Aşıların Kovid-19’a karşı etkinlik oranları ne anlama geliyor?

Aşıların Kovid-19’a karşı etkinlik oranları ne anlama geliyor?
TT

Aşıların Kovid-19’a karşı etkinlik oranları ne anlama geliyor?

Aşıların Kovid-19’a karşı etkinlik oranları ne anlama geliyor?

Kovid-19 aşılarının etkinliği veya virüsün mutasyona uğramış versiyonlarının etkinliği söz konusu olduğunda yetkili çevreler yüksek yüzdelik oranlardan bahsediyor. Ancak bazen bu durum anlaşılması zor bir hale geliyor. Bu durumu anlamaya yardımcı olabilecek bazı açıklamalar aşağıda yer alıyor.
Fransız haber ajansına göre (AFP) gönüllüler üzerinde yapılan klinik araştırmalara dayanan hesaplamalara göre, aşının Kovid-19'a karşı bir dereceye kadar etkili olması, hastalığa yakalanma riskini de bu yüzde oranı kadar azalttığı anlamına geliyor.
Bir deneye on binlerce gönüllü katıldığında, bazıları gerçek aşıyı alırken diğerleri ise plasebo aşısı alıyor. Deney sırasında gönüllüler normal hayatlarına devam ederken, Kovid-19 aşısı etkili olursa bunlardan bazıları virüse yakalanıyor. Gerçek aşıyı alan katılımcılar arasında enfekte kişi sayısı ise daha az oluyor.
Bunu açıklamak için, sonuçları 2 Şubat'ta The Lancet tıp dergisinde yayınlanan son aşı olan Rusya’nın geliştirdiği Sputnik V aşısını ele alabiliriz. Sonuçlar, aşının semptomatik hastalığa karşı yüzde 91,6 etkili olduğunu gösterdi.
Rusya’daki araştırmacılar bu orana ulaşabildi. Çünkü deneylerde plasebo aşısı alan 4 bin 900 gönüllünün 62'sine kıyasla, iki doz aşı alan (üç hafta arayla) 14 bin 900 gönüllüden sadece 16'sının koronavirüs testi pozitif çıktı.
Bu noktada en iyi performans gösteren aşılar, Pfizer-BioNTech şirketi ile Moderna şirketi tarafından haberci RNA (mRNA) teknolojisi kullanılarak üretilen iki aşı olarak kabul ediliyor. 21 gün arayla iki doz şeklinde verilen Pfizer aşısının etkinliği yüzde 95 olarak kaydedilirken, 28 gün arayla verilen Moderna aşısında bu oran yüze 94,1 oldu.
Ancak aşının etkinliği sabit bir orana sahip değil ve aşının nasıl verildiği gibi çeşitli kriterlere dayanıyor. Örneğin, AstraZeneca ve ortağı Oxford Üniversitesi, geliştirdikleri aşının etkinliğinin dozlar arasındaki zamana göre büyük ölçüde değiştiğini açıkladı. Aşıyı geliştiren araştırmacılar, 1 Şubat'ta yayınlanan bir çalışmada yaptıkları açıklamada, "Aşının etkinliği, en az 6 hafta şeklindeki aralıklarla verildiğinde yüzde 54,9'a kıyasla, iki doz arasında 12 hafta veya daha fazla aralıklarla verildiğinde gönüllüler arasında yüzde 82,4 olarak tespit edildi" ifadelerini kullandı. Araştırmacılar bunu, deneylerindeki gönüllülerin alt gruplarında kaydettikleri sonuçlara dayandırdılar.
Avrupa İlaç Ajansı (EMA), söz konusu aşının 29 Ocak'ta kullanımını onaylamak için gereken oranı “genel olarak yaklaşık yüzde 60'lık etki oranı” (iki doz arasında 4 ila 12 haftalık bir aralıkla) olarak belirledi.
Aynı zamanda aşıların etkinliği onu ölçmek için kullanılan standartlarla da ilişkili. Johnson&Johnson aşısı, şirketin 29 Ocak'ta yaptığı açıklamaya göre, genel olarak yüzde 66 oranında bir etkinliğe sahip. Ancak uzmanlar, hastalığın şiddetli formlarını önlemeye odaklanırken bu potansiyelin yüzde 85'e yükseldiğinde ısrar ediyor.
Son olarak bazı bilim insanları, ikinci dozda ilk aşıdan farklı bir aşı kullanmanın etkinlik oranını artırıp artıramayacağını merak ediyorlar. Oxford Üniversitesi, bu fikri Pfizer-BioNTech ve AstraZeneca aşıları ile test etmek için 50 yaşın üzerindeki 820 gönüllünün katıldığı bir araştırmaya başladı.

Uzmanların uykusunu kaçıran durum
Bilim insanları, İngiltere'de ortaya çıkan mutasyonlu yeni türün yayılmasından endişe duyarken, asıl endişeleri artıran Güney Afrika'da ortaya çıkan tür oldu. Virüsün mutasyonlarından birinin aşıların etkinliğini zayıflatmasından endişe ediliyor. Bu çerçevede, Güney Afrika hükümeti Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Güney Afrika’daki türe karşı etkinliği incelenen bir çalışmanın ardından, AstraZeneca aşısı yerine Johnson&Johnson aşısını kullanmaya karar verdiğini duyurdu. 2 bin kişiyi içeren çalışmada, AstraZeneca aşısının gençlerde Güney Afrika’daki mutasyonun neden olduğu hastalığın orta dereceli formlarına karşı son derece sınırlı koruma sağladığı sonucuna varıldı.
Ancak birçok uzman, herhangi bir nihai sonuca varılmaması konusunda uyarıda bulundu. Dünya Sağlık Örgütü de (WHO) Çarşamba günü yaptığı açıklamada, "mutasyonlu varyantlar söz konusu olsa bile" aşının kullanılmaya devam edilmesini tavsiye etti.
WHO Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Güney Afrika’daki türe yönelik yürütülen çalışmanın sonucunun "şüphesiz endişe verici olduğunu, ancak yetersiz olduğunu" vurguladı. Araştırmanın az sayıda gönüllü üzerinde yapıldığına dikkati çeken Ghebreyesus, bu durumun istatistiksel önemini sınırlandırdığını ve gönüllülerin genç ve sağlıklı olmaları nedeniyle nüfusun genelini temsil etmediğini belirtti. Ayrıca açıklamasında, "Bu aşının hastalığın daha şiddetli formlarını önlemede etkili olup olmadığını bilmek önemlidir" dedi.
Pfizer ve BioNTech firmaları ise, araştırmacıları tarafından yürütülen ve 27 Ocak'ta yayınladıkları bir ön çalışmaya dayanarak, aşılarının İngiltere ve Güney Afrika’daki virüsün mutasyonlarına karşı etkili olduğunu doğruladı. Söz konusu çalışma, Salı günü Nature Medicine dergisinde de yayınlandı.
Buna karşılık Moderna, Ocak ayının sonunda aşısının İngiltere’deki türe ve bir dereceye kadar da Güney Afrika’daki türe karşı etkili olduğunu duyurdu. Bu nedenle şirket, Güney Afrika türüne karşı özel olarak formüle edilecek güçlendirilmiş yeni bir doz geliştirmek istiyor.
Nature dergisi Çarşamba günü, virüsün mutasyonları karşısında Pfizer-BioNTech ve Moderna aşılarının etkinliklerinin "küçük ama önemli" bir kısmını kaybettikleri sonucuna varan bir çalışma yayınladı. Araştırmacılar, “mutasyonlu türlere karşı mRNA teknolojisini benimseyen aşıların etkinliklerini kaybetmemek için periyodik olarak değiştirilmesi gerekebileceği" sonucuna vardılar.
EMA, Çarşamba günü yaptığı açıklamada tüm üreticilerden "aşılarının yeni türlere karşı koruma sağlayıp sağlamadığını belirlemek için araştırma yapmalarını" istedi.
Öte yandan, bağışıklık tepkisi yaşla birlikte azaldığı için söz konusu aşıların yaşlılar üzerinde etkinliğini sürdürüp sürdürmediği de henüz bilinmiyor.
Bu duruma yönelik sorular, özellikle birçok Avrupa ülkesinin yaşlılarda etkinliği konusunda veri bulunmaması nedeniyle AstraZeneca aşısını yalnızca 65 yaş ve hatta 55 yaşın altındakilere vermesi yönündeki kararının ardından gündeme geldi. Ancak WHO, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, aşının bu yaş grubu için de geçerli olduğunu belirtti.
Son olarak, aşılanan kişide koruma sağlamasının yanı sıra, söz konusu aşıların hastalığın bulaşmasını önleyip önlemediği de soruluyor. Son günlerde İsrailli bilim insanları sosyal medyada bu durumun en azından İsrail'de yaygın olarak kullanılan Pfizer-BioNTech aşısında geçerli olduğunu öne sürdüler.



Obsession ve Backrooms'un ardından yeni korku fenomeni mi geliyor?

Josh Malerman'ın çok satan romanından uyarlanan Diğer Anne, 8 yaşındaki bir kızın evinde annesine tıpatıp benzeyen karanlık bir varlıkla karşılaşmasının ardından yaşananları anlatıyor (Universal Pictures)
Josh Malerman'ın çok satan romanından uyarlanan Diğer Anne, 8 yaşındaki bir kızın evinde annesine tıpatıp benzeyen karanlık bir varlıkla karşılaşmasının ardından yaşananları anlatıyor (Universal Pictures)
TT

Obsession ve Backrooms'un ardından yeni korku fenomeni mi geliyor?

Josh Malerman'ın çok satan romanından uyarlanan Diğer Anne, 8 yaşındaki bir kızın evinde annesine tıpatıp benzeyen karanlık bir varlıkla karşılaşmasının ardından yaşananları anlatıyor (Universal Pictures)
Josh Malerman'ın çok satan romanından uyarlanan Diğer Anne, 8 yaşındaki bir kızın evinde annesine tıpatıp benzeyen karanlık bir varlıkla karşılaşmasının ardından yaşananları anlatıyor (Universal Pictures)

Korku mevsimi resmen başladı. Cadılar Bayramı yaklaşırken sinemaseverleri havaya sokacak korku filmleri de birbiri ardına gösterime giriyor. Sezonun ilk büyük yapımlarından biri, Jessica Chastain'in başrolünü üstlendiği Diğer Anne (Other Mommy).

Yönetmen Rob Savage, pandemi kapanmaları sırasında çektiği Host'la adını duyurmuş, film izleyicilerin birbirine tavsiye etmesiyle büyük ilgi görmüştü. 

Savage, birkaç yıl sonra Universal Pictures'ın şimdiden adından söz ettiren korku filmi Diğer Anne'yle dönüyor. Başrolde ise Tammy Faye'in Gözleri'yle (The Eyes of Tammy Faye) Oscar kazanan Jessica Chastain var. 

Peki Diğer Anne, Saplantı (Obsession) ve Backrooms'un ardından korku sinemasının bu yılki yeni gişe sürprizi olabilir mi?

Deadline'ın aktardığına göre Diğer Anne'nin, Kuzey Amerika'da 3 bin 200 sinemada gösterime girerek ilk hafta sonunda yaklaşık 20 milyon dolar kazanması ve gişenin zirvesine yerleşmesi bekleniyor.

Kaynakların 18 ila 19 milyon dolar olarak verdiği yapım bütçesi düşünüldüğünde, bu tahminin gerçekleşmesi güçlü bir başlangıç anlamına gelecek.

Film, gelişmiş görüntü ve ses olanakları sunan büyük ekranlı salonlarda da gösterilecek.

Yapımcılığını James Wan'ın üstlendiği, abartıyı bilinçli bir üslup olarak kullanan korku filmi, annesine tekinsiz derecede benzeyen doğaüstü bir varlıkla ilişki kuran Bela'yı (Arabella Olivia Clark) merkezine alıyor. Annesinin görünümüne bürünen bu varlık, aileye musallat oluyor.

Chastain, hem endişeli anneyi hem de onun görünümüne bürünüp kızına musallat olan acımasız varlığı canlandırıyor.

Oyuncu kadrosunda Industry'den Jay Duplass ve Severance'tan Dichen Lachman da bulunuyor. 

TheWrap'in aktardığına göre Diğer Anne, Blumhouse-Atomic Monster'ın Saplantı ve Backrooms'un başarısının da rüzgarını arkasına aldığı bir dönemde vizyona giriyor.

Blumhouse'un kurucusu ve CEO'su Jason Blum, geçen yıl Toronto Uluslararası Film Festivali'nde Focus Features'ın satın aldığı bağımsız yapım Saplantı'ya daha sonra yönetici yapımcı olarak katılmıştı. Atomic Monster'ın kurucusu James Wan ise Backrooms'un yapımcıları arasındaydı.

Chastain'in önceki korku filmleri de Kuzey Amerika gişesinde başarılı olmuştu. Oyuncunun yönetmen Andy Muschietti'yle ilk filmi, 2013 yapımı Mama, 28,4 milyon dolarlık açılış yapmıştı. Film, gösterim sürecini Kuzey Amerika'da 71,6 milyon, dünya genelinde 146,4 milyon dolarla tamamlamıştı.

İkiliyi 2019'da yeniden buluşturan Stephen King uyarlaması O: Bölüm 2 (It Chapter Two), Kuzey Amerika'da 91 milyon dolarlık açılış yapmıştı. Filmin toplam hasılatı Kuzey Amerika'da 211,6 milyon, dünya genelinde ise 473,1 milyon dolara ulaşmıştı.

Savage, Saplantı'nın yönetmeni Curry Barker ve Backrooms'un yönetmeni Kane Parsons gibi adını internette duyurdu. Üç yönetmen de mevcut bir serinin parçası olmayan korku filmleriyle izleyiciden karşılık buluyor.

SlashFilm'e göre Diğer Anne, açılış tahminlerinin alt sınırında kalsa bile gişede başarılı olabilir. İzleyicilerin olumlu yorumları ve Cadılar Bayramı öncesinde korku filmlerine artan ilgi, yapımın ay sonuna kadar güçlü hasılat elde etmesini sağlayabilir.

Independent Türkçe, Variety, Deadline, TheWrap, SlashFilm


Yeni Facebook filmine ilk yorumlar: İyi ama harika değil

47 yaşındaki Amerikalı aktör Jeremy Strong, HBO'nun popüler dizisi Succession'da canlandırdığı ve kendisine Emmy kazandıran Kendall Roy rolüyle tanınıyor (Sony Pictures Releasing)
47 yaşındaki Amerikalı aktör Jeremy Strong, HBO'nun popüler dizisi Succession'da canlandırdığı ve kendisine Emmy kazandıran Kendall Roy rolüyle tanınıyor (Sony Pictures Releasing)
TT

Yeni Facebook filmine ilk yorumlar: İyi ama harika değil

47 yaşındaki Amerikalı aktör Jeremy Strong, HBO'nun popüler dizisi Succession'da canlandırdığı ve kendisine Emmy kazandıran Kendall Roy rolüyle tanınıyor (Sony Pictures Releasing)
47 yaşındaki Amerikalı aktör Jeremy Strong, HBO'nun popüler dizisi Succession'da canlandırdığı ve kendisine Emmy kazandıran Kendall Roy rolüyle tanınıyor (Sony Pictures Releasing)

Aaron Sorkin imzalı Sosyal Hesaplaşma (The Social Reckoning) sinema basınının karşısına çıktı. 

Sosyal Ağ'ın (The Social Network) devamı niteliğindeki yapım, ilk yorumlarda "sağlam bir devam filmi", "Mark Zuckerberg'e yönelik sert bir değerlendirme" ve "toplumun bugünkü çalkantılı haline yönelik ağır bir eleştiri" diye nitelendiriliyor.

İlk değerlendirmelerde övgülerin yanında çekinceler de var.

Sosyal Hesaplaşma, 2010 yapımı Sosyal Ağ'ın bağımsız olarak da izlenebilen devam filmi. 

İlk film, 8 dalda Oscar'a aday gösterilmiş ve En İyi Uyarlama Senaryo dahil üç ödül kazanmıştı. Senaryo ödülü Sorkin'e gitmişti.

Yeni filmin senaryosunu da yazan Sorkin, bu kez yönetmenliği David Fincher'dan devraldı.

Sosyal Hesaplaşma, Facebook'un kuruluşu yerine 2021'de şirketin iç belgelerinin sızdırılmasına odaklanıyor. 

Anora'yla Oscar kazanan Mikey Madison, şirket içindeki uygulamaları ifşa eden Frances Haugen'ı canlandırıyor. The Bear'la Emmy kazanan Jeremy Allen White ise Wall Street Journal muhabiri Jeff Horwitz'i oynuyor.

Jeremy Strong, Zuckerberg rolünü Jesse Eisenberg'den devralıyor. Kadroda Wunmi Mosaku, Betty Gilpin, Billy Magnussen ve Bill Burr da yer alıyor.

Sinema eleştirmeni Tom Chatalbash, X'teki paylaşımında filmi şöyle değerlendirdi:

Sosyal Ağ'ı tamamlayan, günümüzün meselelerine dokunan sürükleyici bir film. Yine de ilk filmden çok Sorkin'in The Newsroom dizisine yakın duruyor. Mikey Madison ve Jeremy Allen White, gösterişe kaçmadan izleyiciyi kendilerine çekiyor. Bill Burr ve Betty Gilpin, Sorkin'in diyaloglarını söylemek için doğmuş gibiler. Jeremy Strong ise Zuckerberg rolünde son derece güçlü bir performans sergiliyor ve karakteri yalnızca taklit etmekle yetinmiyor.

Chatalbash, oyunculara ve diyaloglara yönelik övgüsünün yanında yönetmenlik ve tempoyla ilgili çekincelerini de paylaştı:

Sorkin'in diyalogları hâlâ canlı ve jilet kadar keskin. Özellikle de Facebook'un karanlık uygulamalarını araştıran hikayede gerilim doruğa çıktığında... Ancak senaryo, onun en iyi çalışmalarından çok uzak. Son derece düz kalan yönetmenliği ve filmin cansız temposu, hikayenin duygusal etkisini neredeyse köreltiyor. Yine de bu hikaye anlatılmayı hak ediyor. Film de bazı aksaklıklarına rağmen finalini başarıyla yapan, sürükleyici bir araştırmacı gazetecilik yapımı. İyi ama harika değil. Beni kızdırdı, oysa öfkeden deliye döndürmeliydi.

Diğer bazı eleştirmenler de Sosyal Ağ'ın devam filmi için çıtayı çok yükseğe koyduğunu belirtmekle birlikte yeni yapımın güçlü yanlarını öne çıkardı.

Awards Radar editörü Joey Magidson, şöyle yazdı:

Sosyal Hesaplaşma, Sosyal Ağ gibi bir başyapıt olmasa da ilgimi baştan sona canlı tuttu. Yavaş yavaş yükselen gerilim, hikayenin gerektirdiği gibi beni öfkeden köpürten bir doruk noktasına ulaşıyor. Pek incelikli değil ama Aaron Sorkin'in Facebook'a önceki bakışını tamamlayan bir film olarak iyi işliyor.

Sinema eleştirmeni Manuel São Bento ise çok daha coşkulu bir değerlendirme yaptı:

Sosyal Hesaplaşma benim için Sosyal Ağ'la aynı seviyede. Zaten fazlasıyla tartışmalı olan bu görüşe bir şey daha ekleyeyim: Bu film daha önemli! Aaron Sorkin, Facebook Dosyaları'nı ne yaptığını gayet iyi bilen bir şirket hakkında insanı öfkelendiren bir filme dönüştürüyor.

São Bento, sözlerini şöyle sürdürdü:

Filmin merkezindeki ifade özgürlüğü tartışması kolay cevaplarla geçiştirilemiyor; Sorkin'in benzetmeleri de sarsıcı. Bazıları bütün bunlar zaten kamuya açık olduğu için filmin geç kaldığını söylüyor ama kamuya açık olmak, bilinmekle aynı şey değil. Mikey Madison, hınçla değil sevgiyle hareket eden bir ifşacı rolünde mükemmel. Jeremy Strong'un Zuckerberg yorumu karikatürize ama yine de bana inandırıcı geldi. Evet, televizyon yapımı gibi görünüyor ama hikaye bu kadar önemliyken kimin umurunda? Filmi izlemeden önce konu hakkında çok az şey biliyordum, izlediğimden beri de ilgili yazıları okumayı bırakamıyorum. Bu yıl izlediğim en sürükleyici filmlerden biri ve hâlâ öfkeliyim.

Film gösterime girmeden önce en çok konuşulan konulardan biri, Facebook'un kurucu ortağı Mark Zuckerberg rolüne Strong'un seçilmesiydi. Sosyal Ağ'da bu rolü canlandıran Eisenberg, performansıyla Oscar adaylığı kazanmıştı.

Sorkin, önce Eisenberg'e yeniden Zuckerberg'i canlandırmasını teklif etmiş ancak oyuncu, artık onunla özdeşleştirilmek istemediği için teklifi reddetmişti.

Eisenberg, daha sonra Variety'ye verdiği röportajda kararını şöyle açıklamıştı:

Ona sadece hayatımda farklı yönlere ilerlediğimi söyledim. O karakterle özdeşleştirilmek istemiyorum. Ama bu filmde yer almak istemememin nedenlerinin filmin kalitesiyle hiçbir ilgisi yok. Harika bir film olacağından eminim, hatta eminim şimdiden öyle.

Sorkin ise Vanity Fair'a verdiği röportajda, Eisenberg'i role dönmeye ikna etmek için üç gün uğraştığını söylemişti:

Rolün ona ait olduğunu düşünüyordum. Üstelik bu rolde kendini kanıtlamıştı. Artık Mark Zuckerberg'le özdeşleştirilmek istemiyordu; Zuckerberg'le ilgili sorunları vardı.

Sosyal Hesaplaşma, yarın (9 Ekim) sinemalarda gösterime girecek.

Independent Türkçe, Variety, ScreenRant, Vanity Fair


Netflix'ten bol entrikalı diziye erken onay: Üçüncü sezon geliyor

The Hunting Wives, Boston'dan ailesiyle birlikte Teksas'ın muhafazakar ve küçük bir kasabasına taşınan Sophie O'Neil'ın hikayesini anlatıyor (Netflix)
The Hunting Wives, Boston'dan ailesiyle birlikte Teksas'ın muhafazakar ve küçük bir kasabasına taşınan Sophie O'Neil'ın hikayesini anlatıyor (Netflix)
TT

Netflix'ten bol entrikalı diziye erken onay: Üçüncü sezon geliyor

The Hunting Wives, Boston'dan ailesiyle birlikte Teksas'ın muhafazakar ve küçük bir kasabasına taşınan Sophie O'Neil'ın hikayesini anlatıyor (Netflix)
The Hunting Wives, Boston'dan ailesiyle birlikte Teksas'ın muhafazakar ve küçük bir kasabasına taşınan Sophie O'Neil'ın hikayesini anlatıyor (Netflix)

The Hunting Wives, üçüncü sezon onayı aldı.

Haber, ikinci sezonun 26 Kasım'da Netflix'te yayımlanmasından önce geldi.

Lionsgate ve 3 Arts'ın yapımcılığını üstlendiği dizi, başlangıçta Starz için hazırlanıyordu. Ancak Netflix, ilk sezonun 2025'te yayımlanmasından önce diziyi satın aldı. The Hunting Wives, bundan sonra da Netflix orijinal dizisi olarak devam edecek.

Başrollerini Brittany Snow ve Malin Åkerman'ın paylaştığı The Hunting Wives, May Cobb'un aynı adlı romanından uyarlanıyor. İkinci sezon ise hikayeyi kitapta anlatılanların ötesine taşıyacak.

Resmi konu özetine göre ilk sezon, ailesiyle birlikte ABD'nin Doğu Yakası'ndan Doğu Teksas'ın iç kesimlerine taşınan Sophie O'Neil'ın (Snow) hikayesini anlatıyordu.

Sophie, sosyetenin tanınmış isimlerinden Margo'nun (Åkerman) karşı konulmaz cazibesine kapılıyor; kendini saplantı, baştan çıkarma ve cinayetin iç içe geçtiği bir hayatın içinde buluyordu.

İkinci sezonun konu özeti ise şöyle:

Sophie ve Margo'nun arası bozuk. Ancak çok geçmeden eski sırlar ve yeni düşmanlar onları yeniden bir araya gelmeye zorluyor. Tehlikeli oyunlarını sürdürürken akıllara şu soru geliyor: Onlar avcı mı, yoksa av mı?

Oyuncu kadrosundaki diğer isimler arasında Dermot Mulroney, Jaime Ray Newman, Evan Jonigkeit, George Ferrier, John Stamos ve Angel Reese bulunuyor.

The Hunting Wives'ın yaratıcısı Rebecca Cutter, dizi sorumluluğunu da üstleniyor. Yönetici yapımcılar arasında Cutter, Cobb ve 3 Arts'tan Erwin Stoff bulunuyor. Yapımın arkasındaki stüdyo ise Lionsgate.

Cutter, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Maple Brook'a döneceğimiz için çok heyecanlıyım. Size söz veriyorum, ikinci sezonu bitirdiğinizde hikayenin devamını öğrenmek için sabırsızlanacaksınız. Kemerlerinizi bağlayın çünkü üçüncü sezon daha da skandal dolu, daha da çarpık olacak.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter