz fiyatlarındaki artışın enflasyon üzerinde baskı oluşturabileceği belirtiliyor.

Japonya ekonomisinin 2026’da yüzde 0,8, 2027’de ise yüzde 0,7 büyümesi bekleniyor. Özel yatırımlardaki artışın, yüksek faiz oranları ve enerji ithalat maliyetlerindeki yükselişin etkisini kısmen telafi edeceği öngörülüyor. Japonya’da enflasyonun bu yılki yüzde 1,8 seviyesinden 2027’de yüzde 2,6’ya yükselmesi bekleniyor.

Türkiye’de ise OECD, 2026 enflasyon tahminini haziran ayındaki yüzde 28,4 seviyesinden yüzde 31,5’e, 2027 tahminini ise yüzde 18,3’ten yüzde 24,7’ye yükseltti. Kuruluş, Türkiye’nin büyüme tahminlerini de sırasıyla yüzde 2,7 ve yüzde 3,6’ya düşürdü.

Kanada’da OECD, 2026 büyüme tahminini yüzde 1,2’den yüzde 0,9’a, 2027 tahminini ise yüzde 1,7’den yüzde 1,3’e indirdi. Bu düşüşte, ABD’nin Kanada ihracatına yönelik yeni gümrük tarifelerinin etkili olduğu belirtildi.