Libya anlaşması… Başarı güvenceleri, ‘havaya uçurulma’ korkularına direniyor

Libya anlaşması… Başarı güvenceleri, ‘havaya uçurulma’ korkularına direniyor
TT

Libya anlaşması… Başarı güvenceleri, ‘havaya uçurulma’ korkularına direniyor

Libya anlaşması… Başarı güvenceleri, ‘havaya uçurulma’ korkularına direniyor

Cenevre’deki Birleşmiş Milletler (BM) sarayında, Varfalla Kabileleri Sosyal Konseyi Başkanı ve Libya Siyasi Diyalog Forumu katılımcılarından Şeyh Muhammed Bergusi ayağa kalkarak yeni Başbakan Abdulhamid Dibeybe’ye hitaben video konferans aracılığıyla “Libya halkı şu an sizden dev projeler veya uluslararası sözleşmeler istemiyor, bunun yerine gıda, güvenlik ve ilaç talep ediyor” dedi. Bergusi’nin yalın konuşması, milyonlarca vatandaşın genel olarak sona eren büyük hayallerinden uzak, belirli yaşam gereksinimlerinin hızlı bir şekilde sağlanması arzusunu yansıtıyordu. Geçici yürütme otoritesinin ilanından sonra gerçekleşen söz konusu konuşma, Libyalılar tarafından sosyal medya organlarında geniş bir şekilde yayıldı. Ancak yeni otorite, parlamentodan güven kazanmaya yönelik ilk adımlarını atmadan önce Libyalı taraflar, yeni doğan uzlaşının ‘havaya uçurularak’ engellenmeye çalışılmasından duydukları endişeleri dile getirdiler.
Söz konusu endişeler, adaylık sürecindeki ‘kaybedenler akımından’ ve mevcut yönetime bağlı isimlerin uzlaşıyı ele alma ve sanki hiçbir şey olmamış gibi abartılı bir şekilde durumu hoş karşılamalarından kaynaklanıyor. Bu durum, bazı gözlemcilerin ‘hükümet yoluna engeller koymak için gizlice gerçekleştirilebilecek ve bazılarının bu oluşuma itirazlarıyla karşılaşılabilecek hamleler’ ve ‘bölünmüş parlamentoya güven verme yavaşlığı’ hususundaki endişelerini de artırdı.
Libya’da yeni geçici otoritenin seçildiğinin ilan edilmesiyle ortaya çıkan şaşkınlığın nedenlerinden biri de yarışta başarısız olan ‘ağır’ rakipleri gibi siyasi çevrelerde ün kazanmamış isimlerin pozisyonlara getirilmesi oldu. Öyle ki Cenevre’deki forumun oturumları ‘düzenlemelere ve bloklara’ sahne olurken, Şarku’l Avsat’a konuşan bir kaynağa göre seçilen isimler, en tartışmasız ve Trablus savaşına dahil olmayanlardı. Kaynaklar, “Üç bölge arasındaki coğrafi denge dikkate alınarak, ağırlığa sahip isimler göz ardı edildi” açıklamasında bulundu.
Yeni otoriteye Musa el-Koni ve Abdullah el-Lafi üyeliğiyle, Başkanlık Konseyi Başkanı olarak seçilen Dr. Muhammed Yunus el-Menfi başkanlık ederken, Abdulhamid Dibeybe de Başbakan olarak seçildi.
Libya’nın doğusundaki Tobruk şehrindeki el-Manfa kabilesinin mensubu olan Menfi, Fransa’nın Le Havre kentinde doktora yaptı. Fayiz es-Serrac liderliğindeki Başkanlık Konseyi tarafından Libya’nın Yunanistan büyükelçisi olarak atandı. Ancak 2019 yılından sonunda Yunanistan, Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin (UMH) Türkiye ile deniz sınırı anlaşması imzalaması nedeniyle Menfi’yi sınır dışı etme kararı aldı.
Silvium Araştırma Kuruluşu Başkanı Cemal Şaluf, Menfi’nin, Libya’daki Müslüman Kardeşler örgütüyle bağlantılı olduğu yönündeki iddiaların ardından “Dr. Menfi hakkındaki bilgilerime göre kendisi, Müslüman Kardeşler’e yakın bir ideolojiye ya da yaklaşıma sahip değil” açıklamasında bulundu. Şaluf, Yunanistan Büyükelçisi olarak faaliyet gösterdiği dönemde Menfi’nin, Libya Ulusal Ordusu (LUO) güçlerinin tedavilerine yardım ettiğini ve karşı tarafla da aynı şekilde, silahlı kuvvetlerle temasa geçtiğini ve onlarda iyi ilişkilere sahip olduğunu belirtti.
Başbakanlık pozisyonunu üstlenen Abdulhamid Dibeybe ise ülkenin batısındaki Misrata şehrinde varlıklı bir aileye mensup bir iş adamı. Kendisi Türkiye’ye yakın bir isim. Bazı siyasetçiler, onun seçilmesini Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) bağlı İçişleri Bakanı Fethi Başağa’yı hezimete uğratarak, siyasi anlaşmazlığın aşıldığını gösterdiğini söyledi. Ancak toplam 75 oydan 39’unu alarak yarışı kazanan listesinin, Menfi’ye oy verme karşılığında Dibeybe’ye oy verenler arasındaki ittifakın sonucunda geliştiğine inananlar da var.
5 Şubat’ta İsviçre’de düzenlenen BM destekli müzakerelere katılanlar, gelecek aralık ayında yapılması planlanan parlamento ve başkanlık seçimlerinden önceki dönemi denetleyecek bir geçici otorite seçmek için oy kullandı. Başağa’nın yanı sıra Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve UMH Savunma Bakanı Salah en-Nimruş’un da aralarında bulunduğu, oylamayı kaybeden adaylar ise yeni hükümete destek açıklamaları yaptılar. Söz konusu bakanların, yeni otoriteye alan sağlamak için pozisyonlarından ayrılmaları gerekeceği biliniyor. Aynı şekilde Tobruk’taki parlamento liderliği, siyasi anlaşmaya göre Libya’nın güneyindeki Fizan bölgesine devredilecek. Dolayısıyla anlaşmazlıkların, yakın bir zamanda siyasi sahnede belireceğine inanılıyor.

Devir sürecinin önündeki engeller
Yeni otoritenin ilanıyla eş zamanlı olarak ortaya çıkan siyasi kargaşa, iktidarın Abdulhamid Dibeybe hükümetine devredilmesinin önündeki engellerle ilgili endişelere neden oldu. Libyalıların çoğu, kendilerini bir yol ayrımında görürken, yeni hükümeti de kendilerini yoksulluk ve güvenlik kaosu dalgalarından kurtaracak bir cankurtaran halatı olarak nitelendiriyor. Diğer yandan Libya’nın Arap Birliği eski temsilcisi Büyükelçi Aşur Ebu Raşid, söz konusu endişelerin önemsiz olduğu görüşünde. Raşid, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Devletin inşasının önünde engeller var. Herkes kendi güdülerine sahip. Bu normal bir durum ancak (otorite dışındaki) ideolojik veya silahlı gruplar bu yolu etkilemeyecek. Genel ulusal atmosfer, şiddetli acıların ardından bu aşamadan uluslararası fikir birliği ile desteklenerek çıkmak için sabırsızlanıyorlar.”
Bu engellerin bir kısmı, BM Genel Sekreteri’nin Libya Özel Temsilcisi ve BM Libya Destek Misyonu’nun (UNSMIL) yeni Başkanı Jan Kubis’in, Menfi ve Debibe ile geçen hafta gerçekleştirdiği telefon görüşmelerinin de odak noktasıydı. Görüşmeler ayrıca, tamamen, ‘Serrac liderliğindeki eski Başkanlık Konseyi’nden, Cenevre Forumu tarafından oluşturulan otoriteye geçişin nasıl kolaylaştırılacağına’ yoğunlaştı. Ebu Raşid, bu uluslararası hamlelerle ilgili olarak, ‘ülkesini ekonomik ve ekonomik açıdan olumsuz etkileyen geçiş döneminin yakında sona ereceği’ yönündeki iyimserliğini dile getirdi. Aşur Ebu Raşid sözlerinn devamında şu ifadeleri kullandı:
“Bu gelişmenin, geçmişte bir fikir birliği olmayan krizi siyasi olarak çözme konusundaki uluslararası mutabakattan kaynaklandığına inanıyorum. Birleşik bir hükümet kurmak ve seçimler için kesin bir tarih belirlemek çok önemli. Geriye kalanlar, Libya Anayasa Komitesi’nin Mısır’ın Hurgada şehrinde anayasa taslağının hazırlanmasıyla ilgili olarak yaptığı toplantılardan kaynaklanabilecek durumlardır. “

Öncelikle uzlaşı
Siyasi Diyalog Forumu’nu yürüten UNSMIL’ın hazırladığı mekanizmaya göre Abdulhamid Dibeybe’nin hükümetini en geç 26 Şubat’ta kurarak, güven için parlamentoya sunması bekleniyor. Parlamentonun güven oyu vermemesi halinde mesele, tekrar Siyasi Diyalog Forumu üyelerine iletilecek. Birçok kişi bu hükümetin, ‘Uzlaşı İçin Libyalı İleri Gelenler Konseyi’ Başkanı Şeyh Muhammed el-Mubaşşer de dahil Libyalılar arasındaki ulusal uzlaşı çalışmalarına dahil olacağına inanıyor. Mubaşşer, yeni siyasi uzlaşı vizyonunu, ‘savaşı durdurmanın ve sonlandırmanın önemi ve herkes arasında ulusal bir uzlaşı projesi kabul etme’ meseleleri üzerine yoğunlaştırdı. Şeyh Muhammed el-Mubaşşer, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şunları aktardı:
“BM veya başka bir arabulucu tarafından sağlanan herhangi bir anlaşma, ülkeme fayda sağladığı ve savaşı uzaklaştırdığı sürece onun yanındayım ve onu destekliyorum. Ancak tüm ayrıntıların farkında olan ve tüm Libyalıları dikkate alan gerçekçi bir ulusal uzlaşma projesi içermesi şartıyla…”
 Mubaşşer, söz konusu geçici otoriteyi seçme süreciyle ilgili  olumsuzluklara karşı olduğunu vurguladığı açıklamasına şöyle devam etti:
“Libyalılar arasında mutabakat ve uzlaşma, ülkemizi adalet temelinde inşa ettiğimiz ve ardından bu yıl sonunda seçimlere yöneldiğimiz bu aşamayı geçmek için en önemlisi şeydi.”

Bölünmüş parlamentoya alternatif
Diğer yandan çok sayıda Libyalı, yeni otoritenin karşı karşıya olduğu asıl sorunun, Başkanlık Konseyi veya bir hükümet başkanı atanması olmadığına inanıyor. Söz konusu kesimlere göre asıl sorun, bu kurumların sahada nasıl çalıştığı, nasıl harekete geçtiği ve Trablus’taki milislerle nasıl başa çıktığıyla ilgili. Aynı şekilde Siyasi Forum dışındaki her sürece karşı olan silahlı grupların tepkisi de bu sorunlar arasında yer alıyor. Bu bağlamda Libyalı siyasetçi Süleyman el-Bayudi şu değerlendirmelerde bulundu:
“Yeni bir aşamanın başlamasıyla, fikir birliğini bozmaya, barışı inşa etmeye ve tüm iyimserliği çalmaya çabalayanlar var. Kaybedenler, şu an ulusal varlığı parçalamaya ve Cenevre sonuçlarını engellemeye çalışıyor. Projelerinde başarılı olurlarsa barış sesi yerine silahların sesi yükselecek.”
Ancak ‘Bağımsız Anayasanın ve Monarşinin Dönüşünü Etkinleştirmek için Ulusal Konferans Hazırlık Komitesi’ Başkanı Eşref Boudavara, hükümetin ve Başkanlık Konseyi’nin performans başarısının, Temsilciler Meclisi ve Yüksek Devlet Konseyi’nin, ‘işlerine müdahalesini’ reddetmeyle bağlantılı olduğunu söyledi. Boudavara açıklamasını şöyle sürdürdü:
“İki konsey, önceki hükümetlerin faaliyetlerinin başarısız olmasına neden oldu ve çalışmalarını engelledi. Aşiretçilik, bölgecilik, kotalar ve cehalet bir devlet kurmayacaktır. Libyalılar ulusal kimlik, istikrar, güvenlik, iyi bir yaşam ve zenginliklerinden faydalanmak istiyorlar. Onlara güven verin, çalışmalarına olanak sağlayın. Kendileriyle yıl sonunda randevumuz var.”
Trablus’a yönelik Nisan 2019’da başlayan savaştan bu yana doğu ve batı Libya arasında bölünmüş bir parlamentonun nasıl iyileştirileceği meselesi hükümete güven vermenin önündeki en önemli engel olarak duruyor. 105’ten fazla milletvekili, Abdulhamid Dibeybe hükümetine güven verilmesini tartışmak üzere (başkentin 80 km batısındaki) Sabratha şehrinde tüm milletvekillerini içeren birleşik bir oturum çağrısında bulunurken Temsilciler Meclis Başkanı Akile Salih de ülkenin doğusundaki Tobruk’ta bir toplantı düzenlemeye çağırdı. Milletvekili Muhammed er-Raid, yaptığı basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Salih’in yaptığı şey fayda sağlamayacak. Bu, ilk kez yapılmış bir oturum çağrısı değil. Daha önce üyeler toplanamamıştı. (Ülkenin batısındaki) Gadames’te olduğu gibi 127 milletvekili, bölünmüş meclisi bir araya getirmek için toplandı. Salih ayrıca 14 milletvekili ile video konferans aracılığıyla bir toplantı gerçekleştirirken bu kez 15’ten fazla milletvekili toplayabileceği hususunda meydan okuyorum. Geçerli bir parlamento oturumu yapmak için yasal yeter sayı toplam 188 milletvekilinin 96’sıdır. Katılmaya hazır 105 üyemiz var. Birkaç gün içerisinde bu sayı 120’ye ulaşacak. Hükümete güven verilmesi konusunda iyimseriz.
Ancak Temsilciler Başkan Yardımcıları Fevzi en-Numeyri ve Hamid Huma, 5+5 Ortak Askeri Komite tarafından seçilen bir şehirde toplantı düzenleme çağrısında bulundular. Siyasi Forum sonuçlarına göre milletvekillerinin, ‘yeter sayı tamamlandıktan sonra Sabratha’da bir araya gelmeleri halinde’ parlamento liderliğini Fizan’a devretmeye hazırlık olarak Salih’i görevinden almaları bekleniyor.

Büyükelçiliklerin dönüşü ve Sisi’nin konuşması
Diğer yandan Libya otoritesinin ilanından bu yana köprünün altından çok sular aktı. Bunlardan bazıları, Irak ve Mısır gibi bazı ülkelerin başkent Trablus’taki büyükelçiliklerini yeniden açma eğilimiyle temsil ediliyor. Bu durum, ülkenin bir istikrar aşamasına girdiğini gösteriyor. Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri geçen hafta Kahire’deki Arap Birliği olağanüstü bakanlar toplantısının oturum aralarında, UMH’ye bağlı Libyalı mevkidaşı Muhammed Tahir Seyyale ile görüştü. Şukri, yaptığı açıklamada, ülkesinin yakın zaman Trablus’taki büyükelçiliğini açmasının, ‘iki ülke arasındaki ikili iş birliği mekanizmalarının harekete geçirilmesine ve ilişkilerin ilerletilmesine’ katkıda bulunacağını vurguladı. Irak Dışişleri Bakanlığı da Irak’ın Trablus’taki büyükelçiliğinin yeniden açılabileceğini bildirdi. Bu bağlamda Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Seyyale ile söz konusu mesele hakkında görüşmede bulundu.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi olumlu atmosferi güçlendirmek için Menfi ve Debibe ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Sisi, iki Libyalı yetkiliyi, Başkanlık Konseyi ve hükümetin başkanlığını üstlendiklerinden dolayı tebrik etti. Mısır’ın ekonomik, güvenlik ve askeri düzeylerde Libya’nın çıkarlarına yönelik desteğini sürdüreceğini belirten Sisi “Yeni Libya liderliğinin seçilmesi, ‘tüm Libya devlet kurumlarının uyum içinde çalıştığı ve ulusal çıkarları her türlü düşüncenin üstünde tutarak, Libya bölünmesini sona erdirme arayışında olduğu’ yeni bir dönemin başlangıcına işaret ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

Güvenlik Konseyi
Uluslararası Kriz Grubu, Libya konusunda şu ana kadar ulaşılan durumların ‘kırılgan kazanımlar’ olduğunu belirtti. Grup, ‘ülkeyi seçimlere hazırlamak, devlet kurumlarını birleştirmek, siyasi ve askeri bölünmeye son vermek’ dışında hiçbir şey başarılamadığını vurguladı. ‘Paralı askerlerin ve yabancı savaşçıların ülkelerine sınır dışı edilmesi’ meselesinin de Libyalılar açısından önemli olduğu belirtildi. Yeni değişikliklerle ilgili uluslararası ve bölgesel mücadeleye uyumlu bir hareketle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da ülkesinin, önce diğer güçlerin çekilmesi halinde Libya’dan çekilmeyi düşüneceğini açıkladı.
23 Ekim’de Libya’da imzalanan ve ‘tüm yabancı savaşçıların ve paralı askerlerin  Libya’dan ayrılması için’ ateşkes anlaşmasıyla belirlenen 90 günlük süre sona erdi. BM raporuna göre Trablus savaşı sırasında Rusya merkezli ‘Wagner’ grubuna ait binlerce ‘paralı asker’ de dahil çok sayıda yabancı savaşçı grubu Libya’ya akın etti.
BMGK, ‘ateşkes anlaşmasının tam olarak uygulanmasına saygı duyulması ve tüm yabancı güçlerin ve paralı askerlerin, daha fazla gecikme olmadan Libya’dan çekilmesi’ "çağrısında bulunuyor.



Irak, “silahsızlanma” sürecini 2027’nin ortasına erteledi

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)
TT

Irak, “silahsızlanma” sürecini 2027’nin ortasına erteledi

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)

Irak, silahlı grupların silahsızlandırılmasına yönelik planını 2027 yılının ortasına erteledi. Planın daha önce bu ayın sonunda uygulanmaya başlanması öngörülüyordu.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, dün yaptığı açıklamada, silahlı grupların unsurlarının devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören bir plan açıkladı. Zeydi planın, grupların saldırılarını durdurmaları karşılığında ABD saldırılarına maruz kalmamalarını öngören 90 günlük bir aşamayla başlayacağını belirtti.

Ancak ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Zeydi ile New York'ta gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yayımlanan açıklamada, Irak Başbakanı ile “milislerin dağıtılması ve saldırılarının durdurulması” konusunda mutabakata vardığını söyledi.

ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Tom Barrack ise Irak'ın, “Haziran 2027 sonuna kadar askeri güce sahip tek makamın devlet olması” yönünde taahhütte bulunduğunu ifade etti.


Gazzeliler, alternatifleri olmaksızın yıkılma tehlikesi bulunan çatılar altında

Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
TT

Gazzeliler, alternatifleri olmaksızın yıkılma tehlikesi bulunan çatılar altında

Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)

Gazze'deki yetkililer, bölgede sakinlerin yaşadığı ve yıkılma tehlikesi bulunan bina sayısının yaklaşık 2 bin olduğunu tahmin ediyor. Buna rağmen bölge halkı ve yetkililer, kendilerini barındıkları binaların çatılarının çökmesi tehlikesine karşı koruyabilecek herhangi bir alternatif bulunmadığını kabul ediyor.

Gazze kentinde bir hafta önce “Saade” binasının çökmesinden zarar gören kişiler ve görgü tanıkları, yaklaşan kış ve yağışlarla birlikte ortaya çıkabilecek tehlikelere ilişkin “Şarku'l Avsat”a konuştu. Görgü tanıkları ve mağdurlar, yağışların, İsrail'in Gazze'ye yönelik savaşı sırasında hasar gören diğer binaların da çökmesini hızlandırabileceği uyarısında bulundu.


Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Kıbrıs Rum Kesimi  Savunma Bakanı Vasilis Palmas düzeyinde Mısır-Yunanistan-Kıbrıs görüşmeleri gerçekleştirildi. Görüşmeler, üç ülkenin yaklaşık iki hafta önce düzenlediği zirvenin ardından savunma ve askeri iş birliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, görüşmelerin Doğu Akdeniz’de daha güçlü savunma iş birliği yoluyla güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesi çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti. Uzmanlara göre Kahire, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden endişe duyan Türkiye ile köprüleri atmadan Yunanistan ve Kıbrıs’la iş birliğini geliştirmeyi, aynı zamanda diğer tarafların çatışmalarına dahil olmadan Doğu Akdeniz’deki Mısır çıkarlarını korumayı hedefliyor.

Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki ortaklık, üçlü iş birliği mekanizması üzerinden 2014 yılında başladı. Bu dönemde Kahire ile Ankara arasında siyasi anlaşmazlıklar yaşanırken Atina ve Lefkoşa’nın da Türkiye ile Doğu Akdeniz konusunda farklılıkları bulunuyordu. Ancak son yıllarda Türkiye ile Mısır ilişkilerini geliştirme yoluna gitti. İlişkilerin tamamen normalleşmesinin ardından cumhurbaşkanları karşılıklı ziyaretlerde bulundu ve iki ülke arasındaki askeri tatbikatlar yeniden başladı. Bunun yanı sıra iki ülke arasında savunma sanayisi alanındaki ortaklıklar da giderek güçlendi.

8 Eylül’de İskenderiye’nin kuzeybatısındaki El-Alameyn kentinde düzenlenen üçlü zirvenin üzerinden yaklaşık iki hafta geçmesinin ardından Sisi, salı günü Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ı kabul etti. Görüşmede Mısır Savunma Bakanı Korgeneral Eşref Salim Zahir ile Silahlı Kuvvetler Silahlanma Kurumu Başkanı Muhammed Süleyman da hazır bulundu.

cdfvgthy
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas ile görüşmesi sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Sisi, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle askeri ve savunma alanları başta olmak üzere çeşitli alanlarda geliştirilmesinin sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Yunanistan Savunma Bakanı ise ülkesinin ortak tehditlerle mücadele amacıyla Mısır’la koordinasyonu güçlendirmeye verdiği önemi dile getirdi.

Sisi aynı gün ikinci bir görüşmede Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas’ı da kabul etti. Sisi, iki ülke arasındaki mevcut stratejik ortaklığın derinleştirilmesi ve özellikle güvenlik ve askeri alanlar başta olmak üzere çeşitli alanlarda daha geniş bir çerçeveye taşınması gerektiğini belirtti.

Askeri ve stratejik uzman Tümgeneral Adil el-Umde, Cumhurbaşkanı Sisi’nin Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan savunma bakanlarıyla görüşmelerinin 2014’ten bu yana yürütülen ortaklığın maddelerinin hayata geçirilmesi ve bu ay El-Alameyn’de düzenlenen üçlü zirvenin devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

El-Umde, Mısır politikasının başarısının yalnızca Atina ve Lefkoşa ile askeri iş birliğinin ne ölçüde geliştirildiğiyle ölçülemeyeceğini belirterek Kahire’nin asıl hedefinin Doğu Akdeniz’i rekabet ve çatışma alanından çok taraflı bir denge ve iş birliği alanına dönüştürme kapasitesi olduğunu ifade etti. Mısır’ın bunu tüm taraflarla bağımsız ilişkilerini koruyarak gerçekleştirmeye çalıştığını söyleyen El-Umde, bunun “stratejik denge diplomasisi” çerçevesinde yürütüldüğünü kaydetti.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Dr. Ahmed Fuad Enver ise Doğu Akdeniz’in güvenliğinin bölgedeki tüm etkin aktörlere açık olmayı ve gerilimi artıran söylemlerin aşılması amacıyla mevcut araçların kullanılmasını gerektirdiğini belirtti.

Enver, Mısır-Yunanistan-Kıbrıs arasındaki üçlü iş birliği mekanizmasının mevcut savunma ve askeri iş birliğini güçlendirme çabalarıyla birlikte Doğu Akdeniz’de bölgesel güvenliğin sağlamlaştırılmasında temel bir eksen oluşturduğunu söyledi. Bunun, üç ülke arasında uzun süredir devam eden askeri, ekonomik ve siyasi ortaklıkların üzerine inşa edilmesine olanak sağlayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sisi de salı günü Yunanistan Savunma Bakanı ile görüşmesinde üçlü iş birliği ile Doğu Akdeniz’in istikrarı arasında bağlantı kurdu. Sisi, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki mevcut üçlü iş birliğinin Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve ortak refahın sağlanmasına yönelik başarılı bir bölgesel iş birliği modeli oluşturduğunu vurguladı.

Sisi, Kıbrıs Savunma Bakanı ile görüşmesinde de Doğu Akdeniz’in istikrarının önemine dikkat çekerek Mısır, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki üçlü iş birliğinin bölgedeki güvenlik, istikrar ve refahın pekiştirilmesi açısından merkezi bir mekanizma olduğunu belirtti. Sisi, bu mekanizmanın üç ülkenin çıkarlarına hizmet ettiğini ve ortak tehditlerle mücadeleye katkı sağladığını ifade etti.

El-Umde’ye göre Mısır’ın bu tutumu, caydırıcılık ve hazırlık kapasitesini güçlendirme ancak düşmanca bir blok oluşturmama anlayışını ortaya koyuyor. Kahire, Yunanistan ve Kıbrıs’la ortaklığını geliştirirken Türkiye ile köprüleri atmıyor ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korurken bölgedeki diğer aktörlerin çatışmalarına dahil olmuyor.

Enver ise Mısır’dan gelen açıklamaların söz konusu adımların başka tarafları hedeflemediğini ve Türkiye açısından endişe kaynağı oluşturmadığını gösterdiğini savundu. Enver’e göre Kahire, ilişkilerini ortak çıkarlar temelinde yürütmeye, arabuluculuk kanallarını açık tutmaya ve gerilimi azaltmak amacıyla karşılıklı güvence vermeye önem veriyor.

El-Umde ayrıca Mısır’ın İsrail’in bölgesel rekabeti kullanarak bazı güçleri diğer aktörlere karşı saflaştırma girişimlerinin önünü kesmede önemli bir rol oynadığını belirtti. Mısırlı uzmana göre Kahire’nin bölgedeki varlığı, istikrarı ve kutuplaşmadan kaçınmayı önceleyen dengeli bir bölgesel cephe oluşturulmasını güvence altına alıyor.

Yunanistan ile İsrail arasındaki savunma iş birliği de ağustos ayının sonunda önemli bir gelişmeye sahne olmuştu. İki ülke, 3 milyar avro (yaklaşık 3,48 milyar dolar) değerinde bir askeri anlaşmaya imza atmıştı. Anlaşma kapsamında İsrail, Yunanistan’da çok katmanlı bir hava savunma sistemi kuracak.

İsrail Savunma Bakanlığı, söz konusu anlaşmayı “İsrail ile Yunanistan arasındaki ilişkiler tarihindeki en büyük savunma ihracatı anlaşması ve İsrail tarihindeki en büyük anlaşmalardan biri” olarak nitelendirmişti.