Doğu ve batı bölgelerini açmak için Libya Savaşı’nın kalıntılarını Sirte ve Mısrata’yı yolundan temizleme süreci başladı

Birleşmiş Milletler mayınların temizlenmesini ve ordu birliklerinin Cufra’daki merkezleri boşaltmasını memnuniyetle karşıladı

Libya 5+5 Ortak Askeri Komitesi’ne ait buldozerler, Sirte ve Mısrata’yı birbirine bağlayan yolun açılmasına hazırlık için sahil yolundaki temas hatlarından toprak setlerini kaldırmaya başladı (AFP)
Libya 5+5 Ortak Askeri Komitesi’ne ait buldozerler, Sirte ve Mısrata’yı birbirine bağlayan yolun açılmasına hazırlık için sahil yolundaki temas hatlarından toprak setlerini kaldırmaya başladı (AFP)
TT

Doğu ve batı bölgelerini açmak için Libya Savaşı’nın kalıntılarını Sirte ve Mısrata’yı yolundan temizleme süreci başladı

Libya 5+5 Ortak Askeri Komitesi’ne ait buldozerler, Sirte ve Mısrata’yı birbirine bağlayan yolun açılmasına hazırlık için sahil yolundaki temas hatlarından toprak setlerini kaldırmaya başladı (AFP)
Libya 5+5 Ortak Askeri Komitesi’ne ait buldozerler, Sirte ve Mısrata’yı birbirine bağlayan yolun açılmasına hazırlık için sahil yolundaki temas hatlarından toprak setlerini kaldırmaya başladı (AFP)

Said Ferhat
Ateşkes anlaşmasıyla Gadames ile Sirte anlaşmalarını uygulamak için gösterilen çabalar çerçevesinde Libya 5+5 Ortak Askeri Komitesi’ne ait buldozerler, Sirte ve Mısrata’yı birbirine bağlayan yolun açılmasına hazırlık için sahil yolundaki temas hatlarından toprak setlerini kaldırmaya başladı. Böylece eski anlaşmalara dayanarak vatandaşlar, mallar ve insani yardımlar güvenli bir şekilde geçiş yapabilecek.
5+5 Ortak Askeri Komitesi, bir Başkanlık Konseyi Başkanı ve Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı seçilmesiyle taçlandırılan Libya Siyasi Diyalog Forumu’nun (LSDF) sonuçlarını memnuniyetle karşılayarak bunu “tarihi bir başarı” olarak nitelendirdi. Komite, görevinden ayrılan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Libya Özel Temsilcisi Stephanie Williams başkanlığındaki BM Libya Destek Misyonu’nun (UNSMIL) verdiği çabaları takdir etti. LSDF’de elde edilen sonuçların ve ateşkes anlaşmasının şartlarının gerçekleştirilmesi için desteği sürdürmek üzere Williams’ın görevlerini Jan Kubis devraldı.
5+5 Ortak Askeri Komitesi’ndeki Libya Ulusal Ordusu (LUO) Heyeti Üyesi Başsavcı Binbaşı Ferec es-Susaa, bazı medya kuruluşlarının komite içerisinde anlaşmazlık olduğuna ilişkin yayınladığı haberlerin asılsız olduğunu söyledi.

Uluslararası gözlemcilerin görevlendirilmesi
Susaa komite içerisindeki herkesin, başta yabancı kuvvetlerin ve savaşçıların ülkeden çıkarılıp bütün silahların ordu ve güvenlik birimlerine teslim edilmesi gibi güvenlik ve askeri konular olmak üzere Berlin Konferansı’nın sonuçlarının hepsinde aynı fikirde olduğunu söyledi. Susaa bir BM teknik destek komitesinin yanı sıra her iki taraftaki mayın temizleme uzmanları tarafından tüm teknik yönlerin tartışıldığına işaret ederek “Bir tek hedefimiz var o da vatanı kurtarmak, paralı askerleri ülkeden çıkarmak, orduyu birleştirmek ve deniz, hava ve kara olmak üzere Libya topraklarını korumak” dedi.
Diğer taraftan Askeri Komite’deki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Heyeti Üyesi Tuğgeneral Muhammed Nakkasa yaptığı açıklamada “Komite, ateşkes anlaşması şartlarının uygulanmasını engelleyen pürüzlerin yanı sıra uluslararası gözlemcileri destekleyip koruma yollarını tartıştı” ifadelerini kullandı.
LUO Ahlaki Rehberlik Dairesi Başkanı Tuğgeneral Halid el-Mahcub basın mensuplarına yaptığı açıklamada komitenin uluslararası gözlemcilerin görevlendirilmesi konusu da dahil olmak üzere çok sayıda konuyu tartıştığını söyledi. Mahcub bu konunun UNSMIL ile birlikte iki taraf arasında görüşüldüğünü söyleyerek Libya’da yaşananlarda payı ve tarafı olan bazı ülkelerin isimlerine itiraz edildiğini ve itirazın bu ülkelerden gözlemcilerin olmasına karşı yapıldığını söyledi. Ayrıca Mahcub gözlemcilerin niteliklerinin, çalışma yöntemlerinin ve sayılarının tartışıldığını vurguladı.
Paralı askerlerin ve yabancı savaşçıların ülkeden çıkarılması ile ilgili olarak Mahcub “Bütün ülkeler Berlin’de paralı askerlerin Libya’dan çıkarılması için imza attı. Yeni siyasi kadrodan askeriye başta olmak üzere tüm kurumları birleştirmesini, ülkenin korunması ve topraklarının güvende olması için ordu ile birlikte çalışmasını ve tüm yabancı savaşçılar ile paralı askerlerin ülkeden çıkarılmasını sağlayarak Libya’nın egemenliğini korumasını bekliyoruz” dedi.
UNSMIL öncülüğünde Cenevre’de imzalanan ateşkes anlaşması, yabancı askerlerin Libya topraklarından tamamen çekilmesi için 23 Ocak’a kadar 90 günlük bir süre vermişti. Ancak bu şart yerine getirilmedi ve bu da üst tabaka, siyasetçiler ve kabile liderleri tarafından bazı soruların ortaya atılmasına ve özellikle de taraflar arasında karşılıklı suçlamalara sebep oldu.

BM mayınların temizlemesini memnuniyetle karşılıyor
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, 5+5 Ortak Askeri Komitesi, doğu ve batı bölgeleri arasındaki sahil yolunun açılmasına hazırlık olarak 10 Şubat Çarşamba günü mayınları ve savaşın kalıntılarını temizleme operasyonunun fiili olarak başladığını duyurdu.
Komite, Sirte kentinde yapılan müzakerelerin ardından yayınladığı sonuç bildirgesinde temas hatlarının boşaltılmasından sorumlu alt komitenin sahil yolunun açılmasına ilişkin belirlenen bölgedeki mayınları ve savaş kalıntılarını temizleme operasyonu tamamlandıktan sonra askerleri yeniden konuşlandıracağını vurguladı.
Komite açıklamanın devamında UNSMIL ile birlikte, Ortak Askeri Komite ile alt komitelerin arasındaki ortak çalışmaların düzenlenip görevlerin belirlenmesinin yanı sıra uluslararası gözlemcilerin çalışmalarının pratik adımlarını ve belirleyici faktörleri tartıştıklarını ifade etti.
Komite sahil yolunu açma operasyonunun, sahil yolu açılmadan önce etrafının mayınlardan ve savaş kalıntılarından temizlenme sürecine ilişkin yetkililer ve mühendislerle tartışılan ana konulardan biri olduğunu belirtti.
Tutuklular konusunda komite, iki tutuklu takasının yapıldığı son dönemde komitenin yaptıklarını tamamlamak adına Askeri Komite üyelerinin, iletişim kurulması ve her iki tarafın tutukluların listesini vermesi için önlemler alınması konusunda uzlaşma sağladığına işaret etti.

Ordu zenginlikleri korumaya ve güneyde güvenliği sağlamaya devam ediyor
Diğer taraftan Libya ordusu, Trablus’ta peş peşe gelen hükümetlerin yıllarca süren ihmalkarlığının ardından ülkenin güney kesiminde güvenliği sağlama, petrol kaçakçılığına son verme ve göçmenleri durdurma çalışmalarını sürdürüyor.
LUO, ülkenin güneyinde kalan Kufra kentinde Çad uyruklu sekiz yasadışı göçmenin gözaltına alındığını duyurdu. Şehirdeki LUO Genel Komutanlığı’na bağlı Subul es-Selam Taburu yaptığı açıklamada Bezime vahası yakınlarında yasadışı göçmen kaçakçılığı yapan ve Çad’dan vaha bölgelerine doğru gelmekte olan bir arabayı durdurup el koymayı başardığını duyurdu.
Tabur, güney çölünün büyük arazilerinde güvenliği sağlamak ve Libyalıların gıdalarını çalmakla suçlanan “zayıf nefisli insanlarla” mücadele etmek için “geniş çaplı” devriyeler düzenlediğine işaret etti.
Libya Ordusu daha önce başta Güney Afrika ülkelerine yapılan yakıt kaçakçılığı olmak üzere pek çok kaçakçılık operasyonunu engellemeyi başarmıştı.

Ordu birlikleri Cufra’daki merkezleri boşaltıyor
Bununla eş zamanlı olarak Cufra Belediyesi İdari Merkezi, sivil toplum kuruluşlarının çalışanlarından ve şehir halkından milli, gençlik ve kültürel faaliyetler düzenlemek ve işlevsel çalışmalar yapmak üzere genel merkezin teslim edilmesi için gelen talepler üzerine LUO yetkililerinin bazı sivil ve devlet kurumlarını boşaltma emri verdiğini duyurdu.
Görgü tanıkları askeri birliklerin bazı yerleri ve kurumları boşaltmaya başladığını söyledi. Bunların arasında ez-Zuhur Anaokulu, Suzayi mahallesinde bulunan 18 Kasım Okulu (eski adıyla ez-Zuvey) ve Tarım Konferansı Merkezi bulunuyor. Teslim edilmesi beklenen diğer merkezler arasında Kuzey Mahalla’daki Spor, Kültür ve Sosyal Kardeşlik Klubü’nün idari binası, kulübün 500’üncü Mahalle’nin yakınlarında bulunan dinlenme tesisleri, Fevc el-Keşşaf Dinlenme Tesisi, bakım evinin bir kısmı ve sergiler ile Sonbahar Uluslararası Turizm Festivali kutlamalarının resmi merkezi olan el-Fevara Çiftliği gibi merkezler bulunuyor.



Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.


Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
TT

Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)

Yemen’in Taiz’in batısı, Lahic ve batı kıyısı cephelerinde askeri çatışmalar sürerken, askeri kaynaklar dağlık bölgelerdeki çatışmalar ile hava saldırılarının Husilerin kayıplarını artırdığını belirtti.

Hükümete bağlı güçler, Kahbub Dağları’nda Husilerin düzenlediği bir saldırının püskürtüldüğünü ve bazı mevzilerin geri alındığını açıkladı. Açıklamada ayrıca bölgede üç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü, Vaziye bölgesinde ise Husi unsurlarına ait toplanma alanları ve araçların hedef alındığı belirtildi.

Taiz’in güney kırsalında ise hükümet güçleri, Harad Cirdad bölgesindeki Karfan Dağı’nın kontrolünün tamamen sağlandığını duyurdu. Açıklamaya göre çatışmalarda 5’ten fazla Husi öldürüldü, yaklaşık 20 kişi de yaralandı.


 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
TT

 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)

ABD’li yetkililer dün, aralarında DEAŞ’ın Palmira antik kentini tahrip ettiği dönemde yasa dışı yollarla ülkeden çıkarılan bir taş heykelin de bulunduğu 36 çalıntı tarihi eseri Suriye’ye iade etti. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre eserler, ABD makamlarının yürüttüğü soruşturmalar kapsamında ele geçirildi.

Toplam değeri 5 milyon doların üzerinde olan eserler, New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nin yanı sıra çeşitli antika koleksiyoncularından ele geçirildi.

Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg, “Tarihi eserlerin iadesi, kültürel mirasın korunmasının sınırları ve ulusları aşan bir sorumluluk olduğunu güçlü biçimde hatırlatıyor” dedi.

Açıklamaya göre söz konusu heykel, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Palmira antik kentinden, DEAŞ mensuplarının 2015-2017 yılları arasında kentin büyük bölümünü tahrip etmesinden önce çıkarıldı.

Ağırlığı 450 kilogramdan fazla olan kireçtaşı heykelde, uzanmış durumdaki bir erkek ile etrafında bir kadın ve üç çocuk tasvir ediliyor.

ABD daha önce de Çin, Yunanistan ve İtalya dahil olmak üzere çeşitli ülkelere çalıntı tarihi eserler iade etmişti.

Suriye’nin Washington Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Muhammed Kanatiri yaptığı açıklamada, iade işleminin “kültürel mirasın korunmasına yönelik ortak bağlılığın iki ülke arasında kalıcı köprüler kurabileceğini” gösterdiğini belirtti.

Kanatiri, “Suriye-Amerikan işbirliği sayesinde, Manhattan Bölge Savcılığı’nın çabalarıyla Suriye tarihinin bir parçası nihayet ülkesine dönüyor” ifadelerini kullandı.

İade edilen eserlerden dördü, Amerikalı antika koleksiyoncusu Michael Steinhardt’tan ele geçirildi. Steinhardt, 2021 yılında ABD hükümetiyle yaptığı anlaşma kapsamında dünyanın çeşitli bölgelerinden çalınan yaklaşık 180 eseri iade etmişti. Bu eserlerin toplam değerinin 70 milyon dolar olduğu belirtildi.

Manhattan Bölge Savcılığı, Metropolitan Sanat Müzesi’nden ele geçirilen 13 eserin, 2017’den bu yana kurumdan el konulan toplam 402 tarihi eser arasında bulunduğunu açıkladı. Bu eserlerin toplam değerinin 98,7 milyon dolar olduğu bildirildi.