Siyasi söylem ne zaman şiddeti körükler?

Kelimelerin, insan davranışları ve eylemleri üzerindeki etkisiyle ilgili sosyal ve psikolojik çalışmalar yapılıyor

6 Ocak'ta ABD Kongre binasına baskın düzenleyen protestocular  (AP)
6 Ocak'ta ABD Kongre binasına baskın düzenleyen protestocular (AP)
TT

Siyasi söylem ne zaman şiddeti körükler?

6 Ocak'ta ABD Kongre binasına baskın düzenleyen protestocular  (AP)
6 Ocak'ta ABD Kongre binasına baskın düzenleyen protestocular (AP)

Tarık eş-Şami
Eski ABD Başkanı Donald Trump, şu anda Senato’da görülen azil davasında, taraftarlarını 6 Ocak günü Kongre'ye saldırmaya teşvik etmekle suçlanıyor. Fakat iddia makamı ile savunma heyeti arasında, Trump’ın sarf ettiği sözlerin ve verdiği mesajların, ABD Anayasası tarafından garanti altına alınan ifade özgürlüğü çerçevesine girip girmediği veya doğrudan şiddeti teşvik etme olarak kabul edilip edilemeyeceği konusunda büyük bir görüş ayrılığı bulunuyor. Daha önce hiçbir ABD başkanı, Kongre’de böyle bir suçlamayla karşı karşıya kalmamış olsa da sosyal etki, ikna ve psikoloji üzerine onlarca yıldır yapılan çok sayıdaki bilimsel araştırma ve çalışma, insanlara verilen mesajların, belirli bir davranışta bulunma kararlarını güçlü bir şekilde etkilediğini göstermektedir. Peki, bu çalışmalar ne anlama geliyor ve Trump davasında herhangi bir değişikliğe sebep olabilirler mi?
Trump’ın Senato’daki davasında, hem Cumhuriyetçilerden hem de Demokratlardan 100 senatör jüri üyeliği yapıyor. Jürilik yapan bu senatörler, eski ABD Başkanı’nın beş kişinin öldüğü ve onlarca kişinin yaralandığı Kongre Binası Baskını’nı kışkırtmakla suçlandığı duruşmanın sonunda Trump’ın gerçekten suçlu olup olmadığına karar vermek zorunda kalacaklar. Peki, suçlu bulunması halinde daha önce Trump’ın ABD Başkanı olarak görev başındayken isyanı kışkırttığı suçlamasıyla görevden alınması için 10’u Cumhuriyetçilerden olmak üzere ABD Temsilciler Meclisi üyelerinin çoğunluğunun oy verdiği azil kararını onaylayacaklar mı? Temsilciler Meclis’inden çıkan karar, Trump'ın “Kongre binasına gidin. Eğer kıran kırana bir mücadele vermezseniz, artık bir ülkeniz olmayacak” gibi ifadelerle kasıtlı olarak Kongre binasına yönelik ayaklanmayı teşvik eden ve buna yol açan açıklamalar yapmış olduğunun teyit edilmesini şart koşuyordu.

Karmaşık suçlama
İsyanı kışkırtmakla suçlanan yetkilileri kovuşturma prosedürleri ABD tarihinde nadir görülen bir olay olsa da, Temsilciler Meclisi'ndeki bazı Cumhuriyetçiler de dahil olmak üzere birçok temsilci Trump'ın sözlerinin ve eylemlerinin 6 Ocak günü Kongre Binası Baskını’na yol açtığını, son hamlesinin Joe Biden'ın Kongre'de başkanlığının onaylanması sürecini kesintiye uğratmayı amaçladığını ve bunun da Amerikan demokrasisine karşı isyan kalkışmalara katkıda bulunduğunu düşünüyorlar.
Ancak bazılarının Trump’ı Kongre’deki Amerikan halkının temsilcilerine karşı mücadeleye itmek için siyaset dilini kullanmakla bazılarının da Trump’ın sözleri ile patlak veren şiddet olayları arasındaki ilişkinin, kovuşturma başlatmak için yeterli olamayacak kadar zayıf ve dolaylı olduğunu düşünmesi sebebiyle eski ABD Başkanı hakkındaki iddialar karmaşık bir hal alıyor.
Öte yandan sosyal etki, ikna ve psikoloji üzerine yapılan çok sayıda bilimsel araştırma, insanların aldıkları mesajların, belirli davranışlarda bulunma kararlarını büyük ölçüde etkilediğini göstermektedir.

Davranışlar üzerinde etkili olmak
Sosyal etki ve psikoloji ile ilgili bir araştırma, insanların aldıkları mesajların davranışlarını üç şekilde etkilediğini göstermektedir. Birinci etki, insanları bir davranışa çağıran bir mesaj aldıkları zamanda görülür. Özellikle mesajı veren konuşmacı veya yazarın, mesajını alan hayranları arasında sevilen ve güvenilen bir kişi olduğunda insanların yaptıkları davranışın olumlu sonuçları olacağına inanma olasılıkları daha yüksektir.
İkinci tip etki, siyasi mesajlar ve konuşmalar, konuşmacının veya mesajın sahibinin belirli bir davranışı gerçekleştirme rızasını gösteren inançları veya tutumları ilettiğinde ortaya çıkar. Bu mesajları alan insanlar, onları önemseyenlerin bu davranışı kabul edeceğine veya buna katılacaklarına inanırlar.
Ancak üçüncü tip etki ise bu mesajlar, mesajların iletildiği kişilerin bir davranışı gerçekleştirme becerilerini vurgulayan bir dil içerdiğinde ortaya çıkar. Tıpkı eski ABD Başkanı’nın, taraftarlarına seçim sonuçlarını değiştirme gücüne sahip olduklarını söylediğinde olduğu gibi. Taraftarları, bu davranışı gerçekten uygulayabileceklerine giderek daha fazla inandılar.

Hayattan örnekler
İnsanlar hayatlarında, kendilerini egzersiz yapmak gibi olumlu ya da sigara içmek gibi olumsuz bazı davranışlara teşvik etmek için kurgulanmış mesajlarla karşılaşırlar. Her iki durumda da bu mesajlar, alıcıların istenen davranışı uygulama olasılığını artırır. Örneğin, egzersiz yapmak için motivasyon mesajları gönderildiğinde bu mesajlar size şu üç anlamdan birini veya birkaçını ifade eder:
1- Egzersiz, insanların fiziksel olarak formda olması gibi olumlu sonuçlara yol açar.
2- Aile bireyleri ve arkadaşlar gibi mesaj alıcıları tarafından güvenilen diğer kişiler, ya kendi başlarına egzersiz yapıyorlardır ya da mesaj alıcılarının egzersizlere katılımını kabul ederler ve bu da olumlu bir düşünce oluşturur.
3- ‘Herkes bir egzersiz programına başlayabilir çünkü bunu herkes yapabilir’ mesajı bu davranışı gerçekleştirebileceklerine olan inancını artırır.
Bazı sosyologlara ve kitle iletişim uzmanlarına göre yukarıdaki ikna kuralları, 6 Ocak günü Kongre Binası Baskını’nda olduğu gibi olumsuz davranışlar için geçerlidir.

Trump, taraftarlarını kasıtlı olarak kışkırttı mı?
Trump’ın Senato’daki davasında iddia makamında yer alan Temsilciler Meclisi’nin dokuz Demokrat üyesine göre Trump'ın agresif konuşmaları seçimden önceki haftalarda başladı. Trump’ın seçim kampanyası ekibi, seçimlerden sonra ve tam da Kongre Binası Baskını’na giden süreçte Başkan’ın yeniden seçilmesine yardımcı olmak için Trump destekçilerini ‘ordu’ olarak tanımladıkları listelere isimlerini kaydettirmeye çağırdı. Trump ise seçimlerde hile yapıldığına dair defalarca yanlış iddialarda bulundu. Açıklamalarını genellikle agresif bir tonda yaptı ve destekçilerinin seçim sonuçlarını korumak için mücadele etmesi gerektiğini öne sürdü.
Demokratlar ayrıca genel olarak Trump’ın taraftarlarını bu yalanlarla dolduruşa getirdiğine ve destekçilerini kazandığını iddia ettiği zaferini baltalamaya çalışmakla suçladığı kişilere saldırmanın kabul edilebilir ve yararlı bir siyasi eylem aracı olduğuna inandırdığına işaret ediyorlar. Ayrıca Trump’ın siyasi muhaliflerine karşı bu agresif tutumlarının tüm destekçileri için ortak bir tutum olduğu inancını yerleştirdiğine inanıyorlar.

Kelimelerin sonuçları
Trump seçimlerde hile yapıldığı iddialarını tek başına tekrar tekrar dile getirmedi. Trump'ın avukatı Rudy Giuliani, Temsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi üyesi Matt Gaetz, Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz ve Trump’ın daha birçok müttefiki, destekçileri arasında bu iddiaların doğruluğuna inanmalarını sağlayacak açıklamalarda bulundular.
Trump’ın 6 Ocak günü Beyaz Saray dışında yaptığı ve özellikle ‘kendisinin ve takipçilerinin kötü dediği kişilere karşı cehennem kadar şiddetli bir şekilde mücadele vermeleri gerektiğini’ söylediği konuşma, kalabalıkları harekete geçmeye teşvik ederek Kongre Binası Baskını sürecini hızlandıran önemli bir faktördü. Trump taraftarlarını, Temsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi üyelerini kendi tarif ettiği gibi ‘ülkeyi geri almaları için ihtiyaç duydukları cesareti vermek’ amacıyla Kongre binasının bulunduğu Pennsylvania Bulvarı’nda yürümeleri için cesaretlendirdi. Bu sözlerin üzerinden iki saatten az bir süre geçmişti ki protestocular,  Kongre Binası’na saldırdılar.

İfade özgürlüğünün sınırları
Trump’ın avukatları, hakkındaki kışkırtıcılık yaptığı şeklindeki suçlamaları kabul etmezken sözlerinin, fikir ve ifade özgürlüğünü garanti eden ABD Anayasası'nın Birinci Değişikliği kapsamında korunduğunu söylüyorlar. Trump’ın avukatlarına göre bu yüzden hesap verebilirlik, ABD Anayasası kapsamındaki ciddi suçlar ve kabahatlerle ilgili olmalıdır. Dolayısıyla Trump, federal bir suç işlemediği için sorumlu tutulamaz ve yargılanamaz.
Ancak ABD Anayasası’nın Birinci Değişiklik Maddesi, yasadışı eylemlere yönelik soyut çağrılara ve hatta derin saldırgan ifadelere karşı koruma sağlarken, ABD’li anayasa profesörlerinin çoğu, olası bir şiddet tehdidini kışkırtan konuşma için cezai sorumluluk olduğu konusunda hemfikirler.
Ayrıca Birinci Değişiklikteki ifade özgürlüğü maddesi, hükümet yetkililerini saldırgan ifadelerinden sorumlu tutulmaktan korumak için değil, sıradan vatandaşları hükümetten korumak için yürürlüktedir. Daha önce Yüksek Mahkeme’de görülen bir davada, hükümet yetkililerinin ve kamu görevlilerinin resmi görevlerinin yerine getirilmesine ilişkin söylemleriyle ilgili olarak büyük ölçüde Birinci Değişiklik Maddesi’nin sağladığı korumadan yararlandıklarına karar vermişti.
Bu da Birinci Değişikliğin Yüksek Mahkeme tarafından yorumlandığı şekliyle alakasız olduğu ve Trump'ı korumaması gerektiği anlamına geliyor. Çünkü anayasayı hazırlayanlar ‘büyük suçlar ve kabahatler’ taslaklarını hazırlarken başkanların özgür ve adil seçimlere müdahale gibi görevi kötüye kullanmalarından sorumlu tutulabilmesi için kasıtlı olarak belirsiz bir dil kullandılar.
Dahası, ABD’nin eski başkanları Andrew Johnson, Richard Nixon ve Bill Clinton aleyhindeki tüm azil davaları ve Trump'ın ilk davası, yaptıkları açıklamalarda kullandıkları ifadelere dayanıyordu. Ancak bu davaların hiçbirinde kimse Birinci Değişikliğin bir suçlama davasını engellemesi gerektiği iddiasında bulunmadı.
Bazı sosyologlar ve davranış bilimcileri, Trump’ın fırtına öncesi açıklamaları ile destekçilerinin eylemleri arasındaki ilişkinin net bir şekilde görünmediğini kabul ederken, sözlerinin bilimsel olarak geçerli bir kışkırtma olduğunu iddia ediyorlar. Çünkü onlara göre kullanılan retorik, insanların davranışlarını etkiler ve kelimeler saldırganlığı savunduğunda, şiddeti körüklediğinde ve kitleleri eyleme geçmeye teşvik ettiğinde Kongre Binası Baskını gibi olaylar yaşanabilir.
*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



MAGA, İran savaşında Trump'ın arkasında

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

MAGA, İran savaşında Trump'ın arkasında

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Donald Trump'ın "Amerika'yı Yeniden Harika Yap" (Make America Great Again) tabanının destekçileri, anketlere göre İran'daki savaşı ezici bir çoğunlukla destekliyor; neredeyse yüzde 90'ı başkanın askeri saldırılarını onaylıyor.

CNN'in Baş Veri Analisti Harry Enten, salı günü MAGA'nın İran'daki askeri harekata yönelik onay oranına ilişkin son anket sonuçlarını paylaştı. Katılımcıların ortalama yüzde 89'u savaşı onaylarken, sadece yüzde 9'u karşı çıkıyor.

Enten, iki haftadan fazla süre önce başlayan ABD - İsrail saldırıları hakkında, "Bu, Cumhuriyetçi taban arasında son derece popüler" dedi.

Enten'ın verileri, Gabe Fleisher'ın geçen hafta yayımlanan Wake Up To Politics Substack gönderisine dayanıyordu. Fleisher'ın gönderisinde, MAGA destekçilerinin yüzde 90'ının askeri saldırıları desteklediğini ortaya koyan bir NBC News anketine atıfta bulunuldu.

Fleisher'ın bahsettiği CNN anketi, Cumhuriyetçilerin yüzde 77'sinin saldırıları onayladığını gösterdi. MAGA Cumhuriyetçilerinin, MAGA olmayan Cumhuriyetçilere göre Trump'ın İran'a saldırma kararına güçlü bir şekilde onay verme olasılığı 30 puan daha yüksek.

Bu anketlerdeki MAGA destekçileri saldırıları destekliyor gibi görünse de bazı önde gelen Trump yanlısı medya figürleri, ne zaman sona ereceği belirsiz savaşa karşı çıkıyor.

Tucker Carlson, 28 Şubat'ta ABC News'dan Jonathan Karl'a yaptığı açıklamada askeri harekatı "kesinlikle iğrenç ve şeytani" diye nitelendirmişti. Trump daha sonra Karl'a, "Tucker yolunu kaybetti" demişti.

Trump, eski Fox News sunucusu hakkında, "Bunu uzun zaman önce biliyordum ve o MAGA değil. MAGA ülkemizi kurtarıyor. MAGA ülkemizi yeniden harika yapıyor. MAGA, önce Amerika demektir ve Tucker bunların hiçbirini temsil etmiyor" demişti.

efvgfr
Önde gelen muhafazakar medya figürlerinin başkana karşı çıksa da MAGA, Trump'ın İran'daki savaşına destek veriyor (AFP)

Radyo sunucusu Megyn Kelly, SiriusXM'deki programının başlamasından kısa süre sonra savaş hakkında "ciddi şüpheleri" olduğunu söyledi.

"Başkanı destekliyorum. Başkana oy verdim. Başkan için kampanya yürüttüm. Ama bu... Başka bir Ortadoğu savaşını sorgusuz sualsiz kabul etmeniz gerektiği anlamına gelmiyor" dedi.

Başka bir muhafazakar yorumcu Mark Levin, hafta sonu X'te Kelly'yi İran savaşı eleştirisi nedeniyle "duygusal olarak dengesiz, ahlaktan yoksun ve huysuz bir enkaz" diyerek eleştirdi.

Kelly, X'te, "Mikropenis Mark Levin, müstehcenliğin tekelini elinde tuttuğunu düşünüyor. Benim hakkımda en kaba, en iğrenç terimlerle takıntılı bir şekilde tweet atıyor" diye yanıt verdi.

Trump'la arası bozulduktan sonra istifa eden Georgia Cumhuriyetçi eski Kongre Üyesi Marjorie Taylor Greene, Kelly'yi destekleyerek X'te şunları yazdı:

Megyn Kelly'nin dünyaya Mark Levin'in mikropenisi olduğunu söylemesini gönülden destekliyorum… Ve Trump'ın Levin'i muazzam boyutta savunması, tabanı daha da öfkelendirdi. İnsanlar BIKTI. MAGA, mikropenisli Mark Levin tarafından yok edildi.

Trump, Kelly'yle sosyal medyada yaşadığı tartışmanın ortasında Levin'i savunmak için Truth Social'a başvurdu ve şunları yazdı:

Gerçekten Büyük bir Amerikan Vatanseveri olan Mark Levin, çok daha az Zekaya, Yeteneğe ve Ülkemize olan sevgiye sahip diğer insanlar tarafından bir nevi kuşatma altında.

Trump, tabanının ya da en azından anketlere katılanların desteğine sahip olsa da Amerikalıların çoğu İran savaşındaki tutumunu onaylamıyor.

The Economist/YouGov'un yeni anketine göre ABD'li yetişkinlerin yüzde 56'sı Trump'ın İran'daki durumu ele alış biçimini onaylamazken, yüzde 36'sı onaylıyor.

Independent Türkçe


Zelenski alarmda: İran savaşı Ukrayna’yı füzesiz bırakabilir

Zelensky, İran'daki savaş nedeniyle Ukrayna'nın füze kıtlığı riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi (AFP)
Zelensky, İran'daki savaş nedeniyle Ukrayna'nın füze kıtlığı riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi (AFP)
TT

Zelenski alarmda: İran savaşı Ukrayna’yı füzesiz bırakabilir

Zelensky, İran'daki savaş nedeniyle Ukrayna'nın füze kıtlığı riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi (AFP)
Zelensky, İran'daki savaş nedeniyle Ukrayna'nın füze kıtlığı riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi (AFP)

Volodimir Zelenski, İran savaşı nedeniyle Rusya'ya karşı savaşlarında yakında füze kıtlığı yaşayacakları uyarısını yaptı.

Ortadoğu'daki çatışma üçüncü haftasına girerken, Tahran'ın bölgedeki ABD üslerine ve varlıklarına yönelik saldırılarıyla Körfez'de de şok dalgaları hissediliyor.

Salı günü İran, Güvenlik Şefi Ali Laricani'nin İsrail hava saldırısında öldürüldüğünü doğruladı ve ölümünün intikamını "kararlı ve pişmanlık yaratacak" bir şekilde alacaklarını açıkladı.

Ukrayna Devlet Başkanı savaşın sonu görünmediğinden ülkesinin Rusya'ya karşı savaşmak için füze eksikliğiyle karşı karşıya kalma riski taşıdığını vurguladı.

Zelenski, BBC'ye, "İran'daki savaşın uzun sürmesi Putin için bir artı. Enerji fiyatlarının yanı sıra, bu ABD rezervlerinin ve ve hava savunma sistemi üreticilerinin kaynaklarının tükenmesi anlamına geliyor. Dolayısıyla biz [Ukrayna] kaynak tükenmesi yaşıyoruz" diye konuştu.

İran savaşının Ukrayna için sonuçları konusunda "çok kötü bir hisse" sahip olduğunu belirten Zelenski, barış görüşmelerinin "sürekli ertelendiğini" söyledi ve "Tek bir sebep var: İran'daki savaş" diye ekledi.

Salı günü Londra ziyaretinde parlamentoda milletvekillerine hitap eden Zelenski, Rusya ve İran'ı "nefret ve silah kardeşleri" diye niteledi.

Nefret üzerine kurulu rejimlerin hiçbir zaman, hiçbir alanda kazanmasını istemiyoruz. Ve böyle bir rejimin Avrupa'yı veya ortaklarımızı tehdit etmesini istemiyoruz.

Downing Street'te Birleşik Krallık (BK) Başbakanı, Zelenski'ye Vladimir Putin'in Ortadoğu çatışmasından faydalanmasına izin verilemeyeceğini söyledi.

Sör Keir Starmer, "Odağın Ukrayna'da kalması gerektiği konusunda net olmamızın gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum" dedi.

Elbette İran'da, Ortadoğu'da devam eden bir çatışma var ancak Ukrayna'da olup bitenlere ve desteğimize olan ihtiyaca odaklanmayı bırakamayız. Putin, İran'daki bir çatışmadan, ister petrol fiyatları olsun ister yaptırımların kaldırılmasından, fayda sağlayan kişi olamaz.

Starmer'ın mesajı, İran'a yönelik saldırılar ve Tahran'ın Körfez ülkelerine karşı misillemesi nedeniyle küresel arz üzerindeki baskıyı hafifletmek amacıyla ABD'nin Rus petrolüne yönelik bazı kısıtlamaları geçici olarak gevşetmesiyle aynı zamana denk geliyor.

BK Başbakanı ayrıca Avrupalı ​​müttefikleri Ukrayna'nın zorlu mücadelelerle kazandığı askeri uzmanlığından yararlanmaya çağırdı. Zelenski, İran yapımı Şahid tipi saldırı drone'larına karşı koyma konusunda 201 uzmanı Ortadoğu ve Körfez bölgesine gönderdiğini söyledi.

Öte yandan BK, Kiev'de yeni bir "yapay zeka mükemmeliyet merkezi" için 500 bin sterlinlik (yaklaşık 30 milyon TL) bir yatırım yapacak; bu merkez, teknolojinin "savaş alanında avantaj" sağlamak için nasıl en iyi şekilde kullanılabileceğini araştıran uzmanlardan oluşacak.

Independent Türkçe


İsrail, Litani Nehri'nin güneyini abluka altına alırken Beyrut'un “dayanıklılığını” sınıyor

İsrail’in dün, Beyrut'un orta kesimlerindeki Başura semtinde bir binaya düzenlediği füzeli saldırı (Şarku’l Avsat)
İsrail’in dün, Beyrut'un orta kesimlerindeki Başura semtinde bir binaya düzenlediği füzeli saldırı (Şarku’l Avsat)
TT

İsrail, Litani Nehri'nin güneyini abluka altına alırken Beyrut'un “dayanıklılığını” sınıyor

İsrail’in dün, Beyrut'un orta kesimlerindeki Başura semtinde bir binaya düzenlediği füzeli saldırı (Şarku’l Avsat)
İsrail’in dün, Beyrut'un orta kesimlerindeki Başura semtinde bir binaya düzenlediği füzeli saldırı (Şarku’l Avsat)

İsrail ordusu dün, Lübnan'ın güneyindeki Litani Nehri'nin kuzeyinden güneyini ayırmak amacıyla nehir üzerindeki ana köprüleri hedef almaya başladı. İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamaya göre Lübnan'ın güneyine ilerleyerek Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeleri kontrol altına almak amacıyla sürdürülen kara harekâtı kapsamında, silahlı unsurların ve silahların naklini engellemek için geçiş noktalarının hedef alınacağı belirtildi.

Saldırılar, Beyrut'un merkezine kadar uzanan hava saldırılarının genişlemesiyle aynı zamana denk geldi. İsrail ordusu, Lübnan'ın başkentinin dayanıklılığını sınamak amacıyla birkaç saat içinde 6 saldırı düzenledi; bu saldırılar, kitlesel göç dalgalarına yol açtı.

Bir yandan gerilim tırmanırken diğer yandan diplomatik çabalar sarf ediliyor. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barou, Lübnan hükümeti ile İsrail hükümeti arasında en üst düzeyde tarihi öneme sahip olabilecek bir diyalog başlatılmasını kolaylaştırmak üzere Beyrut ve Tel Aviv'i ziyaret etmeye hazırlanıyor. Ziyaret, ateşkes için gerekli koşulları oluşturmayı, Hizbullah'ın düzenli bir şekilde silahsızlandırılmasını sağlamayı ve iki ülke arasında barış içinde bir arada yaşama ortamını tesis etmeyi amaçlıyor.

 Görüşmeleri, Lübnan tarafının kabul ettiği ancak İsrail'in henüz resmi bir yanıt vermemesi nedeniyle savaşı durdurma girişimine dönüşmeyen Fransız planını tanıtmaya odaklanıyor.