Libya, BM’nin seçimlerin engellenmemesi yönünde bir karar çıkarmasını istiyor

Cenevre’deki Libya Siyasi Diyalog Forumu’nun 3 Şubat’ta gerçekleştirilen çalışması.(BM misyonu)
Cenevre’deki Libya Siyasi Diyalog Forumu’nun 3 Şubat’ta gerçekleştirilen çalışması.(BM misyonu)
TT

Libya, BM’nin seçimlerin engellenmemesi yönünde bir karar çıkarmasını istiyor

Cenevre’deki Libya Siyasi Diyalog Forumu’nun 3 Şubat’ta gerçekleştirilen çalışması.(BM misyonu)
Cenevre’deki Libya Siyasi Diyalog Forumu’nun 3 Şubat’ta gerçekleştirilen çalışması.(BM misyonu)

Libya’da geçici yürütme otoritesinin seçilmesinden bir hafta sonra, ülkedeki siyasi partilerden ve örgütlerden beşi uluslararası topluma ‘tüm yerel ve uluslararası tarafları, bu yılın sonunda yapılması planlanan seçim sürecini engellememeye ve yönelik bir Birleşmiş Milletler (BM) kararı çıkarma’ çağrısı yaptı. Başbakan Abdulhamid Dibeybe de belirtilen tarihte hükümeti kurmak için üst düzey gizlilikle, farklı isimlerle istişareler gerçekleştirdi.
Sivil Demokratik Blok, Libya Ulusal Hareketi, Ulusal Güçler İttifakı, Libya Uyanış Bloğu ve Libya Gençlik Hareketi’nden oluşan Libya’daki siyasi örgütler, 12 Şubat’ta yaptıkları açıklamada şu ifadeleri kullandılar:
“Libya’daki tüm siyasi ve toplumsal taraflar, üzerinde uzlaşı sağlanan seçimlerin yapılması için son tarihe bağlı kalmalı ve bu sürecin tamamlanmasında karşılaşabilecek tüm engellerin üstesinden gelme çabalarını yoğunlaştırmalıdır.”
Söz konusu örgütler, uluslararası topluma ve BM misyonuna da ‘seçimlerin düzenlenmesi için güvenlik, siyasi ve yasal güvenceler sağlamaya yönelik sorumluluklarını yerine getirme ve bu seçim sürecinin engellenmesini önleyen bir BM kararı yayınlama’ çağrısında bulundular.
Yeni hükümetin yapısı ve ne olması gerektiği hakkında da açıklamalar yapan örgütler, “egemen ve yürütme kurumlarını birleştirmeye odaklanma ve Libyalılar için belirtilen zamanda seçim sürecini kolaylaştırmak için kapsayıcı bir zemin oluşturma’ ihtiyacına dikkat çektiler. Örgütlere göre yeni hükümetin başlıca görevi ‘toplumun tüm kesimlerine yönelik, adil seçim rekabeti için alan sağlayan ve seçilmiş bir yasama kurumundan sorunsuz bir iktidar devrine giden yolu açacak, nispeten istikrarlı bir güvenlik durumu oluşturmak’. Bu görevler, yalnızca ulusal yeterliliklere dayalı küçük bir kriz hükümeti yoluyla ve kararlaştırılan yol haritasına göre yürütme otoritesinin önceliklerini uygulamak için açık bir çalışma programı aracılığıyla gerçekleştirilecek. Yeni yürütme otoritesi, Muhammed el-Menfi ve iki yardımcısı Abdullah el-Lafi ve Musa el-Koni başkanlığındaki bir Başkanlık Konseyi’nden oluşurken Ulusal Birlik Hükümeti’ne de Abdulhamid Dibeybe başkanlık ediyor.
Daha önce BM tarafından desteklenen Libya Siyasi Diyalog Forumu katılımcıları, 24 Aralık’ta başkanlık ve parlamento seçimlerini yapmayı kabul etmişlerdi. Ancak Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı İmad es-Sayeh, anayasa taslağı üzerinde halk referandumu yapılması durumunda muhtemelen seçimlerin gerçekleştirilemeyeceği görüşünde.
Bildiriyi imzalayan siyasi örgütlerin açıklamasında belediyelerin çalışmalarına da değinildi. Bu bağlamda ‘devletin yapısında var olan merkezileşmeyi azaltmak, vatandaşların temel hizmetlerden yararlanmasını sağlamak ve Libya halkının yaşadığı günlük krizleri hafifletmek için belediyelere daha geniş hizmet yetkiler verilmesi’ talep edilerek hükümetin, egemen sektörlere odaklanması ve devlet inşasının önündeki engelleri kaldırmaya çalışması gerektiği kaydedildi.
Söz konusu örgütler, Libya’daki BM misyonu başkanının ve üyelerinin çabalarına da övgüde bulunurken, “Libyalı kardeşlerimizin görüşleri arasında köprü kurmaya ve yeni bir yürütme otoritesi üzerinde anlaşma sağlanmasına katkıda bulundular” açıklamasında bulundular. Örgütler ayrıca, Libya uzlaşı sürecini korumanın, onu sağlamaktan daha az önemli olmadığını ve bir sonraki aşamada ülkenin, tanık olduğu sıkıntılardan kurtulabilmesi için büyük tavizler verilmesi gerektiğini vurguladılar.
BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL) tarafından hazırlanan mekanizmaya göre Abdulhamid Dibeybe’nin Temsilciler Meclisi’nin güveninin kazanmak için hükümetini en geç 26 Şubat’a kadar kurması bekleniyor. Meclisin güven vermemesi halinde konu yeniden Siyasi Diyalog Forumu üyelerine iletilecek.
Televizyon kanallarına ve sosyal medya organlarında, Abdulhamid Dibeybe’nin beklenen hükümetindeki pozisyonları üstlenmeleri için birkaç isim ortaya atıldı. Ancak yeni Başbakan’a yakın bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şunları aktardı:
“Siyasi çevrelerde ortaya atılan isimlerin gerçekte hiçbir temeli yok. Dibeybe belirlenen tarihte hükümetini kurmak için bazı teknokratlarla iletişimini sürdürüyor. Hükümette görev yapmak üzere seçildiği iddia edilen, sızdırılmış hiçbir isim doğruyu yansıtmamaktadır. Sosyal medya organlarında yayınlanan isimlerin çoğu medyanın görüşünü yansıtıyor.”
Söz konusu kaynak, Abdulhamid Dibeybe’nin yürüttüğü tüm istişarelerin artık tam bir gizlilik çerçevesinde gerçekleştirildiğini belirterek Libya Medya Vakfı Başkanı Muhammed Bayou ise yeni yürütme otoritesini ‘zaman kaybetmeye’ karşı uyardı. Bayou, Facebook üzerinden yaptığı açıklamada, “Aynı şey, Libya’da iktidarı üstlenen, onu kuşatan, etrafı akrabaları, takipçileri ve yandaşlarıyla çevrilen herkesle, pusulasını kaybedip yolu ve zamanı boşa harcadıkları için tekrarlanıyor. Yeni gelenlerİ; sizden öncekilere ne olduğuna dikkat edin.”



Washington, Irak'taki grupların "tamamen silahsızlandırılmasını" istiyor

Irak Başbakanı Ali el-Zaidi, 16 Haziran 2026'da Bağdat'ta ABD Büyükelçisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmede, (Reuters)
Irak Başbakanı Ali el-Zaidi, 16 Haziran 2026'da Bağdat'ta ABD Büyükelçisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmede, (Reuters)
TT

Washington, Irak'taki grupların "tamamen silahsızlandırılmasını" istiyor

Irak Başbakanı Ali el-Zaidi, 16 Haziran 2026'da Bağdat'ta ABD Büyükelçisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmede, (Reuters)
Irak Başbakanı Ali el-Zaidi, 16 Haziran 2026'da Bağdat'ta ABD Büyükelçisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmede, (Reuters)

ABD, Irak’taki devlet dışı bütün silahlı grupların “tamamen silahsızlandırılmasını” sağlama konusunda kararlılığını vurguladı.

Bu tutum, ABD’nin başkanlık elçisi Tom Barrack ile Irak Başbakanı Ali Zeydi arasında dün Bağdat’ta yapılan görüşmenin ardından “ortak bir taahhüt” olarak açıklandı. ABD-Irak ortak bildirisinde, Zeydi ve Barrack’ın, Irak’ın devlet otoritesi dışında faaliyet gösteren bütün silahlı grupların dağıtılmasına ve silahın yalnızca devletin elinde toplanmasına yönelik planların uygulanmasını ele aldığı, ayrıca tam egemenliğin tesis edilmesinin ve bu grupların lağvedilmesinin hedeflendiği belirtildi.

Taraflar ayrıca, Irak’ın bölgesel çatışmalardan uzak tutulması ve hiçbir tarafın ülke topraklarını bölgesel barışı tehdit etmek için kullanmaması konusunda mutabık kaldı. Açıklamada, anayasal kurumlara dayalı güçlü bir Irak’ın desteklenmesinin önemine vurgu yapıldı.

Barrack, ayrıca ABD Başkanı Donald Trump’ın, Başbakan Zeydi’yi temmuz ortasında Washington’a davet ettiğini ve Beyaz Saray’da ağırlanacağını, görüşmede ikili ilişkilerin ele alınacağını ifade etti.


Samarra'daki gerilim silahların devlet tekelinde toplanması planını sınayabilir

Mukteda es-Sadr'a bağlı Seraya es-Selam mensupları, Samarra'da düzenlenen bir askerî geçit töreni sırasında. (AFP)
Mukteda es-Sadr'a bağlı Seraya es-Selam mensupları, Samarra'da düzenlenen bir askerî geçit töreni sırasında. (AFP)
TT

Samarra'daki gerilim silahların devlet tekelinde toplanması planını sınayabilir

Mukteda es-Sadr'a bağlı Seraya es-Selam mensupları, Samarra'da düzenlenen bir askerî geçit töreni sırasında. (AFP)
Mukteda es-Sadr'a bağlı Seraya es-Selam mensupları, Samarra'da düzenlenen bir askerî geçit töreni sırasında. (AFP)

Irak'ta Mukteda es-Sadr'a bağlı Seraya es-Selam grubu, salı günü yaptığı açıklamada Haşdi Şabi'nin komutası altında faaliyet göstermeyi kesin olarak reddettiğini duyurdu. Bu gelişme, Başbakan Ali ez-Zeydi hükümetinin Haziran 2026 başında uygulamaya koyduğu "silahların yalnızca devletin elinde toplanması" planı açısından erken bir sınav olarak değerlendiriliyor.

Seraya es-Selam'ın itirazı, Samarra kentinde güvenlikten sorumlu yeni bir komutanın görevlendirildiğine ilişkin haberlerin ardından geldi. Atanan komutanın, Sadr hareketinin etkin olduğu kentte Asaib Ehl el-Hak Hareketi'ne yakın bir isim olduğu öne sürülüyor.

Koordinasyon Çerçevesi'nin önde gelen liderlerinden Kays el-Hazali'nin liderlik ettiği Asaib Ehl el-Hak ile Sadr Hareketi ve lideri Mukteda es-Sadr arasında, gözlemcilerin "siyasi ve ideolojik" olarak nitelendirdiği nedenlerden dolayı uzun süredir dostane ilişkiler bulunmuyor.

"Samarra'da ciddi bir gerilim var"

Sadr Hareketi'nden bir yetkili, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Samarra'da "son derece ciddi bir gerilim ortamı" oluştuğunu söyledi.

Yetkili, Haşdi Şabi bünyesindeki bazı komutanlar ve grupların Seraya es-Selam mensuplarına yönelik "kasıtlı sürtüşme ve taciz girişimlerinde" bulunduğunu iddia etti.

vbf
Bağdat sokaklarından birinde yürüyen bir Iraklı, Mukteda es-Sadr'ın Seraya es-Selam üniformasıyla yer aldığı bir posterin önünden geçiyor. (AFP)

Aynı kaynak, anlaşmazlığın temelinde Haşdi Şabi Başkanı Falih el-Feyyad'ın Samarra'daki Haşdi Şabi Operasyonları Komutanı Ali el-Akili'yi görevden alması ve yerine Asaib Ehl el-Hak'a yakın ya da ona bağlı bir ismi atamasının bulunduğunu belirtti.

Sadr Hareketi mensubu olan Akili'nin görevden alınmasının Seraya es-Selam savaşçıları arasında ciddi rahatsızlık yarattığı ifade edildi.

Yetkili ayrıca Başbakan ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Ali ez-Zeydi'yi "konuya derhal müdahale etmeye" çağırarak, "Seraya es-Selam artık doğrudan başbakanın komutası altındadır" dedi.

Entegrasyon süreci başlatılmıştı

Başbakan Ali ez-Zeydi, bu ayın başında yayımladığı bir kararnameyle Seraya es-Selam'ın devlet güvenlik güçlerine entegrasyonunu denetleyecek üst düzey bir komite kurulmasını kararlaştırmıştı.

Kararın ardından Ortak Operasyonlar Komutanlığı, Seraya es-Selam'a bağlı tüm birliklerin personel, silah ve teçhizat bilgilerini içeren listelerin teslim alındığını açıklamıştı. Böylece örgüte bağlı tüm oluşumların Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı'na bağlı güvenlik kurumlarına katılım ve entegrasyon sürecinin tamamlanmasının hedeflendiği belirtilmişti.

dbdrb
Seraya es-Selam mensupları, 4 Haziran 2026'da Bağdat'ın kuzeyindeki Samarra kentinde Irak devlet kurumlarına entegrasyon sürecinin başlaması dolayısıyla düzenlenen törende slogan atıyor. (AP)

Seraya es-Selam, Haşdi Şabi bünyesinde 313, 314 ve 315'inci tugaylar aracılığıyla faaliyet gösteriyor ve başta Samarra olmak üzere çeşitli bölgelerde güvenlik görevleri yürütüyor.

Örgüt, Haziran 2007'de Samarra'daki İmam Askerî Türbesi'ne yönelik saldırının ardından kentte konuşlandırılmıştı.

Mukteda es-Sadr, 27 Mayıs'ta yaptığı açıklamada silahlı kanadı Seraya es-Selam'ın devlet kurumlarına entegre edileceğini duyurmuş ve diğer Haşdi Şabi gruplarını da silahlarını teslim etmeye çağırmıştı.

Her ne kadar Seraya es-Selam resmen Haşdi Şabi bünyesinde yer alsa da, grup uzun yıllardır büyük ölçüde bağımsız hareket ediyor; Haşdi Şabi komutasından emir almıyor ve birçok grup ile de yakın ilişki kurmuyor.

"Silahların devlet tekelinde toplanması" planına ilk sınav

Haşdi Şabi yönetimi, Seraya es-Selam ile yaşanan gerilime ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı.

Buna karşılık Seraya es-Selam, yayımladığı bildiride Mukteda es-Sadr ve Başbakan Ali ez-Zeydi'ye seslenerek Haşdi Şabi komutası altında kalmayı reddettiğini vurguladı.

Grup, kararname doğrultusunda devletin güvenlik kurumlarına gönüllü olarak entegre olma sürecini hatırlatarak bunu "silahların devletin elinde toplanması politikasının pratik bir modeli" olarak nitelendirdi.

Açıklamada, Haşdi Şabi tarafından bazı komutanların görevden alınmasına yönelik son kararların, "komuta kademelerinin, sorumluluk alanlarının ve birliklerin değiştirilmesi yoluyla entegrasyon ve silahların devlet tekelinde toplanması sürecinin ruhuna aykırı olduğu" savunuldu.

Yeni güvenlik komutanının atanmasının da entegrasyona ilişkin kararname komitesinin çalışmalarına aykırı olduğu belirtilerek, bunun Seraya es-Selam mensuplarını hedef alan "gerekçesiz bir girişim" olduğu ifade edildi.

Grup, "Haşdi Şabi komutası altında görev yapmayı kesin olarak reddettiğini" yineledi.

Geçen cumartesi günü Samarra'daki aşiret liderleri ve din adamları da Seraya es-Selam'ın yerine başka silahlı grupların getirilmesi ihtimaline karşı uyarıda bulunmuştu. Yerel liderler, Başbakan Ali Falih ez-Zeydi'nin bizzat kente gelerek durumu yerinde incelemesini talep etmiş, ayrıca böyle bir değişiklik planlanıyorsa güvenlik dosyasının İçişleri Bakanlığı'na devredilmesini istemişti.

Gözlemciler, Seraya es-Selam ile Haşdi Şabi arasındaki gerilimin, hükümetin "silahların devlet tekeline alınması" planının gerçekten ciddi ve uygulanabilir olup olmadığını ortaya koyacak önemli bir sınav niteliği taşıdığını belirtiyor. Ayrıca bu durumun, devlet kurumlarına entegre olduklarını açıklayan silahlı gruplar arasındaki anlaşmazlıkları çözme konusunda Başbakan'ın yetkilerini nasıl kullanacağının da bir testi olduğu değerlendiriliyor.


‘Boş oy pusulaları’ turunun ardından... Hamas başkanlık seçimlerine yeniden başlıyor

Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)
Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)
TT

‘Boş oy pusulaları’ turunun ardından... Hamas başkanlık seçimlerine yeniden başlıyor

Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)
Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)

Hamas, hareketin en üst düzey liderlik makamı olan Siyasi Büro Başkanlığı seçimlerini ikinci tur oylamayla yeniden başlattı. Geçtiğimiz ay gerçekleştirilen ilk turda yeni liderin belirlenememesi ve bazı seçmenlerin aday ismi yazılmamış ‘boş oy pusulaları’ kullanması nedeniyle sonuç alınamamış, seçim süreci ertelenmişti.

Siyasi Büro Başkanlığı için daha önce bu görevi yürüten Halid Meşal ile Gazze’de Hamas’ın liderliğini üstlenen ve halen Gazze’de ateşkes görüşmelerini yürüten müzakere heyetine başkanlık eden Halil el-Hayye yarışıyor.

Gazze’deki Hamas kaynaklarının Şarku’l Avsat’a verdiği bilgiye göre, ikinci tur oylama Gazze Şeridi’nde başladı. Kaynaklardan biri, güvenlik koşullarının zorluğu ve devam eden suikastlar nedeniyle oy kullanma hakkına sahip isimlerin daha gizli ve karmaşık yöntemlerle oylamaya katıldığını söyledi.

Hamas, 1987’deki kuruluşundan bu yana en ciddi krizlerinden biriyle karşı karşıya bulunuyor. Hareket, 7 Ekim 2023 saldırısının ardından İsrail’in başlattığı operasyonlarda siyasi ve askeri kanatları dahil olmak üzere farklı kademelerde ağır kayıplar verdi. Bu durumun örgüt içinde çeşitli idari ve mali sorunlara yol açtığı belirtiliyor.

İki kaynak, birbirinden bağımsız olarak yaptıkları açıklamalarda, oy verme işleminin ‘seçim hakkına sahip kişilere ulaştırılan kapalı zarf veya mühürlü mektuplar’ aracılığıyla gerçekleştirildiğini belirtti. Kaynaklar, seçmenlerin tercih ettikleri adayı belirledikten sonra oyların, hareketin hem seçmenlerin hem de seçim sürecini yöneten kişilerin güvenliğini korumak amacıyla uyguladığı özel güvenlik prosedürleri çerçevesinde geri gönderildiğini ifade etti.

Hamas’ta Siyasi Büro Başkanı, hareketin üç faaliyet bölgesini (Gazze Şeridi, Batı Şeria ve yurt dışı) temsil eden 71 üyeli Şura Meclisi tarafından seçiliyor. Yaklaşık 10 yıl önce 50 üyeden oluşan meclisin üye sayısı, hareketin iç tüzük ve yönetmeliklerinde yapılan değişikliklerin ardından artırılmıştı.

Kaynaklar, seçimlerin Batı Şeria ve yurt dışı teşkilatlarında da mevcut dönemde yapılmasının öngörüldüğünü belirtirken, her iki bölgede seçim sürecinin fiilen başlayıp başlamadığına ilişkin kesin bir bilgi vermedi.

‘Daha gizli bir tur’

Hamas, 16 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, Siyasi Büro Başkanlığı seçimlerinin ilk turunda herhangi bir adayın gerekli desteği sağlayamaması nedeniyle sonucun belirlenemediğini duyurmuştu. Hareket, iç tüzük ve yönetmelikleri doğrultusunda seçimlerin ikinci turunun daha ileri bir tarihte gerçekleştirileceğini bildirmişti.

Hamas’ın iç düzenlemelerine göre ikinci turun 20 gün içerisinde yapılması gerekiyordu. Ancak hareket içinden kaynaklar, Gazze’deki güvenlik ve siyasi koşulların yanı sıra devam eden suikastlar ile yurt dışındaki Hamas liderlerinin arabulucular ve çeşitli taraflarla yürüttüğü temas ve görüşmeler nedeniyle sürecin ertelendiğini belirtti. Kaynaklar, seçimlerin ilk tura kıyasla çok daha gizli bir şekilde yürütüldüğünü, bunun da olası güvenlik açıklarının ve medya sızıntılarının önüne geçmeyi amaçladığını ifade etti.

sdvdf
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda İsrailli rehinelerin cesetlerini arayan İzzeddin el-Kassam Tugayları savaşçılarının yanında duran Filistinli bir çocuk, 1 Aralık 2025 (EPA)

Hamas yönetimi, gelecek yılın başında Siyasi Büro, Şura Meclisi ve diğer idari organlar için kapsamlı seçimler yapılıncaya kadar yalnızca hareketin Siyasi Büro Başkanı’nın seçilmesi konusunda uzlaşıya vardı.

İsrail, Hamas’ın Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’yi Temmuz 2024’te Tahran’da düzenlediği operasyonla öldürmüş, aynı yılın ekim ayında ise yerine geçen Yahya Sinvar Gazze’de hayatını kaybetmişti.

Yaklaşık bir buçuk yıldır Hamas’ın işlerini bir ‘Liderlik Konseyi’ yürütürken, hareket içerisinde bu yılın başında yeni bir lider seçilmesine yönelik süreç yeniden başlatıldı. Seçilmesi planlanan yeni başkanın, görev süresi bir yıl uzatılan mevcut Siyasi Büro döneminin kalan kısmında hareketi yönetmesi ve ardından yıl sonu ya da gelecek yılın başında yapılması planlanan genel seçimlere kadar görevde kalması öngörülüyor.

Şarku’l Avsat’ın 21 Mayıs’ta Hamas kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, ilk tur oylamada bazı seçmenler iki adaydan herhangi birini desteklemediklerini göstermek amacıyla boş oy kullandı. Bu adaylar, Hamas’ın Gazze sorumlusu Halil el-Hayye ile hareketin yurt dışı teşkilatının liderlerinden Halid Meşal’di. Kaynaklar, Siyasi Büro Başkanlığı seçimlerinde bu ölçekte boş oy kullanımının ilk kez görüldüğünü belirtti.

Söz konusu kaynaklar, boş oy kullanımının, hareket içinde iki adaydan da memnun olmayan bir kesimin varlığına işaret ettiğini değerlendirdi. Kaynaklara göre bu durum, Hamas’ın bazı dosyalardaki politikalarına yönelik bir tepkinin yanı sıra daha genç bir liderlik kadrosunun önünün açılması yönündeki talepleri de yansıtıyor olabilir. Buna karşılık diğer kaynaklar ise boş oyların doğrudan adaylara yönelik bir protesto olarak yorumlanmaması gerektiğini belirtti. Bu görüşe göre, boş oylar daha çok hareketin çeşitli konularda izlediği bazı politikalara yönelik itirazları veya geçici bir başkan seçmek yerine kapsamlı seçimlerin yapılmasını bekleme ve mevcut Liderlik Konseyi’nin görevini sürdürmesi yönündeki tercihleri ifade ediyor. Kaynaklar, bu eğilimin Hamas içerisinde gelecekteki liderlik yapısı ve hareketin siyasi yönelimine ilişkin farklı yaklaşımların bulunduğunu ortaya koyduğunu kaydetti.